Bakara Suresi - Ayet 65
Türkçe Meal: Ve ant olsun bildiniz sınırı aşmış kimseleri sizlerden sebtte 272 ; öyle ki dedik onlara: “Olun maymunlar 273 ; dışlanan/reddedilen * .”
Arama Operatörleri:
Ayet 65
Ve ant olsun bildiniz sınırı aşmış kimseleri sizlerden sebtte272; öyle ki dedik onlara: “Olun maymunlar273; dışlanan/reddedilen*.”
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | velekad | ve ant olsun | وَلَقَدْ | - |
| 2 | alimtumu | bildiniz | عَلِمْتُمُ | علم |
| 3 | ellezine | kimseleri | الَّذِينَ | - |
| 4 | a'tedev | sınırı aştılar | اعْتَدَوْا | عدو |
| 5 | minkum | sizlerden | مِنْكُمْ | - |
| 6 | fi | فِي | - | |
| 7 | s-sebti | sebtte/dinlenmede | السَّبْتِ | سبت |
| 8 | fekulna | öyle ki dedik | فَقُلْنَا | قول |
| 9 | lehum | onlara | لَهُمْ | - |
| 10 | kunu | olun | كُونُوا | كون |
| 11 | kiradeten | maymunlar | قِرَدَةً | قرد |
| 12 | hasiine | dışlanmış/reddedilmiş | خَاسِئِينَ | خسا |
*Dışlanan, reddedilen maymunlara işaret de anlamlıdır. Maymunlar topluluk halinde yaşarlar. Hiyerarşi söz konusudur. Bazı maymunlar lider tarafından topluluktan kovulur. Bu reddedilen maymunlarda stres, huzursuzluk çok daha yüksektir. Bir türlü huzur bulamazlar.
Ayet 47
Ey kitap verilmiş kimseler135! İman47 edin indirdiğimize*; bir musaddıktır140 yanınızdakine; önceden ki sileriz yüzleri öyle ki döndürürüz onu arkası üzerine506; ya da lanetleriz280 onları lanetlediğimiz273** gibi sebt/şabat272 yoldaşlarını; ve oldu emri Allah'ın faaliyete geçen.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya eyyuha | ey | يَا أَيُّهَا | - |
| 2 | ellezine | kimseler | الَّذِينَ | - |
| 3 | utu | verildiler | أُوتُوا | اتي |
| 4 | l-kitabe | kitap | الْكِتَابَ | كتب |
| 5 | aminu | iman edin | امِنُوا | امن |
| 6 | bima | بِمَا | - | |
| 7 | nezzelna | indirdiğimize (Kur’an’a) | نَزَّلْنَا | نزل |
| 8 | musaddikan | bir musaddıktır | مُصَدِّقًا | صدق |
| 9 | lima | لِمَا | - | |
| 10 | meakum | yanınızdakine sizlerin | مَعَكُمْ | - |
| 11 | min | مِنْ | - | |
| 12 | kabli | önceden | قَبْلِ | قبل |
| 13 | en | ki | أَنْ | - |
| 14 | netmise | sileriz | نَطْمِسَ | طمس |
| 15 | vucuhen | yüzleri | وُجُوهًا | وجه |
| 16 | fe neruddeha | öyle ki döndürürüz onu | فَنَرُدَّهَا | ردد |
| 17 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 18 | edbariha | arkası | أَدْبَارِهَا | دبر |
| 19 | ev | ya da | أَوْ | - |
| 20 | nel'anehum | lanetleriz onları | نَلْعَنَهُمْ | لعن |
| 21 | kema | gibi | كَمَا | - |
| 22 | leanna | lanetlediğimiz | لَعَنَّا | لعن |
| 23 | eshabe | yoldaşları | أَصْحَابَ | صحب |
| 24 | s-sebti | sebt/şabat | السَّبْتِ | سبت |
| 25 | ve kane | ve oldu | وَكَانَ | كون |
| 26 | emru | emri | أَمْرُ | امر |
| 27 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 28 | mef'ulen | faaliyete geçen | مَفْعُولًا | فعل |
*Kur'ân'a.**Maymunlaşma.
