Lokman Suresi - Ayet 17
Sure 31: Lokman/Lokman
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ey oğlum! İkame572 et salâtı5; ve emret marûfla73; ve engelle/yasakla münkerden82; ve sabret51 sana isabet eden üzerine; doğrusu bu azimden* emirlerdir/işlerdir.
Ahmed Samira Çevirisi
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya buneyye | ey oğlum | يَابُنَيَّ | بني |
| 2 | ekimi | dik/ayakta tut | أَقِمِ | قوم |
| 3 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 4 | ve'mur | ve emret | وَأْمُرْ | امر |
| 5 | bil-mea'rufi | evrensel kabulleri/normları | بِالْمَعْرُوفِ | عرف |
| 6 | venhe | ve engelle/yasakla | وَانْهَ | نهي |
| 7 | ani | عَنِ | - | |
| 8 | l-munkeri | iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten | الْمُنْكَرِ | نكر |
| 9 | vesbir | ve sabret/metanetle diren | وَاصْبِرْ | صبر |
| 10 | ala | üzerine | عَلَىٰ | - |
| 11 | ma | مَا | - | |
| 12 | esabeke | isabet edene | أَصَابَكَ | صوب |
| 13 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 14 | zalike | bunlar | ذَٰلِكَ | - |
| 15 | min | مِنْ | - | |
| 16 | azmi | azimden/engelleri aşma kararlılığından | عَزْمِ | عزم |
| 17 | l-umuri | işlerdir | الْأُمُورِ | امر |
Notlar
Not 1
*Engelleri aşma kararlılığından.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Sabır/sabr.
Kısa Açıklama: 51 Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.
Ma'rûf
Kısa Açıklama: 73 Evrensel kabuller/normlar.
Münker
Kısa Açıklama: 82 İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.