Sure 5: Mâide/Sofra

Ayet No: 42 | Kur'an Ayet No: 711 | ٱلْمَائِدَة

Arapça Metin (Harekeli)

711|5|42|سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

Arapça Metin (Harekesiz)

711|5|42|سمعون للكذب اكلون للسحت فان جاوك فاحكم بينهم او اعرض عنهم وان تعرض عنهم فلن يضروك شيا وان حكمت فاحكم بينهم بالقسط ان الله يحب المقسطين

Latin Literal

42. Semmâûne lil kezibi ekkâlûne lis suht(suhti) fe in câuke fahkum beynehum ev a’rıd anhum, ve in tu’rıd anhum fe len yedurrûke şey’â(şey’en) ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst(kıstı) innallâhe yuhıbbul muksıtîn(muksıtîne).

Türkçe Çeviri

Kulak verenlerdir yalana; yiyenlerdir suht542; öyle ki eğer gelirlerse sana; öyle ki hükmet aralarında ya da yüz çevir onlardan; ve eğer yüz çevirirsen onlardan öyle ki asla zarar veremezler sana bir şey; ve eğer hakemlik edersen öyle ki hükmet aralarında eşitlikle; doğrusu Allah sever eşitliği gözetenleri.

Ahmed Samira Çevirisi

42 (They are) often listening/hearing to the lie/falsehood, gluttons/eating exaggeratedly to the forbidden/possession through cheatery , so if they came to you, so judge/rule between them or turn away from them, and if you turn away from them, so they will never/not harm you (in) a thing, and if you judged/ruled, so judge/rule between them with the just/equitable, that God loves/likes the just/equitable.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 semmaune kulak verenlerdir سَمَّاعُونَ سمع
2 lilkezibi yalana لِلْكَذِبِ كذب
3 ekkalune yiyenlerdir أَكَّالُونَ اكل
4 lissuhti suht/haksız kazanç لِلسُّحْتِ سحت
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 ca'uke gelirlerse sana جَاءُوكَ جيا
7 fehkum öyle ki hükmet فَاحْكُمْ حكم
8 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
9 ev ya da أَوْ -
10 ea'rid yüz çevir أَعْرِضْ عرض
11 anhum onlardan عَنْهُمْ -
12 ve in ve eğer وَإِنْ -
13 tua'rid yüz çevirirsen تُعْرِضْ عرض
14 anhum onlardan عَنْهُمْ -
15 felen öyle ki asla فَلَنْ -
16 yedurruke zarar veremezler sana يَضُرُّوكَ ضرر
17 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
18 ve in ve eğer وَإِنْ -
19 hakemte hakemlik edersen حَكَمْتَ حكم
20 fehkum öyle ki hükmet فَاحْكُمْ حكم
21 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
22 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
26 l-muksitine eşitliği gözetenleri الْمُقْسِطِينَ قسط