Sure 24: Nûr/Aydınlık

Ayet Sayısı: 64
ٱلنُّور

Ayet 1

2790|24|1|سُورَةٌ أَنزَلْنَٰهَا وَفَرَضْنَٰهَا وَأَنزَلْنَا فِيهَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لَّعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
2790|24|1|سوره انزلنها وفرضنها وانزلنا فيها ايت بينت لعلكم تذكرون
1. Sûratun enzelnâhâ ve faradnâhâ ve enzelnâ fîhâ âyâtin beyyinâtin leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Bir sûredir1187 (ki) indirdik onu* ve farz497 kıldık onu* ve indirdik onda** beyanatlı620 ayetler454; belki sizler zikredersiniz78.
Ahmed Samira: 1 A chapter of the Koran , We descended it, and We made it a duty/commanded it , and We descended in it verses/evidences evidences, maybe/perhaps you mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 suratun bir sûredir سُورَةٌ سور
2 enzelnaha indirdik onu أَنْزَلْنَاهَا نزل
3 ve feradnaha ve farz kıldık onu وَفَرَضْنَاهَا فرض
4 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
5 fiha onda فِيهَا -
6 ayatin ayetler ايَاتٍ ايي
7 beyyinatin beyanatlı بَيِّنَاتٍ بين
8 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
9 tezekkerune zikredersiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Sûreyi.**Sûrede.

Ayet 2

2791|24|2|ٱلزَّانِيَةُ وَٱلزَّانِى فَٱجْلِدُوا۟ كُلَّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا مِا۟ئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِى دِينِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
2791|24|2|الزانيه والزاني فاجلدوا كل وحد منهما مايه جلده ولا تاخذكم بهما رافه في دين الله ان كنتم تومنون بالله واليوم الاخر وليشهد عذابهما طايفه من المومنين
2. Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır(âhırı), vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn(mu’minîne).
Zinâ1049 edene (K) ve zinâ1049 edene (E) öyle ki celdeleyin1188 her bir tekine onlardan* yüz** celde1188; ve tutmasın sizleri onlara*** (karşı) bir ra’fet1189 Allah'ın dininde437 eğer olduysanız iman47 ederler Allah'a ve ahiret gününe; ve şahit olsun azaplarına **** bir tayfa719 müminlerden27.
Ahmed Samira: 2 The adulteress/fornicatress (F) and the adulterer/fornicator (M) , so whip/lash each one from them (B) one hundred whip(s)/lash(es), and mercy/compassion does not take you with them (B) in God’s religion/judgment , if you were believing by God and the day the last/Resurrection Day, and a group of people from the believers should witnessed their (B)’s torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ez-zaniyetu zina edene الزَّانِيَةُ زني
2 ve zzani ve zina edene وَالزَّانِي زني
3 feclidu öyle ki celdeleyin فَاجْلِدُوا جلد
4 kulle her bir كُلَّ كلل
5 vahidin tekine وَاحِدٍ وحد
6 minhuma onlardan مِنْهُمَا -
7 miaete yüz مِائَةَ ماي
8 celdetin bir celde جَلْدَةٍ جلد
9 ve la ve وَلَا -
10 te'huzkum tutmasın sizleri تَأْخُذْكُمْ اخذ
11 bihima onlara بِهِمَا -
12 ra'fetun bir ra'fet رَأْفَةٌ راف
13 fi فِي -
14 dini dininde دِينِ دين
15 llahi Allah'ın اللَّهِ -
16 in eğer إِنْ -
17 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
18 tu'minune iman ederler تُؤْمِنُونَ امن
19 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
20 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
21 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
22 velyeşhed ve şahid olsun وَلْيَشْهَدْ شهد
23 azabehuma azaplarına عَذَابَهُمَا عذب
24 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
25 mine مِنَ -
26 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: K=Kadın.E=Erkek.*İkisinden.**Yüz, 100 sayısı.***İkisine.****İkisinin.

Ayet 3

2792|24|3|ٱلزَّانِى لَا يَنكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَٱلزَّانِيَةُ لَا يَنكِحُهَآ إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ
2792|24|3|الزاني لا ينكح الا زانيه او مشركه والزانيه لا ينكحها الا زان او مشرك وحرم ذلك علي المومنين
3. Ez zânî lâ yenkihu illâ zâniyeten ev muşriketen vez zâniyetu lâ yenkihuhâ illâ zânin ev muşrik(muşrikun), ve hurrime zâlike alel mu’minîn(mu’minîne).
Zinâ1049 eden (E) nikahlamaz744 bir zinâ1049 eden (K) dışında ya da bir müşrik (K); ve zinâ1049 eden (K) (ki) nikahlamaz744 onu* bir zinâ1049 eden (E) dışında ya da bir müşrik (E); ve haram1190 kıldı** bunu müminler27 üzerine.
Ahmed Samira: 3 The adulterer/fornicator does not marry except an the adulteress/fornicatress or a sharer/taker of partners (with God), and the adulteress/fornicatress , none marries her except an adulterer/fornicator or sharer/taker of partners (with God), and that (was) forbidden on the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ez-zani zina eden (E) الزَّانِي زني
2 la لَا -
3 yenkihu nikahlanmaz يَنْكِحُ نكح
4 illa dışında إِلَّا -
5 zaniyeten bir zina eden (K) زَانِيَةً زني
6 ev ya da أَوْ -
7 muşriketen bir müşrik (K) مُشْرِكَةً شرك
8 ve zzaniyetu ve zina eden (K) وَالزَّانِيَةُ زني
9 la لَا -
10 yenkihuha nikahlanmaz (E) onu (K) يَنْكِحُهَا نكح
11 illa dışında إِلَّا -
12 zanin bir zina eden (E) زَانٍ زني
13 ev veya أَوْ -
14 muşrikun bir müşrik (E) مُشْرِكٌ شرك
15 ve hurrime ve haram kıldı وَحُرِّمَ حرم
16 zalike bunu ذَٰلِكَ -
17 ala üzerine عَلَى -
18 l-mu'minine müminler الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: E=Erkek.K=Kadın.*Kadını.**Allah.

Ayet 4

2793|24|4|وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا۟ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَٱجْلِدُوهُمْ ثَمَٰنِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا۟ لَهُمْ شَهَٰدَةً أَبَدًا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
2793|24|4|والذين يرمون المحصنت ثم لم ياتوا باربعه شهدا فاجلدوهم ثمنين جلده ولا تقبلوا لهم شهده ابدا واوليك هم الفسقون
4. Vellezîne yermûnel muhsanâti summe lem ye’tû bi erbeati şuhedâe feclidûhum semânîne celdeten ve lâ takbelû lehum şehâdeten ebedâ(ebeden), ve ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
Ve kimseler (ki) suçlarlar muhsanatı492; sonra asla gelmezler dört şahitle/tanıkla; öyle ki celdeleyin1188 onları seksen celde1188; ve kabul etmeyin onları bir şahit/tanık (olarak) ebediyen; ve işte bunlar; onlardır fâsıklar38.
Ahmed Samira: 4 And those who blame and accuse the chaste/married then they did not come with witnesses/testifiers ,so whip/lash them eighty whip(s)/lash(es), and do not accept for them a testimony/certification , ever (E), and those are the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yermune suçlarlar يَرْمُونَ رمي
3 l-muhsanati muhsenatı الْمُحْصَنَاتِ حصن
4 summe sonra ثُمَّ -
5 lem asla لَمْ -
6 ye'tu gelmezler يَأْتُوا اتي
7 bierbeati dört بِأَرْبَعَةِ ربع
8 şuheda'e şahitle شُهَدَاءَ شهد
9 fecliduhum öyle ki celdeleyin onları فَاجْلِدُوهُمْ جلد
10 semanine seksen ثَمَانِينَ ثمن
11 celdeten bir celde جَلْدَةً جلد
12 ve la ve وَلَا -
13 tekbelu kabul etmeyin تَقْبَلُوا قبل
14 lehum onları لَهُمْ -
15 şehadeten bir şahit/tanık (olarak) شَهَادَةً شهد
16 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
17 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
18 humu onlar هُمُ -
19 l-fasikune fâsıklardır الْفَاسِقُونَ فسق

Ayet 5

2794|24|5|إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
2794|24|5|الا الذين تابوا من بعد ذلك واصلحوا فان الله غفور رحيم
5. İllellezîne tâbû min ba’di zâlike ve aslehû, fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Dışındadır kimseler* (ki) tevbe33 ettiler sonrasında bunun**; ve ıslah316 oldular öyle ki doğrusu Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir20.
Ahmed Samira: 5 Except those who repented from after that, and corrected/repaired , so then God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 zalike bunun ذَٰلِكَ -
7 ve eslehu ve ıslah oldular وَأَصْلَحُوا صلح
8 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
11 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *24:5 ayetindeki "dışındadır" geçişi önceki dört ayetteki her şeyi sıfırlar. Tevbe eden ve ıslah olanlar önceki ayetlerin hükümlerinden kurtulurlar. Rabbimiz Gafûr ve Rahîm olduğu için bunu yapmıştır. Bu tevbe ve ıslah olma durumuna müminler tanık/şahit olmalıdır.**Bu ayet önceki durumların.

Ayet 6

2795|24|6|وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَٰجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَآءُ إِلَّآ أَنفُسُهُمْ فَشَهَٰدَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
2795|24|6|والذين يرمون ازوجهم ولم يكن لهم شهدا الا انفسهم فشهده احدهم اربع شهدت بالله انه لمن الصدقين
6. Vellezîne yermûne ezvâcehum ve lem yekun lehum şuhedâu illâ enfusuhum fe şehâdetu ehadihim erbeû şehâdâtin billâhi innehû le mines sâdıkîn(sâdıkîne).
Ve kimseler (ki) suçlarlar eşlerini ve asla olmaz onlara şahitler/tanıklar kendi nefisleri201 dışında; öyle ki şahitliktir/tanıklıktır onlardan birisine dört şahitlik Allah'a -doğrusu o mutlak sâdıklardandır182- (diye).
Ahmed Samira: 6 And those who blame and accuse their spouses , and (there) were not for them witnesses/testifiers except themselves, so testimony/certification (of) one of them, four testimonies/certifications by God that he truly is from (E) the truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yermune suçlarlar يَرْمُونَ رمي
3 ezvacehum eşlerini أَزْوَاجَهُمْ زوج
4 velem ve asla وَلَمْ -
5 yekun olmaz يَكُنْ كون
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 şuheda'u şahitler شُهَدَاءُ شهد
8 illa dışında إِلَّا -
9 enfusuhum kendi nefisleri أَنْفُسُهُمْ نفس
10 feşehadetu öyle ki şahitliktir فَشَهَادَةُ شهد
11 ehadihim birisine onlardan أَحَدِهِمْ احد
12 erbeu dört أَرْبَعُ ربع
13 şehadatin bir şahitlik شَهَادَاتٍ شهد
14 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
15 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
16 lemine mutlak لَمِنَ -
17 s-sadikine sadıklardandır الصَّادِقِينَ صدق

Ayet 7

2796|24|7|وَٱلْخَٰمِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
2796|24|7|والخمسه ان لعنت الله عليه ان كان من الكذبين
7. Vel hâmisetu enne la’netallâhi aleyhi in kâne minel kâzibîn(kâzibîne).
Ve beşincisi* ki lanetidir280 Allah'ın üzerine onun** eğer olduysa yalancılardan.
Ahmed Samira: 7 And the fifth that God’s curse/torture (is) on him, if he was from the liars/deniers/falsifiers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velhamisetu ve beşincisi وَالْخَامِسَةُ خمس
2 enne ki أَنَّ -
3 lea'nete lanetidir لَعْنَتَ لعن
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
6 in eğer إِنْ -
7 kane olduysa كَانَ كون
8 mine مِنَ -
9 l-kazibine yalancılardan الْكَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Sâdıklardan olduğuna dair Allah'la birlikte tanık/şahit olduğunu 5. kez söylemesi. **Yalan söyleyen kimsenin.

Ayet 8

2797|24|8|وَيَدْرَؤُا۟ عَنْهَا ٱلْعَذَابَ أَن تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
2797|24|8|ويدروا عنها العذاب ان تشهد اربع شهدت بالله انه لمن الكذبين
8. Ve yedraû anhel azâbe en teşhede erbea şehâdâtin billâhi innehu le minel kâzibîn(kâzibîne).
Ve savar ondan* azabı ki şahitlik eder** dört şahitlik/tanıklık Allah’a (ki) doğrusu o*** mutlak yalancılardandır (diye).
Ahmed Samira: 8 And pushes away/repels the torture from her that she witnesses/testifies four testimonies/certifications by God that he truly is from (E) the liars/deniers/falsifiers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veyedrau ve savar وَيَدْرَأُ درا
2 anha ondan عَنْهَا -
3 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
4 en ki أَنْ -
5 teşhede şahitlik eder تَشْهَدَ شهد
6 erbea dört أَرْبَعَ ربع
7 şehadatin şahitlik/tanıklık شَهَادَاتٍ شهد
8 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
9 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
10 lemine mutlak لَمِنَ -
11 l-kazibine yalancılardandır الْكَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Kadından.**Kadın.***Kocası.

Ayet 9

2798|24|9|وَٱلْخَٰمِسَةَ أَنَّ غَضَبَ ٱللَّهِ عَلَيْهَآ إِن كَانَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
2798|24|9|والخمسه ان غضب الله عليها ان كان من الصدقين
9. Vel hâmisete enne gadaballâhi aleyhâ in kâne mines sâdikîn(sâdikîne).
Ve beşincisi* ki gazabı** Allah'ın üzerinedir onun*** eğer olduysa**** sâdıklardan182.
Ahmed Samira: 9 And the fifth, that God’s anger (is) on her if he was from the truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velhamisete ve beşincisi وَالْخَامِسَةَ خمس
2 enne ki أَنَّ -
3 gadebe gazabı غَضَبَ غضب
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 aleyha üzerinedir onun عَلَيْهَا -
6 in eğer إِنْ -
7 kane olduysa كَانَ كون
8 mine مِنَ -
9 s-sadikine sadıklardan الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Allah'la birlikte tanık/şahit olduğunu 5. kez söylemesi. Kocasının 5. yeminine karşı 5. yemin kadın üzerine olacak olan azabı def eder. Yani en son kadının dediği geçerli olur. Kocasına 6. yemin izni verilmez. **Öfkesi.***Kadının.****Kocası.

Ayet 10

2799|24|10|وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ
2799|24|10|ولولا فضل الله عليكم ورحمته وان الله تواب حكيم
10. Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennellâhe tevvâbun hakîm(hakîmun).
Ve şayet olmasaydı* fazlı202 Allah'ın üzerinize ve rahmeti271 O’nun**; ve ki Allah bir Tevvâb'tır191; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 10 And where it not for God’s grace/blessing on you and His mercy, and that God (is) forgiving, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet olmasaydı وَلَوْلَا -
2 fedlu fazlı فَضْلُ فضل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
5 ve rahmetuhu ve rahmeti O’nun وَرَحْمَتُهُ رحم
6 ve enne ve ki وَأَنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 tevvabun bir Tevvâb'tır تَوَّابٌ توب
9 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Bu şart önemlidir. Rabbimiz bu ayet öncesi durumların hepsine Tevvâb olmasıyla bir tevbe ve ıslah kapısı açmıştır. Bu kapı olmamış olsaydı bu ayet boşa çıkardı. Tevvâb sıfatı bu ayedt öncesindeki tüm durumları kapsamalıdır. **Allah'ın.

