Arapça Metin (Harekeli)
3676|35|18|وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
Latin Literal
18. Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Türkçe Çeviri
Ve üstlenmez/yüklenmez bir yüklenici başkasının yükünü; ve eğer çağırsa bir ağır yük yüklenen, yüklenmeye onu (yükü); yüklenmez (çağrılan) ondan (yükten) bir şey; kaldı ki olsa (bile) yakınlık sahibi; ancak uyarırsın kimseleri; haşyet53 duyarlar Rablerinden4 gaybla62*; ve ikame572 ederler salâtı5; ve kim zekâtlanırsa10 (verirse zekâtı) ; öyle ki ancak zekâtlanmış10 olur (vermiş olur zekâtı) kendi nefsin için; ve Allah'a doğrudur dönüş yeri.
Ahmed Samira Çevirisi
<p>35:18. Yük taşıyan birisi,<sup>1</sup> bir başkasının yükünü taşımaz.<sup>1</sup> Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı yakını da olsa ona yardım etmez.<sup>2</sup> Sen, ancak görmedikleri halde Rabb’ine içtenlikle saygı duyan ve salatı<sup>3</sup> ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa<sup>4</sup> kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah’adır.1- Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını taşımaz. 2- Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir. 3- Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah’a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. 4- Arınma/Tezkiye; kişinin, kendisini şirk, günah, pislik, cehalet, kötü duygu ve düşüncelerden temizlemesidir.35:18. And no sinner/loader/burdener (F) (self) carries/bears/sins (F) another’s sin/load/burden , and if she/it calls (a) burdened/loaded (F) (self) to (remove) her/its weight/load , nothing from it (will) be carried/lifted a thing, and even if it was/is (to) of relations , truly/indeed you warn/give notice (to) those who fear their Lord with the unseen/hidden and they kept up the prayers, and who purifies , so but he purifies to/for him self, and to God (is) the end/destination.</p>
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No |
Kelime |
Anlam |
Arapça |
Kök |
| 1 |
ve la |
ve |
وَلَا |
- |
| 2 |
teziru |
üstlenmez/yüklenmez |
تَزِرُ |
وزر |
| 3 |
vaziratun |
bir yüklenici |
وَازِرَةٌ |
وزر |
| 4 |
vizra |
yükünü |
وِزْرَ |
وزر |
| 5 |
uhra |
başkasının |
أُخْرَىٰ |
اخر |
| 6 |
ve in |
ve eğer |
وَإِنْ |
- |
| 7 |
ted'u |
çağırsa |
تَدْعُ |
دعو |
| 8 |
muskaletun |
bir ağır yük yüklenen |
مُثْقَلَةٌ |
ثقل |
| 9 |
ila |
|
إِلَىٰ |
- |
| 10 |
himliha |
yüklenmeye onu (yükü) |
حِمْلِهَا |
حمل |
| 11 |
la |
|
لَا |
- |
| 12 |
yuhmel |
yüklenmez |
يُحْمَلْ |
حمل |
| 13 |
minhu |
ondan (yükten) |
مِنْهُ |
- |
| 14 |
şey'un |
bir şey |
شَيْءٌ |
شيا |
| 15 |
velev |
kaldı ki (bile) |
وَلَوْ |
- |
| 16 |
kane |
olsa |
كَانَ |
كون |
| 17 |
za |
sahibi |
ذَا |
- |
| 18 |
kurba |
yakınlık |
قُرْبَىٰ |
قرب |
| 19 |
innema |
ancak |
إِنَّمَا |
- |
| 20 |
tunziru |
uyarırsın |
تُنْذِرُ |
نذر |
| 21 |
ellezine |
kimseleri |
الَّذِينَ |
- |
| 22 |
yehşevne |
haşyet duyarlar/korkarlar |
يَخْشَوْنَ |
خشي |
| 23 |
rabbehum |
Rablerinden |
رَبَّهُمْ |
ربب |
| 24 |
bil-gaybi |
gaybla/görünmezle/bilinmezle (gözleriyle görmedikleri halde) |
بِالْغَيْبِ |
غيب |
| 25 |
ve ekamu |
ve dikerler/ayağa kaldırırlar |
وَأَقَامُوا |
قوم |
| 26 |
s-salate |
salatı |
الصَّلَاةَ |
صلو |
| 27 |
ve men |
ve kim |
وَمَنْ |
- |
| 28 |
tezekka |
zekâtlanırsa/arınırsa (verirse zekâtı) |
تَزَكَّىٰ |
زكو |
| 29 |
feinnema |
öyle ki ancak |
فَإِنَّمَا |
- |
| 30 |
yetezekka |
zekâtlanmış/arınmış olur (vermiş olur zekâtı) |
يَتَزَكَّىٰ |
زكو |
| 31 |
linefsihi |
kendi nefsin için |
لِنَفْسِهِ |
نفس |
| 32 |
ve ila |
ve |
وَإِلَى |
- |
| 33 |
llahi |
Allah'a doğrudur |
اللَّهِ |
- |
| 34 |
l-mesiru |
dönüş yeri |
الْمَصِيرُ |
صير |
Notlar
Not 1
*Gözleriyle görmedikleri halde.