Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
Henüz sûre seçilmedi.
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin
📚

Kavram 892:

Akıbet, akıbet.

Bu kavram 31 ayette geçmektedir

📖 Kısa Açıklama

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

3. Âl-i İmrân Suresi

Ayet 137

Arapça Metin (Harekeli)

430|3|137|قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Latin Literal

137. Kad halet min kablikum sunenun, fe sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Türkçe Çeviri

Muhakkak geçti sizlerden önce yasalar/kanunlar*; öyleyse dolaşın461 yeryüzünde; öyle ki bakın461 nasıl oldu yalancıların akıbeti892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 halet geçti خَلَتْ خلو
3 min مِنْ -
4 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
5 sunenun yasalar سُنَنٌ سنن
6 fesiru öyleyse dolaşın فَسِيرُوا سير
7 fi فِي -
8 l-erdi yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
9 fenzuru öyle ki bakın فَانْظُرُوا نظر
10 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
11 kane oldu كَانَ كون
12 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
13 l-mukezzibine yalancıların الْمُكَذِّبِينَ كذب

Notlar

Not 1

*İnsanoğlu yalan yanlış birçok yasa/kanun uyguladı.

6. En'âm Suresi

Ayet 11

Arapça Metin (Harekeli)

800|6|11|قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ ٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Latin Literal

11. Kul sîrû fîl ardı summenzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Türkçe Çeviri

De ki: "Dolaşın yerde; sonra bakın nasıl oldu yalanlayanların195 akıbeti892."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 siru dolaşın سِيرُوا سير
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 summe sonra ثُمَّ -
6 nzuru bakın انْظُرُوا نظر
7 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
8 kane oldu كَانَ كون
9 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
10 l-mukezzibine yalanlayanların الْمُكَذِّبِينَ كذب

6. En'âm Suresi

Ayet 135

Arapça Metin (Harekeli)

924|6|135|قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Latin Literal

135. Kul yâ kavmi’melû alâ mâ kânetikum innî âmil(âmilun), fe sevfe ta’lemûne men tekûnu lehu âkıbetud dâr(dâri), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).

Türkçe Çeviri

De ki: "Ey kavmim/toplumum! Yapın* imkanınıza göre; doğrusu ben bir yapıcıyım*; öyle ki yakında bileceksiniz kimseyi (ki) olur ona akıbeti892 diyarın/yurdun; doğrusu o (kimse) iflah** olmaz; zalimlerdir257."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 a'melu yapın اعْمَلُوا عمل
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 mekanetikum imkanınıza مَكَانَتِكُمْ كون
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 aamilun bir yapıcıyım عَامِلٌ عمل
8 fe sevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
9 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم
10 men kimse مَنْ -
11 tekunu olur تَكُونُ كون
12 lehu ona لَهُ -
13 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
14 d-dari diyarın/yurdun الدَّارِ دور
15 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
16 la لَا -
17 yuflihu iflah olmaz يُفْلِحُ فلح
18 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1

*Elden ne geliyorsa.**Feraha/başarıya ulaşamaz.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

7. A'râf Suresi

Ayet 84

Arapça Metin (Harekeli)

1038|7|84|وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

Latin Literal

84. Ve emtarnâ aleyhim matarâ, fenzur keyfe kâne âkıbetul mucrimîn(mucrimîne).

Türkçe Çeviri

Ve boşalttık yağmuru üzerlerine bir boşalmış yağmur (-la); öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 mücrimlerin674.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve emtarna ve boşalttık yağmuru وَأَمْطَرْنَا مطر
2 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 metaran bir boşalmış yağmur (-la) مَطَرًا مطر
4 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
5 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
6 kane oldu كَانَ كون
7 aakibetu akbeti عَاقِبَةُ عقب
8 l-mucrimine mücrimlerin الْمُجْرِمِينَ جرم

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Mücrim

Kavram 674

674Cürüm işleyenler, suçlular.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

7. A'râf Suresi

Ayet 86

Arapça Metin (Harekeli)

1040|7|86|وَلَا تَقْعُدُوا۟ بِكُلِّ صِرَٰطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلًا فَكَثَّرَكُمْ وَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

Latin Literal

86. Ve lâ tak’udû bikulli sırâtın tû’ıdûne ve tasuddûne an sebîlillâhi men âmene bihî ve tebgûnehâ ivecen vezkurû iz kuntum kalîlen fe kesserekum vanzurû keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).

Türkçe Çeviri

Ve oturmayın her bir yola (ki) vaat edersiniz ve engelleyip çevirirsiniz Allah'ın yolundan336 onunla iman47 etmiş kimseyi; ve aranırsınız/bakınırsınız ona* bir eğrilik; ve zikredin78 biraz/az olduğunuz zamanı; öyle ki çoğalttı sizleri; ve bakın nasıl oldu akıbetleri892 fesat265 çıkaranların.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tek'udu ve oturmayın تَقْعُدُوا قعد
3 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
4 siratin yola صِرَاطٍ صرط
5 tuidune vaat edersiniz تُوعِدُونَ وعد
6 ve tesuddune ve engelleyip çevirirsiniz وَتَصُدُّونَ صدد
7 an عَنْ -
8 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
9 llahi Allah اللَّهِ -
10 men kimseyi مَنْ -
11 amene iman etmiş امَنَ امن
12 bihi onunla بِهِ -
13 ve tebguneha ve aranırsınız/bakınırsınız ona وَتَبْغُونَهَا بغي
14 ivecen bir eğrilik عِوَجًا عوج
15 vezkuru ve zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
16 iz zaman إِذْ -
17 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
18 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
19 fe kesserakum öyle ki çoğalltı sizleri فَكَثَّرَكُمْ كثر
20 venzuru ve bakın وَانْظُرُوا نظر
21 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
22 kane oldu كَانَ كون
23 aakibetu akıbetleri عَاقِبَةُ عقب
24 l-mufsidine fesat çıkaranların الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1

*Yüce Allah'ın ayetine. Kutsal kitaplarda bulunan ayetler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

iman

Kavram 47

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Zikir/zikr

Kavram 78

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Fesat çıkarmak

Kavram 265

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.

Allah'ın yolu.

Kavram 336

336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

7. A'râf Suresi

Ayet 103

Arapça Metin (Harekeli)

1057|7|103|ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَظَلَمُوا۟ بِهَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

Latin Literal

103. Summe beasnâ min ba’dihim mûsâ bi âyâtinâ ilâ fir’avne ve melâihi fe zalemû bihâ, fanzur keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).

Türkçe Çeviri

Sonra gönderdik onların sonrasında Mûsâ'yı ayetlerimizle287 firavuna ve onun* melesine364; öyle ki zulmettiler257 ona**; öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 fesat265 çıkaranların.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 min مِنْ -
4 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
5 musa Musa'yı مُوسَىٰ -
6 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
7 ila إِلَىٰ -
8 fir'avne Fir'avn'a فِرْعَوْنَ -
9 ve meleihi ve melesine onun وَمَلَئِهِ ملا
10 fezelemu öyle ki zulmettiler فَظَلَمُوا ظلم
11 biha ona بِهَا -
12 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
13 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
14 kane oldu كَانَ كون
15 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
16 l-mufsidine fesat çıkaranların الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1

*Firavunun.**Ayete.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Fesat çıkarmak

Kavram 265

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.

Ayet

Kavram 287

287Gösterge, işaret, mucize, indikatör.

Mele

Kavram 364

364Toplumun önde gelenleri, yetkinleri.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

7. A'râf Suresi

Ayet 128

Arapça Metin (Harekeli)

1082|7|128|قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱصْبِرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْأَرْضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

Latin Literal

128. Kâle mûsâ li kavmihisteînû billâhi vasbirû, innel arda lillâhi yûrisuhâ men yeşâu min ibâdih(ibâdihî), vel âkıbetu lil muttekîn(muttekîne).