Ayet 11

2800|24|11|إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ
2800|24|11|ان الذين جاو بالافك عصبه منكم لا تحسبوه شرا لكم بل هو خير لكم لكل امري منهم ما اكتسب من الاثم والذي تولي كبره منهم له عذاب عظيم
11. İnnellezîne câû bil ifki usbetun minkum, lâ tahsebûhu şerren lekum, bel huve hayrun lekum, li kullimriin minhum mektesebe minel ism(ismi), vellezî tevellâ kibrehu minhum lehu azâbun azîm(azîmun).
Doğrusu kimseler (ki) geldiler ifkle1191 bir usba1192 sizlerden; düşünmeyin onu* bir şer sizlere; evet! o** hayırdır sizlere; her bir kişiyedir onlardan kazandığı günahtan; ve kim tevelli*** oldu kibirlisine**** onun***** onlardan; onadır****** azim bir azap.
Ahmed Samira: 11 That those who came with the lies/falsehood a group/band/company from you, do not think/suppose it (is) bad/evil/harm for you, rather/but it is best for you to each/every human from them what he earned/gained from the sin/crime; and who followed his arrogance/great sin from them (there is) for him a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ca'u geldiler جَاءُوا جيا
4 bil-ifki ifkle بِالْإِفْكِ افك
5 usbetun bir usbadır عُصْبَةٌ عصب
6 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
7 la لَا -
8 tehsebuhu düşünmeyin onu تَحْسَبُوهُ حسب
9 şerran bir şer شَرًّا شرر
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 bel evet بَلْ -
12 huve o هُوَ -
13 hayrun hayırdır خَيْرٌ خير
14 lekum sizlere لَكُمْ -
15 likulli her birine لِكُلِّ كلل
16 mriin kişiyedir امْرِئٍ مرا
17 minhum onlardan مِنْهُمْ -
18 ma مَا -
19 ktesebe kazandığı اكْتَسَبَ كسب
20 mine مِنَ -
21 l-ismi günahtan الْإِثْمِ اثم
22 vellezi ve kim وَالَّذِي -
23 tevella velisi oldu/tevelli oldu تَوَلَّىٰ ولي
24 kibrahu kibirlisine onun كِبْرَهُ كبر
25 minhum onlardan مِنْهُمْ -
26 lehu onadır لَهُ -
27 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
28 azimun bir azim عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Başınıza gelen bu durumu; bu ifki.**Başınıza gelen bu durum; bu ifk.***Yöneldi, sahiplendi, velisi oldu.****İfki yöneten kimse.*****İfkin.******Tevelli olan kimseyedir.

Ayet 12

2801|24|12|لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ
2801|24|12|لولا اذ سمعتموه ظن المومنون والمومنت بانفسهم خيرا وقالوا هذا افك مبين
12. Lev lâ iz semi’tumûhu zannel mu’minûne vel mu’minâtu bi enfusihim hayran ve kâlû hâzâ ifkun mubîn(mubînun).
Şayet işittiğiniz zaman onu* (ki) zannetseydi** müminler27 ve müminâtlar493 kendi nefislerine201 bir hayır (olarak) ve deseydiler (ya): "Bu bir apaçık ifktir1191."
Ahmed Samira: 12 Where it not for when you heard it , the believers (M) and the believers (F) thought/assumed goodness with themselves, and they said: "That (is) evident lies/falsehood."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 levla şayet لَوْلَا -
2 iz إِذْ -
3 semia'tumuhu işittiğiniz zaman onu سَمِعْتُمُوهُ سمع
4 zenne zannetseydi ظَنَّ ظنن
5 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
6 velmu'minatu ve müminatlar وَالْمُؤْمِنَاتُ امن
7 bienfusihim kendi nefislerine بِأَنْفُسِهِمْ نفس
8 hayran bir hayır خَيْرًا خير
9 ve kalu ve deseydiler وَقَالُوا قول
10 haza bu هَٰذَا -
11 ifkun bir ifktir إِفْكٌ افك
12 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *İfki, organize yalanı.**Varsaysalardı.

Ayet 13

2802|24|13|لَّوْلَا جَآءُو عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا۟ بِٱلشُّهَدَآءِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ عِندَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ
2802|24|13|لولا جاو عليه باربعه شهدا فاذ لم ياتوا بالشهدا فاوليك عند الله هم الكذبون
13. Lev lâ câû aleyhi bi erbeati şuhedâ(şuhedâe), fe iz lem ye’tû biş şuhedâi fe ulâike indellâhi humul kâzibûn(kâzibûne).
Şayet gelmedilerse üzerine onun* şahitler/tanıklar (olan) dörtle; öyle ki asla gelemezler şahitlerle/tanıklarla; öyle ki işte bunlar; Allah’ın indinde/katında (ki) onlar yalancılardır.
Ahmed Samira: 13 Unless they come on it with four witnesses/testifiers, so if they do not come with witnesses/testifiers, so those are at God they are the liars/deniers/falsifiers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 levla şayet لَوْلَا -
2 ca'u gelmedilerse جَاءُوا جيا
3 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
4 bierbeati dörtle بِأَرْبَعَةِ ربع
5 şuheda'e şahitler/tanıklar (olan) شُهَدَاءَ شهد
6 feiz öyle ki فَإِذْ -
7 lem asla لَمْ -
8 ye'tu gelmezler يَأْتُوا اتي
9 biş-şuheda'i şahitlerle بِالشُّهَدَاءِ شهد
10 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
11 inde indinde/katında عِنْدَ عند
12 llahi Allah’ın اللَّهِ -
13 humu onlar هُمُ -
14 l-kazibune yalancılardır الْكَاذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Yaptıkları ifkin.

Ayet 14

2803|24|14|وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِى مَآ أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
2803|24|14|ولولا فضل الله عليكم ورحمته في الدنيا والاخره لمسكم في ما افضتم فيه عذاب عظيم
14. Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu fîd dunyâ vel âhırati le messekum fî mâ efadtum fîhi azâbun azîm(azîmun).
Ve şayet olmasaydı fazlı202 Allah'ın üzerinize; ve rahmeti271 O’nun* dünyada ve ahirette; mutlak temas ederdi sizlere taşıp akın ettiğinizde kendisinde azîm** bir azap.
Ahmed Samira: 14 And where it not for God’s grace/favour/blessing on you and His mercy in the present world and the end (other life), great torture would have touched you in what you flowed/spread in it.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet olmasaydı وَلَوْلَا -
2 fedlu fazlı فَضْلُ فضل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
5 ve rahmetuhu ve rahmeti O’nun وَرَحْمَتُهُ رحم
6 fi فِي -
7 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
8 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
9 lemessekum mutlak temas ederdi sizlere لَمَسَّكُمْ مسس
10 fi فِي -
11 ma مَا -
12 efedtum taşıp akın ettiğinizde أَفَضْتُمْ فيض
13 fihi kendisinde فِيهِ -
14 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
15 azimun bir azîm عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Büyük/azametli.

Ayet 15

2804|24|15|إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ
2804|24|15|اذ تلقونه بالسنتكم وتقولون بافواهكم ما ليس لكم به علم وتحسبونه هينا وهو عند الله عظيم
15. İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahsebûnehu heyyinen ve huve indallâhi azîm(azîmun).
Karşıladığınız zaman ona* lisanlarınızla**; ve söylüyordunuz ağızlarınızla olmadığını sizlere kendisine*** bir ilim; ve düşünüyordunuz onu**** bir kolay/önemsiz; ve o***** Allah'ın indinde/katında bir azîmdir******.
Ahmed Samira: 15 When you receive it with your tongues/languages and you say with your mouths what knowledge is not for you with it (you have no knowledge of) and you think/suppose it (is) easy/light, and it is at God great.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 telekkavnehu karşıladığınız onu تَلَقَّوْنَهُ لقي
3 bielsinetikum lisanlarınızla بِأَلْسِنَتِكُمْ لسن
4 ve tekulune ve söylüyordunuz وَتَقُولُونَ قول
5 biefvahikum ağızlarınızla بِأَفْوَاهِكُمْ فوه
6 ma مَا -
7 leyse olmadığını لَيْسَ ليس
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 bihi kendisine بِهِ -
10 ilmun bir ilim عِلْمٌ علم
11 ve tehsebunehu ve düşünüyordunuz onu وَتَحْسَبُونَهُ حسب
12 heyyinen bir kolay/önemsiz هَيِّنًا هون
13 vehuve ve o وَهُوَ -
14 inde indinde/katında عِنْدَ عند
15 llahi Allah اللَّهِ -
16 azimun bir azimdir عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *İfke, organize yalana.**Dillerinizle.***Gerçek olaya, hakka.****Hak/gerçek olduğunu belli olmayan şeyleri dillendirmeyi, söylemeyi.*****Hak/gerçek olduğunu belli olmayan şeyleri dillendirme, söyleme.******Büyüktür/azametlidir.

Ayet 16

2805|24|16|وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ
2805|24|16|ولولا اذ سمعتموه قلتم ما يكون لنا ان نتكلم بهذا سبحنك هذا بهتن عظيم
16. Ve lev lâ iz semi’tumûhu kultum mâ yekûnu lenâ en netekelleme bi hâzâ subhâneke hâzâ buhtânun azîm(azîmun).
Ve şayet işittiğiniz zaman onu*; (niçin) demezsiniz "Olur değildir bizlere ki kelam ederiz bunu**; Subhânsın7 sen; bu azîm*** bir buhtândır1193."
Ahmed Samira: 16 And if only when you want/listened (to) it, you said: "It (is) not to be for us that we converse/speak with that, Your praise/glory, that (is) great falsehood/slander ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet وَلَوْلَا -
2 iz zaman إِذْ -
3 semia'tumuhu işittiğiniz zaman onu سَمِعْتُمُوهُ سمع
4 kultum demezsiniz قُلْتُمْ قول
5 ma değildir مَا -
6 yekunu olur يَكُونُ كون
7 lena bize لَنَا -
8 en ki أَنْ -
9 netekelleme kelam ederiz نَتَكَلَّمَ كلم
10 bihaza bunu بِهَٰذَا -
11 subhaneke Subhânsın sen سُبْحَانَكَ سبح
12 haza bu هَٰذَا -
13 buhtanun bir buhtân بُهْتَانٌ بهت
14 azimun bir azîm عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *İfki, organize yalanı.**Hak/Gerçek olduğu bilinmeyeni.***Büyük, azametli.

Ayet 17

2806|24|17|يَعِظُكُمُ ٱللَّهُ أَن تَعُودُوا۟ لِمِثْلِهِۦٓ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
2806|24|17|يعظكم الله ان تعودوا لمثله ابدا ان كنتم مومنين
17. Yeızukumullâhu en teûdû li mislihî ebeden in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Vaaz653 verir sizlere Allah ki dönersiniz misliyle onun* ebediyen eğer olduysanız müminler27.
Ahmed Samira: 17 God advises/warns you that you return to similar/equal to it ever, if you were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeizukumu vaaz verir sizlere يَعِظُكُمُ وعظ
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 en ki أَنْ -
4 teudu dönersiniz تَعُودُوا عود
5 limislihi misliyle onun لِمِثْلِهِ مثل
6 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
7 in eğer إِنْ -
8 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
9 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Önceki söylemin benzeri şeylerle dönersiniz.

Ayet 18

2807|24|18|وَيُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
2807|24|18|ويبين الله لكم الايت والله عليم حكيم
18. Ve yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve beyan226 eder Allah sizlere ayetleri454; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 18 And God clarifies/explains for you the verses/evidences , and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Ayet 19

2808|24|19|إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ ٱلْفَٰحِشَةُ فِى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
2808|24|19|ان الذين يحبون ان تشيع الفحشه في الذين امنوا لهم عذاب اليم في الدنيا والاخره والله يعلم وانتم لا تعلمون
19. İnnellezîne yuhıbbûne en teşîal fâhışetu fîllezîne âmenû lehum azâbun elîmun fîd dunyâ vel âhırah(âhırati), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Doğrusu kimseler (ki) severler ki yayılır fahişelik490 iman47 etmiş kimselerde; onlaradır elim bir azap dünyada ve ahirette; ve Allah bilir ve sizler bilmezsiniz.
Ahmed Samira: 19 That those who love/like that the enormous/atrocious deed spread/circulate in (between) those who believed, for them (is a) painful torture in the present world and the end (other life), and God knows, and you do not know.

Ayet 20

2809|24|20|وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ
2809|24|20|ولولا فضل الله عليكم ورحمته وان الله روف رحيم
20. Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennallâhe raûfun rahîm(rahîmun).
Ve şayet olmasaydı fazlı202 Allah'ın üzerinize; ve rahmeti271 O’nun*; ve ki Allah bir Raûf’tur15; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 20 And where it not for God’s grace/favour/blessing on you and His mercy, and that God (is) compassionate/merciful, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet olmasaydı وَلَوْلَا -
2 fedlu fazlı فَضْلُ فضل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
5 ve rahmetuhu ve rahmeti O’nun وَرَحْمَتُهُ رحم
6 ve enne ve ki وَأَنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 ra'ufun bir Raûf’tur رَءُوفٌ راف
9 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Allah'ın.

Ayet 21

2810|24|21|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَإِنَّهُۥ يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ مَا زَكَىٰ مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
2810|24|21|يايها الذين امنوا لا تتبعوا خطوت الشيطن ومن يتبع خطوت الشيطن فانه يامر بالفحشا والمنكر ولولا فضل الله عليكم ورحمته ما زكي منكم من احد ابدا ولكن الله يزكي من يشا والله سميع عليم
21. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Tabi olmayın adımlarına şeytânın29; ve kim tabi olur adımlarına şeytânın29 öyle ki doğrusu o* emreder fahşayı81 ve münkeri82; ve şayet olmasaydı fazlı202 Allah'ın üzerinize ve rahmeti271 O’nun**; saflaşır değildi sizden hiç biriniz ebediyen; velakin/fakat Allah saflaştırır dilediği kimseyi; ve Allah bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 21 You, you those who believed, do not follow the devil’s foot steps, and who follows the devil’s foot steps, so that he truly orders/commands with the enormous/atrocious deeds , and the defiance of God and His orders/obscenity , and where it not for God’s grace/favour/blessing on you and His mercy (there would) not (be) from one from you ever (E) (that) purified/corrected , and but God purifies/corrects whom He wills/wants/intends, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettebiu tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
6 hutuvati adımlarına خُطُوَاتِ خطو
7 ş-şeytani şeytânın الشَّيْطَانِ شطن
8 ve men ve kim وَمَنْ -
9 yettebia' tabi olur يَتَّبِعْ تبع
10 hutuvati adımlarına خُطُوَاتِ خطو
11 ş-şeytani şeytânın الشَّيْطَانِ شطن
12 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
13 ye'muru emreder يَأْمُرُ امر
14 bil-fehşa'i fahşayı بِالْفَحْشَاءِ فحش
15 velmunkeri ve münkeri وَالْمُنْكَرِ نكر
16 velevla ve şayet olmasaydı وَلَوْلَا -
17 fedlu fazlı فَضْلُ فضل
18 llahi Allah'ın اللَّهِ -
19 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
20 ve rahmetuhu ve rahmeti O’nun وَرَحْمَتُهُ رحم
21 ma değildi مَا -
22 zeka saflaşır زَكَىٰ زكو
23 minkum sizden مِنْكُمْ -
24 min hiç مِنْ -
25 ehadin biriniz أَحَدٍ احد
26 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
27 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
28 llahe Allah اللَّهَ -
29 yuzekki saflaştırır يُزَكِّي زكو
30 men kimseyi مَنْ -
31 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
32 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
33 semiun bir Semî’dir سَمِيعٌ سمع
34 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Şeytân.**Allah'ın.

