Arapça Metin (Harekeli)
2822|24|33|وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Arapça Metin (Harekesiz)
2822|24|33|وليستعفف الذين لا يجدون نكاحا حتي يغنيهم الله من فضله والذين يبتغون الكتب مما ملكت ايمنكم فكاتبوهم ان علمتم فيهم خيرا واتوهم من مال الله الذي اتيكم ولا تكرهوا فتيتكم علي البغا ان اردن تحصنا لتبتغوا عرض الحيوه الدنيا ومن يكرههن فان الله من بعد اكرههن غفور رحيم
Latin Literal
33. Velyesta’fifillezîne lâ yecidûne nikâhan hattâ yugniyehumullâhu min fadlih(fadlihi), vellezîne yebtegûnel kitâbe mimmâ meleket eymânukum fe kâtibûhum in alimtum fîhim hayren, ve âtûhum min mâlillâhillezî âtâkum, ve lâ tukrihû feteyâtikum alel bigâi in eradne tehassunen li tebtegû aradal hayâtid dunyâ ve men yukrıhhunne fe innellâhe min ba’di ikrâhihinne gafûrun rahîm(rahîmun).
Türkçe Çeviri
Ve geri dursun* kimseler (ki) bulamazlar bir nikâh ta ki ganiyleştirir** onları Allah kendi fazlından202 ve kimseler (ki) bakınırlar kitaba/yazıta1197 malik olduğundan sağ ellerinizin77; öyle ki kitaplaştırın/yazıtlaştırın1197 onlara*** eğer bildiyseniz**** onlarda bir hayır*****; ve verin onlara*** Allah'ın malından1198 ki verendir sizlere; ve kerhenleştirmeyin697****** feteyâtınızı1199 biğâʾiye1200 -eğer******* arzu ettilerse muhsanât492 olmayı- bakınmanız******** için dünya hayatının arzına/sunumuna; ve kim kerhenleştirir697 onları******** öyle ki doğrusu Allah sonrasında (bu) erhenleştirme bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira Çevirisi
33 And those who do not find marriage should refrain/be chaste until God enriches/suffices them from His grace/favour/blessing, and those who ask/wish/desire the destiny/fate/term (marriage) from what your rights owned/possessed, so write with them (marry them), if you knew goodness in them, and give/bring them from God’s property/possession/wealth which He gave you, and do not compel/force your young women/(F) youths on (to) the prostitution, if they (F) wanted/intended chastity, to desire the life the present’s/worldly life’s vanities/non-essentials, and who compels/forces them (F), so then God (is) from after their having been compelled/forced, forgiving, merciful.
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
velyestea'fifi |
ve geri dursun |
وَلْيَسْتَعْفِفِ |
عفف |
| 2 |
ellezine |
kimseler |
الَّذِينَ |
- |
| 3 |
la |
|
لَا |
- |
| 4 |
yecidune |
bulamazlar |
يَجِدُونَ |
وجد |
| 5 |
nikahen |
bir nikâh |
نِكَاحًا |
نكح |
| 6 |
hatta |
ta ki |
حَتَّىٰ |
- |
| 7 |
yugniyehumu |
geniyleştirir onları |
يُغْنِيَهُمُ |
غني |
| 8 |
llahu |
Allah |
اللَّهُ |
- |
| 9 |
min |
|
مِنْ |
- |
| 10 |
fedlihi |
kendi fazlından |
فَضْلِهِ |
فضل |
| 11 |
vellezine |
ve kimseler |
وَالَّذِينَ |
- |
| 12 |
yebtegune |
bakınırlar |
يَبْتَغُونَ |
بغي |
| 13 |
l-kitabe |