Türkçe Çeviri

Dedi Mûsâ kavmine/toplumuna: "Çağırın Allah’ı; ve sabredin51; doğrusu yer Allah’adır; varis eder onu* kullarından dilediği kimseye; ve akıbet892 muttakileredir17."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 likavmihi kavmine/toplumuna لِقَوْمِهِ قوم
4 steiynu çağırın اسْتَعِينُوا عون
5 billahi Allah’ı بِاللَّهِ -
6 vesbiru ve sabredin وَاصْبِرُوا صبر
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 l-erde yer الْأَرْضَ ارض
9 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
10 yurisuha varis eder ona يُورِثُهَا ورث
11 men kimseyi مَنْ -
12 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
13 min مِنْ -
14 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
15 vel'aakibetu ve akıbeti وَالْعَاقِبَةُ عقب
16 lilmuttekine mutakileredir لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1

*Yer.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Muttaki

Kavram 17

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.

Sabır/sabr.

Kavram 51

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

10. Yunus Suresi

Ayet 39

Arapça Metin (Harekeli)

1401|10|39|بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Latin Literal

39. Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye’tihim te’vîluh(te’vîluhu), kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).

Türkçe Çeviri

Evet! Yalanladılar ilmini* asla kuşatamadıklarını; ve ancak ki gelir onlara tevili401 onun**; işte böyledir; yalanladılar onlardan önceki kimseler; öyle ki bak; nasıl oldu zalimlerin257 akıbeti892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bel evet بَلْ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 bima بِمَا -
4 lem asla لَمْ -
5 yuhitu kuşatamadıklarını يُحِيطُوا حوط
6 biilmihi ilmini onun بِعِلْمِهِ علم
7 velemma ve ancak ki وَلَمَّا -
8 ye'tihim gelir onlara يَأْتِهِمْ اتي
9 te'viluhu tevili onun تَأْوِيلُهُ اول
10 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
11 kezzebe yalanladılar كَذَّبَ كذب
12 ellezine kimseler الَّذِينَ -
13 min مِنْ -
14 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
15 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
16 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
17 kane oldu كَانَ كون
18 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
19 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1

*Kur'an'ın ilmini, bilimsel mucizelerini. Kur'an'ın ilmini hiç kuşatamadan/kavrayamadan yalanladılar.**Kur'an'ın. Bir zaman gelir Kur'an'ın ilmini kuşatan ilim insanları ortaya çıkar ve onların kuşatamadığı ilmin/bilimsel mucizelerin tevilini yapar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Tevil

Kavram 401

401Yorumlamak, mana vermek, anlamlandırmak.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

10. Yunus Suresi

Ayet 73

Arapça Metin (Harekeli)

1435|10|73|فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَٰهُمْ خَلَٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Latin Literal

73. Fe kezzebûhu fe necceynâhu ve men meahu fîl fulki ve cealnâhum halâife ve agraknellezîne kezzebû bi âyâtinâ, fanzur keyfe kâne âkıbetul munzerîn(munzerîne).

Türkçe Çeviri

Öyle ki yalanladılar onu*; öyle ki kurtardık onu* ve gemide onunla** birlikte (olan) kimseyi; ve yaptık onları halifeler65; ve boğduk kimseleri (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; öyle ki bak! Nasıl oldu uyarılanların akıbeti892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekezzebuhu öyle ki yalanladılar onu فَكَذَّبُوهُ كذب
2 fenecceynahu öyle ki kurtardık onu فَنَجَّيْنَاهُ نجو
3 ve men ve kimseyi وَمَنْ -
4 meahu onunla birlikte مَعَهُ -
5 fi فِي -
6 l-fulki gemide الْفُلْكِ فلك
7 ve cealnahum ve yaptık onları وَجَعَلْنَاهُمْ جعل
8 halaife halifeler خَلَائِفَ خلف
9 ve egrakna ve boğduk وَأَغْرَقْنَا غرق
10 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
11 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
12 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
13 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
14 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
15 kane oldu كَانَ كون
16 aakibetu akibetleri عَاقِبَةُ عقب
17 l-munzerine uyarılanların الْمُنْذَرِينَ نذر

Notlar

Not 1

*Resûl Nûh'u.**Resûl Nûh'la.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Halife

Kavram 65

65Sonrası gelen, halef.

Yalanlamak, Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamak.

Kavram 195

195Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır. 

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

11. Hûd Suresi

Ayet 49

Arapça Metin (Harekeli)

1520|11|49|تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

Latin Literal

49. Tilke min enbâil gaybi nûhîhâ ileyk(ileyke), mâ kunte ta’lemuhâ ente ve lâ kavmuke min kabli hâzâ, fasbır, innel âkıbete lil muttekîn(muttekîne).

Türkçe Çeviri

İşte şu (ki) gayb62 haberlerindendir; vahy603 ederiz onu* üzerine; olmuş değildin bilir onu* sen** ve ne de senin kavmin/toplumun öncesinde bunun; öyle ki sabret51; doğrusu akıbet892 takva21 sahiplerinedir.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şu تِلْكَ -
2 min مِنْ -
3 enba'i haberlerindendir أَنْبَاءِ نبا
4 l-gaybi gayb الْغَيْبِ غيب
5 nuhiha vahy ederiz onu نُوحِيهَا وحي
6 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
7 ma değildin مَا -
8 kunte olmuş كُنْتَ كون
9 tea'lemuha bilir onu تَعْلَمُهَا علم
10 ente sen أَنْتَ -
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 kavmuke senin kavmin قَوْمُكَ قوم
13 min مِنْ -
14 kabli öncesinde قَبْلِ قبل
15 haza bunun هَٰذَا -
16 fesbir öyle ki sabret فَاصْبِرْ صبر
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 l-aakibete akibet الْعَاقِبَةَ عقب
19 lilmuttekine takva sahiplerinedir لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1

*Gaybı.**Resûl Muhammed.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Takva

Kavram 21

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Sabır/sabr.

Kavram 51

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

Gayb

Kavram 62

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.

Vahiy, vahy etmek.

Kavram 603

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

12. Yusuf Suresi

Ayet 109

Arapça Metin (Harekeli)

1703|12|109|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِم مِّنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰٓ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَدَارُ ٱلْءَاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Latin Literal

109. Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim min ehlil kurâ, e fe lem yesîrû fîl ardı fe yanzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, ve le dârul âhıreti hayrun lillezînettekav, e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).

Türkçe Çeviri

Ve göndermiş değiliz senden önce erkekler dışında (ki) vahy603 ettik onlara kentlerin ehlinden568*; öyle ki hiç seyahat etmezler mi yerde**; öyle ki bakmazlar mı nasıl oldu akıbeti892 onlardan önceki kimselerin; ve ahiret diyarı*** hayırlıdır**** kimselere (ki) takvalı21 oldular; öyle ki akletmez562 misiniz?

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 min مِنْ -
4 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
5 illa dışında إِلَّا -
6 ricalen bir erkekler رِجَالًا رجل
7 nuhi vahy ettik نُوحِي وحي
8 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
9 min مِنْ -
10 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
11 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
12 efelem öyle ki hiç أَفَلَمْ -
13 yesiru seyahat etmezler mi يَسِيرُوا سير
14 fi فِي -
15 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
16 fe yenzuru öyle ki bakmazlar mı فَيَنْظُرُوا نظر
17 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
18 kane oldu كَانَ كون
19 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
20 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
21 min مِنْ -
22 kablihim onlardan önceki قَبْلِهِمْ قبل
23 veledaru ve diyarı وَلَدَارُ دور
24 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
25 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
26 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
27 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
28 efela öyle ki أَفَلَا -
29 tea'kilune ekletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1

*Kentlerin ahalisinin başına gelenler hakkında onlara da vahy ettik.**Yeryüzünde antik kentleri gezin.***Yurdu.****Ahiret diyarı/yurdu sadece takvalılara hayırlıdır. Başkalarına değil.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Takva

Kavram 21

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Akletmek.