Ayet 22

2811|24|22|وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
2811|24|22|ولا ياتل اولوا الفضل منكم والسعه ان يوتوا اولي القربي والمسكين والمهجرين في سبيل الله وليعفوا وليصفحوا الا تحبون ان يغفر الله لكم والله غفور رحيم
22. Ve lâ ye’teli ulul fadlı minkum ves seati en yu’tû ulil kurbâ vel mesâkîne vel muhâcirîne fî sebîlillâh(sebîlillâhi), vel ya’fû vel yasfehû, e lâ tuhıbbûne en yagfirallâhu lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve yemin etmesinler* fazilet202 sahipleri sizlerden ve genişlik** (sahipleri) ki verirler yakınlık130 sahiplerine ve miskinlere113 ve Allah yolundaki336 muhâcirlere716; ve affetsinler ve hoş görsünler; sevmez misiniz ki mağfiret319 eder Allah sizlere? Ve Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 22 (Owners) of the grace/favour/blessing and the wealth/abundance from you do not slacken/relax , that they give/bring (those) of the relations/near, and the poorest of poor/poor oppressed, and the emigrants in God’s sake/path , and to forgive/pardon, and they should forgive/pardon, do you not love/like that God forgives for you? And God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 ye'teli yemin etmesin يَأْتَلِ الو
3 ulu sahipleri أُولُو اول
4 l-fedli fazilet الْفَضْلِ فضل
5 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
6 ve sseati ve genişlik (sahipleri) وَالسَّعَةِ وسع
7 en ki أَنْ -
8 yu'tu verirler يُؤْتُوا اتي
9 uli sahiplerine أُولِي اول
10 l-kurba yakınlık الْقُرْبَىٰ قرب
11 velmesakine ve miskinlere وَالْمَسَاكِينَ سكن
12 velmuhacirine ve muhâcirlere وَالْمُهَاجِرِينَ هجر
13 fi فِي -
14 sebili yolundaki سَبِيلِ سبل
15 llahi Allah اللَّهِ -
16 velyea'fu ve affetsinler وَلْيَعْفُوا عفو
17 velyesfehu ve hoşgörsünler وَلْيَصْفَحُوا صفح
18 ela أَلَا -
19 tuhibbune sevmez misiniz? تُحِبُّونَ حبب
20 en ki أَنْ -
21 yegfira mağfiret eder يَغْفِرَ غفر
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 lekum sizlere لَكُمْ -
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
26 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kendini bir şeyden mahrum bırakacak şekilde yemin etmek.**Bolluk, imkan.

Ayet 23

2812|24|23|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
2812|24|23|ان الذين يرمون المحصنت الغفلت المومنت لعنوا في الدنيا والاخره ولهم عذاب عظيم
23. İnnellezîne yermûnel muhsanâtil gâfilâtil mu’minâti luınû fid dunyâ vel âhırati ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Doğrusu kimseler (ki) suçlarlar gâfil310 müminât493 muhsanâtı492; lanetlendiler280 dünyada ve ahirette; ve onlaradır azîm* bir azap.
Ahmed Samira: 23 That truly those who blame and accuse the chaste/married , the neglecting/disregarding (F) , the believing (F), were cursed/humiliated in the present world, and the end (other life) and for them (is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yermune suçlarlar يَرْمُونَ رمي
4 l-muhsanati muhsanâtı الْمُحْصَنَاتِ حصن
5 l-gafilati gâfil الْغَافِلَاتِ غفل
6 l-mu'minati müminât الْمُؤْمِنَاتِ امن
7 luinu lanetlendiler لُعِنُوا لعن
8 fi فِي -
9 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
10 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
11 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
12 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
13 azimun bir azîm عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Büyük, azametli.

Ayet 24

2813|24|24|يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
2813|24|24|يوم تشهد عليهم السنتهم وايديهم وارجلهم بما كانوا يعملون
24. Yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum ve eydîhim ve erculuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Gündür (ki) şahitlik/tanıklık eder üzerlerine lisanları* ve elleri ve ayakları yapar olduklarına (karşı).
Ahmed Samira: 24 A day/time their tongues , and their hands, and their feet witness/testify on them becuase (of) what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 teşhedu şahitlik/tanıklık تَشْهَدُ شهد
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 elsinetuhum lisanları أَلْسِنَتُهُمْ لسن
5 ve eydihim ve elleri وَأَيْدِيهِمْ يدي
6 ve erculuhum ve ayakları وَأَرْجُلُهُمْ رجل
7 bima بِمَا -
8 kanu olduklarına كَانُوا كون
9 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Dilleri.

Ayet 25

2814|24|25|يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ ٱلْمُبِينُ
2814|24|25|يوميذ يوفيهم الله دينهم الحق ويعلمون ان الله هو الحق المبين
25. Yevme izin yuveffîhimullâhu dînehumul hakka ve ya’lemûne ennallâhe huvel hakkul mubîn(mubînu).
O gün tamamlar onlara Allah hak/gerçek dinlerini*; ve bilirler ki Allah; O (ki) Hakk’tır1114; Mubîn’dir1194.
Ahmed Samira: 25 That day God fulfills/completes (to) them their religion/reimbursement the truth , and they know that God, He is the truth , the clear/evident .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
2 yuveffihimu tamamlar onlara يُوَفِّيهِمُ وفي
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 dinehumu dinlerini دِينَهُمُ دين
5 l-hakka hak/gerçek الْحَقَّ حقق
6 ve yea'lemune ve bilirler وَيَعْلَمُونَ علم
7 enne ki أَنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 huve O هُوَ -
10 l-hakku Hakk’tır الْحَقُّ حقق
11 l-mubinu Mubîn’dir الْمُبِينُ بين

Notlar

Not 1: *Geri ödemelerini. Hak ettikleri tastamam geri ödenir. Azapsa azap.

Ayet 26

2815|24|26|ٱلْخَبِيثَٰتُ لِلْخَبِيثِينَ وَٱلْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَٰتِ وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
2815|24|26|الخبيثت للخبيثين والخبيثون للخبيثت والطيبت للطيبين والطيبون للطيبت اوليك مبرون مما يقولون لهم مغفره ورزق كريم
26. El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât(habîsâti), vet tayyibâtu lit tayyibîne vet tayyibûne lit tayyibât(tayyibâti), ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn(yekûlûne), lehum magfiretun ve rızkun kerîm(kerîmun).
Kötü kadınlar kötü erkekleredir; kötü erkekler kötü kadınlaradır; iyi kadınlar iyi erkekleredir; iyi erkekler iyi kadınlaradır; işte bunlar*; berat1195 ettirilenlerdir** dediklerinden***; onlaradır**** bir mağfiret319 ve kerîm***** bir rızık.
Ahmed Samira: 26 The cheaters/wicked (F) (are) to the cheaters/wicked (M) , and the cheaters/wicked (M) (are) to the cheaters/wicked (F) , and the good/pure (F) (are) to good/pure (M) , and the good/pure (M) (are) to the good/pure (F) , those are being made innocent/pure from what they are saying, for them (is) forgiveness and generous/kind (reimbursement).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-habisatu kötü kadınlar الْخَبِيثَاتُ خبث
2 lilhabisine kötü erkekleredir لِلْخَبِيثِينَ خبث
3 velhabisune kötü erkekler وَالْخَبِيثُونَ خبث
4 lilhabisati kötü kadınlaradır لِلْخَبِيثَاتِ خبث
5 ve ttayyibatu iyi kadınlar وَالطَّيِّبَاتُ طيب
6 littayyibine iyi erkekleredir لِلطَّيِّبِينَ طيب
7 ve ttayyibune iyi erkekler وَالطَّيِّبُونَ طيب
8 littayyibati iyi kadınlaradır لِلطَّيِّبَاتِ طيب
9 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
10 muberra'une berat ettirilenlerdir مُبَرَّءُونَ برا
11 mimma مِمَّا -
12 yekulune dediklerinden يَقُولُونَ قول
13 lehum onlaradır لَهُمْ -
14 megfiratun bir mağfiret مَغْفِرَةٌ غفر
15 ve rizkun ve bir rızık وَرِزْقٌ رزق
16 kerimun bir kerîm كَرِيمٌ كرم

Notlar

Not 1: *İyi erkekler ve iyi kadınlar.**Pasif çoğul isim kelimesi. Rabbimiz berat ettirmiştir. ***Kötü erkekler ve kötü kadınların.****İyi erkekler ve iyi kadınlaradır.*****Asil, seçkin, yüce gönüllü, cömert, eli açık.

Ayet 27

2816|24|27|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
2816|24|27|يايها الذين امنوا لا تدخلوا بيوتا غير بيوتكم حتي تستانسوا وتسلموا علي اهلها ذلكم خير لكم لعلكم تذكرون
27. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tedhulû buyûten gayra buyûtikum hattâ teste’nisû ve tusellimû alâ ehlihâ, zâlikum hayrun lekum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Girmeyin evlere olmaksızın evlerinizden; ta ki izin bakınırsınız ve selamlarsınız onun* ahalisi568 üzerine; işte sizlersiniz; bir hayırdır sizlere; belki sizler zikredersiniz78.
Ahmed Samira: 27 You, you those who believed, do not enter houses/homes other than your houses/homes, until you perceive (seek permission), and you greet on (to) its family/people , that (is) best for you, maybe/perhaps you mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tedhulu girmeyin تَدْخُلُوا دخل
6 buyuten evlere بُيُوتًا بيت
7 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
8 buyutikum evlerinizden بُيُوتِكُمْ بيت
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 teste'nisu izin bakınırsınız تَسْتَأْنِسُوا انس
11 ve tusellimu ve selamlarsınız وَتُسَلِّمُوا سلم
12 ala üzerine عَلَىٰ -
13 ehliha onun ehli أَهْلِهَا اهل
14 zalikum işte sizlersiniz ذَٰلِكُمْ -
15 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
16 lekum sizlere لَكُمْ -
17 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
18 tezekkerune zikredersiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Evin.

Ayet 28

2817|24|28|فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فِيهَآ أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّىٰ يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟ هُوَ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
2817|24|28|فان لم تجدوا فيها احدا فلا تدخلوها حتي يوذن لكم وان قيل لكم ارجعوا فارجعوا هو ازكي لكم والله بما تعملون عليم
28. Fe in lem tecidû fîhâ ehaden fe lâ tedhulûhâ hattâ yu’zene lekum ve in kîle lekumurciû ferciû huve ezkâ lekum, vallâhu bimâ ta’melûne alîm(alîmun).
Öyle ki eğer asla bulmazsanız orada* birini; öyle ki girmeyin ona** ta ki izin verilir sizlere; ve eğer denildiyse sizlere: "Dönün!"; öyle ki dönün; o daha saftır sizlere; ve Allah yaptıklarınıza bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 28 So if you did not find in it anyone, so do not enter it until (it) be permitted/allowed for you, and if (it) was said to you: "Return." So return, it is more pure/correct for you, and God (is) with what you make/do knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 lem asla لَمْ -
3 tecidu bulmazsanız تَجِدُوا وجد
4 fiha orada فِيهَا -
5 ehaden birini أَحَدًا احد
6 fela öyle ki فَلَا -
7 tedhuluha girmeyin ona تَدْخُلُوهَا دخل
8 hatta ta ki حَتَّىٰ -
9 yu'zene izin verilir يُؤْذَنَ اذن
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 ve in ve eğer وَإِنْ -
12 kile denildiyse قِيلَ قول
13 lekumu sizlere لَكُمُ -
14 rciu dönün! ارْجِعُوا رجع
15 ferciu öyle ki dönün فَارْجِعُوا رجع
16 huve o هُوَ -
17 ezka daha saftır أَزْكَىٰ زكو
18 lekum sizlere لَكُمْ -
19 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
20 bima بِمَا -
21 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
22 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Evde.**Eve.

Ayet 29

2818|24|29|لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَٰعٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
2818|24|29|ليس عليكم جناح ان تدخلوا بيوتا غير مسكونه فيها متع لكم والله يعلم ما تبدون وما تكتمون
29. Leyse aleykum cunâhun en tedhulû buyûten gayre meskûnetin fîhâ metâun lekum, vallâhu ya’lemu mâ tubdûne ve mâ tektumûn(tektumûne).
Olmaz üzerinize bir günah ki girersiniz evlere olmaksızın bir mesken* orada** (ki) bir metadır54 sizlere; ve Allah bilir gösterdiğinizi ve sakladığınızı*.
Ahmed Samira: 29 An offense/guilt/sin is not on you that you enter houses/homes not resided in/inhabited, in it (is) enjoyment for you, and God knows what you show, and what you hide/conceal.246

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse olmaz لَيْسَ ليس
2 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
3 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
4 en ki أَنْ -
5 tedhulu girersiniz تَدْخُلُوا دخل
6 buyuten evlere بُيُوتًا بيت
7 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
8 meskunetin bir mesken مَسْكُونَةٍ سكن
9 fiha orada فِيهَا -
10 metaun bir metadır مَتَاعٌ متع
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
14 ma مَا -
15 tubdune gösterdiğinizi تُبْدُونَ بدو
16 ve ma ve وَمَا -
17 tektumune sakladığınızı تَكْتُمُونَ كتم

Notlar

Not 1: *Oturulan yerleşim yeri.**Evde.***Ketumlaştırdığınızı.

Ayet 30

2819|24|30|قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا۟ مِنْ أَبْصَٰرِهِمْ وَيَحْفَظُوا۟ فُرُوجَهُمْ ذَٰلِكَ أَزْكَىٰ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ
2819|24|30|قل للمومنين يغضوا من ابصرهم ويحفظوا فروجهم ذلك ازكي لهم ان الله خبير بما يصنعون
30. Kul lil mu’minîne yaguddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innellâhe habîrun bimâ yasneûn(yasneûne).
Mümin27 erkeklere de ki "Alçaltsınlar* bakışlarından ve muhafaza** etsinler fürûclarını110"; işte bu; daha saftır onlara; doğrusu Allah bir Habîr’dir466 ürettiklerine.
Ahmed Samira: 30 Say to the believers (to) lower/humble from their eye sights , and they protect/safe keep from their genital parts between their legs, that is more pure/correct for them, that God (is) expert/experienced with what they make/do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 lilmu'minine mümin erkeklere لِلْمُؤْمِنِينَ امن
3 yeguddu alçaltsınlar يَغُضُّوا غضض
4 min مِنْ -
5 ebsarihim bakışlarından أَبْصَارِهِمْ بصر
6 ve yehfezu ve muhafaza etsinler وَيَحْفَظُوا حفظ
7 furucehum fürûclarını فُرُوجَهُمْ فرج
8 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
9 ezka daha saftır أَزْكَىٰ زكو
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 inne şüphesiz إِنَّ -
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 habirun bir Habîr’dir خَبِيرٌ خبر
14 bima şeyleri بِمَا -
15 yesneune ürettiklerine يَصْنَعُونَ صنع

Notlar

Not 1: *İndirmek, azaltmak, küçültmek. Şehvetle bakmamak.**Korusunlar.

