Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
18. Kehf/Büyük Mağara sûresi · 110 ayet
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Toplam 110 ayet

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 1

Arapça Metin (Harekeli)

2139|18|1|ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا

Latin Literal

1. El hamdulillâhillezî enzele alâ abdihil kitâbe ve lem yec’al lehu ıvecâ(ıvecen).

Türkçe Çeviri

Hamd3 Allah'adır ki indirendir kuluna* kitabı**; ve asla yapmadı ona*** bir eğrilik/bir yamukluk.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:1.&nbsp;Hamd<sup>1</sup>, kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap’ı indiren Allah’a aittir.1-&nbsp;Övgüye ve teşekküre layık yegâne varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltmek sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanmak veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.18:1.&nbsp;The praise/gratitude (is) to God who descended on His worshipper/slave The Book , and He did not make/create for it crookedness/indirectness .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-hamdu hamd/en yüce övgü/en yüce methetme) الْحَمْدُ حمد
2 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
3 llezi ki الَّذِي -
4 enzele indirendir أَنْزَلَ نزل
5 ala عَلَىٰ -
6 abdihi kuluna عَبْدِهِ عبد
7 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
8 velem ve asla وَلَمْ -
9 yec'al yapmadı يَجْعَلْ جعل
10 lehu ona (kitaba) لَهُ -
11 ivecen bir eğrilik/bir yamukluk. عِوَجًا عوج

Notlar

Not

“Hamd” övgü, methetme demektir. Bir şeyi övmek için öncelikle övülen şeyin gerçekten o övgüye veya övgülere layık olup olmadığı tam olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle övgüyü yapacak kimse övgüde bulunacağı konuda kendisini geliştirmelidir ki gerçek anlamda övgü yapabilsin. Rabb’imiz ki evreni/evrenleri yarattı ve muhteşem bir düzen kurdu. Onu övebilmemiz için onun eserlerini iyi anlamamız gereklidir. Evren denilen kitabı ve Kur’an’ı iyi okumak durumundayız. Evreni ve Kur’an’ı anlamaya başladığımızda Rabb’imize olan saygımız, haşyetimiz kat ve kat artacaktır. Sözle 'El Hamdullah' demek Yüce Allah'ı hamd etmek asla değildir. O'nun eserlerini anlamak, O'nun yüceliğine tanık olmak O'nu hamd etmektir. Şu da bilinmelidir; kendisi dışında hiçbir şey onun yüceliğini tam olarak anlayamaz, idrak edemez, kavrayamaz. Ancak kendisi kendi yüceliğini tam olarak kuşatabilir. Bize düşen görev gücümüzün yettiği ölçüde evren kitabını ve Kur’an’ı anlayarak okumaktır.    Yüce Allah Kur’an’da bir yamukluk veya bir eğrilik asla yapmadığını bildirmektedir. Gerçekten de Kur’an bizlere ilahi olduğunu sayısız delille göstermektedir. Binlerce ayet içeren, 23 yılda parça parça inmiş bu kitapta tek bir çelişki yoktur. Mutlak ki bir beşer sözü olsaydı sayısız çelişki içerecekti. Bilgisayar çağında yaşıyoruz. Kur’an’ı milyonlarca insan bilgisayar yazılımlarıyla sürekli test ediyor. Ben de yıllardır kendi yazdığım bilgisayar programlarıyla Kur’an’ı didik didik inceliyorum. Tek bir çelişkiye rastlamadım. Çelişkiyi bırakın, gördüğüm sayısız mucize nedeniyle âlemlerin Rabb’ine teslim oldum. Bu Kur’an’ın yüce Allah katından geldiğine kalbim tam olarak ikna oldu. Yüce Allah’a sonsuz şükürler ederim.

Not 1

*Nebi ve resûl Muhammed'e.**Kur'an'ı.***Kitaba.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 2

Arapça Metin (Harekeli)

2140|18|2|قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

Latin Literal

2. Kayyimen li yunzire be’sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu’minînellezîne ya’melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ(hasenen).

Türkçe Çeviri

Kıyamdadır143; uyarması içindir O'nun* katından/indinden şiddetli bir perişanlığı/bir kaygıyı; ve müjdeler müminleri27; sâlihât18 yapan kimseleri ki onlaradır güzel bir ecir820.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:2.&nbsp;Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan Mü’minlere, en iyi karşılığın onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.18:2.&nbsp;A straight/valuable (Book) to warn/give notice (of) a severe power/might from at Him, and (it) announces good news (to) the believers those who make/do the correct/righteous deeds , that (E) for them (is a) good/beautiful reward .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kayyimen dosdoğru ayakta قَيِّمًا قوم
2 liyunzira uyarması için لِيُنْذِرَ نذر
3 be'sen bir perişanlığı/bir üzüntüyü/bir kaygıyı بَأْسًا باس
4 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد
5 min مِنْ -
6 ledunhu katından/indinden لَدُنْهُ لدن
7 ve yubeşşira ve müjdeler وَيُبَشِّرَ بشر
8 l-mu'minine müminleri/itimat edenleri/emin olanları الْمُؤْمِنِينَ امن
9 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
10 yea'melune yapan يَعْمَلُونَ عمل
11 s-salihati düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler الصَّالِحَاتِ صلح
12 enne ki أَنَّ -
13 lehum onlaradır لَهُمْ -
14 ecran bir ecir/bir karşılık. أَجْرًا اجر
15 hasenen güzel حَسَنًا حسن

Notlar

Not

Kur’an âlemler için bir zikir yani bir hatırlatmadır. Kur’an “kayyimen” olmuştur. Yani dimdik, dosdoğru ayaktadır. Kur’an insanları uyarmaktadır. Perişanlık, üzüntü ve kaygı verecek olan bir günün geleceği konusunda âlemleri uyarmaktadır. Evrenimiz yaratılmadan önce hiperuzay ('hyper-dimensional bulk') denilen bir yerde yüce Allah’ımızla bilinçlerimiz arasında bir antlaşma yapıldı. Hiperuzay Kur’an’da arş olarak geçer. Evreni de içine alan bir kavramdır. Antlaşmanın özü şuydu; şeytanın adımlarını takip etmemek, yüce Allah’ın ilahlığına teslim olmak, onun astından asla ilahlar edinmemek, erdemli olmak, güzel ve barışa yönelik faaliyetlerde bulunmak ve yargılama gününün geleceği konusunda bilgili olmak. İşte Kur’an bu antlaşmayı hatırlatır bizlere. Bu antlaşmayı bozanlara yüce Allah katında bir azap vardır. Antlaşmaya sadık kalanlarsa bu sınavda başarılı olurlar. Bu sınavda başarılı olan müminlere yani delillerle iman etmiş ve şirke girmemiş olan kimselere güzel bir karşılık verileceği müjde olarak bildirilmektedir.

Not 1

*Allah'ın.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 3

Arapça Metin (Harekeli)

2141|18|3|مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

Latin Literal

3. Mâkisîne fîhi ebedâ(ebeden).

Türkçe Çeviri

Mekanlılar* onda* ebediyen.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:3.&nbsp;Onlar, orada<sup>1</sup>&nbsp;ebediyen kalıcıdırlar.1-&nbsp;Cennet’te.18:3.&nbsp;(They) are remaining/residing in it forever/eternally (E).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 makisine mekanlılar مَاكِثِينَ مكث
2 fihi onun içinde (cennetin) فِيهِ -
3 ebeden ebedî olarak أَبَدًا ابد

Notlar

Not

Müminlerin ve s-salihatı (güzel-barışa yönelik faaliyetler) yapanların son varış yerleri cennetlerdir. Cennet evrenleri yeni yaratılışla (yeni büyük patlamayla) oluşacaktır. Bu evrenlerin her biri farklı bir paralel evrendir. Bunların isimlerinin Adn (9:72, 13:23, 16:31, 18:31, 19:61, 20:76, 35:33, 38:50, 40:8, 61:12, 98:8), Me’vâ (32:19), Firdevs (18:107) ve Naim cennetleri (5:65, 10:9, 22:56, 26:85, 31:8, 37:43, 56:12, 68:34) olduğunu yüce Rabb’imiz bizlere bildirmiştir. Sabıklar ve sağın yoldaşları hesap görülen ahiret evreninden cennet evrenlerine geçmek için cennetlerin kapısına sevk edilecektir. Bu kapılar paralel evrenlere geçiş portallarıdır. Yüce Allah’ın cennetlerine girmeye hak kazanan kimseler kendileri için hazırlan cennet evreninden bir tanesine girecektir. Cennetlere girenlere cennetlerin görevlileri “Selam sizlere! İyi yapıldınız; girin oraya (cennete)” diyecektir. Ne muhteşem bir varış yeri. Ahiret evrenlerindeki paralel evrenlerden birisi olacak olan cennet evrenine ölümsüz olarak gireceklerdir. Ne güzel bir varış yeri! 

Not 1

*Her türlü mekana sahip, kalınan yere sahip.*Cennetin.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 4

Arapça Metin (Harekeli)

2142|18|4|وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا

Latin Literal

4. Ve yunzirellezîne kâlûttehazellâhu veledâ(veleden).

Türkçe Çeviri

Ve uyarır kimseleri (ki) dediler: “Edindi Allah bir velet*."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:4.&nbsp;Ve “Allah, çocuk edindi.” diyenleri uyarmak için.18:4.&nbsp;And He/it warns/gives notice (to) those who said: "God took/received a child (a son)."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yunzira ve uyarır وَيُنْذِرَ نذر
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 kalu dediler قَالُوا قول
4 ttehaze edindi اتَّخَذَ اخذ
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 veleden bir çocuk وَلَدًا ولد

Notlar

Not

Hiç şüphe yoktur ki yüce Allah’ın bir çocuk edindiğini ‘ttehazellâhu veledâ (veleden)’ iddia edenler Yahudiler ve Hristiyanlardır. Yahudiler Üzeyr peygamberin yüce Allah’ın oğlu olduğunu; Hristiyanlarsa Mesih’in (İsa’nın) yüce Allah’ın oğlu olduğunu söylemişlerdir. Bak; 9:30

Not 1

*Çocuk.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 5

Arapça Metin (Harekeli)

2143|18|5|مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

Latin Literal

5. Mâ lehum bihî min ilmin ve lâ li âbâihim, keburet kelimeten tahrucu min efvâhihim, in yekûlûne illâ kezibâ(keziben).

Türkçe Çeviri

Yoktur onlara ona* hiçbir ilim1143; ve ne de babalarına/atalarına; büyüklenmiş bir kelime çıkar ağızlarından; ki derler** ancak bir yalan.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:5.&nbsp;Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.18:5.&nbsp;Nothing from knowledge (is) to them with it (they have no knowledge of it) and nor to their fathers, a word/speech/sermon became big (that) emerges from their mouths, that they say except lies/denials/falsifications (about God).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma yoktur مَا -
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 bihi onun hakkında بِهِ -
4 min hiçbir مِنْ -
5 ilmin bilgi عِلْمٍ علم
6 ve la ve olmaz وَلَا -
7 liabaihim ataları için لِابَائِهِمْ ابو
8 keburat büyüklenmiş كَبُرَتْ كبر
9 kelimeten bir kelime كَلِمَةً كلم
10 tehrucu çıkar تَخْرُجُ خرج
11 min مِنْ -
12 efvahihim ağızlarından - أَفْوَاهِهِمْ فوه
13 in ki إِنْ -
14 yekulune söylerler يَقُولُونَ قول
15 illa ancak إِلَّا -
16 keziben bir yalan كَذِبًا كذب

Notlar

Not

Anlarız ki ‘’Allah bir çocuk edindi” sözü çok büyük bir günahtır. Yüce Allah o kadar yücedir ki onun bir çocuk edinmesi asla ama asla söz konusu olamaz. Bu sözü söyleyen Yahudiler ve Hristiyanlar hakkında hiçbir bilgileri olmayan bir konu üzerinden ahkâm kesmektedirler. Yahudiler ve Hristiyanların ataları da aynı durumdadır. Yüce Allah “Allah bir çocuk edindi.” diyenlerin yalan konuştuklarını yani doğru olmayan bir söz söylediklerini bildirmektedir.

Not 1

*"Allah haşa bir çocuk edindi" demeleri zaten bilmeden kafadan salladıkları bir şeydir.**Söylerler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

İlim, ilim.

Kavram 1143

Kısa Açıklama:

1143Kanıta dayalı, ispatlı, kesin ve şüphesiz bilgi. Her bir kimse aynı bilgiyi takip ederek aynı sonuca ulaşmalıdır; tekrar edilebilir ve her seferinde aynı sonuç elde edilmelidir. Matematik gibi. İki elmanın yanına evrenin her neresinde olursa olsun 2 elma daha koyarsak toplam 4 elma olur. İşte bu bir ilimdir. Kesin bilgidir.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 6

Arapça Metin (Harekeli)

2144|18|6|فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

Latin Literal

6. Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu’minû bi hâzel hadîsi esefâ(esefen).

Türkçe Çeviri

Öyle ki belki sen peşleri üzerine çaresizlikten öldürensin kendi nefsini201; ki asla iman47 etmezler bu hadîse89*; bir kederdir/pişmanlıktır.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:6.&nbsp;Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!18:6.&nbsp;So maybe/perhaps you (are) exhausting/destroying yourself from anger sorrowfully/angrily on their tracks , if they do not believe with this the information/speech.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felealleke öyle ki, belki sen فَلَعَلَّكَ -
2 bahiun çaresizlikten öldürensin بَاخِعٌ بخع
3 nefseke kendi nefsini نَفْسَكَ نفس
4 ala عَلَىٰ -
5 asarihim peşlerinde onların اثَارِهِمْ اثر
6 in ki إِنْ -
7 lem asla لَمْ -
8 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
9 bihaza bu بِهَٰذَا -
10 l-hadisi söze الْحَدِيثِ حدث
11 esefen bir keder أَسَفًا اسف

Notlar

Not

Anlaşılmaktadır ki Muhammed peygamber insanlar inansınlar diye kendini harap etmektedir. Sürekli peşlerindedir. Ancak pek umut yoktur. Peygamber çaresizlik, perişanlık içinde kıvranmaktadır. Yüce Allah Muhammed peygamber ne yaparsa yapsın o kimselerin inanmayacaklarını bildirmektedir. Ancak ortada büyük bir keder ve bir üzüntü vardır. Bu keder ve üzüntü ayetin sonunda işaret edilmiştir. Muhammed peygamberin kederi de işaret edilmiş olabilir ya da iman etmeyen kimselerin dünya hayatında ve ahiret hayatında karşılaşacakları keder de işaret edilmiş olabilir.

Not 1

*Şerefli Kur'an'a.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Hadîs

Kavram 89

Kısa Açıklama:

89Söz. Kur'an da bir sözdür. Hak ve gerçek sözdür. Tamamı zan olan hadislerse söylentidir. Hak/gerçek sözler değillerdir. 

Nefis

Kavram 201

Kısa Açıklama:

201Benlik, kişilik, öz varlık.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 7

Arapça Metin (Harekeli)

2145|18|7|إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

Latin Literal

7. İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ(amelen).

Türkçe Çeviri

Doğrusu biz yaptık yer* üzerindekini bir ziynet856 ona**; test etmemiz içindir onları (ki) hangisi onların daha güzeldir bir amel1072 (olarak).

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:7.&nbsp;Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.18:7.&nbsp;We have made/put what (is) on the earth/Planet Earth (as) decoration/beauty for it, to test them which of them (is) better (in) a deed .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
3 ma مَا -
4 ala üzerindekini عَلَى -
5 l-erdi yer/yeryüzü الْأَرْضِ ارض
6 zineten bir süs زِينَةً زين
7 leha ona (yere) لَهَا -
8 linebluvehum test etmemiz için onları لِنَبْلُوَهُمْ بلو
9 eyyuhum Hangisi onların أَيُّهُمْ -
10 ehsenu güzel أَحْسَنُ حسن
11 amelen amelli/faaliyetli/işli عَمَلًا عمل

Notlar

Not

Yüce Allah Dünya gezegeninin yaratılma nedeninin insanları test etmek için olduğunu bildiriyor. Evrenin/evrenlerin ve içindekilerin yaratılış gayesi kendilerine sorumluk verilen bazı varlıkların test edilmesidir. Test edilen bu varlıkların bir tanesi de insandır. Dünya gezegeninin Güneş sistemimizdeki diğer gezegenlerden farkı aşikârdır. Yüce Allah bu gezegeni sadece yaratmakla kalmamış üzerini de canlıların yaşaması için süslemiştir. Venüs, Mars gibi kara gezegenlerine baktığımızda yüce Allah’ın Dünya gezegenini bizlere yuva yapmasıyla bizlere büyük bir lütufta bulunmuş olduğu görülür.

Not 1

*Yeryüzü.**Yere.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ziynet

Kavram 856

Kısa Açıklama:

 856Süs, dekorasyon, takı, bezek.

Amel

Kavram 1072

Kısa Açıklama:

1072Yapma, etme, uygulama.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 8

Arapça Metin (Harekeli)

2146|18|8|وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

Latin Literal

8. Ve innâ le câilûne mâ aleyhâ saîden curuzâ(curuzen).

Türkçe Çeviri

Ve doğrusu biz mutlak yapıcılarız onun* üzerindekini kupkuru/verimsiz bir kara/yükselti.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:8.&nbsp;Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.18:8.&nbsp;And We are making/putting (E) what (is) on it destroyed/infertile dust.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
2 lecailune mutlak yapıcılarız لَجَاعِلُونَ جعل
3 ma مَا -
4 aleyha Onun üzerindekini (yerin) عَلَيْهَا -
5 saiyden bir kara/yükselti صَعِيدًا صعد
6 curuzen kupkuru/verimsiz جُرُزًا جرز

Notlar

Not

Yüce Allah mutlak ki zamanı geldiğinde Dünya gezegeninin üzerindeki bu muhteşem süsleri yok edecektir. Zamanı geldiğinde Dünya gezegeninin kendisi de yok olacaktır, evrenin kendisi de mutlak ki yok olacaktır.

Not 1

*Yerin.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 9

Arapça Metin (Harekeli)

2147|18|9|أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا

Latin Literal

9. Em hasibte enne ashâbel kehfi ver rakîmi kânû min âyâtinâ acabâ(acaben).

Türkçe Çeviri

Ya da düşündün* ki kehf468** ve rakîm469*** ashâbı194 oldular ayetlerimizden454 bir acayip****.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:9.&nbsp;Yoksa sen, Kehf<sup>1</sup>&nbsp;ve Rakîm<sup>2</sup>&nbsp;Ashabı’nın<sup>3</sup>&nbsp;Bizim en şaşılacak ayetlerimizden<sup>4</sup>&nbsp;olduklarını mı sandın?1-&nbsp;Mağara.&nbsp;2-&nbsp;Yazıt/kitabe/yazılı levha arkadaşlarının.&nbsp;3 –&nbsp;Arkadaş. 4-Mucize, ibret, kanıt.18:9.&nbsp;Or (have) you thought/supposed that (E) the cave’s and The Book’s/inscription’s owners/company , were (in) astonishment/amazement from Our verses/signs/evidences? (Did you think that the cave’s and The Book’s people were strange or amazing?)</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 hasibte düşündün حَسِبْتَ حسب
3 enne ki أَنَّ -
4 eshabe yoldaşları أَصْحَابَ صحب
5 l-kehfi kehf (mağara) الْكَهْفِ كهف
6 ve rrakimi ve rakim (yazıt/rakamlayıcı) وَالرَّقِيمِ رقم
7 kanu oldular كَانُوا كون
8 min مِنْ -
9 ayatina ayetlerimizden ايَاتِنَا ايي
10 aceben bir acayip/bir şaşılan! عَجَبًا عجب

Notlar

Not

Ayette geçen “ashab” ‘أَصْحَٰ’ kelimesinin anlamını en iyi veren kelime yoldaştır. Belirli bir amaç için birlikte hareket eden, bir zaman ve mekânda birlikte bulunan arkadaş topluluğu anlamındadır. Ayette 2 farklı yoldaş grubu işaret ediliyor.(ٱلْكَهْفِ) ‘l-kehf’ kelimesi kökü (كهف) olup mağara (cave), büyük mağara (cavern), çökkünlük (depression), oyuk (hollow), boşluk (cavity) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 989 (of 1303) (ٱلرَّقِيمِ) ‘r-rakim’ kelimesi kökü (رقم) olup yazmak (write), işaretlemek (mark), numaralandırmak-rakamlamak (number), damgalamak (örneğin bir atı) (brand), baskı yapmak (imprint) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 411 (of 1303)Anlaşılır ki ayette işaret edilen 2 yoldaş grubunun bir tanesi mağara yoldaşları, diğeriyse yazıcı (rakamlayıcı) yoldaşlarıdır. Bu iki grubunun başından geçen olayların şaşkınlık veren acayip bir durum olduğunu yüce Allah bizlere bildiriyor. Bu iki grup çok sıra dışı, mucizevi bir olay yaşamış olmalılardır. Bu çok ilginç, şaşılacak mucizevi olayı birlikte yaşamış olmaları gereklidir.Kehf suresi 9-26. ayetlerinde yüce Allah 7 gencin başından geçen mucizevi bir zaman yolculuk olayını bizlere bildirmektedir. Bu zaman yolculuğunu gençlere yaptıranlarsa rakim/yazıt yoldaşları olup hiperuzayda bulunan Cibril benzeri şerefli varlıklardır.  Bu şerefli varlıklar yüce Allah'ın izniyle Levh-i Mahfuz'u kodlama yetkisi olan varlıklardır. 

Not 1

*Nebi ve resûl Muhammed.**Mağara.***Rakam.****Şaşılan. Gerçekten de bu kıssa şaşılacak kadar sıra dışı olayları anlatmaktadır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ashâb

Kavram 194

Kısa Açıklama:

194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda ve zamanda kaderleri ortak olanlar. 

Ayetler

Kavram 454

Kısa Açıklama:

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı.  

Ashâb-ı Kehf

Kavram 468

Kısa Açıklama:

468Mağara yoldaşları. Zulümden kaçmak için Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesinde bulunan mağaraya MS 125 yılında giren 7 tek tanrıcı genç. Rakim yoldaşları tarafından 300 Güneş yılı 309 Ay yılı zaman yolculuğu yaptırılan bu gençler MS 425 yılında uyanmışlardır.

Ashâb-ı Rakîm

Kavram 469

Kısa Açıklama:

469Rakam yoldaşları. Evrenimizin bir üst boyutundaki hiperuzayda bulunan şerefli elçiler. Levh-i Mahfuzu yani holografik evren prensibi kapsamında evreni bir üst boyuttan saran, evrenin tüm 3D kuantum bilgilerini içeren 2D zarı/membranı kodlama/rakamlara yetkisi verilen şerefli melekler.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 10

Arapça Metin (Harekeli)

2148|18|10|إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

Latin Literal

10. İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi’ lenâ min emrinâ reşedâ(reşeden).

Türkçe Çeviri

Sığındığı zaman gençler468 kehfe*; öyle ki dediler: “Rabbimiz4! Ver bize katından/indinden bir rahmet271; ve hazırla bize emrimizden/işimizden bir doğruluk61."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:10.&nbsp;Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: “Rabb’imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet.”18:10.&nbsp;When the youths/servants took shelter/refuge to (in) the cave , so they said: "Our Lord give/bring us from at You mercy and prepare/make possible for us from our matter/affair (a) correct/right guidance."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 eva sığındığı أَوَى اوي
3 l-fityetu gençler الْفِتْيَةُ فتي
4 ila إِلَى -
5 l-kehfi mağaraya الْكَهْفِ كهف
6 fe kalu öyle ki, dediler فَقَالُوا قول
7 rabbena Rabb’imiz! رَبَّنَا ربب
8 atina ver bize اتِنَا اتي
9 min مِنْ -
10 ledunke katından/indinden لَدُنْكَ لدن
11 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
12 ve heyyi' ve hazırla وَهَيِّئْ هيا
13 lena bize لَنَا -
14 min مِنْ -
15 emrina emrimizden/işimizden أَمْرِنَا امر
16 raşeden bir doğru yol/bir olgunluk رَشَدًا رشد

Notlar

Not

Anlarız ki genç insanlardan oluşan bir grup insan bir şeyden veya şeylerden korunmak için bir mağaraya sığınmıştır. MS 125 yılında Afşin/Kahramanmaraş'ta bulunan mağaraya girmişlerdir. MS 125 yıllarında Roma İmparatorluğu henüz bölünmemişti ve dev imparatorluğun başında İmparator Hadrianus vardı. Hadrianus MS 117-138 yılları arasında ülkeyi yönetmiştir. MS 125 yılları Yahudiye gölgesinin Roma İmparatorluğu tarafından şiddetli bir baskı altında olduğu dönemlerden birisidir. Roma’nın baskısı Yahudilere olduğu kadar mutlak ki Hristiyanlara da olmuş olmalıdır. Gençlerin gerçekten çok zor durumda oldukları ortadadır. Bu gençler bir mağaraya sığındıklarında yüce Allah’a dua ederek ondan rahmet dileyip yardım istemektedirler. Çok zorlu bir durumdan kendilerini kurtaracak olan doğru bir yol, doğru bir anlayış istemektedirler.

Not 1

*Mağaraya.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Reşad

Kavram 61

Kısa Açıklama:

61Doğruluk/olgunluk.

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

Ashâb-ı Kehf

Kavram 468

Kısa Açıklama:

468Mağara yoldaşları. Zulümden kaçmak için Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesinde bulunan mağaraya MS 125 yılında giren 7 tek tanrıcı genç. Rakim yoldaşları tarafından 300 Güneş yılı 309 Ay yılı zaman yolculuğu yaptırılan bu gençler MS 425 yılında uyanmışlardır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 11

Arapça Metin (Harekeli)

2149|18|11|فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

Latin Literal

11. Fe darabnâ alâ âzânihim fîl kehfi sinîne adedâ(adeden).

Türkçe Çeviri

Öyle ki darbettik/vurduk kulaklarına*  kehfte**; bir dizi sayılı seneler.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:11.&nbsp;Böylece onları yıllar yılı mağarada dış dünyadan habersiz yaptık.18:11.&nbsp;So We stamped/resided/palpitated (refer to in dictionary) on their ears in the cave numerous years.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 federabna Öyle ki, vurduk فَضَرَبْنَا ضرب
2 ala عَلَىٰ -
3 azanihim kulaklarına اذَانِهِمْ اذن
4 fi فِي -
5 l-kehfi mağarada الْكَهْفِ كهف
6 sinine seneler سِنِينَ سنو
7 adeden bir dizi sayılı عَدَدًا عدد

Notlar

Not

Bu ayette yüce Allah bizlere gerçekten çok büyük bir işaret vermiştir. Mağara içinde belirli sayıda, belirli bir sene süresince bu gençlerin kulaklarına vurulduğu anlaşılmaktadır. Kulağa vurulmanın özellikle vurgulanması da boşuna değildir. Gençlerin mağarada kaldıkları bir dizi sene boyunca kulaklarının işlevselliğini yitirdiği işaret edilmektedir. Yüce Allah bu ayetle bizlere gençlerin zaman yolculuğunu yerçekimi marifetiyle yaptığının işaretini verir. Yüksek yerçekimine maruz kalma durumunda iç kulak içinden geçen 7. ve 8. kafa sinirleri iç akustik kanal olarak adlandırılan bir kanalda sıkışır. Bu da gençlerin korkunç bir duruma gelmesini ve bilinçsiz oldukları halde uyanık gibi gözlerinin açık olma durumunu açıklar.Yüce Allah sayılı senelerin kaç sene olduğunu 18:25 ayetinde bildirmiştir. 300 güneş yılı (309 ay yılı).

Not 1

*Yüksek yerçekiminin (ağırlığın) etkisi kulak yakınından geçen 7. ve 8. sinirleri paralizi etmiştir. **Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde bulunan mağarada. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 12

Arapça Metin (Harekeli)

2150|18|12|ثُمَّ بَعَثْنَٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًا

Latin Literal

12. Summe beasnâhum li na’leme eyyul hızbeyni ahsâ limâ lebisû emedâ(emeden).

Türkçe Çeviri

Sonra uyandırdık onları*; bilindik etmemiz için iki gruptan hangisi daha hesaplayıcı onların kaldıkları zamanı.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:12.&nbsp;Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık.18:12.&nbsp;Then We sent/resurrected/revived them to know which (of) the two groups/parties (is) more counting/controlling to what time they remained/waited .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasnahum uyandırdık/gönderdik onları بَعَثْنَاهُمْ بعث
3 linea'leme bilmemiz için لِنَعْلَمَ علم
4 eyyu hangisi أَيُّ -
5 l-hizbeyni iki gruptan/partiden الْحِزْبَيْنِ حزب
6 ehsa hesaplayıcı أَحْصَىٰ حصي
7 lima için لِمَا -
8 lebisu kaldıkları لَبِثُوا لبث
9 emeden zaman أَمَدًا امد

Notlar

Not

Yüce Allah ayette bu gençleri uyandırdığını bildirmektedir. Mağara yoldaşları olan bu gençler baygın durumdan çıkıp kendilerine gelince belli bir zaman sonra dışarı çıkmış olmalılar. Bu gençler mağaradan çıkınca insanlarla karşılaşmışlardır. Bu insanlardan iki grup bu gençlerin mağarada kaç sene kaldığını hesaplayacak olan insanlardır. Bu iki grup gençlerin mağarada kaç sene kaldıklarını hesaplamada ayrılığa düşen iki insan grubu olmalıdır.

Not 1

*Gençleri.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 13

Arapça Metin (Harekeli)

2151|18|13|نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى

Latin Literal

13. Nahnu nakussu aleyke nebeehum bil hakk(hakkı), innehum fityetun âmenû bi rabbihim ve zidnâhum hudâ(huden).

Türkçe Çeviri

Biz; kıssa430 haline getirdik sana onların haberini gerçekle/hakla; doğrusu onlar Rablerine4 iman47 etmiş  gençlerdi; ve ziyade ettik/artırdık onlara* hidayeti.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:13.&nbsp;Biz, sana onların hikâyesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar Rabb’lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti<sup>1</sup>&nbsp;arttırdık.1-&nbsp;Doğru yola yönelme bilinçlerini.18:13.&nbsp;We narrate/inform on (to) you their information/news with the truth , that they truly are youths/servants , they believed with their Lord, and We increased them guidance.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nehnu biz نَحْنُ -
2 nekussu kıssalaştırdık/anlattık نَقُصُّ قصص
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 nebeehum haberini onların نَبَأَهُمْ نبا
5 bil-hakki gerçekle/hakla بِالْحَقِّ حقق
6 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
7 fityetun gençlerdi فِتْيَةٌ فتي
8 amenu inanmış امَنُوا امن
9 birabbihim Rablerine بِرَبِّهِمْ ربب
10 ve zidnahum ve ziyade ettik/artırdık onlara وَزِدْنَاهُمْ زيد
11 huden hidayeti هُدًى هدي

Notlar

Not

Anlarız ki Kur’an’ın indiği dönemde de (MS 610-633) mağara yoldaşlarıyla ilgili çok sayıda yalan yanlış bilgi vardır. Gerçekten de Hristiyan kaynaklarına bakıldığında farklı bilgilerin varlığı görülür. Kıssa ilk olarak 5-6. yüzyılda Suruç (Urfa ilinin ilçesi) Piskoposu Mor Yakup ‘Jacob of Serugh’ (MS 451-521) tarafından anlatılmıştır. İlk anlatım Süryanicedir.  İlk anlatım doğuya ve batıya yayılarak dilden dile dolaşmış, farklı dillere çevrilmiş ve farklılaşma yaşamıştır. Tourslu Gregor (MS 538-594) “Passio Septem Dormientum” isimli eserinde Süryanice olan metni Latinceye çevirmiştir.  Kur’an’ın vereceği bilgiler tartışmasız şekilde haktır, gerçektir. Yüce Allah Kur’an’la son noktayı koyacağını, hak (gerçek) neyse ortaya çıkaracağını bildirmiştir. Mağara ve yazıt/rakam yoldaşlarıyla ilgili hak bilgiyi Rabb’imiz bizlere kıssalaştırarak verecektir. Bu gençlerin yüce Allah katında kıymetli bir yere sahip oldukları bizzat yüce Allah’ın kendisi tarafından bildirilmiştir. Yüce Allah bu gençlere hidayeti artırdığını yani doğruyla yanlışı ayırabilme yetisi verdiğini bizlere bildirmektedir.

Not 1

*Gençlere.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Kıssa

Kavram 430

Kısa Açıklama:

430Anlatı, öykü.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 14

Arapça Metin (Harekeli)

2152|18|14|وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًا لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

Latin Literal

14. Ve rabatnâ alâ kulûbihim iz kâmû fe kâlû rabbunâ rabbus semâvâti vel ardı len ned’uve min dûnihî ilâhen lekad kulnâ izen şetatâ(şetaten).

Türkçe Çeviri

Ve bağladık kalplerini* kıyam167 ettikleri zaman; ve öyle ki dediler: “Rabbimiz4 (ki) Rabbidir4 göklerin162 ve yerin; asla çağırmayız O'nun** astından bir ilâh74; muhakkak ki söylemiş oluruz o zaman sınırı aşan (bir söz)."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:14.&nbsp;Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek<sup>1</sup>: “Bizim Rabb’imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb’idir” dediler. “Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz.”1-&nbsp;Müşrik yönetime başkaldırarak.18:14.&nbsp;And We strengthened/braced , on their hearts/minds , when they stood/kept up , so they said: "Our Lord, Lord (of) the skies/space and the earth/Planet Earth, we will never/not call from other than Him, a god, (what) we had then said (is) being unjust/excess of the limit ."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rabetna ve bağladık وَرَبَطْنَا ربط
2 ala üzerini عَلَىٰ -
3 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
4 iz zaman إِذْ -
5 kamu kalktıkları/dikeldikleri قَامُوا قوم
6 fe kalu ve öyle ki dediler فَقَالُوا قول
7 rabbuna Rabb’imiz رَبُّنَا ربب
8 rabbu Rabb’idir رَبُّ ربب
9 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
10 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
11 len asla لَنْ -
12 ned'ue çağırmayız نَدْعُوَ دعو
13 min مِنْ -
14 dunihi O'nun astından دُونِهِ دون
15 ilahen bir ilah إِلَٰهًا اله
16 lekad muhakkak ki لَقَدْ -
17 kulna söylemiş oluruz قُلْنَا قول
18 izen o zaman إِذًا -
19 şetaten sınırı aşan (söz). شَطَطًا شطط

Notlar

Not

Bu ayetlerle yüce Allah gençlerin mağaraya girmeden önce başlarından geçen olayları özetlemektedir. 18:13 ayetinde işaret edildiği gibi bu gençlerin hidayet sahibi oldukları ortadadır. Kalpleri birbirine bağlanmıştır. Gönülleri birdir, hedefleri birdir, kararları birdir. Ayette geçen ‘iz kâmû’ “kalktıkları/dikeldikleri vakit” geçişini gençlerin uyandıktan sonra ayağa kalkmaları olarak anlamak yanlıştır. Gençlerin dikelmeleri müşrik ve kâfir olan sisteme karşı başkaldırmadır. Yönetime karşı ayağa kalkmaları, dikelmeleri, diklenmeleridir. Zaten sonrası gençler neden bu diklenmeyi yaptıklarını açıklamaktadırlar. Göklerin ve yerin Rabb’i varken onun astından bir ilah asla edinmeyeceklerini bildirmektedirler. Gençlerin şirke karşı bilinçli oldukları hemen anlaşılır. Doğruyu yanlıştan ayırma yetisi verilen bu gençler sistemin kendilerine dayattığı şirk dinini asla kabul etmeyeceklerini deklare etmişlerdir. 

Not 1

*Kalpleri aynı amaç için bağlandı.**Allah'ın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

ilâh

Kavram 74

Kısa Açıklama:

74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

Gökler

Kavram 162

Kısa Açıklama:

162Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Güneş sistemimiz gezegenlerin göklerini içerdiği için göklerdir. Galaksimiz çok sayıda yıldız sistemleri (gökler) içerdiği için göklerdir. Evrenin kendisi çok sayıda galaksiler içerdiği için göklerdir. 

insanın kıyamı

Kavram 167

Kısa Açıklama:

167İnsanın yaratılış özelliği olan beynin (bedenle veya bedensiz) dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç için beynin (bedenle veya bedensiz) ayaklanması/hareketlenmesi.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 15

Arapça Metin (Harekeli)

2153|18|15|هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَٰنٍۭ بَيِّنٍ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

Latin Literal

15. Hâulâi kavmunettehazû min dûnihî âliheh(âliheten), lev lâ ye’tûne aleyhim bi sultânin beyyin(beyyinin), fe men azlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ(keziben).

Türkçe Çeviri

"Şunlar kavmimizdir/toplumumuzdur (ki) edindiler O'nun* astında ilâhlar74; şayet (ki) gelmezler** onlara*** apaçık bir sultânla660; öyle ki kim daha zalimdir257 Allah'a karşı bir yalan iftira402 atan kimseden."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:15.&nbsp;“İşte bunlar, O’nun yanı sıra ilahlar edinenler bizim halkımızdır. Onların ilahlığını gösteren açık bir yetki belgesi getirselerdi ya! Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”18:15.&nbsp;Those (are) Our nation they took from other than Him gods, if only they come on them with a proof/authority , clear/shown/explained, so who (is) more unjust/oppressive than who fabricated/cut and split on (about) God lies/denials/falsifications?</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ha'ula'i şunlar هَٰؤُلَاءِ -
2 kavmuna kavmimiz قَوْمُنَا قوم
3 ttehazu edindiler اتَّخَذُوا اخذ
4 min مِنْ -
5 dunihi O'nun astından دُونِهِ دون
6 aliheten ilahlar الِهَةً اله
7 levla gerekmez mi? لَوْلَا -
8 ye'tune gelmeleri يَأْتُونَ اتي
9 aleyhim onların عَلَيْهِمْ -
10 bisultanin bir delille/yetkiyle بِسُلْطَانٍ سلط
11 beyyinin apaçık بَيِّنٍ بين
12 fe men öyle ki, kim فَمَنْ -
13 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
14 mimmeni kimseden مِمَّنِ -
15 ftera iftira atan افْتَرَىٰ فري
16 ala karşı عَلَى -
17 llahi Allah'a اللَّهِ -
18 keziben bir yalan كَذِبًا كذب

Notlar

Not

Bu ayette gençler kendi kavimleri haricinde başka bir gruba kavimlerinin durumunu anlatmaktadırlar. Kavimlerini şikâyet etmektedirler. Apaçık bir delil (yetki) olmadan Allah’a karşı bir yalan iftira eden kimsenin zalim bir kimse olduğunu bildirmektedirler. Gençler şeytanın aldatması hakkında bizleri bilgilendirmektedir. Şirk konusu çok ama çok önemlidir. Yüce Allah'ın affetmem dediği bu günahın ne olduğunu iyi anlamak gereklidir.Bak; https://kuranmucizeler.com/sirk-nedir

Not 1

*Allah'ın.**Sözde ilâhlar.***Kavimdeki/toplumdaki insanlara.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

ilâh

Kavram 74

Kısa Açıklama:

74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Din konusunda Allah'a iftira atmak, yalan uydurmak.

Kavram 402

Kısa Açıklama:

402Kutsal kitapların astından olan söylenti/hadis kitaplarıyla (Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzus Sâlihîn vb. ) Yüce Allah'ın bizzat kendisine ve onun resûllerine iftira atmak. Allah'ın adına kutsi hadisler uydurmak. Tamamı zan olan 'Resûl buyurdu ki' sözleriyle resûl adına  uydurulmuş bir din oluşturmak. Sünnet adı altında resûle iftira olan sözlere/hadislere tabi olmak. Mezheplere tabi olmak. Tarikatlara tabi olmak. Sadece Kur'an, sadece kutsal kitap dememek.      

Sultân, sultân.

Kavram 660

Kısa Açıklama:

660Yetki, salahiyet, otorite.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 16

Arapça Metin (Harekeli)

2154|18|16|وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا

Latin Literal

16. Ve izi’tezeltumûhum ve mâ ya’budûne illâllâhe fe’vû ilel kehfi yenşur lekum rabbukum min rahmetihî ve yuheyyi’ lekum min emrikum mirfekâ(mirfekan).

Türkçe Çeviri

Ve uzaklaştığınız* zaman onlardan**; ve Allah’ın dışında kulluk46 ettiklerinden***; öyleyse sığının kehfe****; yaysın sizlere Rabbiniz4 rahmetinden271; ve hazırlasın sizlere emrinizden/işinizden bir kolaylık/rahatlık/hoşluk.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:16.&nbsp;“Mademki onlardan ve Allah’tan başka kulluk<sup>1</sup>&nbsp;ettikleri şeylerden ayrılmayı tercih ettiniz, o halde mağaraya sığının ki, Rabb’iniz size rahmetini açsın ve size destek olarak işlerinizi kolaylaştırsın.”1-&nbsp;Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur, seçim kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir.&nbsp;Kulluk; ya Allah’a özgü olur ya da Allah’ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah’a özgü olması&nbsp;özgürlüktür, Allah’tan başkasına ki bu bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise&nbsp;köleliktir.&nbsp;Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur.&nbsp;Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah’a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir.&nbsp;İbadet, kulluğun mastar formudur.18:16.&nbsp;And when you separated/isolated/withdrew yourselves from them and what they worship, except God, so takeshelter/refuge to the cave , your Lord spreads/extends for you from His mercy, and He prepares/makes possible for you from your matter/affair convenience/benefit/help.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve izi Ve zaman وَإِذِ -
2 a'tezeltumuhum uzaklaştığınız onlardan اعْتَزَلْتُمُوهُمْ عزل
3 ve ma ve وَمَا -
4 yea'budune ibadet ettiklerinden يَعْبُدُونَ عبد
5 illa haricinde إِلَّا -
6 llahe Allah’ın اللَّهَ -
7 fe'vu öyleyse sığının فَأْوُوا اوي
8 ila إِلَى -
9 l-kehfi mağaraya الْكَهْفِ كهف
10 yenşur yaysın يَنْشُرْ نشر
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 rabbukum Rabb’iniz رَبُّكُمْ ربب
13 min مِنْ -
14 rahmetihi rahmetinden رَحْمَتِهِ رحم
15 ve yuheyyi' ve hazırlasın وَيُهَيِّئْ هيا
16 lekum sizlere لَكُمْ -
17 min مِنْ -
18 emrikum emrinizden/işinizden أَمْرِكُمْ امر
19 mirfekan bir kolaylık/rahatlık/hoşluk. مِرْفَقًا رفق

Notlar

Not

18:15 ayetinde gençleri dinleyen bir grubun gençleri bir mağaraya yönlendirdiği anlaşılmaktadır. Bu grup şirke dâhil olmayan, şirkten uzaklaşan gençlere yüce Allah’ın rahmetinden bağışlayacağını ve bu gençlere işlerinde kolaylık vereceğini bildirmektedir. Anlarız ki gençlere öğüt veren bu grup üyeleri de tek tanrıcı, yüce Allah’a teslim olmuş kimselerdir. Bu grup kimselerin gençlerin mağaraya girmesi sonrası başlarına bazı olayların geleceğini bilmeleri dikkat çekicidir. Hatta ayetten bu kimselerin gençleri yüce Allah’ın kendilerine hazırladığı rahmete yani kurtuluşa ulaşmaları için bir mağaraya yönlendirdikleri de anlaşılır. Gençleri mağaraya yönlendiren bu grup rakim/yazıt yoldaşlarıdır. Cibril benzeri şerefli elçiler olan bu kimseler gençlere yardım etmektedirler. Gençleri mağaraya yönlendiren bu grup rakim/yazıt yoldaşlarıdır. Cibril benzeri şerefli elçiler olan bu kimseler gençlere yardım etmektedirler. 

Not 1

*Gençlere konuşan rakîm ashabından şerefli meleklerdir. Gençleri bir mağaraya yönlendirmektedirler.**Kavimdeki/toplumdaki insanlardan.***Sözde ilâhlardan.****Mağaraya.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Kulluk etmek

Kavram 46

Kısa Açıklama:

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.  

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 17

Arapça Metin (Harekeli)

2155|18|17|وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

Latin Literal

17. Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).

