Arapça Metin (Harekeli)
1246|9|11|فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَنُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Latin Literal
11. Fe in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn (dîni), ve nufassılul âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
Türkçe Çeviri
Öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı154; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki kardeşlerdir753 sizlere dinde*; ve detaylı açıklarız ayetleri454; bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>9:11. Eğer tevbe eder, “salâtı ikame eder<sup>1</sup> ve zekâtı yaparlarsa”<sup>1</sup>, onlar artık dinde sizinkardeşlerinizdir. Biz, âyetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.1- Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri أَتي (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Âta, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, “vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da (اتى) âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir. Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13.) Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak” demektir.9:11. So if they repented and kept up the prayers and gave/brought the charity/purification , so (they are) your brothers in the religion, and We detail/explain the verses/evidences to a nation knowing.</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fein | öyle ki eğer | فَإِنْ | - |
| 2 | tabu | tevbe ettilerse | تَابُوا | توب |
| 3 | ve ekamu | ve diktilerse/ayağa kaldırdılarsa | وَأَقَامُوا | قوم |
| 4 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 5 | ve atevu | ve verdilerse | وَاتَوُا | اتي |
| 6 | z-zekate | zekâtı | الزَّكَاةَ | زكو |
| 7 | feihvanukum | öyle ki kardeşlerdir sizlere | فَإِخْوَانُكُمْ | اخو |
| 8 | fi | فِي | - | |
| 9 | d-dini | dinde | الدِّينِ | دين |
| 10 | ve nufessilu | ve detaylı açıklarız | وَنُفَصِّلُ | فصل |
| 11 | l-ayati | ayetleri | الْايَاتِ | ايي |
| 12 | likavmin | bir kavim için | لِقَوْمٍ | قوم |
| 13 | yea'lemune | bilirler | يَعْلَمُونَ | علم |
Notlar
Not 1
*İslam'da. Sadece kutsal kitaplar, sadece Kur'an diyen dinde.