Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
29. Sûre · Ayet 63
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin

29. Ankebût Suresi

Ayet 63

Arapça Metin (Harekeli)

3401|29|63|وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Latin Literal

63. Ve le in seeltehum men nezzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda min ba’di mevtihâ le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kulil hamdu lillâh(lillâhi), bel ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

Türkçe Çeviri

Ve mutlak ki eğer sual etseydin* onlara: "Kim indirdi gökten180 bir su179; öyle ki hayat verdi onunla** yere sonrasında ölümünden?"; mutlak derler1304: "Allah"; de ki: "Hamd3 Allah'adır"; evet! Ekserisi*** onların akletmezler562.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve mutlak ki eğer وَلَئِنْ -
2 seeltehum sual etseydin onlara سَأَلْتَهُمْ سال
3 men kim مَنْ -
4 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
5 mine مِنَ -
6 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
7 maen bir suy مَاءً موه
8 fe ehya öyleki hayat verdi فَأَحْيَا حيي
9 bihi onunla بِهِ -
10 l-erde yere الْأَرْضَ ارض
11 min مِنْ -
12 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
13 mevtiha ölümünden مَوْتِهَا موت
14 leyekulunne mutlak derler لَيَقُولُنَّ قول
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 kuli de ki قُلِ قول
17 l-hamdu hanmd الْحَمْدُ حمد
18 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
19 bel evet بَلْ -
20 ekseruhum ekserisi onların أَكْثَرُهُمْ كثر
21 la لَا -
22 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1

*Sorsaydın.

**Suyla.

***Çoğunluğu.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Hamd

Kavram 3

Kısa Açıklama:

3En yüce övgü/methetme.

Detaylı Açıklama:

Hamd kelimesinin kökü (حمد) ‘hmd’ olup övmek, methetmek (to praise) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 238 (of 1303)En yüce övgünün/methetmenin Yüce Allah’a ait olduğunu anlarız. İnsanların ağızlarıyla neredeyse her yerde ‘Hamd olsun Allah’a’ dediklerini görmekteyiz. Ağızla bu sözü söylemenin hiçbir kıymeti yoktur. Önemli olan bu sözün gerçek anlamına tanık olmak ve tecelli edenleri kalpten hissetmektir. Bir şeyi övmek için öncelikle övülen şeyin gerçekten o övgüye veya övgülere layık olup olmadığı tam olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle övgüyü yapacak kimse övgüde bulunacağı konuda kendisini geliştirmelidir ki gerçek anlamda övgü yapabilsin. Örneğin okuma yazma bilmeyen bir kimse genel görelilik teorisini geliştiren Albert Einstein’ı gerçek anlamda övebilir mi? Mümkün değil. Okuma yazma bilen ancak fizikten anlamayan bir kimse Albert Einstein’ı nasıl över? Diliyle bir şeyler söyler ancak kalbinde hissettiği yavandır. Güçlü bir duygu değildir. Sadece gerçek anlamda fizikçi olan bir kimse Albert Einstein’ı tam olarak övebilir. Albert Einstein’ın yaptıklarının anlamlarını tüm kalbiyle hisseder. Albert Einstein’a olan saygısı derinleşir. Rabbimiz ki evreni/evrenleri yarattı ve muhteşem bir düzen kurdu. Onu övebilmemiz için onun eserlerini iyi anlamamız gereklidir. Evren denilen kitabı ve Kur’an’ı iyi okumak durumundayız. Evreni ve Kur’an’ı anlamaya başladığımızda Rabbimize olan saygımız, haşyetimiz kat ve kat artacaktır.En yüce övgüye sahip bir varlığı O’nun astından hiçbir şey hakkıyla, tam olarak övemez, takdir edemez. Ancak sadece kendisi hak ettiği bu övgüyü takdir edebilir, kuşatabilir. Bize düşen görev gücümüzün yettiği ölçüde evren kitabını ve Kur’an’ı anlayarak okumaktır.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim

Ankebût Suresi - Ayet 63

Sure 29 Ayet 63 - Ankebût/Örümcek

Sure 29: Ankebût/Örümcek

Ayet No: 63 | Kur'an Ayet No: 3401 | ٱلْعَنْكَبُوت

Arapça Metin (Harekeli)

3401|29|63|وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Latin Literal

63. Ve le in seeltehum men nezzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda min ba’di mevtihâ le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kulil hamdu lillâh(lillâhi), bel ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

Türkçe Çeviri

Ve mutlak ki eğer sual etseydin* onlara: "Kim indirdi gökten180 bir su179; öyle ki hayat verdi onunla** yere sonrasında ölümünden?"; mutlak derler1304: "Allah"; de ki: "Hamd3 Allah'adır"; evet! Ekserisi*** onların akletmezler562.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve mutlak ki eğer وَلَئِنْ -
2 seeltehum sual etseydin onlara سَأَلْتَهُمْ سال
3 men kim مَنْ -
4 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
5 mine مِنَ -
6 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
7 maen bir suy مَاءً موه
8 fe ehya öyleki hayat verdi فَأَحْيَا حيي
9 bihi onunla بِهِ -
10 l-erde yere الْأَرْضَ ارض
11 min مِنْ -
12 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
13 mevtiha ölümünden مَوْتِهَا موت
14 leyekulunne mutlak derler لَيَقُولُنَّ قول
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 kuli de ki قُلِ قول
17 l-hamdu hanmd الْحَمْدُ حمد
18 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
19 bel evet بَلْ -
20 ekseruhum ekserisi onların أَكْثَرُهُمْ كثر
21 la لَا -
22 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1

*Sorsaydın.

