İsrâ Suresi - Ayet 111
Sure 17: İsrâ/Gece Yürüyüşü
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve de ki: "Hamd3 Allah’adır ki asla edinmeyendir bir velet*; ve asla olmaz* ona** bir ortak mülkte; ve asla olmaz ona** bir veli28 zilletten452; ve yücelt*** O’nu**** bir tekbîr**** (-le).
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve kuli | ve de ki | وَقُلِ | قول |
| 2 | l-hamdu | hamd | الْحَمْدُ | حمد |
| 3 | lillahi | Allah’adır | لِلَّهِ | - |
| 4 | llezi | ki | الَّذِي | - |
| 5 | lem | asla | لَمْ | - |
| 6 | yettehiz | edinmeyendir | يَتَّخِذْ | اخذ |
| 7 | veleden | bir veled | وَلَدًا | ولد |
| 8 | velem | ve asla | وَلَمْ | - |
| 9 | yekun | olmaz | يَكُنْ | كون |
| 10 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 11 | şerikun | bir ortak | شَرِيكٌ | شرك |
| 12 | fi | فِي | - | |
| 13 | l-mulki | mülkte | الْمُلْكِ | ملك |
| 14 | velem | ve asla | وَلَمْ | - |
| 15 | yekun | olmaz | يَكُنْ | كون |
| 16 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 17 | veliyyun | bir veli | وَلِيٌّ | ولي |
| 18 | mine | مِنَ | - | |
| 19 | z-zulli | zilletten | الذُّلِّ | ذلل |
| 20 | ve kebbirhu | ve yücelt O’nu | وَكَبِّرْهُ | كبر |
| 21 | tekbiran | bir yüceltme (-yle) | تَكْبِيرًا | كبر |
Notlar
Not 1
*Çocuk.**Allah'a.***Fiil söz konusudur. Eylem söz konusudur. Söyleyin, bağırın, tekbîr getirin demiyor Rabbimiz. Yüceltin buyuruyor. Tekbîr inançta ve tavırda Allah’ı yüceltmek demektir. O'nun ayetlerini baş tacı etmek demektir.***Allah'ı.****Bir yüceltme. Tekbîr
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Hamd
Kısa Açıklama: 3 En yüce övgü/methetme.
Detaylı Açıklama: Hamd kelimesinin kökü (حمد) ‘hmd’ olup övmek, methetmek (to praise) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 238 (of 1303)En yüce övgünün/methetmenin Yüce Allah’a ait olduğunu anlarız. İnsanların ağızlarıyla neredeyse her yerde ‘Hamd olsun Allah’a’ dediklerini görmekteyiz. Ağızla bu sözü söylemenin hiçbir kıymeti yoktur. Önemli olan bu sözün gerçek anlamına tanık olmak ve tecelli edenleri kalpten hissetmektir. Bir şeyi övmek için öncelikle övülen şeyin gerçekten o övgüye veya övgülere layık olup olmadığı tam olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle övgüyü yapacak kimse övgüde bulunacağı konuda kendisini geliştirmelidir ki gerçek anlamda övgü yapabilsin. Örneğin okuma yazma bilmeyen bir kimse genel görelilik teorisini geliştiren Albert Einstein’ı gerçek anlamda övebilir mi? Mümkün değil. Okuma yazma bilen ancak fizikten anlamayan bir kimse Albert Einstein’ı nasıl över? Diliyle bir şeyler söyler ancak kalbinde hissettiği yavandır. Güçlü bir duygu değildir. Sadece gerçek anlamda fizikçi olan bir kimse Albert Einstein’ı tam olarak övebilir. Albert Einstein’ın yaptıklarının anlamlarını tüm kalbiyle hisseder. Albert Einstein’a olan saygısı derinleşir. Rabbimiz ki evreni/evrenleri yarattı ve muhteşem bir düzen kurdu. Onu övebilmemiz için onun eserlerini iyi anlamamız gereklidir. Evren denilen kitabı ve Kur’an’ı iyi okumak durumundayız. Evreni ve Kur’an’ı anlamaya başladığımızda Rabbimize olan saygımız, haşyetimiz kat ve kat artacaktır.En yüce övgüye sahip bir varlığı O’nun astından hiçbir şey hakkıyla, tam olarak övemez, takdir edemez. Ancak sadece kendisi hak ettiği bu övgüyü takdir edebilir, kuşatabilir. Bize düşen görev gücümüzün yettiği ölçüde evren kitabını ve Kur’an’ı anlayarak okumaktır.
Veli
Kısa Açıklama: 28 Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.
Zillet
Kısa Açıklama: 452 Alçaklık, aşağılık, hor görülmek.