Ayet 31

2820|24|31|وَقُل لِّلْمُؤْمِنَٰتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَٰرِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ ءَابَآئِهِنَّ أَوْ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَآئِهِنَّ أَوْ أَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوْ نِسَآئِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّٰبِعِينَ غَيْرِ أُو۟لِى ٱلْإِرْبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفْلِ ٱلَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا۟ عَلَىٰ عَوْرَٰتِ ٱلنِّسَآءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
2820|24|31|وقل للمومنت يغضضن من ابصرهن ويحفظن فروجهن ولا يبدين زينتهن الا ما ظهر منها وليضربن بخمرهن علي جيوبهن ولا يبدين زينتهن الا لبعولتهن او ابايهن او ابا بعولتهن او ابنايهن او ابنا بعولتهن او اخونهن او بني اخونهن او بني اخوتهن او نسايهن او ما ملكت ايمنهن او التبعين غير اولي الاربه من الرجال او الطفل الذين لم يظهروا علي عورت النسا ولا يضربن بارجلهن ليعلم ما يخفين من زينتهن وتوبوا الي الله جميعا ايه المومنون لعلكم تفلحون
31. Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunneillâ mâ zahera minhâ, vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadribne bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ve mümin27 kadınlara de ki "Alçaltsınlar* bakışlarından; ve muhafaza etsinler fürûclarını110; ve sergilemesinler** kendilerinin ziynetini854; dışındadır göründüğü ondan***; ve vursunlar örtülerini koyunlarının855 üstüne; ve sergilemesinler** kendilerinin ziynetini854 (ki) dışındadır kocaları ya da babaları ya da kocalarının babaları ya da oğulları ya da kocalarının oğulları ya da erkek kardeşleri ya da erkek kardeşlerinin oğulları ya da kız kardeşlerinin oğulları ya da kendi kadınları ya da sağ ellerinin malik olduğu77 yahut tabiler**** (ki) olmaksızın sahipleri maharet/beceri erkeklerden yahut tıfıl1211 kimseler (ki) asla algılamazlar kadınların avratlarına****** karşı; ve vurmasınlar******* ayaklarını bildirmek için hafiyelik***** ettiklerini kendilerinin ziynetinden854"; ve tevbe33 edin Allah'a karşı topluca ey müminler27! Belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 31 And say to the believers they (F) lower/humble from their eye sights, and they (F) protect/safe keep from their genital parts between their legs, and they do not show their decoration/beauty except what appeared/is visible from it, and they hold in place/sew (E) with their head covers/covers on their collar opening in clothes/chests , and they do not show their decoration/beauty except to their husbands, or their fathers, or their husband’s fathers (fathers in-law), or their sons, or their husband’s sons (step- sons), or their brothers, or their brother’s sons (nephews), or their sisters’ sons (nephews), or their women, or what their right (hands) owned/possessed (i.e. care-giers under contract), or the followers/servants (those) not (owners) of need/desire/intelligence and resourcefulness (without a sexual drive) from the men or the child/children (the very old or very young), those who did not see and know of on the women’s shameful genital parts , and they (F) do not beat/strike with their (F) feet to be known what they (F) hide from their decoration/beauty , and repent to God all together , oh you the believers, maybe/perhaps you succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kul ve de ki وَقُلْ قول
2 lilmu'minati mümin kadınlara لِلْمُؤْمِنَاتِ امن
3 yegdudne alçaltsınlar يَغْضُضْنَ غضض
4 min مِنْ -
5 ebsarihinne bakışlarından أَبْصَارِهِنَّ بصر
6 ve yehfezne ve muhafaza etsinler وَيَحْفَظْنَ حفظ
7 furucehunne fürûclarını فُرُوجَهُنَّ فرج
8 ve la ve وَلَا -
9 yubdine sergilemesinler يُبْدِينَ بدو
10 zinetehunne kendilerinin ziynetini زِينَتَهُنَّ زين
11 illa dışındadır إِلَّا -
12 ma مَا -
13 zehera göründüğü ظَهَرَ ظهر
14 minha ondan مِنْهَا -
15 velyedribne ve vursunlar وَلْيَضْرِبْنَ ضرب
16 bihumurihinne örtülerini بِخُمُرِهِنَّ خمر
17 ala üstüne عَلَىٰ -
18 cuyubihinne koyunlarının جُيُوبِهِنَّ جيب
19 ve la ve وَلَا -
20 yubdine sergilemesinler يُبْدِينَ بدو
21 zinetehunne kendilerinin ziynetini زِينَتَهُنَّ زين
22 illa dışındadır إِلَّا -
23 libuuletihinne kocaları لِبُعُولَتِهِنَّ بعل
24 ev ya da أَوْ -
25 abaihinne babaları ابَائِهِنَّ ابو
26 ev ya da أَوْ -
27 aba'i babaları ابَاءِ ابو
28 buuletihinne kocalarının بُعُولَتِهِنَّ بعل
29 ev ya da أَوْ -
30 ebnaihinne oğulları أَبْنَائِهِنَّ بني
31 ev ya da أَوْ -
32 ebna'i oğulları أَبْنَاءِ بني
33 buuletihinne kocalarının بُعُولَتِهِنَّ بعل
34 ev ya da أَوْ -
35 ihvanihinne erkek kardeşleri إِخْوَانِهِنَّ اخو
36 ev ya da أَوْ -
37 beni oğulları بَنِي بني
38 ihvanihinne erkek kardeşlerinin إِخْوَانِهِنَّ اخو
39 ev ya da أَوْ -
40 beni oğulları بَنِي بني
41 ehavatihinne kızkardeşlerinin أَخَوَاتِهِنَّ اخو
42 ev ya da أَوْ -
43 nisaihinne kendi kadınları نِسَائِهِنَّ نسو
44 ev ya da أَوْ -
45 ma مَا -
46 meleket malik olduğu مَلَكَتْ ملك
47 eymanuhunne sağ ellerinin أَيْمَانُهُنَّ يمن
48 evi yahut أَوِ -
49 t-tabiiyne tabiler التَّابِعِينَ تبع
50 gayri olmaksızın غَيْرِ غير
51 uli sahipleri أُولِي اول
52 l-irbeti maharet/beceri الْإِرْبَةِ ارب
53 mine مِنَ -
54 r-ricali erkekleden الرِّجَالِ رجل
55 evi yahut أَوِ -
56 t-tifli tıfıl الطِّفْلِ طفل
57 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
58 lem asla لَمْ -
59 yezheru algılamazlar يَظْهَرُوا ظهر
60 ala karşı عَلَىٰ -
61 avrati avrat yerlerine عَوْرَاتِ عور
62 n-nisa'i kadınların النِّسَاءِ نسو
63 ve la ve وَلَا -
64 yedribne vurmasınlar يَضْرِبْنَ ضرب
65 bierculihinne ayaklarını بِأَرْجُلِهِنَّ رجل
66 liyua'leme bildirmek için لِيُعْلَمَ علم
67 ma مَا -
68 yuhfine hafiyelik ettiklerini يُخْفِينَ خفي
69 min مِنْ -
70 zinetihinne kendilerinin ziynetinden زِينَتِهِنَّ زين
71 ve tubu ve tevbe edin وَتُوبُوا توب
72 ila karşı إِلَى -
73 llahi Allah'a اللَّهِ -
74 cemian topluca جَمِيعًا جمع
75 eyyuhe ey أَيُّهَ -
76 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
77 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
78 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *İndirmek, azaltmak, küçültmek. Şehvetle bakmamak.**Göstermek, sergilemek, kanıtlamak, açığa vurmak, beyan etmek, açıkça ilan etmek.***Ziynetten.****Kadına tabi olanlar yani hizmetçi erkekler.*****Gizlediklerini.******Cinsel organ organlar.*******Anlarız ki ayakların yere vurulmasıyla ziynetten gizlenen bazı şeyler hareket etmelidir. Memenin sallanarak yürümek.

Ayet 32

2821|24|32|وَأَنكِحُوا۟ ٱلْأَيَٰمَىٰ مِنكُمْ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَآئِكُمْ إِن يَكُونُوا۟ فُقَرَآءَ يُغْنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
2821|24|32|وانكحوا الايمي منكم والصلحين من عبادكم وامايكم ان يكونوا فقرا يغنهم الله من فضله والله وسع عليم
32. Ve enkihûl eyâmâ minkum ves sâlihîne min ibâdikum ve imâikum, in yekûnû fukarâe yugnihimullâhu min fadlih(fadlihî), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve nikâhlayın bekârları* sizlerden** ve sâlihleri217 kullarınızdan1196*** ve kadın kölelerinizden****; eğer olduysalar fukara ganiyy***** eder onları Allah kendi fazlından202; ve Allah bir Vâsi’dir297; bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 32 And marry the widows/widowers from you, and the correct/righteous from your slaves/servants and your owned (F) slaves, if they be poor/needy God enriches/suffices them from His grace/favour/blessing, and God (is) rich/spread , knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enkihu ve nikâhlayın وَأَنْكِحُوا نكح
2 l-eyama bekârları/dulları الْأَيَامَىٰ ايم
3 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
4 ve ssalihine ve sâlihleri وَالصَّالِحِينَ صلح
5 min مِنْ -
6 ibadikum kullarınızdan عِبَادِكُمْ عبد
7 ve imaikum ve kadın kölelerinizden وَإِمَائِكُمْ امو
8 in eğer إِنْ -
9 yekunu olduysalar يَكُونُوا كون
10 fukara'e fukara فُقَرَاءَ فقر
11 yugnihimu gani eder onları يُغْنِهِمُ غني
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 min مِنْ -
14 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
15 vallahu ve Allahın وَاللَّهُ -
16 vasiun bir Vasi’dir وَاسِعٌ وسع
17 alimun bir Alım’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Dulları da kapsar.**Müminlerden.***Kula kul edilmiş köle erkekler.***Kula kul edilmiş köle kadınlar.*****Kendi kendine yeten, yeterli, zengin.

Ayet 33

2822|24|33|وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
2822|24|33|وليستعفف الذين لا يجدون نكاحا حتي يغنيهم الله من فضله والذين يبتغون الكتب مما ملكت ايمنكم فكاتبوهم ان علمتم فيهم خيرا واتوهم من مال الله الذي اتيكم ولا تكرهوا فتيتكم علي البغا ان اردن تحصنا لتبتغوا عرض الحيوه الدنيا ومن يكرههن فان الله من بعد اكرههن غفور رحيم
33. Velyesta’fifillezîne lâ yecidûne nikâhan hattâ yugniyehumullâhu min fadlih(fadlihi), vellezîne yebtegûnel kitâbe mimmâ meleket eymânukum fe kâtibûhum in alimtum fîhim hayren, ve âtûhum min mâlillâhillezî âtâkum, ve lâ tukrihû feteyâtikum alel bigâi in eradne tehassunen li tebtegû aradal hayâtid dunyâ ve men yukrıhhunne fe innellâhe min ba’di ikrâhihinne gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve geri dursun* kimseler (ki) bulamazlar bir nikâh ta ki ganiyleştirir** onları Allah kendi fazlından202 ve kimseler (ki) bakınırlar kitaba/yazıta1197 malik olduğundan sağ ellerinizin77; öyle ki kitaplaştırın/yazıtlaştırın1197 onlara*** eğer bildiyseniz**** onlarda bir hayır*****; ve verin onlara*** Allah'ın malından1198 ki verendir sizlere; ve kerhenleştirmeyin697****** feteyâtınızı1199 biğâʾiye1200 -eğer******* arzu ettilerse muhsanât492 olmayı- bakınmanız******** için dünya hayatının arzına/sunumuna; ve kim kerhenleştirir697 onları******** öyle ki doğrusu Allah sonrasında (bu) erhenleştirme bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 33 And those who do not find marriage should refrain/be chaste until God enriches/suffices them from His grace/favour/blessing, and those who ask/wish/desire the destiny/fate/term (marriage) from what your rights owned/possessed, so write with them (marry them), if you knew goodness in them, and give/bring them from God’s property/possession/wealth which He gave you, and do not compel/force your young women/(F) youths on (to) the prostitution, if they (F) wanted/intended chastity, to desire the life the present’s/worldly life’s vanities/non-essentials, and who compels/forces them (F), so then God (is) from after their having been compelled/forced, forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velyestea'fifi ve geri dursun وَلْيَسْتَعْفِفِ عفف
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 la لَا -
4 yecidune bulamazlar يَجِدُونَ وجد
5 nikahen bir nikâh نِكَاحًا نكح
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 yugniyehumu geniyleştirir onları يُغْنِيَهُمُ غني
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 min مِنْ -
10 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
11 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
12 yebtegune bakınırlar يَبْتَغُونَ بغي
13 l-kitabe kitaba/yazıta الْكِتَابَ كتب
14 mimma مِمَّا -
15 meleket malik olduğundan مَلَكَتْ ملك
16 eymanukum sağ ellerinizin أَيْمَانُكُمْ يمن
17 fekatibuhum öyle ki kitaplaştırın/yazıtlaştırın onlara فَكَاتِبُوهُمْ كتب
18 in eğer إِنْ -
19 alimtum bildiyseniz عَلِمْتُمْ علم
20 fihim onlarda فِيهِمْ -
21 hayran bir hayır خَيْرًا خير
22 ve atuhum ve verin onlara وَاتُوهُمْ اتي
23 min مِنْ -
24 mali malından مَالِ مول
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 llezi ki الَّذِي -
27 atakum verendir sizlere اتَاكُمْ اتي
28 ve la ve وَلَا -
29 tukrihu kerhenleştirmeyin تُكْرِهُوا كره
30 feteyatikum fetayâtınızı فَتَيَاتِكُمْ فتي
31 ala karşı عَلَى -
32 l-biga'i bakınmaya الْبِغَاءِ بغي
33 in eğer إِنْ -
34 eradne arzu ederlerse أَرَدْنَ رود
35 tehassunen muhsanât olmaya تَحَصُّنًا حصن
36 litebtegu bakınmak için لِتَبْتَغُوا بغي
37 arade arzını/sunumu عَرَضَ عرض
38 hayatı hayatının الْحَيَاةِ حيي
39 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
40 ve men ve kim وَمَنْ -
41 yukrihhunne kerhenleştirir onları يُكْرِهْهُنَّ كره
42 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
43 llahe Allah اللَّهَ -
44 min مِنْ -
45 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
46 ikrahihinne (bu) kerhenleştirme إِكْرَاهِهِنَّ كره
47 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
48 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kendilerini tutsunlar; nikâh olmadan nikâhlı gibi bir hayat yaşamasınlar. **Zenginleştirir, yeterli kılar.***Sağ elin sahip olduklarına. ****Bilmek eylemi. Kesin kanıtlarla bunu belgelemek gerekir. *****Herkesle değil. Bir hayır bilinirse. Sonucun iyi olmasının ibarelerinin tespit edilmesi.******Genç köle kızları kadın cinsel ticaretine (hem sahip olduğu kimse için hem de başka kimseler için) zorlamak. Köle kızları cinsel ticaret amaçlı geçici kiralamak. Anlarız ki o dönemde böyle bir uygulama varmış. Köle kızlar cinsel ticaret amaçlı kiralanıyormuş. *******Muhsanât olmayı arzu etmeyen genç köle kızlara da asla zorlama yapılamaz. Zorlama asla yoktur. Peki zorlama yoksa, karşılıklı rıza varsa ne olacak? Şerefli Kur'ân'da nikâhsız cinsel ilişki yasaktır. Furûçlar korunacaktır. Genç köle kızlar da kimseler oldukları için ayetin başındaki emre uyacaktır yani genç köle kızlar da bir nikâh bekleyecektir. Nikâh imkanları yoksa geri durma emrine uyarlar. Ayetin başındaki vurgu ayetteki tüm kimseleri kapsamaktadır.********Geçici zevk almaya, kazanç sağlamaya.*********Feteyâtı.

