Fâtiha Suresi - Ayet 2
Türkçe Meal: Hamd 3 Allah’adır; Rabbidir 4 âlemlerin 203 .
Arama Operatörleri:
Ayet 2
Hamd3 Allah’adır; Rabbidir4 âlemlerin203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | el-hamdu | hamd | الْحَمْدُ | حمد |
| 2 | lillahi | Allah'adır | لِلَّهِ | - |
| 3 | rabbi | Rabbi | رَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Hamd kelimesinin kökü (حمد) ‘hmd’ olup övmek, methetmek (to praise) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 238 (of 1303)Ayetten en yüce övgünün/methetmenin Yüce Allah’a ait olduğunu anlarız. İnsanların ağızlarıyla neredeyse her yerde ‘Hamd olsun Allah’a’ dediklerini görmekteyiz. Ağızla bu sözü söylemenin hiçbir kıymeti yoktur. Önemli olan bu sözün gerçek anlamına tanık olmak ve tecelli edenleri kalpten hissetmektir. Bir şeyi övmek için öncelikle övülen şeyin gerçekten o övgüye veya övgülere layık olup olmadığı tam olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle övgüyü yapacak kimse övgüde bulunacağı konuda kendisini geliştirmelidir ki gerçek anlamda övgü yapabilsin. Örneğin okuma yazma bilmeyen bir kimse genel görelilik teorisini geliştiren Albert Einstein’ı gerçek anlamda övebilir mi? Mümkün değil. Okuma yazma bilen ancak fizikten anlamayan bir kimse Albert Einstein’ı nasıl över? Diliyle bir şeyler söyler ancak kalbinde hissettiği yavandır. Güçlü bir duygu değildir. Sadece gerçek anlamda fizikçi olan bir kimse Albert Einstein’ı tam olarak övebilir. Albert Einstein’ın yaptıklarının anlamlarını tüm kalbiyle hisseder. Albert Einstein’a olan saygısı derinleşir. Rabbimiz ki evreni/evrenleri yarattı ve muhteşem bir düzen kurdu. Onu övebilmemiz için onun eserlerini iyi anlamamız gereklidir. Evren denilen kitabı ve Kur’an’ı iyi okumak durumundayız. Evreni ve Kur’an’ı anlamaya başladığımızda Rabbimize olan saygımız, haşyetimiz kat ve kat artacaktır.En yüce övgüye sahip bir varlığı O’nun astından hiçbir şey hakkıyla, tam olarak övemez, takdir edemez. Ancak sadece kendisi hak ettiği bu övgüyü takdir edebilir, kuşatabilir. Bize düşen görev gücümüzün yettiği ölçüde evren kitabını ve Kur’an’ı anlayarak okumaktır. Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Ayetten anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Ayet 47
Ey İsrâîloğulları197! Hatırlayın nimetimi ki nimet verdim üzerinize; ve doğrusu ben faziletli202 kıldım sizleri âlemler203* üzerine.
*Bu ayette dünya hayatının farklı çağları/zamanları işaret edilmiştir. Yoksa İsrâîloğulları evrenin her yerindeki yaşamlara fazlalıklı kılınmıştır demek değildir.
Ayet 122
Ey İsrâîloğulları!197 Hatırlayın nimetimi; üzerinize bağışladığım nimeti; ve doğrusu ben fazlalıklı kıldım sizleri âlemler203 üzerine.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya beni | Ey oğulları | يَا بَنِي | بني |
| 2 | israile | İsrail | إِسْرَائِيلَ | - |
| 3 | zkuru | hatırlayın | اذْكُرُوا | ذكر |
| 4 | nia'metiye | nimetimi | نِعْمَتِيَ | نعم |
| 5 | lleti | ki | الَّتِي | - |
| 6 | en'amtu | bağışladım nimeti | أَنْعَمْتُ | نعم |
| 7 | aleykum | üzerinize | عَلَيْكُمْ | - |
| 8 | ve enni | ve doğrusu ben | وَأَنِّي | - |
| 9 | feddeltukum | fazlalıklı kıldım sizleri | فَضَّلْتُكُمْ | فضل |
| 10 | ala | üzerine | عَلَى | - |
| 11 | l-aalemine | alemler | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 33
Doğrusu Allah saflaştırdı409 Âdem'i; ve Nûh'u; ve İbrahîm ailesini/taraftarlarını; ve İmrân ailesini/taraftarlarını alemler203 üzerine.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 2 | llahe | Allah | اللَّهَ | - |
| 3 | stafa | saflaştırdı | اصْطَفَىٰ | صفو |
| 4 | ademe | Adem'i | ادَمَ | - |
| 5 | ve nuhen | ve Nuh'u | وَنُوحًا | - |
| 6 | ve ale | ve ailesini | وَالَ | اول |
| 7 | ibrahime | İbrahim | إِبْرَاهِيمَ | - |
| 8 | ve ale | ve ailesini | وَالَ | اول |
| 9 | imrane | İmran | عِمْرَانَ | - |
| 10 | ala | üzerine | عَلَى | - |
| 11 | l-aalemine | alemler | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 42
Ve dediği zaman melekler133: "Ey Meryem! Doğrusu Allah saflaştırdı409 seni; ve temizledi415 seni; ve saflaştırdı409 seni alemlerin203 kadınları üzerine."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve iz | ve zaman | وَإِذْ | - |
| 2 | kaleti | dediği | قَالَتِ | قول |
| 3 | l-melaiketu | melekler | الْمَلَائِكَةُ | ملك |
| 4 | ya meryemu | Ey Meryem | يَا مَرْيَمُ | - |
| 5 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 6 | llahe | Allah | اللَّهَ | - |
| 7 | stafaki | saflaştırdı seni | اصْطَفَاكِ | صفو |
| 8 | ve tahheraki | ve temizledi seni | وَطَهَّرَكِ | طهر |
| 9 | vestafaki | ve saflaştırdı seni | وَاصْطَفَاكِ | صفو |
| 10 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 11 | nisa'i | kadınları | نِسَاءِ | نسو |
| 12 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 96
Doğrusu evveli/ilki evin446 (ki) kuruldu insanlara Bekke'dekidir446; mübarek139 kılınmış ve bir kılavuzdur192 alemlere203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 2 | evvele | evveli/ilki | أَوَّلَ | اول |
| 3 | beytin | evin | بَيْتٍ | بيت |