Türkçe Çeviri

Ve* görürsün Güneş’i; doğduğu/yükseldiği zaman eğilir mağaralarından** sağa doğru; ve battığı*** zaman makaslar/çaprazlar onları**** sola doğru; ve onlar***** içindedirler bir gedik/bir oyuk onun******; işte bu; ayetlerindendir237 Allah'ın; kimi kılavuzlar doğru yola Allah, öyle ki o doğru yolu bulandır; ve kimi saptırır, öyle ki asla bulamazsın ona bir mürşid60 veli28.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:17.&nbsp;Onlar, mağaranın geniş bir dehlizinde bulunurlarken, Güneş’in doğduğu zaman, mağaralarından sağa tarafa yöneldiğini, battığı zaman da sol tarafa doğru onları makaslayıp geçtiğini görürsün.<sup>1</sup>&nbsp;Bu Allah’ın âyetlerindendir.<sup>2</sup>&nbsp;Allah, kimi doğru yola iletirse<sup>3</sup>, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de sapkınlıkta bırakırsa<sup>3</sup>, artık onun için yol gösteren bir veli<sup>4</sup>&nbsp;bulamazsın.1- Güneş hiçbir durumda onların üzerlerine vurup onları rahatsız etmiyor.&nbsp;2-Mucizelerindendir.&nbsp;3-.&nbsp;Allah, sapkınlığı hak edeni, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı, sapkınlığı tercih edeni saptırır; doğru yola iletilmeyi hak edeni, doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı, doğru yolu tercih edeni de doğru yola iletir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Doğru yolu seçmek ve sapkınlık konusu insanın dilemesiyle ilgilidir. Sorumluluk insana aittir.&nbsp;4-&nbsp;Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.18:17.&nbsp;And you see the sun when it rose/ascended/appeared, it bends and curves/visits on their cave that of the right, and when it departed/declined/set, it parallels/crosses/passes them that of the left, and they are in an opening from it; that (is) from God’s verses/signs/evidences; whom God guides so he is the guided, and whom He misguides/who misguides (others) so you will never/not find for him a guardian/ally a correct/right guide.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tera ve görürsün وَتَرَى راي
2 ş-şemse Güneş’i الشَّمْسَ شمس
3 iza zaman إِذَا -
4 taleat doğduğu/yükseldiği طَلَعَتْ طلع
5 tezaveru eğilir تَزَاوَرُ زور
6 an عَنْ -
7 kehfihim mağaralarından كَهْفِهِمْ كهف
8 zate doğru ذَاتَ -
9 l-yemini sağa الْيَمِينِ يمن
10 ve iza ve zaman وَإِذَا -
11 garabet battığı (Güneş) غَرَبَتْ غرب
12 tekriduhum makaslar/çaprazlar onları تَقْرِضُهُمْ قرض
13 zate doğru ذَاتَ -
14 ş-şimali sola الشِّمَالِ شمل
15 vehum ve onlar وَهُمْ -
16 fi içindedirler فِي -
17 fecvetin bir gedik/bir oyuk فَجْوَةٍ فجو
18 minhu onun (mağaranın) مِنْهُ -
19 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
20 min مِنْ -
21 ayati ayetlerindendir ايَاتِ ايي
22 llahi Allah'ın اللَّهِ -
23 men kimi مَنْ -
24 yehdi kılavuzlar doğru yola يَهْدِ هدي
25 llahu Allah اللَّهُ -
26 fe huve öyle ki o فَهُوَ -
27 l-muhtedi doğru yolu bulandır الْمُهْتَدِ هدي
28 ve men ve kimi وَمَنْ -
29 yudlil saptırır يُضْلِلْ ضلل
30 felen öyle ki asla فَلَنْ -
31 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
32 lehu ona لَهُ -
33 veliyyen bir veli (yakın koruyucu) وَلِيًّا ولي
34 murşiden bir doğru yol/bir olgunluk. مُرْشِدًا رشد

Notlar

Not

Yüce Allah bu ayette mağaranın pozisyonuyla ilgili muhteşem güzellikte bilgiler veriyor. Tek yapmamız gereken ayetleri doğru çevirip olduğu gibi yüce Allah’ın işaretlerini izlemektir. Bu ayette doğu ve batı yönleriyle birlikte sağ ve sol yönleri de işaret ediliyor. Doğu ve batı yönlerinde zaten bir sorun yok. Güneş’in doğduğu yer doğu, battığı yer batı olur. Ancak sağ ve sol yönleri için durum daha karmaşıktır. Bu nedenle ayette Rabb’imiz sağ ve sol yön işaretiyle hangi yönleri işaret etmiş öncelikle bunu bulmamız gereklidir.'Ve görürsün Güneş’i” işareti önemlidir. Arapça gramer olarak ‘تَرَىٱلشَّمْسَ’, “tere ş-şemse” geçişindeki ‘تَرَى’ “tere” fiili ikinci şahıs tekil olarak gelmiştir. Sesleniş direkt olarak Muhammed peygamberedir. Muhammed peygambere olan seslenişi biz kendi üzerimize de alabiliriz. Bu nedenle ayetleri mağara ve rakim yoldaşları dışında bir kimsenin gözünden okumak durumdayız. Analiz mağara içindeki gençlerin gözünden yapılmamalıdır. Bu nokta çok önemlidir. Bu nedenle mağara içinde değil, mağarayı dışardan gören bir kimse olarak analiz yapmak durumundayız. Güneş’in doğuşunu izleyen ve Güneş’i sağına doğru eğildiğini gören bir kimse mutlak ki kuzey yarım kürededir. Sağ taraf da her zaman güney olur. Sol tarafsa her zaman kuzey olur. demek ki ayette geçen sağ güneyi, sol da kuzeyi işaret eder.Ayetin devamında “ve battığı (Güneş) vakit makaslar/çaprazlar onları, sola doğru” buyrulmuştur. “Makaslar (çaprazlar) onları”, ‘تَّقْرِضُهُمْ’, ‘takrıduhum’ fiilindeki “onları” zamiri mağara içindeki gençleri işaret eder. Güneş’in batışı esnasında farklı bir durum oluştuğunu yüce Rabb’imiz bizlere bildiriyor. Güneş batarken Güneş ışınları mağara girişini içerideki gençlere göre çaprazlayacak şekilde aydınlatmaktadır. Bu makaslama sola doğru olmaktadır yani kuzeye doğru. Anlarız ki Güneş ışığı Güneş batarken mağara girişinin kuzey duvarının içine düşmektedir. Makaslama (çaprazlama) kelimesinden anlarız ki Güneş batımından bir süre önce mağara girişinin kuzey iç duvarı yönüne Güneş ışığı düşmeye başlamaktadır. Güneş’in batmak için eğilmesiyle birlikte bu aydınlanma mağara girişinin kuzey iç duvarında mağara içine doğru ve daha yükseğe doğru hareket etmektedir. Bu ışık hareketi mağara içindeki gençleri kuzey-sol duvardan çaprazlamaktadır. Açık olarak anlarız ki mağara içinde, mağaranın daha derinlerinde bir yarık, bir boşluk, bir gedik vardır. Gençler mağaraya sadece girmekle kalmamış onun en gizli, en derin, en görünmez yerine saklanmışlardır. Gençleri makaslayan/çaprazlayan akşam güneşi onları soldan yani kuzeyden çaprazladığına göre mutlak ki bu gençler mağaranın güney yönüne doğru yerleşim gösteren bir oyuğa, bir gediğe, bir boşluğa, bir aralığa saklanmış olmalılardır. Bu şartlara uygun bir mağaranın girişi mutlak ki kuzey-batıya bakmalıdır.Yüce Allah’ın izniyle Kur’an’ın çok büyük bir mucizesine tanık olacaksınız. Gerçek Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası nerede? Yüce Allah'ın gerçek Ashab-ı Kehf mağarasının GPS koordinatlarını 17. ayette vermesi 2023 yılı itibariyle tecelli etmiştir. Ayet 34 kelimeden oluşur. İşaret ettiği konuya göre 3 parçadan oluşur. 1. parça; 9 kelime ve 36 harften oluşur. Mağaranın dünya üzerindeki konumunu işaret eder. Mağara kuzey yarımkürededir. 2. parça; 10 kelime ve 38 harften oluşur. Gençlerin mağara içindeki konumunu işaret eder. Gençler mağaranın güneyindedir.3. parça; 15 kelime ve 51 harften oluşur. Doğru yola kılavuzlu olanların gerçek mağarayı bulacağını işaret eder.Aşağıdaki resimde 1. kısmın 36. derece doğu boylamını işaret etmesi görülmektedir.    Aşağıdaki resimde 2. kısmın 38 derece kuzey enlemini işaret etmesi gösterilmiştir.   Aşağıdaki resimde 3. kısmın doğru mağaraya kılavuzlaması gösterilmiştir.Aşağıdaki resimde 17. ayetin işaretiyle ortaya çıkan Google Earth görüntüsü vardır. Afşin bölgesinin bu alanda kaldığı görülür.Mağaranın metresine kadar GPS değerini verecek olan şeyse ayetin künyesi olan 17. sayısıdır. 17 sayısı da gerçek ashab-ı kehf mağarasını metresine kadar gösterir.Mağara neden 17 metre daha batıda?Bunun nedeni Anadolu plakasının depremlerle batıya doğru kaymasındandır. Doğu Anadolu fay hattı boyunca Anadolu levhasının batıya doğru kayması yılda yaklaşık 18 mm’dir. Yani her yıl Anadolu levhası batıya doğru 1,8 cm kaymaktadır. Basit bir hesapla anlarız ki 34,6 metrelik batıya bir kayma yaklaşık olarak 1922 yılda gerçekleşebilir. Bu da Rabb’imizin bir işareti olarak karşımıza çıkar. Google Earth resmi 2022 yılında alındığına göre 2022 yılından 1922 yıl geriye gittiğimizde MS 100 yılını elde ederiz. Demek ki MS 100-150 yıllarında gençler mağaraya girmiş olmalıdır.2023 yılı itibariyle büyük bir Kur'an mucizesi ortaya çıkmıştır. Elbette bu büyük mucize Yüce Allah'ın izniyle meydana gelmiştir. Ne mutlu Kur’an’a tanık olanlara! Ne mutlu mağara yoldaşları gibi tek tanrıcı olanlara! Hanif olanlara!Ne mutlu atalar dinini terk edenlere!Ne mutlu sadece Kur’an diyenlere!

Not 1

*Otuz dört kelimelik bu muhteşem ayetin harfleri gerçek ashâb-ı kehf mağarasının GPS koordinatlarını 36 derece, 51 dakika, 17 saniye doğu ve 42 derece kuzey olarak metresine kadar vermiştir. Kahramanmaraş ilimizdeki Afşin'deki mağara şerefli Kur'an'da işaret edilen gerçek mağaradır.  **Gençlerin.***Güneş.****Gençleri.*****Gençler.******Mağaranın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Veli

Kavram 28

Kısa Açıklama:

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.

mürşid

Kavram 60

Kısa Açıklama:

60Doğruluk/olgunluk sahibi.

Ayetler

Kavram 237

Kısa Açıklama:

237Ayet kelimesi gösterge, işaret, kanıt, mucize anlamındadır. Çoğul olarak kullanıldığında Yüce Allah'ın varlığına kanıt olacak muhteşem mucizeleri işaret eder. Evrenin kendisi içindeki her şeyle Yüce Allah'ın ayetlerindendir. Evren kitabını bilimsel olarak okuyanlar Yüce Allah'ın bu ayetlerine tanıklık ederler.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 18

Arapça Metin (Harekeli)

2156|18|18|وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

Latin Literal

18. Ve tahsebuhum eykâzan ve hum rukûd(rukûdun), ve nukallibuhum zâtel yemîni ve zâteş şimâl(şimâli), ve kelbuhum bâsitun zirâayhi bil vasîd(vasîdi), levittala’te aleyhim le velleyte minhum firâren ve le muli’te minhum ru’bâ(ru’ben).

Türkçe Çeviri

Ve düşünürsün (ki) onlar* uyanıklardır; ve (oysa) onlar* uykudadırlar; ve çeviriyorduk onları** sağlarına doğru ve sollarına doğru; ve köpekleri (ki) uzatmıştı iki ön ayağını kapı/giriş eşiğinde; eğer karşılaşıp baksaydın onlara*** mutlak sırt çevirirdin onlardan**** bir firar (la)/bir kaçış (la); ve mutlak dolardı içine onlardan**** bir korku/bir dehşet*****.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:18.&nbsp;Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.18:18.&nbsp;And you think/suppose them (to be) awake/alert, and they are asleep/lying down, and We turn them/turn them around that of the right (side), and that of the left (side), and their dog (is) spreading/extending its two arms (paws) at the cave/doorstep/mountain , if you saw/looked on/over them you would have turned away from them escaping/fleeing/running away, and you would have been filled (by) terror/fright from them.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tehsebuhum ve sanırsın onlar وَتَحْسَبُهُمْ حسب
2 eykazen uyanıklar أَيْقَاظًا يقظ
3 vehum ve (oysa) onlar وَهُمْ -
4 rukudun uykudadır رُقُودٌ رقد
5 ve nukallibuhum ve çeviririz onları وَنُقَلِّبُهُمْ قلب
6 zate doğru ذَاتَ -
7 l-yemini sağlarına الْيَمِينِ يمن
8 ve zate ve doğru وَذَاتَ -
9 ş-şimali sollarına الشِّمَالِ شمل
10 vekelbuhum ve köpekleri وَكَلْبُهُمْ كلب
11 basitun uzatmıştır بَاسِطٌ بسط
12 ziraayhi ön ayaklarını ذِرَاعَيْهِ ذرع
13 bil-vesidi kapı/giriş eşiğinde بِالْوَصِيدِ وصد
14 levi eğer لَوِ -
15 ttalea'te karşılaşıp baksaydın اطَّلَعْتَ طلع
16 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
17 levelleyte mutlak sırt çevirirdin لَوَلَّيْتَ ولي
18 minhum onlardan مِنْهُمْ -
19 firaran bir firar (la)/bir kaçış (la) فِرَارًا فرر
20 velemuli'te ve mutlak içine dolardı وَلَمُلِئْتَ ملا
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 rua'ben bir korku/bir dehşet. رُعْبًا رعب

Notlar

Not

Zaman yolculuğu için gerekli olan kara delik gücündeki yüksek yer çekiminin en azında çok küçük bir kısmına maruz kalan gençlerin 7. ve 8. kafa sinirlerinin kulak içindeki internal (iç) akustik kanalda sıkıştığı anlaşılır. 7. ve 8. kafa sinirleri sıkışmaya bağlı etkisiz hale gelmiştir; devreden çıkmıştır. 7 ve 8. kafa sinirlerinin etkisiz hale gelmesi bir insanda ne gibi problemlere olur?8. sinir etkisiz hale gelirse kişi dış dünyadan hiçbir sesi duyamaz, dengesiyle ilgili veri alamadığı için sağa ve sola döndürülse de bunu fark edemez. Konumunu algılayamaz. Peki, 7. sinir etkisiz hale gelirse ne olur?Her iki 7. sinir etkisiz kaldığında kişi göz kapaklarını kapatamaz. Bu kimse bilinci yerinde olmasa bile, uyuyor olsa bile göz kapaklarını kapatamadığı için uyanıkmış gibi görünür. Yüz kaslarının çalışması mümkün olmadığından ağız kenarları aşağıya doğru kayar. Yüzde ifade kaybı gelişir. Gençlerin uyuyor oldukları hâlde sanki uyanık gibi görünmeleri 7. sinirin etkisiz hale geldiğine büyük işarettir.Her iki 7. siniri etkisiz hâle gelmiş bir insanın dış görünümü nasıl olur? Peygamberimiz gibi hayatında belki de çift taraflı 7. sinir felci geçiren bir kimseyi hiç görmemiş bir insanın bu şekilde görünen bir kişiyi karşısında gördüğünde içinin korkuyla dolması ve arkasını dönüp firar edecek olması gayet normaldir. Sadece peygamberimiz için değil, normal bir insanın içinin korkuyla dolması kaçınılmazdır. Çift taraflı fasyal paralizi görülme oranı 5 milyonda 1’dir. Çok çok nadir olarak görülür.Gençler neden sağa-sola çevrildi?Ayette “ve çeviririz onları sağlarına doğru ve sollarına doğru” buyrulmuştur. Ayetten yüce Allah’ın bu gençleri sağ tarafına ve sol tarafına doğru çevirdiği bildirilmektedir. Gençler tüm yönlerden eşit bir yer çekimi kuvvetine maruz kalmıştır. Böylece sanki uzayda serbest hareket eden astronotlar gibi anne karnında amniyon sıvısı içinde özgürce hareket eden bir cenin gibi hareket etmişlerdir. Gençleri etkileyen yer çekimi tüm yönlerden eşit olmasaydı bu gençler yer çekiminin güçlü olduğu tarafa doğru tabiri caizse yapışacaklardı. Asimetrik bir yer çekimi de bedenlerine zarar verecekti. Bir köpeğin yatış pozisyonu üzerinden verilen işaret:Ayette ”ve köpekleri; uzatmıştır iki ön ayağını, kapı/giriş eşiğinde” buyrulmuştur. Anlarız ki köpek arka ayaklarını uzatmamıştır. Arka ayaklarını da uzatmış olsaydı bu kez karnı üzerine yatmış olacaktı. Bu yatış serinlemeye çalışan bir köpeğin yatış pozisyonudur. Oysa yüce Allah köpeğin sadece ön ayaklarını uzattığını bildirmektedir. Demek ki köpeğin arka iki ayağı topludur. Ön ayaklar uzatılmış, arka ayaklar toplu hâldeki duruşa aslan “sfenks” yatışı denir.

Not 1

*Gençler.**Gençleri.***Gençlere.****Gençlerden.*****Gençlerin korkulacak şekle gelmelerinin nedeni 7. ve 8. baş sinirlerinin paralizi olması nedeniyle gözlerinin açık olması ve yüz şekillerinin zombi gibi görünmesi nedeniyledir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 19

Arapça Metin (Harekeli)

2157|18|19|وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

Latin Literal

19. Ve kezâlike beasnâhum li yetesâelû beynehum, kâle kâilun minhum kem lebistum, kâlû lebisnâ yevmen ev ba’da yevm(yevmin), kâlû rabbukum a’lemu bi mâ lebistum feb’asû ehadekum bi verıkıkum hâzihî ilel medîneti fel yanzur eyyuhâ ezkâ taâmen fel ye’tikum bi rızkın minhu vel yetelattaf ve lâ yuş’ırenne bikum ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

Ve işte böyledir; uyandırdık onları* sormaları için aralarında**; dedi bir konuşan*** onlardan****: “Ne kadar kaldınız?”; dediler*****: “Kaldık bir gün ya da günün bir parçası”; Dediler******: “Rabbiniz4 bilir kaldığınızı; öyleyse gönderin sizlerin birini varağınızla1074 şu şehre; öyle ki baksın hangisi saf/temiz bir yiyecek; öyle ki getirsin size bir rızık ondan; ve latif olsun/kibar-yumuşak davransın; ve sezdirmesin sizler hakkında birisine.”

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:19.&nbsp;Onları uyandırdık ve böylece birbirlerine sormaya başladılar. Onlardan biri şu soruyu sordu: “Ne kadar kaldınız?” “Bir gün veya günün bir bölümü kadar.” dediler. Kimisi de: “Ne kadar kaldığınızı Rabb’iniz bilir.” dedi. “Sizden birisini, gümüş paranızla şehre gönderin. Hangi yiyeceği seviyorsanız ondan yiyecek getirsin. Ve sizi kimseye sezdirmemeye dikkat etsin.”18:19.&nbsp;And as/like that We sent/resurrected/revived them to ask/question each other between them, a speaker from them said: "How much (have) you stayed/remained ?" They said: "We stayed/remained a day or part of a day." They said: "Your Lord (is) more knowledgeable with what you stayed/remained , so send one of you with this your paper/money to the city/town so he looks/watches/waits (E) which/what (is a) more pure/correct food, so he comes to you with a provision/means of livelihood from it, and (he) should be courteous/polite , and do not make anyone feel/know/sense with (about) you."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 beasnahum uyandırdık onları بَعَثْنَاهُمْ بعث
3 liyetesa'elu sormaları için لِيَتَسَاءَلُوا سال
4 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
5 kale dedi قَالَ قول
6 kailun bir konuşan قَائِلٌ قول
7 minhum onlardan مِنْهُمْ -
8 kem ne kadar كَمْ -
9 lebistum kaldınız لَبِثْتُمْ لبث
10 kalu dediler قَالُوا قول
11 lebisna kaldık لَبِثْنَا لبث
12 yevmen bir gün يَوْمًا يوم
13 ev veya أَوْ -
14 bea'de bir parçası بَعْضَ بعض
15 yevmin günün يَوْمٍ يوم
16 kalu dediler قَالُوا قول
17 rabbukum Rabb’iniz رَبُّكُمْ ربب
18 ea'lemu bilir أَعْلَمُ علم
19 bima بِمَا -
20 lebistum kaldığınızı لَبِثْتُمْ لبث
21 feb'asu öyleyse gönderin فَابْعَثُوا بعث
22 ehadekum sizlerin birini أَحَدَكُمْ احد
23 biverikikum varağınızla بِوَرِقِكُمْ ورق
24 hazihi şu هَٰذِهِ -
25 ila إِلَى -
26 l-medineti şehre الْمَدِينَةِ مدن
27 fe lyenzur öyle ki baksın فَلْيَنْظُرْ نظر
28 eyyuha hangisi أَيُّهَا -
29 ezka saf/temiz أَزْكَىٰ زكو
30 taaamen bir yiyecek طَعَامًا طعم
31 fe lye'tikum öyle ki, getirsin size فَلْيَأْتِكُمْ اتي
32 birizkin bir rızık بِرِزْقٍ رزق
33 minhu ondan مِنْهُ -
34 velyetelettaf ve latif olsun/kibar-yumuşak davransın وَلْيَتَلَطَّفْ لطف
35 ve la ve وَلَا -
36 yuş'iranne sezdirmesin يُشْعِرَنَّ شعر
37 bikum sizler hakkında بِكُمْ -
38 ehaden birisine أَحَدًا احد

Notlar

Not

İlk bakışta hemen anlaşılır ki 18:19 ayetinde iki ayrı grup arasında bir konuşma geçmektedir. Bu iki grubun başından geçen olayların muhteşem bir acayip olay olduğu 18:9 ayetinde bildirilmişti. Bu iki grup kehf (mağara) yoldaşları ve rakim (yazıt/rakamlayıcı) yoldaşlarıdır. Gençler uyandıklarında rakim yoldaşlarının da yanlarında hazır olduğu ayetten anlaşılır. Gençleri mağaraya yönlendirmiş olan bu rakim yoldaşları gençler uyandığında da yanlarındadır. Zaman yolculuğundan çıkan mağara yoldaşları olan gençler durumdan henüz tam olarak haberdar değildir. Rakim yoldaşları da onlarla birliktedir. Aralarında konuşurlar. Rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşlarından bir konuşan kimse “Ne kadar kaldınız?” diye gençlere sormaktadır. Bu soruya gençler “Kaldık bir gün ya da günün bir parçası” olarak cevap vermiştir. Rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşlarının bu soruyu sormaları gençlerin her birinin cevabını tüm gençlerin duyması içindir. Zaten cevap hep bir ağızdan “Kaldık bir gün ya da günün bir parçası” olarak çıkmaktadır. Rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşları yüce Allah’tan aldıkları emri yerine getirmektedirler. Kaldıkları süreyi yüce Allah’ın belirlediğini, onun emriyle işlerin gerçekleştiğini bildirmek için “Rabb’iniz bilir kaldığınızı” demektedirler. Daha sonra “öyleyse gönderin sizlerin birini varağınızla şu şehre; öyle ki baksın hangisi saf, temiz bir yiyecek; öyle ki, getirsin size bir rızık ondan; ve latif olsun/kibar-yumuşak davransın; ve sezdirmesin sizler hakkında birisine.” diyerek cevap vermişlerdir. Dikkat edilirse ayetteki zamirler iki grup arasında geçen bir konuşmayı işaret etmektedir. Sadece gençler arasında bir konuşma gerçekleşmiş olsaydı cümlelerin şu şekilde olması beklenirdi;“Ne kadar kaldık?”, “Kaldık bir gün ya da günün bir parçası”, “Rabb’imiz bilir kaldığımızı; öyleyse gönderelim bizlerden birini varağımızla şu şehre; öyle ki baksın hangisi saf/temiz bir yiyecek; öyle ki, getirsin bize bir rızık ondan; ve latif olsun/kibar-yumuşak davransın; ve sezdirmesin bizler hakkında birisine.” Açık ve net olarak anlaşılıyor ki zamanda yolculuk yapan mağara yoldaşlarının yanında onlardan başka bir grup daha vardır. Bu grup rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşlarıdır.Ayetten anlaşılır ki bu kimseler insanların yiyeceğinden; insanların rızkından yememektedirler. Ayrıca ilerleyen ayetlerde göreceğimiz gibi gençlerin fark edilmesi durumunda başlarına kötü olaylar geleceğini de bilmektedirler. Böylece anlarız ki bu rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşları insan değildir. Rakim (yazıt, rakamlayıcı) yoldaşları daha önce İbrahim ve Lut peygamberlere de gelmişti:11:69 Ve ant olsun geldi resullerimiz/elçilerimiz İbrahim'e müjdeyle; dediler: “Selam”; dedi (İbrahim): “Selam”; öyle ki, değildi kaldı (uzun süre), ki getirdi (İbrahim) kızartılmış bir buzağı.11:70 Öyle ki, ne zaman gördü (İbrahim) ellerini onların; uzanmadı/varmadı ona (kızarmış buzağıya); hoşlanmadı onlardan; ve endişelendi onlardan bir korku (-yla); dediler: “Endişelenme; doğrusu biz gönderildik Lut kavmine.Bu iki ayetten anlarız ki İbrahim peygambere gelen elçiler Kehf suresinde işaret edilen rakim yoldaşları benzeri bir gruptur. İbrahim peygambere gelen bu elçilerin yemek yemediklerine dikkat çekilmesi çok büyük bir işarettir. Yüce Allah’ın bu işareti vermesinin nedeni bu kimselerin insan olmadıklarını işaret etmek içindir. İbrahim peygamber sonrası Lut peygambere ulaşan bu elçilerle ilgili aşağıdaki ayetlerde bilgi verilmiştir. 11:77 Ve ne zaman ki geldi resullerimiz/elçilerimiz Lut'a; kederlenip kötüleşti onlardan; ve daraldı göğsü onlardan bir sıkıntı (-yla); ve dedi: “Bu kritik/zorlu bir gündür.”11:81 Dediler: “Ey Lut! Doğrusu biz resulleriyiz/elçileriyiz Rabb’inin; asla ulaşmazlar sana; öyle ki, yürü ailenle geceden bir kesimde; ve dönmesin sizden biriniz; ancak hanımın; doğrusu o vurur ona; onları vuran; doğrusu vadedilen vakit onlara sabahtır; değil midir sabah yakın?”11:81 ayetinde de büyük bir işaret vardır. Bu işaret “asla” kelimesidir. Ayetin Arapçasında “len” olarak geçen “asla” kelimesi bir şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı durumlar için kullanılır. Türkçede de “asla” kelimesi anlamı tam olarak veren bir kelimedir. Ayette konuşanlar elçilerdir. Bu elçilerin geleceği kesin olarak bildikleri aşikârdır. Lut kavminin başına gelecek felaketin sabah olacağını da kesin olarak bilmektedirler. Lut peygamberin karısının kurtulamayacağını da kesin olarak bilmektedirler. Bu nedenle bu elçiler insan olamaz. Bunlar İbrahim peygamberinin kızarmış buzağısından yemeyen, geleceği bilen ve hatta yüce Allah’ın izniyle rakamlanarak yazılmış bilgi deposu olan Levh-i Mahfuz’a müdahale yetkisi olan rakim yani rakamlayıcı (yazıcı) yoldaşlarıdır. Hiperuzayda bulunan Cibrîl benzeri şerefli varlıklardır. Gençlerin ellerinde olan varakları deri para olabilir mi?18:19 ayetinde “öyleyse gönderin sizlerin birini varağınızla şu şehre” buyrulmaktadır. Kur’an’da altın (ٱلذَّهَبَ) (z-zeheb) olarak, gümüşse (ٱلْفِضَّةَ) (lfiddet) olarak geçmektedir. Kur’an’da (ورق) “vrq” kelimesi toplam 4 yerde geçer. 6:59, 7:22, 20:121 ayetlerinde yaprak olarak kullanılmıştır. Aynı geçiş tam olarak 18:19 ayetinde de geçmektedir.18:19 ayetinde geçen “biverikikum” kelimesi tam olarak “varakınız ile” olarak çevrilebilir. Varak kelimesinin ilk anlamı düşünüldüğünde ayette farklı bir işaret olabilir. Varak kelimesi kâğıt parçası, deri parçası, papirüs gibi çok ince nesneler için kullanılır. Yüce Allah 18:19 ayetinde “şu varakınız ile” buyururken kâğıt para gibi ince, para yerine geçen çok ince deri parçasını işaret etmiş olabilir.Delillerimizi sunalım:Ayette paranın altın veya gümüş olduğu belirtilmemiştir. Yüce Allah dileseydi altın veya gümüş para buyurarak bize işaret verebilirdi elbette. Ayrıca Arapçada demir para (عملة) ve/veya sikke (نقود) ayrı bir kelime olarak geçmektedir. Ama yüce Allah’ın bu parayı “varak” olarak işaret etmesi bu paranın kâğıt paraya benzer bir para olduğunu düşündürebilir.    

Not 1

*Gençleri.**Gençler birbirlerine "ne oldu bize?" diye soruyorlardı.***Gençlerle birlikte zaman yolculuğuna eşlik eden rakîm ashabından bir şerefli melek. Bu melek gençlere "ne kadar kaldınız haberiniz var mı?" şeklinde cevabını bildiği bir soruyu sormaktadır.****Rakîm ashâbından. Üç veya daha fazla meleğin zaman yolculuğuna eşlik ettiğini anlarız.*****Gençler.******Rakîm ashâbından şerefli melekler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Varak

Kavram 1074

Kısa Açıklama:

1074İnceltilmiş materyal. Deri veya parşömen. Kağıt para, deri para.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 20

Arapça Metin (Harekeli)

2158|18|20|إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

Latin Literal

20. İnnehum in yazherû aleykum yercumûkum ev yuîdûkum fî milletihim ve len tuflihû izen ebedâ(ebeden).

Türkçe Çeviri

"Doğrusu*, eğer onlar** sizlerin*** farkına varırlarsa; recm ederler/taşlarlar sizleri ya da döndürürler kendi inançlarına/dinlerine; ve asla iflah olmazsınız/rahata kavuşmasınız o vakit; ebedî olarak."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:20.&nbsp;“Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine<sup>1</sup>&nbsp;döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.”1-&nbsp;Bir halkın sahip olduğu&nbsp;uygarlık, inanç sistemi, yaşam biçimi, yol, sünnet. Millet sözcüğüne “din” anlamının verilmesi doğru değildir.18:20.&nbsp;That they truly if they see and know of/overcome on you, they stone you, or they return you in (to) their religion/faith, and you will never/not win/succeed then ever (E).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
2 in eğer إِنْ -
3 yezheru farkına varırlarsa يَظْهَرُوا ظهر
4 aleykum sizlerin عَلَيْكُمْ -
5 yercumukum recm ederler/taşlarlar sizleri يَرْجُمُوكُمْ رجم
6 ev ya da أَوْ -
7 yuiydukum döndürürler يُعِيدُوكُمْ عود
8 fi فِي -
9 milletihim kendi inançlarına/dinlerine مِلَّتِهِمْ ملل
10 velen ve asla وَلَنْ -
11 tuflihu iflah olmazsınız/rahata kavuşmasınız تُفْلِحُوا فلح
12 izen o zaman إِذًا -
13 ebeden ebedî olarak. أَبَدًا ابد

Notlar

Not

Bu ayette konuşanlar mağara yoldaşlarını uyaran rakim yoldaşlarıdır. Rakim yoldaşları gençlerin fark edilmesi durumunda gençlerin başlarına gelebilecekleri söyleyerek gençleri uyarmaktadır. Dikkat edilirse bu uyarıları yapanlar kendileri için bir endişe, bir korku duymamaktadırlar. Kendileri öğüt verir bir pozisyondadırlar.

Not 1

*Rakîm ashâbı olan şerefli melekler gençleri uyarmaya devam etmektedirler.**Şehirde yaşayan kavim/toplum.***Buradan da anlarız ki "sizler" gençlerin tamamını kapsar. Bir önceki ayette şehre gençlerden bir tanesi gönderilmişti. Demek ki burada melekler gençlerin tamamının yakalanmasından bahsetmektedir. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 21

Arapça Metin (Harekeli)

2159|18|21|وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

Latin Literal

21. Ve kezâlike a’sernâ aleyhim li ya’lemû enne va’dallâhi hakkun ve ennes sâate lâ reybe fîhâ, iz yetenâzeûne beynehum emrehum fe kâlûbnû aleyhim bunyânâ(bunyânen), rabbuhum a’lemu bihim, kâlellezîne galebû alâ emrihim le nettehızenne aleyhim mescidâ(mesciden).

Türkçe Çeviri

Ve işte böyledir; tökezlettik/düşürdük/rastlattık* onların** üzerine; bilmeleri için ki Allah'ın vaadi haktır/gerçektir; ve doğrusu sâat470 (ki) yoktur şüphe onda***; münazara ettikleri zaman kendi aralarında onların işlerini; öyle ki dediler*****: “Bina edin onların üstüne bir bina; Rableri4 bilir onlar hakkında"; onların işine galip gelmiş kimseler dedi: “Mutlaka yaparız onların üzerine bir mescit16*****.”

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:21.&nbsp;Böylece, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sâ’at<sup>’</sup>in<sup>1</sup>&nbsp;kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. “Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb’leri, onları daha iyi bilir.” dediler. Düşünceleri kabul edilenler: “Onların üzerlerine bir mescid yapalım.” dediler.1-&nbsp;Kıyamet.18:21.&nbsp;And as/like that We made be stumbled upon on them (We made them be stumbled upon) to know that God’s promise (is) truth , and that (E) the Hour/Resurrection (there is) no doubt/suspicion in it, when they dispute/argue their matter/affair between them, so they said: "Build/construct on them a building/structure, their Lord (is) more knowledgeable with (of) them." Those who defeated/overcame on their matter/affair said: "We will take (E) on them a mosque/place of worshipping God."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike Ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 ea'serna tökezlettik/düşürdük/rastlattık أَعْثَرْنَا عثر
3 aleyhim onların üzerine عَلَيْهِمْ -
4 liyea'lemu bilmeleri için لِيَعْلَمُوا علم
5 enne ki أَنَّ -
6 vea'de vaadi وَعْدَ وعد
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 hakkun hak/gerçek حَقٌّ حقق
9 ve enne ve doğrusu وَأَنَّ -
10 s-saate saat السَّاعَةَ سوع
11 la yoktur لَا -
12 raybe şüphe رَيْبَ ريب
13 fiha onda فِيهَا -
14 iz zaman إِذْ -
15 yetenazeune münazara ettikleri يَتَنَازَعُونَ نزع
16 beynehum kendi aralarında بَيْنَهُمْ بين
17 emrahum onların işlerini أَمْرَهُمْ امر
18 fe kalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
19 bnu bina edin ابْنُوا بني
20 aleyhim onların üstüne عَلَيْهِمْ -
21 bunyanen bir bina بُنْيَانًا بني
22 rabbuhum Rableri رَبُّهُمْ ربب
23 ea'lemu bilir أَعْلَمُ علم
24 bihim onlar hakkında بِهِمْ -
25 kale dedi قَالَ قول
26 ellezine kimseler الَّذِينَ -
27 galebu galip gelmiş غَلَبُوا غلب
28 ala عَلَىٰ -
29 emrihim onların işine أَمْرِهِمْ امر
30 lenettehizenne Mutlaka yaparız لَنَتَّخِذَنَّ اخذ
31 aleyhim yaparız onların üzerine عَلَيْهِمْ -
32 mesciden bir mescit/bir teslim olma yeri. مَسْجِدًا سجد

Notlar

Not

Bu ayette mağara yoldaşları olan gençlerin mağara dışına çıkıp insanlarla karşılaşmaları konu edilmektedir. Bu gençlerin insanlarla karşılaştırılması da elbette boşuna değildir. Yüce Allah'ın vaadinin hak ve gerçek olduğunu insanlar elbette görecektir. Yüce Allah “saatin” geleceğini de vaat etmektedir. Mutlak ki evren de bir zaman gelip yer çekimi marifetiyle yok olacak ve ilk yaratılıştaki tekillik hâline döndürülecektir. Gençlerin başlarına daha sonra ne geldiği ayette bizlere bildirilmemiştir. Ayetten anlaşılır ki zaman yolculuğu yapmış olan gençlerle karşılaşan insanlar bir mucizeye tanık olduklarını anlamışlardır. Tartışmalar sonucunda gençlerin bulunduğu mağaranın üstüne kendi dinlerine özgü bir teslim olma mekânı (mescid) yapmışlardır.

Not 1

*Başka insanların gençlere rastlaması.**Şehir halkının.***Sâatte.****Şehir haklı.*****Kilise.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Mescit

Kavram 16

Kısa Açıklama:

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.

Sâat

Kavram 470

Kısa Açıklama:

470Kıyamet. Evrenin uzay zaman kumaşının karanlık enerjinin aşırı üflemesi sonucu yırtılması ve evrenin hızla şişirilen (Sur'a üfleme) bir balonun patlaması gibi parçalanması. Yırtıklar ışık hızında tüm evrene yayılacaktır. Parçalanan evren yerçekimi kuvvetiyle tekrar tekillik haline dönecektir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 22

Arapça Metin (Harekeli)

2160|18|22|سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

Latin Literal

22. Se yekûlûne selâsetun râbiuhum kelbuhum, ve yekûlûne hamsetun sâdisuhum kelbuhum recmen bil gayb(gaybi), ve yekûlûne seb’atun ve sâminuhum kelbuhum, kul rabbî a’lemu bi ıddetihim mâ ya’lemuhum illâ kalîl(kalîlun), fe lâ tumâri fîhim illâ mirâen zâhirâ(zâhiren), ve lâ testefti fîhim minhum ehâdâ(ehâden).

Türkçe Çeviri

Diyecekler: "Üçtür, dördüncüleri onların köpekleridir"; ve derler: "Beştir, altıncıları onların köpekleridir"; bir taş atmadır gayba62; ve derler: "Yedidir, ve sekizincileri onların köpekleridir*"; de ki: “Rabbim4 daha iyi bilir onların sayısını”; yoktur bilen onları biraz dışında**; öyle ki münakaşa etme onlar*** hakkında apaçık görünen/açık kanıtlı bir münakaşa dışında; ve kesin biçimde ifade etme onlar hakkında onlardan birine.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:22.&nbsp;“Onlar üç kişidir, dördüncüsü köpekleridir.” diyecekler. Gayba taş atar gibi<sup>1</sup>&nbsp;“Beş kişidir, altıncısı köpekleridir.” diyecekler, “Yedi kişidir, sekizincisi köpekleridir.” diyecekler. De ki: “Onların sayılarını Rabb’im bilir. Onları pek az kimseden başkası bilmez.” Onlar hakkında, Kur’an’ın verdiği bilgi dışında onlarla tartışma. Onlar hakkında tartışan hiç kimseden de bir açıklama isteme.1-&nbsp;Gerçek bilgiye sahip olmadan, zanda bulunarak.18:22.&nbsp;They will say: "Three, their fourth (is) their dog." And they say: "Five, their sixth (is) their dog." An unsubstantiated guess with the unseen/absent , and they say: "Seven and their eighth (is) their dog." Say: "My Lord (is) more knowledgeable with (of) their number, none knows them except few/little , so do not argue/discuss in (about) them, except apparent/visible argument/discussion, and do not take (an) opinion/a clarification (of)anyone from them in (about) them."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyekulune diyecekler سَيَقُولُونَ قول
2 selasetun üçtür ثَلَاثَةٌ ثلث
3 rabiuhum dördüncüleri onların رَابِعُهُمْ ربع
4 kelbuhum köpekleridir كَلْبُهُمْ كلب
5 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
6 hamsetun beştir خَمْسَةٌ خمس
7 sadisuhum altıncıları onların سَادِسُهُمْ سدس
8 kelbuhum köpekleridir كَلْبُهُمْ كلب
9 racmen bir taş atma رَجْمًا رجم
10 bil-gaybi gayba/bilinmeyene بِالْغَيْبِ غيب
11 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
12 seb'atun yedidir سَبْعَةٌ سبع
13 ve saminuhum ve sekizincileri onların وَثَامِنُهُمْ ثمن
14 kelbuhum köpekleridir كَلْبُهُمْ كلب
15 kul de ki قُلْ قول
16 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
17 ea'lemu daha iyi bilir أَعْلَمُ علم
18 biiddetihim sayılarını onların بِعِدَّتِهِمْ عدد
19 ma yoktur مَا -
20 yea'lemuhum bilen onları يَعْلَمُهُمْ علم
21 illa dışında إِلَّا -
22 kalilun biraz قَلِيلٌ قلل
23 fela öyle ki فَلَا -
24 tumari münakaşa etme تُمَارِ مري
25 fihim onlar hakkında فِيهِمْ -
26 illa dışında إِلَّا -
27 mira'en bir münakaşa مِرَاءً مري
28 zahiran apaçık görünen/açık kanıtlı ظَاهِرًا ظهر
29 ve la ve وَلَا -
30 testefti kesin biçimde ifade etme تَسْتَفْتِ فتي
31 fihim onlar hakkında فِيهِمْ -
32 minhum onlardan مِنْهُمْ -
33 ehaden birine أَحَدًا احد

Notlar

Not

Ayete göre bu gençlerin sayısı hakkında gelecek nesiller tartışacaktır. Bazı grupların 3 kişi, bazı grupların 5 kişi, bazı grupların da 7 kişi olduklarını tahmin ederek iddiada bulunacakları belirtilmektedir. Bu gençlerin sayısını en iyi bilenin yüce Allah olduğu muhakkaktır. Ayette “deki: “Rabb’im daha iyi bilir sayısını onların” buyurarak yüce Allah net bir şekilde bunu göstermiştir. Fakat bu cümleden sonra "yoktur bilen onları, biraz dışında" buyurarak azınlıkta olan (sayısı az olan) bazı kimselerin gençlerin sayısını doğru olarak bilebileceklerini bildirmiştir. Demek ki bu gençlerin sayısı yüce Allah dışında bazı kimseler tarafından kesin olarak bilinebilecektir. Bu nasıl olacaktır? Elbette yine Kur’an’ın işaretiyle. Yüce Allah’ın Allah kelimesini Kur’an’da kasıtlı olarak yerleştirdiğini, bu yöntemle bizlere bazı işaretler verdiğine birçok yerde tanık olmuştuk. Bu mucizelerin bir kısmını örnek olması için verelim ki yüce Allah’ımızın mucizelerine herkes tanık olsun. Dişi bal arısının (kraliçe ve işçiler) 32 olan kromozom sayısının işaret edilmesi:16. sure olan bal arısı (Nahl) suresinde sure başından dişi bal arısı kelimesinin geçtiği 68. ayete 32 Allah kelimesi geçmektedir. Bu geçiş sayısı da bize dişi işçi ve dişi kraliçe bal arısının kromozom sayısı olan 32’yi vermektedir.16:68 Ve vahyetti Rabb’in dişi bal arısına; ki “edin evler dağlarda; ve ağaçlarda; ve yuva olarak inşa ettikleri (insanların) şeylerde.”Bal arısı suresinin 16. sure olması da yüce Allah tarafından ayarlanmıştır. 16 sayısı erkek bal arısının kromozom sayısını işaret etmektedir. https://kuranmucizeler.com/bal-arisi-ve-kuran-mucizesi-32-allah-geçerDemir atomunun 26 olan atom numarasının işaret edilmesi:57. sure olan demir (Hadid) suresinde sure başından demir kelimesinin geçtiği 25. ayete 26 Allah kelimesi geçmektedir. 57:25 Ant olsun gönderdik elçilerimizi açık kanıtlarla/delillerle; ve indirdik onlarla birlikte kitabı; ve ölçüyü/dengeyi; ayağa kaldırıp dikmesi için insanların eşitliği; ve indirdik demiri; sert/sağlam bir güç/kuvvet onda; ve menfaatler/yararlar insanlar için; ve bilmesi/bilindik kılması için Allah’ın kim yardım eder ona ve elçilerine, gaybda/bilinmezde; doğrusu Allah güçlü/kuvvetlidir; güç yetirendir. Demirin atom numarası olan 26 sayısının 26 Allah kelimesi geçirilerek işaret edilmesi gerçekten büyük bir delildir.https://kuranmucizeler.com/demir-kuran-mucizesi-26-atom-numarasi-57-izotopAyrıca Güneş ve Ay tutulması döngüsü olan Saros döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat olarak Allah kelimesiyle işaret edilmişti. Güneş'in kendi etrafında dönüş süresi olan 24 gün (Ekvatorial, Sidereal) gibi bilimsel verilerin Allah kelimesi geçişleriyle Kur’an'da bildirildiğini görmüştük. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgiler https://kuranmucizeler.com sitesinden öğrenilebilir.Görüldüğü üzere Allah kelimesinin geçişleri sistematik olarak bize bazı işaretler vermektedir. Kehf suresinde buna benzer bir işaret olabilir mi diye araştırdığımızda mucizevi şekilde bazı işaretler görürüz.Surenin başından gençlerin sayısının işaret edildiği 22. ayete kadar kaç Allah kelimesi geçiyor diye saydığımızda mucizevi bir şekilde 7 sayısına ulaşırız. Yüce Allah mağaraya sığınan gençlerin sayısını işaret ettiği 18:22 ayete 7 adet Allah kelimesi geçirmiştir. Bu 7 sayısı gençlerin sayısına büyük bir işarettir. 18:22 ayeti detaylı incelendiğinde; "üçtür, dördüncüleri onların köpekleridir; ve derler; beştir, altıncıları onların köpekleridir" diyenler önce zikredilmiş ve “recmen bil gayb” (bir taş atma gayba, bilinmeyene, bilinmeyen şey hakkında atıp tutmak) buyrularak bunu diyenlerin bilinmedik bir şey hakkında atıp tuttukları belirtilmiştir ve eleştirilmiştir. Fakat "ve derler; yedidir, ve sekizincileri onların köpekleridir" diyenlerle ilgili aynı ifade yüce Allah tarafından kullanılmamıştır. Bu nokta da yüce Allah'ın bir işareti olabilir.Ayetin devamında “münakaşa etme onlar hakkında; apaçık görünen/açık kanıtlı bir münakaşa dışında; ve kesin biçimde ifade etme onlar hakkında onlardan birine.” buyrulmuştur. Gençler hakkında bir tartışma ancak apaçık delillerle yapılmalıdır. Şu şöyle söylemiş, bu böyle söylemiş gibi delilsiz hikayelerle bir tartışma asla yapılmamalıdır. Delilsiz bir tartışmanın kimseye bir faydası olmaz. Apaçık görünen, açık kanıtlı bir münakaşaysa doğruyu bulmamıza yardımcı olacaktır. Elbette gençlerle ilgili gerçekleri ancak ve ancak yüce Allah bizlere göstermeyi dilerse bizler onu kuşatabiliriz. En doğrusunu elbette yüce Rabb’imiz bilir. Allah kelimesi geçişlerini detaylı olarak verelim:Ayette geçen Allah kelimesi sayısıKur’an Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet12139|18|1|ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓأَنزَلَعَلَىٰعَبْدِهِٱلْكِتَٰبَوَلَمْيَجْعَللَّهُۥعِوَجَا12142|18|4|وَيُنذِرَٱلَّذِينَقَالُوا۟ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا12153|18|15|هَٰٓؤُلَآءِقَوْمُنَاٱتَّخَذُوا۟مِندُونِهِۦٓءَالِهَةًلَّوْلَايَأْتُونَعَلَيْهِمبِسُلْطَٰنٍۭبَيِّنٍفَمَنْأَظْلَمُمِمَّنِٱفْتَرَىٰعَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا12154|18|16|وَإِذِٱعْتَزَلْتُمُوهُمْوَمَايَعْبُدُونَإِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟إِلَىٱلْكَهْفِيَنشُرْلَكُمْرَبُّكُممِّنرَّحْمَتِهِۦوَيُهَيِّئْلَكُممِّنْأَمْرِكُممِّرْفَقًا22155|18|17|وَتَرَىٱلشَّمْسَإِذَاطَلَعَتتَّزَٰوَرُعَنكَهْفِهِمْذَاتَٱلْيَمِينِوَإِذَاغَرَبَتتَّقْرِضُهُمْذَاتَٱلشِّمَالِوَهُمْفِىفَجْوَةٍمِّنْهُذَٰلِكَمِنْءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَنيَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَٱلْمُهْتَدِوَمَنيُضْلِلْفَلَنتَجِدَلَهُۥوَلِيًّامُّرْشِدًا12159|18|21|وَكَذَٰلِكَأَعْثَرْنَاعَلَيْهِمْلِيَعْلَمُوٓا۟أَنَّوَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّوَأَنَّٱلسَّاعَةَلَارَيْبَفِيهَآإِذْيَتَنَٰزَعُونَبَيْنَهُمْأَمْرَهُمْفَقَالُوا۟ٱبْنُوا۟عَلَيْهِمبُنْيَٰنًارَّبُّهُمْأَعْلَمُبِهِمْقَالَٱلَّذِينَغَلَبُوا۟عَلَىٰٓأَمْرِهِمْلَنَتَّخِذَنَّعَلَيْهِممَّسْجِدًاAllah'ın gençlerin sayısına dikkat çektiği ayete kadar toplam 7 Allah kelimesi geçer.2160|18|22|سَيَقُولُونَثَلَٰثَةٌرَّابِعُهُمْكَلْبُهُمْوَيَقُولُونَخَمْسَةٌسَادِسُهُمْكَلْبُهُمْرَجْمًۢابِٱلْغَيْبِوَيَقُولُونَسَبْعَةٌوَثَامِنُهُمْكَلْبُهُمْقُلرَّبِّىٓأَعْلَمُبِعِدَّتِهِممَّايَعْلَمُهُمْإِلَّاقَلِيلٌفَلَاتُمَارِفِيهِمْإِلَّامِرَآءًظَٰهِرًاوَلَاتَسْتَفْتِفِيهِممِّنْهُمْأَحَدًاBüyük bir mucizeye tanık olun;Ayetteki diğer bir mucizeyse 've derler; yedidir, ve sekizincileri onların köpekleridir' geçişidir. 7 Allah kelimesiyle gençlerin 7 kişi olduğunun işaretini aldık. Demek ki sekizincileri onların köpekmiş. 7 ve 8 rakamlarının bir araya gelmesi de büyük bir mucizedir. Çünkü köpeklerin 78 kromozomu vardır. İnsanlarınsa 46 kromozomu vardır. Köpeği işaret etmek için 78'den daha iyi bir sayı seçilemez.