Ayet 34

2823|24|34|وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ ءَايَٰتٍ مُّبَيِّنَٰتٍ وَمَثَلًا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
2823|24|34|ولقد انزلنا اليكم ايت مبينت ومثلا من الذين خلوا من قبلكم وموعظه للمتقين
34. Ve lekad enzelnâ ileykum âyâtin mubeyyinâtin ve meselen minellezîne halev min kablikum ve mev’izaten lil muttekîn(muttekîne).
Ve ant olsun indirdik üzerinize beyanatlı620 ayetler389; ve bir misal870 kimselerden (ki) gelip geçti sizlerden önce; ve bir vaazlıdır653 muttakilere17.
Ahmed Samira: 34 And We had descended to you verses/evidences evident, and an example/proverb from those who past/expired from before you, and an advice/warning to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
3 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
4 ayatin ayetler ايَاتٍ ايي
5 mubeyyinatin beyanatlı مُبَيِّنَاتٍ بين
6 ve meselen ve bir misal وَمَثَلًا مثل
7 mine مِنَ -
8 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
9 halev gelip geçen خَلَوْا خلو
10 min مِنْ -
11 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
12 ve mev'izeten ve bir vaazlıdır وَمَوْعِظَةً وعظ
13 lilmuttekine muttakilere لِلْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 35

2824|24|35|ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
2824|24|35|الله نور السموت والارض مثل نوره كمشكوه فيها مصباح المصباح في زجاجه الزجاجه كانها كوكب دري يوقد من شجره مبركه زيتونه لا شرقيه ولا غربيه يكاد زيتها يضي ولو لم تمسسه نار نور علي نور يهدي الله لنوره من يشا ويضرب الله الامثل للناس والله بكل شي عليم
35. Allâhu nûrus semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Allah nurudur* göklerin162 ve yerin; O’nun** nurunun misali870 bir kandil1201 gibidir; ondadır*** bir lamba****; lamba**** bir camdadır; cam (ki) sanki o inci bir kevkeb159; yakılır***** bir mübarek bir zeytin ağacından; değil bir doğulu ve ne de bir batılı; neredeyse yağı onun****** ışıldar ve şayet asla temas etmese (bile) ona******* bir ateş; bir nur üzerine bir nurdur; kılavuzlar Allah kendi nuruna dilediği kimseyi; ve darp eder******** Allah emsal********* insanlara; ve Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 35 God (is) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s light, His light’s example/proverb (is) as/like a niche in it a light/lamp, the light/lamp (is) in a clear and transparent glass container , the clear and transparent glass container is as though it (is) a pearly/luminous star/planet, (it) is being ignited/lit from a blessed tree, an olive not eastern and not western, its oil is about to/almost to lighten/illuminate, and even if fire did not touch it. Light on/over light, God guides to His light whom He wills/wants , and God gives the examples/proverbs to the people, and God (is) with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 nuru nurudur نُورُ نور
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 meselu misali مَثَلُ مثل
6 nurihi nuru O’nun نُورِهِ نور
7 kemişkatin bir kandildir كَمِشْكَاةٍ شكو
8 fiha ondadır فِيهَا -
9 misbahun bir lamba مِصْبَاحٌ صبح
10 l-misbahu lamba الْمِصْبَاحُ صبح
11 fi فِي -
12 zucacetin bir camdadır زُجَاجَةٍ زجج
13 z-zucacetu cam (ki) الزُّجَاجَةُ زجج
14 keenneha sanki o كَأَنَّهَا -
15 kevkebun bir kevkeb كَوْكَبٌ كوكب
16 durriyyun bir inci دُرِّيٌّ درر
17 yukadu yakılır يُوقَدُ وقد
18 min مِنْ -
19 şeceratin bir ağaçtan شَجَرَةٍ شجر
20 mubaraketin mübarek مُبَارَكَةٍ برك
21 zeytunetin bir zeytin زَيْتُونَةٍ زيت
22 la değil لَا -
23 şerkiyyetin bir doğulu شَرْقِيَّةٍ شرق
24 ve la ve ne de وَلَا -
25 garbiyyetin bir batılı غَرْبِيَّةٍ غرب
26 yekadu neredeyse يَكَادُ كود
27 zeytuha yağı onun زَيْتُهَا زيت
28 yudi'u ışıldar يُضِيءُ ضوا
29 velev ve şayet وَلَوْ -
30 lem asla لَمْ -
31 temseshu temas etmese ona تَمْسَسْهُ مسس
32 narun ateş نَارٌ نور
33 nurun bir nur نُورٌ نور
34 ala üzerine عَلَىٰ -
35 nurin bir nur نُورٍ نور
36 yehdi kılavuzlar يَهْدِي هدي
37 llahu Allah اللَّهُ -
38 linurihi kendi nuruna لِنُورِهِ نور
39 men kimseyi مَنْ -
40 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
41 ve yedribu ve darp eder وَيَضْرِبُ ضرب
42 llahu Allah اللَّهُ -
43 l-emsale emsal الْأَمْثَالَ مثل
44 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
45 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
46 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
47 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
48 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Aydınlığıdır.**Allah'ın.***Kandildedir.****Işığını kendisi üreten.*****Lamba.******Ağacın.*******Yağa.********Vurur, ortaya koyar.*********Misaller.

Ayet 36

2825|24|36|فِى بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ يُسَبِّحُ لَهُۥ فِيهَا بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ
2825|24|36|في بيوت اذن الله ان ترفع ويذكر فيها اسمه يسبح له فيها بالغدو والاصال
36. Fî buyûtin ezinallâhu en turfea ve yuzkere fîhesmuhu yusebbihu lehu fîhâ bil guduvvi vel âsâl(âsâli).
Evlerdedir* (ki) izin verdi Allah ki yükseltilir* ve zikredilir onda** ismi49 O'nun***; tesbih31 eder**** O'nu***** onda** gün doğumu sonrası ve gün batımı öncesi.
Ahmed Samira: 36 In houses/homes God permitted/allowed that (it) be raised/honoured and be mentioned/remembered in it his name; praises/glorifies to Him in it at the early morning and the evenings to sunsets.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fi فِي -
2 buyutin Evlerdedir (kandil) بُيُوتٍ بيت
3 ezine izin verdi أَذِنَ اذن
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 en ki أَنْ -
6 turfea yükseltilir تُرْفَعَ رفع
7 ve yuzkera ve anılır/hatırlanır وَيُذْكَرَ ذكر
8 fiha onda (kandilde) فِيهَا -
9 ismuhu O’nun (Allah’ın) ismi اسْمُهُ سمو
10 yusebbihu tesbih eder (evdeki kimse) يُسَبِّحُ سبح
11 lehu O'nu (Allah'ı) لَهُ -
12 fiha onda (kandilde) فِيهَا -
13 bil-guduvvi gün doğumu sonrası بِالْغُدُوِّ غدو
14 vel'asali gün batımı öncesi وَالْاصَالِ اصل

Notlar

Not 1: *Kandil.**Kandilde.***Allah'ın.****Evdeki kimse.*****Allah'ı.

Ayet 37

2826|24|37|رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَٰرَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلْقُلُوبُ وَٱلْأَبْصَٰرُ
2826|24|37|رجال لا تلهيهم تجره ولا بيع عن ذكر الله واقام الصلوه وايتا الزكوه يخافون يوما تتقلب فيه القلوب والابصر
37. Ricâlun lâ tulhîhim ticâratun ve lâ bey’un an zikrillâhi ve ikâmis salâti ve îtâiz zekâti yehâfûne yevmen tetekallebu fîhil kulûbu vel ebsâr(ebsâru).
Adamlardır (ki) oyalamaz onları ticaret ve ne de alışveriş zikrinden78 Allah'ın; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; korkarlar bir günden (ki) ters döner onda kalpler ve gözler.
Ahmed Samira: 37 Men commercial trade and nor selling/trading does not distract/divert them from247mentioning/remembering God, and keeping up the prayers and giving/bringing the charity/purification , they fear a day/time the hearts/minds and the eye sight/knowledge turns around in it.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ricalun adamlar (ki) رِجَالٌ رجل
2 la لَا -
3 tulhihim oyalamaz onları تُلْهِيهِمْ لهو
4 ticaratun ticaret تِجَارَةٌ تجر
5 ve la ve de وَلَا -
6 bey'un alışveriş بَيْعٌ بيع
7 an -den عَنْ -
8 zikri zikrinden ذِكْرِ ذكر
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 ve ikami ve ikame edenler/dikenler/ayağa kaldıranlar وَإِقَامِ قوم
11 s-salati salatı الصَّلَاةِ صلو
12 ve ita'i ve verenler وَإِيتَاءِ اتي
13 z-zekati zekâtı الزَّكَاةِ زكو
14 yehafune korkarlar يَخَافُونَ خوف
15 yevmen bir günden يَوْمًا يوم
16 tetekallebu ters döner تَتَقَلَّبُ قلب
17 fihi onda فِيهِ -
18 l-kulubu kalpler الْقُلُوبُ قلب
19 vel'ebsaru ve gözler وَالْأَبْصَارُ بصر

Ayet 38

2827|24|38|لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
2827|24|38|ليجزيهم الله احسن ما عملوا ويزيدهم من فضله والله يرزق من يشا بغير حساب
38. Li yecziyehumullâhu ahsene mâ amilû ve yezîdehum min fadlih(fadlihî), vallâhu yerzuku men yeşâu bi gayri hisâb(hisâbin).
Cezalandırması63 içindir Allah'ın onları yaptıklarının daha güzeli (-yle); ve ziyade etmesi* (içindir) onlara kendi fazlından202; ve Allah rızıklandırır dilediği kimseyi olmaksızın bir hesap.
Ahmed Samira: 38 (For) God to reward/reimburse them best (of) what they made/did , and He increases them from His grace/favour/blessing , and God provides for whom He wills/wants without counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyecziyehumu cezalandırması için onları لِيَجْزِيَهُمُ جزي
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ehsene daha güzele أَحْسَنَ حسن
4 ma مَا -
5 amilu yaptıklarının عَمِلُوا عمل
6 ve yezidehum ve ziyade etmesi (için) onlara وَيَزِيدَهُمْ زيد
7 min مِنْ -
8 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
9 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
10 yerzuku rızıklandırır يَرْزُقُ رزق
11 men kimseyi مَنْ -
12 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
13 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
14 hisabin bir hesap حِسَابٍ حسب

Notlar

Not 1: *Artırması.

Ayet 39

2828|24|39|وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَعْمَٰلُهُمْ كَسَرَابٍۭ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ ٱلظَّمْـَٔانُ مَآءً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَهُۥ لَمْ يَجِدْهُ شَيْـًٔا وَوَجَدَ ٱللَّهَ عِندَهُۥ فَوَفَّىٰهُ حِسَابَهُۥ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
2828|24|39|والذين كفروا اعملهم كسراب بقيعه يحسبه الظمان ما حتي اذا جاه لم يجده شيا ووجد الله عنده فوفيه حسابه والله سريع الحساب
39. Vellezîne keferû a’mâluhum ke serâbin bi kîatin yahsebuhuz zam’ânu mâe(mâen), hattâ izâ câehu lem yecidhu şey’en ve vecedallâhe indehu fe veffâhu hisâbeh(hisâbehu), vallâhu serîul hısâb(hısâbi).
Ve kâfirlik25 etmiş kimseler (ki) amelleri1072 onların bir serap1203 gibidir alta/aşağıya1202; düşünür onu* susayan bir su; ta ki geldiği zaman ona** asla bulamaz onu*** bir şey; ve buldu**** Allah'ı yanında onun****; öyle ki tamamladı***** ona****** hesabını onun; ve Allah seridir hesaba.
Ahmed Samira: 39 And those who disbelieved their deeds (are) as a mirage at a plain land (desert) the thirsty thinks/supposes it (is) water, until when he came to it, he did not find it a thing, and he found God at it, so He fulfilled/completed him his account/calculation, and God (is) fast/quick (in) the counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
3 ea'maluhum amelleri onların أَعْمَالُهُمْ عمل
4 keserabin bir serap gibidir كَسَرَابٍ سرب
5 bikiatin aşağıya/alta بِقِيعَةٍ قوع
6 yehsebuhu düşünür onu يَحْسَبُهُ حسب
7 z-zem'anu susayan الظَّمْانُ ظما
8 maen bir su مَاءً موه
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 iza zaman إِذَا -
11 ca'ehu geldiği zaman ona جَاءَهُ جيا
12 lem asla لَمْ -
13 yecidhu bulamaz onu يَجِدْهُ وجد
14 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
15 vevecede ve buldu وَوَجَدَ وجد
16 llahe Allah'ı اللَّهَ -
17 indehu yanında onun عِنْدَهُ عند
18 feveffahu öyle ki tamamladı onu فَوَفَّاهُ وفي
19 hisabehu hesabını onun حِسَابَهُ حسب
20 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
21 seriu seridir سَرِيعُ سرع
22 l-hisabi hesaba الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Serabı. Alt/aşağı serabı. Aslında gökyüzünün görüntüsünün yerin altına inmiş gibi görünmesine neden olan alt serabı.**Seraba.***Serabı.***O kimse.****Serabın.*****Allah.******O kimseye.

Ayet 40

2829|24|40|أَوْ كَظُلُمَٰتٍ فِى بَحْرٍ لُّجِّىٍّ يَغْشَىٰهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ سَحَابٌ ظُلُمَٰتٌۢ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَآ أَخْرَجَ يَدَهُۥ لَمْ يَكَدْ يَرَىٰهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ
2829|24|40|او كظلمت في بحر لجي يغشيه موج من فوقه موج من فوقه سحاب ظلمت بعضها فوق بعض اذا اخرج يده لم يكد يريها ومن لم يجعل الله له نورا فما له من نور
40. Ev ke zulumâtin fî bahrin lucciyyin yagşâhu mevcun min fevkıhî mevcun min fevkıhî sehâb(sehâbun), zulumâtun ba’duhâ fevka ba’d(ba’dın), izâ ahrace yedehu lem yeked yerâhâ ve men lem yec’alillâhu lehu nûren fe mâ lehu min nûr(nûrin).
Ya da karanlıklar1204 gibidir muazzam derin bir bahrdaki236*; kaplar onu** bir dalga; üstünden onun*** bir dalga; üstünden onun**** karanlıklar (olan) bir bulut; bir kısmı onun***** bir kısmın üstünde; çıkardığı zaman****** elini asla yakın bile olmaz (ki) görür onu*******; ve kimsedir (ki) asla yapmaz Allah ona bir nur; öyle ki olmaz ona hiçbir nur.
Ahmed Samira: 40 Or as darknesses in a wide roaring and noisy sea/ocean , waves/surges cover/darken him/it , from above it waves/surges, from above it clouds, darknesses, some of it (is) above some, if he brought out his hand he is not about to/almost see it, and who God did not make/put for him light, so (there is) none from light (is) to/for him.

Notlar

Not 1: *Okyanus.**Bahrı.***Dalganın.****Bahrın.*****Karanlığın.******O kimse.*******Eli.

Ayet 41

2830|24|41|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلطَّيْرُ صَٰٓفَّٰتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُۥ وَتَسْبِيحَهُۥ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ
2830|24|41|الم تر ان الله يسبح له من في السموت والارض والطير صفت كل قد علم صلاته وتسبيحه والله عليم بما يفعلون
41. E lem tera ennallâhe yusebbihu lehu men fîs semâvâti vel ardı vet tayru sâffât(sâffâtin), kullun kad alime salâtehu ve tesbîhah(tesbîhahu), vallâhu alîmun bimâ yef’alûn(yef’alûne).
Hiç görmez misin (ki) doğrusu Allah'ı; tesbih57 eder O’nu göklerdeki162 ve yerdeki kimse; ve kuş164 (ki) saflar halinde; her biri muhakkak ki bildi kendi salâtını75 ve tesbihini57; ve Allah bir Alîm'dir8 onların* yaptıklarına.
Ahmed Samira: 41 Do you see/understand that God praises/glorifies for Him whom (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth, and birds (with) expanded and motionless wings in a row? Each had known its prayers and its praise/glorification, and God (is) knowledgeable with what they make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin? تَرَ راي
3 enne doğrusu أَنَّ -
4 llahe Allah'ı اللَّهَ -
5 yusebbihu tesbih eder يُسَبِّحُ سبح
6 lehu onu لَهُ -
7 men kimse مَنْ -
8 fi فِي -
9 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
10 vel'erdi ve yerdeki/yeryüzündeki وَالْأَرْضِ ارض
11 ve ttayru ve kuş وَالطَّيْرُ طير
12 saffatin saflar halinde صَافَّاتٍ صفف
13 kullun her biri كُلٌّ كلل
14 kad muhakkak ki قَدْ -
15 alime bildi عَلِمَ علم
16 salatehu kendi salatını صَلَاتَهُ صلو
17 ve tesbihahu ve tesbihini وَتَسْبِيحَهُ سبح
18 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
19 alimun bilendir عَلِيمٌ علم
20 bima بِمَا -
21 yef'alune onların yaptıklarını يَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Kimselerin ve kuşların.

