Hac Suresi - Ayet 41
Sure 22: Hac/Delille Tartışma
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Kimselerdir (ki) eğer imkan verseydik onlara yerde*; ikame572 ederlerdi salâtı5; ve verirlerdi zekâtı10; ve emrederlerdi marufla291; ve engellerlerdi münkeri82; ve Allah'adır akıbeti892 emirlerin/işlerin.
Ahmed Samira Çevirisi
22:41. Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salâtı ikame ederler1, zekâtı yaparlar1, ma’ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.2 Bütün işlerin sonucu Allah’a dönecektir.1- Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri أَتي (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak. Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Âta, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte,” vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da (اتى) âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir. Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. 2- “Emr-i b’il-ma’rûf nehy-i ani’l munker,” terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir. ” Ma’rûf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. “Emr” fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki “Emr-i b’il-ma’rûf terkibine “iyiliği emret” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.22:41. Those who if We highly positioned/strengthened them in the land/Earth , they stood/kept up the prayers, and gave/brought the charity/purification , and they ordered/commanded with the kindness/known , and they forbid/prevented from the defiance of God and His orders/obscenity , and to God (are) the matters’/affairs’ end/turn (result).
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | kimselerdir | الَّذِينَ | - |
| 2 | in | eğer | إِنْ | - |
| 3 | mekkennahum | imkan verseydik | مَكَّنَّاهُمْ | مكن |
| 4 | fi | فِي | - | |
| 5 | l-erdi | yerde | الْأَرْضِ | ارض |
| 6 | ekamu | dikerlerdi/ayağa kaldırırlardı | أَقَامُوا | قوم |
| 7 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 8 | ve atevu | ve verirlerdi | وَاتَوُا | اتي |
| 9 | z-zekate | zekâtı | الزَّكَاةَ | زكو |
| 10 | ve emeru | ve emrederlerdi | وَأَمَرُوا | امر |
| 11 | bil-mea'rufi | evrensel kabullerle/normlarla | بِالْمَعْرُوفِ | عرف |
| 12 | ve nehev | ve engellerlerdi /yasaklarlardı | وَنَهَوْا | نهي |
| 13 | ani | عَنِ | - | |
| 14 | l-munkeri | iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten | الْمُنْكَرِ | نكر |
| 15 | velillahi | ve Allah'adır | وَلِلَّهِ | - |
| 16 | aakibetu | akıbeti | عَاقِبَةُ | عقب |
| 17 | l-umuri | emirlerin/işlerin | الْأُمُورِ | امر |
Notlar
Not 1
*Bulundukları yerde.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Zekât
Kısa Açıklama: 10 Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür.
Münker
Kısa Açıklama: 82 İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.
maruf
Kısa Açıklama: 291 Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar, normlar.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.
Akıbet, akıbet.
Kısa Açıklama: 892 Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.