Not 1

*Bu ayete kadar 7 Allah kelimesi geçer. Gençlerin 7 kişi olduğunu şerefli Kur'an bizlere matematikle bildirir. Sekizincileri ise köpektir. Köpeğin kromozom sayısı olan 78 sayısını 7 ve 8 rakamlarıyla işaret edilmesi de büyük bir mucizedir. **Gençlerin gerçek sayısı olan 7 sayısına ilimde derinleşen az bir kimse ulaşacaktır. Matematik bizlere bildirmiştir.***Gençler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Gayb

Kavram 62

Kısa Açıklama:

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 23

Arapça Metin (Harekeli)

2161|18|23|وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا

Latin Literal

23. Ve lâ tekûlenne li şey’in innî fâılun zâlike gadâ(gaden).

Türkçe Çeviri

Ve deme bir şey için; doğrusu ben bir failiyim* bunu yarın.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:23.&nbsp;Hiçbir şey için, “Ben, yarın bunu kesinlikle yapacağım.” deme.18:23.&nbsp;And do not say (E) to a thing: "That I am making/doing that tomorrow/(in the) future."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekulenne deme تَقُولَنَّ قول
3 lişey'in bir şey için لِشَيْءٍ شيا
4 inni şüphesiz ben إِنِّي -
5 failun bir faaliyet edenim فَاعِلٌ فعل
6 zalike bunu ذَٰلِكَ -
7 gaden yarın غَدًا غدو

Notlar

Not

Ne muhteşem bir ayet! Demek ki her bir işimize yüce Allah’ın izniyle, yüce Allah dilerse diyerek başlamalıyız. Elbette bunu sadece dilimizle değil tüm kalbimizle söylemeliyiz.

Not 1

*Faaliyete geçiren, faaliyet eden, eden, yapan, işleyen.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 24

Arapça Metin (Harekeli)

2162|18|24|إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًا

Latin Literal

24. İllâ en yeşâallâhu vezkur rabbeke izâ nesîte ve kul asâ en yehdiyeni rabbî li akrabe min hâzâ reşedâ(reşeden).

Türkçe Çeviri

Dışındadır ki dilerse Allah; ve zikret78 Rabbini4 unuttuğun zaman; ve de ki: “Belki de kılavuzlar beni Rabbim4 bundan daha yakın bir reşada61

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:24.&nbsp;Ancak, “Allah’ın dilemesiyle yapacağım.” de. Ve unuttuğun zaman Rabb’ini an. Ve “Umulur ki Rabb’im beni en doğru olanı yapmaya yöneltir.” de.18:24.&nbsp;Except that (E) God wills/wants, and mention/remember your Lord if you forgot, and say: "Maybe/perhaps that (E) my Lord guides me to nearer/closer than that (a) correct/right guidance."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa ancak إِلَّا -
2 en eğer أَنْ -
3 yeşa'e dilerse يَشَاءَ شيا
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 vezkur ve zikret/an وَاذْكُرْ ذكر
6 rabbeke Rabb’ini رَبَّكَ ربب
7 iza zaman إِذَا -
8 nesite unuttuğun نَسِيتَ نسي
9 ve kul ve de ki وَقُلْ قول
10 asa belki de عَسَىٰ عسي
11 en أَنْ -
12 yehdiyeni kılavuzlar beni يَهْدِيَنِ هدي
13 rabbi Rabb’im رَبِّي ربب
14 liekrabe daha yakın لِأَقْرَبَ قرب
15 min مِنْ -
16 haza bundan هَٰذَا -
17 raşeden bir doğruya/bir olgunluğa رَشَدًا رشد

Notlar

Not

Unuttuğumuz zaman da Rabb’imizi hatırlamalıyız. O'ndan bizleri doğru yola kılavuzlamasını ummalıyız.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Reşad

Kavram 61

Kısa Açıklama:

61Doğruluk/olgunluk.

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 25

Arapça Metin (Harekeli)

2163|18|25|وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

Latin Literal

25. Ve lebisû fî kehfihim selâse mietin sinîne vezdâdû tis’â(tis’an).

Türkçe Çeviri

Ve kaldılar kehflerinde* üç yüz sene; ve ziyade ettiler** dokuz***.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:25.&nbsp;Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler.<sup>1</sup>1-&nbsp;Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.18:25.&nbsp;And they stayed/remained in their cave three hundred years and they were increased (by) nine (years).</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velebisu Ve kaldılar وَلَبِثُوا لبث
2 fi فِي -
3 kehfihim mağaralarında كَهْفِهِمْ كهف
4 selase üç ثَلَاثَ ثلث
5 miaetin yüz مِائَةٍ ماي
6 sinine sene سِنِينَ سنو
7 vezdadu ve ziyade ettiler/artırdılar وَازْدَادُوا زيد
8 tis'an dokuz تِسْعًا تسع

Notlar

Not

Yüce Allah tartışmalara bir son vermiştir. Gençlerin mağarada kaldıkları süreyi bizlere bildirmiştir. Bu ayet 18:12 ayetiyle birlikte okunmalıdır. 18:12 ayetinde yüce Allah “Sonra uyandırdık/gönderdik onları; bilmemiz için iki gruptan/partiden hangisi hesaplayıcı onların kaldıkları zaman için.” buyurarak bizlere bir işaret vermiştir. Gençlerin zaman yolculuğunu tamamlayıp mağaranın dışına çıkmasıyla karşılaştıkları insanlardan iki grup bu gençlerin mağarada kaç sene kaldığını hesaplamaya çalışmıştır. Yüce Allah gençlerin 300 sene mağarada kaldığını “Ve kaldılar mağaralarında üç yüz sene” geçişiyle bizlere bildirmiştir. Ayetin devamındaysa “ve ziyade ettiler/artırdılar; dokuz.” buyrulmuştur. Dokuz sene ziyade edenler, artıranlar gençler değildir. Gençler 300 sene kaldıktan sonra uyanıp bir 9 sene daha mağarada kalmış değillerdir. Gençlerin mağarada kalma süresi olan 300 seneye 9 sene ekleyenler gençlerin mağarada ne kadar kaldığını ellerindeki varaklardan hesaplamaya çalışan iki gruptaki insanlardır.İşte bu noktada muhteşem bir işaret karşımıza çıkar.Neden 300 yıla 9 eklemişlerdir? 300 ile 309’un ne ilgisi olabilir?Ayet bize şunu işaret eder; gençlerin uyandığı dönemde hesaplama yapan insanlar güneş takvimini (solar takvimi) ve ay takvimini (lunar takvimini) aynı anda kullanmış olmalıdır. Güneş takvimi ve ay takviminin birlikte kullanımına ‘lunisolar’ takvim denir. Güneş döngüleriyle birlikte Ay’ın döngüleri de takip edilir. 300 güneş yılı kaç ay yılı yapar?1 yılda 10,875125 günlük bir fark olduğuna göre 300 güneş yılında fark 9,2 ay yılı olur. Tam sayıyla 9 yıl yapar. Böylece anlarız ki; 300 güneş yılı=309 ay yılıdır. Anlaşılıyor ki o dönemde yaşayan insanlar mağaraya sığınan gençlerin mağarada kalma süresini 300 güneş yılı olarak tahmin etmişler. Daha sonra bunu 9 artırarak 309 ay yılına denk geldiğini de belirtmişler. Kur’an’da bu ince detayın tam olarak verilmesi Kur’an’ın büyük bir mucizesidir. Yüce Allah direkt olarak 309 sayısı yerine neden 300 ve 9 sayılarını ayrı olarak kullanmış olabilir? Kur’an’ın 19 asal sayısıyla kodlandığını yüce Allah bizlere sayısız delille göstermektedir. Bu delillerden bir tanesi de Kur’an’da geçen sayılardır.Kur’an’da tam sayı olarak toplam 30 farklı sayı geçer. Kesirli olarak toplam 8 farklı sayı geçer. Dolayısıyla toplamda 38 (19x2) adet farklı sayı geçer. Tam sayılar incelendiğinde bu sayıların rastgele seçilmediği rahatlıkla görülür. Aşağıdaki tabloda görülebileceği gibi Kur’an’da geçen bu 30 farklı sayının toplamı 162.146 olup 19’un tam katıdır. Kesirli sayıların paydalarını oluşturan 7 farklı sayının (2, 3, 4, 5, 6, 8, 10) toplamının da 38 (19x2) olduğu görülür. #Tam SayıKesirli SayıSure No: Ayet No11 2:6122 5:10633 19:1044 2:22655 18:2266 7:5477 2:2988 28:2799 17:1011010 2:1961111 12:4*1212 9:361319 74:30*1420 8:65*1530 7:1421640 2:511750 29:14*1860 58:4*1970 69:322080 24:4*2199 38:23*22100 2:25923200 8:6524300 18:25*251.000 2:96262.000 8:66*273.000 3:124*285.000 3:125*2950.000 70:4*30100.000   37:147* Toplam= 162.146 (19x)  31 1/1034:45*32 1/84:12*33 1/64:1134 1/58:41*35 1/44:1236 1/34:1137 1/22:23738 (19x) 2/34:176Not: Sayıların ilk geçtiği ayetler örnek olarak gösterilmiştir.*Sadece bu ayette geçmektedir.    18:25 ayetinde yüce Allah 309 sayısını 300 sayısı ve 9 sayısı olarak iki sayıyla işaret ederek hem 309 ay yılının hem de 300 güneş yılının işaret edilmesini sağlamıştır. Kur’an’ın katmanlı yapısı bu noktada rahatlıkla görülebilir. Yüce Allah tek bir sayı yerine iki sayı kullanarak farklı şeyleri işaret ederken aynı zamanda yukarıdaki tablonun oluşmasını sağlıyor.Benzer durum başka bir ayette de görülür; 29:14 ayetindeyse Nuh peygamberin toplumu içinde kalma süresi direkt olarak 950 sene değil de 1000 senenin 50 yıl haricinde denilerek iki sayıyla (1000 sayısı ve 50 sayısı) işaret edilmiştir.  309 kelimenin büyük mucizesi:Kur’an’da “l-kehf”, (ٱلْكَهْفِ), “mağara” kelimesi tamamı 18. surede olacak şekilde 6 kez geçer. İlk geçiş 9. ayettedir. 18:9 Yoksa sandın (sen); ki yoldaşları kehf (mağara) ve rakim (yazıt/rakamlayıcı); oldular ayetlerimizden bir acayip/bir şaşılan!Mağaraya sığınan gençlerin mağarada 300 güneş yılı (309 ay yılı) kaldığını bildiren ayet 25. ayetti.18:25 Ve kaldılar mağaralarında üç yüz sene; ve ziyade ettiler/artırdılar; dokuz.Şimdi sıkı durun!Kur’an’da ilk kez geçen 18:9 ayetindeki mağara kelimesinden 309 ay yılı kalışın işaret edildiği 18:25 ayeti dâhil tam olarak 309 kelime vardır. Ayetteki Kelime SayısıKur’an Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet(ٱلْكَهْفِ) ‘l-kehf’, ‘mağara’ kelimesi, Kur’an'da tamamı 18. surede olacak şekilde 6 kez geçer. 9. ayette ilk kez geçer.62147|18|9|ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِكَانُوا۟مِنْءَايَٰتِنَاعَجَبًا.......18:9 …kehf (mağara) ve rakim (yazıt/rakamlayıcı); oldular ayetlerimizden bir acayip/bir şaşılan!162148|18|10|إِذْأَوَىٱلْفِتْيَةُإِلَىٱلْكَهْفِفَقَالُوا۟رَبَّنَآءَاتِنَامِنلَّدُنكَرَحْمَةًوَهَيِّئْلَنَامِنْأَمْرِنَارَشَدًا72149|18|11|فَضَرَبْنَاعَلَىٰٓءَاذَانِهِمْفِىٱلْكَهْفِسِنِينَعَدَدًا92150|18|12|ثُمَّبَعَثْنَٰهُمْلِنَعْلَمَأَىُّٱلْحِزْبَيْنِأَحْصَىٰلِمَالَبِثُوٓا۟أَمَدًا112151|18|13|نَّحْنُنَقُصُّعَلَيْكَنَبَأَهُمبِٱلْحَقِّإِنَّهُمْفِتْيَةٌءَامَنُوا۟بِرَبِّهِمْوَزِدْنَٰهُمْهُدًى192152|18|14|وَرَبَطْنَاعَلَىٰقُلُوبِهِمْإِذْقَامُوا۟فَقَالُوا۟رَبُّنَارَبُّٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِلَننَّدْعُوَا۟مِندُونِهِۦٓإِلَٰهًالَّقَدْقُلْنَآإِذًاشَطَطًا182153|18|15|هَٰٓؤُلَآءِقَوْمُنَاٱتَّخَذُوا۟مِندُونِهِۦٓءَالِهَةًلَّوْلَايَأْتُونَعَلَيْهِمبِسُلْطَٰنٍۭبَيِّنٍفَمَنْأَظْلَمُمِمَّنِٱفْتَرَىٰعَلَىٱللَّهِكَذِبًا192154|18|16|وَإِذِٱعْتَزَلْتُمُوهُمْوَمَايَعْبُدُونَإِلَّاٱللَّهَفَأْوُۥٓا۟إِلَىٱلْكَهْفِيَنشُرْلَكُمْرَبُّكُممِّنرَّحْمَتِهِۦوَيُهَيِّئْلَكُممِّنْأَمْرِكُممِّرْفَقًا342155|18|17|وَتَرَىٱلشَّمْسَإِذَاطَلَعَتتَّزَٰوَرُعَنكَهْفِهِمْذَاتَٱلْيَمِينِوَإِذَاغَرَبَتتَّقْرِضُهُمْذَاتَٱلشِّمَالِوَهُمْفِىفَجْوَةٍمِّنْهُذَٰلِكَمِنْءَايَٰتِٱللَّهِمَنيَهْدِٱللَّهُفَهُوَٱلْمُهْتَدِوَمَنيُضْلِلْفَلَنتَجِدَلَهُۥوَلِيًّامُّرْشِدًا222156|18|18|وَتَحْسَبُهُمْأَيْقَاظًاوَهُمْرُقُودٌوَنُقَلِّبُهُمْذَاتَٱلْيَمِينِوَذَاتَٱلشِّمَالِوَكَلْبُهُمبَٰسِطٌذِرَاعَيْهِبِٱلْوَصِيدِلَوِٱطَّلَعْتَعَلَيْهِمْلَوَلَّيْتَمِنْهُمْفِرَارًاوَلَمُلِئْتَمِنْهُمْرُعْبًا382157|18|19|وَكَذَٰلِكَبَعَثْنَٰهُمْلِيَتَسَآءَلُوا۟بَيْنَهُمْقَالَقَآئِلٌمِّنْهُمْكَمْلَبِثْتُمْقَالُوا۟لَبِثْنَايَوْمًاأَوْبَعْضَيَوْمٍقَالُوا۟رَبُّكُمْأَعْلَمُبِمَالَبِثْتُمْفَٱبْعَثُوٓا۟أَحَدَكُمبِوَرِقِكُمْهَٰذِهِۦٓإِلَىٱلْمَدِينَةِفَلْيَنظُرْأَيُّهَآأَزْكَىٰطَعَامًافَلْيَأْتِكُمبِرِزْقٍمِّنْهُوَلْيَتَلَطَّفْوَلَايُشْعِرَنَّبِكُمْأَحَدًا132158|18|20|إِنَّهُمْإِنيَظْهَرُوا۟عَلَيْكُمْيَرْجُمُوكُمْأَوْيُعِيدُوكُمْفِىمِلَّتِهِمْوَلَنتُفْلِحُوٓا۟إِذًاأَبَدًا322159|18|21|وَكَذَٰلِكَأَعْثَرْنَاعَلَيْهِمْلِيَعْلَمُوٓا۟أَنَّوَعْدَٱللَّهِحَقٌّوَأَنَّٱلسَّاعَةَلَارَيْبَفِيهَآإِذْيَتَنَٰزَعُونَبَيْنَهُمْأَمْرَهُمْفَقَالُوا۟ٱبْنُوا۟عَلَيْهِمبُنْيَٰنًارَّبُّهُمْأَعْلَمُبِهِمْقَالَٱلَّذِينَغَلَبُوا۟عَلَىٰٓأَمْرِهِمْلَنَتَّخِذَنَّعَلَيْهِممَّسْجِدًا332160|18|22|سَيَقُولُونَثَلَٰثَةٌرَّابِعُهُمْكَلْبُهُمْوَيَقُولُونَخَمْسَةٌسَادِسُهُمْكَلْبُهُمْرَجْمًۢابِٱلْغَيْبِوَيَقُولُونَسَبْعَةٌوَثَامِنُهُمْكَلْبُهُمْقُلرَّبِّىٓأَعْلَمُبِعِدَّتِهِممَّايَعْلَمُهُمْإِلَّاقَلِيلٌفَلَاتُمَارِفِيهِمْإِلَّامِرَآءًظَٰهِرًاوَلَاتَسْتَفْتِفِيهِممِّنْهُمْأَحَدًا72161|18|23|وَلَاتَقُولَنَّلِشَا۟ىْءٍإِنِّىفَاعِلٌذَٰلِكَغَدًا172162|18|24|إِلَّآأَنيَشَآءَٱللَّهُوَٱذْكُررَّبَّكَإِذَانَسِيتَوَقُلْعَسَىٰٓأَنيَهْدِيَنِرَبِّىلِأَقْرَبَمِنْهَٰذَارَشَدًا82163|18|25|وَلَبِثُوا۟فِىكَهْفِهِمْثَلَٰثَمِا۟ئَةٍسِنِينَوَٱزْدَادُوا۟تِسْعًا18:25 Ve kaldılar mağaralarında üç yüz sene; ve ziyade ettiler/artırdılar; dokuz.Toplam=309 kelime (+) Monoteist/hanif/tek tanrıcı bu gençler Afşin’deki mağaraya ne zaman girdiler ve mağaradan ne zaman çıktılar? Bu gençler Romalılar arasında paganizm dininin, Hristiyanlar arasında teslis inancının hüküm sürdüğü Roma İmparatorluğu Dönemi’nde, MS 125 yılında mağaraya girmişlerdir ve Doğu Roma-Bizans İmparatorluğu Dönemi’nde MS 428 yıllarında uyanmışlardır. Delillerimiz;Gençlerin mağaraya girmesi:MS 125 yılında Roma İmparatorluğu henüz bölünmemişti ve dev imparatorluğun başında İmparator Hadrianus vardı. Hadrianus MS 117-138 yılları arasında ülkeyi yönetmiştir. Hadrianus döneminde Yahudilere yönelik aşırı bir baskı mevcuttu. Bu dönemi anlamak için Kiştuş Savaşı’nı (veya Kitos Savaşı’nı) (MS 115-117) da anlamak gerekir. Yahudilerin büyük çapta bir isyanı İmparator Trajan tarafından çok ağır bir şekilde bastırılmıştı. Sonrası gelen Hadrianus’un Yahudi bölgesine baskısı artarak devam etmiştir. MS 132-136 yılları arasında Bar Kohba ayaklanması patlak vermiştir. Hadrianus ayaklanmayı zor da olsa çok ağır şekilde bastırmıştır. Tarihçi Cassius Dio'ya göre 580.000 Yahudi öldürülüp 50 kale ve 985 köy yerle bir edilmiştir. MS 128 yılları Yahudiye gölgesinin Roma İmparatorluğu tarafından şiddetli bir baskı altında olduğu dönemlerden birisidir. Roma’nın baskısı Yahudilere olduğu kadar mutlak ki Hristiyanlara da olmuş olmalıdır. Bu nedenle gençlerin Roma baskısının çok etkin olduğu MS 125 yılları civarında Afşin’deki mağaraya sığınmış olmaları en olası gözükmektedir.  Hristiyanlığın yeşerdiği topraklarda yaşayan müşrik Hristiyanlardan ve aynı zamanda zalim Roma yönetiminden kaçan gençler direkt olarak kuzeye doğru bir yol alarak Afşin’deki gerçek Ashab-ı Kehf Mağarası’na sığınmışlardır. Elbette yazıt (rakamlayıcı) yoldaşlarının yardımıyla ve yönlendirmesiyle. Gençlerin mağaradan çıkması:Roma İmparatorluğu MS 379 yılında resmî olarak Hristiyanlığı kabul etmiş ve paganizmi yasaklamıştı. MS 395 yılında da Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmıştır. Gençlerin uyandığı MS 425 yılında Doğu Roma İmparatoru, Bizans hükümdarı II. Theodosius’tu (II. Teodosyüs’tu). Tek tanrıcı gençler uyandıklarında toplumun tam olarak şirk içinde olduğunu gördüler. Teslis inancı Hristiyanlığı ele geçirmiş ve daha da büyümüştü. Bizans’ın resmî dini olan Hristiyanlık da tam olarak şirk diniydi. O dönemde müşrik Hristiyanlar hızını alamamış İsa Mesih’i doğuran Meryem’e Theotokos “Tanrı'yı doğuran” unvanı vermişlerdi. Gençlerin etkisiyle MS 431 yılında Efes konseyi Nestorius’un öncülük etmesiyle toplanmıştır. Nestorius ortada resmedilmiştir. Nestorius'un tek tanrıcıdır. Karşısında ise müşrik İskenderiyeli Aziz Kiril vardır. Konseyi müşrikler kazanır. II. Theodosius müşrik olan Kiril'i destekler. Tek tanrıcı olan Nestorius'un aforoz edilir. Mısır'a gönderilir. Ancak Nestorius sürgüne gönderildikten sonra da fikirlerinden vazgeçmemiştir. Nasturilik doktrini hayatta kalmıştır. Bu görüş diofizit öğretilerinin temeli hâline gelmiştir.   Kur’an’da “Münazara ederlerken kendi aralarında onların işlerini; dediler: “Bina edin onların üstüne bir bina; onların Rableri bilir onlar hakkında; onların işine galip gelmiş kimseler dedi: “Mutlaka yaparız onların üzerlerine bir mescit/bir teslim olma yeri.” buyrulmuştur. Afşin’deki mağaranın üstüne bir kilise yapılması muhtemeldir ki Nestorius’la II. Theodosius’un hemfikir olduğu, Nestorius’un ülkenin başpiskoposu olduğu MS 428-431 yıllarında yapılmıştır. Hem dinî hem de yönetimsel onayla bu kilisenin yapılabileceği aşikardır. Zamanda yolculuk nasıl mümkün oldu? Hiperuzayda bulunan bu şerefli rakim yoldaşları (Cibril benzeri varlıklar) yüce Allah’ın izniyle gençlerle iletişime geçtiler. Muhtemel ki bir insan kılığında göründüler. Onları ve köpeklerini Afşin’in 6 km kuzeybatısındaki mağaraya yönlendirdiler. Bu gençlere yer çekimi gücünü kullanarak bir zaman yolculuğu yaptırdılar. Biz zaman küresi oluşturdular. Karadelik gücünde bir yüzey oluştu. Bu yüzeyin iç ve dışı normal yerçekimi gücündeydi. İçinde olanlar günün bir kısmı kadar bilinçsiz kalmalarına rağmen kürenin dışında 300 güneş yılı geçti. Kürenin içinin her yerinde aynı yer çekimi oluşturulmalıdır ki gençler uzayda kendiliğinden hareket eden astronotlar gibi sağa ve sola doğru dönmüşlerdir. Serbest düşüş yapan kimseler gibi asılı kalmışlardır. Dalgıçların hareketi gibi hareket etmişlerdir. Bu noktada kesin olarak anlarız ki küre içindeki yer çekimi gençleri bayıltacak kadar kuvvetlidir. Ancak öldürecek kadar da güçlü değildir.      Zamanda yolculuk yapan başka bir kimse de Kur’an’da işaret ediliyor:Kur’an’ın 2. suresi olan Bakara suresinin 259. ayetinde yüce Allah bizlere yine muhteşem bir mucizesini göstermiştir. Bir kişinin başından geçen acayip, şaşkınlık veren, şaşılacak bir olayı bizlere bildirmiştir. Bu kişinin yüce Allah’ın bir elçisi (resulü) olması muhtemeldir.

Not 1

*Mağaralarında.**Artırdılar.***Gençlerin 309 kamerî/Ay ay mağarada kaldıklarını anlarız. 309 kamerî/Ay yılın tam olarak 300 Güneş yılına denk gelmesi de Rabbimizin çok güzel bir işaretidir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 26

Arapça Metin (Harekeli)

2164|18|26|قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا

Latin Literal

26. Kulillâhu a’lemu bimâ lebisû, lehu gaybus semâvâti vel ard(ardı), ebsır bihî ve esmı’, mâ lehum min dûnihî min veliyyin ve lâ yuşriku fî hukmihî ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

De ki: “Allah daha iyi bilendir kaldıklarını onların*; O'nadır** gaybı62 göklerin162 ve yerin; görür onunla***; ve işitir; yoktur onlara O'nun**** astından hiçbir veli28; ve ortak etmez kendi hükmüne birini.”

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:26.&nbsp;De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir.” Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O’na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O’dur! Onlar için O’ndan başka veli<sup>1</sup>&nbsp;yoktur. O, hükümranlığına<sup>2</sup>&nbsp;kimseyi ortak etmez.1-&nbsp;Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur’an, “dost” için “halil” sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)&nbsp;2-&nbsp;Egemenliğine, gaybı bilme gücüne.18:26.&nbsp;Say: "God (is) more knowledgeable with what they stayed/remained , for Him (are) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s unseen/invisible , see/look/understand with Him, and make (to) hear/listen, (there is) none for them from other than Him (as a) guardian/ally , and He does not share/make partners in His judgment/rule anyone.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kuli de ki قُلِ قول
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ea'lemu en iyi bilendir أَعْلَمُ علم
4 bima بِمَا -
5 lebisu kaldıklarını onların لَبِثُوا لبث
6 lehu O'nundur لَهُ -
7 gaybu gaybı/bilinmeyeni غَيْبُ غيب
8 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
9 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
10 ebsir en iyi görür أَبْصِرْ بصر
11 bihi onu بِهِ -
12 ve esmia' ve en iyi işitir وَأَسْمِعْ سمع
13 ma yoktur مَا -
14 lehum onlara لَهُمْ -
15 min مِنْ -
16 dunihi O'nun astından دُونِهِ دون
17 min hiçbir مِنْ -
18 veliyyin veli (yakın koruyucu) وَلِيٍّ ولي
19 ve la ve وَلَا -
20 yuşriku ortak etmez يُشْرِكُ شرك
21 fi فِي -
22 hukmihi kendi hükmüne حُكْمِهِ حكم
23 ehaden birini أَحَدًا احد

Notlar

Not

Yüce Allah bu ayette mağarada gençlerin ne kadar kaldığını en iyi kendisinin bilebileceğini, kendisi ancak dilerse başkalarının onun ilmini kuşatabileceğine vurgu yapmıştır. Gençler mağarada kaç sene kaldılar, nasıl zaman yolculuğu yaptılar gibi soruların elbette kesin cevabını bizlere Rabb’imiz verir. Bu cevapları da şerefli Kur’an’a yerleştirerek bizlere gösterir ki bizler Kur’an’ın yüce Allah katından geldiğine kesin olarak kanaat getirelim; sadece Kur’an’a teslim olalım. Sadece Kur’an’a teslim olma süreci başlarsa yüce Allah bizim velimiz olur; yakın koruyucumuz olur. Ayetin sonunda ‘ve ortak etmez kendi hükmüne birini’ geçişi o kadar önemlidir ki, bu geçiş herkese ders olmalıdır. Yüce Allah hükmü olan Kur’an haricinde hiçbir şeyi dinde hüküm koyucu olarak kabul etmez. Dinlerini parça etmiş olan;Ey Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbelî, Zahiri kardeşlerim!Ey Ezarika, Sufr’îyye, Necadat, Acaride, İbadiyye kardeşlerim!Ey Caferî, Zeydî, İsmailî kardeşlerim!Ey Alevi kardeşlerim! Ey Protestan, Katolik, Ortodoks Hristiyan kardeşlerim!Ey Hasidî, Ferisî, Sadukî, Essnî, Zelot, Rabbânî, İseviyye, Yudganiyye Yahudi kardeşlerim!Yüce Allah’a iman etmiş olan insanlar!Yüce Allah’ın bir rahmeti olan, bir hatırlatması olan Kur’an varken ne olur onun astından kitaplar edinmeyin. Hepiniz “en doğru mezhep benimkidir; en doğru mezhep benim tabi olduğum mezheptir, en doğru yol benim yolumdur; Allah’a en yakın yol benim yolumdur” diyorsunuz. Samimisiniz; biliyorum. Yüce Allah’a iman ediyorsunuz, ahirete iman ediyorsunuz, samimi olarak yüce Allah’a ibadet ediyorsunuz. Bazılarınız oruç tutuyor, namaz kılıyor. Ancak durum sizlerin düşündüğü gibi değildir. Ne yaparsanız yapın eğer en ufak bir şirk günahını işlerseniz tüm yaptıklarınız boşa gidecektir. Şeytan da bunu biliyor ve insanlara bu günahı işletmek için elinden geleni yapıyor. O da biliyor ki tüm ömrünü alnı secdede geçiren bir kimse secdede Yüce Allah’a yönelirken O’nun astından başkalarına da yönelirse tüm yaptıkları boşa gidecektir.6:88 İşte bu, kılavuzudur Allah'ın; doğru yola iletir onunla kullarından dilediği kimseyi; ve eğer ortak koşsalardı mutlak boşa çıkardı onlardan yapmış oldukları.İnsanların çoğunluğu dinlerini parça parça edip hiziplere bölmüştür. 30:32 Kimselerden; parça parça ettiler dinlerini; ve oldular takipçiler; her bir hizip/bölük yanındakiyle ferahlayanlar/rahatlayanlardır.Oysa yüce Allah’ın katında sadece tek bir din vardır. O da İslam’dır. İslam da İbrahim peygamberin dinidir; Musa peygamberin dinidir, İsa peygamberin dinidir, Muhammed peygamberin dinidir. Tüm peygamberin dini tek dindir. O da İslam’dır. Sadece Kur’an’dır. Ahirette İslam’dan başka bir din asla kabul edilmeyecektir.3:19 Doğrusu Allah indinde/katında din İslam’dır; ve ayrılığa-ihtilafa düştüler/farklılaştılar kitap verilen kimseler, onlara gelen ilim sonrasında; zorbalık/baskı/yozlaşma aralarında; başka değil; ve kim kâfirlik eder/örter Allah'ın ayetlerini; öyle ki doğrusu Allah seridir/çabuktur hesapta/hesaplaşmada.3:85 Ve kim arzular/arar İslam’dan başka bir din; öyle ki asla kabul edilmez ondan; ve o ahirette hüsran içinde olanlardandır/kaybedenlerdendir.4:125 Ve kim daha güzeldir kimseden bir dinen? Teslim etti yüzünü Allah'a; ve o güzel işler yapandır; ve tabi oldu İbrahim’in inanç öğretisine; bir tek tanrıcı; ve edindi Allah İbrahim’i bir dost.6:161 De ki: “Şüphesiz beni; doğruya kılavuzladı beni Rabb’im; dosdoğru bir yola; doğru/düzgün bir dine; İbrahim'in inanç öğretisine; bir tek tanrıcı; ve değildi olmuş (İbrahim) müşriklerden/ortak koşanlardan.Peygamber buyurdu ki diye başlayan, tamamı zan ve varsayım olan söylentileri/sözleri/hadisleri lütfen yüce Allah’ın sözü olan Kur’an’la bir tutmayın. Zannı tümden terk edin; çünkü resuller kendilerine indirilen kitaplar haricinde dinde hüküm koyucu tek bir kelime etmedi. Peygamberimiz de Kur’an haricinde dinde hüküm koyan asla bir şey söylemedi, okumadı. Yüce Allah’ın elçisi olarak görevini yaptı. Kur’an’ı okudu. Kur’an’ı söyledi. Kur’an haricinde din adına bir şey söyleseydi mutlak ki yüce Allah gereğini yapardı. 69:43 Bir indirilen (Kur’an); alemlerin Rabb’inden.69:44 Ve eğer söylerse (resul Muhammed) bize karşı bazı sözler.69:45 Mutlak alırdık ondan sağ eli.69:46 Sonra mutlak keserdik ondan şah damarı.69:47 Öyle ki, olamazdı sizden hiçbirisi; ondan (resul Muhammed’den) (onu) engelleyen.Kur’an bize yeter. Yüce Allah’ın kitabı bize yeter. Bana ne olmuş ki yüce Allah’ın biricik kitabı elimdeyken onun astından kitaplar edinecekmişim!Kur’an doğru yolu gösteren bir nurdur, aydınlıktır. Elbette sadece Kur’an’ın takip edilmesi gerekir.5:15 Ey ehli kitap! Muhakkak ki geldi size resûlümüz; beyan eder/bildirir/deklere eder sizlere, kitaptan gizler/saklar olduğunuzdan çoğunu; ve ki siler çoğunu; muhakkak geldi size Allah’tan bir nur; ve bir kitap (Kur’an); apaçık.5:16 Kılavuzlar onunla (Kur’an’la) Allah, rızasına tabi olan kimseyi; barışcıl/esenlikli/güvenli yollara; ve çıkarır onları (Kur’an) karanlıklardan nura/aydınlığa; izniyle O’nun (Allah’ın); ve kılavuzlar (Kur’an) dosdoğru bir yola.Muhammed peygamber kendisine indirilen Kur’an’ı okudu ve insanlara sadece Kur’an’ı deklere etti. Kur’an da kendisine tabi olan kimseleri karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kitabın sonlarına yaklaştık. Kur’an’ın birçok mucizesine tanık olduk. Artık sadece Kur’an’a teslim olma vakti geldi. Kur’an’ımızı anlayarak okuma vakti geldi. Kur’an’ı anlayabilmek, ona dokunabilmek için öncelikle kendimizi aklen temizlememiz gereklidir. Bu nedenle Kur’an haricinde dinî hüküm koyan; Kur’an’ın astından olan tüm kitapları, tüm bilgileri, tüm gelenekleri terk ederek Kur’an okumaya başlamalıyız.

Not 1

*Gençlerin.**Allah'adır.***Eril ve tekil zamir gökleri ve yeri görme ve işitmeyi sağlayan bilemediğimiz bir sistemin/mekanizmanın varlığını işaret eder. ****Allah'ın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Veli

Kavram 28

Kısa Açıklama:

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.

Gayb

Kavram 62

Kısa Açıklama:

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.

Gökler

Kavram 162

Kısa Açıklama:

162Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Güneş sistemimiz gezegenlerin göklerini içerdiği için göklerdir. Galaksimiz çok sayıda yıldız sistemleri (gökler) içerdiği için göklerdir. Evrenin kendisi çok sayıda galaksiler içerdiği için göklerdir. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 27

Arapça Metin (Harekeli)

2165|18|27|وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

Latin Literal

27. Vetlu mâ ûhıye ileyke min kitâbi rabbik(rabbike), lâ mubeddile li kelimâtihî ve len tecide min dûnihî multehadâ(multehaden).

Türkçe Çeviri

Ve oku vahyolunanı603 sana Rabbinin4 kitabından*; yoktur değiştirici O’nun** kelimelerini416; ve asla bulamazsın O'nun** astından bir sığınak.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:27.&nbsp;Ve sen, Rabb’inin Kitap’ından sana vahyedileni oku! O’nun kelimelerini<sup>1</sup>&nbsp;değiştirecek yoktur. O’ndan başka sığınılacak da bulamazsın.1-&nbsp;Takdir edilmiş hükmünü. “Allah’ın kelimeleri” deyimi “Allah’ın sözleri” anlamını değil, yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah’ın sonsuz ilimi ve gücünü vurgulamaktadır.18:27.&nbsp;And read/recite what was inspired/transmitted to you from your Lord’s Book , (there is) no exchanger/replacer/substitutor to His words/expressions, and you will never/not find from other than Him a shelter/refuge.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetlu ve oku وَاتْلُ تلو
2 ma مَا -
3 uhiye vahyolunanı أُوحِيَ وحي
4 ileyke sana إِلَيْكَ -
5 min مِنْ -
6 kitabi kitabından كِتَابِ كتب
7 rabbike Rabb’inin رَبِّكَ ربب
8 la yoktur لَا -
9 mubeddile değiştirici مُبَدِّلَ بدل
10 likelimatihi O’nun kelimelerini لِكَلِمَاتِهِ كلم
11 velen ve asla وَلَنْ -
12 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
13 min مِنْ -
14 dunihi O'nun astından دُونِهِ دون
15 multehaden bir sığınak مُلْتَحَدًا لحد

Notlar

Not

Ne muhteşem bir ayet. Yukarıda özetledik. Muhammed peygamber sadece Kur’an diyen bir resuldü. Aksi zaten düşünülemez. Kur’an’ın indiği dönemde kendisinden önce gelen İbrahim peygamberin, Musa peygamberin ve İsa peygamberin sünnetine yani hadislerine tabi olmuş değildi. Sadece Kur’an’a teslim olmuştu. 13:30 İşte böyledir; gönderdik seni bir ümmete; mutlak ki geçti onlardan önce milletler; okuman için onlara vahyettiğimizi sana; ve onlar kâfirlik ederler Rahman'a; de ki: “O Rabb’imdir; yoktur ilah O'nun dışında; O'na tevekkül ettim; ve O'nadır dönüş yerim. Rabb’imin sözünden daha doğru hangi söz olabilir? 4:87 Allah; yoktur ilah O'nun dışında; mutlak bir araya toplar sizi kıyamet gününde; yoktur şüphe onda; ve bir sözde/bir hadiste Allah’tan daha doğru kim?Yüce Allah’ın tek bir hadisi/sözü vardır. O da Kur’an’dır. Kur’an haricinde yüce Allah’ın bir sözü/hadisi yoktur.Yüce Allah’ın ayetlerini yani Kur’an’ı etkisiz hale getirmeye çalışanlar her daim olacaktır. 28:87 Ve engellemesinler seni Allah'ın ayetlerinden; sana indirildikten sonra; ve davet et Rabb’ine; ve olma müşriklerden.Maalesef günümüzde yeryüzünde yaşayan insanların çoğunluğu yüce Allah’ın ayetlerinden engellenmiştir. Yahudiler içinden çıkılmaz bir bataklık olan Talmud kitaplarıyla; Hristiyanlar hikâyelerle, Müslümanlar da tamamı zan ve varsayım olan hadis kitaplarıyla yüce Allah’ın ayetlerinden koparılmıştır.Yüce Allah’ın kelimeleri olan Kur’an asla değiştirilemez. Kur’an kâğıt ve mürekkepten oluşan mushaf demek değildir. Levh-i Mahfuz’da matematiksel olarak kodlanmış, rakamlanmış bir kitaptır. Her bir harfi dizilişine kadar 19 matematiksel sistemiyle korunmaktadır.

Not 1

*Şerefli Kur'ân.**Allah'ın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Yüce Allah'ın kelimesi/sözü.

Kavram 416

Kısa Açıklama:

416Buyruğu, emri, hükmü, kararı, 'ol' demesi.

Vahiy, vahy etmek.

Kavram 603

Kısa Açıklama:

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 28

Arapça Metin (Harekeli)

2166|18|28|وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

Latin Literal

28. Vasbır nefseke meallezîne yed’ûne rabbehum bil gadâti vel aşiyyi yurîdûne vechehu ve lâ ta’du aynâke anhum, turîdu zînetel hayâtid dunyâ ve lâ tutı’ men agfelnâ kalbehu an zikrinâ vettebea hevâhu ve kâne emruhu furutâ(furutan).

Türkçe Çeviri

Ve sabret51* kendi nefsine201; kimselerle beraber (ki) çağırırlar219 Rablerini4 sabahla ve akşamla; arzularlar yüzünü O’nun**; ve çevirme iki gözünü onlardan*** arzulayarak ziynetini856 dünya hayatının; ve itaat etme kimseye (ki) gâfil310 ettik kalbini onun zikrimizden78; ve tâbi oldu hevâsına278; ve oldu emri/işi onun**** bir sınırı aşan.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesbir ve sabret وَاصْبِرْ صبر
2 nefseke kendi nefsine نَفْسَكَ نفس
3 mea beraber مَعَ -
4 ellezine kimselerle الَّذِينَ -
5 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
6 rabbehum Rablerini رَبَّهُمْ ربب
7 bil-gadati sabahla بِالْغَدَاةِ غدو
8 vel'aşiyyi ve akşam وَالْعَشِيِّ عشو
9 yuridune arzularlar يُرِيدُونَ رود
10 vechehu yününü O’nun وَجْهَهُ وجه
11 ve la ve وَلَا -
12 tea'du çevirme تَعْدُ عدو
13 aynake iki gözünü عَيْنَاكَ عين
14 anhum onlardan عَنْهُمْ -
15 turidu arzulayarak تُرِيدُ رود
16 zinete zinetini زِينَةَ زين
17 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
18 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
19 ve la ve وَلَا -
20 tutia' itaat etme تُطِعْ طوع
21 men kimseye مَنْ -
22 egfelna gafil yaptık أَغْفَلْنَا غفل
23 kalbehu kalbini onun قَلْبَهُ قلب
24 an عَنْ -
25 zikrina zikrimizden ذِكْرِنَا ذكر
26 vettebea ve tâbi oldu وَاتَّبَعَ تبع
27 hevahu hevasına هَوَاهُ هوي
28 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
29 emruhu emri onun أَمْرُهُ امر
30 furuten bir sınırı aşan فُرُطًا فرط

Notlar

Not 1

*Nebi ve resûl Muhammed.**Allah'ın.***Seninle beraber Rablerini çağıran kimselerden.***Gâfil kimsenin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Nefis

Kavram 201

Kısa Açıklama:

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Yüce Allah'ı çağırmak/dua etmek

Kavram 219

Kısa Açıklama:

219Dua etmek. Dua kelimesi Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Çağrıda bulunmak demektir. Yüce Allah'a her an, her durumda, her yerde çağrıda bulunabiliriz. Rabbimizle iletişime geçebiliriz. O'nu çağırıp isteklerimizi arz ederiz. Dua etmek için özel ritüellere gerek yoktur. Yüce Allah insana şah damarından daha yakındır. Kuluna bir Planck mesafesinden (1.6x10-35 metre) daha yakındır. Ancak şirk içermeyen dualar/çağrılar Yüce Allah'a yükselir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an'ın astından tamamı zan içeren söylentilere/hadislere tabi olarak şirk günahını işleyenlerin çağrıları Yüce Allah'ın katına ulaşmaz. Ancak tek tanrıcıların çağrıları Yüce Allah'a ulaşır. Sadece Kur'an diyenlerin; Kur'an bize yeter diyenlerin.  Beynin secde etmesi sonrası yapılan duanın/çağrının Yüce Allah tarafından kabul buyrulması daha olasıdır. Bu nedenle müminlere vakitli olarak emredilen sabah-akşam salâtları ve toplantı salâtı yani Kur'an dersleri bitiminde yapılan beynin secdesi sonrası (fiziksel secde de beynin secdesine eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a çağrıda bulunmak en güzel dua zamanıdır. Ancak beynin secde ettiği her yer ve zamanda da dua edilmesi, Rabbimize çağrıda bulunulması kulun kendisi için hayırlı olacaktır.      

Hevâ

Kavram 278

Kısa Açıklama:

278İstek, heves, meyil, sevme, düşme, ihtiras, rağbet.

Gâfil, gâfil.

Kavram 310

Kısa Açıklama:

310Aymaz, bilmez, farkında olmayan.

Ziynet

Kavram 856

Kısa Açıklama:

 856Süs, dekorasyon, takı, bezek.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 29

Arapça Metin (Harekeli)

2167|18|29|وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

Latin Literal

29. Ve kulil hakku min rabbikum fe men şâe fel yu’min ve men şâe fel yekfur innâ a’tednâ liz zâlimîne nâren ehâta bihim surâdikuhâ, ve in yestegîsû yugâsû bi mâin kel muhli yeşvîl vucûh(vucûhe), bi’seş şerab(şerabu) ve sâet murtefekâ(murtefekan).

