Bakara Suresi - Ayet 48
Sure 2: Bakara/Dişi Sığır
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve takvalı21 olun bir güne242 (ki) cezalandırılmaz63 bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan* bir şefaat222; ve alınmaz ondan* bir telafi/tazmin; ve onlar yardım edilir değillerdir.
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vetteku | ve takvalı olun | وَاتَّقُوا | وقي |
| 2 | yevmen | bir güne | يَوْمًا | يوم |
| 3 | la | لَا | - | |
| 4 | teczi | ceza/karşılık almaz | تَجْزِي | جزي |
| 5 | nefsun | bir nefis | نَفْسٌ | نفس |
| 6 | an | عَنْ | - | |
| 7 | nefsin | bir nefisten | نَفْسٍ | نفس |
| 8 | şey'en | bir şey | شَيْئًا | شيا |
| 9 | ve la | ve | وَلَا | - |
| 10 | yukbelu | kabul edilmez | يُقْبَلُ | قبل |
| 11 | minha | ondan (nefisten) | مِنْهَا | - |
| 12 | şefaatun | bir şefaat | شَفَاعَةٌ | شفع |
| 13 | ve la | وَلَا | - | |
| 14 | yu'hazu | ve alınmaz | يُؤْخَذُ | اخذ |
| 15 | minha | ondan (nefisten) | مِنْهَا | - |
| 16 | adlun | bir telafi/tazmin | عَدْلٌ | عدل |
| 17 | ve la | ve değildir | وَلَا | - |
| 18 | hum | onlar | هُمْ | - |
| 19 | yunsarune | yardım edilir | يُنْصَرُونَ | نصر |
Notlar
Not 1
*Nefisten.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Takva
Kısa Açıklama: 21 Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.
Ceza
Kısa Açıklama: 63 Karşılık, hak edilen.
Nefis
Kısa Açıklama: 201 Benlik, kişilik, öz varlık.
Koruyamaz beni (Muhammed peygamber) Allah’tan birisi, şefaat sadece Yüce Allah'a aittir.
Kısa Açıklama: 222 Şefaat araya girip müdahale etmek demektir. Şefaat ahiret evreninde yargılamanın yapıldığı esnada olur. Yargılama süreci son derece kesin kurallara göre yapılır. Bu yargılama gününde kitap ortaya konulur, nebiler ve şahitler getirilir (39:69). Herbir kişi tek olarak yargılanır (6:94). Yapılan zerre kadar iyilik getirilir, yapılan zerre kadar kötülük de getirilir. Bir kişi yargılama sonucunda suçlu bulunursa işte tam bu noktada şefaat devreye girer. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girerek, direkt olarak müdahale eder ve kişinin günahlarını bağışlar ve cezadan kurtarır. Cennetlere yerleştirir. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girmez/şefaat etmez ve bu kişinin günahlarını bağışlamazsa yargılama sonucunda kişinin ceza almasına hükmedilir ve bu kişi cehenneme girdirilir. Yüce Allah kendisine şefaati (yargılamada araya girerek müdahale etmeyi) yazmıştır. Yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun ki kendisine şefaati yazmıştır. Yüce Allah dışında hiçbir kimsenin şefaat yetkisi yoktur. Ayette görüldüğü üzere Muhammed peygamber kendisini koruyacak başka bir kişi aramamaktadır. Zaten de böyle bir kişi asla yoktur. Muhammed peygamber kendisine ancak Yüce Allah’ın şefaat edebileceğini bilmektedir. Müminler de bilmelidir ki şefaat sadece Yüce Allah’a aittir. Muhammed peygamberlerin yada başkalarını şefaat edeceğine iman etmek şirktir ve affı yoktur. Artık kulağı olan işitsin; gözü olan görsün, kalbi olan akletsin.