Kavram 562

562İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak. Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek.

Ahali, ehli.

Kavram 568

568Bir şeye üye olan, bir kümeye dahil olan insanlar grubu. Üye olunan şeye göre anlam genişler. Bir satranç kulübünün üyeleri satranç kulübünün ahalisi olur. Aile üyeleri, taraftar olan üyeler, bir siyasi partiye dahil olmuş olan insanlar o partinin ahalisi olur. 

Vahiy, vahy etmek.

Kavram 603

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

13. Ra'd Suresi

Ayet 6

Arapça Metin (Harekeli)

1711|13|6|وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ ٱلْمَثُلَٰتُ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلْمِهِمْ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Latin Literal

6. Ve yesta’cilûneke bis seyyieti kablel haseneti ve kad halet min kablihimul mesulât(mesulâtu), ve inne rabbeke lezû magfiretin lin nâsi alâ zulmihim, ve inne rabbeke le şedîdul ıkâb(ıkâbi).

Türkçe Çeviri

Ve acele ettirirler sana kötülüğü iyilikten önce; ve muhakkak gelip geçti onlardan önce misallari870*; ve doğrusu (senin) Rabbin4 mutlak sahibidir bir mağfiret319 insanlara; onların zulümlerine257 karşı; ve doğrusu (senin) Rabbin4 mutlak şiddetlidir akıbetinde892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yestea'ciluneke ve acele ettirirler sana وَيَسْتَعْجِلُونَكَ عجل
2 bis-seyyieti kötülüğü بِالسَّيِّئَةِ سوا
3 kable önce قَبْلَ قبل
4 l-haseneti iyilikten الْحَسَنَةِ حسن
5 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
6 halet gelip geçti خَلَتْ خلو
7 min مِنْ -
8 kablihimu onlardan önce قَبْلِهِمُ قبل
9 l-mesulatu misallari الْمَثُلَاتُ مثل
10 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
11 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
12 lezu mutlak sahibidir لَذُو -
13 megfiratin bir mağfiret مَغْفِرَةٍ غفر
14 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
15 ala karşı عَلَىٰ -
16 zulmihim zulümlerine onların ظُلْمِهِمْ ظلم
17 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
18 rabbeke (senin) Rabbinin رَبَّكَ ربب
19 leşedidu mutlak şiddetlidir لَشَدِيدُ شدد
20 l-ikabi akibeti الْعِقَابِ عقب

Notlar

Not 1

*Azabın, helakın; kötü olanın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

4Efendi, komuta eden.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Mağfiret

Kavram 319

319Bağışlama, affetme.

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

13. Ra'd Suresi

Ayet 24

Arapça Metin (Harekeli)

1729|13|24|سَلَٰمٌ عَلَيْكُم بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى ٱلدَّارِ

Latin Literal

24. Selâmun aleykum bi mâ sabertum fe ni’me ukbed dâr(dâri).

Türkçe Çeviri

"Bir selâmdır98 üzerinize; sabretmenize51 karşılık; öyle ki ne muhteşemdir akıbeti892 diyarın*."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 selamun bir selamdır سَلَامٌ سلم
2 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
3 bima karşılık بِمَا -
4 sabertum sabretmenize صَبَرْتُمْ صبر
5 fe nia'me öyle ki ne muhteşemdir فَنِعْمَ نعم
6 ukba akibeti عُقْبَى عقب
7 d-dari diyarın الدَّارِ دور

Notlar

Not 1

*Yurdun.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

Selâm

Kavram 98

98Esenlik-güven bahşeden.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

13. Ra'd Suresi

Ayet 32

Arapça Metin (Harekeli)

1737|13|32|وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَمْلَيْتُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

Latin Literal

32. Ve lekadistuhzie bi rusulin min kablike fe emleytu lillezîne keferû summe ehaztuhum, fe keyfe kâne ıkâb(ıkâbi).

Türkçe Çeviri

Ve ant olsun istihza361 edildi resûllere418 senden önce; öyle ki serbestlik verdim kâfirlik25 etmiş kimselere; sonra yakaladım onları; öyle ki nasıl oldu akıbetim892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekadi ve ant olsun وَلَقَدِ -
2 stuhzie istihza edildi اسْتُهْزِئَ هزا
3 birusulin resullere بِرُسُلٍ رسل
4 min مِنْ -
5 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
6 feemleytu öyle ki serbestlik verdim فَأَمْلَيْتُ ملو
7 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
8 keferu kafirlik etmiş كَفَرُوا كفر
9 summe sonra ثُمَّ -
10 ehaztuhum onları yakaladım أَخَذْتُهُمْ اخذ
11 fe keyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
12 kane oldu كَانَ كون
13 ikabi akıbetim عِقَابِ عقب

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

İstihza/istihza

Kavram 361

361Tiye almak, alay etmek.

Resûl

Kavram 418

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

13. Ra'd Suresi

Ayet 35

Arapça Metin (Harekeli)

1740|13|35|مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ أُكُلُهَا دَآئِمٌ وَظِلُّهَا تِلْكَ عُقْبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّعُقْبَى ٱلْكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ

Latin Literal

35. Meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), ukuluhâ dâimun ve zilluhâ, tilke ukbellezînettekav ve ukbel kâfirînen nâr(nâru).

Türkçe Çeviri

Misalidir870 cennetin970 ki vaat edilendir muttakilere17; akar altından onun* nehirler; meyvesi onun* bir daimdir**; ve onun* gölgesi (de); işte şu; akıbetidir892 kimselerin (ki) takvalı21 oldular; ve akıbeti892 kâfirlerin25 ateştir834.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 meselu misalid,r مَثَلُ مثل
2 l-cenneti cennetin الْجَنَّةِ جنن
3 lleti ki الَّتِي -
4 vuide vaat edilendir وُعِدَ وعد
5 l-muttekune muttakilere الْمُتَّقُونَ وقي
6 tecri akar تَجْرِي جري
7 min مِنْ -
8 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
9 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
10 ukuluha meyvesi onun أُكُلُهَا اكل
11 daimun bir daimidir دَائِمٌ دوم
12 ve zilluha ve onun gölgesi (de) وَظِلُّهَا ظلل
13 tilke işte şu تِلْكَ -
14 ukba akıbeti عُقْبَى عقب
15 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
16 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
17 ve ukba ve akıbeti وَعُقْبَى عقب
18 l-kafirine kâfirlerin الْكَافِرِينَ كفر
19 n-naru ateştir النَّارُ نور

Notlar

Not 1

*Cennetin.**Kesintisiz, sürekli kalan, yıkılmayan.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Muttaki

Kavram 17

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.

Takva

Kavram 21

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Kâfir

Kavram 25

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Ateş, nar

Kavram 834

834Cehennem evreninde bulunan cahîmlerin (yakanların) yani karadelik sistemlerinin yaydığı radyasyon. Hâviye=Karadeliğin kendisi; Hawking radyasyonu yayar.Hutame=Karadeliğin akresyon diski; çok şiddetli radyasyon yayar.Lezâ=Ateşin bir özelliği; dokunmasa bile uzaktan yakar.Hâmiye=Çılgın ateş.