Türkçe Çeviri

Ve de ki: "Hak/gerçek Rabbinizdendir4; öyle ki kim diledi; öyle ki iman47 etsin; ve kim diledi öyle ki kâfirlik25 etsin"; doğrusu biz hazırladık zalimlere257 bir ateş834; sarmıştır onları onun* duman katmanı** ; ve eğer yardım isterlerse yardım edilirler ağır metal akışkanı*** gibi bir maiyle**** kavurur/kızartır yüzleri; ne sefil bir içecek oldu; ve ne kötü bir refakat/dayanma/ağırlama yeri oldu.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kuli ve de ki وَقُلِ قول
2 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
3 min مِنْ -
4 rabbikum Rabbinizdendir رَبِّكُمْ ربب
5 femen öyle ki kim فَمَنْ -
6 şa'e diledi شَاءَ شيا
7 felyu'min öyle ki iman etsin فَلْيُؤْمِنْ امن
8 ve men ve kim وَمَنْ -
9 şa'e diledi شَاءَ شيا
10 felyekfur öyle ki kâfirlik etsin فَلْيَكْفُرْ كفر
11 inna doğrusu biz إِنَّا -
12 ea'tedna hazırladık أَعْتَدْنَا عتد
13 lizzalimine zalimlere لِلظَّالِمِينَ ظلم
14 naran bir ateş نَارًا نور
15 ehata sarmıştır أَحَاطَ حوط
16 bihim onları بِهِمْ -
17 suradikuha duman katmanı onun سُرَادِقُهَا سردق
18 ve in ve eğer وَإِنْ -
19 yestegisu yardım isteseler يَسْتَغِيثُوا غوث
20 yugasu yardım edilirler يُغَاثُوا غوث
21 bimain bir suyla بِمَاءٍ موه
22 kalmuhli ağır akışkan gibi كَالْمُهْلِ مهل
23 yeşvi kavurur/kızartır يَشْوِي شوي
24 l-vucuhe yüzleri الْوُجُوهَ وجه
25 bi'se ne sefil oldu بِئْسَ باس
26 ş-şerabu bir içecek الشَّرَابُ شرب
27 ve sa'et ve ne kötü/yıkım وَسَاءَتْ سوا
28 murtefekan refakat/dayanma/dinlenme yeri مُرْتَفَقًا رفق

Notlar

Not 1

*Ateşin.**Hâviyenin (karadeliğin) akresyon diski olan hutameden fırlayan gaz/toz ejaktaları.***Demir veya bakır gibi ağır metallerin ağır şekilde akan sıvı hallerine benzer. Bu ejaktalar sekarın atmosferine girdiklerinde ısınırlar ve ağır metaller erir. Yağmur yağar ancak bu yağmur erimiş ağır metal yağmurları şeklinde olur.****Sıvıyla.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Ateş, nar

Kavram 834

Kısa Açıklama:

834Cehennem evreninde bulunan cahîmlerin (yakanların) yani karadelik sistemlerinin yaydığı radyasyon. Hâviye=Karadeliğin kendisi; Hawking radyasyonu yayar.Hutame=Karadeliğin akresyon diski; çok şiddetli radyasyon yayar.Lezâ=Ateşin bir özelliği; dokunmasa bile uzaktan yakar.Hâmiye=Çılgın ateş.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 30

Arapça Metin (Harekeli)

2168|18|30|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

Latin Literal

30. İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti innâ lâ nudîu ecre men ahsene amelâ(amelen).

Türkçe Çeviri

Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; doğrusu biz zayi etmeyiz* ecrini820 kimsenin (ki) güzelleştirdi bir ameli1072.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati salihât الصَّالِحَاتِ صلح
6 inna doğrusu biz إِنَّا -
7 la لَا -
8 nudiu zayi etmeyiz نُضِيعُ ضيع
9 ecra ecrini أَجْرَ اجر
10 men kimsenin مَنْ -
11 ehsene güzelleştirdi أَحْسَنَ حسن
12 amelen bir ameli عَمَلًا عمل

Notlar

Not 1

*Gidermeyiz, azaltmayız.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sâlihât

Kavram 18

Kısa Açıklama:

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Ecir

Kavram 820

Kısa Açıklama:

820Ödül, mükafat.

Amel

Kavram 1072

Kısa Açıklama:

1072Yapma, etme, uygulama.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 31

Arapça Metin (Harekeli)

2169|18|31|أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

Latin Literal

31. Ulâike lehum cennâtu adnin tecrî min tahtihimul enharu yuhallevne fîhâ min esâvire min zehebin ve yelbesûne siyâben hudren min sundusin ve istebrekın muttekiîne fîhâ alel erâik(erâiki), ni’mes sevâb(sevâbu), ve hasunet murtefekâ(murtefekan).

Türkçe Çeviri

Bunlar (ki) onlaradır Adn812 cennetleri970; akar altından onun* nehirler; bezendirilirler orada** kuşatıcılardan/surlardan**; altındandır; ve giyerler yeşil bir giysi;  bir sundustan926 ve istebraktandır927; yaslanırlar orada** yumuşak döşemeler/donatılar üzerine; muhteşem oldu sevap464; ve güzelleşti bir refakat/dayanma/dinlenme yeri.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
2 lehum onlaradır لَهُمْ -
3 cennatu cennetler جَنَّاتُ جنن
4 adnin Adn عَدْنٍ -
5 tecri akar تَجْرِي جري
6 min مِنْ -
7 tehtihimu altından onun تَحْتِهِمُ تحت
8 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
9 yuhallevne bezendirilirler يُحَلَّوْنَ حلي
10 fiha onda فِيهَا -
11 min مِنْ -
12 esavira kuşatıcılardan/surlardan أَسَاوِرَ سور
13 min مِنْ -
14 zehebin bir altından ذَهَبٍ ذهب
15 ve yelbesune ve giyerler وَيَلْبَسُونَ لبس
16 siyaben bir giysi ثِيَابًا ثوب
17 hudran yeşil خُضْرًا خضر
18 min مِنْ -
19 sundusin bir sunduktan سُنْدُسٍ -
20 ve istebrakin ve istebraktan وَإِسْتَبْرَقٍ -
21 muttekiine yaslanırlar مُتَّكِئِينَ وكا
22 fiha orada فِيهَا -
23 ala üzerine عَلَى -
24 l-eraiki yumuşak döşemeler/donatılar الْأَرَائِكِ ارك
25 nia'me muhteşem oldu نِعْمَ نعم
26 s-sevabu sevap الثَّوَابُ ثوب
27 ve hasunet ve güzelleşti وَحَسُنَتْ حسن
28 murtefekan bir refakat/dayanma/dinlenme yeri مُرْتَفَقًا رفق

Notlar

Not 1

*Cennetin.**Cennette.***Halka şeklinde bilezikler, gerdanlıklar, kolyeler, küpeler vb. Sur gibi saranlar, kuşatanlar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sevap

Kavram 464

Kısa Açıklama:

464Ödül, mükâfat, karşılık.

Adn

Kavram 812

Kısa Açıklama:

812Kalıcı, daimi konaklama. Cennetlerin bu kelimeyle cehennem evreninden farklı olarak işaret edilmesi Rabbimizin adn cennetlerini hiç bozmayacağını düşündürür.  

Sundus

Kavram 926

Kısa Açıklama:

İnce, hafif ipek kumaş. Arapça kökenli bir kelime değildir. Kur'an'ın indiği dönemde ipek yolu üzerinde bulunan Mekke'de bu kumaş bilinmekteydi. Türkçeye de 'sündüz' olarak geçmiştir.

istebrak

Kavram 927

Kısa Açıklama:

927Brokar; altın veya gümüş ipliklerle dokunmuş kalın, ağır, yoğun ipek kumaş. Genellikle dış kıyafetler olarak kullanılmaktaydı. Arapça değildir. İpek yolu yüzerindeki Mekke'lilerin muhtemel ki Perslilerden öğrendikleri bir kumaştı.

Cennetler

Kavram 970

Kısa Açıklama:

970Şu anda içinde bulunduğumuz evrenimize benzer evrenler. Şerefli Kur'an'a göre içinde bulunduğumuz evrenin kumaşı yırtılacak ve yırtıklar ışık hızında evrenin her yerine ulaşacaktır. Genişleyemeyen evren yerçekimiyle dev bir karadeliğe çökecektir. Daha sonra tekillik hali olan ilk yaratılışa iade edilecektir. Bu tekillik enerjisinden tekrar büyük patlamayla yeni evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bir tanesi ahiret evreni olacak ve Rabbimiz bizleri burada yargılayacaktır. Yargılaması iyi bir hesapla sonlananlar cennet evrenlerine yükseltileceklerdir. Rabbimiz cehennem kelimesini tekil olarak bildirmesine rağmen cennetin cennetler olarak çoğul şekilde bildirilmesi bizlere 3 veya daha fazla evrenin cennetler olarak düzenleneceğini işaret eder. Şerefli Kur'an'dan cennetlerin asla yok olmayacağının işaretlerini görürüz.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 32

Arapça Metin (Harekeli)

2170|18|32|وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

Latin Literal

32. Vadrıb lehum meselen raculeyni cealnâ li ehadihimâ cenneteyni min a’nâbin ve hafefnâhumâ bi nahlin ve cealnâ beynehumâ zer’â(zer’an).

Türkçe Çeviri

Ve darp et* onlara iki adamın bir misalini870; yaptık ikisinin birine üzümlerden iki cennet379; ve sardık ikisini** hurmayla; ve yaptık ikisi** arasına ekin.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vedrib ve darb et وَاضْرِبْ ضرب
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 meselen bir misali مَثَلًا مثل
4 raculeyni iki adamın رَجُلَيْنِ رجل
5 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
6 liehadihima birine ikisinden لِأَحَدِهِمَا احد
7 cenneteyni iki cennet جَنَّتَيْنِ جنن
8 min مِنْ -
9 ea'nabin üzümden أَعْنَابٍ عنب
10 ve hafefnahuma ve çevirdik ikisini وَحَفَفْنَاهُمَا حفف
11 binehlin hurmayla بِنَخْلٍ نخل
12 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
13 beynehuma ikisi arasına بَيْنَهُمَا بين
14 zer'an ekin زَرْعًا زرع

Notlar

Not 1

*Vur, ortaya koy.**İki cennetin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Cennet, bahçe.

Kavram 379

Kısa Açıklama:

379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

Kısa Açıklama:

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 33

Arapça Metin (Harekeli)

2171|18|33|كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

Latin Literal

33. Kiltel cenneteyni âtet ukulehâ ve lem tazlim minhu şey’en ve feccernâ hılâlehumâ neherâ(neheren).

Türkçe Çeviri

Her biri iki cennetin379 verdi kendi yemişini*; ve hiç zulmetmedi** ondan*** bir şey; ve fışkırttık gediğinden/yarığından ikisinin**** bir nehir.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kilta her biri كِلْتَا كلو
2 l-cenneteyni iki cennetin الْجَنَّتَيْنِ جنن
3 atet verdi اتَتْ اتي
4 ukuleha kendi yemişini أُكُلَهَا اكل
5 velem ve hiç وَلَمْ -
6 tezlim zulmetmedi تَظْلِمْ ظلم
7 minhu ondan مِنْهُ -
8 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
9 ve feccerna ve fışkırttık وَفَجَّرْنَا فجر
10 hilalehuma gediğinden ikisinin خِلَالَهُمَا خلل
11 neheran bir nehir نَهَرًا نهر

Notlar

Not 1

*Yenecek meyvesini, ürününü.**Hakkını vermemezlik etmedi.**Yemişinden.****Cennetin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Cennet, bahçe.

Kavram 379

Kısa Açıklama:

379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 34

Arapça Metin (Harekeli)

2172|18|34|وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

Latin Literal

34. Ve kâne lehu semer(semerun), fe kâle li sâhıbihî ve huve yuhâviruhû ene ekseru minke mâlen ve eazzu neferâ(neferen).

Türkçe Çeviri

Ve oldu ona* ürünü; öyle ki dedi arkadaşına -ve o** konuşuyordu ona***: "Ben çoğum senden bir malca ve daha azîzim**** bir neferce*****.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
2 lehu ona لَهُ -
3 semerun ürünü ثَمَرٌ ثمر
4 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
5 lisahibihi arkadaşına لِصَاحِبِهِ صحب
6 vehuve ve o وَهُوَ -
7 yuhaviruhu konuşuyordu ona يُحَاوِرُهُ حور
8 ena ben أَنَا -
9 ekseru çoğum أَكْثَرُ كثر
10 minke senden مِنْكَ -
11 malen bir malca مَالًا مول
12 ve eazzu ve daha azizim وَأَعَزُّ عزز
13 neferan bir nefer (olarak) نَفَرًا نفر

Notlar

Not 1

*Kendisine iki cennet/bahçe verilen kimseye.**Kendisine iki cennet/bahçe verilen kimse.***Kendisine iki cennet/bahçe verilmeyen kimseye. ****Güç yetirenim. *****Asker, er, hareketlenen, koşuşturan, acele eden.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 35

Arapça Metin (Harekeli)

2173|18|35|وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

Latin Literal

35. Ve dehale cennetehu ve huve zâlimun li nefsih(nefsihî), kâle mâ ezunnu en tebîde hâzihî ebedâ(ebeden).

Türkçe Çeviri

Ve girdi cennetine* -ve o bir zalimdi257 kendi nefsine201- dedi**: "Zanneder değilim ki yok olur bu*** ebediyen."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve dehale ve girdi وَدَخَلَ دخل
2 cennetehu cennetine جَنَّتَهُ جنن
3 vehuve o وَهُوَ -
4 zalimun bir zalimdi ظَالِمٌ ظلم
5 linefsihi kendi nefsine لِنَفْسِهِ نفس
6 kale dedi قَالَ قول
7 ma değilim مَا -
8 ezunnu zanneder أَظُنُّ ظنن
9 en ki أَنْ -
10 tebide yok olur تَبِيدَ بيد
11 hazihi bu هَٰذِهِ -
12 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد

Notlar

Not 1

*Bahçesine.**Zalim kimse.***Bahçe.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Nefis

Kavram 201

Kısa Açıklama:

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 36

Arapça Metin (Harekeli)

2174|18|36|وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

Latin Literal

36. Ve mâ ezunnus sâate kâimeten ve le in rudidtu ilâ rabbî le ecidenne hayren minhâ munkalebâ(munkaleben).

Türkçe Çeviri

"Ve zanneder değilim (ki) sâat470 bir dikelendir*; ve eğer ki geri döndürülürsem Rabbime4 mutlak bulurum bir hayır ondan** döndürülen bir akıbet (olarak)."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değilim وَمَا -
2 ezunnu zanneder (ki) أَظُنُّ ظنن
3 s-saate sâat السَّاعَةَ سوع
4 kaimeten bir dikelendir قَائِمَةً قوم
5 velein ve eğer ki وَلَئِنْ -
6 rudidtu geri döndürülürsem رُدِدْتُ ردد
7 ila إِلَىٰ -
8 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
9 leecidenne mutlak bulurum لَأَجِدَنَّ وجد
10 hayran bir hayır خَيْرًا خير
11 minha ondan مِنْهَا -
12 munkaleben döndürülen bir akıbet مُنْقَلَبًا قلب

Notlar

Not 1

*Karşıma dikilir, dikelen olur.**Döndürüldüğüm yerden.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Sâat

Kavram 470

Kısa Açıklama:

470Kıyamet. Evrenin uzay zaman kumaşının karanlık enerjinin aşırı üflemesi sonucu yırtılması ve evrenin hızla şişirilen (Sur'a üfleme) bir balonun patlaması gibi parçalanması. Yırtıklar ışık hızında tüm evrene yayılacaktır. Parçalanan evren yerçekimi kuvvetiyle tekrar tekillik haline dönecektir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 37

Arapça Metin (Harekeli)

2175|18|37|قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

Latin Literal

37. Kâle lehu sâhıbuhu ve huve yuhâviruhû e keferte billezî halakake min turâbin summe min nutfetin summe sevvâke raculâ(raculen).

Türkçe Çeviri

Dedi ona* arkadaşı -ve o** konuşuyordu ona*- "Kâfirlik25 mi ettin ki yaratana seni bir turâbinden428; sonra nutfeden959 sonra; seviyeledi*** seni bir adam (olarak)."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 lehu ona لَهُ -
3 sahibuhu arkadaşı صَاحِبُهُ صحب
4 vehuve ve o وَهُوَ -
5 yuhaviruhu konuşuyordu ona يُحَاوِرُهُ حور
6 ekeferte kâfirlik mi ettin أَكَفَرْتَ كفر
7 billezi' ki بِالَّذِي -
8 halekake yaratana seni خَلَقَكَ خلق
9 min مِنْ -
10 turabin bir turâbinden تُرَابٍ ترب
11 summe sonra ثُمَّ -
12 min مِنْ -
13 nutfetin nutfeden نُطْفَةٍ نطف
14 summe sonra ثُمَّ -
15 sevvake seviyeledi seni سَوَّاكَ سوي
16 raculen bir adam (olarak) رَجُلًا رجل

Notlar

Not 1

*Kendisine zulmeden kimseye.**Kendisine zulmeden kimsenin arkadaşı.***Biçimlendirdi.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Turâb

Kavram 428

Kısa Açıklama:

428Toz. Yıldız tozu. Nötron/Pulsar yani Tarık yıldızlarını oluşturan süpernova patlamalarında uzaya saçılan gaz ve toz bulutları. İnsan yaratılışı için gerekli tüm atomları içeren bu turâbin Güneş sistemimizi oluşturacaktır. İnsanın topraktan yaratılması; ‘tînin’, ‘turâbin’, ‘salsâlin’ geçişleri; karbon (C12) ve azot (N14) atomları; çıngırdayan/tıngırdayan moleküller; 'turâbin' yıldız tozu.

Nutfe

Kavram 959

Kısa Açıklama:

959Kadının vajinasının arka forniks olarak isimlendirilen boşluğuna erkeği tarafından atılan, boşaltılan ve bir karışım olan meninin rahim ağzı kanalından (endoservikal kanal) süzülerek rahim iç kısmına girmiş saflaşmış hali. Kısırlık tedavisi için yapılan aşılamada meniden gradiyet veya swim-up yöntemiyle elde edilen saflaşmış, kaliteli spermleri içeren sıvı.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 38

Arapça Metin (Harekeli)

2176|18|38|لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

Latin Literal

38. Lâkinne huvallâhu rabbî ve lâ uşriku bi rabbî ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

Fakat bizler*; "O Allah'tır (ki) Rabbimdir4; ve şirk71 koşmam Rabbime4 birini."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lakinna fakat bizler لَٰكِنَّا -
2 huve O هُوَ -
3 llahu Allah'tır اللَّهُ -
4 rabbi Rabbimdir رَبِّي ربب
5 ve la ve وَلَا -
6 uşriku şirk koşmam أُشْرِكُ شرك
7 birabbi Rabbime بِرَبِّي ربب
8 ehaden birini أَحَدًا احد

Notlar

Not 1

*İşaret çoğul 1. şahıs olarak geliyor. Tek tanrıcılar olarak bizler şunu söyleriz... Fakat bizler ise...

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Şirk koşmak/ortak koşmak

Kavram 71

Kısa Açıklama:

71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 39

Arapça Metin (Harekeli)

2177|18|39|وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

Latin Literal

39. Ve lev lâ iz dehalte cenneteke kulte mâ şâallâhu lâ kuvvete illâ billâh(billâhi), in tereni ene ekalle minke mâlen ve veledâ(veleden).

Türkçe Çeviri

"Ve şayet girdiğin zaman cennetine* deseydin: "MaşAllah**; yoktur kuvvet Allah’ın dışında"; eğer görüyorsan beni (ki) beni daha az (olarak) senden bir malca ve evlatça."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet وَلَوْلَا -
2 iz zaman إِذْ -
3 dehalte girdiğin zaman دَخَلْتَ دخل
4 cenneteke cennetine جَنَّتَكَ جنن
5 kulte deseydin قُلْتَ قول
6 ma مَا -
7 şa'e dilediğidir شَاءَ شيا
8 llahu Allah’ın اللَّهُ -
9 la yoktur لَا -
10 kuvvete kuvvet قُوَّةَ قوي
11 illa dışında إِلَّا -
12 billahi Allah’ın بِاللَّهِ -
13 in eğer إِنْ -
14 terani görüyorsan beni (ki) تَرَنِ راي
15 ena beni أَنَا -
16 ekalle daha az (olarak) أَقَلَّ قلل
17 minke senden مِنْكَ -
18 malen bir malca مَالًا مول
19 ve veleden ve evlatça وَوَلَدًا ولد

Notlar

Not 1

*Bahçene.**Allah'ın dilediğidir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 40

Arapça Metin (Harekeli)

2178|18|40|فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

Latin Literal

40. Fe asâ rabbî en yu’tiyeni hayran min cennetike ve yursile aleyhâ husbânen mines semâi fe tusbiha saîden zelekâ(zelekan).

Türkçe Çeviri

"Öyle ki umulur ki Rabbim4; ki verir bana hayırlısını senin cennetinden*; ve gönderir üzerine onun** bir hesaplanan*** gökten180; öyle ki sabahlar**** kaygan bir çıplak toprak yüzeyi***** (olarak)"

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feasa öyle ki umuldu ki فَعَسَىٰ عسي
2 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
3 en ki أَنْ -
4 yu'tiyeni verir bana يُؤْتِيَنِ اتي
5 hayran hayırlısını خَيْرًا خير
6 min مِنْ -
7 cennetike senin cennetinden جَنَّتِكَ جنن
8 ve yursile ve gönderir وَيُرْسِلَ رسل
9 aleyha üzerine onun عَلَيْهَا -
10 husbanen bir hesaplanmış حُسْبَانًا حسب
11 mine مِنَ -
12 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
13 fetusbiha öyle ki sabahlar فَتُصْبِحَ صبح
14 saiyden bir çıplak toprak yüzeyi صَعِيدًا صعد
15 zelekan bir kaygan زَلَقًا زلق

Notlar

Not 1

*Bahçenden.**Bahçenin.***Ayarlanmış, planlanmış, düşünülmüş.****Cennet.*****Üzerinde ekin bitmez çıplak, kaygan toprak.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

gök; göğü

Kavram 180

Kısa Açıklama:

180Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 41

Arapça Metin (Harekeli)

2179|18|41|أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

Latin Literal

41. Ev yusbiha mâuhâ gavren fe len testetîa lehu talebâ(taleben).

Türkçe Çeviri

"Ya da sabahlar* suyu onun** dibe; öyle ki asla itaat edemezsin ona*** bir talebe****."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 yusbiha sabahlar يُصْبِحَ صبح
3 mauha suyu onun مَاؤُهَا موه
4 gavran dibe غَوْرًا غور
5 felen öyle ki asla فَلَنْ -
6 testetia itaat edemezsin تَسْتَطِيعَ طوع
7 lehu ona لَهُ -
8 taleben bir talep طَلَبًا طلب

Notlar

Not 1

*Sabaha kadar suyu dibe çekilir.**Cennetin.***Cennete.****Bir şeyi elde etmeye yönelmek, bilinçli yöneliş, arayış, bakınış.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 42

Arapça Metin (Harekeli)

2180|18|42|وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

Latin Literal

42. Ve uhîta bi semerihî fe asbeha yukallibu keffeyhi alâ mâ enfeka fîhâ ve hiye hâviyetun alâ urûşihâ ve yekûlu yâ leytenî lem uşrik bi rabbî ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

Ve sardırıldı/kuşatıldı ürünü onun*; öyle ki sabahladı (ki) ovuşturuyordu iki elini ondaki** infak6 ettiği üzerine; ve o*** çökendi kendi çardakları üzerine; ve diyordu****: "Ah keşke ben asla şirk koşmasaydım Rabbime birini."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve uhita ve sardırıldı/kuşatıldı وَأُحِيطَ حوط
2 bisemerihi ürünü onun بِثَمَرِهِ ثمر
3 feesbeha öyle ki sabahladı فَأَصْبَحَ صبح
4 yukallibu ovuşturuyordu يُقَلِّبُ قلب
5 keffeyhi iki elini كَفَّيْهِ كفف
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 ma مَا -
8 enfeka infak ettiğin أَنْفَقَ نفق
9 fiha ondaki فِيهَا -
10 vehiye ve o وَهِيَ -
11 haviyetun bir çökendi خَاوِيَةٌ خوي
12 ala üzerine عَلَىٰ -
13 uruşiha onun çardakları عُرُوشِهَا عرش
14 ve yekulu ve diyordu وَيَقُولُ قول
15 ya leyteni Ah keşke ben يَا لَيْتَنِي -
16 lem asla لَمْ -
17 uşrik şirk koşmasaydım أُشْرِكْ شرك
18 birabbi Rabbime بِرَبِّي ربب
19 ehaden birini أَحَدًا احد

Notlar

Not 1

*Kendisine zulmetmiş kimsenin.**Bahçedeki.***Bahçe.****Kendisine zulmetmiş kimse.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

infak

Kavram 6

Kısa Açıklama:

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 43

Arapça Metin (Harekeli)

2181|18|43|وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

Latin Literal

43. Ve lem tekun lehu fietun yansurûnehu min dûnillâhi ve mâ kâne muntesirâ(muntesiren).

Türkçe Çeviri

Ve asla olmuyordu ona* bir grup (ki) yardım ederler ona* Allah’ın astından; ve olmuş değildi bir yardım edilen.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velem ve asla وَلَمْ -
2 tekun olmuyordu تَكُنْ كون
3 lehu ona لَهُ -
4 fietun bir grup فِئَةٌ فاي
5 yensurunehu yardım ederler ona يَنْصُرُونَهُ نصر
6 min مِنْ -
7 duni astından دُونِ دون
8 llahi Allah’ın اللَّهِ -
9 ve ma ve değildi وَمَا -
10 kane olmuş كَانَ كون
11 muntesiran bir yardım edilen مُنْتَصِرًا نصر

Notlar

Not 1

*Kendisine zulmetmiş kimseye.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 44

Arapça Metin (Harekeli)

2182|18|44|هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

Latin Literal

44. Hunâlikel velâyetu lillâhil hakk(hakkı), huve hayrun sevâben ve hayrun ukbâ(ukben).

Türkçe Çeviri

İşte o durumda velilik28 Allah’adır hak/gerçek (olarak) (ki) o** bir hayırdır bir sevap464 (olarak); ve bir hayırdır akıbet892 (olarak).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hunalike işte o durumda هُنَالِكَ -
2 l-velayetu velilik الْوَلَايَةُ ولي
3 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
4 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
5 huve o هُوَ -
6 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
7 sevaben bir sevab (olarak) ثَوَابًا ثوب
8 ve hayrun ve bir hayırdır وَخَيْرٌ خير
9 ukben akıbet (olarak) عُقْبًا عقب

Notlar

Not 1

**Eril tekil zamir hakka/gerçeğe gider.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Veli

Kavram 28

Kısa Açıklama:

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.

Sevap

Kavram 464

Kısa Açıklama:

464Ödül, mükâfat, karşılık.

Akıbet, akıbet.

Kavram 892

Kısa Açıklama:

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 45

Arapça Metin (Harekeli)

2183|18|45|وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

Latin Literal

45. Vadrıb lehum meselel hayâtid dunyâ ke mâin enzelnâhu mines semâi fahteleta bihî nebâtul ardı fe asbeha heşîmen tezrûhur riyâh(riyâhu), ve kânallâhu alâ kulli şey’in muktedirâ(muktediren).

Türkçe Çeviri

Ve darp* et onlara dünya hayatının misalini870; bir su179 gibidir1059 (ki) indirdik onu gökten180; karıştı onunla** yerin bitkisi; öyle ki sabahladı*** bir heşîm1058 (olarak) (ki) savurdu onu**** rüzgârlar; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Muktedir964.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vedrib ve darp et وَاضْرِبْ ضرب
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 mesele misalini مَثَلَ مثل
4 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 kemain bir su gibidir كَمَاءٍ موه
7 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
8 mine مِنَ -
9 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
10 fehteleta karıştı فَاخْتَلَطَ خلط
11 bihi onunla بِهِ -
12 nebatu bitkisi نَبَاتُ نبت
13 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
14 feesbeha öyle ki sabahladı فَأَصْبَحَ صبح
15 heşimen bir çöp kırıntısı هَشِيمًا هشم
16 tezruhu savurur onu تَذْرُوهُ ذرو
17 r-riyahu rüzgarlar الرِّيَاحُ روح
18 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
19 llahu Allah اللَّهُ -
20 ala üzerine عَلَىٰ -
21 kulli her كُلِّ كلل
22 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
23 muktediran bir muktedir مُقْتَدِرًا قدر

Notlar

Not 1

*Vur, ortaya koy.**Suyla.***Su.****Suyu.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Gökten inen su

Kavram 179

Kısa Açıklama:

179Evrenimizdeki ilk su molekülleri (H2O) Tarık (Nötron) yıldızlarını oluşturan Süpernova patlamalarında yaratıldı. Dünya gezegeninin ilk oluşum evresi olan Hadean döneminde yeryüzünde su yoktu. Bol miktarda donmuş su içeren Jüpiter bölgesi asteroidlerinin yeryüzüne çarpmasıyla Dünya gezegenimiz suya kavuştu. Dünyamızın suyu gökten yani uzaydan inmiştir. Rabbimiz ayrıca bu suyu yağmurlarla yine gökten yere indirmektedir.

gök; göğü

Kavram 180

Kısa Açıklama:

180Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır. 

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

Kısa Açıklama:

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Muktedir

Kavram 964

Kısa Açıklama:

964Güç sahibi, kudretli, iktidar sahibi; her şeyi ehil, kabiliyetli, verimli, başarılı, yetenekli, becerikli olduğu için yapabilir. Yetememesi mümkün olmayan.

Heşîm

Kavram 1058

Kısa Açıklama:

1058Zorlayarak kırmak, ezmek, parçalamak, paramparça etmek.

Gökten inen suyun bir heşîm/parçalanmış olarak bitkiden ayrılması ve rüzgârlarla savrulması.

Kavram 1059

Kısa Açıklama:

1059Rabbimiz 18:45 ayetinde dünya hayatını gökten indirdiği bir suya benzetmiştir. Bu su yerin bitkisiyle karışmıştır. Sonra sabah vaktinde parçalanmış ve rüzgârlarla savrulmuştur. Ayet gramere uygun olarak çevrildiğinde bilimsel mucize tam olarak ortaya çıkar. Gökten inen suyu bitki kökleriyle emer. Su artık bitkinin içinde bir karışımdır. Bitki sabah fotosentez ile su molekülünü hidrojen ve oksijen atomlarına parçalayarak bir heşîm hakine getirir. Oksijen atomları da rüzgarlar tarafından savrulur.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 46

Arapça Metin (Harekeli)

2184|18|46|ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

Latin Literal

46. El mâlu vel benûne zînetul hayâtid dunyâ, vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun emelâ(emelen).

Türkçe Çeviri

Mal ve oğullar ziynetidir856 dünya hayatının; ve bakiler* (olan) sâlihât18 (ise) bir hayırdır (senin) Rabbinin4 indinde/katında bir sevap464 (olarak); ve bir hayırdır bir emel** (olarak).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-malu mal الْمَالُ مول
2 velbenune ve oğullar وَالْبَنُونَ بني
3 zinetu ziynetidir زِينَةُ زين
4 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 velbakiyatu ve bakiler (olan) وَالْبَاقِيَاتُ بقي
7 s-salihatu sâlihât الصَّالِحَاتُ صلح
8 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
9 inde indinde/katında عِنْدَ عند
10 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
11 sevaben bir sevap (olarak) ثَوَابًا ثوب
12 ve hayrun ve bir hayırdır وَخَيْرٌ خير
13 emelen bir emel (olarak) أَمَلًا امل

Notlar

Not 1

*Kalıcılar.**Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Sâlihât

Kavram 18

Kısa Açıklama:

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.

Sevap

Kavram 464

Kısa Açıklama:

464Ödül, mükâfat, karşılık.

Ziynet

Kavram 856

Kısa Açıklama:

 856Süs, dekorasyon, takı, bezek.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 47

Arapça Metin (Harekeli)

2185|18|47|وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

Latin Literal

47. Ve yevme nuseyyirul cibâle ve terel arda bârizeten ve haşernâhum fe lem nugâdir minhum ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

Ve gündür (ki) yürütürüz dağları*; ve görürsün** yeri bir bariz (olarak); ve haşrettik556 onları***; öyle ki asla geride bırakmayız onlardan birini.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
2 nuseyyiru yürütürüz نُسَيِّرُ سير
3 l-cibale dağları الْجِبَالَ جبل
4 ve tera ve görürsün وَتَرَى راي
5 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
6 barizeten bir bariz (olarak) بَارِزَةً برز
7 ve haşernahum ve haşrettik onları وَحَشَرْنَاهُمْ حشر
8 fe lem öyle ki asla فَلَمْ -
9 nugadir geride bırakmayız نُغَادِرْ غدر
10 minhum onlardan مِنْهُمْ -
11 ehaden birini أَحَدًا احد

Notlar

Not 1

*Ahiret evreninde gerçekleşecek olan yargılamanın yapılacağı gezegenin insanlar yaratılmadan önce dağlık olduğunu anlarız. Nasıl ki Dünya gezegeni 4.6 milyar yılda değişime uğradı; bu gezegen de yargılama için hazırlanacaktır. İlk yaratılışta dağlık olan bu gezegenin dağlarının yürütülerek yerin dibine doğru gömüldüğünü anlarız.  **Ahiret evreni oluşmuştur. Bu evrendeki bir gezegende yargılama gerçekleşir. Bu yerde dağlar yürütülmüş ve yer apaçık, bariz şekilde görülür olmuştur. Görmeyi engelleyen dağlar yoktur. Nebi ve resûl Muhammed de getirilmiştir.***İnsanlar eksiksiz bir şekilde ahiret evrenindeki bu dağsız yargılama yerinde (gezegende) bir araya getirilir. Tüm insanlar. Tüm nebiler, resûller, cennetlik ve cehennemlik tüm insanlar.  

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Haşretmek

Kavram 556

Kısa Açıklama:

556Toplamak, bir araya getirmek.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 48

Arapça Metin (Harekeli)

2186|18|48|وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

Latin Literal

48. Ve uridû alâ rabbike saffâ(saffen), lekad ci’tumûnâ kemâ halaknâkum evvele merreh(merretin), bel zeamtum ellen nec’ale lekum mev’ıdâ(mev’ıden).

Türkçe Çeviri

Ve arz olundular (senin) Rabbine4 karşı bir saf/sıra (olarak); ant olsun geldiniz bize yarattığımız gibi sizleri evvelki kere627; evet; iddia ettiniz ki asla yapmayız sizlere bir vaat.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve uridu ve arz olundular وَعُرِضُوا عرض
2 ala karşı عَلَىٰ -
3 rabbike (senin) Rabbine رَبِّكَ ربب
4 saffen bir saf/sıra (olarak) صَفًّا صفف
5 lekad ant olsun لَقَدْ -
6 ci'tumuna geldiniz bize جِئْتُمُونَا جيا
7 kema gibi كَمَا -
8 haleknakum yarttığımız gibi sizleri خَلَقْنَاكُمْ خلق
9 evvele evvelki أَوَّلَ اول
10 merratin kere مَرَّةٍ مرر
11 bel Evet بَلْ -
12 zeamtum iddia ettiniz زَعَمْتُمْ زعم
13 ellen ki asla أَلَّنْ -
14 nec'ale yapmayız نَجْعَلَ جعل
15 lekum sizlere لَكُمْ -
16 mev'iden bir vaat مَوْعِدًا وعد

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

İnsan bedeninin evvelki kez yaratılmış olması.

Kavram 627

Kısa Açıklama:

627Şerefli Kur'an bütün olarak okunduğunda (6:94 ve 18:48) anlaşılır ki; bu evrene gelmeden önce Rabbimizin huzurunda yine bedenlerimizle yalnız olarak durmuşuz. Dikelmişiz. O'nun huzuruna gelmişiz. 17:51 ayetinde buna ek bir işaret vardır. 17:51 ayetinde dünya hayatında henüz ölmemiş insanlar konuşmaktadır. Resûl Muhammed de onlara cevap vermektedir. Bu ayette geçen 'evvelki kez' yaratılış mutlak ki bu evrene gelmeden önce bedenlerimizle var olduğumuza kesin kanıt oluşturur.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 49

Arapça Metin (Harekeli)

2187|18|49|وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

Latin Literal

49. Ve vudıal kitâbu fe terel mucrimîne muşfikîne mimmâ fîhi ve yekûlûne yâ veyletenâ mâli hâzel kitâbi lâ yugâdiru sagîreten ve lâ kebîreten illâ ahsâhâ, ve vecedû mâ amilû hâdırâ(hâdıren), ve lâ yazlimu rabbuke ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

Ve konuldu kitap*; öyle ki görürsün mücrimleri674 korkanlardır/endişelenenlerdir ondakinden**; ve derler***: "Eyvah bize! Nedir (olan) bu kitaba* (ki) geride bırakmıyor bir küçük ve ne de bir büyük; dışındadır sayar onu; ve buldular yaptıklarını bir hazır (olarak); ve zulmetmez257 (senin) Rabbin4 birisine.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve vudia ve konuldu وَوُضِعَ وضع
2 l-kitabu kitap الْكِتَابُ كتب
3 fe tera öyle ki görürsün فَتَرَى راي
4 l-mucrimine mücrimleri الْمُجْرِمِينَ جرم
5 muşfikine korkanlar/endişelenenler مُشْفِقِينَ شفق
6 mimma مِمَّا -
7 fihi ondakinden فِيهِ -
8 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
9 ya veyletena eyvah bize يَا وَيْلَتَنَا -
10 mali nedir (olan) مَالِ -
11 haza bu هَٰذَا -
12 l-kitabi kitaba الْكِتَابِ كتب
13 la لَا -
14 yugadiru geride bırakmıyor يُغَادِرُ غدر
15 sagiraten bir küçük صَغِيرَةً صغر
16 ve la ve ne de وَلَا -
17 kebiraten bir büyük كَبِيرَةً كبر
18 illa dışındadır إِلَّا -
19 ehsaha sayar onu أَحْصَاهَا حصي
20 ve vecedu ve buldular وَوَجَدُوا وجد
21 ma مَا -
22 amilu yaptıklarını عَمِلُوا عمل
23 hadiran bir hazır حَاضِرًا حضر
24 ve la ve وَلَا -
25 yezlimu zulmetmez يَظْلِمُ ظلم
26 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
27 ehaden birisine أَحَدًا احد

Notlar

Not 1

*Ahiret evrenindeki dağsız, dümdüz gezegende saflar halinde dizilen insanlara amel kitapları gösterilmektedir.**Kitabın içeriğinden.***Kendilerine zulmetmiş, şirk koşmuş kimseler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Mücrim

Kavram 674

Kısa Açıklama:

674Cürüm işleyenler, suçlular.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 50

Arapça Metin (Harekeli)

2188|18|50|وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ بِئْسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلًا

Latin Literal

50. Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi’se liz zâlimîne bedelâ(bedelen).

Türkçe Çeviri

Ve dediğimiz zaman meleklere48; secde70 edin Âdem'e50; öyle ki secde70 ettiler iblîs190 dışında; oldu* cinden210; öyle ki fâsık oldu/saptı Rabbinin4 emrinden; öyle ki onu** ve onun*** zürriyetini380 evliya212 mı edinirsiniz astımdan?; ve onlar**** sizlere düşmandır; ne perişan/sefil bir bedel/karşılık oldu zalimlere257.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kulna dediğimiz قُلْنَا قول
3 lilmelaiketi meleklere لِلْمَلَائِكَةِ ملك
4 scudu secde edin اسْجُدُوا سجد
5 liademe Adem'e لِادَمَ -
6 fesecedu öyle ki secde ettiler فَسَجَدُوا سجد
7 illa dışında إِلَّا -
8 iblise iblis إِبْلِيسَ -
9 kane oldu كَانَ كون
10 mine مِنَ -
11 l-cinni cinden الْجِنِّ جنن
12 fe fe seka öyle ki fasık oldu/saptı فَفَسَقَ فسق
13 an عَنْ -
14 emri emrinden أَمْرِ امر
15 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
16 efetettehizunehu öyle ki edinir misiniz onu أَفَتَتَّخِذُونَهُ اخذ
17 ve zurriyyetehu ve onun zürriyetini/neslini/soyunu وَذُرِّيَّتَهُ ذرر
18 evliya'e evliya/veliler أَوْلِيَاءَ ولي
19 min مِنْ -
20 duni astımdan دُونِي دون
21 vehum ve onlar وَهُمْ -
22 lekum sizlere لَكُمْ -
23 aduvvun düşmanlık etti عَدُوٌّ عدو
24 bi'se perişan/sefil oldu بِئْسَ باس
25 lizzalimine zalimler için لِلظَّالِمِينَ ظلم
26 bedelen bir bedel/karşılık بَدَلًا بدل

Notlar

Not 1

*İblîs.**İblîsi.***İblîsin.****İblîs ve zürriyeti.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Melek-1 (Cibrîl benzeri şerefli elçi)

Kavram 48

Kısa Açıklama:

48Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan şerefli elçi Cibril benzeri varlıklar. Kendi iradeleri/akılları vardır. Ancak yaratılış gereği insanlardaki gibi fücur (psikanalizdeki 'id') sahibi değillerdir. Asla kötülük düşüncesi oluşturamazlar. İradeleriyle oluşturdukları her fikir mutlak ki takva içerir.

Âdem, Adem

Kavram 50

Kısa Açıklama:

50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber. Âdem ve eşi örneklemi üzerinden insanlığın başından geçen olaylar Kur'an'la hatırlatılmaktadır. Âdem ve eşinin başından geçen olayların tamamı tüm insanların başından geçmiş olaylardır. Yüce Allah'ın sıfatlarının nasıl tecelli ettiğini öğrenebilen, fikir yürütebilen bir varlık olan Âdem ve eşi bir cennet evreninde rahat ve kolay şekilde yaşamaktaydı. İblîs'in cennet evrenine paralel olan başka bir evrenden fısıldamasıyla Yüce Allah'ın emrine karşı geldiler. Anında tövbe ettiler. Yüce Allah onların tövbelerini kabul etti. İblîs Âdem'e meydan okumaya devam etti. Âdem de kabul etti. Yüce Allah bu karşılıklı meydan okumanın gerçekleşmesine izin verdi. Âdem'i, eşini ve tüm insanları daha alçak olan şu an içinde bulunduğumuz evrene gönderdi. Aynı şekilde İblîs'i ve onun soyundan olan cinleri de paralel bir evrene yerleştirdi. Sınavın kuralı gereği olarak cinlerin insanların kalp ve beyindeki sinir hücrelerine kuantum seviyesinde kendi paralel evrenlerinden fısıldayabilme izni verildi. Tek yapabildikleri fısıldamaktır. Ne yazık ki insanların çoğu bu sınavı kaybetti. 

Secde; genel tanım.

Kavram 70

Kısa Açıklama:

70Yaratılış özelliğiyle diz çöküp boyun eğmek.

iblîs

Kavram 190

Kısa Açıklama:

190Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan bir varlık. Kendisini daha üstün görerek Yüce Allah’ın Âdem’e yani insanoğluna secde emrine uymamıştır. Bu nedenle kâfir olmuş bir varlıktır. Âdem’e yani insanlığa karşı meydan okuması Yüce Allah tarafından kabul edilmiştir. Bu nedenle Âdemoğlu olarak yani bilge insanlar olarak bir sınavın içindeyiz. Bu sınavın ana konusu insanoğlu olarak Yüce Allah’a, O’nun arşında verdiğimiz mîsâka/antlaşmaya/sözleşmeye uymaktır. İblîs Âdemoğlunun çoğunun bu antlaşmayı bozarak sınavı kaybedeceği varsayımını yapmıştır. Yüce Allah iblîsin zannında doğru çıktığını bildirmektedir. Çoğu insan antlaşmayı bozmuş ve müşrik olmuştur. İnsanların çoğu da bu nedenle cehennemdedir. 

Cin

Kavram 210

Kısa Açıklama:

210İblis ve onun soyundan olan varlıklar. İblis Âdem'e secde etmedi. Yüce Allah'ın emrine karşı geldi ve fâsıklardan/sapanlardan oldu. Bir cennet evrenine yerleştirilen Âdem ve eşini ayartarak Yüce Allah'ın yasağını çiğnetti. Yüce Allah Âdem ve eşiyle birlikte yasağı çiğneyen tüm insanları cennetten indirdi. Âdem derhal tevbe etti. Yüce Allah onun tevbesini kabul etti. İblis Âdem'e meydan okudu. Yüce Allah bu meydan okumaya izin verdi. Âdem soyu olan insanlarla iblis soyu olan cinler arasında 2. tur bir savaş başladı. 2. savaş cennet evreninden daha alçak yerleşimli olan günümüz evreninde şu an devam etmektedir. İnsanoğlu 1. savaşı kaybetti. 2. savaşın içindeyiz. 2. şansımızı kullanıyoruz. Savaş kuralları gereği her doğan insana bir cin yoldaşlık eder. İnsan bu cinle mücadele eder. Cin kendisine verilen izni kullanır. Yani insanın kalbine fısıldar. Kalbine vesvese verir. Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan kutsal kitaplardan uzaklaştırmak ister. İnsanı Yüce Allah'ın emrinden saptırmak ister. Maalesef insanların pek azı haricinde çoğu 2. savaşı da kaybetti. Yüce Allah'ın cehennemi cinden ve insanlardan doldururum sözü hak oldu.         

Evliya, veli

Kavram 212

Kısa Açıklama:

212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden yakın arkadaşlar. 