| 4 | vudia | kuruldu | وُضِعَ | وضع |
| 5 | linnasi | insanlara | لِلنَّاسِ | نوس |
| 6 | lellezi | ki | لَلَّذِي | - |
| 7 | bibekkete | Bekke'dekidir | بِبَكَّةَ | - |
| 8 | mubaraken | mübarek kılınmış | مُبَارَكًا | برك |
| 9 | ve huden | ve bir doğru yola kılavuz | وَهُدًى | هدي |
| 10 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 20
Ve dediği zaman Musa kavmine/toplumuna: "Ey kavmim/toplumum! Anın/zikredin78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini; zira yaptı içinizde enbiya/nebiler132 ve yaptı sizlere bir mülk/hükümdarlık; ve verdi sizlere alemlerden203 birine asla vermediğini."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve iz | ve zaman | وَإِذْ | - |
| 2 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 3 | musa | Musa | مُوسَىٰ | - |
| 4 | likavmihi | kavmine/toplumuna | لِقَوْمِهِ | قوم |
| 5 | ya kavmi | ey kavmim/toplumum | يَا قَوْمِ | قوم |
| 6 | zkuru | anın/zikredin | اذْكُرُوا | ذكر |
| 7 | nia'mete | nimetini | نِعْمَةَ | نعم |
| 8 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 9 | aleykum | üzerinize | عَلَيْكُمْ | - |
| 10 | iz | zaman | إِذْ | - |
| 11 | ceale | yaptığı | جَعَلَ | جعل |
| 12 | fikum | içinizde | فِيكُمْ | - |
| 13 | enbiya'e | nebiler | أَنْبِيَاءَ | نبا |
| 14 | ve cealekum | ve yaptı sizlere | وَجَعَلَكُمْ | جعل |
| 15 | muluken | bir mülk/hükümdarlık | مُلُوكًا | ملك |
| 16 | ve atakum | ve verdi sizlere | وَاتَاكُمْ | اتي |
| 17 | ma | مَا | - | |
| 18 | lem | asla | لَمْ | - |
| 19 | yu'ti | vermediğini | يُؤْتِ | اتي |
| 20 | ehaden | birine | أَحَدًا | احد |
| 21 | mine | مِنَ | - | |
| 22 | l-aalemine | alemlerden | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 28
Mutlak ki eğer katletmek35 için uzatsan bana elini; sana elimi uzatan olmam ben katletmek35 için (seni); doğrusu ben korku474 duyarım Allah’a; alemlerin203 Rabbine4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | lein | mutlak ki eğer | لَئِنْ | - |
| 2 | besette | uzatsan | بَسَطْتَ | بسط |
| 3 | ileyye | bana | إِلَيَّ | - |
| 4 | yedeke | elini | يَدَكَ | يدي |
| 5 | litektuleni | katletmek için beni | لِتَقْتُلَنِي | قتل |
| 6 | ma | değilim | مَا | - |
| 7 | ena | ben | أَنَا | - |
| 8 | bibasitin | bir uzatan | بِبَاسِطٍ | بسط |
| 9 | yediye | elimi | يَدِيَ | يدي |
| 10 | ileyke | sana | إِلَيْكَ | - |
| 11 | liektuleke | katletmek için seni | لِأَقْتُلَكَ | قتل |
| 12 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 13 | ehafu | korku duyarım | أَخَافُ | خوف |
| 14 | llahe | Allah’a | اللَّهَ | - |
| 15 | rabbe | Rabbine | رَبَّ | ربب |
| 16 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 71
De ki: "Çağırır mıyız Allah’ın astından menfaat sağlamayanı bizlere ve zarar vermeyeni bizlere; ve döner (miyiz) topuklarımız üzerine, kılavuzladığı192 zaman sonrası Allah'ın bizleri; kimse gibi (ki) kılavuzluk etti ona şeytânlar29 yerde bir şaşkınlığa ona; arkadaşları çağırır onu kılavuza192 doğru; "Gel bizlere" (diye)"; de ki: "Doğrusu Allah'ın kılavuzu192 (ki) odur kılavuz192; ve emredildi bizlere İslam218 olmamız alemlerin203 Rabbine4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 2 | ened'u | çağırır mıyız | أَنَدْعُو | دعو |
| 3 | min | مِنْ | - | |
| 4 | duni | astından | دُونِ | دون |
| 5 | llahi | Allah’ın | اللَّهِ | - |
| 6 | ma | مَا | - | |
| 7 | la | لَا | - | |
| 8 | yenfeuna | menfaat sağlamayani bizlere | يَنْفَعُنَا | نفع |
| 9 | ve la | ve | وَلَا | - |
| 10 | yedurruna | ve zarar vermeyeni bizlere | يَضُرُّنَا | ضرر |
| 11 | ve nuraddu | ve döner (miyiz) | وَنُرَدُّ | ردد |
| 12 | ala | üzerinde | عَلَىٰ | - |
| 13 | ea'kabina | topuklarımız | أَعْقَابِنَا | عقب |
| 14 | bea'de | sonrası | بَعْدَ | بعد |
| 15 | iz | zaman | إِذْ | - |
| 16 | hedana | doğru yola kılavuzladı bizleri | هَدَانَا | هدي |
| 17 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 18 | kallezi | kimse gibi | كَالَّذِي | - |
| 19 | stehvethu | kılavuzluk etti ona | اسْتَهْوَتْهُ | هوي |
| 20 | ş-şeyatinu | şeytanlar | الشَّيَاطِينُ | شطن |
| 21 | fi | فِي | - | |
| 22 | l-erdi | yerde | الْأَرْضِ | ارض |
| 23 | hayrane | bir şaşkınlığa | حَيْرَانَ | حير |
| 24 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 25 | eshabun | arkadaşları | أَصْحَابٌ | صحب |
| 26 | yed'unehu | çağırır onu | يَدْعُونَهُ | دعو |
| 27 | ila | doğru | إِلَى | - |
| 28 | l-huda | doğru kılavuza | الْهُدَى | هدي |
| 29 | tina | gel bizlere | ائْتِنَا | اتي |
| 30 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 31 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 32 | huda | doğru kılavuzu | هُدَى | هدي |
| 33 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 34 | huve | odur | هُوَ | - |
| 35 | l-huda | doğru kılavuz | الْهُدَىٰ | هدي |
| 36 | ve umirna | ve emredildi bizlere | وَأُمِرْنَا | امر |
| 37 | linuslime | İslam olmamız | لِنُسْلِمَ | سلم |
| 38 | lirabbi | Rabbine | لِرَبِّ | ربب |
| 39 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 86
Ve İsmâîl’i; ve Elyesâ’ı; ve Yûnus’u; ve Lût’u; ve hepsini faziletli202 kıldık alemler203 üzerine.
