Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
Henüz sûre seçilmedi.
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin
📚

Kavram 599:

Dâbbe

Bu kavram 13 ayette geçmektedir

📖 Kısa Açıklama

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

2. Bakara Suresi

Ayet 164

Arapça Metin (Harekeli)

171|2|164|إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Latin Literal

164. İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri vel fulkilletî tecrî fîl bahri bimâ yenfeun nâse ve mâ enzelallâhu mines semâi min mâin fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbe(dâbbetin), ve tasrîfir riyâhı ves sehâbil musahhari beynes semâi vel ardı le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).

Türkçe Çeviri

Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde* gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bahrda236 faydalı olmasıyla insanlara-; indirdiğinde Allah'ın gökten bir sudan -öyle ki diriltti onunla** yeri ölümü sonrası onun***; ve yaydı orada**** her bir dâbbeden599-; ve evirip çevirmesinde gök180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgârları ve bulutları; mutlak ayetlerdir237 akleden bir kavme/topluma.

Notlar

Not 1

*Yerine geçmesi.**Suyla.***Yerin.****Yerde.

6. En'âm Suresi

Ayet 38

Arapça Metin (Harekeli)

827|6|38|وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

Latin Literal

38. Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).

Türkçe Çeviri

Ve olmaz hiçbir dâbbeden599 yerde; ve hiçbir kuş (ki) uçar iki kanadıyla; ancak bir ümmettir305 sizlerin misalleri/örnekleri*; ihmal etmiş değiliz kitapta** hiçbir şeyi; sonra Rablerine4 karşı haşredilirler556***.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve olmaz وَمَا -
2 min hiçbir مِنْ -
3 dabbetin bir dabbeden دَابَّةٍ دبب
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 ve la ve hiçbir وَلَا -
7 tairin kuş طَائِرٍ طير
8 yetiru uçar يَطِيرُ طير
9 bicenahayhi iki kanadıyla بِجَنَاحَيْهِ جنح
10 illa ancak إِلَّا -
11 umemun bir ümmettir أُمَمٌ امم
12 emsalukum sizin misalini أَمْثَالُكُمْ مثل
13 ma değildir مَا -
14 ferratna ihmal etmiş فَرَّطْنَا فرط
15 fi فِي -
16 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
17 min hiçbir مِنْ -
18 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
19 summe sonra ثُمَّ -
20 ila karşı إِلَىٰ -
21 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
22 yuhşerune haşredilirler يُحْشَرُونَ حشر

Notlar

Not 1

*Çoğul gelmesi önemlidir. Anlarız ki insanların içinde de misaller/örnekler vardır. İnsanların farklı alt ümmetlere ayrılması gibi diğer canlılar da kendi içlerinde farklı ümmetlere/kategorilere ayrılır. Farklı tip maymunların olması gibi.**Evrenin geçmiş gelecek tüm kuantum bilgilerini içeren korunmuş, 2D (2 boyutlu) kitap/yazıt. Levh-i Mahfûz.***Onlar. Eril çoğul. Muhatap insanlar olduğu için insanların hasredilmesinin işaret edildiğini anlarız.   

8. Enfâl Suresi

Ayet 22

Arapça Metin (Harekeli)

1182|8|22|إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

Latin Literal

22. İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

Türkçe Çeviri

Doğrusu şerli205 dâbbeler599 Allah'ın indinde/katında sağırlar702 ve dilsizlerdir702; kimselerdir (ki) akletmezler702.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 şerra şerlisi شَرَّ شرر
3 d-devabbi dabbelerin الدَّوَابِّ دبب
4 inde indinde/katında عِنْدَ عند
5 llahi Allah اللَّهِ -
6 s-summu sağırlar الصُّمُّ صمم
7 l-bukmu ve dilsizlerdir الْبُكْمُ بكم
8 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
9 la لَا -
10 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Şer, şer

Kavram 205

205Kötülük, fenalık. 