Ayet 42

2831|24|42|وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
2831|24|42|ولله ملك السموت والارض والي الله المصير
42. Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard(ardı), ve ilallâhil masîr(masîru).
Ve Allah’adır mülkü göklerin162 ve yerin; ve Allah'a doğrudur dönüş yeri.
Ahmed Samira: 42 And to God (is) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s ownership/kingdom , and to God (is) the end/destination.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 mulku mülkü مُلْكُ ملك
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 ve ila ve doğrudur وَإِلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 l-mesiru dönüş yeri الْمَصِيرُ صير

Ayet 43

2832|24|43|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزْجِى سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُۥ ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ رُكَامًا فَتَرَى ٱلْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٍ فِيهَا مِنۢ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصْرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِۦ يَذْهَبُ بِٱلْأَبْصَٰرِ
2832|24|43|الم تر ان الله يزجي سحابا ثم يولف بينه ثم يجعله ركاما فتري الودق يخرج من خلله وينزل من السما من جبال فيها من برد فيصيب به من يشا ويصرفه عن من يشا يكاد سنا برقه يذهب بالابصر
43. E lem tera ennallâhe yuzcî sehâben summe yuellifu beynehu summe yec’aluhu rukâmen fe teral vedka yahrucu min hılâlih(hılâlihî), ve yunezzilu mines semâi min cibâlin fîhâ min beredin fe yusîbu bihî men yeşâu ve yasrifuhu an men yeşâu, yekâdu senâ berkıhî yezhebu bil ebsâr(ebsâri).
Hiç görmez misin ki Allah sürer bir bulutu; sonra ülfetleştirir* onun** arasını; sonra yapar onu*** bir yığın; öyle ki görürsün yağmuru (ki) çıkar aralığından onun**; ve indirir gökten180; dağlardan1205 ondaki****; bir soğuktan1205; öyle ki isabet ettirir onu*** dilediği kimseye; ve çevirir onu*** dilediği kimseden; neredeyse parıltısı şimşeğinin261 giderir bakışları.
Ahmed Samira: 43 Do you not see/understand that God drives/eases gently clouds, then He unites/joins between it, then He makes it piled/accumulated , so you see the rain emerges from in between and around it, and He descends from the sky from mountains in it from hail , so He strikes with it whom He wills/wants , and He diverts it from whom He wills/wants, its lightning’s shine/flash almost eliminates with the eye sights/knowledge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 yuzci sürer يُزْجِي زجو
6 sehaben bir bulutu سَحَابًا سحب
7 summe sonra ثُمَّ -
8 yu'ellifu ülfetleştirir يُؤَلِّفُ الف
9 beynehu arasını onun بَيْنَهُ بين
10 summe sonra ثُمَّ -
11 yec'aluhu yapar onu يَجْعَلُهُ جعل
12 rukamen bir yığın رُكَامًا ركم
13 fetera öyle ki görürsün فَتَرَى راي
14 l-vedka yağmuru الْوَدْقَ ودق
15 yehrucu çıkar يَخْرُجُ خرج
16 min مِنْ -
17 hilalihi aralığından onun خِلَالِهِ خلل
18 ve yunezzilu ve indirir وَيُنَزِّلُ نزل
19 mine مِنَ -
20 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
21 min مِنْ -
22 cibalin dağlardan جِبَالٍ جبل
23 fiha onda فِيهَا -
24 min مِنْ -
25 beradin bir soğuktan بَرَدٍ برد
26 fe yusibu öyle ki isabet ettirir فَيُصِيبُ صوب
27 bihi onunla بِهِ -
28 men kimseyi مَنْ -
29 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
30 ve yesrifuhu ve çevirir onu وَيَصْرِفُهُ صرف
31 an عَنْ -
32 men kimseden مَنْ -
33 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
34 yekadu neredeyse يَكَادُ كود
35 sena parıltısı سَنَا سنو
36 berkihi şimşeğinin بَرْقِهِ برق
37 yezhebu giderir يَذْهَبُ ذهب
38 bil-ebsari bakışları بِالْأَبْصَارِ بصر

Notlar

Not 1: *Kaynaştırır.**Bulutun.***Bulutu.****Gökteki.

Ayet 44

2833|24|44|يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ
2833|24|44|يقلب الله اليل والنهار ان في ذلك لعبره لاولي الابصر
44. Yukallibullâhul leyle ven nehâr(nehâre), inne fî zâlike le ibreten li ulil ebsâr(ebsâri).
Alt üst eder* Allah geceyi ve gündüzü; doğrusu bundadır mutlak bir ibret bakış sahiplerine.
Ahmed Samira: 44 God turns the night and the daytime, that truly in that (is) an example/warning (E) to (those) of the eye sights/knowledge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yukallibu alt üst eder يُقَلِّبُ قلب
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
4 ve nnehara ve gündüzü وَالنَّهَارَ نهر
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 fi فِي -
7 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
8 leibraten mutlak bir ibret لَعِبْرَةً عبر
9 liuli sahiplerine لِأُولِي اول
10 l-ebsari bakış الْأَبْصَارِ بصر

Notlar

Not 1: *Döndürür.

Ayet 45

2834|24|45|وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍ مِّن مَّآءٍ فَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ بَطْنِهِۦ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰٓ أَرْبَعٍ يَخْلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
2834|24|45|والله خلق كل دابه من ما فمنهم من يمشي علي بطنه ومنهم من يمشي علي رجلين ومنهم من يمشي علي اربع يخلق الله ما يشا ان الله علي كل شي قدير
45. Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnih(batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn(ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’(erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve Allah yarattı her bir dâbbeyi599 mayiden*; öyle ki onlardan kimi yürür karnı üzerinde; ve onlardan kimi yürür iki ayak üzerinde; ve onlardan kimi yürür dört üzerinde; yaratır Allah dilediğini; doğrusu Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 45 And God created every/each walker/creeper/crawler from water, so from them who walks (moves) on its belly , and from them who walks on two feet, and from them who walks on four, God creates what He wills/wants , that truly God (is) on every thing capable/powerful .

Notlar

Not 1: *Sudan, sıvıdan; tüm akışkanları da kapsar.

Ayet 46

2835|24|46|لَّقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍ مُّبَيِّنَٰتٍ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
2835|24|46|لقد انزلنا ايت مبينت والله يهدي من يشا الي صرط مستقيم
46. Le kad enzelnâ âyâtin mubeyyinât(mubeyyinâtin), vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ant olsun indirdik ayetler; apaçık beyanlılar226; ve Allah kılavuzlar dilediği kimseyi dosdoğru bir yola.
Ahmed Samira: 46 We had descended verses/evidences evident, and God guides whom He wills/wants to a straight/direct road/way .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
3 ayatin ayetler ايَاتٍ ايي
4 mubeyyinatin apaçık beyanlılar مُبَيِّنَاتٍ بين
5 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
6 yehdi kılavuzlar يَهْدِي هدي
7 men kimseyi مَنْ -
8 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
9 ila إِلَىٰ -
10 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
11 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Ayet 47

2836|24|47|وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ
2836|24|47|ويقولون امنا بالله وبالرسول واطعنا ثم يتولي فريق منهم من بعد ذلك وما اوليك بالمومنين
47. Ve yekûlûne âmennâ billâhi ve bir resûli ve ata’nâ summe yetevellâ ferîkun minhum min ba’di zâlik(zâlike) ve mâ ulâike bil mu’minîn(mu’minîne).
Ve derler: "İman47 ettik Allah'a ve resûle418; ve itaat76 ettik"; sonra tevellâ1206 eder onlardan bir fırka* bunun ardından; ve değildir bunlar müminler27.
Ahmed Samira: 47 And they say: "We believed by God and with the messenger, and we obeyed." Then a group from them turns away from after that, and those are not with the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
4 ve bil-rasuli ve resûle وَبِالرَّسُولِ رسل
5 ve etaa'na ve itaat ettik وَأَطَعْنَا طوع
6 summe sonra ثُمَّ -
7 yetevella tevellâ eder يَتَوَلَّىٰ ولي
8 ferikun bir fırka فَرِيقٌ فرق
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 min مِنْ -
11 bea'di ardından بَعْدِ بعد
12 zalike bunun ذَٰلِكَ -
13 ve ma ve değildir وَمَا -
14 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
15 bil-mu'minine müminler بِالْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Grup.

Ayet 48

2837|24|48|وَإِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم مُّعْرِضُونَ
2837|24|48|واذا دعوا الي الله ورسوله ليحكم بينهم اذا فريق منهم معرضون
48. Ve izâ duû ilallâhi ve resûlihî li yahkume beynehum izâ ferîkun minhum mu’ridûn(mu’ridûne).
Ve davet edildikleri zaman Allah'a doğru ve resûlüne418; hükmetmesi* için aralarında; (o) zaman bir fırka** onlardan yüz çevirenlerdir.
Ahmed Samira: 48 And if they were called to God and His messenger to judge/rule between them, then a group from them (are) objecting/opposing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 duu davet edildikleri zaman دُعُوا دعو
3 ila doğru إِلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 ve rasulihi ve resûlüne وَرَسُولِهِ رسل
6 liyehkume hükmetmesi için لِيَحْكُمَ حكم
7 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
8 iza o zaman إِذَا -
9 ferikun bir fırka فَرِيقٌ فرق
10 minhum onlardan مِنْهُمْ -
11 mua'ridune yüz çevirenlerdir مُعْرِضُونَ عرض

Notlar

Not 1: *Şerefli Kur'ân'la hükmetmek. Ayetlerin hükmünü tecelli ettirmek.**Grup.

Ayet 49

2838|24|49|وَإِن يَكُن لَّهُمُ ٱلْحَقُّ يَأْتُوٓا۟ إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ
2838|24|49|وان يكن لهم الحق ياتوا اليه مذعنين
49. Ve in yekun lehumul hakku ye’tû ileyhi muz’ınîn(muz’ınîne).
Ve eğer olursa onlara hak* gelirler üzerine onun** müz’in1207 (olarak).
Ahmed Samira: 49 And if the truth/right (is) for them, they come to Him submissive/obedient .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vein ve eğer وَإِنْ -
2 yekun olursa يَكُنْ كون
3 lehumu onlara لَهُمُ -
4 l-hakku hak الْحَقُّ حقق
5 ye'tu gelirler يَأْتُوا اتي
6 ileyhi üzerine onun إِلَيْهِ -
7 muz'inine müz’in (olarak) مُذْعِنِينَ ذعن

Notlar

Not 1: *Kendilerine hak görürlerse; çıkarlarına uygun görürlerse. **İşlerine gelen hakka.

Ayet 50

2839|24|50|أَفِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَمِ ٱرْتَابُوٓا۟ أَمْ يَخَافُونَ أَن يَحِيفَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُۥ بَلْ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
2839|24|50|افي قلوبهم مرض ام ارتابوا ام يخافون ان يحيف الله عليهم ورسوله بل اوليك هم الظلمون
50. E fî kulûbihim maradun emirtâbû em yehâfûne en yehîfallâhu aleyhim ve resûluh(resûluhu), bel ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Kalplerinde mi bir maraz175; yoksa şüphe mi ettiler; ya da korkarlar ki hayf 1208eder Allah üzerlerine ve resûlü418 O’nun*? Evet! İşte bunlar; onlardır zalimler257.
Ahmed Samira: 50 Is there in their hearts/minds sickness/disease, or they became doubtful/suspicious, or they fear that God and His messenger be unfair/inequitable on (to) them? But those are the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efi mi أَفِي -
2 kulubihim kalplerinde قُلُوبِهِمْ قلب
3 meradun bir maraz مَرَضٌ مرض
4 emi yoksa أَمِ -
5 rtabu şüphe mi ettiler ارْتَابُوا ريب
6 em ya da أَمْ -
7 yehafune korkarlar يَخَافُونَ خوف
8 en ki أَنْ -
9 yehife hayf eder يَحِيفَ حيف
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 ve rasuluhu ve resûlü O’nun وَرَسُولُهُ رسل
13 bel vet بَلْ -
14 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
15 humu onlar هُمُ -
16 z-zalimune zalimlerdir الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Allah'ın.

Ayet 51

2840|24|51|إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
2840|24|51|انما كان قول المومنين اذا دعوا الي الله ورسوله ليحكم بينهم ان يقولوا سمعنا واطعنا واوليك هم المفلحون
51. İnnemâ kâne kavlel mu’minîne izâ duû ilallâhi ve resûlihî li yahkume beynehum en yekûlû semi’nâ ve ata’nâ ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Ancak ki oldu müminlerin27 kavli* davet edildikleri** zaman Allah'a doğru ve resûlüne418 O’nun*** hükmetmesi için aralarında ki derler: "İşittik ve itaat ettik1225"; işte bunlar; onlardır muflih174.
Ahmed Samira: 51 But the believers’ word/opinion and belief if they were called to God and His messenger to judge/rule between248them was that they say: "We heard/listened and we obeyed." And those are the successful/winners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 kane oldu كَانَ كون
3 kavle kavli/sözü قَوْلَ قول
4 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
5 iza zaman إِذَا -
6 duu davet edildikleri دُعُوا دعو
7 ila doğru إِلَى -
8 llahi Allah'a اللَّهِ -
9 ve rasulihi ve resûlüne O’nun وَرَسُولِهِ رسل
10 liyehkume hükmetmesi için لِيَحْكُمَ حكم
11 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
12 en ki أَنْ -
13 yekulu derler يَقُولُوا قول
14 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
15 ve etaa'na ve itaat ettik وَأَطَعْنَا طوع
16 ve ulaike işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
17 humu onlardır هُمُ -
18 l-muflihune muflih الْمُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Sözü.**Çağrıldıkları.***Allah'ın.

Ayet 52

2841|24|52|وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَخْشَ ٱللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ
2841|24|52|ومن يطع الله ورسوله ويخش الله ويتقه فاوليك هم الفايزون
52. Ve men yutıillâhe ve resûlehu ve yahşallâhe ve yettakhi fe ulâike humul fâizûn(fâizûne).
Ve kim itaat eder Allah'a ve resûlüne O’nun1209; ve haşyet543 duyar Allah’a; ve takvalı21 olur; öyle ki işte bunlar; onlardır fâizler1210.
Ahmed Samira: 52 And who obeys God and His messenger, and fears God, and fears and obeys Him, so those are the successful/triumphant .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yutii itaat eder يُطِعِ طوع
3 llahe Allah'a اللَّهَ -
4 ve rasulehu ve resûlüne O’nun وَرَسُولَهُ رسل
5 ve yehşe ve haşyet duyar وَيَخْشَ خشي
6 llahe Allah’a اللَّهَ -
7 ve yettekhi ve takvalı olur وَيَتَّقْهِ وقي
8 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
9 humu onlardır هُمُ -
10 l-faizune fâizler الْفَائِزُونَ فوز

Ayet 53

2842|24|53|وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُل لَّا تُقْسِمُوا۟ طَاعَةٌ مَّعْرُوفَةٌ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
2842|24|53|واقسموا بالله جهد ايمنهم لين امرتهم ليخرجن قل لا تقسموا طاعه معروفه ان الله خبير بما تعملون
53. Ve aksemû billâhi cehde eymânihim le in emertehum le yahrucunn(yahrucunne), kul lâ tuksimû, tâatun ma’rûfeh(ma’rûfetun), innellâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Ve kasem548 ettiler Allah'a yeminlerinin var gücü; mutlak ki eğer onlara emrettiysen mutlak ki çıkarlar* (diye); de ki: "Kasem548 etmeyin; bir itaattır** (ki) maruftur291; doğrusu Allah bir Habîr’dir466 yaptıklarınıza."
Ahmed Samira: 53 And they swore/made oath by God their rights’/oaths’ utmost , if (E) you ordered/commanded them they will get out (E), say: "Do not swear/make oath, known obedience, that God (is) expert/experienced with what you make/do ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eksemu ve kasem ettiler وَأَقْسَمُوا قسم
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 cehde var gücü جَهْدَ جهد
4 eymanihim yeminlerinin أَيْمَانِهِمْ يمن
5 lein mutlak ki eğer لَئِنْ -
6 emertehum emrettiysen onlara أَمَرْتَهُمْ امر
7 leyehrucunne mutlak ki çıkarlar لَيَخْرُجُنَّ خرج
8 kul de ki قُلْ قول
9 la لَا -
10 tuksimu kasem etmeyin تُقْسِمُوا قسم
11 taatun bir itaattir (ki) طَاعَةٌ طوع
12 mea'rufetun bir maruftur مَعْرُوفَةٌ عرف
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 habirun bir Habîr’dir خَبِيرٌ خبر
16 bima بِمَا -
17 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Savaşa.**Evrensel doğrular gereği yapılması gereken bir itaattir. Akıl bunu gerektirir.

