Şûrâ Suresi - Ayet 38
Sure 42: Şûrâ/Danışma
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve kimseler; cevap verdiler/icabet ettiler Rablerine4; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve işleri/emirleri şuradır/danışmadır aralarında; ve rızıklandırdığımızdan infak6 ederler.
Ahmed Samira Çevirisi
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vellezine | ve kimseler | وَالَّذِينَ | - |
| 2 | stecabu | cevap verdiler/icabet ettiler | اسْتَجَابُوا | جوب |
| 3 | lirabbihim | Rablerine | لِرَبِّهِمْ | ربب |
| 4 | ve ekamu | ve diktiler/ayağa kaldırdılar | وَأَقَامُوا | قوم |
| 5 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 6 | ve emruhum | ve işleri/emirleri | وَأَمْرُهُمْ | امر |
| 7 | şura | şuradır/danışmadır | شُورَىٰ | شور |
| 8 | beynehum | aralarında | بَيْنَهُمْ | بين |
| 9 | ve mimma | ve | وَمِمَّا | - |
| 10 | razeknahum | rızıklandırdığımızdan | رَزَقْنَاهُمْ | رزق |
| 11 | yunfikune | infak ederler/harcarlar | يُنْفِقُونَ | نفق |
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Rab
Kısa Açıklama: 4 Efendi, komuta eden.
Detaylı Açıklama: Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
infak
Kısa Açıklama: 6 Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.