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Yüce Allah katındaki/indindeki şerli dâbbe: Sağırlar ve dilsizlerdir; kimselerdir (ki) akletmezler,

Kavram 702

702Dâbbe kelimesi canlı şeyler için kullanılır. Anlarız ki kulakları olsa bile onunla işitmeyen, dilleri olduğu halde onunla hakkı/gerçeği dillendirmeyen, beyinleri ve kalpleri olduğu halde onunla akletmeyenler Yüce Allah katında en şerli, en kötü canlılardır.

8. Enfâl Suresi

Ayet 55

Arapça Metin (Harekeli)

1215|8|55|إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Latin Literal

55. İnne şerred devâbbi indallâhillezîne keferû fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).

Türkçe Çeviri

Doğrusu dâbbelerin599 şerlisi Allah’ın indinde/katında kâfirlik25 etmiş kimselerdir; öyle ki onlar iman47 etmezler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

iman

Kavram 47

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

11. Hûd Suresi

Ayet 6

Arapça Metin (Harekeli)

1477|11|6|وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

Latin Literal

6. Ve mâ min dâbbetin fil ardı illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya’lemu mustekarrehâ ve mustevdeahâ, kullun fî kitâbin mubîn(mubînin).

Türkçe Çeviri

Ve yoktur hiçbir dâbbe599 yerde (ki) ancak Allah'a karşıdır rızkı onun*; ve bilir müstakarrını881 onun* ve müstavda'sın882 onun*; hepsi apaçık bir kitaptadır134.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve yoktur وَمَا -
2 min hiçbir مِنْ -
3 dabbetin dabbe دَابَّةٍ دبب
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 illa dışında إِلَّا -
7 ala karşı عَلَى -
8 llahi Allah'a اللَّهِ -
9 rizkuha rızkı onun رِزْقُهَا رزق
10 ve yea'lemu ve bilir وَيَعْلَمُ علم
11 mustekarraha karar/kararlı yerini onun مُسْتَقَرَّهَا قرر
12 ve mustevdeaha ve veda ettiği yeri وَمُسْتَوْدَعَهَا ودع
13 kullun hepsi كُلٌّ كلل
14 fi فِي -
15 kitabin bir kitaptadır كِتَابٍ كتب
16 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1

*Dâbbenin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Levh-i Mahfuz

Kavram 134

134Korunmuş levha. Holografik evren prensibi 'The holographic principle' kapsamında evrenimizi bir üst boyuttan saran, evrenimizin zaman dahil 3D kuantum bilgilerini içeren 2D zar/membran. Bu zardaki bilgi ışık hızında evrenin en küçük yapı taşları olan titreşen sicimlere ruh aracılığıyla yansır ve evren ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlanır.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Müstakarr

Kavram 881

881Kararlı yer, karar yeri, sabit yeri, konut, mesken, yaşam yeri, ikamet, oturak yeri, dinlenme yeri. 11:6 ayetinde Rabbimiz her bir dâbbenin müstakarrını bildiğini buyurmuştur. Higgs bozonu atom altı parçacıklara kütle kazandırarak onları sabitler; mekanlarında, bulundukları yerde durmalarını sağlar. Higgs bozonu olmasaydı madde sabit kalamazdı. Işık hızında her yere dağılırdı. Anlarız ki canlılara canlılık veren mekanizma da bu şekilde maddeyle eşleştirilmektedir.      

Müstavda'

Kavram 882

882Veda ettiği yer, emanet ettiği yer, uğurladığı yer, emanet edilen, teslim edilen, yatırılan, depolanmış, geçici emeklilikte bulunan, görevden alınmış. 11:6 ayetinde Rabbimiz her bir dâbbenin müstavda'sını bildiğini buyurmuştur. Müstekarr olmuş olan canlılar öldüklerinde onlara canlılık veren mekanizma evrene veda etmektedir. İnsanı düşündüğümüzde insan vefat ettirildiğinde bilinci evrenin dışında bir emanet yerde saklanmaktadır. Müminlerin ölmediklerini sadece vefat ettirilerek selam diyarına transfer edildiklerini biliyoruz. Müminler ahiret evrenindeki yargılama gününe kadar emanet olarak selam diyarında rızıklandırılır. Cehennemlikler ise öldürülür. Onların nerede bekletildikleri hakkında Kur'an'da bir bilgi verilmemiştir.      