kitaba/yazıta |
الْكِتَابَ |
كتب |
| 14 |
mimma |
|
مِمَّا |
- |
| 15 |
meleket |
malik olduğundan |
مَلَكَتْ |
ملك |
| 16 |
eymanukum |
sağ ellerinizin |
أَيْمَانُكُمْ |
يمن |
| 17 |
fekatibuhum |
öyle ki kitaplaştırın/yazıtlaştırın onlara |
فَكَاتِبُوهُمْ |
كتب |
| 18 |
in |
eğer |
إِنْ |
- |
| 19 |
alimtum |
bildiyseniz |
عَلِمْتُمْ |
علم |
| 20 |
fihim |
onlarda |
فِيهِمْ |
- |
| 21 |
hayran |
bir hayır |
خَيْرًا |
خير |
| 22 |
ve atuhum |
ve verin onlara |
وَاتُوهُمْ |
اتي |
| 23 |
min |
|
مِنْ |
- |
| 24 |
mali |
malından |
مَالِ |
مول |
| 25 |
llahi |
Allah'ın |
اللَّهِ |
- |
| 26 |
llezi |
ki |
الَّذِي |
- |
| 27 |
atakum |
verendir sizlere |
اتَاكُمْ |
اتي |
| 28 |
ve la |
ve |
وَلَا |
- |
| 29 |
tukrihu |
kerhenleştirmeyin |
تُكْرِهُوا |
كره |
| 30 |
feteyatikum |
fetayâtınızı |
فَتَيَاتِكُمْ |
فتي |
| 31 |
ala |
karşı |
عَلَى |
- |
| 32 |
l-biga'i |
bakınmaya |
الْبِغَاءِ |
بغي |
| 33 |
in |
eğer |
إِنْ |
- |
| 34 |
eradne |
arzu ederlerse |
أَرَدْنَ |
رود |
| 35 |
tehassunen |
muhsanât olmaya |
تَحَصُّنًا |
حصن |
| 36 |
litebtegu |
bakınmak için |
لِتَبْتَغُوا |
بغي |
| 37 |
arade |
arzını/sunumu |
عَرَضَ |
عرض |
| 38 |
hayatı |
hayatının |
الْحَيَاةِ |
حيي |
| 39 |
d-dunya |
dünya |
الدُّنْيَا |
دنو |
| 40 |
ve men |
ve kim |
وَمَنْ |
- |
| 41 |
yukrihhunne |
kerhenleştirir onları |
يُكْرِهْهُنَّ |
كره |
| 42 |
feinne |
öyle ki doğrusu |
فَإِنَّ |
- |
| 43 |
llahe |
Allah |
اللَّهَ |
- |
| 44 |
min |
|
مِنْ |
- |
| 45 |
bea'di |
sonrasında |
بَعْدِ |
بعد |
| 46 |
ikrahihinne |
(bu) kerhenleştirme |
إِكْرَاهِهِنَّ |
كره |
| 47 |
gafurun |
bir Gafûr’dur |
غَفُورٌ |
غفر |
| 48 |
rahimun |
bir Rahîm’dir |
رَحِيمٌ |
رحم |
Notlar
Not 1
*Kendilerini tutsunlar; nikâh olmadan nikâhlı gibi bir hayat yaşamasınlar. **Zenginleştirir, yeterli kılar.***Sağ elin sahip olduklarına. ****Bilmek eylemi. Kesin kanıtlarla bunu belgelemek gerekir. *****Herkesle değil. Bir hayır bilinirse. Sonucun iyi olmasının ibarelerinin tespit edilmesi.******Genç köle kızları kadın cinsel ticaretine (hem sahip olduğu kimse için hem de başka kimseler için) zorlamak. Köle kızları cinsel ticaret amaçlı geçici kiralamak. Anlarız ki o dönemde böyle bir uygulama varmış. Köle kızlar cinsel ticaret amaçlı kiralanıyormuş. *******Muhsanât olmayı arzu etmeyen genç köle kızlara da asla zorlama yapılamaz. Zorlama asla yoktur. Peki zorlama yoksa, karşılıklı rıza varsa ne olacak? Şerefli Kur'ân'da nikâhsız cinsel ilişki yasaktır. Furûçlar korunacaktır. Genç köle kızlar da kimseler oldukları için ayetin başındaki emre uyacaktır yani genç köle kızlar da bir nikâh bekleyecektir. Nikâh imkanları yoksa geri durma emrine uyarlar. Ayetin başındaki vurgu ayetteki tüm kimseleri kapsamaktadır.********Geçici zevk almaya, kazanç sağlamaya.*********Feteyâtı.