Ankebût Suresi - Ayet 45
Sure 29: Ankebût/Örümcek
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Oku vahyedileni603 sana kitaptan; ve ikame572 et salâtı5; doğrusu salât5 engeller/meneder fahşâttan81; ve münkerden82; ve mutlak ki zikri78 Allah'ı en büyüktür; ve Allah bilir ürettiklerinizi*.
Ahmed Samira Çevirisi
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | atlu | oku | اتْلُ | تلو |
| 2 | ma | مَا | - | |
| 3 | uhiye | vahyedileni | أُوحِيَ | وحي |
| 4 | ileyke | sana | إِلَيْكَ | - |
| 5 | mine | -tan | مِنَ | - |
| 6 | l-kitabi | kitap- | الْكِتَابِ | كتب |
| 7 | ve ekimi | ve dik/ayağa kaldır | وَأَقِمِ | قوم |
| 8 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 9 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 10 | s-salate | salat | الصَّلَاةَ | صلو |
| 11 | tenha | engeller/men eder | تَنْهَىٰ | نهي |
| 12 | ani | عَنِ | - | |
| 13 | l-fehşa'i | vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan | الْفَحْشَاءِ | فحش |
| 14 | velmunkeri | ve iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten | وَالْمُنْكَرِ | نكر |
| 15 | velezikru | ve mutlak ki zikri | وَلَذِكْرُ | ذكر |
| 16 | llahi | Allah'ı | اللَّهِ | - |
| 17 | ekberu | en büyüktür | أَكْبَرُ | كبر |
| 18 | vallahu | ve Allah | وَاللَّهُ | - |
| 19 | yea'lemu | bilir | يَعْلَمُ | علم |
| 20 | ma | مَا | - | |
| 21 | tesneune | ürettiklerinizi | تَصْنَعُونَ | صنع |
Notlar
Not 1
*Sanayileştirdiklerinizi.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Zikir/zikr
Kısa Açıklama: 78 Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.
Fahşâ
Kısa Açıklama: 81 Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.
Münker
Kısa Açıklama: 82 İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.
Vahiy, vahy etmek.
Kısa Açıklama: 603 Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.