11. Hûd Suresi

Ayet 56

Arapça Metin (Harekeli)

1527|11|56|إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Latin Literal

56. İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).

Türkçe Çeviri

Doğrusu ben* tevekkül79 ettim Allah'a karşı; Rabbime4; ve Rabbinize4; Yoktur hiçbir dâbbe599 dışında O’na**; (ki) tutandır*** perçemini919 onun****; doğrusu Rabbim4 üzerindedir dosdoğru bir yol.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inni doğrusu ben إِنِّي -
2 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
3 ala karşı عَلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
6 ve rabbikum ve Rabbinize وَرَبِّكُمْ ربب
7 ma yoktur مَا -
8 min hiçbir مِنْ -
9 dabbetin dabbe دَابَّةٍ دبب
10 illa dışında إِلَّا -
11 huve O’na (ki) هُوَ -
12 ahizun tutandır اخِذٌ اخذ
13 binasiyetiha perçemini onun بِنَاصِيَتِهَا نصي
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
16 ala üzeredir عَلَىٰ -
17 siratin bir yol صِرَاطٍ صرط
18 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1

*Hûd.**Allah'a.***Allah.****Dâbbenin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

4Efendi, komuta eden.

Tevekkül

Kavram 79

79Vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Perçem

Kavram 919

919Perçem bölgesi başın alın kısmı ve kakül kısmıdır. Bu yerin altında beynin frontal kısmı bulunur. Bu kısım insanın kararlarını verdiği yerdir. İnsanların yaptıkları her hareketin ortaya çıktığı yer bu bölgedir.

16. Nahl Suresi

Ayet 49

Arapça Metin (Harekeli)

1948|16|49|وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

Latin Literal

49. Ve lillâhi yescudu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı min dâbbetin vel melâiketu ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne). (SECDE ÂYETİ)

Türkçe Çeviri

Ve Allah'a secde12 eder göklerdeki ve yerdeki bir dâbbeden599; ve melekler48 (de); ve onlar büyüklenmezler.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah'a وَلِلَّهِ -
2 yescudu secde eder/teslim olur يَسْجُدُ سجد
3 ma مَا -
4 fi فِي -
5 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
6 ve ma ve وَمَا -
7 fi فِي -
8 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
9 min مِنْ -
10 dabbetin bir debelenenden/canlıdan دَابَّةٍ دبب
11 velmelaiketu ve melekler (de) وَالْمَلَائِكَةُ ملك
12 ve hum ve onlar وَهُمْ -
13 la لَا -
14 yestekbirune büyüklenmezler يَسْتَكْبِرُونَ كبر

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

insanın secdesi

Kavram 12

12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

16. Nahl Suresi

Ayet 61

Arapça Metin (Harekeli)

1960|16|61|وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Latin Literal

61. Ve lev yuâhızullâhun nâse bi zulmihim mâ tereke aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yuahhıruhum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).