Ayet 90
Bunlar kimselerdir* (ki) kılavuzladı192 Allah; öyle ki onların* kılavuzunu** takip et/örnek al (sen***); de ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun**** bir ecir820 ki o**** ancak bir zikirdir78 alemlere203."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ulaike | bunlar | أُولَٰئِكَ | - |
| 2 | ellezine | kimselerdir | الَّذِينَ | - |
| 3 | heda | doğru yola kılavuzladı | هَدَى | هدي |
| 4 | llahu | Allah’ın | اللَّهُ | - |
| 5 | febihudahumu | öyle ki doğru kılavuzunu onların | فَبِهُدَاهُمُ | هدي |
| 6 | ktedih | takip et/örnek al | اقْتَدِهْ | قدو |
| 7 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 8 | la | لَا | - | |
| 9 | eselukum | sual etmem/sormam | أَسْأَلُكُمْ | سال |
| 10 | aleyhi | üzerine onun | عَلَيْهِ | - |
| 11 | ecran | bir ecir/ücret | أَجْرًا | اجر |
| 12 | in | ki | إِنْ | - |
| 13 | huve | O | هُوَ | - |
| 14 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 15 | zikra | bir zikirdir | ذِكْرَىٰ | ذكر |
| 16 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Önceki nebiler.**Dikkat edilirse takip edilecek, örnek alınacak şey nebiler değildir; onların tabi olduğu Yüce Allah'ın doğru yola kılavuzudur.***Resûl Muhammed. ****Kur'an. Kur'an'ın mesajını iletme. Risâleti gerçekleştirmek.
Ayet 54
Doğrusu Rabbiniz4 Allah’tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde*; sonra istiva188 etti Arş66 üzerine; örter (Allah) geceyi gündüze; talep** eder (gündüz) onu (geceyi) aniden/çok çabuk; ve Güneş’i; ve Ay’ı; ve yıldızları; boyun eğdirilenlerdir O’nun emriyle; yaratma ve emir O'na değil midir?; Mübarek139 oldu Allah; alemlerin203 Rabbi4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 2 | rabbekumu | Rabbiniz | رَبَّكُمُ | ربب |
| 3 | llahu | Allah’tır | اللَّهُ | - |
| 4 | llezi | الَّذِي | - | |
| 5 | haleka | yaratandır | خَلَقَ | خلق |
| 6 | s-semavati | gökleri | السَّمَاوَاتِ | سمو |
| 7 | vel'erde | ve yeri | وَالْأَرْضَ | ارض |
| 8 | fi | فِي | - | |
| 9 | sitteti | altı | سِتَّةِ | ستت |
| 10 | eyyamin | günde | أَيَّامٍ | يوم |
| 11 | summe | sonra | ثُمَّ | - |
| 12 | steva | istiva etti | اسْتَوَىٰ | سوي |
| 13 | ala | üzerine | عَلَى | - |
| 14 | l-arşi | Arş | الْعَرْشِ | عرش |
| 15 | yugşi | örter (Allah) | يُغْشِي | غشو |
| 16 | l-leyle | geceyi | اللَّيْلَ | ليل |
| 17 | n-nehara | gündüze | النَّهَارَ | نهر |
| 18 | yetlubuhu | talep eder(gündüz) onu (geceyi) | يَطْلُبُهُ | طلب |
| 19 | hasisen | aniden/çok çabuk | حَثِيثًا | حثث |
| 20 | ve şşemse | ve Güneş’i | وَالشَّمْسَ | شمس |
| 21 | velkamera | ve Ay’ı | وَالْقَمَرَ | قمر |
| 22 | ve nnucume | ve yıldızları | وَالنُّجُومَ | نجم |
| 23 | musehharatin | boyun eğdirilenlerdir | مُسَخَّرَاتٍ | سخر |
| 24 | biemrihi | O’nun emriyle | بِأَمْرِهِ | امر |
| 25 | ela | İyi bilin ki | أَلَا | - |
| 26 | lehu | O’nadır | لَهُ | - |
| 27 | l-halku | yaratma | الْخَلْقُ | خلق |
| 28 | vel'emru | ve emir | وَالْأَمْرُ | امر |
| 29 | tebarake | mübarek oldu | تَبَارَكَ | برك |
| 30 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 31 | rabbu | Rabbi | رَبُّ | ربب |
| 32 | l-aalemine | Âlemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Evrede, dönemde.**Gündüzün geceyi talep etmesinin işaret edilmesi de büyük bir Kur'an mucizesidir. Güneş sistemimizde gündüz her yere hakimdir. Tabiri caizse patron gündüzdür. Gece ise sadece gezegenlerin gölgesi olarak az bir yer tutar. Gündüz domine eden olarak geceleri ışık hızında yok etmek ister. Onu ele geçirip kendi hakimiyetini sokmak ister. Gecenin onu çok çabuk almak isteyen gündüze örtülmesi
Ayet 61
Dedi (Nûh): "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir dalalet128; velakin/fakat bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kale | dedi (Nuh) | قَالَ | قول |
| 2 | ya kavmi | ey kavmim | يَا قَوْمِ | قوم |
| 3 | leyse | yoktur | لَيْسَ | ليس |
| 4 | bi | bende | بِي | - |
| 5 | delaletun | bir dalalet | ضَلَالَةٌ | ضلل |
| 6 | velakinni | velakin/fakat | وَلَٰكِنِّي | - |
| 7 | rasulun | bir resûlüm | رَسُولٌ | رسل |
| 8 | min | مِنْ | - | |
| 9 | rabbi | Rabbinden | رَبِّ | ربب |
| 10 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 67
Dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir sefâhat670; velakin/fakat bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kale | dedi (Hûd) | قَالَ | قول |
| 2 | ya kavmi | ey kavmim/toplumum | يَا قَوْمِ | قوم |
| 3 | leyse | olmadı | لَيْسَ | ليس |
| 4 | bi | bende | بِي | - |
| 5 | sefahetun | bir sefahât | سَفَاهَةٌ | سفه |
| 6 | velakinni | velakin/fakat | وَلَٰكِنِّي | - |
| 7 | rasulun | bir resûlüm | رَسُولٌ | رسل |
| 8 | min | مِنْ | - | |
| 9 | rabbi | Rabbinden | رَبِّ | ربب |
| 10 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Hûd.
Ayet 104
Ve dedi Mûsâ: "Ey firavun! Doğrusu ben bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve kale | ve dedi | وَقَالَ | قول |
| 2 | musa | Mûsâ | مُوسَىٰ | - |
| 3 | ya fir'avnu | ey firavun | يَا فِرْعَوْنُ | - |
| 4 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 5 | rasulun | bir resûlüm | رَسُولٌ | رسل |
| 6 | min | مِنْ | - | |
| 7 | rabbi | Rabbinden | رَبِّ | ربب |
| 8 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 121
Dediler (sihirbazlar): "İman47 ettik alemlerin203 Rabbine4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kalu | dediler | قَالُوا | قول |
| 2 | amenna | iman ettik | امَنَّا | امن |
| 3 | birabbi | Rabbine | بِرَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 140
Dedi (Mûsâ): "Allah'tan başkasını mı ararım sizlere bir ilâh (olarak); ve O (Allah) faziletlendirdi202 sizleri alemlere203 karşı?"
