Arapça Metin (Harekeli)
681|5|12|وَلَقَدْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ ٱثْنَىْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيْتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
Latin Literal
12. Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl(isrâîle), ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum lein ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhel enhâr(enhâru), fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Türkçe Çeviri
Ve ant olsun aldı Allah bir mîsâk281 İsrailoğullarından; ve gönderdik onlardan on iki lider; ve dedi Allah; doğrusu ben sizinle birlikteyim; eğer ikame ettiniz salâtı5; ve verdiniz zekâtı10; ve iman47 ettiniz resûllerime418; ve desteklediniz onları; ve borç123 verdiniz Allah'a güzel bir borç123; mutlak kâfirlik25 ederim*; ve mutlak sokarım sizleri cennetlere; akar altından onun nehirler; öyle ki kim kâfirlik25 etti bundan sonra sizlerden; öyle ki muhakkak dalalet128 içinde oldu/saptı dümdüz yoldan553.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>5:12. Doğrusu Allah İsrailoğulları’ndan kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, “Sizinle beraberim.” dedi. Ant olsun eğer salâtı ikame eder, zekâtı yapar<sup>1</sup>, resullerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah’a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim küfrederse<sup>2</sup> düz yoldan sapmış olur.1- Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri أَتي (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Âta, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, “vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da (اتى) âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir. Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. 2- Kâfir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah’ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman’ın karşıtıdır.5:12. And God had taken Israel’s sons’ and daughters’ promise/covenant, and We sent from them twelve heads/chiefs/representatives, and God said: "I am with you, if (E) you kept up the prayers, and you gave the charity/purification, and you believed with My messengers and you supported/aided them, and you lent/advanced God a good loan/advance, I will substitute (E) from you your sins/crimes and I will enter you (E) treed gardens the rivers flow from beneath it, so who disbelieved after that, from you, so (he) had misguided the way’s/path’s straightness."</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
velekad |
ve ant olsun |
وَلَقَدْ |
- |
| 2 |
ehaze |
aldı |
أَخَذَ |
اخذ |
| 3 |
llahu |
Allah |
اللَّهُ |
- |
| 4 |
misaka |
bir misak/sözleşme |
مِيثَاقَ |
وثق |
| 5 |
beni |
oğullarından |
بَنِي |
بني |
| 6 |
israile |
İsrail |
إِسْرَائِيلَ |
- |
| 7 |
ve beasna |
ve gönderdik |
وَبَعَثْنَا |
بعث |
| 8 |
minhumu |
onlardan |
مِنْهُمُ |
- |
| 9 |
sney |
iki (on iki) |
اثْنَيْ |
ثني |
| 10 |
aşera |
on (on iki) |
عَشَرَ |
عشر |
| 11 |
nekiben |
lider |
نَقِيبًا |
نقب |
| 12 |
ve kale |
ve dedi |
وَقَالَ |
قول |
| 13 |
llahu |
Allah |
اللَّهُ |
- |
| 14 |
inni |
doğrusu ben |
إِنِّي |
- |
| 15 |
meakum |
sizinle birlikteyim |
مَعَكُمْ |
- |
| 16 |
lein |
eğer |
لَئِنْ |
- |
| 17 |
ekamtumu |
diktiniz/ayağa kaldırdınız |
أَقَمْتُمُ |
قوم |
| 18 |
s-salate |
salatı |
الصَّلَاةَ |
صلو |
| 19 |
ve ateytumu |
ve verdiniz |
وَاتَيْتُمُ |
اتي |
| 20 |
z-zekate |
zekâtı |
الزَّكَاةَ |
زكو |
| 21 |
ve amentum |
ve iman ettiniz |
وَامَنْتُمْ |
امن |
| 22 |
birusuli |
resullerime/elçilerime |
بِرُسُلِي |
رسل |
| 23 |
ve azzertumuhum |
ve desteklediniz onları |
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ |
عزر |
| 24 |
ve ekradtumu |
ve borç verdiniz |
وَأَقْرَضْتُمُ |
قرض |
| 25 |
llahe |
Allah'a |
اللَّهَ |
- |
| 26 |
kardan |
bir borç |
قَرْضًا |
قرض |
| 27 |
hasenen |
güzel |
حَسَنًا |
حسن |
| 28 |
leukeffiranne |
mutlak kâfirlik ederim |
لَأُكَفِّرَنَّ |
كفر |
| 29 |
ankum |
sizlerden |
عَنْكُمْ |
- |
| 30 |
seyyiatikum |
günahlarınızı |
سَيِّئَاتِكُمْ |
سوا |
| 31 |
veleudhilennekum |
ve mutlak sokarım sizleri |
وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ |
دخل |
| 32 |
cennatin |
cennetlere |
جَنَّاتٍ |
جنن |
| 33 |
tecri |
akar |
تَجْرِي |
جري |
| 34 |
min |
|
مِنْ |
- |
| 35 |
tehtiha |
altından onun |
تَحْتِهَا |
تحت |
| 36 |
l-enharu |
nehirler |
الْأَنْهَارُ |
نهر |
| 37 |
femen |
öyle ki kim |
فَمَنْ |
- |
| 38 |
kefera |
kâfirlik etti/gerçeği örttü |
كَفَرَ |
كفر |
| 39 |
bea'de |
sonra |
بَعْدَ |
بعد |
| 40 |
zalike |
bundan |
ذَٰلِكَ |
- |
| 41 |
minkum |
sizlerden |
مِنْكُمْ |
- |
| 42 |
fekad |
öyle ki muhakkak |
فَقَدْ |
- |
| 43 |
delle |
dalalet içinde oldu/saptı |
ضَلَّ |
ضلل |
| 44 |
seva'e |
düz |
سَوَاءَ |
سوي |
| 45 |
s-sebili |
yoldan |
السَّبِيلِ |
سبل |
Notlar
Not 1
*Yüce Allah'ın mümin kimselerin bazı günahlarına kâfirlik edeceği yani örtüp gizleyeceği bu ayette bildirilir.