Türkçe Çeviri

Ve şayet tutsaydı Allah insanları zulümleriyle257; terk eder* değildi üzerinde onun** hiçbir dâbbe599; velakin/fakat öteler*** onları belirlenmiş bir ecele kadar; öyle ki geldiği zaman ecelleri onların ötelenmezler bir saat****; ve kademe***** alamazlar.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 yu'ahizu tutsaydı يُؤَاخِذُ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 n-nase insanları النَّاسَ نوس
5 bizulmihim zulümleriyle بِظُلْمِهِمْ ظلم
6 ma değildi مَا -
7 terake terk eder تَرَكَ ترك
8 aleyha üzerinde onun عَلَيْهَا -
9 min hiçbir مِنْ -
10 dabbetin dâbbe دَابَّةٍ دبب
11 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
12 yu'ehhiruhum öteler onları يُؤَخِّرُهُمْ اخر
13 ila kadar إِلَىٰ -
14 ecelin bir ecele أَجَلٍ اجل
15 musemmen belirlenmiş مُسَمًّى سمو
16 feiza öyle ki فَإِذَا -
17 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
18 eceluhum ecelleri onların أَجَلُهُمْ اجل
19 la لَا -
20 yeste'hirune ötelenmezler يَسْتَأْخِرُونَ اخر
21 saaten bir saat سَاعَةً سوع
22 ve la ve وَلَا -
23 yestekdimune kademe alamazlar يَسْتَقْدِمُونَ قدم

Notlar

Not 1

*Geride bırakır.**Yerin/yeryüzünün.***Allah.****An, zaman.****Kıdemlenemezler, gelişemezler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

22. Hac Suresi

Ayet 18

Arapça Metin (Harekeli)

2611|22|18|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

Latin Literal

18. E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâs(nâsi), ve kesîrun hakka aleyhil azâb(azâbu), ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrim(mukrimin), innallâhe yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).(SECDE ÂYETİ)

Türkçe Çeviri

Hiç görmez misin ki Allah'a; secde70 eder O'na*, göklerdeki436 kimse ve yerdeki kimse; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; ve dağlar; ve ağaç92; ve dâbbeler599; ve insanlardan çoğu; ve çoğu (insan) hak etti kendi üzerine azabı; ve kimse (ki) aşağılar Allah; öyle ki olmaz ona*** hiçbir değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin? تَرَ راي
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah'a اللَّهَ -
5 yescudu secde eder/diz çöküp boyun eğer يَسْجُدُ سجد
6 lehu O'na لَهُ -
7 men kimse مَنْ -
8 fi فِي -
9 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
10 ve men ve kimse وَمَنْ -
11 fi فِي -
12 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
13 ve şşemsu ve Güneş وَالشَّمْسُ شمس
14 velkameru ve Ay وَالْقَمَرُ قمر
15 ve nnucumu ve yıldızlar وَالنُّجُومُ نجم
16 velcibalu ve dağlar وَالْجِبَالُ جبل
17 ve şşeceru ve ağaç وَالشَّجَرُ شجر
18 ve ddevabbu ve hareketli canlılar وَالدَّوَابُّ دبب
19 ve kesirun ve çoğu وَكَثِيرٌ كثر
20 mine -dan مِنَ -
21 n-nasi insanlar- النَّاسِ نوس
22 vekesirun ve çoğu وَكَثِيرٌ كثر
23 hakka hak etti حَقَّ حقق
24 aleyhi üzerine عَلَيْهِ -
25 l-azabu azabı الْعَذَابُ عذب
26 ve men ve kimse وَمَنْ -
27 yuhini aşağılar يُهِنِ هون
28 llahu Allah اللَّهُ -
29 fema öyle ki olmaz فَمَا -
30 lehu ona لَهُ -
31 min hiçbir مِنْ -
32 mukrimin değer veren مُكْرِمٍ كرم
33 inne doğrusu إِنَّ -
34 llahe Allah اللَّهَ -
35 yef'alu yapar يَفْعَلُ فعل
36 ma مَا -
37 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا

Notlar

Not 1

*Allah'a.**Kozmik ağ. Dallanmış budaklanmış galaksiler sistemi. ***Yüce Allah'ın aşağıladığı kimsenin dünyaya ve ahirette hiçbir değeri olmaz.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Secde; genel tanım.

Kavram 70

70Yaratılış özelliğiyle diz çöküp boyun eğmek.

Ağaç

Kavram 92

92Ağaç dalları gibi dallanmış budaklanmış. Kozmik ağ. Karalık maddenin galaksileri/maddeleri belirli bir şekilde dizmesiyle oluşan yapı.  

