Nisâ Suresi - Ayet 164
Türkçe Meal: Ve resûller 418 (ki) muhakkak kıssalaştırdık 430 onları sana önceden; ve resûller (ki) asla kıssalaştırmadık 430 sana; ve kelam 531 etti Allah Mûsâ'ya bir kelam (-la).
Arama Operatörleri:
Ayet 164
Ve resûller418 (ki) muhakkak kıssalaştırdık430 onları sana önceden; ve resûller (ki) asla kıssalaştırmadık430 sana; ve kelam531 etti Allah Mûsâ'ya bir kelam (-la).
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve rusulen | ve resûller | وَرُسُلًا | رسل |
| 2 | kad | muhakkak | قَدْ | - |
| 3 | kasasnahum | kıssalaştırdık onları | قَصَصْنَاهُمْ | قصص |
| 4 | aleyke | sana | عَلَيْكَ | - |
| 5 | min | مِنْ | - | |
| 6 | kablu | önceden | قَبْلُ | قبل |
| 7 | ve rusulen | ve resûller | وَرُسُلًا | رسل |
| 8 | lem | asla | لَمْ | - |
| 9 | neksushum | kıssalaştırmadık onları | نَقْصُصْهُمْ | قصص |
| 10 | aleyke | sana | عَلَيْكَ | - |
| 11 | ve kelleme | ve kelam etti | وَكَلَّمَ | كلم |
| 12 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 13 | musa | Musa'ya | مُوسَىٰ | - |
| 14 | teklimen | bir kelam | تَكْلِيمًا | كلم |
Ayet 51
Ve olmuş değildir bir beşere ki kelam531 eder ona Allah; dışındadır bir vahiy603 ya da bir perde arkasından ya da gönderir (Allah) bir resûl*; öyle ki vahy eder (resûl) O’nun (Allah’ın) izniyle dilediğini ( Allah’ın); doğrusu O (Allah) Aliyy’dir373; Hakîm’dir9.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değildir | وَمَا | - |
| 2 | kane | olmuş | كَانَ | كون |
| 3 | libeşerin | bir beşere | لِبَشَرٍ | بشر |
| 4 | en | ki | أَنْ | - |
| 5 | yukellimehu | kelam eder ona | يُكَلِّمَهُ | كلم |
| 6 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 7 | illa | dışındadır | إِلَّا | - |
| 8 | vehyen | bir vahiy | وَحْيًا | وحي |
| 9 | ev | ya da | أَوْ | - |
| 10 | min | مِنْ | - | |
| 11 | vera'i | arkasından | وَرَاءِ | وري |
| 12 | hicabin | bir perde | حِجَابٍ | حجب |
| 13 | ev | ya da | أَوْ | - |
| 14 | yursile | gönderir | يُرْسِلَ | رسل |
| 15 | rasulen | bir resûl | رَسُولًا | رسل |
| 16 | feyuhiye | öyle ki vahyeder (elçi) | فَيُوحِيَ | وحي |
| 17 | biiznihi | izniyle O’nun | بِإِذْنِهِ | اذن |
| 18 | ma | مَا | - | |
| 19 | yeşa'u | dilediğini (Allah’ın) | يَشَاءُ | شيا |
| 20 | innehu | doğrusu O (Allah) | إِنَّهُ | - |
| 21 | aliyyun | Aliyy’dir | عَلِيٌّ | علو |
| 22 | hakimun | Hakîm’dir | حَكِيمٌ | حكم |
Cibrîl benzeri şerefli resûller/elçiler.
Yüce Allah'ın bir beşere kelam etmesi nasıl olur?
Kavram Adı:
Yüce Allah'ın bir beşere kelam etmesi nasıl olur?
Kavram No: 531
Kısa Açıklama: 531 42:51 ayetinde Yüce Allah bir beşere doğrudan kelam etmesinin asla olmayacağını bildirmiştir. Kelam 3 yöntemle olur. Kişiye doğrudan vahiyle; Mûsâ'nın annesine yapılan vahiy.Bir perde arkasından; ağaç yada ateş gibi ara bir madde/perde arkasından. Mûsâ'nın Tur dağında ateş üzerinden vahiy alması. Muhammed'in ise ağaç üzerinden vahiy alması. Şerefli bir elçi göndererek; evrenimizin bir üst boyutundan bulunan Cibrîl, Rakim yoldaşları gibi varlıklar Yüce Allah'ın vahyini beşere yine O'nun izniyle vahy ederler.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 2
Türkçe Meal: Ve resûller 418 (ki) muhakkak kıssalaştırdık 430 onları sana önceden; ve resûller (ki) asla kıssalaştırmadık 430 sana; ve kelam 531 etti Allah Mûsâ'ya bir kelam (-la).
Türkçe Meal: Ve olmuş değildir bir beşere ki kelam 531 eder ona Allah; dışındadır bir vahiy 603 ya da bir perde arkasından ya da gönderir (Allah) bir resûl *; öyle ki vahy eder (resûl) O’nun (Allah’ın) izniyle dilediğini ( Allah’ın); doğrusu O (Allah) Aliyy’dir 373 ; Hakîm’dir 9 .