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 2 | egayra | başkasını | أَغَيْرَ | غير |
| 3 | llahi | Allah'tan | اللَّهِ | - |
| 4 | ebgikum | bakınırım/ararım sizlere | أَبْغِيكُمْ | بغي |
| 5 | ilahen | bir ilâh | إِلَٰهًا | اله |
| 6 | vehuve | ve O | وَهُوَ | - |
| 7 | feddelekum | faziletlendirdi sizleri | فَضَّلَكُمْ | فضل |
| 8 | ala | karşı | عَلَى | - |
| 9 | l-aalemine | alemlere | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 37
Ve olmuş değildir bu Kur'ân850 ki iftira883 atılır Allah’ın astından*; velakin/fakat tasdik eder iki elinin arasındakini**; ve tefsîl651 edendir kitabı**; olmaz şüphe onda***; alemlerin203 Rabbindendir4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değildir | وَمَا | - |
| 2 | kane | olmuş | كَانَ | كون |
| 3 | haza | bu | هَٰذَا | - |
| 4 | l-kuranu | Kur'an | الْقُرْانُ | قرا |
| 5 | en | ki | أَنْ | - |
| 6 | yuftera | iftira atılır | يُفْتَرَىٰ | فري |
| 7 | min | مِنْ | - | |
| 8 | duni | astından | دُونِ | دون |
| 9 | llahi | Allah’ıın | اللَّهِ | - |
| 10 | velakin | velakin/fakat | وَلَٰكِنْ | - |
| 11 | tesdika | bir tastikleyendir | تَصْدِيقَ | صدق |
| 12 | llezi | الَّذِي | - | |
| 13 | beyne | arasındakini | بَيْنَ | بين |
| 14 | yedeyhi | iki elinin | يَدَيْهِ | يدي |
| 15 | ve tefsile | ve tefsil edendir | وَتَفْصِيلَ | فصل |
| 16 | l-kitabi | kitabı | الْكِتَابِ | كتب |
| 17 | la | olmaz | لَا | - |
| 18 | raybe | şüphe | رَيْبَ | ريب |
| 19 | fihi | onda | فِيهِ | - |
| 20 | min | مِنْ | - | |
| 21 | rabbi | Rabbindendir | رَبِّ | ربب |
| 22 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Kutsal kitaplar haricinde dinde hüküm koyan tüm kitaplar çöptür. Dinde zerre değerleri yoktur. Yüce Allah'ın astından olan bu kitaplar bizzat Yüce Allah'a ve resûllerine tonlarca iftira eden hükümler içerirler. **Tevrât'ı.***Kur'an'da.
Ayet 104
Ve sual eder/sorar değilsin ona* karşı hiçbir ecir820 ki o** ancak bir zikirdir78 alemlere203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değilsin | وَمَا | - |
| 2 | teseluhum | sual eder/sorar | تَسْأَلُهُمْ | سال |
| 3 | aleyhi | ona karşı | عَلَيْهِ | - |
| 4 | min | hiçbir | مِنْ | - |
| 5 | ecrin | bir ecir | أَجْرٍ | اجر |
| 6 | in | ki | إِنْ | - |
| 7 | huve | o | هُوَ | - |
| 8 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 9 | zikrun | bir zikirdir | ذِكْرٌ | ذكر |
| 10 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Risâlete karşı.**Risâletin olan Kur'an.
Ayet 70
Dediler*: "Ve hiç menetmedik mi seni*** alemlerden203***?"
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kalu | dediler | قَالُوا | قول |
| 2 | evelem | ve hiç | أَوَلَمْ | - |
| 3 | nenheke | menetmedik mi seni | نَنْهَكَ | نهي |
| 4 | ani | عَنِ | - | |
| 5 | l-aalemine | alemlerden | الْعَالَمِينَ | علم |
*Şehir ehli, ahalisi.**Bu yaşamlardan, bu hayatlardan.***Lût.
Ayet 71
Ve kurtardık onu* ve Lût'u** bir yere doğru ki bereketlendirdiğimizdir ondakini*** âlemlere203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve necceynahu | ve kurtardık onu | وَنَجَّيْنَاهُ | نجو |
| 2 | veluten | ve Lût'u | وَلُوطًا | - |
| 3 | ila | doğru | إِلَى | - |
| 4 | l-erdi | bir yere | الْأَرْضِ | ارض |
| 5 | lleti | الَّتِي | - | |
| 6 | barakna | bereketlendirdiğimiz | بَارَكْنَا | برك |
| 7 | fiha | onda | فِيهَا | - |
| 8 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Nebi ve resûl İbrahim'i.**Anlarız ki İbrahim ateşten kurtulmuş ve Lût ile birlikte Harran'dan ayrılmıştır. Bu bereketli yerin Yahudiya bölgesi olduğu net bir şekilde söylenebilir. Süleyman'ın gemileri bereketli toprakların (Yahudiya) kıyılarında rüzgârlarla yol alıyordu.***O yerdeki bir şey veya şeyler bereketlendirilmiştir.
Ayet 91
Ve korumuş* olanı* fercini110 öyle ki üfledik içine onun** rûhumuzdan608; ve yaptık onu*** ve oğlunu**** bir ayet287 alemlere203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | velleti | ve olanı | وَالَّتِي | - |
| 2 | ehsanet | korumuş | أَحْصَنَتْ | حصن |
| 3 | ferceha | fercini | فَرْجَهَا | فرج |
| 4 | fenefehna | öyle ki üfledik | فَنَفَخْنَا | نفخ |
| 5 | fiha | onda | فِيهَا | - |
| 6 | min | مِنْ | - | |
| 7 | ruhina | ruhumuzdan | رُوحِنَا | روح |
| 8 | ve cealnaha | ve yaptık onu | وَجَعَلْنَاهَا | جعل |
| 9 | vebneha | ve oğlunu | وَابْنَهَا | بني |
| 10 | ayeten | bir ayet | ايَةً | ايي |
| 11 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Meryem.**Meryem'in.***Meryem'i.****Îsâ'yı.
Ayet 107
Ve göndermiş değiliz seni* alemlere203 bir rahmet271 dışında.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değiliz | وَمَا | - |
| 2 | erselnake | göndermiş seni | أَرْسَلْنَاكَ | رسل |
| 3 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 4 | rahmeten | bir rahmet | رَحْمَةً | رحم |
| 5 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Nebi ve resûl Muhammed.