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Zürriyet

Kavram 380

Kısa Açıklama:

380Alt nesil, soy. Çoluk çocuk, evlatlar, torunlar vb. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 51

Arapça Metin (Harekeli)

2189|18|51|مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

Latin Literal

51. Mâ eşhedtuhum halkas semâvâti vel ardı ve lâ halka enfusihim ve mâ kuntu muttehızel mudıllîne adudâ(aduden).

Türkçe Çeviri

Değilim şahit tutmuş/tanık etmiş onları* yaratılışına** göklerin ve yerin; ve ne de yaratılışına** kendi nefislerinin201; ve olmuş değilim edinen dalalete128 düşenleri bir yardımcı***.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değilim مَا -
2 eşhedtuhum şahit tutan/tanık eden أَشْهَدْتُهُمْ شهد
3 halka yaratılışına خَلْقَ خلق
4 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
6 ve la ve ne de وَلَا -
7 halka yaratılışına خَلْقَ خلق
8 enfusihim nefislerinin أَنْفُسِهِمْ نفس
9 ve ma ve değilim وَمَا -
10 kuntu olmuş كُنْتُ كون
11 muttehize edinmiş مُتَّخِذَ اخذ
12 l-mudilline dalalete düşenleri الْمُضِلِّينَ ضلل
13 aduden bir yardımcı عَضُدًا عضد

Notlar

Not 1

*İblîs ve zürriyetini.**Yaratılışın hiçbir noktasında rol almadılar. Tanık bile olmadılar.***Rabbim kendisine meleklerden işleri ve oluşları yapan aracılar seçer. Dalalete düşmüş olan iblîs ve zürriyetini seçmediğini bildirmektedir. 

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sapkınlar/dalalet içinde olanlar 

Kavram 128

Kısa Açıklama:

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.

Nefis

Kavram 201

Kısa Açıklama:

201Benlik, kişilik, öz varlık.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 52

Arapça Metin (Harekeli)

2190|18|52|وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

Latin Literal

52. Ve yevme yekûlu nâdû şurekâiyellezîne zeamtum fe deavhum fe lem yestecibû lehum ve cealnâ beynehum mevbikâ(mevbikan).

Türkçe Çeviri

Ve gündür (ki) der*: "Çağırın ortaklarımı**; kimseleri (ki) iddia ettiniz"; öyle ki çağırdılar onları**; öyle ki asla cevap veremiyorlardı** onlara****; ve yaptık aralarına bir yıkım/mahvolma yeri*****."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
2 yekulu der يَقُولُ قول
3 nadu çağırın نَادُوا ندو
4 şurakaiye ortaklarımı شُرَكَائِيَ شرك
5 ellezine kimseleri (ki) الَّذِينَ -
6 zeamtum iddia ettiniz زَعَمْتُمْ زعم
7 fedeavhum öyle ki çağırdılar onları فَدَعَوْهُمْ دعو
8 felem öyle ki asla فَلَمْ -
9 yestecibu cevap veremediler يَسْتَجِيبُوا جوب
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
12 beynehum aralarına بَيْنَهُمْ بين
13 mevbikan bir yıkım/mahvolma yeri مَوْبِقًا وبق

Notlar

Not 1

*Allah.**Sözde ilâhlar; yüce Allah'ın kutsal kitaplarından ayrı hüküm koyanlar. Dinde şerefli Kur'ân haricinde hüküm oluşturanlar.  ***Sözde ilâhları; yüce Allah'ın kutsal kitaplarından ayrı hüküm koyanları. Dinde şerefli Kur'ân haricinde hüküm oluşturanları.  ****Kendilerine zulmetmiş kimselere. Şirk koşmuş kimselere.*****Aralarında olan bir bariyer, bir engel, bir şey yıkıcı radyasyon yayıyor olabilir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 53

Arapça Metin (Harekeli)

2191|18|53|وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

Latin Literal

53. Ve reel mucrimûnen nâre fe zannû ennehum muvâkıûhâ ve lem yecidû anhâ masrifâ(masrifen).

Türkçe Çeviri

Ve gördü mücrimler674 ateşi; öyle ki varsaydılar* ki onlar düşenlerdir** ona***; ve asla bulamazlar ondan**** bir uzak durduran.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve raa ve gördü وَرَأَى راي
2 l-mucrimune mücrimler الْمُجْرِمُونَ جرم
3 n-nara ateşi النَّارَ نور
4 fe zennu öyle ki varsaydılar فَظَنُّوا ظنن
5 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
6 muvakiuha düşenlerdir ona مُوَاقِعُوهَا وقع
7 velem ve asla وَلَمْ -
8 yecidu bulamazlar يَجِدُوا وجد
9 anha ondan عَنْهَا -
10 mesrifen bir uzak durduran مَصْرِفًا صرف

Notlar

Not 1

*Artık olacağına kanaat getirdiler.**Düşmek ahiret evrenine göre daha alçak boyutlarda yaratılan cehennem evrenine girmekle olur. ***Ateşe.****Ateşten.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Mücrim

Kavram 674

Kısa Açıklama:

674Cürüm işleyenler, suçlular.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 54

Arapça Metin (Harekeli)

2192|18|54|وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلًا

Latin Literal

54. Ve lekad sarrafnâ fî hâzel kur’âni lin nâsi min kulli mesel(meselin), ve kânel insânu eksere şey’in cedelâ(cedelen).

Türkçe Çeviri

Ve ant olsun sarf1061 ettik bu Kur'ân'da850 insanlara her bir misalden870; ve oldu insan çoğu şeye bir cedelleşen1060.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 sarrafna sarf ettik صَرَّفْنَا صرف
3 fi فِي -
4 haza bu هَٰذَا -
5 l-kurani Kur'ân'da الْقُرْانِ قرا
6 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
7 min مِنْ -
8 kulli her bir كُلِّ كلل
9 meselin misalden مَثَلٍ مثل
10 vekane ve oldu وَكَانَ كون
11 l-insanu insan الْإِنْسَانُ انس
12 eksera çoğu أَكْثَرَ كثر
13 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
14 cedelen bir cedelleşen جَدَلًا جدل

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kur'an, kuran.

Kavram 850

Kısa Açıklama:

850İkra kelimesiyle aynı kökten gelir. İkra oku, okumayı başkaları duyacak şekilde oku, okuyarak ilet, okuduğunu naklet, okuduğunu çalış, okuduğunu incele, okuduğunu araştır, okuduğunu öğret anlamındadır. Kur'an da ikra edilen şeydir. Şerefli Kur'an'da 6234 tane numaralı ayet ve 112 numarasız besmele vardır. İki kapak arasına alınmasıyla kitap haline getirilmiştir. Şerefli Kur'an'ın ikra edilmesi MS 610 yılında başlamış ve MS 633 yılında tamamlanmıştır. Ayetleri nebi ve resûl Muhammed tilavet etmiş, ikra etmiştir. İnen ayetler parşömenlere satır satır yazılmış ve rulo haline getirilerek bir odada saklanmıştır. Elbette insanlar ezberlemiştir de. Nebi vefat etmeden önce şerefli elçi Cibrîl'in eşliğinde rulo olan parşömenler açılmış/yayılmış ve Cibrîl'in talimatıyla iki kapak arasına alınmıştır. Şerefli Kur'an'ın her bir ayeti ikra edilen bir Kur'an'dır.    

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

Kısa Açıklama:

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Cedel

Kavram 1060

Kısa Açıklama:

1060Karşı tarafı susturmak veya yenmek amacıyla yapılan, çoğu zaman inat ve laf ustalığına dayalı tartışma.

Sarf etmek.

Kavram 1061

Kısa Açıklama:

1061Bir şeyi farklı yönlere çevirmek, aynı hakikati farklı açılardan sunmak.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 55

Arapça Metin (Harekeli)

2193|18|55|وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

Latin Literal

55. Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câe humul hudâ ve yestagfirû rabbehum illâ en te’tiyehum sunnetul evvelîne ev ye’tiyehumul azâbu kubulâ(kubulen).

Türkçe Çeviri

Ve meneder değildir insanları ki iman47 ederler geldiği zaman onlara kılavuz192; ve istiğfar396 ederler Rablerine4; dışındadır ki gelir onlara sünneti707 evvellerin ya da gelir onlara azap bir kabul* (-le).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 menea meneder مَنَعَ منع
3 n-nase insanları النَّاسَ نوس
4 en ji أَنْ -
5 yu'minu iman ederler يُؤْمِنُوا امن
6 iz zaman إِذْ -
7 ca'ehumu geldiği zaman onlara جَاءَهُمُ جيا
8 l-huda doğru yola kılavuz الْهُدَىٰ هدي
9 ve yestegfiru ve istiğfar ederler وَيَسْتَغْفِرُوا غفر
10 rabbehum Rablerine رَبَّهُمْ ربب
11 illa dışında إِلَّا -
12 en ki أَنْ -
13 te'tiyehum gelir onlara تَأْتِيَهُمْ اتي
14 sunnetu sünneti سُنَّةُ سنن
15 l-evveline evvellerin الْأَوَّلِينَ اول
16 ev ya da أَوْ -
17 ye'tiyehumu gelir onlara يَأْتِيَهُمُ اتي
18 l-azabu azabın الْعَذَابُ عذب
19 kubulen bir kabul/karşılama قُبُلًا قبل

Notlar

Not 1

*Önden, yüz yüze karşılama.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Kılavuzlanmak, kılavuzlamak, kılavuz.

Kavram 192

Kısa Açıklama:

192Yönlendirmek, iletmek, hidayet etmek. Yüce Allah'ın kılavuzu kutsal kitaplardır.

istiğfar

Kavram 396

Kısa Açıklama:

396Mağfiret dilemek, suçlarının bağışlanmasını dilemek.

Sünnet

Kavram 707

Kısa Açıklama:

707Kanun, uygulama, yöntem, metot.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 56

Arapça Metin (Harekeli)

2194|18|56|وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًا

Latin Literal

56. Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), ve yucâdilullezîne keferû bil bâtılı li yudhıdû bihil hakka vettehazû âyâtî ve mâ unzirû huzuvâ(huzuven).

Türkçe Çeviri

Ve gönderir değiliz gönderilen resûlleri418 dışında müjdeleyenler ve uyaranlar; ve mücadele ederler* kimselere (ki) kâfirlik25 ettiler batılla199 gidermek için onunla* hakkı/gerçeği; ve tuttular ayetlerimi454 ve uyarıldıklarını bir istihza361.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 nursilu gönderir نُرْسِلُ رسل
3 l-murseline gönderilen resûlleri الْمُرْسَلِينَ رسل
4 illa dışında إِلَّا -
5 mubeşşirine müjdeleyenler مُبَشِّرِينَ بشر
6 ve munzirine ve uyaranlar وَمُنْذِرِينَ نذر
7 ve yucadilu ve mücadele ederler وَيُجَادِلُ جدل
8 ellezine kimselere الَّذِينَ -
9 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
10 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
11 liyudhidu boşa çıkarmak için لِيُدْحِضُوا دحض
12 bihi onunla بِهِ -
13 l-hakka hakkı الْحَقَّ حقق
14 vettehazu ve tuttular وَاتَّخَذُوا اخذ
15 ayati ayetlerimi ايَاتِي ايي
16 ve ma ve وَمَا -
17 unziru uyarıldıklarını أُنْذِرُوا نذر
18 huzuven bir istihza هُزُوًا هزا

Notlar

Not 1

*Resûller.**Batılla.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Batıl

Kavram 199

Kısa Açıklama:

199Gerçek olmayan, geçersiz, temelsiz, asılsız.

İstihza/istihza

Kavram 361

Kısa Açıklama:

361Tiye almak, alay etmek.

Resûl

Kavram 418

Kısa Açıklama:

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

Ayetler

Kavram 454

Kısa Açıklama:

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 57

Arapça Metin (Harekeli)

2195|18|57|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

Latin Literal

57. Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî fe a’rada anhâ ve nesiye mâ kaddemet yedâh(yedâhu), innâ cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakren) ve in ted’uhum ilel hudâ fe len yehtedû izen ebedâ(ebeden).

Türkçe Çeviri

Ve kim daha zalimdir257 kimseden (ki) zikredildi78 Rabbinin4 ayetleri; öyle ki yüz çevirdi ondan* ve unuttu** iki elinin kıdemlendirdiğini***; doğrusu biz yaptık kalplerinin üzerine bir kın1053 ki fıkıh770 ederler onu****; ve kulaklarına bir ağırlık; ve eğer çağırsan onları kılavuza192 doğru; öyle ki asla kılavuzlanmazlar192 o zaman ebediyen.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
3 mimmen kimseden مِمَّنْ -
4 zukkira zikredildi ذُكِّرَ ذكر
5 biayati ayetleri بِايَاتِ ايي
6 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
7 feea'rade öyle ki yüz çevirdi فَأَعْرَضَ عرض
8 anha ondan عَنْهَا -
9 ve nesiye ve unuttu وَنَسِيَ نسي
10 ma مَا -
11 kaddemet kıdemlendirdiğini قَدَّمَتْ قدم
12 yedahu ellerinin يَدَاهُ يدي
13 inna doğrusu biz إِنَّا -
14 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
15 ala üzerine عَلَىٰ -
16 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
17 ekinneten bir kın أَكِنَّةً كنن
18 en ki أَنْ -
19 yefkahuhu fıkıh ederler onu يَفْقَهُوهُ فقه
20 ve fi ve وَفِي -
21 azanihim kulaklarına اذَانِهِمْ اذن
22 vekran bir ağırlık وَقْرًا وقر
23 ve in ve eğer وَإِنْ -
24 ted'uhum çağırsan onları تَدْعُهُمْ دعو
25 ila doğru إِلَى -
26 l-huda doğru yola kılavuza الْهُدَىٰ هدي
27 felen öyle ki asla فَلَنْ -
28 yehtedu doğru yola kılavuzlanmazlar يَهْتَدُوا هدي
29 izen o zaman إِذًا -
30 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد

Notlar

Not 1

*Ayetten.**Yüce Allah'a arşta verdiği sözü, ahdi unutur. ***Öne aldığını. ****Ayeti. Yüce Allah'ın ayetini kalplerindeki kınla anlarlar. Böylece ayetlerin hak/gerçek anlamlarını asla anlayamazlar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Kılavuzlanmak, kılavuzlamak, kılavuz.

Kavram 192

Kısa Açıklama:

192Yönlendirmek, iletmek, hidayet etmek. Yüce Allah'ın kılavuzu kutsal kitaplardır.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

Fıkıh

Kavram 770

Kısa Açıklama:

770Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

Kın

Kavram 1053

Kısa Açıklama:

1053Kılıç, hançer, kama gibi kesici araçların kendilerine özgü kaplarının ortak adı; buğdaygillerde olduğu gibi, yapraklarda sapın bir bölümünü uzunlamasına saran, geniş dış bölüm. Rabbimiz 17:46 ayetinde kâfir ve müşriklerin kalplerinin üzerinin kınlı olduğunu bildirmiştir. Bu kın bu insanların şerefli Kur'ân'ın doğru fıkıh etmesini, anlam vermesini engeller. Yanlış fıkıh etmelerine neden olur. Sağlam bir göze 5 numara astiğmat gözlüğü takılırsa o göz kitabı yanlış olur. Samimidir ancak yanlış anlam verir. Aynı şekilde sadece Kur'ân demeyen meal çevirenler de böyledir. Müşriklerse yani kalpleri bir kın içindeyse Kur'ân'ı yanlış fıkıh ederler; yanlış anlarlar. Rabbimiz bu kını onların kendilerine zulmetmesi sonucu yaratır. Bu kının oluşmasına izin verir. 17:46 ayetini yanlış çevirenler de vardır. "Kur'an'ı fıkıh etmesinler diye kalplerine kınlar yaptık" çevirisi asla doğru değildir.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 58

Arapça Metin (Harekeli)

2196|18|58|وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

Latin Literal

58. Ve rabbukel gafûru zur rahmeh(rahmeti), lev yuâhızuhum bi mâ kesebû le accele lehumul azâb(azâbe), bel lehum mev’ıdun len yecidû min dûnihî mev’ilâ(mev’ilen).

Türkçe Çeviri

Ve (senin) Rabbin4 Gafûr’dur20; rahmet271 sahibidir; şayet tutarsa* onları kazandıklarıyla; mutlak acele ederdi onlara azabı; evet! Onlaradır bir vaat (ki) asla bulamazlar astından onun** bir sığınak.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rabbuke ve (senin) Rabbin وَرَبُّكَ ربب
2 l-gafuru Gafûr’dur الْغَفُورُ غفر
3 zu sahibidir ذُو -
4 r-rahmeti Rahmet الرَّحْمَةِ رحم
5 lev şayet لَوْ -
6 yuahizuhum tutarsa onları يُؤَاخِذُهُمْ اخذ
7 bima بِمَا -
8 kesebu kazandıklarıyla كَسَبُوا كسب
9 leaccele mutlak acele ederdi لَعَجَّلَ عجل
10 lehumu onlara لَهُمُ -
11 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
12 bel evet بَلْ -
13 lehum onlardır لَهُمْ -
14 mev'idun bir vaat مَوْعِدٌ وعد
15 len asla لَنْ -
16 yecidu bulamazlar يَجِدُوا وجد
17 min مِنْ -
18 dunihi astından onun دُونِهِ دون
19 mev'ilen bir sığınak مَوْئِلًا وال

Notlar

Not 1

*Allah.**O vaadin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Gafûr

Kavram 20

Kısa Açıklama:

20Bağışlayan.

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 59

Arapça Metin (Harekeli)

2197|18|59|وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

Latin Literal

59. Ve tilkel kurâ ehleknâhum lemmâ zalemû ve cealnâ li mehlikihim mev’ıdâ(mev’ıden).

Türkçe Çeviri

Ve işte şu (ki) kentlerdir; helak ettik onları ne zaman ki zulmettiler257; ve yaptık helaklarına onların bir vaat*.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tilke ve işte şu وَتِلْكَ -
2 l-kura kentlerdir الْقُرَىٰ قري
3 ehleknahum helak ettik onları أَهْلَكْنَاهُمْ هلك
4 lemma ne zaman ki لَمَّا -
5 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
6 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
7 limehlikihim helaklarına onların لِمَهْلِكِهِمْ هلك
8 mev'iden bir vaat مَوْعِدًا وعد

Notlar

Not 1

*Vaat edilmiş. Gerçekleşmesi belirli bir zamana ve yere bağlanmış.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 60

Arapça Metin (Harekeli)

2198|18|60|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

Latin Literal

60. Ve iz kâle mûsâ li fetâhu lâ ebrehu hattâ ebluga mecmeal bahreyni ev emdıye hukubâ(hukuben).

Türkçe Çeviri

Ve dediği zaman Mûsâ delikanlısına*: “Terk etmem/ayrılmam ta ki ulaşırım cemine** iki bahrın236 ya da ilerlerim uzun bir zaman.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dediği قَالَ قول
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 lifetahu delikanlısına لِفَتَاهُ فتي
5 la لَا -
6 ebrahu ayrılmam/terk etmem أَبْرَحُ برح
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 ebluga ulaşırım أَبْلُغَ بلغ
9 mecmea cemine مَجْمَعَ جمع
10 l-behrayni iki bahrın الْبَحْرَيْنِ بحر
11 ev ya da أَوْ -
12 emdiye ilerlerim أَمْضِيَ مضي
13 hukuben bir uzun bir zaman حُقُبًا حقب

Notlar

Not 1

*Hizmetindeki genç adamına.**Birleşme, toplanma.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr.

Kavram 236

Kısa Açıklama:

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 61

Arapça Metin (Harekeli)

2199|18|61|فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

Latin Literal

61. Fe lemmâ belega mecmea beynihimâ nesiyâ hûtehumâ fettehaze sebîlehu fîl bahri serebâ(sereben).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ne zaman ki ulaştı ikisi* ikisi** arası ceme***; unuttu ikisi* balıklarını; öyle ki tuttu**** yolunu bahrda236; bir sıvışıp kaçma (-yla).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 belega ulaştı ikisi بَلَغَا بلغ
3 mecmea ceme مَجْمَعَ جمع
4 beynihima ikisi arası بَيْنِهِمَا بين
5 nesiya unuttu ikisi نَسِيَا نسي
6 hutehuma balıklarını حُوتَهُمَا حوت
7 fettehaze öyle ki tuttu فَاتَّخَذَ اخذ
8 sebilehu yolunu سَبِيلَهُ سبل
9 fi فِي -
10 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
11 seraben bir sıyrılıp kaçma (-yla) سَرَبًا سرب

Notlar

Not 1

*Mûsâ ve delikanlısı.**İki bahrın, bol suyun.**Birleşmesine, toplanmasına.***Balık.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr.

Kavram 236

Kısa Açıklama:

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 62

Arapça Metin (Harekeli)

2200|18|62|فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبًا

Latin Literal

62. Fe lemmâ câvezâ kâle li fetâhu âtinâ gadâenâ lekad lekînâ min seferinâ hâzâ nasabâ(nasaben).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ne zaman geçti ikisi*: dedi** delikanlısına***: “Getir bize sabah yemeğimizi; ant olsun karşılaştık seferimizden bu yorgunluğa.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 caveza geçti ikisi جَاوَزَا جوز
3 kale dedi قَالَ قول
4 lifetahu delikanlısına لِفَتَاهُ فتي
5 atina getir bize اتِنَا اتي
6 gada'ena sabah yemeğimizi غَدَاءَنَا غدو
7 lekad ant olsun لَقَدْ -
8 lekina karşılaştık/bulduk لَقِينَا لقي
9 min مِنْ -
10 seferina seferimizden سَفَرِنَا سفر
11 haza bu هَٰذَا -
12 nesaben bir yorgunluğu نَصَبًا نصب

Notlar

Not 1

*Mûsâ ve genç adamı.**Mûsâ.***Hizmetindeki genç adamına.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 63

Arapça Metin (Harekeli)

2201|18|63|قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

Latin Literal

63. Kâle eraeyte iz eveynâ ilas sahrati fe innî nesîtul hût(hûte), ve mâ ensânîhu illeş şeytânu en ezkureh(ezkurehu), vettehaze sebîlehu fîl bahri acebâ(aceben).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Gördün mü? Sığındığımız zaman kayaya doğru; öyle ki doğrusu ben unuttum balığı; ve unutturmuş değildi bana onu şeytân29 dışında ki zikrederim78 onu**; ve tutmuş*** yolunu bahrda236 bir acayip (şekilde)."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 eraeyte gördün mü? أَرَأَيْتَ راي
3 iz zaman إِذْ -
4 eveyna sığındığımız أَوَيْنَا اوي
5 ila إِلَى -
6 s-sahrati kayaya الصَّخْرَةِ صخر
7 feinni öyle ki ben فَإِنِّي -
8 nesitu unuttum نَسِيتُ نسي
9 l-hute balığı الْحُوتَ حوت
10 ve ma ve değildir وَمَا -
11 ensanihu unuturmuş onu أَنْسَانِيهُ نسي
12 illa dışında إِلَّا -
13 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
14 en ki أَنْ -
15 ezkurahu zikrederim onu أَذْكُرَهُ ذكر
16 vettehaze ve tutmuş وَاتَّخَذَ اخذ
17 sebilehu yolunu سَبِيلَهُ سبل
18 fi فِي -
19 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
20 aceben bir acayip (şekilde) عَجَبًا عجب

Notlar

Not 1

*Mûsâ'nın hizmetinde olan delikanlısı.**Balığı.***Balık.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Şeytân

Kavram 29

Kısa Açıklama:

29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Bol su, bahr, bihâr.

Kavram 236

Kısa Açıklama:

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 64

Arapça Metin (Harekeli)

2202|18|64|قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

Latin Literal

64. Kâle zâlike mâ kunnâ nebgı ferteddâ alâ âsârihimâ kasasâ(kasasan).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “İşte bu arar/bakınır olduğumuzdur"; öyle ki geri döndü ikisi** izlerinin*** üzerine bir takip**** (le).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
3 ma مَا -
4 kunna olduğumuzdur كُنَّا كون
5 nebgi bakınır/aranır نَبْغِ بغي
6 fertedda öyle ki geri döndüler فَارْتَدَّا ردد
7 ala üzerine عَلَىٰ -
8 asarihima izleri اثَارِهِمَا اثر
9 kasasen bir takip (-le) قَصَصًا قصص

Notlar

Not 1

*Mûsâ'nın delikanlısı.**Mûsâ ve delikanlısı.***İkisinin izleri.****İzlerini takip ederek.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 65

Arapça Metin (Harekeli)

2203|18|65|فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

Latin Literal

65. Fe vecedâ abden min ibâdinâ âteynâhu rahmeten min indinâ ve allemnâhu min ledunnâ ilmâ(ilmen).

Türkçe Çeviri

Öyle ki buldu ikisi* kullarımızdan46 bir kul907; vermiştik ona** bir rahmet271 katımızdan/indimizden; ve bildirmiştik*** ona** yanımızdan**** bir ilim1143****.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feveceda öyle ki buldu ikisi فَوَجَدَا وجد
2 abden bir kul عَبْدًا عبد
3 min مِنْ -
4 ibadina kullarımızdan عِبَادِنَا عبد
5 ateynahu vermiştik ona اتَيْنَاهُ اتي
6 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
7 min مِنْ -
8 indina katımızdan عِنْدِنَا عند
9 ve allemnahu ve bilir kılmıştık ona وَعَلَّمْنَاهُ علم
10 min مِنْ -
11 ledunna yanımızdan لَدُنَّا لدن
12 ilmen bir ilim عِلْمًا علم

Notlar

Not 1

*Mûsâ'nın delikanlısı.**Kula.***Bilir yapmıştık, bilmiyorken bilir olmuştu. ****Yüce Allah'ın katında/indinde ve yanında bulunan bazı gayb haberleri.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kulluk etmek

Kavram 46

Kısa Açıklama:

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.  

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

Kul

Kavram 907

Kısa Açıklama:

907Köle olan. Sahibinin her dediğini yapan. Sahibini her an ve her yerde takip eden. Sahibinin sözünden asla çıkmayan. 

İlim, ilim.

Kavram 1143

Kısa Açıklama:

1143Kanıta dayalı, ispatlı, kesin ve şüphesiz bilgi. Her bir kimse aynı bilgiyi takip ederek aynı sonuca ulaşmalıdır; tekrar edilebilir ve her seferinde aynı sonuç elde edilmelidir. Matematik gibi. İki elmanın yanına evrenin her neresinde olursa olsun 2 elma daha koyarsak toplam 4 elma olur. İşte bu bir ilimdir. Kesin bilgidir.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 66

Arapça Metin (Harekeli)

2204|18|66|قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

Latin Literal

66. Kâle lehu mûsâ hel ettebiuke alâ en tuallimeni mimmâ ullimte ruşdâ(ruşden).

Türkçe Çeviri

Dedi ona* Mûsâ: “Tabi olayım mı sana? Üzerine** ki bildirirsin bana (senin) bildirildiğinden bir doğru/bir olgunluk."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 lehu ona لَهُ -
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 hel هَلْ -
5 ettebiuke tabi olayım mı sana أَتَّبِعُكَ تبع
6 ala üzere عَلَىٰ -
7 en ki أَنْ -
8 tuallimeni bildirirsin bana تُعَلِّمَنِ علم
9 mimma مِمَّا -
10 ullimte bildirildiğinden عُلِّمْتَ علم
11 ruşden bir doğruluk/olgunluk رُشْدًا رشد

Notlar

Not 1

*Bilge kula.**Mûsâ bilge kula körü körüne tabi olmamaktadır. Bilge kula bildirilen ilmi öğrenmek için ona tabi olmak istemektedir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 67

Arapça Metin (Harekeli)

2205|18|67|قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

Latin Literal

67. Kâle inneke len testetîa maiye sabrâ(sabren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Doğrusu sen** asla itaat edemezsin*** benimle beraberliğe bir sabra51."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
3 len asla لَنْ -
4 testetia itaat edemezsin تَسْتَطِيعَ طوع
5 meiye benimle beraberliğe مَعِيَ -
6 sabran bir sabra صَبْرًا صبر

Notlar

Not 1

*Bilge kul.**Mûsâ.***Uyum göstermeye, dayanmaya.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 68

Arapça Metin (Harekeli)

2206|18|68|وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًا

Latin Literal

68. Ve keyfe tesbiru alâ mâ lem tuhıt bihî hubrâ(hubren).

Türkçe Çeviri

"Ve nasıl sabredersin51 üzerine (ki) asla kuşatamadığının kendisine bir haber*?"

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keyfe ve nasıl? وَكَيْفَ كيف
2 tesbiru sabredersin تَصْبِرُ صبر
3 ala üzerine عَلَىٰ -
4 ma مَا -
5 lem asla لَمْ -
6 tuhit kuşatamadığının تُحِطْ حوط
7 bihi kendisine بِهِ -
8 hubran bir haber خُبْرًا خبر

Notlar

Not 1

*Bir şeyin iç yüzünü bilmek, deneyimle öğrenmek.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 69

Arapça Metin (Harekeli)

2207|18|69|قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا

Latin Literal

69. Kâle se tecidunî inşâallahu sâbiren ve lâ a’sî leke emrâ(emren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Bulacaksın beni inşAllah1062 bir sabır (-da); ve asileşmem1081 sana bir emre.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 seteciduni bulacaksın beni سَتَجِدُنِي وجد
3 in eğer إِنْ -
4 şa'e dilediyse شَاءَ شيا
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 sabiran bir sabır (-da) صَابِرًا صبر
7 ve la ve وَلَا -
8 ea'si asi olmam أَعْصِي عصي
9 leke sana لَكَ -
10 emran bir emre أَمْرًا امر

Notlar

Not 1

*Mûsâ.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

inşAllah

Kavram 1062

Kısa Açıklama:

1062Eğer Allah dilediyse.

Asi

Kavram 1081

Kısa Açıklama:

1081Başkaldırıcı, bulunduğu ortamdaki evrensel kurallara uyumlu olmayan.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 70

Arapça Metin (Harekeli)

2208|18|70|قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا

Latin Literal

70. Kâle fe initteba’tenî fe lâ tes’elnî an şey’in hattâ uhdise leke minhu zikrâ(zikren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Öyle ki eğer tabi olduysan bana; öyle ki sorma bana bir şeyden; ta ki söylerim** sana ondan bir zikir78.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 feini öğle ki eğer فَإِنِ -
3 ttebea'teni tabi olsan bana اتَّبَعْتَنِي تبع
4 fela öyle ki فَلَا -
5 teselni sual etme bana تَسْأَلْنِي سال
6 an عَنْ -
7 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
8 hatta ta ki حَتَّىٰ -
9 uhdise hadis ederim أُحْدِثَ حدث
10 leke sana لَكَ -
11 minhu ondan مِنْهُ -
12 zikran bir zikir ذِكْرًا ذكر

Notlar

Not 1

*Bilge kul.**Hadis etmek söylemek demektir. En güzel hadis/söz şerefli Kur'an'dır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 71

Arapça Metin (Harekeli)

2209|18|71|فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

Latin Literal

71. Fentalakâ, hattâ izâ rakibâ fîs sefîneti harakahâ kâle e haraktehâ li tugrika ehlehâ, lekad ci’te şey’en imrâ(imren).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ayrıldı* ikisi**; ta ki bindiği zaman ikisi** gemiye yırttı/deldi*** onu****; dedi*****: “Deldin mi onu**** boğmak için ahalisini568 onun******? Ant olsun ki geldin iğrenç bir şey (-le)."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fentaleka öyle ki ayrıldı ikisi فَانْطَلَقَا طلق
2 hatta ta ki حَتَّىٰ -
3 iza zaman إِذَا -
4 rakiba bindikleri رَكِبَا ركب
5 fi فِي -
6 s-sefineti gemiye السَّفِينَةِ سفن
7 harakaha deldi/yırtı onu خَرَقَهَا خرق
8 kale dedi قَالَ قول
9 eharakteha deldi/yırtı onu أَخَرَقْتَهَا خرق
10 litugrika boğmak için لِتُغْرِقَ غرق
11 ehleha ehlini onun أَهْلَهَا اهل
12 lekad ant olsun لَقَدْ -
13 ci'te geldin جِئْتَ جيا
14 şey'en bir şey (-le) شَيْئًا شيا
15 imran bir iğrenç إِمْرًا امر

Notlar

Not 1

*Oradan.**Mûsâ ve bilge kul.***Bilge kul.****Gemiyi.*****Mûsâ.******Geminin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ahali, ehli.

Kavram 568

Kısa Açıklama:

568Bir şeye üye olan, bir kümeye dahil olan insanlar grubu. Üye olunan şeye göre anlam genişler. Bir satranç kulübünün üyeleri satranç kulübünün ahalisi olur. Aile üyeleri, taraftar olan üyeler, bir siyasi partiye dahil olmuş olan insanlar o partinin ahalisi olur. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 72

Arapça Metin (Harekeli)

2210|18|72|قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

Latin Literal

72. Kâle e lem ekul inneke len testetîa maiye sabrâ(sabren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Hiç demiyor muyum (ki) doğrusu sen asla itaat edemezsin** benimle beraberliğe bir sabra51.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 elem hiç أَلَمْ -
3 ekul demiyor muyum أَقُلْ قول
4 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
5 len asla لَنْ -
6 testetia itaat edemezsin تَسْتَطِيعَ طوع
7 meiye beraberliğe benimle مَعِيَ -
8 sabran bir sabra صَبْرًا صبر

Notlar

Not 1

*Bilge kul.**Uyum gösteremezsin. Dayanamazsın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 73

Arapça Metin (Harekeli)

2211|18|73|قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا

Latin Literal

73. Kâle lâ tuâhıznî bimâ nesîtu ve lâ turhıknî min emrî usrâ(usren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: "Tutma* beni unuttuğumla; ve yüklenme bana işimden bir güçlük/zorluk (-la)."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 la لَا -
3 tu'ahizni tutma beni تُؤَاخِذْنِي اخذ
4 bima بِمَا -
5 nesitu unuttuğumla نَسِيتُ نسي
6 ve la ve وَلَا -
7 turhikni yüklenme bana تُرْهِقْنِي رهق
8 min مِنْ -
9 emri işimden أَمْرِي امر
10 usran bir güçlük/zorluk (-la) عُسْرًا عسر

Notlar

Not 1

*Mûsâ.**Sorumlu.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 74

Arapça Metin (Harekeli)

2212|18|74|فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

Latin Literal

74. Fentalekâ, hattâ izâ lekıyâ gulâmen fe katelehu kâle e katelte nefsen zekiyyeten bi gayri nefs(nefsin), lekad ci’te şey’en nukrâ(nukren).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ayrıldı* ikisi**; ta ki karşılaştıkları zaman bir gılmâna412 öyle ki katletti35*** onu****; dedi*****: “Katlettin35 mi saf bir nefsi201 olmaksızın bir nefse201 (karşı)? Ant olsun geldin çirkin bir şey (-le).”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fentaleka öyle ki ayrıldı ikisi فَانْطَلَقَا طلق
2 hatta ta ki حَتَّىٰ -
3 iza إِذَا -
4 lekiya rastladıları zaman لَقِيَا لقي
5 gulamen bir gılmana غُلَامًا غلم
6 fekatelehu öyle ki katletti onu فَقَتَلَهُ قتل
7 kale dedi قَالَ قول
8 ekatelte katlettin أَقَتَلْتَ قتل
9 nefsen bir nefsi نَفْسًا نفس
10 zekiyyeten saf زَكِيَّةً زكو
11 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
12 nefsin bir nefis نَفْسٍ نفس
13 lekad ant olsun لَقَدْ -
14 ci'te geldin جِئْتَ جيا
15 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
16 nukran bir çirkin نُكْرًا نكر

Notlar

Not 1

*Oradan.**Mûsâ ve bilge kul.***Bilge kul.****Gılmânı.*****Mûsâ.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Katletmek 

Kavram 35

Kısa Açıklama:

35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.

Nefis

Kavram 201

Kısa Açıklama:

201Benlik, kişilik, öz varlık.

Gılmân

Kavram 412

Kısa Açıklama:

412Delikanlı. Oğlan.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 75

Arapça Metin (Harekeli)

2213|18|75|قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

Latin Literal

75. Kâle e lem ekul leke inneke len testetîa maıye sabrâ(sabren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Hiç demiyor muyum sana (ki) doğrusu sen asla itaat edemezsin** benimle beraberliğe bir sabra51.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 elem hiç أَلَمْ -
3 ekul demiyor muyum أَقُلْ قول
4 leke sana لَكَ -
5 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
6 len asla لَنْ -
7 testetia itaat edemezsin تَسْتَطِيعَ طوع
8 meiye beraberliğe benimle مَعِيَ -
9 sabran bir sabra صَبْرًا صبر

Notlar

Not 1

*Bilge kul.**Uyum gösteremezsin. Dayanamazsın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 76

Arapça Metin (Harekeli)

2214|18|76|قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَٰحِبْنِى قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا

Latin Literal

76. Kâle in seeltuke an şey’in ba’dehâ fe lâ tusâhıbnî, kad belagte min ledunnî uzrâ(uzren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Eğer sual ettiysem** sana bir şey hakkında ardından onun; öyle ki yoldaşlık etme bana; muhakkak ki (sen) ulaştın*** tarafımdan bir özre.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 in eğer إِنْ -
3 seeltuke sual ettiysem sana سَأَلْتُكَ سال
4 an عَنْ -
5 şey'in bir şey hakkında شَيْءٍ شيا
6 bea'deha ardından onun بَعْدَهَا بعد
7 fela öyle ki فَلَا -
8 tusahibni yoldaşlık etme bana تُصَاحِبْنِي صحب
9 kad muhakkak ki قَدْ -
10 belegte ulaştın بَلَغْتَ بلغ
11 min مِنْ -
12 ledunni tarafımdan لَدُنِّي لدن
13 uzran bir özre عُذْرًا عذر

Notlar

Not 1

*Mûsâ.**Sorduysam.***Sen bilge kul.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 77

Arapça Metin (Harekeli)

2215|18|77|فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

Latin Literal

77. Fentalekâ, hattâ izâ eteyâ ehle karyetin istat’amâ ehlehâ fe ebev en yudayyifûhumâ fe vecedâ fîhâ cidâren yurîdu en yenkadda fe ekâmeh(ekâmehu), kâle lev şi’te lettehazte aleyhi ecrâ(ecren).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ayrıldı* ikisi**; ta ki vardıkları zaman ikisi** bir kent ahalisine568; yemek istedi ikisi** oranın*** ahalisinden568; öyle ki yanaşmadılar**** ağırlamaya ikisini*****; öyle ki buldu ikisi** orada****** bir duvar (ki) yüz tutuyordu çökmeye; öyle ki doğrulttu/ayağa kaldırdı******* onu********; dedi*********: “Şayet dileseydin mutlak edinirdin onun üzerine bir ecir820.”

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fentaleka öyle ki ayrıldı ikisi فَانْطَلَقَا طلق
2 hatta ta ki حَتَّىٰ -
3 iza إِذَا -
4 eteya geldikleri zaman أَتَيَا اتي
5 ehle ehline أَهْلَ اهل
6 karyetin bir kent قَرْيَةٍ قري
7 stet'ama yemek istedi ikisi اسْتَطْعَمَا طعم
8 ehleha ehline onun أَهْلَهَا اهل
9 feebev öyle ki yanaşmadılar فَأَبَوْا ابي
10 en أَنْ -
11 yudeyyifuhuma ağırlamaya ikisini يُضَيِّفُوهُمَا ضيف
12 feveceda öyle ki buldu ikisi فَوَجَدَا وجد
13 fiha orada فِيهَا -
14 cidaran bir duvar جِدَارًا جدر
15 yuridu yüz tutuyordu يُرِيدُ رود
16 en ki أَنْ -
17 yenkadde çöker يَنْقَضَّ قضض
18 feekamehu öyle ki ayağa kaldırdı onu فَأَقَامَهُ قوم
19 kale dedi قَالَ قول
20 lev şayet لَوْ -
21 şi'te dileseydin شِئْتَ شيا
22 lattehazte edinirdin لَاتَّخَذْتَ اخذ
23 aleyhi ona karşı عَلَيْهِ -
24 ecran bir ecir أَجْرًا اجر

Notlar

Not 1

*Oradan.**Mûsâ ve bilge kul.***Kentin.****Kent ahalisi.*****Mûsâ'yı ve bilge kulu.******Kentte.*******Bilge kul.********Duvarı.*********Mûsâ.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ahali, ehli.

Kavram 568

Kısa Açıklama:

568Bir şeye üye olan, bir kümeye dahil olan insanlar grubu. Üye olunan şeye göre anlam genişler. Bir satranç kulübünün üyeleri satranç kulübünün ahalisi olur. Aile üyeleri, taraftar olan üyeler, bir siyasi partiye dahil olmuş olan insanlar o partinin ahalisi olur. 

Ecir

Kavram 820

Kısa Açıklama:

820Ödül, mükafat.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 78

Arapça Metin (Harekeli)

2216|18|78|قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

Latin Literal

78. Kâle hâzâ firâku beynî ve beynik(beynike), se unebbiuke bi te’vîli mâ lem testetı’ aleyhi sabrâ(sabren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “İşte bu, ayrılmasıdır benim aram ve senin** aranın; haber vereceğim sana tevilini401 asla itaat edemediğinin*** kendisi üzerine bir sabır51. "

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 haza işte bu هَٰذَا -
3 firaku ayrılmasıdır فِرَاقُ فرق
4 beyni aramla بَيْنِي بين
5 ve beynike ve senin aran وَبَيْنِكَ بين
6 seunebbiuke haber vereceğim سَأُنَبِّئُكَ نبا
7 bite'vili tevilini بِتَأْوِيلِ اول
8 ma مَا -
9 lem asla لَمْ -
10 testetia' itaat edemediğinin تَسْتَطِعْ طوع
11 aleyhi kendisi üzerine عَلَيْهِ -
12 sabran bir sabır صَبْرًا صبر

Notlar

Not 1

*Bilge kul.**Mûsâ.***Uyum gösteremediğinin, dayanamadığının.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 79

Arapça Metin (Harekeli)

2217|18|79|أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

Latin Literal

79. Emmes sefînetu fe kânet li mesâkîne ya’melûne fîl bahri fe eradtu en eîbehâ ve kâne verâehum melikun ye’huzu kulle sefînetin gasbâ(gasben).

Türkçe Çeviri

"Gelince gemiye; öyle ki olmuştu* miskinlere113 (ki) çalışıyorlardı bahrda236; öyle ki murat ettim ki ayıplı/kusurlu hale getiririm onu**; ve olmuştu arkasında onların bir melik96 (ki) alıyordu her bir gemiyi zorla/gaspla."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 emma gelince أَمَّا -
2 s-sefinetu gemiye السَّفِينَةُ سفن
3 fekanet öyle ki olmuştu فَكَانَتْ كون
4 limesakine miskinlere (ki) لِمَسَاكِينَ سكن
5 yea'melune çalışıyorlardı يَعْمَلُونَ عمل
6 fi فِي -
7 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
8 feeradtu öyle ki arzuladım فَأَرَدْتُ رود
9 en ki أَنْ -
10 eiybeha kusurlarım onu أَعِيبَهَا عيب
11 vekane ve olmuştu وَكَانَ كون
12 vera'ehum arkasında onların وَرَاءَهُمْ وري
13 melikun bir melik مَلِكٌ ملك
14 ye'huzu tutuyordu يَأْخُذُ اخذ
15 kulle her كُلَّ كلل
16 sefinetin gemiyi سَفِينَةٍ سفن
17 gasben bir gasp (-la) غَصْبًا غصب

Notlar

Not 1

*Gemi.**Gemiyi.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Melik

Kavram 96

Kısa Açıklama:

96Hükümdar/hünkâr.

Miskin

Kavram 113

Kısa Açıklama:

113Açlık sınırında yaşayan. Açlıktan hareketleri kısıtlanmış.

Bol su, bahr, bihâr.

Kavram 236

Kısa Açıklama:

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 80

Arapça Metin (Harekeli)

2218|18|80|وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا

Latin Literal

80. Ve emmel gulâmu fe kâne ebevâhu mu’mineyni fe haşînâ en yurhikahumâ tugyânen ve kufrâ(kufren).

Türkçe Çeviri

"Ve gelince gılmâna412; öyle ki olmuştu anası babası onun* iki mümin27; öyle ki haşyet53 duyduk** ki kuşatır*** ikisini**** bir tûğyâna442 ve bir küfre422."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve emma ve gelince وَأَمَّا -
2 l-gulamu gılmâna الْغُلَامُ غلم
3 fekane öyle ki olmuştu فَكَانَ كون
4 ebevahu anası babası onun أَبَوَاهُ ابو
5 mu'mineyni iki mümin مُؤْمِنَيْنِ امن
6 fe haşina öyle ki haşyet duyduk فَخَشِينَا خشي
7 en ki أَنْ -
8 yurhikahuma kuşatır ikisini يُرْهِقَهُمَا رهق
9 tugyanen bir tuğyana طُغْيَانًا طغي
10 ve kufran ve küfre وَكُفْرًا كفر

Notlar

Not 1

**Gılmânın.**Konuşan bilge kuldur.   ***Gılmân.****Ana babasını.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Mümin

Kavram 27

Kısa Açıklama:

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.   

Haşyet/huşu

Kavram 53

Kısa Açıklama:

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.

Gılmân

Kavram 412

Kısa Açıklama:

412Delikanlı. Oğlan.

Küfür

Kavram 422

Kısa Açıklama:

422Kâfirlik etmek. Gerçeği/hakkı örtüp gizlemek.  

Tûğyân, tâğût

Kavram 442

Kısa Açıklama:

442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık, tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma, kutsal kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir. Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 81

Arapça Metin (Harekeli)

2219|18|81|فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

Latin Literal

81. Fe erednâ en yubdilehumâ rabbuhumâ hayren minhu zekâten ve akrebe ruhmâ(ruhmen).

Türkçe Çeviri

"Öyle ki murat ettik ki değiştirir ikisine* Rableri4 bir hayırlısını ondan**; bir zekâttır1063*** ve daha yakın bir rahmettir271."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feeradna öyle ki murat ettik فَأَرَدْنَا رود
2 en ki أَنْ -
3 yubdilehuma değiştirir ikisine يُبْدِلَهُمَا بدل
4 rabbuhuma Rableri رَبُّهُمَا ربب
5 hayran bir hayırlısını خَيْرًا خير
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 zekaten bir zekâttır زَكَاةً زكو
8 ve ekrabe ve daha yakın وَأَقْرَبَ قرب
9 ruhmen bir rahmettir (olarak) رُحْمًا رحم

Notlar

Not 1

*Ana babaya.**Katledilen oğlandan.***Verilen bir zekâtın yaptığı gibi;  malı/bilgiyi/her şeyi daha fazlasıyla, daha iyisiyle, daha hayırlısıyla değiştirir.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

Zekât

Kavram 1063

Kısa Açıklama:

1063Saflaşma, temizlenme, arınma, artma, çoğalma, gelişme, büyüme.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 82

Arapça Metin (Harekeli)

2220|18|82|وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

Latin Literal

82. Ve emmel cidâru fe kâne li gulâmeyni yetîmeyni fîl medîneti ve kâne tahtehu kenzun lehumâ ve kâne ebûhumâ sâlihâ(sâlihan), fe erâde rabbuke en yeblugâ eşuddehumâ ve yestahricâ kenzehumâ rahmeten min rabbik(rabbike) ve mâ fealtuhu an emrî, zâlike te’vîlu mâ lem testı’ aleyhi sabrâ(sabren).