Göklerdeki kimseler.

Kavram 436

436Şerefli Kur'an'da akıllı/bilinçli uzaylı varlıkların/canlıların mevcut olduğu 1400 yıl öncesinden bildirilmiştir. Bu varlıklar öte gezegenlerde 'exoplanets' yaşarlar. Kendi Güneşleri vardır. Sabah ve akşamları vardır. Gölgeleri de vardır. Bu da bizlere maddeden yaratıldıklarını net bir şekilde gösterir.  ‘Men’ ‘مَن’ zamirinin bilinçleri olan, akıllı varlıkları işaret etmesi üzerine yapılan bir analiz: Evrenimizde bizden başka yaşayan akıllı/bilinçli varlıklar var mı? Yüce Allah'ın katındaki kimseler kim?

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

24. Nûr Suresi

Ayet 45

Arapça Metin (Harekeli)

2834|24|45|وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍ مِّن مَّآءٍ فَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ بَطْنِهِۦ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰٓ أَرْبَعٍ يَخْلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Latin Literal

45. Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnih(batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn(ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’(erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

Türkçe Çeviri

Ve Allah yarattı her bir dâbbeyi599 mayiden*; öyle ki onlardan kimi yürür karnı üzerinde; ve onlardan kimi yürür iki ayak üzerinde; ve onlardan kimi yürür dört üzerinde; yaratır Allah dilediğini; doğrusu Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.

Notlar

Not 1

*Sudan, sıvıdan; tüm akışkanları da kapsar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kadîr

Kavram 177

177Ölçeklendiren, derecelendiren, değerini belirleyen.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

29. Ankebût Suresi

Ayet 60

Arapça Metin (Harekeli)

3398|29|60|وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا ٱللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Latin Literal

60. Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ allâhu yerzukuhâ ve iyyâkum ve huves semîul alîm(alîmu).

Türkçe Çeviri

Ve nicedir bir dâbbeden599 (ki) taşımaz kendi rızkını; Allah rızıklandırır onu*; ve ancak** sizleri (de); ve O Semî’dir41; Alîm’dir8.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keeyyin ve nicedir وَكَأَيِّنْ -
2 min مِنْ -
3 dabbetin bir dabbeden دَابَّةٍ دبب
4 la لَا -
5 tehmilu taşımaz تَحْمِلُ حمل
6 rizkaha kendi rızkını رِزْقَهَا رزق
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 yerzukuha rızıklandırır onu يَرْزُقُهَا رزق
9 ve iyyakum ve ancak sizleri (de) وَإِيَّاكُمْ -
10 ve huve ve O وَهُوَ -
11 s-semiu Semî’dir السَّمِيعُ سمع
12 l-alimu Alîm’dir الْعَلِيمُ علم

Notlar

Not 1

*Dâbbeyi.

**Sadece/ancak o rızıklandırır sizleri de.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Alîm

Kavram 8

8Bilen.

Semî

Kavram 41

41İşiten.

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

31. Lokman Suresi

Ayet 10

Arapça Metin (Harekeli)

3477|31|10|خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

Latin Literal

10. Halakas semâvâti bi gayri amedin terevnehâ ve elkâ fîl ardı revâsiye en temîde bikum ve besse fîhâ min kulli dâbbeh(dâbbetin), ve enzelnâ mines semâi mâen fe enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).