Ayet 1
Bereketlendi*; o ki indirendir furkânı259 kulu907** üzerine olması için alemlere203 bir nezîr1240.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | tebarake | bereketlendi | تَبَارَكَ | برك |
| 2 | llezi | o ki | الَّذِي | - |
| 3 | nezzele | indirendir | نَزَّلَ | نزل |
| 4 | l-furkane | furkânı | الْفُرْقَانَ | فرق |
| 5 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 6 | abdihi | kulu | عَبْدِهِ | عبد |
| 7 | liyekune | olması için | لِيَكُونَ | كون |
| 8 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
| 9 | neziran | bir uyarıcı | نَذِيرًا | نذر |
*Allah.**Nebi Muhammed.
Ayet 16
Öyle ki varın* firavuna678; öyle ki deyin*: "Doğrusu biz resûlüyüz418 alemlerin203 Rabbinin4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fe'tiya | öyle ki varın | فَأْتِيَا | اتي |
| 2 | fir'avne | firavuna | فِرْعَوْنَ | - |
| 3 | fe kula | öyle ki deyin | فَقُولَا | قول |
| 4 | inna | doğrusu biz | إِنَّا | - |
| 5 | rasulu | resûlüyüz | رَسُولُ | رسل |
| 6 | rabbi | Rabbinin | رَبِّ | ربب |
| 7 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*İkiniz. Mûsâ ve Hârûn.
Ayet 23
Dedi firavun678: "Ve nedir alemlerin203 Rabbi4?"
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 2 | fir'avnu | firavun | فِرْعَوْنُ | - |
| 3 | ve ma | ve nedir | وَمَا | - |
| 4 | rabbu | Rabbi | رَبُّ | ربب |
| 5 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 47
Dediler*: "İman47 ettik alemlerin203 Rabbine4."
*Sihirbazlar.
Ayet 77
"Öyle ki doğrusu onlar* bir düşmandır** bana*** alemlerin203 Rabbi4 dışında."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | feinnehum | öyle ki doğrusu onlar | فَإِنَّهُمْ | - |
| 2 | aduvvun | bir düşmandır | عَدُوٌّ | عدو |
| 3 | li | bana | لِي | - |
| 4 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 5 | rabbe | Rabbi | رَبَّ | ربب |
| 6 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Kadîm babaların/ataların uyduruk dinlerinin idolleri.**Anlarız ki Yüce Allah'ın dışında dinde hüküm koyan her idole, her şeye düşmanlık beslenir.***İbrahim.
Ayet 98
"Seviyelediğimiz* zaman sizleri alemlerin203 Rabbine4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | iz | إِذْ | - | |
| 2 | nusevvikum | seviyelediğimiz zaman sizleri | نُسَوِّيكُمْ | سوي |
| 3 | birabbi | Rabbiyle | بِرَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Aynı, eşit seviye.
Ayet 127
"Ve sual* eder değilim sizlere onun** üzerine hiçbir ecir820 ki (benim) ecrim820 ancak alemlerin203 Rabbi4 üzerinedir."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değilim | وَمَا | - |
| 2 | eselukum | sual eder sizler | أَسْأَلُكُمْ | سال |
| 3 | aleyhi | onun üzerine | عَلَيْهِ | - |
| 4 | min | hiçbir | مِنْ | - |
| 5 | ecrin | bir ecir | أَجْرٍ | اجر |
| 6 | in | ki | إِنْ | - |
| 7 | ecriye | ecrim | أَجْرِيَ | اجر |
| 8 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 9 | ala | üzerinedir | عَلَىٰ | - |
| 10 | rabbi | Rabbi | رَبِّ | ربب |
| 11 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Sorar.**Risâlet; resûllük görevi.
Ayet 164
"Ve sual eder* değilim sizlere üzerine onun** hiçbir ecir820 ki (benim) ecrim820 ancak alemlerin203 Rabbi4 üzerinedir."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değilim | وَمَا | - |
| 2 | eselukum | sual eder sizlere | أَسْأَلُكُمْ | سال |
| 3 | aleyhi | üzerine onun | عَلَيْهِ | - |
| 4 | min | hiç | مِنْ | - |
| 5 | ecrin | bir ecir | أَجْرٍ | اجر |
| 6 | in | ki | إِنْ | - |
| 7 | ecriye | (benim) ücretim | أَجْرِيَ | اجر |
| 8 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 9 | ala | üzerinedir | عَلَىٰ | - |
| 10 | rabbi | Rabbine | رَبِّ | ربب |
| 11 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Sorar.**Risâletin.
Ayet 165
"Geliyorsunuz erkeklere alemler203 içinde."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ete'tune | geliyorsunuz | أَتَأْتُونَ | اتي |
| 2 | z-zukrane | erkeklere | الذُّكْرَانَ | ذكر |
| 3 | mine | مِنَ | - | |
| 4 | l-aalemine | alemlerde | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 180
"Ve sual eder* değilim sizlere** üzerine onun** hiçbir ecir820 ki (benim) ecrim820**** ancak alemlerin203 Rabbi4 üzerinedir."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değilim | وَمَا | - |
| 2 | eselukum | sual eder sizlere | أَسْأَلُكُمْ | سال |
| 3 | aleyhi | üzerine onun | عَلَيْهِ | - |
| 4 | min | hiç | مِنْ | - |
| 5 | ecrin | ecir | أَجْرٍ | اجر |
| 6 | in | ki | إِنْ | - |
| 7 | ecriye | (benim) ecrim | أَجْرِيَ | اجر |
| 8 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 9 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 10 | rabbi | Rabbine | رَبِّ | ربب |
| 11 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Sorar. **Eyke ashâbı.***Risâletin.****Şua'yb.
Ayet 192
Ve doğrusu o* (ki) mutlak indirmesidir alemlerin203 Rabbinin4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve innehu | ve doğrusu o | وَإِنَّهُ | - |
| 2 | letenzilu | mutlak indirmesidir | لَتَنْزِيلُ | نزل |
| 3 | rabbi | Rabbinin | رَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Kur'ân.
Ayet 8
Öyle ki ne zaman ki geldi* ona**; nida edildi*** ki berekenlendirildi kimse**** ateşteki*****; ve kimse****** çevresinde (-ki) onun*******; ve Subhân’dır7 Allah; alemlerin203 Rabbidir4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | felemma | öyle ki ne zaman ki | فَلَمَّا | - |
| 2 | ca'eha | geldi ona | جَاءَهَا | جيا |
| 3 | nudiye | nida edildi | نُودِيَ | ندو |
| 4 | en | ki | أَنْ | - |
| 5 | burike | berekenlendirildi | بُورِكَ | برك |
| 6 | men | kimse | مَنْ | - |
| 7 | fi | فِي | - | |
| 8 | n-nari | ateşteki | النَّارِ | نور |
| 9 | ve men | ve kimse | وَمَنْ | - |
| 10 | havleha | çevresinde onun | حَوْلَهَا | حول |
| 11 | ve subhane | ve Subhân’dır | وَسُبْحَانَ | سبح |
| 12 | llahi | Allah | اللَّهِ | - |
| 13 | rabbi | Rabbi | رَبِّ | ربب |
| 14 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Mûsâ.**Ateşe.***Seslenildi.****Men edatı akıllı varlıkları işaret eder. Kimse demektir. Anlarız ki şerefli resûl/elçi Cibrîl ateşin bizzat içindedir. Nebi Muhammed'e vahy ederken de sidre (hünnap) ağacının içindeydi.*****Fi edatı içinde demektir. Bu kimse bizzat ateşin içindedir. Vahiy meleği Cibrîl bizzat ateşte tecelli etmektedir. Bereketlenmiştir; çünkü Yüce Allah'ın kelamını ile yüklüdür.******Ateşin çevresinde olan diğer kimse ise Mûsâ'dır. O da bereketlenmiştir; çünkü Yüce Allah'ın kelamı ile şereflenmiş ve yüklenmiştir.*******Ateşin.