Türkçe Çeviri

"Ve gelince duvara; öyle ki olmuştu* şehirdeki yetim iki gılmâna412; ve olmuştu altında onun** bir hazine o ikisine***; ve olmuştu babaları o ikisinin**** bir sâlih777; öyle ki murat etti (senin) Rabbin4 ki erişsin o ikisi***** güçlü çağlarına; ve çıkarsın o ikisi***** hazinelerini; bir rahmettir271 (senin) Rabbinden4; ve faaliyet etmiş değilim onu kendi emrimden/işimden; işte bu; tevilidir401 asla itaat edemediğinin****** kendisi üzerine bir sabır51."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve emma ve gelince وَأَمَّا -
2 l-cidaru duvara الْجِدَارُ جدر
3 fekane öyle ki olmuştu فَكَانَ كون
4 ligulameyni iki gılmâna لِغُلَامَيْنِ غلم
5 yetimeyni iki yetim يَتِيمَيْنِ يتم
6 fi فِي -
7 l-medineti şehirde الْمَدِينَةِ مدن
8 ve kane ve olmuştu وَكَانَ كون
9 tehtehu altında onun تَحْتَهُ تحت
10 kenzun bir hazine كَنْزٌ كنز
11 lehuma ikisine لَهُمَا -
12 ve kane ve olmuştu وَكَانَ كون
13 ebuhuma babaları ikisinin أَبُوهُمَا ابو
14 salihen bir salih صَالِحًا صلح
15 feerade öyle ki murat etti فَأَرَادَ رود
16 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
17 en ki أَنْ -
18 yebluga ulaşır ikisi يَبْلُغَا بلغ
19 eşuddehuma daha şiddetlisine أَشُدَّهُمَا شدد
20 ve yestehrica ve çıkarsın ikisi وَيَسْتَخْرِجَا خرج
21 kenzehuma hazinelerini كَنْزَهُمَا كنز
22 rahmeten bir rahmettir رَحْمَةً رحم
23 min مِنْ -
24 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
25 ve ma ve değilim وَمَا -
26 fealtuhu faaliyete geçirir onu فَعَلْتُهُ فعل
27 an عَنْ -
28 emri emrimden أَمْرِي امر
29 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
30 te'vilu tevili تَأْوِيلُ اول
31 ma مَا -
32 lem asla لَمْ -
33 testia' itaat edemediğin تَسْطِعْ طوع
34 aleyhi kendisi üzerine عَلَيْهِ -
35 sabran bir sabır صَبْرًا صبر

Notlar

Not 1

*Duvar.**Duvarın.***O iki gılmâna.****O iki gılmânın.*****O iki gılmân.******Uyum gösteremediğin, dayanamadığın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Sabır/sabr.

Kavram 51

Kısa Açıklama:

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

Tevil

Kavram 401

Kısa Açıklama:

401Yorumlamak, mana vermek, anlamlandırmak.

Gılmân

Kavram 412

Kısa Açıklama:

412Delikanlı. Oğlan.

Sâlih

Kavram 777

Kısa Açıklama:

777Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 83

Arapça Metin (Harekeli)

2221|18|83|وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

Latin Literal

83. Ve yes’elûneke an zil karneyn(karneyni), kul se etlû aleykum minhu zikrâ(zikren).

Türkçe Çeviri

Ve sual ederler* sana Zülkarneyn1064 hakkında; de ki: “Okuyacağım sizlere ondan** bir zikir78."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:83.&nbsp;Sana, Zu’l-Karneyn’den<sup>1</sup>&nbsp;soruyorlar. De ki: “Size ondan bir konu anlatacağım.”1-&nbsp;Zu’l-Karneyn&nbsp;sözcüğü&nbsp;iki boynuz sahibi demektir.&nbsp;Zu’l-Karneyn’in kim olduğu konusunda Kur’an bir bilgi vermemektedir.18:83.&nbsp;And they ask/question you about (owner) of the two horns/powers/glories , Say: "I will read/recite on (to) you from him a reminder/remembrance."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yeseluneke ve sual ederler/sorarlar sana وَيَسْأَلُونَكَ سال
2 an hakkında عَنْ -
3 zi ذِي -
4 l-karneyni Zülkarneyn الْقَرْنَيْنِ قرن
5 kul de ki قُلْ قول
6 seetlu okuyacağım سَأَتْلُو تلو
7 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
8 minhu ondan مِنْهُ -
9 zikran bir zikir ذِكْرًا ذكر

Notlar

Not

Kesin olarak anlarız ki Muhammed peygambere Zülkarneyn hakkında bir soru sorulmuştur. Arapça gramer açısından incelediğimizde görürüz ki “Ve sual ederler (sorarlar) sana” geçişinin fiili (sual etme, sorma) 3. şahıs, çoğul ve eril olarak gelmiştir. Anlarız ki bu soruyu soran tek bir kişi değildir, en az 3 ve daha fazla kişiden oluşan bir grup insan bu soruyu sormuştur. Soruyu soran kişiler Zülkarneyn hakkında az da olsa bir duyum, bir bilgi sahibi olmalıdır. Aksi bir durum söz konusu olamaz. Zülkarneyn hakkında daha fazla bilgi öğrenmek istiyor olabilirler veya Muhammed peygamberin elçiliğini test etmek istiyor olabilirler. Her ne şekilde olursa olsun önemli olan bu soruyu soran kimselerin Zülkarneyn hakkında az da olsa bilgiye sahip olmaları gerekliliğidir. Bu nokta gerçekten çok önemlidir. Demek ki Zülkarneyn Kur’an öncesi yaşamış bir kimse olmalıdır. 18:83 ayetindeki de ki: “Okuyacağım sizlere ondan bir hatırlatma” geçişi de Kur’an aracılığı ile Zülkarneyn hakkında bir hatırlatma yapılacağını bizlere gösterir. Ayette geçen zikrân kelimesi bir zikir demektir. Zikir de hatırlatma demektir. Bu da bize daha önce yaşanmış olan olayların bir hatırlatmasının yapılacağını gösterir. Böylece kesin olarak anlarız ki Zülkarneyn ve onunla ilgili Kur’an’da işaret edilen olaylar Kur’an’ın indiği tarihten daha önceki bir tarihte gerçekleşmiş olmalıdır. Zülkarneyn'in kim olduğu konusu 1400 yıldır tam olarak anlaşılamamıştır. Çok sayıda tarihi şahsiyetin Zülkarneyn olduğu iddia edilmiştir. Makedon Kralı Büyük İskender'i bir koç boynuzu taktı diye Zülkarneyn ilan etmişlerdir. Oysa Kur'an'da işaret edilen gerçek Zülkarneyn'in kim olduğu şerefli Kur'an'ımızda ayan beya işaret edilmiştir. Aşağıdaki tabloda Zülkarneyn olduğu iddia edilen kimseler vardır.  Zülkarneyn olduğu iddia edilen kimselerAçıklamaMakedon Kralı Büyük İskenderÖzellikle Araplar arasında kabul görmüş bir fikirdir. İran'ın efsanevi kahramanı FeridunEl-Tabari’nin Afridhun ibn Athfiyan olarak yorumladığı kimse.Parth Kralı KisrounisPers İmparatoru Büyük DariusI. Darius, MÖ 549-MÖ 485İmru el-Kays ibn AmrLahmilerin prensi (Güney Mezopotamya'daki)Güney Arabistan Himyerî Kralı Sa'b Zü'l-Merâtid Güney Arabistan Himyerî Kralı Sa'b Zü'l-Merâtid Himyer Kralı Afrîkiş el-HimyerîAkkad Kralı Naram-SinMÖ 2190 – 2154Bilge Kağan ya da Oğuz KağanTürk komutanMuhammed peygamberin bizzat kendisiMusa peygamberZaman yolculuğu yapabilen uzay yolcusu Zülkarneyn kelimesinin anlamı:Zülkarneyn kelimesi Arapça ‘ذىالقرنين’ ‘ZY ELQRNYN’ olarak yazılır ve Zu’l-Karneyn olarak okunur. ‘Zu’ ‘ذى’ kelimesi Arapça ‘sahibi’ demektir. ‘القرنين’ ‘l-Karneyn’ kelimesi ise belirlilik takısı ile gelmiş olup kökü ‘قرن’ KRN’dir. KRN kökünden türeyen isim kelimesi boynuz (‘horn’) anlamındadır. Hayvanların boynuzu için kullanılır. Kelime tesniye ile yani iki şeyi işaretle gelmiştir. Böylece anlarız ki ‘ذىالقرنين’ ‘ZY ELQRNYN’ Zu’l-Karneyn (Zülkarneyn) iki boynuz sahibi demektir. Zülkarneyn hakkında ehli kitabın bilgisi vardı:Ehli Kitap olarak işaret edilen Yahudilerin ve Hristiyanların geçmiş peygamberler hakkında detaylı bilgi sahibi oldukları Kur’an tarafından doğrulanmıştır. Bu nedenle 18:83 ayetindeki “Ve sual ederler/sorarlar sana Zülkarneyn hakkında” geçişinden anlarız ki Muhammed peygamberin gerçekten gönderilmiş bir elçi olup olmadığını anlamak için ona kitaplarından çok iyi bildikleri ancak herkesin bilemeyeceği bir kişiyle ilgili bir soru sormuşlardır. 16:43 Ve göndermedik senden önce adamlardan başkasını; vahyettik onlara, öyleyse sorun zikir ehline, eğer bilmiyor iseniz.16:43 ayetinde konu daha önce gönderilmiş olan peygamberlerdir. Yüce Allah daha önceden gönderilmiş peygamberler konusunda yeterli bilgisi olmayan insanlara bu konuda daha fazla bilgisi olan zikir ehline yani kitap ehline bilgilenme amaçlı soru sormalarını önermiştir. Kuşkusuz ki o dönemde kitap ehli gönderilmiş olan peygamberler konusunda ellerindeki Tevrat'a ve İncil’e hâkim olmaları nedeniyle daha bilgiliydiler. Kısacası konuya hâkim ve konunun uzmanıydılar. Gönderilmiş olan bu peygamberlerle ilgili detaylı bilgi Tevrat ve İncil’de mevcuttur. Gönderilmiş elçiler konusunda bilgili olan, uzman olan zikir ehlinin Muhammed peygambere Zülkarneyn hakkında soru soran zümre olması mutlak ki en mantıklı olandır. Zikir ehli en iyi bildikleri Tevrat ve İncil’de geçmesine rağmen toplum tarafından çok az bilinen, sıra dışı bir kimseyi Muhammed peygambere sormuş olmalılardır.İncil’de veya Tevrat’ta diğer zikredilen peygamberlerden daha sıra dışı olarak işaret edilmiş bir kişi var mı? Evet, var. İncil’de geçen bir kimse var ki bu kimsenin Yahudiler arasında çok önemli bir yeri var. Kendisi bir İsrailoğlu (İsrail/Yakup soyu) olmamasına rağmen İsrailoğullarının tanrısının kendisini mesih yaptığı, kendisiyle konuştuğu bir kimse var. Yahudileri İsrailoğullarının tanrısının emriyle kölelikten kurtaran, ülkelerine dönmelerine izin veren, yıkılan Süleyman Mabet’ini onarmalarına yardım eden bir kimse var. Bu kişi ehli kitapta geçen ismiyle Koreş’tir. Tarihteki ismiyle büyük Kiros’tur (Cyrus the Great). Perslerin büyük Kralı II. Kiros (Cyrus II of Persia). Yunanlılar tarafından Yaşlı Kiros olarak da bilinmektedir. Ehli kitabın bilgilerini özetlersek:·     Kral Koreş, bir İsrailli yani RAB’ın halkına ait biri olmadığı hâlde tanrısal bir görevi yerine getirmek üzere RAB tarafından görevlendirilmiştir. ·     Bu kimseyi RAB Mesih olarak seçmiştir. Bir peygamberdir. ·     Ulusları onun önünde boyun eğdirecek, kralları silahsızlandıracak, kendisine kapanmayacak kapılar açacak bir güç, bir hükümdarlık vermiştir.·     RAB bu kimseye yardım edecektir. Önündeki tüm engelleri kaldıracaktır.·     Bu kimse başta RAB’ı bilmemektedir, tanımamaktadır. Ancak RAB kendisini bu kimseye tanıtmıştır. ‘Seni adınla çağırıp onurlu bir unvan vereceğim.’ geçişinden anlarız ki RAB bu kimseyi peygamberlik verecektir. ·     Bu kimse daha önce gidilmemiş yerlere gidecek, gizli kalmış zenginliklere sahip olacaktır. ·     Doğu ve batı bu kimse için zikredilmiştir.·     Koreş doğrulukla hareket etmektedir. ·     Mısır’ın ve Etiyopya’nın ticaretini kontrol edecektir ve Sebelilere hâkim olacaktır. ·     Bu kimsenin yaptığı işleri bir ücret talep etmeden yani RAB rızası için yaptığı anlaşılmaktadır.·     Kentleri onarmaktadır. Düzeltici (onarıcı) işler yapmaktadır. Doğum yılı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte MÖ 600 ve sonrası doğmuş olduğu farklı tarihçiler tarafından yazılmıştır. MÖ 530 yılında vefat etmiştir. Yeryüzünün gördüğü ilk ve en büyük imparatorluğu kurmuştur. Bu imparatorluk bir Pers İmparatorluğu olan Ahameniş İmparatorluğu’dur. “Ve sual ederler/sorarlar sana Zülkarneyn hakkında; de ki: “Okuyacağım sizlere ondan bir hatırlatma”: İşte zikir ehli yani ehli kitap Muhammed peygamberin gönderilmiş olup olmadığını anlamak için ellerindeki İncil’den bildikleri Koreş’i soruyorlar. Koreş İncil’de geçen diğer peygamberler gibi yaygın olarak bilinen bir kimse değil. İncil’i satır satır ezbere bilen birisi ancak bu kimse hakkında bilgi sahibi olabilir.Kitap ehlinin hakkında soru sorduğu ve Yüce Allah’ın Zülkarneyn kıssası Zülkarneyn insanlığın ilk kez tanık olduğu, en büyük ve en güçlü imparatorluk olan Ahameniş İmparatorluğu’nun ilk kurucusu olan, bir peygambere yakışan bir hayat sürmüş olan Pers Kralı II. Kiros’tur. Zülkarneyn: Pers Kralı II. Kiros’tur (Büyük Kiros). Yüce Allah’ın izniyle  ilerleyen bölümlerinde tüm delilleriyle göreceğiniz gibi Zülkarneyn Pers Kralı II. Kiros’tur. II. Kiros çift boynuzlu bir miğfer takmıştı: Zülkarneyn kelimesinin anlamının “çift boynuz sahibi” olduğunu Kur’an bizlere bildiriyor. Bir insan gerçek boynuzlara sahip olamayacağına göre bu da bizlere Zülkarneyn’in iki boynuz içeren bir miğfer taktığını düşündürür. Büyük Kiros'u temsil eden dört kanatlı koruyucu figürü aşağıda gösterilmiştir. Bu taş kabartma İran’ın Pasargad şehrindeki kapı sütunu üzerinde bulunan ve üzerinde bir zamanlar üç dilde "Ben kral Kiros, bir Ahamenişliyim." cümlesinin yazılı olduğu taş kabartmadır. II. Kiros’un kafasına taktığı çift boynuzlu bir miğferle gösterildiği taş kabartmanın daha detaylı görünümü. II. Kiros’un kafasına taktığı çift boynuzlu bir miğferle gösterildiği taş kabartma.  

Not 1

*Sorarlar.**Şerefli Kur'ân'dan.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zikir/zikr

Kavram 78

Kısa Açıklama:

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Zülkarneyn

Kavram 1064

Kısa Açıklama:

1064II. Kiros. Ahameniş imparatorluğunu hükümdarı olan kral resûl.e-kitap

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 84

Arapça Metin (Harekeli)

2222|18|84|إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

Latin Literal

84. İnnâ mekkennâ lehu fîl ardı ve âteynâhu min kulli şey’in sebebâ(sebeben).

Türkçe Çeviri

Doğrusu biz imkân* sağladık ona** yerde***; ve verdik ona** her bir şeyden bir sebep1065.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:84.&nbsp;Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep<sup>1</sup>&nbsp;verdik.1-&nbsp;Sonuca ulaşmayı sağlayacak şey.18:84.&nbsp;We have highly positioned/strengthened for him in the earth/Planet Earth, and We gave/brought him from every thing a reason/motive/connection .205</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 mekkenna güçlendirdik/kuvvetlendirdik مَكَّنَّا مكن
3 lehu onu لَهُ -
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
6 ve ateynahu ve verdik ona وَاتَيْنَاهُ اتي
7 min مِنْ -
8 kulli her bir كُلِّ كلل
9 şey'in şeyden شَيْءٍ شيا
10 sebeben bir sebep. سَبَبًا سبب

Notlar

Not

Kur’an’da “yer” yani “ard (arz)” kelimesi hiç şüphesiz Dünya için kullanılır. Bu da bize Zülkarneyn’in yeryüzünde (Dünya’da) yaşamış olduğunu gösterir. Zülkarneyn’in yeryüzünde geçerli olan bir kuvveti (bir gücü) olduğunu anlıyoruz. Gökte (uzayda, evrende) bir kuvveti veya bir gücü yoktur. Kendisine Yüce Allah tarafından bahşedilen güç (kuvvet) yeryüzü içinde verilmiştir. Kesindir ki Zülkarneyn uzayda oradan oraya gidebilen, zamanda yolculuk yapabilen bir uzaylı asla değildir. Şimdiden söyleyebiliriz ki uzaylı Zülkarneyn teorisi daha ilk ayetlerde çökmüştür. Bu güç (kuvvet) mutlak ki ancak bir hükümdarda (bir kralda, bir melikte) olabilir. Hükümdarların orduları olur, hükümdarlık ettiği topraklarda mutlak güç ve kuvvet sahibi olurlar. Ağızlarından çıkan sözler tüm halklar için bir emirdir. Ayetten anlaşılıyor ki Zülkarneyn’in hükümdarlığı kendi dönemindeki kuvvetli bir hükümdarlık olmalıdır. Sebeben (سَبَبًا) kelimesinin kökü سبب (sbb) olup gerekçe (occasion), sebep (cause, reason), motivasyon (motive) anlamındadır (Hans Wehr 4th ed., page 456 (of 1303)). Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Örneğin “Kristof Kolomb’un gemileriyle okyanusa açılmasının sebebi neydi? Neydi o sebep?” diye bir soru sorulduğunda ne anlıyorsunuz? Kristof Kolomb’un okyanusa açılma gerekçesini (motivasyonunu) sormuş oluyoruz. Cevap, yeni kıtalar keşfetmek, yeni sömürgeler elde etmek, ganimetler elde etmek, zulme uğrayan bir toplumu kurtarmak, isyanları bastırmak vb. olabilir. Zülkarneyn’eher bir şeyden bir gerekçe (sebep) verilmiştir. Açık olarak anlıyoruz ki yeryüzünde kendisine güç ve kuvvet bahşedilen Zülkarneyn’in hayatı sürekli bir mücadele içinde olmuştur. Mücadelesi hiç bitmemiştir. Sebepten sebebe, gerekçeden gerekçeye koşmuştur.  

Not 1

*Sağlam bir konuma yerleştirmek, ona dayanak–otorite–imkân kazandırmak.**Zülkarneyn'e.***Yeryüzünde. Zülkarneyn'e gökte bir yetki verilmedi. Zülkarneyn yeryüzünde yaşanan bir resûldü.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn'e verilen sebep.

Kavram 1065

Kısa Açıklama:

1065Sebep Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Gereksinim, gerekçe, neden demektir. Zülkarneyn'e her bir şeyden sebep verilmesi yönetmiş olduğu hükümdarlığında bazı bölgelere seferler yapması gereksinimi oluşmuş olmasıdır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 85

Arapça Metin (Harekeli)

2223|18|85|فَأَتْبَعَ سَبَبًا

Latin Literal

85. Fe etbea sebebâ(sebeben).

Türkçe Çeviri

Öyle ki tabi oldu* bir sebebe1065.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:85.&nbsp;Böylece bir sebebe tabi oldu.18:85.&nbsp;So he followed a reason/motive/connection .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feetbea öyle ki tabi oldu فَأَتْبَعَ تبع
2 sebeben bir sebebe. سَبَبًا سبب

Notlar

Not

Bir gerekçeyle (sebeple) başlayan bir yolculuk: 18:85 ayetinde “…öyle ki, tabi oldu bir sebebe.” buyrulmuştur. Bir önceki ayette anlatıldığı üzere Zülkarneyn bir gerekçeyle (sebeple) en batıya doğru bir sefere başlamıştır. Bu seferin gerekçesi en batıda yaşayan bir kavmin zulme uğramasıdır. Zülkarneyn zulme uğrayan bu kavmi kurtarmak amacıyla batıya bir sefer düzenlemiştir. Zülkarneyn bunu mutlaka yapmış olmalıdır çünkü Yüce Allah Kur’an’da zulmeden kimselerle gerekirse savaşılması gerektiğini bizlere bildirmiştir. 49:9 Ve eğer iki gruptan inananlar kavga ederlerse-dövüşürlerse, o durumda düzeltin onların arasını; ancak zulmederse o ikisinden biri diğeri üzerine, öyleyse kavga edin-dövüşün zulmedenle, dönünceye kadar Allah'ın emrine; sonrası eğer dönerse, artık düzeltin onların arasını, ölçülü şekilde; ve eşitliği gözetin; çünkü Allah sever eşitliği gözetenleri.Yeryüzünde yaşayan insanlar Yüce Allah’ın sadece bu muhteşem ayetine bile uysalar gezegenimiz barış yurdu olurdu. Ancak Yüce Allah’ın ayetlerine gerçek anlamda uyan (teslim olan) çok az kimse vardır. Mutlak ki Zülkarneyn zulme uğrayanların yanında olmuş olmalıdır. Zulmeden kimse veya kimselerle gerekirse ölümüne savaşmış olmalıdır.

Not 1

*Zülkarneyn.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn'e verilen sebep.

Kavram 1065

Kısa Açıklama:

1065Sebep Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Gereksinim, gerekçe, neden demektir. Zülkarneyn'e her bir şeyden sebep verilmesi yönetmiş olduğu hükümdarlığında bazı bölgelere seferler yapması gereksinimi oluşmuş olmasıdır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 86

Arapça Metin (Harekeli)

2224|18|86|حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

Latin Literal

86. Hattâ izâ belega magribeş şemsi vecedehâ tagrubu fî aynin hamietin ve vecede indehâ kavmâ(kavmen), kulnâ yâ zel karneyni immâ en tuazzibe ve immâ en tettehıze fîhim husnâ(husnen).

Türkçe Çeviri

Ta ki ulaştığı zaman battığı yere1067 Güneş’in; ve buldu onu* (ki) batıyordu** çamur bir gözede***; ve buldu yanında onun**** bir kavim/toplum*****; dedik: "Ey Zülkarneyn1064! Ya ki azap edersin****** veya ki tutarsın onlara bir güzellik."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:86.&nbsp;Nihayet o, Güneş’in battığı yere vardığı zaman, onu koyu bir suda batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir halkla karşılaştı. “Ey Zu’l-Karneyn! Dilersen onları cezalandırırsın, dilersen onlara iyilik edersin.<sup>1</sup>” dedik.1-&nbsp;Ya zulmederek zalim olursun ya da adil davranarak, iyi bir kimse olursun.18:86.&nbsp;Until when he reached the sun’s sunset/west , he found it departing/declining (setting) in (at a) water well/spring mixed with black (foul) mud, and he found at it a nation, We said: "You (owner) of the two horns/powers/glories, either that you torture, and either you take in them a goodness/beauty."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 belega ulaştığı/vardığı بَلَغَ بلغ
4 megribe battığı yere مَغْرِبَ غرب
5 ş-şemsi Güneş’in الشَّمْسِ شمس
6 vecedeha ve buldu onu (Güneş’i) وَجَدَهَا وجد
7 tegrubu uzaklaştı/çekip gitti/battı (Güneş) تَغْرُبُ غرب
8 fi فِي -
9 aynin bir gözede/bir pınarda عَيْنٍ عين
10 hamietin bir çamur حَمِئَةٍ حما
11 ve vecede ve buldu وَوَجَدَ وجد
12 indeha yanında onun (gözenin) عِنْدَهَا عند
13 kavmen bir kavim قَوْمًا قوم
14 kulna dedik قُلْنَا قول
15 ya za يَاذَا -
16 l-karneyni ey Zülkarneyn! الْقَرْنَيْنِ قرن
17 imma إِمَّا -
18 en أَنْ -
19 tuazzibe ya ki azap edersin تُعَذِّبَ عذب
20 veimma veya وَإِمَّا -
21 en ki أَنْ -
22 tettehize tutarsın تَتَّخِذَ اخذ
23 fihim onlara فِيهِمْ -
24 husnen bir güzellik حُسْنًا حسن

Notlar

Not

Güneş’in battığı yer neresi?Ayetler Zülkarneyn’in gözünden anlatılmaktadır. Bu nokta çok önemlidir. Arapça gramer açısından incelendiğinde görülür ki “belega magribeş şemsi (ulaştı, vardı Güneş’in battığı yere), “vecedehâ (buldu onu)” gibi fiillerin öznesi tekil, eril ve 3. şahıs olan Zülkarneyn’dir. Zülkarneyn de bir insan olduğuna göre yeryüzünde yaşayan bir insan Güneş’i nasıl görüyorsa ayetlerin de o şekilde gelmesi beklenir. Ayetleri iyi anlamak için kendimizi Zülkarneyn’in yerine koymamız ve ayetleri onun gözleri ile bakıyormuş gibi düşünmemiz gereklidir.Bir hükümdar için Güneş’in battığı yer hükmettiği toprakların en batısıdır. Daha batıya gidemediği en batıdır. Gidemez çünkü daha batıda başka bir krallığın sınırları başlar. Zülkarneyn için Güneş’in battığı yer, Güneş’in Zülkarneyn’in hükümdarlığının en batı noktasında battığı yerdir. İlerleyen sayfalarda anlatılacağı üzere Zülkarneyn olduğunu tespit ettiğimiz kimsenin adının Güneş anlamına gelmesi de Yüce Allah’ın büyük bir işareti ve büyük bir mucizesidir. Bu kimse kendi adının battığı yani hükümdarlığının son bulduğu noktaya gitmiştir. Yüce Allah'ın bir işareti;Kiros adı, eski Farsça “Kūruš” adından türemiştir. Eski Yunan tarihçileri Ctesias ve Plutarhos, Kiros’un adının "Güneş gibi" (Khurvash) anlamında olduğunu belirtmişlerdir. Kuros Güneş demektir, vash eki ise benzerlik ekidir. Güneş'in Farsça ismi olan khor ile ilişkisine de dikkat çekerler. Kısacası Kiros’un kelime anlamı Güneş gibi demektir. Kiros’un adının Güneş gibi anlamına gelmesi Yüce Allah’ın ayetlerde neden Güneş’i özellikle işaret ettiğinin cevabını verir. 18:86 ayetinde “Ta ki ulaştığı/vardığı vakit battığı yere Güneş’in” buyrulmuştur. Bu ayet için iki farklı ancak benzer analiz yapılabilir:1.     Güneş’in II. Kiros’un kendisini işaret ettiği düşünülürse anlaşılır ki Güneş’in ışıklarının kaybolup battığı yer Pers Kralı II. Kiros’un gücünün yettiği; hükmettiği toprakların en batısındaki yerdir. 2.     Güneş batı yönünden batıp kaybolduğu için Ahameniş İmparatorluğu'nun en batı noktası Güneş’in battığı yer olur.Her iki analiz de doğrudur. Anlarız ki bu ayette geçen Güneş’in battığı yer Pers Kralı II. Kiros’un hükümdarlığının en batı noktasıdır. Bu yer de Ahameniş İmparatorluğunun en batıdaki satraplığı (eyaleti) olan Anadolu’daki Kapadokya’dır. Satraplık Ahameniş medeniyetinde ülke topraklarının idari birimlere, eyalet benzeri yapılara ayrılması durumudur. Perslerin imparatorluk yönetimini valiliklere bölmesi ve her bölgeye bir vali ataması olarak da adlandırabileceğimiz bir sistemdir. Satraplıkların her birinde bir Pers garnizonu bulunmaktaydı. Bu garnizonlar, bulundukları kavmin ya da ülkenin inançlarını ve geleneklerini devam ettirmelerinin garantisi olmuşlardır. Anlıyoruz ki Zülkarneyn ve ordusu hükümdarlığının en batısına (Güneş’in battığı yere) doğru bir sefer yapmıştır. Hükümdarlığının en batısına (Güneş’in battığı yere) geldiğinde bir su havzası ve bir bataklıkla karşılaşmıştır. Su havzası ve bataklık:Ayette “ve buldu onu (Güneş’i) uzaklaştı/çekip gitti/battı (Güneş) bir gözede/bir pınarda, bir çamur” buyurulmuştur. Fî aynin hamietin geçişindeki aynin kelimesi göz (pınar, su kaynağı) anlamındadır. Hamietin kelimesi ise bir çamur demektir. Anlarız ki Zülkarneyn hükümdarlığının en batısına geldiğinde gün batımını görmüştür. Güneş ufuktan batarken Zülkarneyn onu seyretmiş olmalıdır. Güneş bir su havzası ve aynı zamanda bir bataklık olan bir yerin içine batıyormuş gibi görünmüş olmalıdır. Deniz kenarlarında nasıl ki Güneş ufuktan sanki denizin içine batıyormuş gibi görünür, Zülkarneyn de Güneş’i bir su havzası ve bataklığın içine batıyormuş gibi görmüş olmalıdır. Anlarız ki Zülkarneyn bir su havzası ve aynı zamanda bir bataklık olan yerin doğusundan bu yere yaklaşmıştır. Ayetlerin Zülkarneyn’in gözünden anlatıldığına lütfen dikkat edin. Ahameniş İmparatorluğu'nun  en batı noktasında yani Kapadokya’da  bulunan bir göze (pınar) ve bataklık: Lydia Kralı Kroisos (Croesus) Pers Kralı II. Kiros’un hükmettiği en batıya yani Ahameniş İmparatorluğu'nun en batı noktası olan Kapadokya'ya saldırdığı için II. Kiros kendisinin hükmettiği en batıya yani Güneş’in battığı yere ordusuyla birlikte ulaşmıştır (varmıştır). Zülkarneyn'in (II. Kiros) hükümdarlığını bittiği yerde Güneş'i ufuktan batarken görmüştür. Anlarız ki Pers Kralı II. Kiros Kapadokya’ya geldiğinde büyük bir su havzası ve bataklıkla karşılaşmıştır. Ayette göze/pınar ve bataklık birlikte işaret edildiği için bu yer gerçekten büyük ve önemli bir yer olmalıdır. Pers Kralı II. Kiros ordusuyla birlikte doğu tarafından bu bölgeye yaklaştığında, batıya doğru baktığında ufukta bataklık alanlar içeren bu su havzasını görmüş olmalıdır. Öyle büyük olmalıdır ki Güneş ufuktan batarken bu bataklıklı su havzasına batıyormuş gibi görünmüş olmalıdır.  Kapadokya bölgesinde böyle bir su havzası, bataklık bölge var mı? Kapadokya bölgesinde, günümüz Kayseri’de bulunan Sultan Sazlığı tam da ayetteki işaret edilen göze, pınar ve bataklığın özelliğine uymaktadır. Sultan Sazlığı Yeşilhisar-Develi ovasının ortasında yer alır. Bu sulak alan, güney kesiminde sazlıklarla kaplı tatlı su bataklığı, kuzey kesiminde tuzlu Yay Gölü ve bu alanları çevreleyen arazilerden oluşmaktadır. Sultan Sazlığı sadece Türkiye’nin değil Orta Doğu ve Avrupa’nın en büyük ve en önemli sulak alanıdır. Sultan IV. Murat 1638-39 yıllarında Bağdat’ı ele geçiren Safevîlerin üzerine yürümüştür. Bu seferde ordusunu Sultan Sazlığı’nda 3 ay konaklatmıştır. Bu sazlığın adını bu olaydan aldığı rivayet edilir. Tatlı ve tuzlu su eko sistemlerinin yan yana bulunduğu bu bölgede konaklayan kuş türlerinin sayısı 250 civarındadır. Develi kapalı havzasının en çukurunda yer alan Sultan Sazlığı tatlı, tuzlu ve hafif tuzlu açık su yüzeyleri, geniş sazlık ve bataklık alanlar içerir. Bu alanları çevreleyen bol miktarda sulak çayırlar yer almaktadır. Sultan Sazlığı’nın derinliği 2 metre civarındadır. Su seviyesi mevsimlere göre 40-60 cm kadar farklılık gösterir. Bu duruma bağlı olarak sazlığın yüzey alanı genişler veya daralır. Günümüzde bile bu bölgeyi besleyen akarsular üzerine barajlar yapılmış olsa bile bu bölge hâlen bataklık ve sazlık halinde olup çok büyük bir alanı kaplamaktadır. Milli park olarak korumaya alınan bu sazlığın yüzölçümü 243,6 km2dir. Sultan Sazlığı’nda Güneş’in batışı; Güneş sanki bir gözeye, sulak alana batıyormuş gibi görünmektedir. Bir atın üstüne olabilen II. Kiros Güneş'i Sultan Sazlığından batarken görmüştür. Su havzası yanında bulunan kavim: Kapadokyalılar18:86 ayetinde “ve buldu yanında onun (gözenin) bir kavim” buyrulmuştur. Anlarız ki Sultan Sazlığı’nın yani sulak gözenin/pınarın yanında bir kavim vardır. Bu kavim/toplum Kapadokyalılardır. Aşağıdaki resimde Kapadokya Krallığı görülmektedir. Lydia Krallığı ile Media Krallığı MÖ 28 Mayıs 585 tarihinde karşılıklı barış yapmışlardı. Yapılan barışla Kızılırmak nehri iki krallık arasında sınır kabul edilmişti. Kızılırmak nehrinin doğusu Medlerin bir eyaleti şeklinde Kapadokyalılara bırakılmıştı. O dönemde günümüz Yozgat şehrinin Pteria bölgesi Kapadokya’nın başkentiydi. Kapadokya bölgesinde yaşayan bu kavme zulmeden kimse kimdir?Kapadokya bölgesinde yaşayan bu kavme yani Kapadokyalılara acımazca ve haksız şekilde zulmeden kimse yukarıda anlatıldığı üzere Lydia Kralı Kroisos’tur. Bu zulmü durdurmak için ülkesinin en batısına yani Güneş’in battığı yere gelen II. Kiros’a (Zülkarneyn’e) 18:86 ayetinden anladığımıza göre Yüce Allah şu şekilde vahyetmiştir: “Dedik Ey Zülkarneyn! Ya ki azap edersin veya ki tutarsın onlara bir güzellik”. Görüldüğü üzere Zülkarneyn’in önünde 2 seçenek vardır. 1. seçenek zulme karşı çıkmayarak Kapadokyalıların köleleşmesine yani zulme uğramasına dolaylı olarak katkıda bulunmak; dolayısı ile o kavme zulmetmek. Ya da güzel bir yol tutup Kapadokyalıları Lydia Kralı Kroisos’un zulmünden kurtarmak. Bu ayeti iyi anlayamayanlar Zülkarneyn’e masum insanlara, dilediği kavme zulmetme yetkisi verilmiş sanmışlardır. Bu mümkün değildir. Yüce Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik olmaz. Hiçbir resûl masum insanlara zulmetmez, edemez. Aksi takdirde resûl olmaz. Bu ayet mantık ve akıl ile okunduğunda durum netleşir. Zulme uğrayan bir kimseye veya topluma karşı tavır almamak o kimseye veya topluma zulmetmek demektir. 18:87 ayetinden anlıyoruz ki Zülkarneyn bir peygambere yakışanı yapmıştır. Zulme uğramış Kapadokya halkını zulümden kurtarma kararı almıştır.  

Not 1

*Güneş'i.**Güneş.***Bol tatlı suların olduğu bir pınar; ve aynı zamanda çamurlu, bataklı olan bir yer; Sultan Sazlığı.****Gözenin. Sultan Sazlığının.*****Kapadokyalılar.******Bu topluma azap eden başka bir topluma müdahale etmeyerek bu topluma azap edersin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn

Kavram 1064

Kısa Açıklama:

1064II. Kiros. Ahameniş imparatorluğunu hükümdarı olan kral resûl.e-kitap

Zülkarneyn; Güneş'in battığı yer.

Kavram 1067

Kısa Açıklama:

1067II. Kiros olan Zülkarneyn'in sahip olduğu imparatorluğun en batısı. Güneş'in imparatorluk topraklarının en batısında battığı yer.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 87

Arapça Metin (Harekeli)

2225|18|87|قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

Latin Literal

87. Kâle emmâ men zaleme fe sevfe nuazzibuhu summe yureddu ilâ rabbihî fe yuazzibuhu azâben nukrâ(nukren).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Zulmetmiş257 kimseye** gelince; öyle ki yakında azap edeceğiz ona***; sonra geri döndürülür**** Rabbine4; öyle ki azap eder***** ona*** yadırganası bir azapla."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:87.&nbsp;Zu’l-Karneyn: “Kim zulmederse ona azap edeceğiz. Sonra Rabb’ine döndürülür. Böylece ona daha şiddetli bir azapla azap edilir.” dedi.18:87.&nbsp;He said: "As for who caused injustice/oppression, so we will/shall torture him, then he be returned to his Lord, so He tortures him an awful/obscene/severe torture."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 emma gelince أَمَّا -
3 men kimseye مَنْ -
4 zeleme zulmetmiş ظَلَمَ ظلم
5 fesevfe öyle ki, yakında فَسَوْفَ -
6 nuazzibuhu azap ederiz ona نُعَذِّبُهُ عذب
7 summe sonra ثُمَّ -
8 yuraddu geri döndürülür يُرَدُّ ردد
9 ila إِلَىٰ -
10 rabbihi Rabbine رَبِّهِ ربب
11 fe yuazzibuhu öyle ki, azap eder (Rabbi) ona فَيُعَذِّبُهُ عذب
12 azaben bir azapla عَذَابًا عذب
13 nukran yadırganası نُكْرًا نكر

Notlar

Not

Zülkarneyn zulmeden Lydia Kralı Kroisos’a karşı savaş kararı alıyor: 18:87 ayetinde “Dedi: “Zulmetmiş kimseye gelince; öyle ki yakında azap ederiz ona” buyrulmuştur. Arapça gramer olarak bakıldığında azap edilecek kimse tekil ve 3. eril şahıs olarak gelmiştir. Anlarız ki azaba uğrayacak kimse bir kavim değil, bir toplum değil bir kimsedir. Bu da Pers Kralı II. Kiros’un (Zülkarneyn’in) direkt olarak Lydia Kralı Kroisos’u hedef aldığını bizlere gösterir. Doğal olarak II. Kiros (Zülkarneyn)Kapadokya halkına zulmeden Lydia Kralı Kroisos’a karşı savaş ilan etmiştir. Ayetten anlarız ki Zülkarneyn hedefinde hemen başarılı olamayacaktır. Ayetteki “yakında” geçişi önemlidir. Bu da Zülkarneyn’in hedefine ulaşması için belirli bir zaman geçeceğini bizlere bildirir. Aşağıdaki resimde Kroisos tasviri görülmektedir. Kırmızı figürlü amfora, MÖ 500-490 civarı boyanmış. Bu kral zenginliğiyle ün salmıştır.  Lydia Krallığı topraklarındaki altın kaynaklarının fazlalığı nedeniyle Kroisos servetine servet katmıştı. Bu altın günümüz Bozdağ’dan (Tmolos Dağları) çıkan ve dönemin başkenti Sardis’ten geçen Sart Çayı’ndan (Paktolos) elde ediliyordu. Bu krallığın başkenti ülkemizin Manisa ili Salihli ilçesi Sart kasabasında bulunan Sardis antik şehridir.  Zülkarneyn’in Kapadokya halkına zulmeden Lydia Kralı Kroisos’a karşı savaş kararı almasıyla birlikte Sultan Sazlığında konaklayan II. Kiros’un ordusu Lydia Kralı Kroisos’un ordusuna doğru harekete geçmiştir. O dönemde Lydia Kralı Kroisos ve ordusu yeni fethettiği Kapadokya’nın başkenti olan Pteria (Yozgat ili/Sorgun İlçesi Şahmuratlı Köyü'nde bulunan Kerkenes Harabeleri) şehrinde ve çevresindedir. II. Kiros Pteria şehrine geldiğinde hâlen bu bölgede olan Lydia Kralı Kroisos’un ordusuyla savaş için karşılaşmıştır. İki ordunun karşılaşması MÖ 547 sonbaharında olmuştur. Pteria yakınlarında yapılan savaşta yenen veya yenilen olmamıştır. Pers Kralı II. Kiros hedefine ulaşamamıştır. Lydia Kralı Kroisos geriye başkenti Sardis’e yani günümüz Manisa’nın Salihli ilçesi, Sart beldesine çekilmiştir. Amacı kış dönemini fırsat bilip güçlenmek, müttefikleri Babilliler, Mısırlılar ve özellikle Spartalılardan destek almaktır. Pers Kralı II. Kiros’un kendisini takip edeceğini düşünmemiştir. Ancak 18:87 ayetine göre Zülkarneyn’in zulmetmiş kimse olan Lydia Kralı Kroisos’un peşini bırakmaya niyeti yoktur. Yakın bir zamanda Zülkarneyn ve ordusu zalim Lydia Kralı Kroisos’a azabı tattıracaktır.Pers Kralı II. Kiros geriye dönmez ve savaşı devam ettirme kararı alır. Ege bölgesine doğru ordusunu ilerletir. MÖ 547 Aralık ayında Sardis'in kuzeyindeki ovada iki ordu tekrar karşılaşır. Lydia Kralı Kroisos ordusunu olabildiğince takviye etmiştir. Kroisos’un ordusu Pers Kralı II. Kiros’un ordusundan iki kat daha büyüktür. Ancak Pers Kralı II. Kiros zalim Lydia Kralı Kroisos’u buna rağmen mağlup etmiştir (Thymbra Muharebesi). Bu savaş belirleyici olmuştur ve 14 günlük Sardis kuşatmasından sonra şehir düşmüş ve Lydia Krallığı II. Kiros (Zülkarneyn) ve ordusu tarafından ele geçirilmiştir. Pers Kralı II. Kiros (Zülkarneyn) Lydia Kralı Kroisos’u ele geçirdikten sonra ne yaptı, onu öldürdü mü?18:87 ayetinde “sonra geri döndürülür Rabbine; öyle ki azap eder (Rabbi) ona bir azapla; bilinmeyen” buyrulmuştur. Anlarız ki Zülkarneyn esir düşmüş olan Lydia Kralı Kroisos’u öldürtmemiştir. Zülkarneyn Lydia Kralı Kroisos’a sadece azabı tattırmıştır. Gramer açısından baktığımızda ayette “yureddu” yani “geri döndürülür” fiilinin geniş zaman ve pasif geldiğini görürüz. Bu da bizlere Zülkarneyn’in Lydia Kralı Kroisos’u öldürtmediğini, büyük azabı Yüce Allah’a bıraktığını düşündürür. Tarihî kayıtlarda, Yunan yazar Herodot'a göre, Pers Kralı II. Kiros savaştan sonra Lydia Kralı Kroisos’a iyi ve saygılı davranmıştır. Hatta onu yanında tutmuş, önemli konularda kendisine danışmıştır.

Not 1

*Zülkarneyn.**Lydia Kralı Kroisos.***Lydia Kralı Kroisosa.****Ahiret evreninde yaptığı bu zulmün karşılığını eksiksiz görür.*****Rabbi.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Zalim, zulmetmek.

Kavram 257

Kısa Açıklama:

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 88

Arapça Metin (Harekeli)

2226|18|88|وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا

Latin Literal

88. Ve emmâ men âmene ve amile sâlihan fe lehu cezâenil husnâ ve se nekûlu lehu min emrinâ yusrâ(yusren).

Türkçe Çeviri

"Ve iman47 etmiş ve sâlihât18 yapmış kimseye* gelince; onadır** güzel bir ceza63; ve diyeceğiz ona** emrimizden kolayını."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:88.&nbsp;“Kim iman eder ve salihâtı yaparsa, en iyi karşılık onundur. Biz, ona her türlü kolaylığı göstereceğiz.”18:88.&nbsp;And as for who believed and made/did correct/righteous deeds, so to him the best’s/goodnesses’ reward/reimbursement , and we will say to him from our order/matter ease/flexibility.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veemma ve gelince وَأَمَّا -
2 men kimseye مَنْ -
3 amene inanmış امَنَ امن
4 ve amile ve yapmış وَعَمِلَ عمل
5 salihen düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler صَالِحًا صلح
6 felehu öyle ki onadır فَلَهُۥ 5
7 ceza'en bir ceza/bir karşılık جَزَاءً جزي
8 l-husna güzel الْحُسْنَىٰ حسن
9 ve senekulu ve diyeceğiz وَسَنَقُولُ قول
10 lehu ona لَهُ -
11 min مِنْ -
12 emrina emrimizden أَمْرِنَا امر
13 yusran kolayını يُسْرًا يسر

Notlar

Not

İnanmış ve düzeltici (barışa yönelik) işler yapmış kimse kim?Pers Kralı II. Kiros (Zülkarneyn) zalim Lydia Kralı Kroisos’a karşı zafer kazandıktan sonra İonia ve Aiol Krallığı II. Kiros’a elçiler göndermiş ve Kroisos’a nasıl bağlılarsa II. Kiros’a da aynı şekilde bağlı kalacaklarını bildirmişler ve bazı ayrıcalıklı haklar istemişlerdir. II. Kiros zafer öncesi yaptığı teklifi reddettikleri için bu iki krallığın isteğini kabul etmemiştir. 12 İonia kentinden sadece tek bir kente özel haklar tanımıştır. Bu da Miletus yönetimidir. II. Kiros Lydia Krallığı’nı ele geçirdikten sonra burada yaşayan insanlara tanıdığı hakların aynısını Miletoslulara da tanımıştır. II. Kiros neden böyle bir ayrıcalık tanısın? Muhtemeldir ki Kroisos ile II. Kiros arasındaki savaştan önce Miletus’un başındaki kişi Kroisos’un yaptığı zulme karşı çıkmış olmalıdır. Savaş öncesi II. Kiros’un bu küçük yönetimlere yaptığı “Lydia Kralı Kroisos’un zulmüne ortak olayın; benim yanımda yer alın” teklifine diğer yönetimler gibi hayır dememiş olmalıdır. Herodot’a göre Miletuslular II. Kiros’tan korkmazlardı. II. Kiros’un komutanı olan Harpagos İonia kentlerini savaşarak ele geçirmiştir. Sadece Milatoslular II. Kiros’un onlara sağladığı haklar nedeni ile Harpagos ile savaşmak zorunda kalmadılar. Açıkça görülüyor ki II. Kiros’un batı seferinde bir yönetime (Milatos) güzel bir karşılık vermiştir. II. Kiros bu halka karşı iyi ve güzel emirler vermiş oluyor. II. Kiros’un komutanı Harpagos savaşarak Karialıları, Kaunosluları ve Lykialıları Pers Hükümdarlığı’na katar.Miletus’un II. Kiros’un bizzat kendisi ve emrinde olan Harpagos tarafından ayrıcalıklı bir muameleye muhatap olması gerçekten dikkat çekicidir. 18:88 ayetinde işaret edilen, inanmış ve düzeltici (iyileştirici, barışa yönelik) işler yapmış bu kimse Miletus kentinin MÖ 547 tarihinde (Lydia Krallığı’nı düştüğü tarihte) yöneticisi olan kimse olabilir.

