Ayet 5
4476|45|5|وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزْقٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتٌ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
4476|45|5|واختلف اليل والنهار وما انزل الله من السما من رزق فاحيا به الارض بعد موتها وتصريف الريح ايت لقوم يعقلون
5. Vahtilâfil leyli ven nehâri ve mâ enzelallâhu mines semâi min rızkın fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve tasrîfir rîyâhı âyâtun li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve hilafeti* gecenin ve gündüzün; ve indirdiği Allah'ın gökten180 bir rızıktan; öyle ki hayat vermesi onunla** yere ölümü sonra onun***; ve estirmesi rüzgârları; bir ayettir287 akleder562 bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 5 And (the) difference (of) the night and the daytime, and what God descended from the sky/space from (a) provision , so He revived with it the Earth/land after its death/lifelessness, and diverting/pushing the winds/breezes (are) evidences/signs to a nation reasoning/comprehending .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vehtilafi | ve hilafeti | وَاخْتِلَافِ | خلف |
| 2 | l-leyli | gecenin | اللَّيْلِ | ليل |
| 3 | ve nnehari | ve gündüzün | وَالنَّهَارِ | نهر |
| 4 | ve ma | ve | وَمَا | - |
| 5 | enzele | indirdiği | أَنْزَلَ | نزل |
| 6 | llahu | Allah'ın | اللَّهُ | - |
| 7 | mine | مِنَ | - | |
| 8 | s-semai | gökten | السَّمَاءِ | سمو |
| 9 | min | مِنْ | - | |
| 10 | rizkin | bir rızıktan | رِزْقٍ | رزق |
| 11 | fe ehya | öyle ki hayat vermesi | فَأَحْيَا | حيي |
| 12 | bihi | onunla | بِهِ | - |
| 13 | l-erde | yeri | الْأَرْضَ | ارض |
| 14 | bea'de | sonra | بَعْدَ | بعد |
| 15 | mevtiha | ölümü onun | مَوْتِهَا | موت |
| 16 | ve tesrifi | ve estirmesi | وَتَصْرِيفِ | صرف |
| 17 | r-riyahi | rüzgarları | الرِّيَاحِ | روح |
| 18 | ayatun | bir ayettir | ايَاتٌ | ايي |
| 19 | likavmin | bir kavme/topluma | لِقَوْمٍ | قوم |
| 20 | yea'kilune | aklederler | يَعْقِلُونَ | عقل |
Notlar
Not 1: *Ardışık birbiri arkasına gelişleri; birbirlerine halef selef oluşları.**Rızıkla.***Yerin.
Ayet 20
4491|45|20|هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
4491|45|20|هذا بصير للناس وهدي ورحمه لقوم يوقنون
20. Hâzâ basâiru lin nâsi ve huden ve rahmetun li kavmin yûkınûn(yûkınûne).
Bu (Kur'ân); aklî algılamalardır insanlar için; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271; bir kavim/toplum için; kesinleşirler/emin olurlar.
Ahmed Samira: 20 That (is) mental perceptions/evidences to the people, and guidance, and mercy to a nation being sure/certain.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | haza | bu (Kur'an) | هَٰذَا | - |
| 2 | besairu | aklî algılamalardır | بَصَائِرُ | بصر |
| 3 | linnasi | insanlar için | لِلنَّاسِ | نوس |
| 4 | ve huden | ve bir doğru yola kılavuz | وَهُدًى | هدي |
| 5 | ve rahmetun | ve bir rahmet | وَرَحْمَةٌ | رحم |
| 6 | likavmin | bir kavim/toplum için | لِقَوْمٍ | قوم |
| 7 | yukinune | kesinleşirler/emin olurlar | يُوقِنُونَ | يقن |
Notlar
Not: (بَصَٰٓئِرُ) besairu kelimesi (بصر) bir şeyin iç yüzünü anlama (insight), iyice anlama-içine işleme (penetration), muhakeme yeteneği-ayırma yetisi (discernment), anlama-kavrama (understanding), aklî algılama (mental perception), aklî görüş (mental vision) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 75 (of 1303)‘besairu’ kelimesi isim olarak gelmiş ve çoğuldur. Bu kelimenin anlamı düşünüldüğünde Kur'an’ın aklî algılamalar olduğu, aklî görüşler olduğu anlaşılır. Bu da bize Kur'an’ı akıl ile okumamız gerektiğinin en büyük delillerinden bir tanesini sunar. Kur'an akılla ve iyice anlaya anlaya okunmalıdır.Bak;https://kuranmucizeler.com/bu-kuran-akli-algilamalardir-insanlar-icin-ve-dogru-yola-bir-kilavuz-ve-bir-rahmet-emin-olan-bir-kavim-için