Ayet 54

2843|24|54|قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا۟ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
2843|24|54|قل اطيعوا الله واطيعوا الرسول فان تولوا فانما عليه ما حمل وعليكم ما حملتم وان تطيعوه تهتدوا وما علي الرسول الا البلغ المبين
54. Kul atîullâhe ve atîur resûl(resûle), fe in tevellev fe innemâ aleyhi mâ hummile ve aleykum mâ hummiltum, ve in tutîûhu tehtedû, ve mâ aler resûli illel belâgul mubîn(mubînu).
De ki: "İtaat edin Allah'a ve itaat edin resûle1209"; öyle ki eğer tevellâ1206 ederseniz öyle ki ancak ki üzerine onun* yüklenildiğidir (onun); ve üzerinize sizin yüklenildiğinizdir; ve eğer itaat ederseniz ona** kılavuzlanırsınız; ve değildir resûl418 üzerine apaçık belagat515 dışında.
Ahmed Samira: 54 Say: "Obey God and obey the messenger." So if they turned away, so but on him what he was made to carry ,and on you what you were made to carry , and if you obey him/Him you will be guided, and nothing (is) on the messenger except the information/communication, the clear/evident ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 etiu itaat edin أَطِيعُوا طوع
3 llahe Allah'a اللَّهَ -
4 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
5 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
6 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
7 tevellev tevellâ ederseniz تَوَلَّوْا ولي
8 feinnema öyle ki ancak ki فَإِنَّمَا -
9 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
10 ma مَا -
11 hummile yüklenildiğidir حُمِّلَ حمل
12 ve aleykum ve üzerinize sizlerin وَعَلَيْكُمْ -
13 ma مَا -
14 hummiltum yüklenildiğinizdir حُمِّلْتُمْ حمل
15 ve in ve eğer وَإِنْ -
16 tutiuhu itaat ederseniz ona تُطِيعُوهُ طوع
17 tehtedu kılavuzlanırsınız تَهْتَدُوا هدي
18 ve ma ve değildir وَمَا -
19 ala üzerine عَلَى -
20 r-rasuli resûl الرَّسُولِ رسل
21 illa dışında إِلَّا -
22 l-belagu belagat الْبَلَاغُ بلغ
23 l-mubinu apaçık الْمُبِينُ بين

Notlar

Not 1: *Resûlün.**Resûle.

Ayet 55

2844|24|55|وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
2844|24|55|وعد الله الذين امنوا منكم وعملوا الصلحت ليستخلفنهم في الارض كما استخلف الذين من قبلهم وليمكنن لهم دينهم الذي ارتضي لهم وليبدلنهم من بعد خوفهم امنا يعبدونني لا يشركون بي شيا ومن كفر بعد ذلك فاوليك هم الفسقون
55. Vaadallâhullezîne âmenû minkum ve amilûs sâlihâti leyestahlifennehum fil ardı kemestahlefellezîne min kablihim, ve leyumekkinenne lehum dînehumullezîrtedâ lehum ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnâ(emnen), ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey’â(şey’en), ve men kefere ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
Vaat etti Allah kimselere (ki) iman47 ettiler sizlerden ve yaptılar sâlihât18; mutlak halife kılar onları yerde halife kıldığı gibi kimseleri onlardan önce; ve mutlak mekanlı* kılar onlara dinlerini122 ki razı olduğunadır onlara; ve mutlak bedelleştirir** onlara ardından korkularının bir eminliğe (ki) kulluk46 ederler bana; şirk koşmazlar bana bir şeyi; ve kim kâfirlik25 etti sonrasında işte bunun; öyle ki işte bunlar; onlardır fâsıklar38.
Ahmed Samira: 55 God promised those who believed from you, and made/did the correct/righteous deeds, He makes them successors in the earth/Planet Earth, as He made successors those from before them, and to highly position/strengthen (E) for them their religion which He accepted/approved for them, He will exchange/replace them (E) safety/security from after their fear/fright, they worship Me, they do not share/made partners with Me a thing, and who disbelieved after that, so those are the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veade vaat etti وَعَدَ وعد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 amenu iman ettiler امَنُوا امن
5 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
6 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
7 s-salihati sâlihât الصَّالِحَاتِ صلح
8 leyestehlifennehum mutlak halife kılar onları لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ خلف
9 fi فِي -
10 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
11 kema gibi كَمَا -
12 stehlefe halife kıldığı gibi اسْتَخْلَفَ خلف
13 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
14 min مِنْ -
15 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
16 veleyumekkinenne ve mutlak imkan sağlar وَلَيُمَكِّنَنَّ مكن
17 lehum onlara لَهُمْ -
18 dinehumu dinlerini دِينَهُمُ دين
19 llezi ki الَّذِي -
20 rteda razı olduğuna ارْتَضَىٰ رضو
21 lehum onlara لَهُمْ -
22 veleyubeddilennehum ve mutlak bedelleştirir onlara وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ بدل
23 min مِنْ -
24 bea'di ardından بَعْدِ بعد
25 havfihim korkularının خَوْفِهِمْ خوف
26 emnen bir eminliğe أَمْنًا امن
27 yea'buduneni kulluk ederler bana يَعْبُدُونَنِي عبد
28 la لَا -
29 yuşrikune şirk koşmazlar يُشْرِكُونَ شرك
30 bi bana بِي -
31 şey'en bir şeyi شَيْئًا شيا
32 vemen ve kim وَمَنْ -
33 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
34 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
35 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
36 feulaike öyle ki işte onlar فَأُولَٰئِكَ -
37 humu onlardır هُمُ -
38 l-fasikune fasıklar الْفَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *İmkan tanımak, sabit yerler yapmak. **Karşılıklı değiştirir.

Ayet 56

2845|24|56|وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
2845|24|56|واقيموا الصلوه واتوا الزكوه واطيعوا الرسول لعلكم ترحمون
56. Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte ve atîûr resûle leallekum turhamûn(turhamûne).
Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve itaat edin resûle76; belki sizler merhamet829 edilirsiniz.
Ahmed Samira: 56 And keep up the prayers, and give/bring the charity/purification , and obey the messenger, maybe/perhaps you attain mercy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
2 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
3 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
4 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
5 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
6 r-rasule resule/elçiye الرَّسُولَ رسل
7 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
8 turhamune merhamet edilirsiniz تُرْحَمُونَ رحم

Ayet 57

2846|24|57|لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ وَلَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
2846|24|57|لا تحسبن الذين كفروا معجزين في الارض وماويهم النار ولبيس المصير
57. Lâ tahsebennellezîne keferû mu’cizîne fîl ard(ardı), ve me’vâhumun nâr(nâru), ve le bi’sel masîr(masîru).
Sakın düşünme kâfirlik25 etmiş kimseleri aciz bırakanlardır yerde*; ve varış yerleri onların** ateştir; ve ne kötü oldu varış yeri.
Ahmed Samira: 57 Do not think/suppose those who disbelieved (are) disabling/frustrating in the earth/Planet Earth, and their shelter/refuge (is) the fire , and how bad (E) (is) the end/destination?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 tehsebenne sakın düşünme تَحْسَبَنَّ حسب
3 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
5 mua'cizine aciz bırakanlardır مُعْجِزِينَ عجز
6 fi فِي -
7 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
8 ve me'vahumu ve varış yerleri onların وَمَأْوَاهُمُ اوي
9 n-naru ateştir النَّارُ نور
10 velebi'se ve ne kötü oldu وَلَبِئْسَ باس
11 l-mesiru varış yeri الْمَصِيرُ صير

Notlar

Not 1: *Yeryüzünde.**Kâfirlerin.

Ayet 58

2847|24|58|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِيَسْتَـْٔذِنكُمُ ٱلَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ وَٱلَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا۟ ٱلْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَٰثَ مَرَّٰتٍ مِّن قَبْلِ صَلَوٰةِ ٱلْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ ٱلظَّهِيرَةِ وَمِنۢ بَعْدِ صَلَوٰةِ ٱلْعِشَآءِ ثَلَٰثُ عَوْرَٰتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌۢ بَعْدَهُنَّ طَوَّٰفُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
2847|24|58|يايها الذين امنوا ليستذنكم الذين ملكت ايمنكم والذين لم يبلغوا الحلم منكم ثلث مرت من قبل صلوه الفجر وحين تضعون ثيابكم من الظهيره ومن بعد صلوه العشا ثلث عورت لكم ليس عليكم ولا عليهم جناح بعدهن طوفون عليكم بعضكم علي بعض كذلك يبين الله لكم الايت والله عليم حكيم
58. Yâ eyyuhellezîne âmenû li yeste’zinkumullezîne meleket eymânukum vellezîne lem yeblugûl hulume minkum selâse merrât(merrâtin), min kabli salâtil fecri, ve hînetedaûne siyâbekum minez zahîrat(zahîrati), ve min ba’di salâtil ışâi, selâsu avrâtin lekum, leyse aleykum ve lâ aleyhim cunâhun ba’de hunn(hunne), tavvâfûne aleykum ba’dukum alâ ba’d(ba’dın), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! İzin istesin sizlerden kimseler (ki) malik oldu sağ elleriniz77; ve kimseler (ki) asla ulaşmayanlar ihtilama1212 sizlerden üç vakitlerde; fecir55 salâtı5 öncesinde; ve öğlende siyâblarınızı853 bir kenara bıraktığınız zaman; ve sonrasında akşam56 salâtı5; üçtür avret/edep (zamanı) sizlere; yoktur sizlere ve yoktur onlara bir günah bunlardan sonra bir kısmınızın bir kısım üzerine dolaşmaları; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; ve Allah Alîm'dir8; Hakîm'dir9.
Ahmed Samira: 58 You, you those who believed, those who your rights (hands) owned/possessed (i.e. care-givers under contract), and those who did not reach the puberty/sexual maturity from you should ask for your permission three times, from before the dawn’s prayers, and when you put your clothes/garments (on) from the noon/midday, and from after the evening/first darkness prayers, three shameful genital parts (protective times are) for you, an offense/sin is not on you, and nor on them after them (the three times) circling/walking around on you, some of you to some, as/like that God clarifies/shows/explains for you the verses/evidences , and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 liyeste'zinkumu izin istesin sizlerden لِيَسْتَأْذِنْكُمُ اذن
5 ellezine kimseler الَّذِينَ -
6 meleket malik oldu مَلَكَتْ ملك
7 eymanukum sağ elleriniz أَيْمَانُكُمْ يمن
8 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
9 lem asla لَمْ -
10 yeblugu ulaşmazlar يَبْلُغُوا بلغ
11 l-hulume erginliğe الْحُلُمَ حلم
12 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
13 selase üç ثَلَاثَ ثلث
14 merratin vakitlerde مَرَّاتٍ مرر
15 min مِنْ -
16 kabli öncesinde قَبْلِ قبل
17 salati salatı صَلَاةِ صلو
18 l-fecri fecir/şafak/tanyeri/seher الْفَجْرِ فجر
19 ve hine ve zaman وَحِينَ حين
20 tedeune bir kenara bıraktığınız تَضَعُونَ وضع
21 siyabekum siyâblarınızı ثِيَابَكُمْ ثوب
22 mine مِنَ -
23 z-zehirati öğlende الظَّهِيرَةِ ظهر
24 ve min ve وَمِنْ -
25 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
26 salati salatı صَلَاةِ صلو
27 l-işa'i akşam الْعِشَاءِ عشو
28 selasu üçtür ثَلَاثُ ثلث
29 avratin avret/edep (zamanı) عَوْرَاتٍ عور
30 lekum sizlere لَكُمْ -
31 leyse yoktur لَيْسَ ليس
32 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
33 ve la ve yoktur وَلَا -
34 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
35 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
36 bea'dehunne onlardan sonra بَعْدَهُنَّ بعد
37 tavvafune dolaşmalar طَوَّافُونَ طوف
38 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
39 bea'dukum bir kısmınızın بَعْضُكُمْ بعض
40 ala عَلَىٰ -
41 bea'din bir kısım üzerine بَعْضٍ بعض
42 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
43 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
44 llahu Allah اللَّهُ -
45 lekumu sizlere لَكُمُ -
46 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
47 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
48 alimun alîmdir/bilendir عَلِيمٌ علم
49 hakimun hakîmdir/bilgedir. حَكِيمٌ حكم

Ayet 59

2848|24|59|وَإِذَا بَلَغَ ٱلْأَطْفَٰلُ مِنكُمُ ٱلْحُلُمَ فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟ كَمَا ٱسْتَـْٔذَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
2848|24|59|واذا بلغ الاطفل منكم الحلم فليستذنوا كما استذن الذين من قبلهم كذلك يبين الله لكم ايته والله عليم حكيم
59. Ve izâ belegal etfâlu minkumul hulume felyeste’zinû kemeste’zenellezîne min kablihim, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtih(âyâtihî), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve ulaştıkları zaman tıfıllarınız1211 sizlerden ihtilama1212; öyle ki izin istesinler izin istedikleri gibi öncekilerden* kimselerin; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini454; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 59 And if the children from you reached the puberty/sexual maturity so they should ask for permission/pardon, as/like those from before them asked for permission/pardon, as/like that God clarifies/shows/explains for you His verses/evidences , and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 belega ulaştıkları zaman بَلَغَ بلغ
3 l-etfalu tıfıllarınız الْأَطْفَالُ طفل
4 minkumu sizlerden مِنْكُمُ -
5 l-hulume ihtilama الْحُلُمَ حلم
6 felyeste'zinu öyle ki izin istesinler فَلْيَسْتَأْذِنُوا اذن
7 kema كَمَا -
8 ste'zene izin istedikleri gibi اسْتَأْذَنَ اذن
9 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
10 min مِنْ -
11 kablihim öncekilerden قَبْلِهِمْ قبل
12 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
13 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 lekum sizlere لَكُمْ -
16 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
17 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
18 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
19 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Önceki ayette sayılan kimseler gibi.

Ayet 60

2849|24|60|وَٱلْقَوَٰعِدُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَٰتٍۭ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
2849|24|60|والقوعد من النسا التي لا يرجون نكاحا فليس عليهن جناح ان يضعن ثيابهن غير متبرجت بزينه وان يستعففن خير لهن والله سميع عليم
60. Vel kavâıdu minen nisâillatî lâ yercûne nikâhan fe leyse aleyhinne cunâhun en yeda’ne siyâbehunne gayra muteberricâtin bi zîneh(zînetin), ve en yesta’fifne hayrun lehunn(lehunne), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Ve otura kalan* kadınlardan bir nikâh744 beklemeyenlere; öyle ki olmaz üzerlerine bir günah ki bırakırlar siyâblarını853; olmaksızın cazibeyle sergileyenler ziyneti/süsü; ve ki çekinmeleri bir hayırdır onlara; ve Allah bir Semî’dir; bir Alîm’dir.
Ahmed Samira: 60 And the menopausal/non child bearing from the women, those who do not hope/expect marriage, so an offense/guilt/sin is not on them (F) that they put (on) their clothes/garments not showing off beauty/decoration with decoration/ornament , and that they be chaste/pure (is) best for them, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velkavaidu ve otura kalan وَالْقَوَاعِدُ قعد
2 mine مِنَ -
3 n-nisa'i kadınlardan النِّسَاءِ نسو
4 l-lati اللَّاتِي -
5 la لَا -
6 yercune beklemeyenler يَرْجُونَ رجو
7 nikahen bir nikah نِكَاحًا نكح
8 feleyse öyle ki olmaz فَلَيْسَ ليس
9 aleyhinne üzerlerine عَلَيْهِنَّ -
10 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
11 en ki أَنْ -
12 yedea'ne bırakırlar يَضَعْنَ وضع
13 siyabehunne dış kıyafetlerini ثِيَابَهُنَّ ثوب
14 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
15 muteberricatin cazibe sergileyenler مُتَبَرِّجَاتٍ برج
16 bizinetin ziyneti بِزِينَةٍ زين
17 ve en ve ki وَأَنْ -
18 yestea'fifne çekinmeleri يَسْتَعْفِفْنَ عفف
19 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
20 lehunne onlara لَهُنَّ -
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 semiun bir Semî’dir سَمِيعٌ سمع
23 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Yaşlanmış.