Türkçe Çeviri

Yarattı* gökleri olmaksızın bir direk (ki) görürsünüz onu; ve attı yere** revâsiye146 ki sarsar*** sizleri; ve yaydı orada**** her bir dabbeden599; ve indirdik gökten bir su; ve bitirdik orada**** her bir kerîm858 çiftten.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 haleka yarattı (Allah) خَلَقَ خلق
2 s-semavati gökleri ٱلسَّمَـٰوَٰتِ سمو
3 bigayri olmadan بِغَيْرِ غير
4 amedin bir destek/direk عَمَدٍۢ عمد
5 teravneha görürsünüz onu تَرَوْنَهَاۖ راي
6 ve elka ve attı وَأَلْقَىٰ لقي
7 fi فِى -
8 l-erdi yere/yeryüzüne ٱلْأَرْضِ ارض
9 ravasiye revâsiye رَوَٰسِىَ رسو
10 en ki أَن -
11 temide sarsar (yer) تَمِيدَ ميد
12 bikum sizleri بِكُمْ -
13 ve besse ve yaydı وَبَثَّ بثث
14 fiha orada (yerde) فِيهَا -
15 min مِن -
16 kulli her كُلِّ كلل
17 dabbetin bir canlıdan/debelenenden دَآبَّةٍۢۚ دبب
18 ve enzelna ve indirdik وَأَنزَلْنَا نزل
19 mine مِنَ -
20 s-semai gökten ٱلسَّمَآءِ سمو
21 maen bir su مَآءًۭ موه
22 feenbetna ve bitirdik فَأَنۢبَتْنَا نبت
23 fiha orada (yerde) فِيهَا -
24 min - مِن -
25 kulli her كُلِّ كلل
26 zevcin çiftten زَوْجٍۢ زوج
27 kerimin cömert كَرِيمٍ كرم

Notlar

Not 1

*Allah.**Yeryüzüne.***Yer.****Yerde.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Revâsiye

Kavram 146

146Sabitleyiciler. Tektonik tabakalar arasındaki yitim/dalma zonlarında mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılar. 

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Kerîm

Kavram 858

858Asil, seçkin, yüce gönüllü, cömert, eli açık.

34. Sebe' Suresi

Ayet 14

Arapça Metin (Harekeli)

3618|34|14|فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

Latin Literal

14. Fe lemmâ kadaynâ aleyhil mevte mâ dellehum alâ mevtihî illâ dâbbetul ardı te’kulu minseeteh(minseetehu), fe lemmâ harre tebeyyenetil cinnu en lev kânû ya’lemûnel gaybe mâ lebisû fîl azâbil muhîn(muhîni).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ne zaman tamamladık ona* ölümü644**; göstermiş değildi onlara ölümünü** onun***; onun*** değneğini/bastonunu yiyen bir yer/yeryüzü dâbbesi599 dışında; öyle ki ne zaman yere kapandı****; beyan oldu226 cinne91; ki eğer olsalardı bilirler***** gaybı62; kalır değillerdi***** alçaltıcı/yıkıcı azapta.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 kadeyna karara bağladık قَضَيْنَا قضي
3 aleyhi ona (Süleyman’a) عَلَيْهِ -
4 l-mevte ölümü الْمَوْتَ موت
5 ma değildi مَا -
6 dellehum göstermiş onlara, دَلَّهُمْ دلل
7 ala عَلَىٰ -
8 mevtihi ölümünü (Süleyman’ın) مَوْتِهِ موت
9 illa dışında إِلَّا -
10 dabbetu bir yer canlısı دَابَّةُ دبب
11 l-erdi yer/yeryüzü الْأَرْضِ ارض
12 te'kulu yer تَأْكُلُ اكل
13 minseetehu değneğini/bastonunu onun مِنْسَأَتَهُ نسا
14 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
15 harra yere kapandı (Süleyman) خَرَّ خرر
16 tebeyyeneti beyan oldu/deklere oldu تَبَيَّنَتِ بين
17 l-cinnu cinne الْجِنُّ جنن
18 en ki أَنْ -
19 lev eğer لَوْ -
20 kanu olsalardı كَانُوا كون
21 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم
22 l-gaybe bilinmeyeni/görünmeyeni/gaybı الْغَيْبَ غيب
23 ma değil مَا -
24 lebisu kalırlar لَبِثُوا لبث
25 fi فِي -
26 l-azabi azapta الْعَذَابِ عذب
27 l-muhini alçaltıcı/yıkıcı الْمُهِينِ هون

