Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
20. Sûre · Ayet 40
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 40

Arapça Metin (Harekeli)

2386|20|40|إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَٰمُوسَىٰ

Latin Literal

40. İz temşî uhtuke fe tekûlu hel edullukum alâ men yekfuluh(yekfuluhu), fe reca’nâke ilâ ummike key takarre aynuhâ ve lâ tahzen(tahzene), ve katelte nefsen fe necceynâke minel gammi ve fetennâke futûnâ(futûnen), fe lebiste sinîne fî ehli medyene summe ci’te alâ kaderin yâ mûsâ.

Türkçe Çeviri

Yürüdüğü zaman kız kardeşin öyle ki diyordu*: "Delalet1102 edeyim mi sizlere kimseyi (ki) kefil olur ona**?"; öyle ki geri döndürdük seni annene 'sakinleşsin/kararlı olsun gözü ve hüzünlemesin' diye; ve katletmiştin35 bir nefsi201 öyle ki kurtarmıştık seni gamdan; ve fitnelendirdik610 seni bir fitne610 (-le); öyle ki kaldın senelerce Medyen ehlinde568; sonra geldin bir kadere*** ey Mûsâ!

Notlar

Not 1

*Kız kardeşin.**Mûsâ'ya.***Ölçüye.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 40

Sure 20 Ayet 40 - Tâ-Hâ/Tâ-Hâ Harfleri

Sure 20: Tâ-Hâ/Tâ-Hâ Harfleri

Ayet No: 40 | Kur'an Ayet No: 2386 | طه

Arapça Metin (Harekeli)

2386|20|40|إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَٰمُوسَىٰ

Latin Literal

40. İz temşî uhtuke fe tekûlu hel edullukum alâ men yekfuluh(yekfuluhu), fe reca’nâke ilâ ummike key takarre aynuhâ ve lâ tahzen(tahzene), ve katelte nefsen fe necceynâke minel gammi ve fetennâke futûnâ(futûnen), fe lebiste sinîne fî ehli medyene summe ci’te alâ kaderin yâ mûsâ.

Türkçe Çeviri

Yürüdüğü zaman kız kardeşin öyle ki diyordu*: "Delalet1102 edeyim mi sizlere kimseyi (ki) kefil olur ona**?"; öyle ki geri döndürdük seni annene 'sakinleşsin/kararlı olsun gözü ve hüzünlemesin' diye; ve katletmiştin35 bir nefsi201 öyle ki kurtarmıştık seni gamdan; ve fitnelendirdik610 seni bir fitne610 (-le); öyle ki kaldın senelerce Medyen ehlinde568; sonra geldin bir kadere*** ey Mûsâ!

Notlar

Not 1

*Kız kardeşin.**Mûsâ'ya.***Ölçüye.

Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kavram 35:

Katletmek 


Kısa Açıklama: 35 Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.
Kavram 201:

Nefis


Kısa Açıklama: 201 Benlik, kişilik, öz varlık.
Kavram 568:

Ahali, ehli.


Kısa Açıklama: 568 Bir şeye üye olan, bir kümeye dahil olan insanlar grubu. Üye olunan şeye göre anlam genişler. Bir satranç kulübünün üyeleri satranç kulübünün ahalisi olur. Aile üyeleri, taraftar olan üyeler, bir siyasi partiye dahil olmuş olan insanlar o partinin ahalisi olur. 
Kavram 610:

Fitne.


Kısa Açıklama: 610 Test, deneme, sınav, yanlışla doğruyu ayırt edebilme yetisinin ölçülmesi.
Kavram 1102:

Delalet etmek, delalet.


Kısa Açıklama: 1102 Göstermek, ortaya koymak, işaret etmek, belirtmek, delil göstermek, kanıtlamak, bir şeye dair kanıt sunmak.