Ayet 61

2850|24|61|لَّيْسَ عَلَى ٱلْأَعْمَىٰ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَن تَأْكُلُوا۟ مِنۢ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ ءَابَآئِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَٰنِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَٰمِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَٰلِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَٰلَٰتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُم مَّفَاتِحَهُۥٓ أَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَأْكُلُوا۟ جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًا فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتًا فَسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُبَٰرَكَةً طَيِّبَةً كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
2850|24|61|ليس علي الاعمي حرج ولا علي الاعرج حرج ولا علي المريض حرج ولا علي انفسكم ان تاكلوا من بيوتكم او بيوت ابايكم او بيوت امهتكم او بيوت اخونكم او بيوت اخوتكم او بيوت اعممكم او بيوت عمتكم او بيوت اخولكم او بيوت خلتكم او ما ملكتم مفاتحه او صديقكم ليس عليكم جناح ان تاكلوا جميعا او اشتاتا فاذا دخلتم بيوتا فسلموا علي انفسكم تحيه من عند الله مبركه طيبه كذلك يبين الله لكم الايت لعلكم تعقلون
61. Leyse alel a’mâ haracun ve lâ alel a’raci haracun ve lâ alel marîdı haracun ve lâ alâ enfusikum en te’kulû min buyûtikum ev buyûti âbâikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti ihvânikum ev buyûti ehavâtikum ev buyûti a’mâmikum ev buyûti ammâtikum ev buyûti ahvâlikum ev buyûti hâlâtikum ev mâ melektum mefâtihahû ev sadîkıkum, leyse aleykum cunâhun en te’kulû cemîan ev eştâtâ(eştâten), fe izâ dahaltum buyûten fe sellimû alâ enfusikum tehıyyeten min indillâhi mubareketen tayyibeh(tayyibeten), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
Yoktur âmâ* üzerine bir kısıtlama; ve yoktur aksak** üzerine bir kısıtlama; ve yoktur hasta üzerine bir kısıtlama; ve ne de nefisleriniz201 üzerinize (ki) yersiniz evlerinizden ya da babalarınızın evlerinden ya da annelerinizin evlerinden ya da kardeşlerinizin evlerinden ya da kız kardeşlerinizin evlerinden; ya da amcalarınızın evlerinden ya da halalarınızın evlerinden ya da dayılarınızın evlerinden ya da teyzelerinizin evlerinden; ya da anahtarlarına*** malik olduğunuz (-dan) ya da arkadaşınız**** (-dan); yoktur üzerinize bir günah ki yersiniz bir toplu ya da ayrılar (olarak); öyle ki dahil olduğunuz zaman bir eve öyle ki selamlayın nefisleriniz201 üzerine bir hayat indinden/katından Allah’ın; iyi bir mübarektir; işte böyledir beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler akledersiniz562.
Ahmed Samira: 61 Blame/hardship (is) not on the blind, and nor on the lame/limper (from) blame/hardship , and nor on the sick/diseased (from) blame/hardship , and nor on yourselves that you eat from your houses/homes, or your fathers’/forefathers’ houses/homes, or your mothers’ houses/homes, or your brothers’ houses/homes, or your sisters’ houses/homes, or your paternal uncles’ houses/homes, or your paternal aunts’ houses/homes, or your249maternal uncles’ houses/homes, or your maternal aunts’ houses/homes, or what you owned/possessed its keys ,or your friend, an offense/guilt/sin (is) not on you that you eat all together or separately, so if you entered houses/homes, so greet on yourselves a greeting from at God, blessed, pure ; as/like that God clarifies/shows/explains to you the verses/evidences , maybe you reason/comprehend .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse yoktur لَيْسَ ليس
2 ala üzerine عَلَى -
3 l-ea'ma âmâ الْأَعْمَىٰ عمي
4 haracun bir kısıtlama حَرَجٌ حرج
5 ve la ve yoktur وَلَا -
6 ala üzerine عَلَى -
7 l-ea'raci aksak الْأَعْرَجِ عرج
8 haracun bir bir kısıtlama حَرَجٌ حرج
9 ve la ve yoktur وَلَا -
10 ala üzerine عَلَى -
11 l-meridi hasta الْمَرِيضِ مرض
12 haracun bir kısıtlama حَرَجٌ حرج
13 ve la ve ne de وَلَا -
14 ala üzerinize عَلَىٰ -
15 enfusikum nefisleriniz أَنْفُسِكُمْ نفس
16 en أَنْ -
17 te'kulu yersiniz تَأْكُلُوا اكل
18 min مِنْ -
19 buyutikum evlerinizden بُيُوتِكُمْ بيت
20 ev ya da أَوْ -
21 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
22 abaikum babalarınızın ابَائِكُمْ ابو
23 ev ya da أَوْ -
24 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
25 ummehatikum annelerinizin أُمَّهَاتِكُمْ امم
26 ev ya da أَوْ -
27 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
28 ihvanikum kardeşlerinizin إِخْوَانِكُمْ اخو
29 ev ya da أَوْ -
30 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
31 ehavatikum kızkardeşlerinizin أَخَوَاتِكُمْ اخو
32 ev ya da أَوْ -
33 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
34 ea'mamikum amcalarınızın أَعْمَامِكُمْ عمم
35 ev ya da أَوْ -
36 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
37 ammatikum halalarınızın عَمَّاتِكُمْ عمم
38 ev yahut أَوْ -
39 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
40 ehvalikum dayılarınızın أَخْوَالِكُمْ خول
41 ev ya da أَوْ -
42 buyuti evlerinden بُيُوتِ بيت
43 halatikum teyzelerinizin خَالَاتِكُمْ خول
44 ev ya da أَوْ -
45 ma مَا -
46 melektum malik olduğunuz مَلَكْتُمْ ملك
47 mefatihahu onun anahtarlarına مَفَاتِحَهُ فتح
48 ev ya da أَوْ -
49 sadikikum arkadaşınızın صَدِيقِكُمْ صدق
50 leyse yoktur لَيْسَ ليس
51 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
52 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
53 en ki أَنْ -
54 te'kulu yersiniz تَأْكُلُوا اكل
55 cemian bir toplu جَمِيعًا جمع
56 ev ya da أَوْ -
57 eştaten ayrılar (olarak) أَشْتَاتًا شتت
58 feiza öyle ki فَإِذَا -
59 dehaltum dahil olduğunuz zaman دَخَلْتُمْ دخل
60 buyuten bir eve بُيُوتًا بيت
61 fesellimu öyle ki selamlayın فَسَلِّمُوا سلم
62 ala üzerine عَلَىٰ -
63 enfusikum nefisleriniz أَنْفُسِكُمْ نفس
64 tehiyyeten bir hayat تَحِيَّةً حيي
65 min مِنْ -
66 indi indinden/katından عِنْدِ عند
67 llahi Allah’ın اللَّهِ -
68 mubaraketen bir mübarek مُبَارَكَةً برك
69 tayyibeten bir iyilik طَيِّبَةً طيب
70 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
71 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
72 llahu Allah اللَّهُ -
73 lekumu sizlere لَكُمُ -
74 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
75 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
76 tea'kilune akledersiniz تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Kör.**Aksayarak yürüyen, topallayarak yürüyen, düzgün yürüyemeyen.***Açanlara.****Sadakati/doğruluğu bulunan kişi; dost.

Ayet 62

2851|24|62|إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِذَا كَانُوا۟ مَعَهُۥ عَلَىٰٓ أَمْرٍ جَامِعٍ لَّمْ يَذْهَبُوا۟ حَتَّىٰ يَسْتَـْٔذِنُوهُ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِذَا ٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمُ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
2851|24|62|انما المومنون الذين امنوا بالله ورسوله واذا كانوا معه علي امر جامع لم يذهبوا حتي يستذنوه ان الذين يستذنونك اوليك الذين يومنون بالله ورسوله فاذا استذنوك لبعض شانهم فاذن لمن شيت منهم واستغفر لهم الله ان الله غفور رحيم
62. İnnelmel mu’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî ve izâ kânû meahu alâ emrin câmiın lem yezhebû hattâ yeste’zinûh(yeste’zinûhu), innellezîne yeste’zinûneke ulâikellezîne yu’minûne billâhi ve resûlih(resûlihi), fe izeste’zenûke li ba’dı şe’nihim fe’zen li men şi’te minhum vestağfir lehumullâh(lehumullâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ancak ki müminler27 kimselerdir (ki) iman47 ettiler Allah'a ve resûlüne418*; ve oldukları zaman onunla** beraber bir emir üzerine bir topluca; asla gitmezler ta ki izin sorarlar ona***; doğrusu kimseler (ki) izin sorarlar sana; işte bunlar kimselerdir (ki) iman47 ederler Allah'a ve resûlüne418; öyle ki izin sordukları zaman bir kısmı sana durumlarına****; öyle ki izin ver dilediğin kimseye onlardan; ve mağfiret319 dile onlara; Allah’a; doğrusu Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 62 But the believers (are) those who believed by God and His messenger, and if they were with Him on (a) gathering and important matter/affair, they do not go/go away until they ask for his permission/pardon, that those who ask for your permission/pardon, those are, those who believe by God and His messenger, so if they asked for your permission/pardon for some (of) their affair/concern , so permit/allow to whom you willed/wanted from them, and ask God for forgiveness for them, that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
3 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
4 amenu iman ettiler امَنُوا امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 ve rasulihi ve resûlüne وَرَسُولِهِ رسل
7 ve iza ve zaman وَإِذَا -
8 kanu oldukları كَانُوا كون
9 meahu onunla beraber مَعَهُ -
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 emrin bir emir أَمْرٍ امر
12 camiin bir toplu جَامِعٍ جمع
13 lem asla لَمْ -
14 yezhebu gitmezler يَذْهَبُوا ذهب
15 hatta ta ki حَتَّىٰ -
16 yeste'zinuhu izin sorarlar ona يَسْتَأْذِنُوهُ اذن
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
19 yeste'zinuneke izin sorarlar sana يَسْتَأْذِنُونَكَ اذن
20 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
21 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
22 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
23 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
24 ve rasulihi ve resûlüne وَرَسُولِهِ رسل
25 feiza öyle ki (o) zaman فَإِذَا -
26 ste'zenuke izin sordukları sana اسْتَأْذَنُوكَ اذن
27 libea'di bir kısmı لِبَعْضِ بعض
28 şe'nihim işleri için شَأْنِهِمْ شان
29 fe'zen öyle ki izin ver فَأْذَنْ اذن
30 limen kimseye لِمَنْ -
31 şi'te dilediğin شِئْتَ شيا
32 minhum onlardan مِنْهُمْ -
33 vestegfir ve mağfiret dile وَاسْتَغْفِرْ غفر
34 lehumu onlara لَهُمُ -
35 llahe Allah’a اللَّهَ -
36 inne doğrusu إِنَّ -
37 llahe Allah اللَّهَ -
38 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
39 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Resûl Muhammed'le.***Resûl Muhammed'e.****İş, mesele.

Ayet 63

2852|24|63|لَّا تَجْعَلُوا۟ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَآءِ بَعْضِكُم بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِۦٓ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
2852|24|63|لا تجعلوا دعا الرسول بينكم كدعا بعضكم بعضا قد يعلم الله الذين يتسللون منكم لواذا فليحذر الذين يخالفون عن امره ان تصيبهم فتنه او يصيبهم عذاب اليم
63. Lâ tec’alû duâer resûli beynekum ke duâi ba’dıkum ba’da(ba’den), kad ya’lemullâhullezîne yetesellelûne minkum livâzâ(livâzen), fel yahzerillezîne yuhâlifûne an emrihî en tusîbehum fitnetun ev yusîbehum azâbun elîm(elîmun).
Yapmayın resûlün418 davetini aranızda bir kısmınızdan bir kısma (olan) davet gibi; muhakkak bilir Allah kimseleri (ki) sıvışırlar sizlerden bir sığınmaya; öyle ki hazırlıklı olsunlar kimseler (ki) ihtilaf ederler emrinden onun* ki isabet eder** onlara bir fitne610 ya da isabet eder** onlara elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 63 Do not make calling the messenger between you as calling some of you (to) some, God had been know(ing) those who sneak/slip away taking refuge/dodging from you, so those who differ/disagree from His order/command should be warned/cautious that misguidance/seduction or a painful torture strikes them .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 tec'alu yapmayın تَجْعَلُوا جعل
3 duaa'e davetini دُعَاءَ دعو
4 r-rasuli resûlün الرَّسُولِ رسل
5 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
6 keduaa'i daveti gibi كَدُعَاءِ دعو
7 bea'dikum bir kısmınızdan بَعْضِكُمْ بعض
8 bea'dan bir kısma بَعْضًا بعض
9 kad muhakkak قَدْ -
10 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
13 yetesellelune süzülürler/sıvışırlar يَتَسَلَّلُونَ سلل
14 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
15 livazen bir sığınmaya لِوَاذًا لوذ
16 felyehzeri öyle ki hazırlıklı olsunlar فَلْيَحْذَرِ حذر
17 ellezine kimseler الَّذِينَ -
18 yuhalifune ihtilaf ederler يُخَالِفُونَ خلف
19 an عَنْ -
20 emrihi emrinden onun أَمْرِهِ امر
21 en ki أَنْ -
22 tusibehum isabet eder onlara تُصِيبَهُمْ صوب
23 fitnetun bir fitne فِتْنَةٌ فتن
24 ev ya da أَوْ -
25 yusibehum isabet eder يُصِيبَهُمْ صوب
26 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
27 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Resûlün.**Fitne ya da azap mutlaka isabet edecektir. Fitne belki de onları düzeltir. Düzelmezlerse elim/acıklı bir azap isabet eder.

Ayet 64

2853|24|64|أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ
2853|24|64|الا ان لله ما في السموت والارض قد يعلم ما انتم عليه ويوم يرجعون اليه فينبيهم بما عملوا والله بكل شي عليم
64. E lâ inne lillâhi mâ fis semâvâti vel ard(ardı), kad ya’lemu mâ entum aleyh(aleyhi), ve yevme yurceûne ileyhi fe yunebbiuhum bi mâ amilû, vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Değil mi (ki) doğrusu Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki? Muhakkak ki bilir sizlerdeki üzerine (olduğunuzu); ve gündür (ki) döndürülürler O'na*; öyle ki haber verir** onlara yaptıklarını; ve Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 64 Is it not that to God what (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth? God has been know(ing) what you are on it, and a day/time they be return(ed) to Him, so He informs them with what they made/did, and God (is) with every thing knowledgeable.250

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi أَلَا -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
4 ma مَا -
5 fi فِي -
6 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erdi ve yerdeki وَالْأَرْضِ ارض
8 kad muhakkak قَدْ -
9 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
10 ma ne مَا -
11 entum sizlerdeki أَنْتُمْ -
12 aleyhi üzerine عَلَيْهِ -
13 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
14 yurceune döndürülürler يُرْجَعُونَ رجع
15 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
16 feyunebbiuhum öyle ki haber verir onlara فَيُنَبِّئُهُمْ نبا
17 bima بِمَا -
18 amilu yaptıklarını عَمِلُوا عمل
19 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
20 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
21 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
22 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Allah'a.**Allah.