Âl-i İmrân Suresi - Ayet 184
Türkçe Meal: Öyle ki eğer yalanladılarsa seni; öyle ki muhakkak yalanlandı resûller 418 senden önce (ki) geldiler beyanatlarla 352 ; ve zeburla 477 ; ve nurlu * kitapla**.
Arama Operatörleri:
Ayet 184
Öyle ki eğer yalanladılarsa seni; öyle ki muhakkak yalanlandı resûller418 senden önce (ki) geldiler beyanatlarla352; ve zeburla477; ve nurlu* kitapla**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fein | öyle ki eğer | فَإِنْ | - |
| 2 | kezzebuke | yalanladılarsa seni | كَذَّبُوكَ | كذب |
| 3 | fekad | öyle ki muhakkak | فَقَدْ | - |
| 4 | kuzzibe | yalanlandı | كُذِّبَ | كذب |
| 5 | rusulun | resuller | رُسُلٌ | رسل |
| 6 | min | مِنْ | - | |
| 7 | kablike | senden önce | قَبْلِكَ | قبل |
| 8 | ca'u | geldiler | جَاءُوا | جيا |
| 9 | bil-beyyinati | beyanatlarla | بِالْبَيِّنَاتِ | بين |
| 10 | ve zzuburi | ve zeburla | وَالزُّبُرِ | زبر |
| 11 | velkitabi | ve kitabı | وَالْكِتَابِ | كتب |
| 12 | l-muniri | nurlu | الْمُنِيرِ | نور |
*Aydınlık veren.**Kutsal kitaplar.
Ayet 163
Doğrusu biz vahyettik603 sana; vahyettiğimiz603 gibi Nûh'a; ve ondan (Nûh'tan) sonraki nebilere132; ve vahyettik603 İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve sıbtlara*; ve Îsâ’ya; ve Eyyûb'a; ve Yûnûs'a; ve Hârun'a; ve Süleymân'a; ve verdik Dâvûd'a zeburu477.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | inna | doğrusu biz | إِنَّا | - |
| 2 | evhayna | vahyettik | أَوْحَيْنَا | وحي |
| 3 | ileyke | sana | إِلَيْكَ | - |
| 4 | kema | gibi | كَمَا | - |
| 5 | evhayna | vahyettiğimiz | أَوْحَيْنَا | وحي |
| 6 | ila | إِلَىٰ | - | |
| 7 | nuhin | Nuh'a | نُوحٍ | - |
| 8 | ve nnebiyyine | ve nebilere | وَالنَّبِيِّينَ | نبا |
| 9 | min | مِنْ | - | |
| 10 | bea'dihi | ondan sonraki | بَعْدِهِ | بعد |
| 11 | ve evhayna | ve vahyettik | وَأَوْحَيْنَا | وحي |
| 12 | ila | إِلَىٰ | - | |
| 13 | ibrahime | İbrâhîm'e | إِبْرَاهِيمَ | - |
| 14 | ve ismaiyle | ve İsmâîl'e | وَإِسْمَاعِيلَ | - |
| 15 | ve ishaka | ve İshâk'a | وَإِسْحَاقَ | - |
| 16 | ve yea'kube | ve Yakûb'a | وَيَعْقُوبَ | - |
| 17 | vel'esbati | ve sıbtlara | وَالْأَسْبَاطِ | سبط |
| 18 | ve iysa | ve Îsâ’ya | وَعِيسَىٰ | - |
| 19 | ve eyyube | ve Eyyûb'a | وَأَيُّوبَ | - |
| 20 | ve yunuse | ve Yûnûs'a | وَيُونُسَ | - |
| 21 | ve harune | ve Hârun'a | وَهَارُونَ | - |
| 22 | ve suleymane | ve Süleymân'a | وَسُلَيْمَانَ | - |
| 23 | ve ateyna | ve verdik | وَاتَيْنَا | اتي |
| 24 | davude | Dâvûd'a | دَاوُودَ | - |
| 25 | zeburan | Zebur'u | زَبُورًا | زبر |
*Yahudilerden bir grup/klan.
Ayet 44
Beyanatlarla620; ve zeburlar477 (-la); ve indirdik sana zikri78; beyan226 etmen için insanlara indirileni* üzerlerine**; ve belki onlar fikrederler868.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | bil-beyyinati | beyanatlarla | بِالْبَيِّنَاتِ | بين |
| 2 | ve zzuburi | ve zeburlar (-la) | وَالزُّبُرِ | زبر |
| 3 | ve enzelna | ve indirdik | وَأَنْزَلْنَا | نزل |
| 4 | ileyke | sana | إِلَيْكَ | - |
| 5 | z-zikra | zikri | الذِّكْرَ | ذكر |
| 6 | litubeyyine | beyan etmen için | لِتُبَيِّنَ | بين |
| 7 | linnasi | insanlara | لِلنَّاسِ | نوس |
| 8 | ma | مَا | - | |
| 9 | nuzzile | indirileni | نُزِّلَ | نزل |
| 10 | ileyhim | üzerlerine | إِلَيْهِمْ | - |
| 11 | veleallehum | ve belki onlar | وَلَعَلَّهُمْ | - |
| 12 | yetefekkerune | fikrederler | يَتَفَكَّرُونَ | فكر |
*Kur'ân'ı.**Şerefli Kur'ân insanlara indirilmiştir.