Not 1

*Miletus’un kralı. Lydia Kralı Kroisos'un zalimliğine karşı Zülkarneyn'in tarafında kalmıştır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sâlihât

Kavram 18

Kısa Açıklama:

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Ceza

Kavram 63

Kısa Açıklama:

63Karşılık, hak edilen.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 89

Arapça Metin (Harekeli)

2227|18|89|ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

Latin Literal

89. Summe etbea sebebâ(sebeben).

Türkçe Çeviri

Sonra tabi oldu bir sebebe1065.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:89.&nbsp;Sonra bir sebebe<sup>1</sup>&nbsp;tabi oldu.1-&nbsp;Amacına ulaştıracak bir yola koyuldu.18:89.&nbsp;Then he followed a reason/motive/connection .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 etbea tabi oldu أَتْبَعَ تبع
3 sebeben bir sebebe سَبَبًا سبب

Notlar

Not

Doğuya olan sefer “sonra, tabi oldu bir sebebe.”18:89 ayetinde Zülkarneyn’in bir başka sebeple yani bir başka gerekçeyle hükmettiği toprakların en doğusuna bir sefer düzenlediği anlaşılıyor. Muhtemeldir ki bu sebep Lydia Kralının masum insanlara zulmetmesi gibi masum insanlara zulmeden bir kimse veya kimseler için yapılmıştır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn'e verilen sebep.

Kavram 1065

Kısa Açıklama:

1065Sebep Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Gereksinim, gerekçe, neden demektir. Zülkarneyn'e her bir şeyden sebep verilmesi yönetmiş olduğu hükümdarlığında bazı bölgelere seferler yapması gereksinimi oluşmuş olmasıdır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 90

Arapça Metin (Harekeli)

2228|18|90|حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

Latin Literal

90. Hattâ izâ belega matlıaş şemsi vecedehâ tatluu alâ kavmin lem nec’al lehum min dûnihâ sitrâ(sitren).

Türkçe Çeviri

Ta ki ulaştığı zaman doğduğu yere1066 Güneş’in; ve buldu* onu** (ki) doğuyordu*** üzerine bir kavim/toplum; asla yapmıyorduk onlara onun**** astından bir örtü/bir siper*****.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:90.&nbsp;Nihayet Güneş’in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş’e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.18:90.&nbsp;Until when he reached the sun’s place and time of appearance/ascent , he found it appears/ascends/rises on a nation We did not make/put from other than it a cover/protection/shelter .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 belega ulaştığı بَلَغَ بلغ
4 metlia doğduğu yere مَطْلِعَ طلع
5 ş-şemsi Güneş’in الشَّمْسِ شمس
6 ve cedeha ve buldu onu (Güneş’i) وَجَدَهَا وجد
7 tetluu doğdu (Güneş) تَطْلُعُ طلع
8 ala üzerine عَلَىٰ -
9 kavmin bir kavim قَوْمٍ قوم
10 lem asla لَمْ -
11 nec'al yapmıyorduk نَجْعَلْ جعل
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 min مِنْ -
14 duniha onun (Güneş’in) astından دُونِهَا دون
15 sitran bir örtü/bir siper سِتْرًا ستر

Notlar

Not

Zülkarneyn hükmettiği toprakların en doğusuna sefer düzenliyor:Lydia’nın fethedilmesinden sonra Pers Kralı II. Kiros (Zülkarneyn) ülkesinin en doğusuna yani Güneş’in doğduğu yere seferler düzenlemiştir. Yukarıda anlatıldığı üzere Güneş’in battığı yer nasıl anlaşılması gerekiyorsa Güneş’in doğduğu yer de aynı şekilde anlaşılmalıdır. Böylece anlarız ki Güneş’in doğduğu yer Pers Kralı II. Kiros’un hükümdarlığının en doğu noktasıdır. Pers Kralı II. Kiros MÖ 545 ile MÖ 540 yılları arasında en doğuya bir sefer düzenledi. Doğudaki Gedrosia'ya karşı sefer düzenlemeye çalıştı ancak yenildi ve geri çekilmek zorunda kaldı. Gedrosia'daki başarısız girişimin ardından Pers Kralı II. Kiros, Baktriya, Arachosia, Sogdia, Saka, Chorasmia, Margiana ve doğudaki diğer vilayetleri ele geçirdi. MÖ 533'te Pers Kralı II. Kiros, Hindukuş dağlarını geçti ve İndus şehirlerini kendisine bağladı. Bu nedenle, Pers Kralı II. Kiros muhtemelen Hindistan'da vasallığa sahipti. Ülkesinin en doğusuna gelen Zülkarneyn seher vaktinde ufukta Güneş’i bir kavim üzerine doğarken görüyor;Ayette “doğdu (Güneş) üzerine bir kavim; asla yapmayız onlara onun (Güneş’in) astından bir örtü/bir siper.” buyrulmuştur. Bu toplumda yaşayan insanların çıplak olduğunu anlıyoruz. Kadınlı erkekli, çoluk çocuk hepsi çıplaktır. Anlıyoruz ki Zülkarneyn’in rastladığı kavim antik Gedrosia'daki (Gedrosya’daki) günümüzdeki Belucistan ve Hindistan bölgesindeki ilkel kabilelerdir. Bu ilkel kabileler antik dönemde “balık yiyenler (Ichthyophagi)” olarak isimlendirilmiştir. Zülkarneyn’den çok sonra Büyük İskender'in (MÖ 356-323) doğu seferinden ülkesine dönüşü sırasında amirali Nearchus, Ichthyophagi “balık yiyiciler” adlı bir ırkın Gwadar ve Pasni bölgelerinin (Balochistan kıyıları) kıyılarında yaşadığından bahsetmiştir. 4. yüzyıl Peutinger Haritasında Belucistan sahil halkı olarak tanımlanırlar. Bu tür kabilelerin varlığı, bir İngiliz kâşif olan Sir Richard F. Burton tarafından doğrulanmıştır.Tarihçi Herodot da Babillilerin hükümdarlık toprakları içinde sadece balık yiyen üç kabileden bahsetmiştir. Mutlak anlarız ki II. Kiros döneminde de sadece balık yiyen, nehir ve deniz kenarlarında yaşayan ilkel kabileler varmış. 18:90 ayetinde geçen “lem” edatı önemlidir. Yüce Allah ‘asla yapmayız onlara onun (Güneş’in) astından bir örtü/bir siper.’ buyurmuştur. Yüce Allah “lem” edatı kullanmış ise o eylemin asla ama asla gerçekleşmediğini ve asla gerçekleşmeyeceğini anlarız. 18:90 ayetinden anlarız ki bu bölgedeki bu kabilelerin varlığı kıyamete kadar devam edecektir. Onlarla Güneş arasına bir siper (örtü) koyulmayacaktır. Yani modern insanlar gibi kıyafet asla giymeyeceklerdir. Günümüzde de bu bölgelerde çıplak kabileler var mı? Evet, var. Günümüz Hindistan ülkesine yakın bölgelerin bazı adalarında Zülkarneyn’in gördüğüne benzer ilkel kabileler hâlen yaşamaktadır. Modern insanın vücudunda yerleşik hâlde bulunan virüs ve bakteriler bu ilkel kavimlerin insanları için ölümcül enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle bu kavimlerle temas yasaklanmıştır. Yakın zamanda bir Amerikalı maceraperest bu kavimlerden bir tanesiyle temas kurmuş ancak bu ilkel kavim kâşifi öldürmüştür. Etini de yedikleri düşünülmektedir. Yüce Allah’ın Kur’an ayetleri her daim doğrudur. Bu bölgede kıyamete kadar giysi giymeyen kabileler yaşayacaktır. Hindistan’a bağlı Kuzey Sentinel Adasında bu satırlar yazılırken bile Yüce Allah’ın kendilerine Güneş’in astından bir siper yapmadığı yani çıplak olan ilkel kavimler yaşamaktadır. Bu kavimler bu şekilde yaşamaya devam da edeceklerdir.

Not 1

*Zülkarneyn.**Güneş’i.***Güneş.****Güneş'in.*****Bu kavim ilkel bir kavimdir; çıplaktırlar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn; Güneş'in doğduğu yer.

Kavram 1066

Kısa Açıklama:

1066II. Kiros olan Zülkarneyn'in sahip olduğu imparatorluğun en doğusu. Güneş'in imparatorluk üstüne doğduğu yer.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 91

Arapça Metin (Harekeli)

2229|18|91|كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

Latin Literal

91. Kezâlik(kezâlike), ve kad ehatnâ bimâ ledeyhi hubrâ(hubren).

Türkçe Çeviri

İşte böyledir; ve muhakkak kuşattık yanındakini onun*; bir ilim1143 (olarak).

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:91.&nbsp;İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.18:91.&nbsp;Like that, and We had comprehended/enveloped with what (is) at/near him (with) knowledge .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
2 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
3 ehatna kuşattık أَحَطْنَا حوط
4 bima بِمَا -
5 ledeyhi yanındakini onun لَدَيْهِ -
6 hubran bir bilgi/bir ilim خُبْرًا خبر

Notlar

Not

Yüce Allah Zülkarneyn’in yanında olan bir şeye dikkat çekiyor. Bunun ne olduğu konusunda bir fikir yürütmek zor. En doğrusunu Allah bilir. Ancak tahmin edebiliriz. II. Kiros’un sahip olduğu bilimden bu kavme aktarmak istemiş olması muhtemeldir. II. Kiros döneminde insanlığın sahip olduğu gelişmelerden bazılarının bu ilimsiz kavme aktarıldığı düşünülebilir.

Not 1

*Zülkarneyn'in.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

İlim, ilim.

Kavram 1143

Kısa Açıklama:

1143Kanıta dayalı, ispatlı, kesin ve şüphesiz bilgi. Her bir kimse aynı bilgiyi takip ederek aynı sonuca ulaşmalıdır; tekrar edilebilir ve her seferinde aynı sonuç elde edilmelidir. Matematik gibi. İki elmanın yanına evrenin her neresinde olursa olsun 2 elma daha koyarsak toplam 4 elma olur. İşte bu bir ilimdir. Kesin bilgidir.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 92

Arapça Metin (Harekeli)

2230|18|92|ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

Latin Literal

92. Summe etbea sebebâ(sebeben).

Türkçe Çeviri

Sonra tabi oldu* bir sebebe1065.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:92.&nbsp;Sonra bir sebebe tabi oldu.18:92.&nbsp;Then he followed a reason/motive/connection.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 etbea tabi oldu أَتْبَعَ تبع
3 sebeben bir sebebe سَبَبًا سبب

Notlar

Not

Zülkarneyn için yine bir sefer sebebi (gerekçesi) ortaya çıkmıştır. Mutlak ki yine masum insanlara haksız yere zulmeden kimseleri durdurmak için Zülkarneyn harekete geçmiştir.

Not 1

*Zülkarneyn.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn'e verilen sebep.

Kavram 1065

Kısa Açıklama:

1065Sebep Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Gereksinim, gerekçe, neden demektir. Zülkarneyn'e her bir şeyden sebep verilmesi yönetmiş olduğu hükümdarlığında bazı bölgelere seferler yapması gereksinimi oluşmuş olmasıdır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 93

Arapça Metin (Harekeli)

2231|18|93|حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

Latin Literal

93. Hattâ izâ belega beynes seddeyni vecede min dûnihimâ kavmen lâ yekâdûne yefkahûne kavlâ(kavlen).

Türkçe Çeviri

Ta ki ulaştığı* zaman iki set arasına; ve buldu* ikisinin** astından*** bir kavim/toplum1068 (ki) olmuyorlardı fıkıh770 ederler bir söz.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:93.&nbsp;Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.18:93.&nbsp;Until when he reached between the two barriers/obstacles/mountains , he found from other than them (B) a nation they are not about to/almost understand a saying/opinion and belief .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 belega ulaştığı/vardığı بَلَغَ بلغ
4 beyne arasına بَيْنَ بين
5 s-seddeyni iki set السَّدَّيْنِ سدد
6 vecede ve وَجَدَ وجد
7 min مِنْ -
8 dunihima buldu ikisinin (iki seddin) astından دُونِهِمَا دون
9 kavmen bir kavim قَوْمًا قوم
10 la لَا -
11 yekadune olmuyorlardı يَكَادُونَ كود
12 yefkahune fıkıh ederler يَفْقَهُونَ فقه
13 kavlen bir söz قَوْلًا قول

Notlar

Not

Yüce Allah Güneş’in doğması ve batması geçişiyle Ahameniş İmparatorlu’ğunun en batısını ve en doğusunu işaret etmiştir. Kuzey veya güney yönüyse Güneş’in pozisyonuna göre belirlenemez. Bu nedenle Güneş’le ilgili bir ifade kullanılmamıştır. Kalbinde hastalık olan bazı kimseler Kur’an’da kuzey veya güney yönlerinin zikredilmemesini Kur’an’ın ilahi olmadığına bir kanıt olarak getirmeye çalışırlar. Bu kesinlikle yanlıştır. Kur’an evrenseldir. Kuzey ve güney yönünü Dünya’nın manyetik alanı belirler. Ancak kuzey ve güney yönleri insanların belirlediği bir kavramdır. Birleşmiş milletler bir karar alsa bugün kuzey yöne güney, güney yöne ise kuzey denilecek dese bu konuda hiçbir sorun olmaz. Ayrıca Dünya’nın manyetik alanı da binlerce yılda yön değiştirmektedir. Binlerce yıl sonra şu an için kullandığımız pusulalar kuzey yününü güney olarak, güney yönünü de kuzey olarak gösterecektir. Doğu ve batı için durum böyle değildir. Dünya’nın oluşmasından beri yani 4,6 milyar yıldır durum hiç değişmemiştir. Kıyamete kadar da asla değişmeyecektir. Güneş’in doğduğu yer her zaman doğu yönü olacaktır. Güneş’in battığı yer de her zaman batı yönü olacaktır. Bir milyon yıl sonra Kur’an’ı okuyan bir kimse de ayetlerdeki doğu ve batı yönünü anlamış olacaktır. Bu da elbette Kur’an’ın büyük bir mucizesidir. Kur’an’da asla çelişki olmaz. Anlarız ki Zülkarneyn’in diğer bir seferi doğu veya batı yönünde değildir. Elimizde 2 şık kalıyor. Zülkarneyn kuzey ya da güney yönüne doğru bir sefer yapmıştır. Yüce Allah ayette öyle bir işaret veriyor ki bizlere bu yerin neresi olduğunu bildiriyor. Anlarız ki Zülkarneyn halihazırda var olan iki set tarafına doğru bir sefer yapmıştır. Set niçin yapılır? Bir geçidi geçilmez yapmak için geçidin en dar ve en uygun yerine bir set yapılır. Geçit kapatılır. Böylece geçit kullanılamaz hâle gelir ve set iki bölgeyi birbirinden ayırır. Böylece saldırılara karşı, düşmana karşı bir kalkan yapılmış olur. Öyleyse bizim aramamız gereken yer bünyesinde 2 geçit bulunduran bir yer olmalıdır. İki coğrafyayı birbirinden ayıran, iki geçide sahip bir yer aramamız gereklidir. Dünya haritasına baktığımızda tüm insanlık için çok önemli olan iki geçit hemen dikkat çeker. Bu iki geçit büyük Kafkas Dağlarındaki Derbent ve Daryal geçitleridir. Kafkas Dağları yükseklikleri ve geçit vermez özellikleri nedeniyle Kuzey Kafkasya ile Güney Kafkasya’yı birbirinden tam olarak ayırır. Büyük Kafkas Dağları yaklaşık 1200 kilometre uzunluğunda ve 110-180 kilometre genişliğindedir; bu sıradağların en yüksek noktaları orta kesimdeki Elbruz (5642 metre) ve Kazbek (5033 metre) doruklarıdır. İki coğrafyayı kesin bir şekilde ayıran bu yüksek dağları geçmenin ancak 2 yolu vardır. Yüce Allah’ın doğal olarak oluşturduğu Derbent ve Daryal geçitleri. Bu doğal geçitleri birçok kavim Kuzey Kafkasya’dan Güney Kafkasya’ya geçmek için kullanmıştır. Bu geçitlere kavimler kapısı denir. Ayetten anladığımıza göre bu geçitleri kontrol eden iki set hâli hazırda zaten mevcutmuş. Zülkarneyn iki seddin astında yaşayan bir kavimle karşılaşıyor: Ayette “ve buldu ikisinin (iki seddin) astından bir kavim” buyrulmuştur. Bu iki seddin Kafkas Dağlarındaki Derbent ve Daryal geçitlerinde yapılmış olan kapılar olduğu ortadadır. Bu setlerden bir tanesi Derbent şehrindedir. Derbent günümüzde Dağıstan'da yer alan tarihî bir şehirdir. Derbent’in bu tarihî yapıları UNESCO tarafından 2003 yılında dünya mirası olarak kabul edilmiştir. Hudûd el-âlem min el-maşrik ila el-mağrib (حدودالعالممنالمشرقالیالمغرب) adındaki el yazması kitapta Derbent ”Kapıların kapısı” anlamına gelen “Bâb el-Abvâb” olarak isimlendirilir. Bu geçit Kafkasya'nın kuzeyini güneyine bağlayan en önemli yollarından birisidir. Tarih boyunca kavimlerin kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye geçişleri bu bölgeden olmuştur. Derbent kelimesi Farsça bitişik geçiş anlamına gelen Darband [Farsça: دربند(dar kapı) + band: parmaklık kelime anlamı ile (parmaklıklı kapı)] kelimesinden türetilmiştir.Arapça metinlerde şehir "Bāb al-Abwāb" (Arapça: بَابٱلْأَبْوَاب) sade bir şekilde "al-Bāb" (Arapça: ٱلْبَاب) ya da "Bāb al-Hadid" (Arapça: بَابٱلْحَدِيد) demir kapı olarak geçer. Hazar Denizi ile Kafkas Dağları arasında olan üç kilometrelik dar bir arazi şeridindeki konumu, tüm Kafkasya bölgesi için stratejiktir. İnsanlık tarihinin her döneminde bu geçit önemli olmuştur. Bu geçidin kontrolünü ele geçirenler Avrasya stepleri (bozkırları) ile Orta Doğu arasındaki kara trafiğini kontrol edebilmişlerdir. Diğer set (sur, duvar) ise Kafkas Dağları’nın kullanılabilir diğer tek geçidi olan Daryal Geçidi üzerindedir. Daryal Geçidi bazı noktalarda 20-25 metre genişliğe kadar daralmaktadır. Aşağıdaki resimde bu iki geçit gösterilmiştir. Bu iki geçidin stratejik olarak ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Yüksek Kafkas Dağları sadece 2 dar yerde geçişe izin veriyor. Derbent ve Daryal geçitleri. Bu iki seddin astında yani rakım olarak daha alçağında bir kavim vardır.Kafkasya antik dönemde de Güney Kafkasya ve Kuzey Kafkasya olarak ikiye ayrılmaktaydı. Güney Kafkasya çok verimli topraklara sahipti. Kafkas Dağlarından çıkan nehirler Güney Kafkasya topraklarını besliyordu. Bu bölge başta demir ve bakır olmak üzere değerli madenler bakımından da çok zengindi. İki set arasında bir yere ulaşma:Yüce Allah 18:93 ayetinde ‘Ta ki ulaştığı/vardığı vakit arasına iki set’ buyurmuştur. Anlarız ki Zülkarneyn (II. Kiros) Derbent ve Daryal geçitlerinin arasında olan bir yere gelmiştir. II. Kiros bu bölgeye güneyden yaklaştığına göre 2 set arasında olan bölge mavi renkli kalemle çizilen bölge olmalıdır (aşağıdaki resim). Pers Kralı II. Kiros’un (Zülkarneyn’in) yaşadığı zamanda bu iki geçidin yani Derbent ve Daryal geçitlerinin daha alçağında (rakım olarak) hangi kavim yaşıyordu?Sorunun cevabını bulmak için yukarıdaki resimde mavi çizgiyle gösterilen alanda II. Kiros döneminde hangi kavimler (toplumlar) yaşıyordu incelemek gereklidir. II. Kiros döneminde bu bölgede Utians yani Udinler yaşamaktaydı. Tarihçi Herodot Ahameniş İmparatorluğu’na vergi veren toplumları sayarken Udinleri de saymıştır. Udinler Kafkasya'nın en eski yerli halklarından olup günümüzde çoğunlukla Rusya ve Azerbaycan'da, daha küçük nüfuslarıyla da Gürcistan, Ermenistan, Kazakistan, Ukrayna ve diğer ülkelerde yaşamaktadırlar. Günümüzde toplam sayıları yaklaşık 10.000 kişidir. Kuzeydoğu Kafkas dil ailesine ait olan nadir bir dil olan Udi dilini konuşurlar. Klasik tarih yazarlarına göre Udinler doğu Kafkasya'da Hazar Denizi kıyısı boyunca, kuzeyde Kura (Kür) Nehri'ne kadar uzanan bir bölgede yaşıyorlardı. Bu toplum Gürcüler ve Ermeniler arasında asimile olmuşlardır. Bir kısmı Azeri dilini benimsemiş ve Müslüman olmuşlardır. Bazıları Hristiyan inancını benimsemiştir. Ermeni Apostolik Kilisesinin sadece Ermeni dilinde ayinler düzenlemesine yerel bir Udi rahibinin ilginç bir çıkışı çok dikkat çekicidir. II. Kiros’un 2 set arasına olan seferi. Udinler ile karşılaşması. Udinlerin sözden anlamamaları;II. Kiros birçok sefer yaptı, birçok kavimle karşılaştı. Elbette bu kavimlerin dilleri II. Kiros’un konuştuğu dilden farklıydı. Bu toplumlarla barış antlaşmaları da yapıldı. Savaşlar da yapıldı. Mutlaktır ki II. Kiros dilleri farklı olan birçok kavimle resmi olarak görüştü ve bu görüşmeler yazıya da döküldü. Mutlak ki antik dönem imparatorluklarında da günümüzde Dışişleri Bakanlıkları bünyesinde çalışan resmî tercümanlar gibi tercümanlar mevcuttu. Aksi düşünülemez. Ordunun gittiği her yere bu tercümanlar da gitmiş olmalıdır. Dili farklı olan bir kavme uygulanacak savaş şartları, teslim olma şartları, barış şartları gibi şeyler mutlak ki bu tercümanlar tarafından II. Kiros’un dilinden diğer dile çevrilmiştir. Tercümanlar dili farklı olan kraldan aldıkları mesajı mutlak ki II. Kiros’a kendi dilinde anlatıyorlardı. 18:98 ayetinden anladığımıza göre bu kavim hiçbir dilden anlamıyor. II. Kiros’un dev ordusunun içinde yer alan resmî ordu tercümanları bu kavmin dilini bir türlü anlamıyorlar. Bu kavim de II. Kiros’un konuştuğu dili anlamıyor. Her iki dili bilen ve aralarında çeviri yapabilecek bir tercüman yok. Bu nokta çok önemlidir. Anlarız ki bu kavmin konuştuğu dil yeryüzünde konuşulan dillerin en nadir olanlarından birisi olmalıdır. Pers Kralı II. Kiros’un (Zülkarneyn’in) konuştuğu dil neydi? Biliyoruz ki Pers Kralı II. Kiros’un kurduğu Ahameniş İmparatorlu’ğu eski Farsça konuşmaktaydı. Bu dil imparatorluk sınırları içerisinde çok geniş bir coğrafyada konuşulmuştur. Özellikle imparatorluğun resmi dili olduğu dönemde daha da yaygınlaşmıştır. 18. yüzyılda bile İngilizler yasaklayana kadar Hindistan'daki mahkemelerde resmî dil Farsçaydı. Eski Farsçaya dair bilinen en eski örnek Behistun Yazıtları’dır. Bu yazıtlar MÖ 500'lerde Ahameniş İmparatorluğu Dönemi’nde yazılmıştır. Eski Farsça, önceleri çivi yazısıyla yazılmış daha sonra da Pehlevi alfabesiyle yazılmaya başlanmıştır. Ahameniş İmparatorluğu'nun resmî dillerinden birisi olmuştur. Günümüze sadece taş üzerine oyulmuş örnekleri kalmıştır. Eski Farsça Hint-Avrupa ana dil grubuna aittir. Bu ana grubun alt grubu olan Hint-İran koluna aittir. Antik dönemde Medler de eski Farsça konuşuyorlardı. II. Kiros’un konuştuğu eski Farsçanın dahil olduğu Hint-İran dili günümüzde bile çok sayıda insan tarafından konuşulmaktadır. Udinler hangi dili konuşuyorlardı? Udinlerin dilleri yeryüzünde çok az insanın konuştuğu Kuzeydoğu Kafkas dillerine ait bir lehçe olan Udinceydi. Udi dili Kuzeydoğu Kafkas dilleri ana grubuna aittir. Alt gruplar olarak Lezgic, bir alt grup Samur ve bir alt grup doğu grubuna dâhildir. Eski çağlarda Udi dilinin konuşulduğu bölge aşağıdaki resimde gösterilmiştir. Görüldüğü üzere Udinlerin konuştukları dil olan Udince çok az insanın konuştuğu bir dildir. Yeryüzüne yayılmış olan ve günümüzde milyarlarca insan tarafından konuşulan Hint-Avrupa, Ural-Altay, Bantu, Çin-Tibet ve Hami-Sami dillerine göre çok izole kalmıştır. Udince günümüzde bile ancak yaklaşık 5-10 bin kişi tarafından konuşulmaktadır. Daryal Geçidi’ndeki seddin izleri:2013 yılında bölgeyi araştıran 3 arkeolog (Eberhard Sauer, Lana Chologauri ve Davit Naskidashvili) ilginç keşifler yaptılar. Zorlu şartlar altında yapılan yolculuk sonrası keşiflerini Current World Archaeology dergisinde “Hazar Kapıları: Antik Dünyanın En Ünlü Dağ Vadisini Keşfetmek” (The Caspian Gates: Exploring the most famous mountain valley of the ancient World) başlığı ile yayınladılar. Bu araştırmacıların sonuçları şu şekilde özetlenebilir: Kalenin duvarları günümüzde bile görülebilmektedir. Bu kale ilk kez kimin tarafından yapıldı veya bu kaleden başka kale ve surlar var mı bilinmiyor. Arkeolojik kazılara ihtiyaç var. Ancak Gürcü kayıtlarına göre İberya (Doğu Gürcistan) krallarının MÖ 2. yüzyılın başlarında burayı kontrol ettiklerini iddia etmektedir. Daryal kalesinin duvarlarından bir kısmı görülmektedir. Resim Eberhard Sauer ve ark.nın makalesinden alınmıştır. Duvarın kalıntıları görülmektedir. Resim Eberhard Sauer ve ark.nın makalesinden alınmıştır. Derbent Geçidi’nde bir set var mı? Bu bölgede yapılan arkeolojik kanıtlar, muhtemelen İskit akınlarının etkisi altında, MÖ 8. yüzyılın sonlarında Derbent tepesinde müstahkem (tahkim edilmiş, korunmuş) bir yerleşimin kurulduğuna işaret etmektedir. Bu yerleşim başlangıçta tepenin sadece daha korunaklı olan kuzeydoğu tarafını (yaklaşık 4-5 hektar) kapsıyordu, ancak MÖ 6.-4. yüzyıllarda tüm yüzeyi (yaklaşık 15 hektar) kaplayacak şekilde genişletildi. Bu yerleşimin duvarları yaklaşık 2 metre yüksekliğinde ve maksimum 7 metre kalınlığındaydı ve dönem boyunca tekrarlanan yıkım ve yeniden inşa kanıtları vardı. Bu dönem II. Kiros’un yaşadığı dönemle uyumludur. Arkeolojik çalışmalar İskit istilası öncesi de MÖ 9. ve 6. yüzyıllar arasında savunma amaçlı yapıların inşa edildiğini göstermiştir. Kafkasya ve halkları isimli 1887 basım kitaptan; Derbent duvarı harita üzerinde gösterilmiştir. (Ölçek 1/360,000) Kitaba göre duvar Derbent'in kendisinde başlar, Hazar Denizi'nin kıyısından sarp kayalık dağlara kadar uzanır. Yüzlerce adım genişliğindedir. Batıya doğru dik yükselen kayalık dağları genellikle dolambaçlı bir yönde izler. 600 metre ve daha fazla yüksekliğe kadar uzanan dağ sırasının iç kısımlarına doğru devam eder. Duvarın uzunluğu yaklaşık 60-70 kilometredir. Bu duvar güneyi kuzeyden ayırıyordu. Sadece güçlü bir halk ve enerjik bir hükümdar böyle bir yapı inşa edebilirdi. Derbent geçidinin Pers İmparatorluğu’ndaki durumuyla ilgili bir çizim. (Pers İmparatorluğu'nda Derbent) başlıklı illüstrasyon. Jacob Peeters tarafından 1690 yılında yayımlanmıştır.

Not 1

*Zülkarneyn.**İki seddin.***Daha alçaklarda.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fıkıh

Kavram 770

Kısa Açıklama:

770Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

Udinler; iki settin arasında ve rakım olarak alçağında bulunan, sözden anlamayan kavim.   

Kavram 1068

Kısa Açıklama:

1068Rabbimiz 18:93 ayetinde Zülkarneyn'in yani II. Kiros'un kuzeye yaptığı bir seferi bizlere bildirmiştir. Zülkarneyn Daryal ve Serbent geçitlerinin rakım olarak daha alçak olan ovalarında bulunan, sözden anlamayan bir kavimden bizlere bilgi vermiştir. Bu kavmin konuştuğu dil ailesi çok az kimse tarafından konuşulan Udincedir. Tercümanlar bile bu dili Kiros'un anladığı dile çevirememiştir.   

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 94

Arapça Metin (Harekeli)

2232|18|94|قَالُوا۟ يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

Latin Literal

94. Kâlû yâ zel karneyni inne ye’cûce ve me’cûce mufsidûne fîl ardı fe hel nec’alu leke harcen alâ en tec’ale beynenâ ve beynehum seddâ(sedden).

Türkçe Çeviri

Dediler*: “Ey Zülkarneyn1064! Doğrusu, Ya'cûc1069 ve Ma'cûc1069 (ki) fesatçılardır265 yerde; öyle ki yapalım sana bir haraç; üzerine ki yaparsın bizim aramız ve onlar arasına bir set?"

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:94.&nbsp;“Ey Zu’l-Karneyn! Şüphesiz Ye’cûc ve Me’cûc<sup>1</sup>&nbsp;yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Onun için, onlarla bizim aramıza ücreti mukabilinde bir set yap, olmaz mı?” dediler.1- “Ye’cûc ve Me’cûc, bir nitelemedir. Toplumsal kokuşmanın, topyekûn bir insanlığın tam bir hercümerç olması, ahlaki bozulmanın, sefaletin ve çöküntünün bütün bir toplumu kuşatmasının, bütün bir toplumun iş birliği halinde fesat çıkarmasının, kötülüğün her şeye nüfuz etmesinin genel adıdır. Bunu belli bir zamanla, mekânla, toplum veya güçle sınırlamak veya bu konuda gaybi bir beklentiye girmek anlamsızdır. Bu hayal görmekten başka bir şey değildir. Ye’cûc ve Me’cûc, her çağda ve her toplumda ortaya çıkabilecek bir durumdur.”18:94.&nbsp;They said: "You (owner) of the two horns/powers/glories, that Yagog and Magog (are) corrupting in the earth/Planet Earth, so do we make/put for you (a) royalty/retainer/expense/tribute on that you put/create between us and between them a barrier/obstacle ?"</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya za يَاذَا -
3 l-karneyni ey Zülkarneyn الْقَرْنَيْنِ قرن
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 ye'cuce Yacuc يَأْجُوجَ -
6 ve me'cuce ve Macuc وَمَأْجُوجَ -
7 mufsidune fesatçılardır/bozgunculadır مُفْسِدُونَ فسد
8 fi فِي -
9 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
10 fehel öyle ki فَهَلْ -
11 nec'alu yapalım mı نَجْعَلُ جعل
12 leke sana لَكَ -
13 harcen bir haraç خَرْجًا خرج
14 ala üzerine عَلَىٰ -
15 en ki أَنْ -
16 tec'ale yaparsın تَجْعَلَ جعل
17 beynena bizim aramız بَيْنَنَا بين
18 ve beynehum ve onların arasına وَبَيْنَهُمْ بين
19 sedden bir set سَدًّا سدد

Notlar

Not

Ayetten anlaşılıyor ki Yacuc ve Macuc isimli 2 kavim yeryüzünde yani yerde fesat çıkarıyorlar, bozgunculuk yapıyorlar. Mutlak ki bu iki kavim bozguncu bir karaktere sahiptir. Daha doğrusu bozgunculuk yapmaya alışmış, bozgunculukla geçimini sağlayan bir kavimdir. “fîl ardı” kelimesinin kullanılması bu iki kavmin sadece Udinlerin bulunduğu yerde değil başka yerlerde de bozgunculuk yaptığını işaret eder. 18:94 ayetinde ‘yaparsın bizim aramız ve onların arasına bir set?’ buyrulmuştur. Udinler bu iki kavme karşı bir set yapılmasını Zülkarneyn’den istediğine göre anlarız ki bu iki fesatçı kavim Kuzey Kafkasya’da yaşamaktadır. Öyleyse bu kavimleri bulmak için yapmamız gereken şey Kuzey Kafkasya’dan Güney Kafkasya’ya geçiş yapan ve amaçları bozgunculuk yapmak olan hatta bozgunculukları (fesatçılıkları) artık bir karakterleri olmuş olan kavimleri incelemektir. Tarihî kaynaklara baktığımızda iki kavim ön plana çıkar. Bunlar Kimmerler ve İskitlerdir. Ayette sıralama “Yacuc ve Macuc” şeklindedir. Anlarız ki ilk bozguncular “Yacuc” olmalıdır. Ardından gelen bozguncular da “Macuc” olmalıdır. Kimmerler “Yacuc” kavmidir;Kimmerler MÖ 7. yüzyılın başlarından itibaren Kuzey Kafkasya’dan Kafkas Dağlarındaki Derbent ve Daryal geçitlerini kullanarak Güney Kafkasya’ya ve oradan da Anadolu'ya taşındılar. Geniş bir bölgede gerçekten bozgunculuk yaptılar. Ayette işaret edildiği gibi fesatçılık yaptılar. Gittikleri her yere acı götürdüler. Haksız olarak saldırma, yağmalama, ele geçirme, mallara el koyma ve ele geçirdikleri topraklarda daha önceden yaşayan halka zulmetme bu kavmin özelliğiydi. Kimmerlerin kılıç kullanmada, ok atmada ve balta kullanmada usta olduğu bilinmektedir. Kimmerlerden ilk söz eden Homeros Kimmerlerin ıssız dünyanın karanlık ve sisli ülkesinde yaşadıklarını yazmıştır. Bitmek tükenmez akınlarıyla Frigya-Muşki Krallığı’nın parçalanmasına sebep oldular. MÖ 696'da Frigya başkenti Gordion’u yağmaladılar. On yıllar boyunca Küçük Asya'nın Yunan şehir devletleri, Lydia Krallığı ve Asur İmparatorluğu için büyük bir tehdit oluşturdular. Kimmerler, Asur Kralı Esarhaddon tarafından MÖ 679 yılında Hubuşna (Ereğli) bölgesinde bozguna uğratıldıktan sonra daha batıya yönelerek Lydia’yı tehdide başladılar. Görüldüğü üzere bu bozguncu kavmin akınları bitmek tükenmek nedir bilmeden devam etmiştir. Uzun yıllar boyunca Derbent ve Daryal geçitlerini kullanarak akın akın Küçük Asya’ya geçişleri devam etmiştir. Elbette bozgunculuk yapmak için. Ele geçirdikleri kentleri yağmalamak için. MÖ 610-560 yılları arasında Lydia Kralı olan Alyattes Kimmerleri yenmiştir. Kimmerlerle ilgili genetik çalışmaların büyük işareti: Ekim 2018'de “Science Advances” isimli bir bilimsel dergide yayımlanan genetik bir çalışmada, MÖ 1000 ila 800 yılları arasında gömülmüş olan üç Kimmerlinin kalıntıları incelendi. Antik mezarlardan alınan diş ve kemik örneklerinden DNA elde edildi. İki Kimmerlinin Y-DNA (Babadan gelen DNA) örneği R1b haplo grubunun varlığını gösterdi. Günümüzde R1b haplo grubuna sahip insanların dağılımı aşağıda gösterilmiştir. Daha koyu alanlar Kimmerlerle daha ilişkili toplumları gösterir. Diğer Kimmerlinin Y-DNA örneği ise Q1 haplo grubunun varlığını göstermiştir. İskitler “Macuc” kavmidir;Ayette Kimmerler sonrası yani ‘Yacuc’ kavmi sonrası zikredildiği için bu kavmin de Kimmerlerden sonra akın akın bu geçitlerden geçerek bozgunculuk yaptıkları anlaşılır.Lydia Kralı Alyattes’in Kimmerleri yenmesinden sonra bu bölgeye olan bozguncu (fesatçı) akını durmamıştır. Kimmerlerin akrabaları olan hatta kardeş kavim olarak tanımlanabilecek olan başka bir bozguncu kavim Derbent ve Daryal geçitlerini kullanarak Güney Kafkasya’ya bitmek tükenmek bilmeyen akınlar yapmışlardır. Bu bozguncu kavim İskitlerdir. İskitler MÖ 8. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl arasında Avrupa'nın doğusunda (Kırım ve Pontik bozkırları) yaşamışlardır. Hint-İran (eski ismi ile Aryan) kökenlidirler.İskitlerin yaptığı seferler gösterilmiştir.  İskitler atlı okçulardı. İskitlerin en bilinen silahları bileşik yaydı. Ayrıca kısa kılıç ve mızrak da kullanmışlardır. Erkekleriyle birlikte kadınlarının da savaştığı bilinmektedir. Tarihçi Herodot kitabında İskitlerin yaşadığı bölgedeki insanların kızıl saçlı ve gri gözlü olarak tanımlamıştır. Bir tıp doktoru Hipokrat ise İskitlerin açık tenli olduğunu söylemiştir. MÖ 3. yüzyılda Yunanistan’da yaşamış olan şair Kallimakhos ise İskitlerin yaşadığı bölgedeki insanların açık renkli saçlı oldukları tarif etmiştir. İskitleri kızıl saçlı, sarışın, mavi-gri gözlü ve uzun kimseler olarak tanımlayanlar da vardır (4. yüzyıl tarihçisi Romalı Ammianus Marcellinus, Bergamalı Galen, Yunan filozof Marcus Antonius Polemon, İskenderiyeli Klement). Epiktetos'un İskit okçusunu resmettiği kırmızı figürlü bir Attika vazosu, MÖ 520-500 İskitlerle ilgili genetik araştırmalar ne diyor?Antik dönemde yaşamış olan 16 İskit erkeğinin Y-DNA analizleri göstermiştir ki R1a haplo geni %43 oranında, I haplo geni %27 oranında saptanmıştır. Bu iki haplo grubuna birlikte sahip olan insanların günümüzde daha çok Ukrayna bölgesinde yaşadığı bilinmektedir. Çalışma ayrıca çok önemli bir sonuç sunmuştur. 16 İskit erkeğinin hiçbirinde haplo grup N tespit edilmemiştir. Haplo grup N Volga-Ural bölgesi ve Batı Sibirya'nın yanı sıra Moğollar ve Altaylılar arasında yaygın görülür. Haplo grup N’e Türkî topluluklarda sıkça rastlanılmaktadır. Türklerin en eski boylarından biri olup kendilerine Saha adını veren Yakutlar ve Rusya'nın Tuva Cumhuriyeti'nde ve Moğolistan'ın kuzeyinde yaşayan bir Türk halkı olan Tuvalar gibi Kuzey Rusya’da yaşayan Türk halklarda %75 gibi yüksek oranlarda bulunur. Türkmenlerde %10, Kırgızlarda %3, Azerilerde %5 gibi oranlarda bulunmaktadır. Haplo grup N oranı Türkiye Türklerinde %10'dan fazladır. Türkiye’de bulunan bir Türkmen köyü olan Afşar köyünde %30 gibi yüksek sayılabilecek oranda N1b haplo grubuna rastlanmıştır. Bilimsel genetik verilere göre kesin olarak söyleyebiliriz ki ne Kimmerler ne de İskitler Türk değildir.Kimmerler ve İskitlerin akraba oldukları her ikisinde de R1a haplo grubunun daha yüksek oranda varlığından anlaşılır. Ayette geçen “Yacuc ve Macuc”isimlerinin birbirine benzemesi bu iki kavim arasında benzerlik yani yakın akrabalık olduğunun bir göstergesi olabilir.Günümüzde R1a haplo grubunun dağılımı gösterilmiştir. Daha koyu olanlar daha yüksek oranı gösterir. Yacuc ve Macuc kavimleri Türkler değildir!Çok yeni bilimsel genetik verilerden açık ve net olarak görüldüğü üzere hem Kimmerler (Yacuc) hem de İskitler (Macuc) Türkler değildir. Uydurulmuş Yacuc-Macuc hadislerinin ima ettiği gibi Türkler kesinlikle değildir. Kur’an’ın dikkatli ve bilimsel verilerle okunması her zaman Yüce Allah’ın izniyle gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu noktada da gerçekler ortaya çıkmıştır. Fesatçı kavimler olan Yacuc ve Macuc’dan korunmak için seddin tamir edilmesi;18:94 ayetinde “...öyleyse, yapar mıyız sana bir haraç; üzerine ki yaparsın bizim aramız ve onların arasına bir set?” buyrulmuştur. Udinler bu fesatçı kavimlerin saldırılarına karşı Zülkarneyn’den yardım istemiştir. Biri veya her ikisi görev yapamayan setlerin tamir edilmesini veya güçlendirilmesini istemektedir. Bu hizmet için Zülkarneyn’e bir pay yani bir haraç teklif etmişlerdir.

Not 1

*Udinler ile II. Kiros sonradan bir şekilde anlaşabildiler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fesat çıkarmak

Kavram 265

Kısa Açıklama:

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.

Zülkarneyn

Kavram 1064

Kısa Açıklama:

1064II. Kiros. Ahameniş imparatorluğunu hükümdarı olan kral resûl.e-kitap

Ya'cûc ve Ma'cûc

Kavram 1069

Kısa Açıklama:

1069İskitliler (Ya'cûc) ve Kimmerler (Ma'cûc). Yüzyıllar boyunca kavimler kapısı olan Serbent ve Daryal geçitlerinden (iki set) geçerek orta doğuda ve Anadoluda fesat, kargaşa çıkaran işgalci, barbar kavimler. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 95

Arapça Metin (Harekeli)

2233|18|95|قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

Latin Literal

95. Kâle mâ mekkennî fîhi rabbî hayrun fe eînûnî bi kuvvetin ec’al beynekum ve beynehum redmâ(redmen).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “İmkân sağladığı Rabbimin4 kendisinde bir hayırdır; öyle ki yardım edin bana bir kuvvetle (ki) yaparım sizin aranızla ve onlar arasına bir duvar/bir set/bir baraj."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:95.&nbsp;“Rabb’imin, beni içinde bulundurduğu imkânlar daha hayırlıdır.” dedi. “Şimdi bana güç verin de sizinle onların arasına çok sağlam bir engel yapayım.” dedi.18:95.&nbsp;He said: "What my Lord highly positioned/strengthened/empowered me in it (is) best , so help/support me with power/strength , I make/create/put between you and between them a blockage/barrier ."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ma مَا -
3 mekkenni imkân sağladığı مَكَّنِّي مكن
4 fihi kendisinde فِيهِ -
5 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
6 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
7 feeiynuni öyle ki yardım edin bana فَأَعِينُونِي عون
8 bikuvvetin bir kuvvetle بِقُوَّةٍ قوي
9 ec'al yaparım أَجْعَلْ جعل
10 beynekum sizin aranızla بَيْنَكُمْ بين
11 ve beynehum ve onlar arasına وَبَيْنَهُمْ بين
12 radmen bir duvar/bir set/bir baraj رَدْمًا ردم

Notlar

Not

Zülkarneyn onların vereceği haracın önemsiz olduğunu, onların vereceği haraca ihtiyacı olmadığını, Yüce Allah’ın kendisini zaten güç ve kuvvet içinde kıldığını, bunun kendisine verilecek olan haraçtan daha hayırlı olduğunu bildirmiştir.Anlıyoruz ki Zülkarneyn setleri tamir etmeyi veya güçlendirmeyi kabul etmiştir. Setlerin tamiri için herkesin imece usulüyle, ellerinden gelen her türlü kuvvetle yardım etmesini istemiştir. Toplum için yapılan bir işte toplumun her bireyi aktif katkı sağlamalıdır.