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Cennetler

Kavram 970

970Şu anda içinde bulunduğumuz evrenimize benzer evrenler. Şerefli Kur'an'a göre içinde bulunduğumuz evrenin kumaşı yırtılacak ve yırtıklar ışık hızında evrenin her yerine ulaşacaktır. Genişleyemeyen evren yerçekimiyle dev bir karadeliğe çökecektir. Daha sonra tekillik hali olan ilk yaratılışa iade edilecektir. Bu tekillik enerjisinden tekrar büyük patlamayla yeni evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bir tanesi ahiret evreni olacak ve Rabbimiz bizleri burada yargılayacaktır. Yargılaması iyi bir hesapla sonlananlar cennet evrenlerine yükseltileceklerdir. Rabbimiz cehennem kelimesini tekil olarak bildirmesine rağmen cennetin cennetler olarak çoğul şekilde bildirilmesi bizlere 3 veya daha fazla evrenin cennetler olarak düzenleneceğini işaret eder. Şerefli Kur'an'dan cennetlerin asla yok olmayacağının işaretlerini görürüz.

13. Ra'd Suresi

Ayet 42

Arapça Metin (Harekeli)

1747|13|42|وَقَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلِلَّهِ ٱلْمَكْرُ جَمِيعًا يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ وَسَيَعْلَمُ ٱلْكُفَّٰرُ لِمَنْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

Latin Literal

42. Ve kad mekerellezîne min kablihim fe lillâhil mekru cemîâ(cemîan),ya’lemu mâ teksibu kullu nefs(nefsin), ve se ya’lemul kuffâru li men ukbed dâr(dâri).

Türkçe Çeviri

Ve muhakkak tuzak kurdu onlardan önceki kimseler (de); öyle ki Allah’adır tuzaklar topluca; bilir* kazandığını her bir nefsin201; ve bilecekler kâfirler25 kimedir akıbeti892 diyarın**.

Notlar

Not 1

*Allah.**Yurdun.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Nefis

Kavram 201

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

16. Nahl Suresi

Ayet 36

Arapça Metin (Harekeli)

1935|16|36|وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Latin Literal

36. Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Türkçe Çeviri

Ve ant olsun* gönderdik** her bir ümmete305 bir resûl418 ki kulluk46 edin Allah'a ve kaçının tâğût442 (-tan) ; öyle ki onlardan kimini kılavuzladı192 Allah; ve onlardan kiminin üzerlerine dalalet128 hakikatlaştı***; öyle ki dolaşın**** yerde; ve bakın nasıl oldu yalanlayanların196 akıbeti892.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 fi فِي -
4 kulli her bir كُلِّ كلل
5 ummetin ümmete أُمَّةٍ امم
6 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
7 eni ki أَنِ -
8 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 vectenibu ve kaçının وَاجْتَنِبُوا جنب
11 t-tagute tâğût (-tan) الطَّاغُوتَ طغي
12 feminhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
13 men kimini مَنْ -
14 heda doğru yola kılavuzladı هَدَى هدي
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
17 men kimine مَنْ -
18 hakkat hakikatleşti حَقَّتْ حقق
19 aleyhi üzerlerine عَلَيْهِ -
20 d-delaletu dalalet الضَّلَالَةُ ضلل
21 fesiru öyle ki dolaşın فَسِيرُوا سير
22 fi فِي -
23 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
24 fenzuru ve bakın فَانْظُرُوا نظر
25 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
26 kane olmuş كَانَ كون
27 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
28 l-mukezzibine yalanlayanların الْمُكَذِّبِينَ كذب

Notlar

Not 1

*Rabbimizin ekstradan vurgulaması asla ama asla aksinin olamayacağını bildirmek içindir. **Her bir ümmete kendi içlerinden, onların dilini konuşan resûller gönderilir. Nebi ve resûl kavramları doğru anlaşılmalıdır. Nebiler kutsal kitapları getirirler. Son nebi de Muhammed'tir. Ancak resûller gelmeye devam eder. Kıyamete kadar da gelecektir. Rabbimin insanları doğru yola kılavuzlamak istediğini ve bu nedenle resûlleri göndermeyi murad ettiğini anlarız. ***Hakikat/gerçek tecelli etti.****Arkeolojik kazılar yapın.    

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kulluk etmek

Kavram 46

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.  

Sapkınlar/dalalet içinde olanlar 

Kavram 128

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.

Kılavuzlanmak, kılavuzlamak, kılavuz.

Kavram 192

192Yönlendirmek, iletmek, hidayet etmek. Yüce Allah'ın kılavuzu kutsal kitaplardır.

Yalanlamak, Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamak.

Kavram 196

196Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır. 

Ümmet, ümmet

Kavram 305

305Ulus, halk, ortak bazı değerlere sahip olan bir kesim/kısım insan topluluğu.

Resûl

Kavram 418

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

Tûğyân, tâğût

Kavram 442

442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık, tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma, kutsal kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir. Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

18. Kehf Suresi

Ayet 44

Arapça Metin (Harekeli)

2182|18|44|هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

Latin Literal

44. Hunâlikel velâyetu lillâhil hakk(hakkı), huve hayrun sevâben ve hayrun ukbâ(ukben).

Türkçe Çeviri

İşte o durumda velilik28 Allah’adır hak/gerçek (olarak) (ki) o** bir hayırdır bir sevap464 (olarak); ve bir hayırdır akıbet892 (olarak).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hunalike işte o durumda هُنَالِكَ -
2 l-velayetu velilik الْوَلَايَةُ ولي
3 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
4 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
5 huve o هُوَ -
6 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
7 sevaben bir sevab (olarak) ثَوَابًا ثوب
8 ve hayrun ve bir hayırdır وَخَيْرٌ خير
9 ukben akıbet (olarak) عُقْبًا عقب

Notlar

Not 1

**Eril tekil zamir hakka/gerçeğe gider.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Veli

Kavram 28

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.

Sevap

Kavram 464

464Ödül, mükâfat, karşılık.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 132

Arapça Metin (Harekeli)

2478|20|132|وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ

Latin Literal

132. Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuk(nerzukuke), vel âkıbetu lit takvâ.

Türkçe Çeviri

Ve emret200 ahaline568 salâtı5; ve bağlan sabırla51 ona*; sual etmeyiz** sana bir rızık; biz rızıklandırırız seni; ve akıbet892 takvalılaradır21.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>20:132.&nbsp;Ehline salâtı buyur.<sup>1</sup>&nbsp;Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva<sup>2</sup>&nbsp;içindir.1-&nbsp;Seninle birlikte hareket edenlere, yanında yer alanlara, Allah’a yönelmelerini, Allah’tan istemelerini buyur. Birbirlerine destek olmalarını, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarını öğütle. Salât sözcüğü, namaz kılmak, dua etmek, din, kulluk, yardım etmek, destek olmak gibi anlamlara gelmektedir. Bu ayette; salât sözcüğü, ayetin bağlamı dikkate alındığında; “rızkın Allah’tan istenmesi, isteğin Allah’a yönelmesi” ve yardımlaşıp, birbirlerine destek olunması, dayanışma içinde güç birliği yapılması anlamına gelmektedir. Dünya hayatının gayri meşru yollarla elde edilen zenginliğine, servetine imrenmek yerine, az da olsa helal kazançla, kendi emeğimizle ve hak ederek kazandıklarımızla yetinmenin sonuç olarak daha kazançlı ve hayırlı olduğu uyarısı yapılmaktadır. Bu ayetin, söylendiği gibi “Aile bireylerine namaz kılmalarını emretmek” ile bir ilgisi yoktur.&nbsp;2-&nbsp;Korunmak; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.20:132.&nbsp;And order/command your family/people with the prayers and endure patience on it, We do not ask/question you (for) a provision/means of livelihood , We provide for you, and the end (result is) to the fear and obedience (of God).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve'mur ve emret وَأْمُرْ امر
2 ehleke ahaline/halkına أَهْلَكَ اهل
3 bis-salati salatı بِالصَّلَاةِ صلو
4 vestabir ve bağlan sabırla وَاصْطَبِرْ صبر
5 aleyha ona (salata) عَلَيْهَا -
6 la لَا -
7 neseluke sormayız sana نَسْأَلُكَ سال
8 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
9 nehnu biz نَحْنُ -
10 nerzukuke rızıklandırırız seni نَرْزُقُكَ رزق
11 vel'aakibetu ve akıbet/son وَالْعَاقِبَةُ عقب
12 littekva takvalılaradır/sakınanlaradır لِلتَّقْوَىٰ وقي

Notlar

Not 1

*Salâta.**Sormayız.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Müminlerin  günlük vakitli salâtı.