**Suyla.

***Çoğunluğu.

Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kavram 3:

Hamd


Kısa Açıklama: 3 En yüce övgü/methetme.
Detaylı Açıklama: Hamd kelimesinin kökü (حمد) ‘hmd’ olup övmek, methetmek (to praise) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 238 (of 1303)En yüce övgünün/methetmenin Yüce Allah’a ait olduğunu anlarız. İnsanların ağızlarıyla neredeyse her yerde ‘Hamd olsun Allah’a’ dediklerini görmekteyiz. Ağızla bu sözü söylemenin hiçbir kıymeti yoktur. Önemli olan bu sözün gerçek anlamına tanık olmak ve tecelli edenleri kalpten hissetmektir. Bir şeyi övmek için öncelikle övülen şeyin gerçekten o övgüye veya övgülere layık olup olmadığı tam olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle övgüyü yapacak kimse övgüde bulunacağı konuda kendisini geliştirmelidir ki gerçek anlamda övgü yapabilsin. Örneğin okuma yazma bilmeyen bir kimse genel görelilik teorisini geliştiren Albert Einstein’ı gerçek anlamda övebilir mi? Mümkün değil. Okuma yazma bilen ancak fizikten anlamayan bir kimse Albert Einstein’ı nasıl över? Diliyle bir şeyler söyler ancak kalbinde hissettiği yavandır. Güçlü bir duygu değildir. Sadece gerçek anlamda fizikçi olan bir kimse Albert Einstein’ı tam olarak övebilir. Albert Einstein’ın yaptıklarının anlamlarını tüm kalbiyle hisseder. Albert Einstein’a olan saygısı derinleşir. Rabbimiz ki evreni/evrenleri yarattı ve muhteşem bir düzen kurdu. Onu övebilmemiz için onun eserlerini iyi anlamamız gereklidir. Evren denilen kitabı ve Kur’an’ı iyi okumak durumundayız. Evreni ve Kur’an’ı anlamaya başladığımızda Rabbimize olan saygımız, haşyetimiz kat ve kat artacaktır.En yüce övgüye sahip bir varlığı O’nun astından hiçbir şey hakkıyla, tam olarak övemez, takdir edemez. Ancak sadece kendisi hak ettiği bu övgüyü takdir edebilir, kuşatabilir. Bize düşen görev gücümüzün yettiği ölçüde evren kitabını ve Kur’an’ı anlayarak okumaktır.
Kavram 179:

Gökten inen su


Kısa Açıklama: 179 Evrenimizdeki ilk su molekülleri (H 2 O) Tarık (Nötron) yıldızlarını oluşturan Süpernova patlamalarında yaratıldı. Dünya gezegeninin ilk oluşum evresi olan Hadean döneminde yeryüzünde su yoktu. Bol miktarda donmuş su içeren Jüpiter bölgesi asteroidlerinin yeryüzüne çarpmasıyla Dünya gezegenimiz suya kavuştu. Dünyamızın suyu gökten yani uzaydan inmiştir. Rabbimiz ayrıca bu suyu yağmurlarla yine gökten yere indirmektedir.
Kavram 180:

gök; göğü


Kısa Açıklama: 180 Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır. 
Kavram 562:

Akletmek.


Kısa Açıklama: 562 İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak. Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek.
Kavram 1304:

Sahte müminlerin özellikleri.


Kısa Açıklama: 1304 Sahte müminler gökleri ve yeri Allah'ın yarattığına iman ederler; Güneş'i ve Ay'ı Allah'ın boyun eğdirdiğine iman ederler; gökten bir su indirerek yeryüzüne ölümünden sonra hayat verenin Allah olduğuna iman ederler. İmanlılardır; ancak ki batılla imanlılardır. İmanları gerçek değildir. Allah'a sözde iman ederler. Allah'a sözde mümindirler. Kur'an'ı ellerinde tutarlar ancak terk etmiş şekilde tutarlar. Sözde Kur'an'a iman ederler ancak uygulamalarda tam tersidir. Hadisler ve uyduruk söylentilerle bina edilen mezheplere tabi olurlar. Bir ifk yani organize bir yalanın içindedirler. Asla akletmezler. Böylece üzerlerine pislik yağdırılır. Sonları da cehennemin kuşatması olur.