Ayet 163
Ve sor* onlara kentten; öyle ki olmuştu (o) denize sunuşlu**; taşıyorlardı/sınırı aşıyorlardı o zaman (onlar) sebte272; geliyordu o zaman balıkları onların sebt272 günü belirginleşenler*** (olarak); ve sebt272 olmayan gün gelmiyorlardı; işte böyledir; belalandırıyorduk256 onları fâsıklık38 eder olduklarıyla.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | veselhum | ve sor onlara | وَاسْأَلْهُمْ | سال |
| 2 | ani | عَنِ | - | |
| 3 | l-karyeti | kentten | الْقَرْيَةِ | قري |
| 4 | lleti | öyle ki | الَّتِي | - |
| 5 | kanet | oldu | كَانَتْ | كون |
| 6 | hadirate | sunuşlu | حَاضِرَةَ | حضر |
| 7 | l-behri | denize | الْبَحْرِ | بحر |
| 8 | iz | zaman | إِذْ | - |
| 9 | yea'dune | taştılar | يَعْدُونَ | عدو |
| 10 | fi | فِي | - | |
| 11 | s-sebti | sebte | السَّبْتِ | سبت |
| 12 | iz | o zaman | إِذْ | - |
| 13 | te'tihim | geliyordu | تَأْتِيهِمْ | اتي |
| 14 | hitanuhum | balıkları onların | حِيتَانُهُمْ | حوت |
| 15 | yevme | günü | يَوْمَ | يوم |
| 16 | sebtihim | sebt | سَبْتِهِمْ | سبت |
| 17 | şurraan | belirginleşenler (olarak) | شُرَّعًا | شرع |
| 18 | ve yevme | ve gün | وَيَوْمَ | يوم |
| 19 | la | olmayan | لَا | - |
| 20 | yesbitune | sebt | يَسْبِتُونَ | سبت |
| 21 | la | لَا | - | |
| 22 | te'tihim | gelmiyorlardı | تَأْتِيهِمْ | اتي |
| 23 | kezalike | işte böyledir | كَذَٰلِكَ | - |
| 24 | nebluhum | belalandıyorduk | نَبْلُوهُمْ | بلو |
| 25 | bima | بِمَا | - | |
| 26 | kanu | olduklarıyla | كَانُوا | كون |
| 27 | yefsukune | fasıklık eder | يَفْسُقُونَ | فسق |
*Resûl Muhammed.**Deniz kenarında.***Görünürler.
Ayet 124
Ancak ki yaptı* sebti272 kimseler üzerine; (ki) ihtilafa düştüler onda**; ve doğrusu (senin) Rabbin4 mutlak hükmeder aralarında kıyamet günü148 kendisinde*** ihtilafa düşer olduklarında.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innema | ancak ki | إِنَّمَا | - |
| 2 | cuile | yaptı | جُعِلَ | جعل |
| 3 | s-sebtu | sebti | السَّبْتُ | سبت |
| 4 | ala | üzerine | عَلَى | - |
| 5 | ellezine | kimseler | الَّذِينَ | - |
| 6 | htelefu | ihtilafa düştüler | اخْتَلَفُوا | خلف |
| 7 | fihi | onda | فِيهِ | - |
| 8 | ve inne | ve doğrusu | وَإِنَّ | - |
| 9 | rabbeke | (senin) Rabbin | رَبَّكَ | ربب |
| 10 | leyehkumu | mutlaka hükmeder | لَيَحْكُمُ | حكم |
| 11 | beynehum | aralarında | بَيْنَهُمْ | بين |
| 12 | yevme | günü | يَوْمَ | يوم |
| 13 | l-kiyameti | kıyamet | الْقِيَامَةِ | قوم |
| 14 | fima | فِيمَا | - | |
| 15 | kanu | olduklarında | كَانُوا | كون |
| 16 | fihi | kendisinde | فِيهِ | - |
| 17 | yehtelifune | ihtilafa düşerler | يَخْتَلِفُونَ | خلف |
*Allah.**Sebt konusunda sınır aşanlar oldu. ***İhtilafa düştükleri konularda.
Sebt
Kavram Adı:
Sebt
Kavram No: 272
Kısa Açıklama: 272 Sebt/Şabat/Şabbat; Yahudilere dinden bir şeriat olan, onlara özel emredilen bir uygulama. Haftanın bir gününde iş bırakılacak ve o gün Tevrat dersleri yapılacaktır. Günümüz Yahudileri bu günü Cumartesi olarak uygulamaktadırlar. Yüce Allah'ın sebt emri yine şirke kurban gitmiş ve Yahudiler sınırı aşmıştır. Günümüzde Cumartesi günleri elektrik düğmesine bile basmadan tüm günü hiç bir iş yapmadan geçirmektedirler.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 4
Türkçe Meal: Ve ant olsun bildiniz sınırı aşmış kimseleri sizlerden sebtte 272 ; öyle ki dedik onlara: “Olun maymunlar 273 ; dışlanan/reddedilen * .”
Türkçe Meal: Ey kitap verilmiş kimseler 135 ! İman 47 edin indirdiğimize * ; bir musaddıktır 140 yanınızdakine; önceden ki sileriz yüzleri öyle ki döndürürüz onu arkası üzerine 506 ; ya da lanetleriz 280 onları lanetlediğimiz 273 ** gibi sebt/şabat 272 yoldaşlarını; ve oldu emri Allah'ın faaliyete geçen.
Türkçe Meal: Ve sor * onlara kentten; öyle ki olmuştu (o) denize sunuşlu ** ; taşıyorlardı/sınırı aşıyorlardı o zaman (onlar) sebte 272 ; geliyordu o zaman balıkları onların sebt 272 günü belirginleşenler *** (olarak); ve sebt 272 olmayan gün gelmiyorlardı; işte böyledir; belalandırıyorduk 256 onları fâsıklık 38 eder olduklarıyla.
Türkçe Meal: Ancak ki yaptı * sebti 272 kimseler üzerine; (ki) ihtilafa düştüler onda ** ; ve doğrusu (senin) Rabbin 4 mutlak hükmeder aralarında kıyamet günü 148 kendisinde *** ihtilafa düşer olduklarında.