Arapça Metin (Harekeli)
1727|13|22|وَٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى ٱلدَّارِ
Latin Literal
22. Vellezîne saberûbtigâe vechi rabbihim ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten ve yedreûne bil hasenetis seyyiete ulâike lehum ukbed dâr(dâri).
Türkçe Çeviri
Ve kimselerdir (ki) sabrettiler51; arayanlardır Rablerinin4 yüzünü; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve infak ettiler6 rızıklandırdığımızdan onları sırlı/gizlice ve alenen/bildirerek; ve savarlar/defederler güzellikle rezilliği/iğrençliği; işte bunlar; onlaradır diyarın** sonu*.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>13:22. Ve o kimseler, sabırla Rabb’lerine yönelirler ve salâtı ikâme ederler<sup>1</sup>, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak<sup>2</sup> ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.1- Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. 1- İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.13:22. And those who were patient desiring their Lord’s direction/face , and kept up the prayers, and they spent from what We provided for them secretly and openly/publicly , and they drive away/repel the sin/crime with the good/goodness, those, for them (are) the home’s/house’s end/turn (result).</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
vellezine |
ve kimseler |
وَالَّذِينَ |
- |
| 2 |
saberu |
sabrederler/metanetle direnirler |
صَبَرُوا |
صبر |
| 3 |
btiga'e |
arayan |
ابْتِغَاءَ |
بغي |
| 4 |
vechi |
yüzünü |
وَجْهِ |
وجه |
| 5 |
rabbihim |
Rablerinin |
رَبِّهِمْ |
ربب |
| 6 |
ve ekamu |
ve diktiler/ayağa kaldırdılar |
وَأَقَامُوا |
قوم |
| 7 |
s-salate |
salatı |
الصَّلَاةَ |
صلو |
| 8 |
ve enfeku |
ve infak ettiler/harcadılar |
وَأَنْفَقُوا |
نفق |
| 9 |
mimma |
|
مِمَّا |
- |
| 10 |
razeknahum |
rızıklandırdığımızdan onları |
رَزَقْنَاهُمْ |
رزق |
| 11 |
sirran |
sırlı şekilde/gizlice |
سِرًّا |
سرر |
| 12 |
ve alaniyeten |
ve alenen/bildirerek |
وَعَلَانِيَةً |
علن |
| 13 |
ve yedra'une |
ve savarlar/defederler |
وَيَدْرَءُونَ |
درا |
| 14 |
bil-haseneti |
güzellikle |
بِالْحَسَنَةِ |
حسن |
| 15 |
s-seyyiete |
rezilliği/iğrençliği |
السَّيِّئَةَ |
سوا |
| 16 |
ulaike |
işte bunlar |
أُولَٰئِكَ |
- |
| 17 |
lehum |
onlaradır |
لَهُمْ |
- |
| 18 |
ukba |
sonu |
عُقْبَى |
عقب |
| 19 |
d-dari |
diyarın/yurdun |
الدَّارِ |
دور |
Notlar
Not 1
*Selam diyarı/yurdu sonrası girilecek olan son yurt/diyar olan cennet yurdu/diyarı.**Yurdun.