Ayet 44
Denildi ona*: "Gir köşke**"; öyle ki ne zaman ki gördü onu*** (ki) düşündü onu*** bir havuz****; ve sıvadı bacaklarından*****; dedi******: "Doğrusu o bir köşktür bir dirençlendirilmiş******* sırçalardan********"; dedi******: "Rabbim4! Doğrusu ben zulmettim257 nefsime201; ve islâm218 oldum Süleymân'la beraber Allah'a; alemlerin203 Rabbine4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kile | denildi | قِيلَ | قول |
| 2 | leha | ona | لَهَا | - |
| 3 | dhuli | gir | ادْخُلِي | دخل |
| 4 | s-sarha | köşke | الصَّرْحَ | صرح |
| 5 | felemma | öyle ki ne zaman ki | فَلَمَّا | - |
| 6 | raethu | gördü onu | رَأَتْهُ | راي |
| 7 | hasibethu | düşündü onu | حَسِبَتْهُ | حسب |
| 8 | lucceten | bir havuz | لُجَّةً | لجج |
| 9 | ve keşefet | ve sıvadı | وَكَشَفَتْ | كشف |
| 10 | an | عَنْ | - | |
| 11 | sakayha | bacaklarından | سَاقَيْهَا | سوق |
| 12 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 13 | innehu | doğrusu o | إِنَّهُ | - |
| 14 | sarhun | bir köşktür | صَرْحٌ | صرح |
| 15 | mumerradun | bir dirençli | مُمَرَّدٌ | مرد |
| 16 | min | مِنْ | - | |
| 17 | kavarira | sırçadan | قَوَارِيرَ | قرر |
| 18 | kalet | dedi | قَالَتْ | قول |
| 19 | rabbi | Rabbim | رَبِّ | ربب |
| 20 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 21 | zelemtu | zulmettim | ظَلَمْتُ | ظلم |
| 22 | nefsi | nefsime | نَفْسِي | نفس |
| 23 | ve eslemtu | ve islam oldum | وَأَسْلَمْتُ | سلم |
| 24 | mea | beraber | مَعَ | - |
| 25 | suleymane | Süleymân'la | سُلَيْمَانَ | - |
| 26 | lillahi | Allah'a | لِلَّهِ | - |
| 27 | rabbi | Rabbi | رَبِّ | ربب |
| 28 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Sebe melikesine.
**Özel bir oda, özel bir alan.
***Köşkü.
****Derin su birikintisi.
*****Elbisesini.
******Sebe melikesi.
*******Dayanıklı hale getirilmiş. Dirençli yapılmış.
********Cam.
Ayet 30
Öyle ki ne zaman ki geldi oraya*; nida** edildi vadinin sağ kıyısından***; beneklideki/lekelideki**** mübarek***** ağaçtan1288 ki "Ey Mûsâ! Doğrusu benim; benim Allah; alemlerin203 Rabbi4."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | felemma | öyle ki ne zaman ki | فَلَمَّا | - |
| 2 | etaha | geldi oraya | أَتَاهَا | اتي |
| 3 | nudiye | nida edildi | نُودِيَ | ندو |
| 4 | min | مِنْ | - | |
| 5 | şatii | kıyısından | شَاطِئِ | شطا |
| 6 | l-vadi | vadinin | الْوَادِ | ودي |
| 7 | l-eymeni | sağ | الْأَيْمَنِ | يمن |
| 8 | fi | فِي | - | |
| 9 | l-buk'ati | beneklideki/lekelideki | الْبُقْعَةِ | بقع |
| 10 | l-mubaraketi | mübarek | الْمُبَارَكَةِ | برك |
| 11 | mine | مِنَ | - | |
| 12 | ş-şecerati | ağaçtan | الشَّجَرَةِ | شجر |
| 13 | en | ki | أَنْ | - |
| 14 | ya musa | ey Mûsâ | يَا مُوسَىٰ | - |
| 15 | inni | doğrusu benim | إِنِّي | - |
| 16 | ena | benim | أَنَا | - |
| 17 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 18 | rabbu | Rabbi | رَبُّ | ربب |
| 19 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
*Ateşe.
**Seslenildi.
***Kenarından.
****Yer, konum; boyalı.
*****Zeytin ağacı. Vahy edilme sürecinde zeytin ağacının ateşle kaplandığını anlarız. Cibrîl de ateşin içindedir.
Ayet 6
Ve kim cihat356 etti; öyle ki ancak cihat356 eder kendi nefsine201; doğrusu Allah mutlak bir Ganiyy’dir106 alemlerden203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve men | ve kim | وَمَنْ | - |
| 2 | cahede | cihat etti | جَاهَدَ | جهد |
| 3 | feinnema | öyle ki ancak | فَإِنَّمَا | - |
| 4 | yucahidu | cihat eder | يُجَاهِدُ | جهد |
| 5 | linefsihi | kendi nefsine | لِنَفْسِهِ | نفس |
| 6 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 7 | llahe | Allah | اللَّهَ | - |
| 8 | leganiyyun | mutlak bir Ganiyy’dir | لَغَنِيٌّ | غني |
| 9 | ani | عَنِ | - | |
| 10 | l-aalemine | alemlerden | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 28
Ve Lût; dediği zaman kendi kavmine/toplumuna: "Doğrusu sizler mutlak edinirsiniz bir fahişelik490 (ki) yoktur sizlerin önüne geçen onunla** alemlerden203 hiç bir***."
