Arapça Metin (Harekeli)
2554|21|73|وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ
Latin Literal
73. Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâh(zekâti), ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Türkçe Çeviri
Ve yaptık onları emirler200*; doğru yola kılavuzlarlar emrimizle200; ve vahyettik603 onlara faaliyet etmeyi hayırlar/iyilikler; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve oldular bize kulluk46 edenler.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>21:73. Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salâtı<sup>1</sup> ikame etmeyi, zekâtı yapmayı<sup>1</sup> vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.1- Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri أَتي (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Âta, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte,” vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da (اتى) âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir. Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır21:73. And We made them leaders/examples guiding with Our order/command, and We inspired/transmitted to them making/doing the goodnesses , and keeping up the prayers, and giving/bringing the charity/purification , and they were to Us worshipping.</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
ve cealnahum |
ve yaptık onları |
وَجَعَلْنَاهُمْ |
جعل |
| 2 |
eimmeten |
emirler |
أَئِمَّةً |
امم |
| 3 |
yehdune |
doğru yola kılavuzlarlar |
يَهْدُونَ |
هدي |
| 4 |
biemrina |
emrimizle |
بِأَمْرِنَا |
امر |
| 5 |
ve evhayna |
ve vahyettik |
وَأَوْحَيْنَا |
وحي |
| 6 |
ileyhim |
onlara |
إِلَيْهِمْ |
- |
| 7 |
fia'le |
faaliyet yapmayı |
فِعْلَ |
فعل |
| 8 |
l-hayrati |
hayırlar/iyilikler |
الْخَيْرَاتِ |
خير |
| 9 |
ve ikame |
ve ikame edenler/dikenler/ayağa kaldıranlar |
وَإِقَامَ |
قوم |
| 10 |
s-salati |
salatı |
الصَّلَاةِ |
صلو |
| 11 |
ve ita'e |
ve verenler |
وَإِيتَاءَ |
اتي |
| 12 |
z-zekati |
zekâtı |
الزَّكَاةِ |
زكو |
| 13 |
ve kanu |
ve oldular |
وَكَانُوا |
كون |
| 14 |
lena |
bize |
لَنَا |
- |
| 15 |
aabidine |
kulluk edenler |
عَابِدِينَ |
عبد |