Arapça Metin (Harekeli)
4308|42|38|وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
Latin Literal
38. Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Türkçe Çeviri
Ve kimseler; cevap verdiler/icabet ettiler Rablerine4; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve işleri/emirleri şuradır/danışmadır aralarında; ve rızıklandırdığımızdan infak6 ederler.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>42:38. Rabb’lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikâme<sup>1</sup> ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şûrâ<sup>2</sup> ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak<sup>3</sup> ederler.1- Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah’a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. 2- İstişare, danışma. Ortak/kolektif akıl. Sözcük olarak toplamak, ortaya çıkarmak; kapalı olanı, örtülü olanı açığa çıkarmak demektir. Arının çiçeklerden bal çıkarmasın ve kovanlardan bal çıkarmaya da şûrâ denmektedir. 3- Harcarlar; hayırlı işlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederler.42:38. And those who answered/replied to their Lord and they kept up the prayers, and their matter/affair (is by) consultation/advice between them, and from what We provided for them, they spend.</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
vellezine |
ve kimseler |
وَالَّذِينَ |
- |
| 2 |
stecabu |
cevap verdiler/icabet ettiler |
اسْتَجَابُوا |
جوب |
| 3 |
lirabbihim |
Rablerine |
لِرَبِّهِمْ |
ربب |
| 4 |
ve ekamu |
ve diktiler/ayağa kaldırdılar |
وَأَقَامُوا |
قوم |
| 5 |
s-salate |
salatı |
الصَّلَاةَ |
صلو |
| 6 |
ve emruhum |
ve işleri/emirleri |
وَأَمْرُهُمْ |
امر |
| 7 |
şura |
şuradır/danışmadır |
شُورَىٰ |
شور |
| 8 |
beynehum |
aralarında |
بَيْنَهُمْ |
بين |
| 9 |
ve mimma |
ve |
وَمِمَّا |
- |
| 10 |
razeknahum |
rızıklandırdığımızdan |
رَزَقْنَاهُمْ |
رزق |
| 11 |
yunfikune |
infak ederler/harcarlar |
يُنْفِقُونَ |
نفق |