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | veluten | ve Lût | وَلُوطًا | - |
| 2 | iz | إِذْ | - | |
| 3 | kale | dediği zaman | قَالَ | قول |
| 4 | likavmihi | kendi kavmine | لِقَوْمِهِ | قوم |
| 5 | innekum | doğrusu sizler | إِنَّكُمْ | - |
| 6 | lete'tune | mutlak ediniyorsunuz | لَتَأْتُونَ | اتي |
| 7 | l-fahişete | bir fahişelik | الْفَاحِشَةَ | فحش |
| 8 | ma | yoktur | مَا | - |
| 9 | sebekakum | önüne geçen sizlerin | سَبَقَكُمْ | سبق |
| 10 | biha | onunla | بِهَا | - |
| 11 | min | hiç | مِنْ | - |
| 12 | ehadin | bir | أَحَدٍ | احد |
| 13 | mine | مِنَ | - | |
| 14 | l-aalemine | alemlerden | الْعَالَمِينَ | علم |
*İleri giden, öncülük eden.
**Kendisiyle; fahişelikte.
***Tek bir kavim yoktu sizin gibi. Özellikle ayrı yazıldı.
Ayet 79
Bir selâmdır98 Nûh üzerine alemlerde203*.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | selamun | bir selâmdır | سَلَامٌ | سلم |
| 2 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 3 | nuhin | N'uh üzerine | نُوحٍ | - |
| 4 | fi | فِي | - | |
| 5 | l-aalemine | alemlerde | الْعَالَمِينَ | علم |
*Nûh'u herkes selametle anacaktır.
Ayet 87
Öyle ki nedir zannınız314 alemlerin203 Rabbi4 hakkında?
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fema | öyle ki nedir | فَمَا | - |
| 2 | zennukum | zannınız | ظَنُّكُمْ | ظنن |
| 3 | birabbi | Rabbi hakkında | بِرَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 87
Ki o* ancak bir zikirdir/hatırlatmadır78 alemler203 için.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | in | ki | إِنْ | - |
| 2 | huve | O (Kur'an) | هُوَ | - |
| 3 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 4 | zikrun | bir zikir/hatırlatma | ذِكْرٌ | ذكر |
| 5 | lil'aalemine | alemler için | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Kur'ân.
Ayet 32
Ve ant olsun tercih ettik/seçtik onları bir ilme922 karşı; alemlere203 karşı.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | velekadi | ve ant olsun | وَلَقَدِ | - |
| 2 | hternahum | tercih ettik/seçtik | اخْتَرْنَاهُمْ | خير |
| 3 | ala | karşı | عَلَىٰ | - |
| 4 | ilmin | bir ilme | عِلْمٍ | علم |
| 5 | ala | karşı | عَلَى | - |
| 6 | l-aalemine | alemlere | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 80
Bir indirilmedir alemlerin203 Rabbinden4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | tenzilun | bir indirilmedir | تَنْزِيلٌ | نزل |
| 2 | min | مِنْ | - | |
| 3 | rabbi | Rabbinden | رَبِّ | ربب |
| 4 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Ayet 27
Ki o* ancak bir zikirdir/hatırlatmadır78 alemlere203.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | in | ki | إِنْ | - |
| 2 | huve | o | هُوَ | - |
| 3 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 4 | zikrun | bir zikirdir/hatırlatmadır | ذِكْرٌ | ذكر |
| 5 | lil'aalemine | alemlere | لِلْعَالَمِينَ | علم |
*Kur'an.
Ayet 6
Gündür (ki) kıyam143 eder insanlar alemlerin203 Rabbine4.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | yevme | gündür (ki) | يَوْمَ | يوم |
| 2 | yekumu | kıyam eder | يَقُومُ | قوم |
| 3 | n-nasu | insanlar | النَّاسُ | نوس |
| 4 | lirabbi | Rabbine | لِرَبِّ | ربب |
| 5 | l-aalemine | alemlerin | الْعَالَمِينَ | علم |
Âlem, âlem, alem.
Kavram Adı:
Âlem, âlem, alem.
Kavram No: 203
Kısa Açıklama: 203 Farklı zamanlar ve/veya mekanlarda yaşamlar, durum ve şartlar. Göklerdeki uzaylı yaşamlar. Dünya hayatının farklı zamanlarında gerçekleşen yaşamlar.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 46
Türkçe Meal: Hamd 3 Allah’adır; Rabbidir 4 âlemlerin 203 .
Türkçe Meal: Ey İsrâîloğulları 197 ! Hatırlayın nimetimi ki nimet verdim üzerinize; ve doğrusu ben faziletli 202 kıldım sizleri âlemler 203 * üzerine.
Türkçe Meal: Ey İsrâîloğulları! 197 Hatırlayın nimetimi; üzerinize bağışladığım nimeti; ve doğrusu ben fazlalıklı kıldım sizleri âlemler 203 üzerine.
Türkçe Meal: Doğrusu Allah saflaştırdı 409 Âdem'i; ve Nûh'u; ve İbrahîm ailesini/taraftarlarını; ve İmrân ailesini/taraftarlarını alemler 203 üzerine.
Türkçe Meal: Ve dediği zaman melekler 133 : "Ey Meryem! Doğrusu Allah saflaştırdı 409 seni; ve temizledi 415 seni; ve saflaştırdı 409 seni alemlerin 203 kadınları üzerine."
Türkçe Meal: Doğrusu evveli/ilki evin 446 (ki) kuruldu insanlara Bekke'dekidir 446 ; mübarek 139 kılınmış ve bir kılavuzdur 192 alemlere 203 .
Türkçe Meal: Ve dediği zaman Musa kavmine/toplumuna: "Ey kavmim/toplumum! Anın/zikredin 78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini; zira yaptı içinizde enbiya/nebiler 132 ve yaptı sizlere bir mülk/hükümdarlık; ve verdi sizlere alemlerden 203 birine asla vermediğini."
Türkçe Meal: Mutlak ki eğer katletmek 35 için uzatsan bana elini; sana elimi uzatan olmam ben katletmek 35 için (seni); doğrusu ben korku 474 duyarım Allah’a; alemlerin 203 Rabbine 4 .
Türkçe Meal: De ki: "Çağırır mıyız Allah’ın astından menfaat sağlamayanı bizlere ve zarar vermeyeni bizlere; ve döner (miyiz) topuklarımız üzerine, kılavuzladığı 192 zaman sonrası Allah'ın bizleri; kimse gibi (ki) kılavuzluk etti ona şeytânlar 29 yerde bir şaşkınlığa ona; arkadaşları çağırır onu kılavuza 192 doğru; "Gel bizlere" (diye)"; de ki: "Doğrusu Allah'ın kılavuzu 192 (ki) odur kılavuz 192 ; ve emredildi bizlere İslam 218 olmamız alemlerin 203 Rabbine 4 ."
Türkçe Meal: Ve İsmâîl’i; ve Elyesâ’ı; ve Yûnus’u; ve Lût’u; ve hepsini faziletli 202 kıldık alemler 203 üzerine.
Türkçe Meal: Bunlar kimselerdir * (ki) kılavuzladı 192 Allah; öyle ki onların * kılavuzunu ** takip et/örnek al (sen *** ); de ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun **** bir ecir 820 ki o **** ancak bir zikirdir 78 alemlere 203 ."