Ayet 55
Ve (senin) Rabbin4 daha iyi bilendir kimseyi436 göklerdeki162 ve yerdeki; ve ant olsun faziletlendirdik202 nebilerin132 bir kısmını bir kısım üzerine*; ve verdik Dâvud’a bir zebur477.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve rabbuke | ve (senin) Rabbin | وَرَبُّكَ | ربب |
| 2 | ea'lemu | daha iyi bilendir | أَعْلَمُ | علم |
| 3 | bimen | kimseyi | بِمَنْ | - |
| 4 | fi | فِي | - | |
| 5 | s-semavati | göklerdeki | السَّمَاوَاتِ | سمو |
| 6 | vel'erdi | ve yerdeki | وَالْأَرْضِ | ارض |
| 7 | velekad | ve ant olsun | وَلَقَدْ | - |
| 8 | feddelna | faziletli kıldık | فَضَّلْنَا | فضل |
| 9 | bea'de | bir kısmı | بَعْضَ | بعض |
| 10 | n-nebiyyine | nebilerin | النَّبِيِّينَ | نبا |
| 11 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 12 | bea'din | bir kısım | بَعْضٍ | بعض |
| 13 | ve ateyna | ve verdik | وَاتَيْنَا | اتي |
| 14 | davude | Davud’a | دَاوُودَ | - |
| 15 | zeburan | bir zebur | زَبُورًا | زبر |
*Nebiler de birer insandır. Rableri katında dereceleri de farklıdır. Tek tanrıcılar olarak bizler nebileri ve resûlleri birbirinden ayırmayız. Fazilet yarışı yapmayız.
Ayet 105
Ve ant olsun yazdık zeburda477* sonrasında zikir** ki yer (ki) varis olur ona*** kullarım907 (ki) sâlihlerdir217.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | velekad | ve ant olsun | وَلَقَدْ | - |
| 2 | ketebna | yazdık | كَتَبْنَا | كتب |
| 3 | fi | فِي | - | |
| 4 | z-zeburi | zeburda | الزَّبُورِ | زبر |
| 5 | min | مِنْ | - | |
| 6 | bea'di | sonrasında | بَعْدِ | بعد |
| 7 | z-zikri | zikir | الذِّكْرِ | ذكر |
| 8 | enne | ki | أَنَّ | - |
| 9 | l-erde | yer | الْأَرْضَ | ارض |
| 10 | yerisuha | varis olur ona | يَرِثُهَا | ورث |
| 11 | ibadiye | kullarım | عِبَادِيَ | عبد |
| 12 | s-salihune | salihler | الصَّالِحُونَ | صلح |
*Davûd'a verilen taş yazıt. **Tevrât. Tevrât bir taş yazıttır. Mûsâ'ya taş levhalar üzerindeki yazılarda verilmiştir. Sonradan kağıtlara geçirilmiştir.***Yere; bu yerin Yahudiya bölgesi olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü konu Davûd ve Mûsâ ile ilgili olup İsrâîloğullarının yaşadıkları yerleri işaret etmektedir.
Ayet 196
Ve doğrusu o* (ki) mutlak zeburlardır477 evvelki**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve innehu | ve doğrusu o | وَإِنَّهُ | - |
| 2 | lefi | mutlak | لَفِي | - |
| 3 | zuburi | zeburlardadır | زُبُرِ | زبر |
| 4 | l-evveline | evvelki | الْأَوَّلِينَ | اول |
*Şerefli Kur'ân.**İlk, öncekiler.
Zebur
Kavram Adı:
Zebur
Kavram No: 477
Kısa Açıklama: 477 Taş/kil yazıt. Kil tabletler. Üzerine çivi yazısı yazılmış ve sonrası pişirilerek taş haline getirilmiş yazıtlar. Anlarız ki kutsal kitaplar öncesi Yüce Allah insanlara üzerinde çivi yazısı olan tabletler göndermiş. Resûller Yüce Allah'tan aldıkları vahyi taş tabletler üzerine yazmışlar. 3:184 ayetinde nurlu kitap öncesi zikredilmesi taş yazıtların parşömenlerden oluşan kitaplardan daha önce gönderildiğini düşündürür.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 6
Türkçe Meal: Öyle ki eğer yalanladılarsa seni; öyle ki muhakkak yalanlandı resûller 418 senden önce (ki) geldiler beyanatlarla 352 ; ve zeburla 477 ; ve nurlu * kitapla**.
Türkçe Meal: Doğrusu biz vahyettik 603 sana; vahyettiğimiz 603 gibi Nûh'a; ve ondan (Nûh'tan) sonraki nebilere 132 ; ve vahyettik 603 İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve sıbtlara * ; ve Îsâ’ya; ve Eyyûb'a; ve Yûnûs'a; ve Hârun'a; ve Süleymân'a; ve verdik Dâvûd'a zeburu 477 .
Türkçe Meal: Beyanatlarla 620 ; ve zeburlar 477 (-la); ve indirdik sana zikri 78 ; beyan 226 etmen için insanlara indirileni * üzerlerine ** ; ve belki onlar fikrederler 868 .
Türkçe Meal: Ve (senin) Rabbin 4 daha iyi bilendir kimseyi 436 göklerdeki 162 ve yerdeki; ve ant olsun faziletlendirdik 202 nebilerin 132 bir kısmını bir kısım üzerine * ; ve verdik Dâvud’a bir zebur 477 .
Türkçe Meal: Ve ant olsun yazdık zeburda 477 * sonrasında zikir ** ki yer (ki) varis olur ona *** kullarım 907 (ki) sâlihlerdir 217 .
Türkçe Meal: Ve doğrusu o * (ki) mutlak zeburlardır 477 evvelki ** .