Notlar

Not 1

*Süleyman’a.**Sizin ölüm olarak tanımladığınız şeyi. Tüm resûller tıpkı resûl Îsâ gibi sadece vefat ettirilmiştir. İnsanların ölüm tanımı gibi bir olay gerçekleşse de gerçek anlamda ölmemişlerdir. Bilinçleri kaybolmadan Yüce Allah'ın indinde/katında bulunan selam diyarına/yurduna yerleştirilmişlerdir ve orada Rableri tarafından rızıklandırılmaktadırlar. Tıpkı Yüce Allah yolunda katledilen kimseler gibi. İnsanlar Yüce Allah yolunda katledilen kimseleri kendi tanımlarıyla ölü olarak görseler de aslında o kimseler gerçek anlamda ölmemektedirler. İnsanlar sadece bu durumun şuuruna varamamaktadırlar; anlayamamaktadırlar.  ***Süleyman’ın.****Süleyman.*****Cinler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Gayb

Kavram 62

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.

Cin, yabancı insanlar

Kavram 91

91Görünmeyen, gizli, örtülü. Anne rahminde yaratılan fetüs dışardan görülemediği için cenin olarak işaret edilir. Mecnun da aklı örtülmüş, gizlenmiş kimseler için kullanılır. Yeşilliklerle örtülü olması nedeniyle cennet kelimesi de aynı kökten türemiştir. Cin kelimesinin işaret ettiği şey/şeyler Rabbimizin ayette işaret ettiği şeye göre değişir. Bunlar;Bir yerleşim yerinde yaşayan insanların/halkın daha önce görmediği, o kimselere gizli kalmış, örtülü kalmış yabancı kimseler/insanlar için kullanılır. Kur'an dinlemek için Muhammed peygambere gelen yabancı insanlar ve Süleyman peygamberin ordusunda görev yapan yabancı insanlar.  İblîs ve onun soyu olan varlıklar da cin olarak işaret edilir. Görünür, elle tutulur olan maddeden/atomlardan yaratılmadıkları için Rabbimiz onları da cin kelimesiyle işaret etmektedir.  

Dâbbe

Kavram 599

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Genel olarak ölüm kelimesi.

Kavram 644

644Bir insan için bilincin ortadan kalkması, kaybolması. Bir bayılma nedeniyle bilincin geçici olarak kaybolması da ölüm olarak işaret edilmiştir. İnsanların kendilerinin ölüm olarak tanımları her şey de Kur'an'da ölüm olarak tanımlanmıştır. Ölü toprak gibi, resûl Süleyman'ın bilincinin kaybolarak ölmesi gibi, resûl Muhammed'in ölmesinin işaret edilmesi gibi insanların kendi tanımları olan ölüm de Yüce Allah tarafından ölüm olarak işaret edilir.   

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - Kavram 599:

Dâbbe

Kavram Bilgisi

Kavram Adı:

Dâbbe

Kavram No: 599

Kısa Açıklama: 599 Hareket eden, debelenen, canlı her şey.

Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 13

Bu Kavramın Geçtiği Ayetler

Bakara Suresi - Ayet 164

Türkçe Meal: Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde * gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bahrda 236 faydalı olmasıyla insanlara-; indirdiğinde Allah'ın gökten bir sudan -öyle ki diriltti onunla ** yeri ölümü sonrası onun *** ; ve yaydı orada **** her bir dâbbeden 599 -; ve evirip çevirmesinde gök 180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgârları ve bulutları; mutlak ayetlerdir 237 akleden bir kavme/topluma.

En'âm Suresi - Ayet 38

Türkçe Meal: Ve olmaz hiçbir dâbbeden 599 yerde; ve hiçbir kuş (ki) uçar iki kanadıyla; ancak bir ümmettir 305 sizlerin misalleri/örnekleri * ; ihmal etmiş değiliz kitapta ** hiçbir şeyi; sonra Rablerine 4 karşı haşredilirler 556 *** .