Kavram 5

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).

Takva

Kavram 21

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Sabır/sabr.

Kavram 51

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

emir, emretmek

Kavram 200

200Buyurmak, talepte bulunmak, istekte bulunmak, nasihat etmek, buyruk, talep, istek, nasihat. Kur'an'daki emretmek kavramı zorla bir şeyi yaptırmak, yapılmadığında ceza vermek asla değildir.  

Ahali, ehli.

Kavram 568

568Bir şeye üye olan, bir kümeye dahil olan insanlar grubu. Üye olunan şeye göre anlam genişler. Bir satranç kulübünün üyeleri satranç kulübünün ahalisi olur. Aile üyeleri, taraftar olan üyeler, bir siyasi partiye dahil olmuş olan insanlar o partinin ahalisi olur. 

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

22. Hac Suresi

Ayet 41

Arapça Metin (Harekeli)

2634|22|41|ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُوا۟ بِٱلْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا۟ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَلِلَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ

Latin Literal

41. Ellezîne in mekkennâhum fîl ardı ekâmûs salâte ve âtevuz zekâte ve emerû bil ma’rûfi ve nehev anil munker(munkeri), ve lillâhi âkıbetul umûr(umûri).

Türkçe Çeviri

Kimselerdir (ki) eğer imkan verseydik onlara yerde*; ikame572 ederlerdi salâtı5; ve verirlerdi zekâtı10; ve emrederlerdi marufla291; ve engellerlerdi münkeri82; ve Allah'adır akıbeti892 emirlerin/işlerin.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>22:41.&nbsp;Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salâtı ikame ederler<sup>1</sup>, zekâtı yaparlar<sup>1</sup>, ma’ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.<sup>2</sup>&nbsp;Bütün işlerin sonucu Allah’a dönecektir.1-&nbsp;Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.&nbsp;Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri&nbsp;أَتي&nbsp;(Elif-Te-Ye)&nbsp;olup, 549 yerde geçmektedir.&nbsp;Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak.&nbsp;Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek.&nbsp;(اتى)&nbsp;Âta, vermek,&nbsp;(أَتَى)&nbsp;Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte,” vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da&nbsp;(اتى)&nbsp;âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir.&nbsp;Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır.&nbsp;(Örneğin 19:13)&nbsp;Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.&nbsp;2-&nbsp;“Emr-i b’il-ma’rûf nehy-i ani’l munker,” terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir. ”&nbsp;Ma’rûf:&nbsp;İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir.&nbsp;Munker ise;&nbsp;kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir.&nbsp;“Emr” fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki “Emr-i b’il-ma’rûf terkibine “iyiliği emret” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.22:41.&nbsp;Those who if We highly positioned/strengthened them in the land/Earth , they stood/kept up the prayers, and gave/brought the charity/purification , and they ordered/commanded with the kindness/known , and they forbid/prevented from the defiance of God and His orders/obscenity , and to God (are) the matters’/affairs’ end/turn (result).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
2 in eğer إِنْ -
3 mekkennahum imkan verseydik مَكَّنَّاهُمْ مكن
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 ekamu dikerlerdi/ayağa kaldırırlardı أَقَامُوا قوم
7 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
8 ve atevu ve verirlerdi وَاتَوُا اتي
9 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
10 ve emeru ve emrederlerdi وَأَمَرُوا امر
11 bil-mea'rufi evrensel kabullerle/normlarla بِالْمَعْرُوفِ عرف
12 ve nehev ve engellerlerdi /yasaklarlardı وَنَهَوْا نهي
13 ani عَنِ -
14 l-munkeri iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten الْمُنْكَرِ نكر
15 velillahi ve Allah'adır وَلِلَّهِ -
16 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
17 l-umuri emirlerin/işlerin الْأُمُورِ امر

Notlar

Not 1

*Bulundukları yerde.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Müminlerin  günlük vakitli salâtı.

Kavram 5

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).

Zekât

Kavram 10

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür. 

Münker

Kavram 82

82İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.  

maruf

Kavram 291

291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar, normlar.

İkame etmek.

Kavram 572

572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

22. Hac Suresi

Ayet 60

Arapça Metin (Harekeli)

2653|22|60|ذَٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِىَ عَلَيْهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

Latin Literal

60. Zâlik(zâlike), ve men âkabe bi misli mâ ûkıbe bihî summe bugıye aleyhi le yansurennehullâh(yansurennehullâhu), innallâhe le afuvvun gafûr(gafûrun).

Türkçe Çeviri

İşte budur; ve kim akıbet892 etti misliyle akıbet892 edildiğinin kendisiyle; sonra aşıldı sınır onun üzerine*; mutlak yardım eder ona** Allah; doğrusu Allah mutlak bir Afuv’dur710; bir Gafûr'dur20.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
2 ve men ve kim وَمَنْ -
3 aakabe akıbet etti عَاقَبَ عقب
4 bimisli misliyle بِمِثْلِ مثل
5 ma مَا -
6 ukibe akıbet edildiğinin عُوقِبَ عقب
7 bihi kendisiyle بِهِ -
8 summe sonra ثُمَّ -
9 bugiye aşıldı sınır بُغِيَ بغي
10 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
11 leyensurannehu mutlak yardım eder ona لَيَنْصُرَنَّهُ نصر
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 leafuvvun mutlak bir Afuv’dur لَعَفُوٌّ عفو
16 gafurun bir Gafûrdur غَفُورٌ غفر

Notlar

Not 1

*Kendisine sınır aşılan kimsenin.**Kendisine sınır aşılan kimseye.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Gafûr

Kavram 20

20Bağışlayan.

Afuv

Kavram 710

710Affeden.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

27. Neml Suresi

Ayet 14

Arapça Metin (Harekeli)

3171|27|14|وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

Latin Literal

14. Ve cehadû bihâ vesteykanethâ enfusuhum zulmen ve uluvvâ(uluvven), fenzur keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).

Türkçe Çeviri

Ve yadsıdılar* onu**; yakınlaştı*** ona nefisleri201; bir zulüm257 (-le) ve ululaşma (-yla); öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 fesatçıların.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cehadu ve yadsıdılar وَجَحَدُوا جحد
2 biha onu بِهَا -
3 vesteykanetha yakınlaştı ona وَاسْتَيْقَنَتْهَا يقن
4 enfusuhum nefisleri أَنْفُسُهُمْ نفس
5 zulmen bir zulüm ظُلْمًا ظلم
6 ve uluvve n ve ululaşma وَعُلُوًّا علو
7 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
8 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
9 kane oldu كَانَ كون
10 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
11 l-mufsidine fesatçıkaıarn الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1

*Yok saydılar.**Ayetleri.***Kesinleşti; yakinen tanık oldu.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Nefis

Kavram 201

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

27. Neml Suresi

Ayet 51

Arapça Metin (Harekeli)

3208|27|51|فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَٰهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ

Latin Literal

51. Fenzur keyfe kâne âkıbetu mekrihim ennâ demmernâhum ve kavmehum ecmeîn(ecmeîne).

Türkçe Çeviri

Öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 düzenlerinin* ki biz dumur1042 ettik onları** ve kavimlerini/toplumlarını topluca.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
2 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
3 kane oldu كَانَ كون
4 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
5 mekrihim düzenlerinin مَكْرِهِمْ مكر
6 enna ki biz أَنَّا -
7 demmernahum dumur ettik onları دَمَّرْنَاهُمْ دمر
8 ve kavmehum ve kavimlerini وَقَوْمَهُمْ قوم
9 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Notlar

Not 1

*Düzenbazlıklarının.

