Arapça Metin (Harekeli)
2159|18|21|وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا
Latin Literal
21. Ve kezâlike a’sernâ aleyhim li ya’lemû enne va’dallâhi hakkun ve ennes sâate lâ reybe fîhâ, iz yetenâzeûne beynehum emrehum fe kâlûbnû aleyhim bunyânâ(bunyânen), rabbuhum a’lemu bihim, kâlellezîne galebû alâ emrihim le nettehızenne aleyhim mescidâ(mesciden).
Türkçe Çeviri
Ve işte böyledir; tökezlettik/düşürdük/rastlattık* onların** üzerine; bilmeleri için ki Allah'ın vaadi haktır/gerçektir; ve doğrusu sâat470 (ki) yoktur şüphe onda***; münazara ettikleri zaman kendi aralarında onların işlerini; öyle ki dediler*****: “Bina edin onların üstüne bir bina; Rableri4 bilir onlar hakkında"; onların işine galip gelmiş kimseler dedi: “Mutlaka yaparız onların üzerine bir mescit16*****.”
Ahmed Samira Çevirisi
<p>18:21. Böylece, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sâ’at<sup>’</sup>in<sup>1</sup> kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. “Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb’leri, onları daha iyi bilir.” dediler. Düşünceleri kabul edilenler: “Onların üzerlerine bir mescid yapalım.” dediler.1- Kıyamet.18:21. And as/like that We made be stumbled upon on them (We made them be stumbled upon) to know that God’s promise (is) truth , and that (E) the Hour/Resurrection (there is) no doubt/suspicion in it, when they dispute/argue their matter/affair between them, so they said: "Build/construct on them a building/structure, their Lord (is) more knowledgeable with (of) them." Those who defeated/overcame on their matter/affair said: "We will take (E) on them a mosque/place of worshipping God."</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
ve kezalike |
Ve işte böyledir |
وَكَذَٰلِكَ |
- |
| 2 |
ea'serna |
tökezlettik/düşürdük/rastlattık |
أَعْثَرْنَا |
عثر |
| 3 |
aleyhim |
onların üzerine |
عَلَيْهِمْ |
- |
| 4 |
liyea'lemu |
bilmeleri için |
لِيَعْلَمُوا |
علم |
| 5 |
enne |
ki |
أَنَّ |
- |
| 6 |
vea'de |
vaadi |
وَعْدَ |
وعد |
| 7 |
llahi |
Allah'ın |
اللَّهِ |
- |
| 8 |
hakkun |
hak/gerçek |
حَقٌّ |
حقق |
| 9 |
ve enne |
ve doğrusu |
وَأَنَّ |
- |
| 10 |
s-saate |
saat |
السَّاعَةَ |
سوع |
| 11 |
la |
yoktur |
لَا |
- |
| 12 |
raybe |
şüphe |
رَيْبَ |
ريب |
| 13 |
fiha |
onda |
فِيهَا |
- |
| 14 |
iz |
zaman |
إِذْ |
- |
| 15 |
yetenazeune |
münazara ettikleri |
يَتَنَازَعُونَ |
نزع |
| 16 |
beynehum |
kendi aralarında |
بَيْنَهُمْ |
بين |
| 17 |
emrahum |
onların işlerini |
أَمْرَهُمْ |
امر |
| 18 |
fe kalu |
öyle ki dediler |
فَقَالُوا |
قول |
| 19 |
bnu |
bina edin |
ابْنُوا |
بني |
| 20 |
aleyhim |
onların üstüne |
عَلَيْهِمْ |
- |
| 21 |
bunyanen |
bir bina |
بُنْيَانًا |
بني |
| 22 |
rabbuhum |
Rableri |
رَبُّهُمْ |
ربب |
| 23 |
ea'lemu |
bilir |
أَعْلَمُ |
علم |
| 24 |
bihim |
onlar hakkında |
بِهِمْ |
- |
| 25 |
kale |
dedi |
قَالَ |
قول |
| 26 |
ellezine |
kimseler |
الَّذِينَ |
- |
| 27 |
galebu |
galip gelmiş |
غَلَبُوا |
غلب |
| 28 |
ala |
|
عَلَىٰ |
- |
| 29 |
emrihim |
onların işine |
أَمْرِهِمْ |
امر |
| 30 |
lenettehizenne |
Mutlaka yaparız |
لَنَتَّخِذَنَّ |
اخذ |
| 31 |
aleyhim |
yaparız onların üzerine |
عَلَيْهِمْ |
- |
| 32 |
mesciden |
bir mescit/bir teslim olma yeri. |
مَسْجِدًا |
سجد |
Notlar
Not
Bu ayette mağara yoldaşları olan gençlerin mağara dışına çıkıp insanlarla karşılaşmaları konu edilmektedir. Bu gençlerin insanlarla karşılaştırılması da elbette boşuna değildir. Yüce Allah'ın vaadinin hak ve gerçek olduğunu insanlar elbette görecektir. Yüce Allah “saatin” geleceğini de vaat etmektedir. Mutlak ki evren de bir zaman gelip yer çekimi marifetiyle yok olacak ve ilk yaratılıştaki tekillik hâline döndürülecektir. Gençlerin başlarına daha sonra ne geldiği ayette bizlere bildirilmemiştir. Ayetten anlaşılır ki zaman yolculuğu yapmış olan gençlerle karşılaşan insanlar bir mucizeye tanık olduklarını anlamışlardır. Tartışmalar sonucunda gençlerin bulunduğu mağaranın üstüne kendi dinlerine özgü bir teslim olma mekânı (mescid) yapmışlardır.
Not 1
*Başka insanların gençlere rastlaması.**Şehir halkının.***Sâatte.****Şehir haklı.*****Kilise.