Türkçe Meal: Doğrusu Rabbiniz 4 Allah’tır; yaratandır gökleri 162 ve yeri altı günde * ; sonra istiva 188 etti Arş 66 üzerine; örter (Allah) geceyi gündüze; talep ** eder (gündüz) onu (geceyi) aniden/çok çabuk; ve Güneş’i; ve Ay’ı; ve yıldızları; boyun eğdirilenlerdir O’nun emriyle; yaratma ve emir O'na değil midir?; Mübarek 139 oldu Allah; alemlerin 203 Rabbi 4 .
Türkçe Meal: Dedi (Nûh): "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir dalalet 128 ; velakin/fakat bir resûlüm 418 alemlerin 203 Rabbinden 4 ."
Türkçe Meal: Dedi * : "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir sefâhat 670 ; velakin/fakat bir resûlüm 418 alemlerin 203 Rabbinden 4 ."
Türkçe Meal: Ve dedi Mûsâ: "Ey firavun! Doğrusu ben bir resûlüm 418 alemlerin 203 Rabbinden 4 ."
Türkçe Meal: Dediler (sihirbazlar): "İman 47 ettik alemlerin 203 Rabbine 4 ."
Türkçe Meal: Dedi (Mûsâ): "Allah'tan başkasını mı ararım sizlere bir ilâh (olarak); ve O (Allah) faziletlendirdi 202 sizleri alemlere 203 karşı?"
Türkçe Meal: Ve olmuş değildir bu Kur'ân 850 ki iftira 883 atılır Allah’ın astından * ; velakin/fakat tasdik eder iki elinin arasındakini ** ; ve tefsîl 651 edendir kitabı ** ; olmaz şüphe onda *** ; alemlerin 203 Rabbindendir 4 .
Türkçe Meal: Ve sual eder/sorar değilsin ona * karşı hiçbir ecir 820 ki o ** ancak bir zikirdir 78 alemlere 203 .
Türkçe Meal: Dediler * : "Ve hiç menetmedik mi seni *** alemlerden 203 *** ?"
Türkçe Meal: Ve kurtardık onu * ve Lût'u ** bir yere doğru ki bereketlendirdiğimizdir ondakini *** âlemlere 203 .
Türkçe Meal: Ve korumuş * olanı * fercini 110 öyle ki üfledik içine onun ** rûhumuzdan 608 ; ve yaptık onu *** ve oğlunu **** bir ayet 287 alemlere 203 .
Türkçe Meal: Ve göndermiş değiliz seni * alemlere 203 bir rahmet 271 dışında.
Türkçe Meal: Bereketlendi * ; o ki indirendir furkânı 259 kulu 907 ** üzerine olması için alemlere 203 bir nezîr 1240 .
Türkçe Meal: Öyle ki varın * firavuna 678 ; öyle ki deyin * : "Doğrusu biz resûlüyüz 418 alemlerin 203 Rabbinin 4 ."
Türkçe Meal: Dedi firavun 678 : "Ve nedir alemlerin 203 Rabbi 4 ?"
Türkçe Meal: Dediler * : "İman 47 ettik alemlerin 203 Rabbine 4 ."
Türkçe Meal: "Öyle ki doğrusu onlar * bir düşmandır ** bana *** alemlerin 203 Rabbi 4 dışında."
Türkçe Meal: "Seviyelediğimiz * zaman sizleri alemlerin 203 Rabbine 4 ."
Türkçe Meal: "Ve sual * eder değilim sizlere onun ** üzerine hiçbir ecir 820 ki (benim) ecrim 820 ancak alemlerin 203 Rabbi 4 üzerinedir."
Türkçe Meal: "Ve sual eder * değilim sizlere üzerine onun ** hiçbir ecir 820 ki (benim) ecrim 820 ancak alemlerin 203 Rabbi 4 üzerinedir."
Türkçe Meal: "Geliyorsunuz erkeklere alemler 203 içinde."
Türkçe Meal: "Ve sual eder * değilim sizlere ** üzerine onun ** hiçbir ecir 820 ki (benim) ecrim 820 **** ancak alemlerin 203 Rabbi 4 üzerinedir."
Türkçe Meal: Ve doğrusu o * (ki) mutlak indirmesidir alemlerin 203 Rabbinin 4 .
Türkçe Meal: Öyle ki ne zaman ki geldi * ona ** ; nida edildi *** ki berekenlendirildi kimse **** ateşteki ***** ; ve kimse ****** çevresinde (-ki) onun ******* ; ve Subhân’dır 7 Allah; alemlerin 203 Rabbidir 4 .
Türkçe Meal: Denildi ona * : "Gir köşke ** "; öyle ki ne zaman ki gördü onu *** (ki) düşündü onu *** bir havuz **** ; ve sıvadı bacaklarından ***** ; dedi ****** : "Doğrusu o bir köşktür bir dirençlendirilmiş ******* sırçalardan ******** "; dedi ****** : "Rabbim 4 ! Doğrusu ben zulmettim 257 nefsime 201 ; ve islâm 218 oldum Süleymân'la beraber Allah'a; alemlerin 203 Rabbine 4 ."
Türkçe Meal: Öyle ki ne zaman ki geldi oraya * ; nida ** edildi vadinin sağ kıyısından *** ; beneklideki/lekelideki **** mübarek ***** ağaçtan 1288 ki "Ey Mûsâ! Doğrusu benim; benim Allah; alemlerin 203 Rabbi 4 ."
Türkçe Meal: Ve kim cihat 356 etti; öyle ki ancak cihat 356 eder kendi nefsine 201 ; doğrusu Allah mutlak bir Ganiyy’dir 106 alemlerden 203 .
Türkçe Meal: Ve Lût; dediği zaman kendi kavmine/toplumuna: "Doğrusu sizler mutlak edinirsiniz bir fahişelik 490 (ki) yoktur sizlerin önüne geçen onunla ** alemlerden 203 hiç bir *** ."
Türkçe Meal: Bir selâmdır 98 Nûh üzerine alemlerde 203 * .
Türkçe Meal: Öyle ki nedir zannınız 314 alemlerin 203 Rabbi 4 hakkında?
Türkçe Meal: Ki o * ancak bir zikirdir/hatırlatmadır 78 alemler 203 için.
Türkçe Meal: Ve ant olsun tercih ettik/seçtik onları bir ilme 922 karşı; alemlere 203 karşı.
Türkçe Meal: Bir indirilmedir alemlerin 203 Rabbinden 4 .
Türkçe Meal: Ki o * ancak bir zikirdir/hatırlatmadır 78 alemlere 203 .
Türkçe Meal: Gündür (ki) kıyam 143 eder insanlar alemlerin 203 Rabbine 4 .