Not 1

*Zülkarneyn.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 96

Arapça Metin (Harekeli)

2234|18|96|ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

Latin Literal

96. Atûnî zuberel hadîd(hadîdi), hattâ izâ sâvâ beynes sadafeyni kâlenfuhû, hattâ izâ cealehu nâren kâle âtûnî ufrig aleyhi kıtrâ(kıtren).

Türkçe Çeviri

Getirin* bana demir kütleleri; ta ki seviyelendiği/eşitlendiği zaman iki kenar arası, dedi**: “Üfleyin!” Ta ki yaptığı zaman onu*** bir ateş, dedi**: “Getirin bana; dökeyim üzerine onun**** bir katran/zift1070.”

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:96.&nbsp;“Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası eşit seviyeye gelinceye kadar körükleyin.” dedi. Onu bir ateş haline getirince, “Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim.” dedi.18:96.&nbsp;Give/bring me the huge pieces of iron. Until when he straightened/leveled/equalized between the two sides/directions/mountain sides , he said: "Blow." Until when he made it a fire, he said: "Give/bring me, I pour on it molten copper/brass/iron ."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 atuni getirin bana اتُونِي اتي
2 zubera kütleleri زُبَرَ زبر
3 l-hadidi demir الْحَدِيدِ حدد
4 hatta ta ki حَتَّىٰ -
5 iza zaman إِذَا -
6 sava seviyelendiği/eşitlendiği سَاوَىٰ سوي
7 beyne arası بَيْنَ بين
8 s-sadefeyni iki kenar الصَّدَفَيْنِ صدف
9 kale dedi قَالَ قول
10 nfuhu üfleyin! انْفُخُوا نفخ
11 hatta ta ki حَتَّىٰ -
12 iza zaman إِذَا -
13 cealehu yaptığı onu (demiri) جَعَلَهُ جعل
14 naran bir ateş نَارًا نور
15 kale dedi قَالَ قول
16 atuni getirin bana اتُونِي اتي
17 ufrig dökeyim أُفْرِغْ فرغ
18 aleyhi onun (demirin) عَلَيْهِ -
19 kitran katran/zift قِطْرًا قطر

Notlar

Not

Dökme demir normal demirden kat kat güçlüdür. Hem de daha esnektir. Aslında çelik de bir dökme demirdir. Yüce Allah’ın Davut peygambere dökme demir yapma yöntemini öğrettiğini Kur’an’dan öğreniyoruz.34:10 Ve ant olsun; verdik Davut'a bizden bir fazl/bir üstünlük; “Ey dağlar! geri dön onunla beraber; ve kuş”; ve yumuşattık ona demiri.Yukarıdaki ayetten demirin eritilerek dökme demir hâline getirilme yönteminin Davut peygambere öğretildiğini anlıyoruz. 18:96 ayetinden Zülkarneyn’in de dökme demir üretmeyi bildiğini anlıyoruz. Bu da bize çok önemli bir işaret verir. Zülkarneyn mutlak Davut peygamberden sonra yaşamış olmalıdır. Süleyman peygamberden de sonraki bir zamanda. Bu da bize Zülkarneyn’i demir çağında aramamız gerektiğini açık olarak gösterir.  Zülkarneyn erimiş saf demir üzerine neden katran döküyor?Katran eski çağlardan beri bilinmektedir. Katran hidrokarbon ve serbest karbondan oluşan koyu kahverengi veya siyah akışkan bir sıvıdır. Farklı yöntemlerle katran elde edilebilir. Petrol gibi doğal olarak yeryüzüne çıkan kaynaklardan elde edilebildiği gibi odundan ya da kömürden de elde edilebilir. Odundan elde edilen katran gemi ve teknelerin gövdelerini mühürlemek için antik dönemde kullanılmıştır. Kömürden de katran elde edilir. Kömür ve petrolden elde edilen katranın karbon oranı çok yüksektir. Ancak odundan elde edilen katranın karbon oranı daha düşüktür. Zülkarneyn’in hangi tip katran kullandığını tahmin etmek zor olsa da odundan elde edilen katranı kullanmış olması biraz daha yüksek ihtimaldir. Çünkü çelik üretimi için demire çok az bir oranda karbon eklemek gereklidir. Petrol ve kömürden elde edilen katran çok yüksek oranda karbon içerdiği için tercih edilmemiş olabilir. Diğer bir işaret ise demiri eritmek için kullanılmış olan odun kömürlerinin yapımı esnasında da katran oluşmasıdır. Bu oluşan katranın erimiş demir üzerine döküldüğünü düşünmek çok mantıklıdır.  II. Kiros’un demir ve bakır işlediğine yönelik arkeolojik kanıt var mı?Büyük kanıt yine bilimden geldi. İngiliz, Amerika ve Gürcü bilim insanlarından oluşan bilimsel bir grup 2020 yılında çok büyük bir keşif yaptılar. Makalenin künyesi: “Kafkasya'da erken dönem demir ve bakır alaşımlı eserlerin ortak üretimine dair doğrudan kanıtlar”[“Direct evidence for the co-manufacturing of early iron and copper-alloy artifacts in the Caucasus.” (Nathaniel L. Erb-Satullo, Dimitri Jachvliani, Kakha Kakhiani, Richard Newman. Journal of Archaeological Science Volume 123, November 2020.)] Bu makaleyi mutlaka okumanızı öneririm. Çalışmayı yapan bilim insanları Güney Kafkasya'da öyle bir yer keşfettiler ki gerçekten şaşkınlık yaşamamak mümkün değildir. Bu makalenin özeti kabaca şöyledir:Güney Kafkasya’da bir yerleşim alanı incelendi. Bu yerleşim alanın adı Mtsvane Gora’dır. Müstahkem bir tepe yerleşimi olan Mtsvane Gora'da yapılan yüzey araştırması ve kazılarda MÖ 8-6. yüzyıllara tarihlenen metalürjik yani metal işleme kalıntıları bulunmuştur. Bu bölge yakınlarında polimetalik yani çok sayıda metal cevherlerinin varlığı tespit edilmiştir. Optik mikroskop, elektron mikroskop taraması ve enerji-dalga boyu dağılım spektrometrisi incelemeleri bu bölgede demircilik ve alaşımlama dâhil olmak üzere hem demir hem de bakır alaşımlı metalürjiye dair kanıtlar ortaya koymuştur. Berrak demir döküm cürufları içinde hapsolmuş metal parçacıklarının bakır, arsenik ve kalayla karışmış olması, demir ve bakır alaşımı işlemenin aynı ocaklarda gerçekleştiğini göstermektedir. Bu maden ocaklarının yakınlarında pirit ve jarozitten gibi cevher yataklarından ham olarak yani işlenmemiş malzemeler de keşfedilmiştir. Bu da çıkarılan cevherin Mtsvane Gora'daki antik ocaklarında işlendiğini direkt olarak işaret etmektedir. Bölgedeki en eski demir kalıntıları Mtsvane Gora kalıntılarından daha önce de olabilir. Kafkasya'daki bu buluntular analitik olarak doğrulanmış, radyo karbonla tarihlendirilmiş en eski demir işleme ocak kalıntılarıdır. Araştırmacıların çalıştığı Mtsvane Gora bölgesi aşağıdaki haritada kare olarak gösterilmiştir. Bu bölgede yapılan kazılarda yumuşak demire şekil vermek için kullanıldığı düşünülen taştan yapılmış çekiçler bulunmuştur. Taşların yakındaki nehirden getirildiği düşünülmektedir. Taşların üzerinde demir dövmede kullanıldığını gösteren aşınmalar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular bu bölgenin yakınlarından çıkarılan demir ve diğer madenlerin bu ocaklarla işlendiğini açık ve net olarak göstermiştir. Hatta demire katran (karbon) katılarak yapılan çelikleştirme işleminin de yapıldığının işaretleri tespit edilmiştir. Çalışmadaki 33004-1 numaralı metalik demir parçası, düşük karbonlu demir (%0-0,3 Karbon) aralığında bir karbon içeriğine sahiptir. Bu demir parçasının %0,2 karbon aralığında olduğu analiz sonucunda anlaşılmıştır. Günümüz modern metalurji (metal bilimi) karbon çeliğindeki karbon oranını %0,05 ile %2,1 arasında olmasını standart olarak benimsemiştir. Kalıntılarda bulunan bir demir parçası %0,2 oranında karbon içerdiğine göre bu demir ocağında çelik üretildiği kesin bir şekilde söylenebilir. Çok detaylı analizler bu bölgede metalürjik faaliyetlerin MÖ 8-6. yüzyıllarda yoğunlaşmış olduğunu ve MÖ 500 yıllarından sonra bu bölgedeki faaliyetlerin durduğunu, bu bölgenin terk edildiğini göstermiştir.Ayetlere göre II. Kiros yani Zülkarneyn Udinlere demir külçeleri getirmelerini söylüyor. Anlarız ki Udinler II. Kiros Dönemi’nde demir madenciliğini zaten yapıyorlardı. Makaleden anlaşılıyor ki Udinler bu bölgede MÖ 8-6. yüzyıllarda aktif olarak maden çıkarmışlar. Temel demir işleme yöntemlerini biliyor olmaları gerekir. Ancak II. Kiros daha farklı bir teknik gösteriyor. Erimiş saf demir üzerine katran yani karbon dökmek. Bu yöntem demiri çelik hâline getirmektedir. Çelik de demire göre daha hafif, daha esnek ve daha sağlamdır. Bu bölgede üretilen dökme demirin Derbent Geçidi’ndeki surun yapımı için de kullanıldığı rahatlıkla söylenebilir. Çün­kü demir işleme ocakları Derbent Geçidi’ne de uzak değildir. Ta ki seviyelendiği (eşitlendiği) vakit iki kenar arası:18:96 ayetinde “ta ki seviyelendiği/eşitlendiği vakit iki kenar arası” buyrulmuştur. Yüce Allah’ın bu işaretinden benim anladığım seddin yapımının iki taraftan ayrı ayrı başlatıldığıdır. Set iki kenardan yapılmaya başlamış ve arada bir yerde birleştirilmiş gibi görülüyor. Ya da iki taşın yan yana koyulması da işaret edilmiş olabilir. 

Not 1

*Udinler.**Zülkarneyn.***Demiri.****Demirin.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zülkarneyn'in erimiş demir üzerine katran dökerek dökme demir/çelik imal etmesi.

Kavram 1070

Kısa Açıklama:

107018:96 ayetinde Rabbimiz Zülkarneyn'e öğrettiği ilmi bizlere bildirmektedir. Erimiş demir üzerine az miktarda katran yani karbon eklemek çelik oluşturur. Yapılan arkeolojik kazılar iki set olan Daryal ve Serbet geçitlerinin aşağı bölgelerindeki dağlardan elde edilen demir cevherinin eritilerek çelik üretildiğini kanıtlamıştır.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 97

Arapça Metin (Harekeli)

2235|18|97|فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

Latin Literal

97. Femestâû en yazherûhu ve mestetâû lehu nakbâ(nakben).

Türkçe Çeviri

Öyle ki itaat ederler* değillerdi ki aşarlar onu**; ve itaat ederler* değillerdi ona*** bir delişe.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:97.&nbsp;Artık onu aşmaya ve yarıp geçmeye güç yetiremediler.18:97.&nbsp;So they did not rise/diffuse/spread over (it, nor) that they mount/ascend it , and they were not able (of) piercing/penetration for it.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fema öyle ki değillerdi فَمَا -
2 stau itaat ettiler اسْطَاعُوا طوع
3 en ki أَنْ -
4 yezheruhu aşarlar onu يَظْهَرُوهُ ظهر
5 ve ma ve değillerdi وَمَا -
6 stetau itaat ettiler اسْتَطَاعُوا طوع
7 lehu ona لَهُ -
8 nekben bir delişe. نَقْبًا نقب

Notlar

Not

Dökme demirlerle destekli seddi Yacuc ve Macuc kavimleri geçemiyor, delemiyor:Anlaşılır ki setler gerçekten çok sağlam ve etkili yapılmıştır. Yacuc ve Macuc kavimleri bu iki seddi aşmaya ya da delmeye güç yetirememişlerdir.

Not 1

*Uygum göstermek, dayanmak. **Duvarı/setti/barajı.***Duvara/sette/baraja.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 98

Arapça Metin (Harekeli)

2236|18|98|قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا

Latin Literal

98. Kâle hâzâ rahmetun min rabbî, fe izâ câe va’du rabbî cealehu dekkâ’(dekkâe), ve kâne va’du rabbî hakkâ(hakkan).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Bu, bir rahmettir271 Rabbimden4; öyle ki geldiği zaman vaadi Rabbimin4; yaptı onu** yerle bir/dümdüz; ve oldu vaadi Rabbimin4 bir hak/gerçek."

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:98.&nbsp;“Bu Rabb’imden bir rahmettir. Ama Rabb’imin uyarısı<sup>1</sup>&nbsp;gerçekleştiği zaman, onu yerle bir eder. Ve Rabb’imin uyarısı gerçektir.” dedi.1-&nbsp;Sözü edilen/karar verilen an.18:98.&nbsp;He said: "That (is) mercy from my Lord, so if my Lord’s promise came, he made it flattened/leveled off and my Lord’s promise was truthfully (truthful) ."</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 haza bu هَٰذَا -
3 rahmetun Bir rahmettir رَحْمَةٌ رحم
4 min مِنْ -
5 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
6 feiza öyle ki, zaman فَإِذَا -
7 ca'e geldiği جَاءَ جيا
8 vea'du vaadi وَعْدُ وعد
9 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
10 cealehu yaptı onu جَعَلَهُ جعل
11 dekka'e yerle bir/dümdüz دَكَّاءَ دكك
12 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
13 vea'du vaadi وَعْدُ وعد
14 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
15 hakkan bir hak/bir gerçek حَقًّا حقق

Notlar

Not

Zülkarneyn, bu seddin Yüce Allah’tan gelen, zulme uğrayan bir kavim için bir rahmet olduğunu bildiriyor:Açık ve net olarak anlarız ki zulme uğrayan bir topluma Yüce Allah rahmet etmiştir. Zülkarneyn’i vesile kılarak bu topluma yardım etmiştir. Yüce Allah bir kavme rahmetini bağışladığı vakit artık o kavme bir korku, bir hüzün asla olmaz. Kötülüklerden uzak kalır. Ancak Yüce Allah bir toplumdan rahmetini çekti mi artık o kavmin yüzü asla gülmez. Zülkarneyn’in yaptığı seddi Yüce Allah bir zaman mutlaka yıkacaktır:Anlarız ki Yüce Allah bu seddi bir zaman mutlaka yıkacaktır. Bu vaat kesinlikle gerçekleşecek olan bir vaattir; bir gerçektir. Seddi Yacuc ve Macuc yıkmayacaktır. Yüce Allah’ın bizzat kendisi yıkacaktır. Yüce Allah’ın emir ve işleri uygulamasına Yüce Allah’ın sünneti diyoruz. Deprem gibi doğal afetler Yüce Allah’ın ayetleridir. Anlıyoruz ki deprem veya benzeri bir doğal afetle bu setler bir zaman kesin olarak yıkılacaktır. İki setten en az birisi ne zaman yıkıldı?Ayetleri iyi anlamak için Kur’an’ı bir bütün olarak anlamak zorundayız. Yacuc ve Macuc kavimleri Enbiya suresi 96. ayetinde de geçer.21:96 Ta ki açıldığı vakit önü Yacucun ve Yacucun; ve onlar her bir tepeden inerler/yayılırlar/çoğalırlar/ürerler. 21:97 Ve yaklaştı vaat, hak/gerçek; öyle ki, o vakit o donup kalandır; kâfirlik etmiş kimselerin gözleri; vah bize! Muhakkak olduk bir gaflet içinde bundan; evet! Olduk zalimler. Kur’an bir bütün olarak okunmalıdır. Ayetler konu bütünlüğü dikkate alınmadan, cımbızla çeker gibi alınıp yorumlandığında yanlış anlaşılmalar kaçınılmazdır. Nitekim bu ayetler de yanlış anlaşılmıştır. 21:97 ayetindeki “vakterabel va’du” yani “ve yaklaştı vaat” geçişini kıyametin başlama zamanı olarak yanlış olarak anlarsak bu kez bir önceki ayette geçen Yacuc ve Macuc kavimlerinin önünün açılmasının kıyametin hemen öncesi olacağını anlamak zorunda kalırız. Bu anlayış yanlıştır. Kur’an’da kıyamet durumu saat kelimesi ile işaret edilmiştir. 54:1 ayetinde Yüce Allah ‘Yaklaştı saat’ buyurmuştur. Vaat ise daha geniş bir kelimedir. Saati de kapsar. Yüce Allah’ın dinozorları yok eden gök taşını dünyaya düşürmesi de bir vaattir. Ancak saat değildir. Saat, evrenin tamamen yok olma sürecidir. Lut peygamberin kavmini yok eden ve havada patlayan “airburst’’ gök taşı da bir vaattir. Ancak saat değildir. Vaadin yakın olduğu Rabb’imiz tarafından bildiriliyor. Vaat saat olmadığı için seddin yıkılması kıyamet gününe yakın olmak zorunda değildir. Hatta bu seddin Kur’an inmeden önce bir zamanda yıkılmış olduğu anlaşılabilir. Setler nasıl yıkılmış olabilir?Setleri depremlerin yıkmış olması en muhtemeldir. Arap yarımadası plakasıyla Avrupa plakası etkileşimi nedeniyle Kafkas Dağları depremler açısından son derece aktif ve büyük depremler üretebilen bir bölgedir. Yıkıcı depremlerin ciddi can ve mal kayıplarına yol açtığı bir bölgedir.Aşağıdaki resimde MS 50 ile 2013 yılı arasında bu bölgede gerçekleşmiş olan depremler gösterilmiştir. Açık mavi kareler moment büyüklüğü 5 < Mw ≤ 6,5 olan depremlerin merkez üslerini, kahverengi kareler ise 6,5 < Mw ≤ 8 olan depremlerin merkez üslerini göstermektedir.Görüldüğü üzere Daryal ve Derbent geçitleri tam da aktif fay hatları üzerindedir. Bu fayların da çok yıkıcı depremler oluşturmuş olduğu görülmektedir. Elimizde II. Kiros Dönemi ve daha sonrasını gösteren (En erken veri MS 50’ye kadar) bu bölgede gerçekleşmiş deprem kayıtları maalesef yoktur. Ancak Yüce Allah’ın iş ve oluşları doğa güçleri aracılığıyla gerçekleştirdiği düşünüldüğünde II. Kiros’un demir destekli onardığı veya sağlamlaştırdığı setlerin daha sonra depremler nedeniyle yıkıldığını söyleyebiliriz. II. Kiros’un inşa ettiği setlerin ne zaman yıkıldığını kesin olarak bilemiyoruz. Ancak tarihi kayıtlara göre Derbent bölgesinde MS 1 ve 3. yüzyıllar arası önemli bir refah dönemi yaşanmıştır. 4. yüzyılda göçebe akınlarının yeniden başladığı anlaşılmaktadır. Bu akınlara karşı 5. yüzyılda Sasani hükümdarlığı kale ve surlarla önlemler almaya çalışmıştır. Kesin olarak anlıyoruz ki Zülkarneyn’in inşa ettiği setler Kur’an inmeye başlamasından önce Yüce Allah tarafından yıkılmıştır. Yerle bir edilmiştir, dümdüz edilmiştir. Yacuc-Macuc kavimlerinin her tepeden yayılmaları (çoğalmaları):Yüce Allah’ın seddi bir zaman yıkmasıyla bu iki kavmin yani Kimmerler ve İskitlerin önündeki engel kalktığı için bu iki kavim tüm yeryüzüne yayılmıştır. Ayette geçen “yensilûn” kelimesinin yayılma dışında çoğalma anlamının da olması Kur’an’ın büyük bir mucizesidir. Bu kavimler yeryüzüne yayıldıkça nesiller olarak da çoğalmış ve yeryüzüne hâkim olmuştur. Genetik çalışmalar dikkate alındığında görülür ki günümüzde yeryüzünde yaşayan insanların çoğunluğu Y-DNA’sında haplo grup R taşımaktadır. Bu R haplo geni de Kimmerler (Yacuc) ve İskitlerle (Macuc) direkt olarak ilişkilidir. Diğer bir deyişle Yacuc ve Macuc kavimleri seddin açılmasıyla tüm yeryüzüne zaten yayılmışlardır.

Not 1

*Zülkarneyn.**Setti.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Rahmet

Kavram 271

Kısa Açıklama:

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.   

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 99

Arapça Metin (Harekeli)

2237|18|99|وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

Latin Literal

99. Ve teraknâ ba’dahum yevmeizin yemûcu fî ba’dın ve nufiha fis sûri fe cema’nâhum cem’â(cem’an).

Türkçe Çeviri

Ve* terk ettik bir kısmını onların o gün; dalgalanır bir kısım içinde; ve üflenir Sur’a64; öyle ki bir araya getirdik onları topluca.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:99.&nbsp;İzin günü<sup>1</sup>&nbsp;onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sûr’a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.1-&nbsp;“Yevme izin”, terkibi, “Sadece Allah’ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün,”18:99.&nbsp;And We left some/part of them (on) that day (to) trouble/agitate (interlock) in some/part, and the horn/bugle/instrument was blown in, so We gathered/collected them all together .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve terakna ve terk ettik وَتَرَكْنَا ترك
2 bea'dehum bir kısmını onların بَعْضَهُمْ بعض
3 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
4 yemucu dalgalanır يَمُوجُ موج
5 fi içinde فِي -
6 bea'din bir kısım بَعْضٍ بعض
7 ve nufiha ve üflenir وَنُفِخَ نفخ
8 fi فِي -
9 s-suri Sur’a/Borazan’a الصُّورِ صور
10 fecemea'nahum öyle ki, bir araya getirdik onları فَجَمَعْنَاهُمْ جمع
11 cem'an tümden جَمْعًا جمع

Notlar

Not

Zülkarneyn ile ilgili kıssa bir önceki ayetle bitmiştir. Ancak Kur’an’ı özensiz ve dikkatsiz okuyanlar, Kur’an hâricinde dinde hüküm koyan kitaplar okuyanlar hemen sonrası gelen 99, 100 ve 101. ayetleri Zülkarneyn kıssasına eklerler ki bu kesinlikle yanlıştır. Konu 99, 100 ve 101. ayetlerle “yevmeizin”, “o gün (o evre)” kelimesi ile işaret edilen sura üflemeye, kıyametin kopmasına, ahiret evreninde insanların toplanmasına ve cehennemin gösterilmesine dönmüştür. Bu 3 ayeti iyi anlamak için Yüce Allah’ın 18:99 ve 18:100 ayetlerinde işaret ettiği “yevmeizin” yani “o gün (o evre, o dönem)” kavramı ile neyi işaret ettiğini iyi anlamak gerekir. İlk dikkat çeken nokta 18:99 ayetinde geçen “yevmeizin” kelimesi ile sura üflemenin birlikte işaret edilmesidir. Diğer önemli bir nokta ise 18:100 ayetinde geçen “yevmeizin” kelimesi ile cehennemin kâfirlere gösterilmesi olayının birlikte işaret edilmesidir.Kur’an’da “yevmeizin” kelimesi toplam 70 kez geçer. Bu geçişlerden anlaşılır ki “yevmeizin” kelimesi yani “o gün (o evre, o dönem)” kelimesi geçtiği ayette işlenen konuya göre değişir. Açıkça anlarız ki 18:99 ve 18:100 ayetlerinde işaret edilen “o gün (o evre, o dönem)” evrenimizin yok olma sürecinin başlamasıyla başlayan (sura üfleme ile tetiklenen ve Kur’an’da “saat” olarak geçen olayın başlamasıyla başlayan) ahiret evreninde yeniden diriliş ve hesap görmeyle devam eden ve sonrası insanların cennet veya cehennem evrenlerine geçişiyle sonlanan dönemdir (evredir, gündür). Benzer geçişlere örnek olarak 4:42, 6:16, 7:8, 11:66, 14:49, 16:87, 20:102, 20:108, 20:109, 22:56, 23:101 ayetleri verilebilir. Kur’an’da kıssaların nasıl değiştiğine güzel bir örnek:Zülkarneyn kıssasından hemen önce 18:82 ayetiyle anlatılan kıssa bir şehirdeki iki yetim çocuğa ait olan bir hazinenin Yüce Allah tarafından korunması ve zamanı geldiğinde bu iki yetimin hazinelerini çıkarmaları kıssasıdır. 18:82 “Ve duvara gelince; öyle ki, o (duvar) şehirdeki iki yetim çocuk içindi; ve onun (duvarın) altındaydı bir hazine o ikisine; ve o ikisinin babaları bir salih/bir iyiydi; öyle ki, diledi Rabbin ki erişsinler güçlü çağlarına ve çıkarsınlar hazinelerini; bir rahmet Rabbinden; yapmadım onu emrimden; işte budur tevili asla güç yetiremediğinin üzerine bir sabır.”Yüce Allah iki yetim kıssasını 18:82 ayetinde bitirip Zülkarneyn kıssasına “vav (وَ)” yani “ve” bağlacıyla girmiştir. 18:83 ayetinde “Ve sual ederler/sorarlar sana Zülkarneyn hakkında…” buyurarak konuyu değiştirmiştir. Zülkarneyn kıssasını 18:83-18:98 ayetleri arasında bizlere bildirmiştir. Yüce Allah 18:99 ayetinde yine “vav (وَ)” yani “ve” bağlacıyla konuyu tekrar değiştirmiştir. Zülkarneyn konusunu bitirip konuyu ”yevmeizin (o gün, o dönem)” kelimesi işaretiyle sura üflemeye, kıyametin kopmasına, ahiret evreninde görülecek hesaba ve cehennemin gösterilmesine döndürmüştür.18:99, 18:100 ve 18:101 ayetlerinin Zülkarneyn kıssası ile ilgisi yoktur. Bu 3 ayet Kur’an’ın genel mesajlarını içerir. 18:99 ayetinde işaret edilen, Yüce Allah’ın terk ettiği, birbirleri içinde dalgalanan kimselerin ve ahirette hesap için bir araya getirilen kimselerin Zülkarneyn kıssasıyla ilgisi yoktur. Açıktır ki bu ayetlerde işaret edilen kimseler kıyametin kopmasına yani “saate” tanık olan insanlardır. Ahirette topluca bir araya getirilenler de tüm insanlardır. 18:100 ayetinde de açıkça bildiriliyor ki bir araya getirilen insanlardan kâfirlik etmiş olanlara (gerçeği örtmüş, gizlemiş olanlara) cehennemin de gösterilmesi haktır. Sonuç olarak 18:99, 18:100 ve 18:101 ayetleri Zülkarneyn kıssasına katılmamalıdır.

Not 1

*Zulkarneyn kıssası tamamlanmıştır; konu değişmiştir.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sûr

Kavram 64

Kısa Açıklama:

64Borazan. Evrenimiz borazan şeklinde bir yapının yüzeyindedir. Borazan içine karanlık enerji üflenir. Bu üfleme evreni hızlanarak genişletir.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 100

Arapça Metin (Harekeli)

2238|18|100|وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَٰفِرِينَ عَرْضًا

Latin Literal

100. Ve aradnâ cehenneme yevmeizin lil kâfirîne ardâ(ardan).

Türkçe Çeviri

Ve arz ettik* cehennemi968 o gün kâfirlere25; bir sunuş/bir gösterme (-yle).

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:100.&nbsp;İzin günü Cehennem’i Kâfirlere sunarız, tam bir sunuşla.18:100.&nbsp;And We displayed/presented Hell (on) that day to the disbelievers a display/exhibition .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve aradna ve sunduk/gösterdik وَعَرَضْنَا عرض
2 cehenneme cehennemi جَهَنَّمَ -
3 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
4 lilkafirine kâfirler لِلْكَافِرِينَ كفر
5 ardan bir sunuş/bir gösterme. عَرْضًا عرض

Notlar

Not 1

*Sunduk.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Cehennem

Kavram 968

Kısa Açıklama:

968Şu anda içinde bulunduğumuz evrenimize benzer bir evren. Şerefli Kur'an'a göre içinde bulunduğumuz evrenin kumaşı yırtılacak ve yırtıklar ışık hızında evrenin her yerine ulaşacaktır. Genişleyemeyen evren yerçekimiyle dev bir karadeliğe çökecektir. Daha sonra tekillik hali olan ilk yaratılışa iade edilecektir. Bu tekillik enerjisinden tekrar büyük patlamayla yeni evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bir tanesi ahiret evreni olacak ve Rabbimiz bizleri burada yargılayacaktır. Yargılaması kötü bir hesapla sonlananlar cehennem evrenine alçaltılacaklardır. Cehennem evreninde cahîm kompleksleri vardır. Bu kompleksin anası bir karadeliktir (Haviye). Bu karadeliğin akresyon diskli Hutamedir. Karadeliğin etrafında dönen kaya gezegen ise Sekar'dır. Nar/ateş ise radyasyondur.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 101

Arapça Metin (Harekeli)

2239|18|101|ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

Latin Literal

101. Ellezîne kânet a’yunuhum fî gıtâin an zikrî ve kânû lâ yestetîûne sem’â(sem’an).

Türkçe Çeviri

Kimselerdir (ki) olmuştu gözleri bir örtü* içinde zikrimden**; ve olmuşlardı itaat*** etmezler bir işitmeye.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>18:101.&nbsp;Ki onlar, bizim zikrimize<sup>1</sup>&nbsp;karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.1-&nbsp;Öğüdümüze.18:101.&nbsp;Those who their eyes/sights were in a cover/concealment from My remembrance/reminder, and they were not being able (of) hearing/listening .</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 kanet oldu كَانَتْ كون
3 ea'yunuhum gözleri onların أَعْيُنُهُمْ عين
4 fi içinde فِي -
5 gita'in bir örtü/kılıf غِطَاءٍ غطو
6 an عَنْ -
7 zikri zikrimden ذِكْرِي ذكر
8 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
9 la لَا -
10 yestetiune itaat edemezler يَسْتَطِيعُونَ طوع
11 sem'an bir işitmeye سَمْعًا سمع

Notlar

Not 1

*Kılıf.**Kur'an'ımdan.***Uyum göstermek, dayanmak.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 102

Arapça Metin (Harekeli)

2240|18|102|أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ نُزُلًا

Latin Literal

102. E fe hasibellezîne keferû en yettehızû ibâdî min dûnî evliyâ’(evliyâe), innâ a’tednâ cehenneme lil kâfirîne nuzulâ(nuzulen).

Türkçe Çeviri

Öyle ki düşündü mü kâfirlik25 etmiş kimseler ki edindiler *kullarımı907 astımdan veliler212; doğrusu biz hazırladık cehennemi968 kâfirlere25 bir konak?

Notlar

Not 1

*Kendileri de Yüce Allah'ın astından ancak bir kul olan insanlardan evliya edindiler, veliler edindiler; yakın koruyucular edindiler. Nebi, resûl, şeyh, imam, tarikat lideri, tarikat imamı, mezhep imamı, cinler ve melekler gibi kimselerden şefaat beklediler; yardım istediler. Bu kimseleri kendilerine bu dünyada ve ahirette yakın koruyucular edindiler. Bu kimselerin konak yerleri cehennemdir.  

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Evliya, veli

Kavram 212

Kısa Açıklama:

212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden yakın arkadaşlar. 

Kul

Kavram 907

Kısa Açıklama:

907Köle olan. Sahibinin her dediğini yapan. Sahibini her an ve her yerde takip eden. Sahibinin sözünden asla çıkmayan. 

Cehennem

Kavram 968

Kısa Açıklama:

968Şu anda içinde bulunduğumuz evrenimize benzer bir evren. Şerefli Kur'an'a göre içinde bulunduğumuz evrenin kumaşı yırtılacak ve yırtıklar ışık hızında evrenin her yerine ulaşacaktır. Genişleyemeyen evren yerçekimiyle dev bir karadeliğe çökecektir. Daha sonra tekillik hali olan ilk yaratılışa iade edilecektir. Bu tekillik enerjisinden tekrar büyük patlamayla yeni evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bir tanesi ahiret evreni olacak ve Rabbimiz bizleri burada yargılayacaktır. Yargılaması kötü bir hesapla sonlananlar cehennem evrenine alçaltılacaklardır. Cehennem evreninde cahîm kompleksleri vardır. Bu kompleksin anası bir karadeliktir (Haviye). Bu karadeliğin akresyon diskli Hutamedir. Karadeliğin etrafında dönen kaya gezegen ise Sekar'dır. Nar/ateş ise radyasyondur.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 103

Arapça Metin (Harekeli)

2241|18|103|قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَٰلًا

Latin Literal

103. Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen).

Türkçe Çeviri

De ki: "Haber vereyim mi sizlere daha hasarlı* bir ameli**?"

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hel هَلْ -
3 nunebbiukum haber vereyim mi sizlere نُنَبِّئُكُمْ نبا
4 bil-ehserine daha hasarlı بِالْأَخْسَرِينَ خسر
5 ea'malen bir amel أَعْمَالًا عمل

Notlar

Not 1

*Hüsranlı.**Yapışı, edişi.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 104

Arapça Metin (Harekeli)

2242|18|104|ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

Latin Literal

104. Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).

Türkçe Çeviri

Kimselerdir (ki) dalalete128 düştü mesaileri* onların dünya hayatındaki; ve onlar düşünürler ki onlar güzelleştiriyorlar bir sanayi1071**.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 delle dalalete düştü ضَلَّ ضلل
3 sea'yuhum mesaileri onların سَعْيُهُمْ سعي
4 fi فِي -
5 l-hayati hayatındaki الْحَيَاةِ حيي
6 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
7 vehum ve onlar وَهُمْ -
8 yehsebune düşünürler يَحْسَبُونَ حسب
9 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
10 yuhsinune güzelleştirirler يُحْسِنُونَ حسن
11 sun'an bir sanayi صُنْعًا صنع

Notlar

Not 1

*Çalışmaları.**Örnek; günümüzde mezhep imamlarını Yüce Allah'ın astından evliya edinmiş olan kimseler cami yaparak güzelleştirdiklerini sanırlar. Günde sözde 5 vakit salat yaparlar. Bu kimselerin tüm mesaileri 0 ile çarpılır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sapkınlar/dalalet içinde olanlar 

Kavram 128

Kısa Açıklama:

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.

Sanayi

Kavram 1071

Kısa Açıklama:

1071Ürüne dönüştüren üretim faaliyeti.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 105

Arapça Metin (Harekeli)

2243|18|105|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

Latin Literal

105. Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).

Türkçe Çeviri

İşte bunlar (ki) kâfirlik25 etmiş kimselerdir Rablerinin4 ayetlerine400; ve karşılaşmaya* O’na**; öyle ki boşa çıktı*** amelleri1072; öyle ki dikmeyiz/kurmayız**** onlara kıyamet günü bir mizan658.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 keferu kâfilik ettiler كَفَرُوا كفر
4 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
5 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
6 velikaihi ve karşılaşma O’na وَلِقَائِهِ لقي
7 fehabitat öyle ki boşa çıktı فَحَبِطَتْ حبط
8 ea'maluhum amelleri أَعْمَالُهُمْ عمل
9 fela öyle ki فَلَا -
10 nukimu dikmeyiz/kurmayız نُقِيمُ قوم
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 yevme günü يَوْمَ يوم
13 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
14 veznen bir terazi وَزْنًا وزن

Notlar

Not 1

*Yüce Allah'ın kutsal kitaplardaki belirttiği dışında beklentiye girenler. Örneğin Yüce Allah'ın astından kulların kendisine şefaat edeceğine inanmak Yüce Allah'la karşılaşmayı yalanlamaktır.  **Allah'a.***Sıfırla çarpılır.****Anlarız ki her insana bir mizan kurulmayacaktır. Kâfirler ve müşriklerin amelleri sıfırla çarpıldığı için mizana gerek yoktur. Cehenneme sokulacaklardır.  

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Kâfir

Kavram 25

Kısa Açıklama:

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

Yüce Allah'ın ayetlerine kâfirlik etmek.

Kavram 400

Kısa Açıklama:

400Yüce Allah'ın ayetlerini örtmek, gizlemek.  Ayetleri kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek de kâfirlik etmektir. Kutsal kitapların hükümlerini örten hadis/söylenti kitaplarına tabi olanlar Yüce Allah'ın ayetlerine kâfirlik etmiş olur.  

Mizan

Kavram 658

Kısa Açıklama:

658Tartı/terazi/ölçen mekanizma.

Amel

Kavram 1072

Kısa Açıklama:

1072Yapma, etme, uygulama.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 106

Arapça Metin (Harekeli)

2244|18|106|ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

Latin Literal

106. Zâlike cezâuhum cehennemu bimâ keferû vettehazû âyâtî ve rusulî huzuvâ(huzuven).

Türkçe Çeviri

İşte budur; cezası onların cehennemdir (ki) kâfirlik etmeleriyledir ve tutmalarıyladır ayetlerimi ve resûllerimi418 bir istihza361.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
2 ceza'uhum cezası onların جَزَاؤُهُمْ جزي
3 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
4 bima بِمَا -
5 keferu kâfirlik etmeleriyledir كَفَرُوا كفر
6 vettehazu ve tutmalarıyladır وَاتَّخَذُوا اخذ
7 ayati ayetlerimi ايَاتِي ايي
8 ve rusuli ve resûllerimi وَرُسُلِي رسل
9 huzuven bir istihza هُزُوًا هزا

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

İstihza/istihza

Kavram 361

Kısa Açıklama:

361Tiye almak, alay etmek.

Resûl

Kavram 418

Kısa Açıklama:

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 107

Arapça Metin (Harekeli)

2245|18|107|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

Latin Literal

107. İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti kânet lehum cennâtul firdevsi nuzulâ(nuzulen).

Türkçe Çeviri

Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; oldu onlara firdevs1073 cennetleri970 bir konak.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati sâlihât الصَّالِحَاتِ صلح
6 kanet oldu كَانَتْ كون
7 lehum onlara لَهُمْ -
8 cennatu cennetleri جَنَّاتُ جنن
9 l-firdevsi Firdevs الْفِرْدَوْسِ -
10 nuzulen bir konak نُزُلًا نزل

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Sâlihât

Kavram 18

Kısa Açıklama:

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.

iman

Kavram 47

Kısa Açıklama:

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

Cennetler

Kavram 970

Kısa Açıklama:

970Şu anda içinde bulunduğumuz evrenimize benzer evrenler. Şerefli Kur'an'a göre içinde bulunduğumuz evrenin kumaşı yırtılacak ve yırtıklar ışık hızında evrenin her yerine ulaşacaktır. Genişleyemeyen evren yerçekimiyle dev bir karadeliğe çökecektir. Daha sonra tekillik hali olan ilk yaratılışa iade edilecektir. Bu tekillik enerjisinden tekrar büyük patlamayla yeni evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bir tanesi ahiret evreni olacak ve Rabbimiz bizleri burada yargılayacaktır. Yargılaması iyi bir hesapla sonlananlar cennet evrenlerine yükseltileceklerdir. Rabbimiz cehennem kelimesini tekil olarak bildirmesine rağmen cennetin cennetler olarak çoğul şekilde bildirilmesi bizlere 3 veya daha fazla evrenin cennetler olarak düzenleneceğini işaret eder. Şerefli Kur'an'dan cennetlerin asla yok olmayacağının işaretlerini görürüz.

Firdevs

Kavram 1073

Kısa Açıklama:

1073Çevrelenmiş ve bolluk kavramlarının birleşimi. bollukla çevrili olan cennet bahçelerinden birisinin sıfatıdır.  

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 108

Arapça Metin (Harekeli)

2246|18|108|خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

Latin Literal

108. Hâlidîne fîhâ lâ yebgûne anhâ hıvelâ(hıvelen).

Türkçe Çeviri

Ölümsüzlerdir185 orada*; aranmazlar/bakınmazlar ondan** bir havaleye***.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada فِيهَا -
3 la لَا -
4 yebgune aranmazlar/bakınmazlar يَبْغُونَ بغي
5 anha ondan عَنْهَا -
6 hivelen bir havaleye حِوَلًا حول

Notlar

Not 1

*Cennette.**Cennetten.***Bir şeyin hâlini çevirmek, aktarmak.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ölümsüzler

Kavram 185

Kısa Açıklama:

185Hâlidûn, ölümsüz, ölmeyen. Cennet evrenleri var olduğu sürece ölmeyen. Cehennem evreni var olduğu sürece ölmeyen. 

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 109

Arapça Metin (Harekeli)

2247|18|109|قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

Latin Literal

109. Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ(mededen).

Türkçe Çeviri

De ki: "Şayet olduysa (bile) bahr236 bir mürekkep kelimelerine416 Rabbimin4; mutlak tükenir bahr236 öncesi ki tükenir kelimeleri416 Rabbimin4; ve şayet geldiysek (de) misliyle870 onun* bir medet1037 olarak."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 lev şayet لَوْ -
3 kane olduysa كَانَ كون
4 l-behru bahr الْبَحْرُ بحر
5 midaden bir mürekkep مِدَادًا مدد
6 likelimati kelimelerine لِكَلِمَاتِ كلم
7 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
8 lenefide mutlak tükenir لَنَفِدَ نفد
9 l-behru bahr الْبَحْرُ بحر
10 kable öncesi قَبْلَ قبل
11 en ki أَنْ -
12 tenfede tükenir تَنْفَدَ نفد
13 kelimatu kelimeleri كَلِمَاتُ كلم
14 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
15 velev ve şayet وَلَوْ -
16 ci'na geldiysek جِئْنَا جيا
17 bimislihi misliyle onun بِمِثْلِهِ مثل
18 mededen bir medet olarak مَدَدًا مدد

Notlar

Not 1

*Bahrın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Bol su, bahr, bihâr.

Kavram 236

Kısa Açıklama:

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller. 

Yüce Allah'ın kelimesi/sözü.

Kavram 416

Kısa Açıklama:

416Buyruğu, emri, hükmü, kararı, 'ol' demesi.

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

Kısa Açıklama:

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Medet

Kavram 1037

Kısa Açıklama:

1037Yardım etmek, imdada koşmak.

18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Ayet 110

Arapça Metin (Harekeli)

2248|18|110|قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

Latin Literal

110. Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).

Türkçe Çeviri

De ki*: "Ancak ki ben* bir beşerim432 misli870 sizlerin; vahy603 ediliyor bana ki ancak ilâhınız74 bir tek ilâhtır74; öyle ki kim oldu rica eder karşılaşmayı Rabbine4; öyle ki yapsın sâlih777 bir amel1072 ve şirk71 koşmasın kulluğuyla46** Rabbine4 birini.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 innema ancak ki إِنَّمَا -
3 ena ben أَنَا -
4 beşerun bir beşerim بَشَرٌ بشر
5 mislukum misli sizlerin مِثْلُكُمْ مثل
6 yuha vahy ediliyor يُوحَىٰ وحي
7 ileyye bana إِلَيَّ -
8 ennema ki ancak أَنَّمَا -
9 ilahukum ilâhınız إِلَٰهُكُمْ اله
10 ilahun ilâhtır إِلَٰهٌ اله
11 vahidun bir tek وَاحِدٌ وحد
12 femen öyle ki kim فَمَنْ -
13 kane oldu كَانَ كون
14 yercu rica eder يَرْجُو رجو
15 lika'e karşılaşmayı لِقَاءَ لقي
16 rabbihi Rabbine رَبِّهِ ربب
17 felyea'mel öyle ki yapsın فَلْيَعْمَلْ عمل
18 amelen bir amel عَمَلًا عمل
19 salihen sâlih صَالِحًا صلح
20 ve la ve وَلَا -
21 yuşrik şirk koşmasın يُشْرِكْ شرك
22 biibadeti kulluğuyla بِعِبَادَةِ عبد
23 rabbihi Rabbine رَبِّهِ ربب
24 ehaden birini أَحَدًا احد

Notlar

Not 1

*Nebi ve resûl Muhammed.**Kulluk ederken şirk koşmasın, ortak koşmasın. İnsanların çoğu Yüce Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler. Kulluklarına şirk karıştırırlar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab

Kavram 4

Kısa Açıklama:

4Efendi, komuta eden.

Kulluk etmek

Kavram 46

Kısa Açıklama:

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.  

Şirk koşmak/ortak koşmak

Kavram 71

Kısa Açıklama:

71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.

ilâh

Kavram 74

Kısa Açıklama:

74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

Beşer

Kavram 432

Kısa Açıklama:

432İnsanoğlu.

Vahiy, vahy etmek.

Kavram 603

Kısa Açıklama:

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

Sâlih

Kavram 777

Kısa Açıklama:

777Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik.

Misal, misil, çoğulu emsal.

Kavram 870

Kısa Açıklama:

870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

Amel

Kavram 1072

Kısa Açıklama:

1072Yapma, etme, uygulama.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - 18. Kehf/Büyük Mağara Suresi

Sûre Bilgisi

Sûre No: 18

Sûre Adı: Kehf/Büyük Mağara

Ayet Sayısı: 110

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Tüm Ayetler

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 1

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 2

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 3

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 4

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 5

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 6

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 7

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 8

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 9

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 10

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 11

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 12

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 13

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 14

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 15

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 16

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 17

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 18

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 19

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 20

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 21

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 22

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 23

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 24

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 25

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 26

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 27

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 28

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 29

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 30

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 31

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 32

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 33

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 34

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 35

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 36

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 37

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 38

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 39

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 40

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 41

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 42

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 43

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 44

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 45

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 46

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 47

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 48

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 49

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 50

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 51

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 52

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 53

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 54

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 55

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 56

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 57

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 58

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 59

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 60

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 61

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 62

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 63

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 64

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 65

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 66

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 67

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 68

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 69

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 70

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 71

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 72

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 73

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 74

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 75

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 76

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 77

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 78

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 79

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 80

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 81

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 82

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 83

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 84

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 85

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 86

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 87

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 88

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 89

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 90

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 91

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 92

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 93

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 94

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 95

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 96

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 97

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 98

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 99

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 100

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 101

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 102

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 103

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 104

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 105

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 106

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 107

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 108

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 109

Kehf/Büyük Mağara Suresi - Ayet 110