Enfâl Suresi - Ayet 22

Türkçe Meal: Doğrusu şerli 205 dâbbeler 599 Allah'ın indinde/katında sağırlar 702 ve dilsizlerdir 702 ; kimselerdir (ki) akletmezler 702 .

Enfâl Suresi - Ayet 55

Türkçe Meal: Doğrusu dâbbelerin 599 şerlisi Allah’ın indinde/katında kâfirlik 25 etmiş kimselerdir; öyle ki onlar iman 47 etmezler.

Hûd Suresi - Ayet 6

Türkçe Meal: Ve yoktur hiçbir dâbbe 599 yerde (ki) ancak Allah'a karşıdır rızkı onun * ; ve bilir müstakarrını 881 onun *  ve müstavda'sın 882 onun * ; hepsi apaçık bir kitaptadır 134 .

Hûd Suresi - Ayet 56

Türkçe Meal: Doğrusu ben * tevekkül 79 ettim Allah'a karşı; Rabbime 4 ; ve Rabbinize 4 ; Yoktur hiçbir dâbbe 599 dışında O’na ** ; (ki) tutandır *** perçemini 919 onun **** ; doğrusu Rabbim 4 üzerindedir dosdoğru bir yol.

Nahl Suresi - Ayet 49

Türkçe Meal: Ve Allah'a secde 12 eder göklerdeki ve yerdeki bir dâbbeden 599 ; ve melekler 48 (de); ve onlar büyüklenmezler.

Nahl Suresi - Ayet 61

Türkçe Meal: Ve şayet tutsaydı Allah insanları zulümleriyle 257 ; terk eder * değildi üzerinde onun ** hiçbir dâbbe 599 ; velakin/fakat öteler *** onları belirlenmiş bir ecele kadar; öyle ki geldiği zaman ecelleri onların ötelenmezler bir saat **** ; ve kademe ***** alamazlar.

Hac Suresi - Ayet 18

Türkçe Meal: Hiç görmez misin ki Allah'a; secde 70 eder O'na * , göklerdeki 436 kimse ve yerdeki kimse; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; ve dağlar; ve ağaç 92 ; ve dâbbeler 599 ; ve insanlardan çoğu; ve çoğu (insan) hak etti kendi üzerine azabı; ve kimse (ki) aşağılar Allah; öyle ki olmaz ona *** hiçbir değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.

Nûr Suresi - Ayet 45

Türkçe Meal: Ve Allah yarattı her bir dâbbeyi 599 mayiden * ; öyle ki onlardan kimi yürür karnı üzerinde; ve onlardan kimi yürür iki ayak üzerinde; ve onlardan kimi yürür dört üzerinde; yaratır Allah dilediğini; doğrusu Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir 177 .

Ankebût Suresi - Ayet 60

Türkçe Meal: Ve nicedir bir dâbbeden 599 (ki) taşımaz kendi rızkını; Allah rızıklandırır onu * ; ve ancak ** sizleri (de); ve O Semî’dir 41 ; Alîm’dir 8 .

Lokman Suresi - Ayet 10

Türkçe Meal: Yarattı * gökleri olmaksızın bir direk (ki) görürsünüz onu; ve attı yere ** revâsiye 146  ki sarsar ***  sizleri; ve yaydı orada ****  her bir dabbeden 599 ; ve indirdik gökten bir su; ve bitirdik orada ****  her bir kerîm 858 çiftten.

Sebe' Suresi - Ayet 14

Türkçe Meal: Öyle ki ne zaman tamamladık ona * ölümü 644 ** ; göstermiş değildi onlara ölümünü ** onun *** ; onun *** değneğini/bastonunu yiyen bir yer/yeryüzü dâbbesi 599 dışında; öyle ki ne zaman yere kapandı **** ; beyan oldu 226 cinne 91 ; ki eğer olsalardı bilirler ***** gaybı 62 ; kalır değillerdi ***** alçaltıcı/yıkıcı azapta.