**Semûd kavmini.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Dumur etmek.

Kavram 1042

1042Yıkım, çöküş, sönme, işlev kaybı. Yapması gereken işlevleri yerine getiremeyecek kadar dağılma.

27. Neml Suresi

Ayet 69

Arapça Metin (Harekeli)

3226|27|69|قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

Latin Literal

69. Kul sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkibetul mucrimîn(mucrimîne).

Türkçe Çeviri

De ki: "Gezin yerde*; öyle ki görün nasıl oldu akıbeti892 mücrimlerin674."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 siru gezin سِيرُوا سير
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 fenzuru öyle ki görün فَانْظُرُوا نظر
6 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
7 kane oldu كَانَ كون
8 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
9 l-mucrimine mücrimlerin الْمُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1

*Yeryüzünde.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Mücrim

Kavram 674

674Cürüm işleyenler, suçlular.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

28. Kasas Suresi

Ayet 31

Arapça Metin (Harekeli)

3281|28|31|وَأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰٓ أَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ إِنَّكَ مِنَ ٱلْءَامِنِينَ

Latin Literal

31. Ve en elkı asâk(asâke), fe lemmâ reâhâ tehtezzu keennehâ cânnun vellâ mudbiren ve lem yuakkıb, yâ mûsâ akbil ve lâ tehaf, inneke minel âminîn(âminîne).

Türkçe Çeviri

"Ve ki at asanı"; öyle ki ne zaman ki gördü onu* (ki) titreşiyor; sanki o bir cin1269 gibi; çevirdi sırtı/arkayı***; ve asla akıbetine892 bakmadı; "Ey Mûsâ! Yaklaş ve korkma; doğrusu sen eminlerdensin***."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve en ve ki وَأَنْ -
2 elki at أَلْقِ لقي
3 asake asanı عَصَاكَ عصو
4 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
5 raha gördü onu رَاهَا راي
6 tehtezzu titreşiyor تَهْتَزُّ هزز
7 keenneha sanki o gibi كَأَنَّهَا -
8 cannun bir cin جَانٌّ جنن
9 vella çevirdi وَلَّىٰ ولي
10 mudbiran bir sırt/arka مُدْبِرًا دبر
11 velem ve asla وَلَمْ -
12 yuakkib akıbetine bakmadı يُعَقِّبْ عقب
13 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -
14 ekbil yaklaş أَقْبِلْ قبل
15 ve la ve وَلَا -
16 tehaf korkma تَخَفْ خوف
17 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
18 mine مِنَ -
19 l-aminine eminlerdensin الْامِنِينَ امن

Notlar

Not 1

*Asasını.

**Arkasını dönüp kaçtı.

***Güvende olanlardasın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Mûsâ'nın asasını bir cin gibi olması.

Kavram 1269

1269Çılgınca, delice, çıldırmış şekilde titreşen, kıvrılan bir şey.

28. Kasas Suresi

Ayet 37

Arapça Metin (Harekeli)

3287|28|37|وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ مِنْ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Latin Literal

37. Ve kâle mûsâ rabbî a’lemu bi men câe bil hudâ min indihî ve men tekûnu lehu âkıbetud dâr(dârı), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).

Türkçe Çeviri

Ve dedi Mûsâ: "Rabbim4 daha iyi bilendir kim geldi kılavuzla indenden/katından O'nun*; ve kime olur kendisine akıbeti892 diyarın**; doğrusu odur (ki) felaha326 ulaşmaz zalimler257.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
4 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
5 bimen kim بِمَنْ -
6 ca'e geldi جَاءَ جيا
7 bil-huda kılavuzla بِالْهُدَىٰ هدي
8 min مِنْ -
9 indihi indenden/katından O'nun عِنْدِهِ عند
10 ve men ve kime وَمَنْ -
11 tekunu olur تَكُونُ كون
12 lehu ona لَهُ -
13 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
14 d-dari diyarın الدَّارِ دور
15 innehu doğrusu odur (ki) إِنَّهُ -
16 la لَا -
17 yuflihu felaha ulaşmaz يُفْلِحُ فلح
18 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1

*Allah'ın.

**Yerleşimin, yerin. 

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

4Efendi, komuta eden.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Felah

Kavram 326

326Kurtuluş, başarı.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

28. Kasas Suresi

Ayet 40

Arapça Metin (Harekeli)

3290|28|40|فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Latin Literal

40. Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemm(yemmi), fanzur keyfe kâne âkıbetuz zâlimîn(zâlimîne).

Türkçe Çeviri

Öyle ki tuttuk onu* ve ordularını onun** ve savurduk onları*** yemmde1107; öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 zalimlerin257.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feehaznahu öyle ki tuttuk onu فَأَخَذْنَاهُ اخذ
2 ve cunudehu ve ordularını onun وَجُنُودَهُ جند
3 fe nebeznahum öyle ki savurduk onları فَنَبَذْنَاهُمْ نبذ
4 fi فِي -
5 l-yemmi yemmde الْيَمِّ يمم
6 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
7 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
8 kane oldu كَانَ كون
9 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
10 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1

*Firavunu.

**Firavunun.

***Firavun ve ordularını.​

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Yemm

Kavram 1107

1107Kelimenin kökü  yönelmek demektir. Yönelerek akan bol/engin su. Tuzlu veya tatlı su fark etmez. Mûsâ'nın bebek tabutunu firavunun bahçesine doğru yönlendirerek akan bol su Nil için de Rabbimiz kullanmıştır.  

28. Kasas Suresi

Ayet 83

Arapça Metin (Harekeli)

3333|28|83|تِلْكَ ٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

Latin Literal

83. Tilked dârul âhıretu nec’aluhâ lillezîne lâ yurîdûne uluvven fîl ardı ve lâ fesâdâ(fesâden), vel âkıbetu lil muttekîn(muttekîne).

Türkçe Çeviri

İşte şu (ki) ahiret774 diyarıdır*; yaparız onu** kimselere (ki) arzulamazlar bir ululaşma*** yerde; ve ne de bir fesat265; ve akıbettir892 takvalılara21.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şu تِلْكَ -
2 d-daru diyarıdır الدَّارُ دور
3 l-ahiratu ahiret الْاخِرَةُ اخر
4 nec'aluha yaparız onu نَجْعَلُهَا جعل
5 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
6 la لَا -
7 yuridune arzulamazlar يُرِيدُونَ رود
8 uluvven bir ululaşma عُلُوًّا علو
9 fi فِي -
10 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 fesaden bir fesat فَسَادًا فسد
13 vel'aakibetu ve akıbettir وَالْعَاقِبَةُ عقب
14 lilmuttekine takvalılara لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1

*Yurdudur.

**Diyarı.

***Yücelme.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Takva

Kavram 21

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Fesat çıkarmak

Kavram 265

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.

Âhiret, âhiret.

Kavram 774

774Ertelenmiş, geriye bırakılmış, ötelenmiş, final, son, en uç. Diriliş ve din günüyle (yargılamanın dinden yani sadece Kur'an'dan yapılacağı gün) birlikte cennetleri ve cehennemi kapsayan evre/dönem.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

30. Rûm Suresi

Ayet 9

Arapça Metin (Harekeli)

3416|30|9|أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا۟ ٱلْأَرْضَ وَعَمَرُوهَآ أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Latin Literal

9. E ve lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, kânû eşedde minhum kuvveten, ve esârûl arda ve amerûhâ eksera mimmâ amerûhâ ve câethum rusuluhum bil beyyinât(beyyinâti), fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).

Türkçe Çeviri

Ve hiç dolaşmazlar mı yerde? Öyle ki bakarlar nasıl olmuş akıbeti892 kimselerin onlardan önce (ki) olmuşlardı daha şiddetli onlardan bir kuvvet (olarak); ve kaldırıp karıştırmışlardı* yeri; ve imar etmişlerdi onu** daha çok imar ettiklerinden (onların) onu**; ve gelmişti kendi resûlleri418*** beyanatlarla620; öyle ki olmuş değildi Allah zulmetmek257 için onlara; velakin/fakat olmuşlardı kendi nefislerine201 zulmederler257.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evelem ve hiç أَوَلَمْ -
2 yesiru dolaşmazlar mı يَسِيرُوا سير
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 fe yenzuru öyle ki bakarlar فَيَنْظُرُوا نظر
6 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
7 kane olmuş كَانَ كون
8 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
9 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
10 min مِنْ -
11 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
12 kanu olmuşlardı كَانُوا كون
13 eşedde daha şiddetli أَشَدَّ شدد
14 minhum onlardan مِنْهُمْ -
15 kuvveten bir kuvvet (olarak) قُوَّةً قوي
16 ve esaru ve kaldırıp karıştırdılar وَأَثَارُوا ثور
17 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
18 ve ameruha ve imar ettiler onu وَعَمَرُوهَا عمر
19 eksera daha çok أَكْثَرَ كثر
20 mimma مِمَّا -
21 ameruha imar ettiklerinden onu عَمَرُوهَا عمر
22 ve ca'ethum ve gelmişti وَجَاءَتْهُمْ جيا
23 rusuluhum resûlleri رُسُلُهُمْ رسل
24 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
25 fema öyle ki değildi فَمَا -
26 kane olmuş كَانَ كون
27 llahu Allah اللَّهُ -
28 liyezlimehum için zulmeder onlara لِيَظْلِمَهُمْ ظلم
29 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
30 kanu oldular كَانُوا كون
31 enfusehum nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
32 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1

*Tarım faaliyeti; tüneller açma.

**Yeri.

***Çoğul olarak gelmiştir. En az 3 veya daha fazla resûl demektir. Anlarız ki Rabbimiz tek bir resûl göndermek yerine toplumlara 3 ve üzeri elçi göndermektedir.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Nefis

Kavram 201

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Resûl

Kavram 418

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

Beyanat

Kavram 620

620Gizli saklı olmadan açıkça deklere edilmiş, apaçık bildirilmiş, belli edilmiş, apaçık ifade edilmiş.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

30. Rûm Suresi

Ayet 10

Arapça Metin (Harekeli)

3417|30|10|ثُمَّ كَانَ عَٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ بِهَا يَسْتَهْزِءُونَ

Latin Literal

10. Summe kâne âkıbetellezîne esâus sûâ en kezzebû bi âyâtillâhi ve kânû bihâ yestehziûn(yestehziûne).

Türkçe Çeviri

Sonra oldu akıbeti892 kötülük* etmiş kimselerin kötü* ki yalanlamışlardı195 Allah'ın ayetlerini454; ve olmuşlardı onunla** istihza361 ederler.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 aakibete akıbeti عَاقِبَةَ عقب
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 esa'u kötülük ettiler أَسَاءُوا سوا
6 s-sua kötü السُّوأَىٰ سوا
7 en ki أَنْ -
8 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
9 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
12 biha onunla بِهَا -
13 yestehziune istihza ederler يَسْتَهْزِئُونَ هزا

Notlar

Not 1

*Kötülük etmiş kimselerin akıbeti kötü olur. 

**Ayetle.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Yalanlamak, Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamak.

Kavram 195

195Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır. 

İstihza/istihza

Kavram 361

361Tiye almak, alay etmek.

Ayetler

Kavram 454

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı.  

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

65. Talâk Suresi

Ayet 9

Arapça Metin (Harekeli)

5224|65|9|فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا

Latin Literal

9. Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).

Türkçe Çeviri

Öyle ki tattı* vebalini kendi emrinin; ve oldu onun* emrinin akıbeti892 bir hüsran.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezakat öyle ki tattı فَذَاقَتْ ذوق
2 vebale vebalini وَبَالَ وبل
3 emriha emrinin أَمْرِهَا امر
4 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
5 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
6 emriha emrinin أَمْرِهَا امر
7 husran bir hüsran خُسْرًا خسر

Notlar

Not 1

*Kent, kentin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - Kavram 892:

Akıbet, akıbet.

Kavram Bilgisi

Kavram Adı:

Akıbet, akıbet.

Kavram No: 892

Kısa Açıklama: 892 Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 31

Bu Kavramın Geçtiği Ayetler

Âl-i İmrân Suresi - Ayet 137

Türkçe Meal: Muhakkak geçti sizlerden önce yasalar/kanunlar * ; öyleyse dolaşın 461 yeryüzünde; öyle ki bakın 461 nasıl oldu yalancıların akıbeti 892 .

En'âm Suresi - Ayet 11

Türkçe Meal: De ki: "Dolaşın yerde; sonra bakın nasıl oldu yalanlayanların 195 akıbeti 892 ."

En'âm Suresi - Ayet 135

Türkçe Meal: De ki: "Ey kavmim/toplumum! Yapın * imkanınıza göre; doğrusu ben bir yapıcıyım * ; öyle ki yakında bileceksiniz kimseyi (ki) olur ona akıbeti 892 diyarın/yurdun; doğrusu o (kimse) iflah ** olmaz; zalimlerdir 257 ."

A'râf Suresi - Ayet 84

Türkçe Meal: Ve boşalttık yağmuru üzerlerine bir boşalmış yağmur (-la); öyle ki bak nasıl oldu akıbeti 892 mücrimlerin 674 .

A'râf Suresi - Ayet 86

Türkçe Meal: Ve oturmayın her bir yola (ki) vaat edersiniz ve engelleyip çevirirsiniz Allah'ın yolundan 336 onunla iman 47 etmiş kimseyi; ve aranırsınız/bakınırsınız ona * bir eğrilik; ve zikredin 78 biraz/az olduğunuz zamanı; öyle ki çoğalttı sizleri; ve bakın nasıl oldu akıbetleri 892 fesat 265 çıkaranların.

A'râf Suresi - Ayet 103

Türkçe Meal: Sonra gönderdik onların sonrasında Mûsâ'yı ayetlerimizle 287 firavuna ve onun * melesine 364 ; öyle ki zulmettiler 257 ona ** ; öyle ki bak nasıl oldu akıbeti 892 fesat 265 çıkaranların.

A'râf Suresi - Ayet 128

Türkçe Meal: Dedi Mûsâ kavmine/toplumuna: "Çağırın Allah’ı; ve sabredin 51 ; doğrusu yer Allah’adır; varis eder onu * kullarından dilediği kimseye; ve akıbet 892 muttakileredir 17 ."

Yunus Suresi - Ayet 39

Türkçe Meal: Evet! Yalanladılar ilmini * asla kuşatamadıklarını; ve ancak ki gelir onlara tevili 401 onun ** ; işte böyledir; yalanladılar onlardan önceki kimseler; öyle ki bak; nasıl oldu zalimlerin 257 akıbeti 892 .

Yunus Suresi - Ayet 73

Türkçe Meal: Öyle ki yalanladılar onu * ; öyle ki kurtardık onu * ve gemide onunla ** birlikte (olan) kimseyi; ve yaptık onları halifeler 65 ; ve boğduk kimseleri (ki) yalanladılar 195 ayetlerimizi; öyle ki bak! Nasıl oldu uyarılanların akıbeti 892 .

Hûd Suresi - Ayet 49

Türkçe Meal: İşte şu (ki) gayb 62 haberlerindendir; vahy 603 ederiz onu * üzerine; olmuş değildin bilir onu * sen ** ve ne de senin kavmin/toplumun öncesinde bunun; öyle ki sabret 51 ; doğrusu akıbet 892 takva 21 sahiplerinedir.

Yusuf Suresi - Ayet 109

Türkçe Meal: Ve göndermiş değiliz senden önce erkekler dışında (ki) vahy 603 ettik onlara kentlerin ehlinden 568 * ; öyle ki hiç seyahat etmezler mi yerde ** ; öyle ki bakmazlar mı nasıl oldu akıbeti 892 onlardan önceki kimselerin; ve ahiret diyarı *** hayırlıdır **** kimselere (ki) takvalı 21 oldular; öyle ki akletmez 562 misiniz?

Ra'd Suresi - Ayet 6

Türkçe Meal: Ve acele ettirirler sana kötülüğü iyilikten önce; ve muhakkak gelip geçti onlardan önce misallari 870 * ; ve doğrusu (senin) Rabbin 4 mutlak sahibidir bir mağfiret 319 insanlara; onların zulümlerine 257 karşı; ve doğrusu (senin) Rabbin 4 mutlak şiddetlidir akıbetinde 892 .

Ra'd Suresi - Ayet 24

Türkçe Meal: "Bir selâmdır 98 üzerinize; sabretmenize 51 karşılık; öyle ki ne muhteşemdir akıbeti 892 diyarın * ."

Ra'd Suresi - Ayet 32

Türkçe Meal: Ve ant olsun istihza 361 edildi resûllere 418 senden önce; öyle ki serbestlik verdim kâfirlik 25 etmiş kimselere; sonra yakaladım onları; öyle ki nasıl oldu akıbetim 892 .

Ra'd Suresi - Ayet 35

Türkçe Meal: Misalidir 870 cennetin 970 ki vaat edilendir muttakilere 17 ; akar altından onun * nehirler; meyvesi onun * bir daimdir ** ; ve onun * gölgesi (de); işte şu; akıbetidir 892 kimselerin (ki) takvalı 21 oldular; ve akıbeti 892 kâfirlerin 25 ateştir 834 .

Ra'd Suresi - Ayet 42

Türkçe Meal: Ve muhakkak tuzak kurdu onlardan önceki kimseler (de); öyle ki Allah’adır tuzaklar topluca; bilir * kazandığını her bir nefsin 201 ; ve bilecekler kâfirler 25 kimedir akıbeti 892 diyarın ** .

Nahl Suresi - Ayet 36

Türkçe Meal: Ve ant olsun * gönderdik ** her bir ümmete 305 bir resûl 418 ki kulluk 46 edin Allah'a ve kaçının tâğût 442 (-tan) ; öyle ki onlardan kimini kılavuzladı 192 Allah; ve onlardan kiminin üzerlerine dalalet 128 hakikatlaştı *** ; öyle ki dolaşın **** yerde; ve bakın nasıl oldu yalanlayanların 196 akıbeti 892 .

Kehf Suresi - Ayet 44

Türkçe Meal: İşte o durumda velilik 28 Allah’adır hak/gerçek (olarak) (ki) o ** bir hayırdır bir sevap 464 (olarak); ve bir hayırdır akıbet 892 (olarak).

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 132

Türkçe Meal: Ve emret 200 ahaline 568 salâtı 5 ; ve bağlan sabırla 51 ona * ; sual etmeyiz ** sana bir rızık; biz rızıklandırırız seni; ve akıbet 892 takvalılaradır 21 .

Hac Suresi - Ayet 41

Türkçe Meal: Kimselerdir (ki) eğer imkan verseydik onlara yerde * ; ikame 572 ederlerdi salâtı 5 ; ve verirlerdi zekâtı 10 ; ve emrederlerdi marufla 291 ; ve engellerlerdi münkeri 82 ; ve Allah'adır akıbeti 892 emirlerin/işlerin.

Hac Suresi - Ayet 60

Türkçe Meal: İşte budur; ve kim akıbet 892 etti misliyle akıbet 892 edildiğinin kendisiyle; sonra aşıldı sınır onun üzerine * ; mutlak yardım eder ona ** Allah; doğrusu Allah mutlak bir Afuv’dur 710 ; bir Gafûr'dur 20 .

Neml Suresi - Ayet 14

Türkçe Meal: Ve yadsıdılar * onu ** ; yakınlaştı *** ona nefisleri 201 ; bir zulüm 257  (-le) ve ululaşma (-yla); öyle ki bak nasıl oldu akıbeti 892 fesatçıların.

Neml Suresi - Ayet 51

Türkçe Meal: Öyle ki bak nasıl oldu akıbeti 892 düzenlerinin * ki biz dumur 1042 ettik onları ** ve kavimlerini/toplumlarını topluca.

Neml Suresi - Ayet 69

Türkçe Meal: De ki: "Gezin yerde * ; öyle ki görün nasıl oldu akıbeti 892 mücrimlerin 674 ."

Kasas Suresi - Ayet 31

Türkçe Meal: "Ve ki at asanı"; öyle ki ne zaman ki gördü onu * (ki) titreşiyor; sanki o bir cin 1269 gibi; çevirdi sırtı/arkayı *** ; ve asla akıbetine 892 bakmadı; "Ey Mûsâ! Yaklaş ve korkma; doğrusu sen eminlerdensin *** ."

Kasas Suresi - Ayet 37

Türkçe Meal: Ve dedi Mûsâ: "Rabbim 4 daha iyi bilendir kim geldi kılavuzla indenden/katından O'nun * ; ve kime olur kendisine akıbeti 892 diyarın ** ; doğrusu odur (ki) felaha 326 ulaşmaz zalimler 257 .

Kasas Suresi - Ayet 40

Türkçe Meal: Öyle ki tuttuk onu * ve ordularını onun ** ve savurduk onları *** yemmde 1107 ; öyle ki bak nasıl oldu akıbeti 892 zalimlerin 257 .

Kasas Suresi - Ayet 83

Türkçe Meal: İşte şu (ki) ahiret 774 diyarıdır * ; yaparız onu ** kimselere (ki) arzulamazlar bir ululaşma *** yerde; ve ne de bir fesat 265 ; ve akıbettir 892 takvalılara 21 .

Rûm Suresi - Ayet 9

Türkçe Meal: Ve hiç dolaşmazlar mı yerde? Öyle ki bakarlar nasıl olmuş akıbeti 892 kimselerin onlardan önce (ki) olmuşlardı daha şiddetli onlardan bir kuvvet (olarak); ve kaldırıp karıştırmışlardı * yeri; ve imar etmişlerdi onu ** daha çok imar ettiklerinden (onların) onu ** ; ve gelmişti kendi resûlleri 418 *** beyanatlarla 620 ; öyle ki olmuş değildi Allah zulmetmek 257  için onlara; velakin/fakat olmuşlardı kendi nefislerine 201 zulmederler 257 .

Rûm Suresi - Ayet 10

Türkçe Meal: Sonra oldu akıbeti 892  kötülük * etmiş kimselerin kötü * ki yalanlamışlardı 195 Allah'ın ayetlerini 454 ; ve olmuşlardı onunla ** istihza 361 ederler.

Talâk Suresi - Ayet 9

Türkçe Meal: Öyle ki tattı * vebalini kendi emrinin; ve oldu onun * emrinin akıbeti 892 bir hüsran.