Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
42. Sûre · Ayet 38
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin

42. Şûrâ Suresi

Ayet 38

Arapça Metin (Harekeli)

4308|42|38|وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

Latin Literal

38. Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne).

Türkçe Çeviri

Ve kimseler; cevap verdiler/icabet ettiler Rablerine4; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve işleri/emirleri şuradır/danışmadır aralarında; ve rızıklandırdığımızdan infak6 ederler.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>42:38.&nbsp;Rabb’lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikâme<sup>1</sup>&nbsp;ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şûrâ<sup>2</sup>&nbsp;ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak<sup>3</sup>&nbsp;ederler.1-&nbsp;Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah’a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.&nbsp;2-&nbsp;İstişare, danışma. Ortak/kolektif akıl. Sözcük olarak toplamak, ortaya çıkarmak; kapalı olanı, örtülü olanı açığa çıkarmak demektir. Arının çiçeklerden bal çıkarmasın ve kovanlardan bal çıkarmaya da şûrâ denmektedir.&nbsp;3-&nbsp;Harcarlar; hayırlı işlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederler.42:38.&nbsp;And those who answered/replied to their Lord and they kept up the prayers, and their matter/affair (is by) consultation/advice between them, and from what We provided for them, they spend.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 stecabu cevap verdiler/icabet ettiler اسْتَجَابُوا جوب
3 lirabbihim Rablerine لِرَبِّهِمْ ربب
4 ve ekamu ve diktiler/ayağa kaldırdılar وَأَقَامُوا قوم
5 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
6 ve emruhum ve işleri/emirleri وَأَمْرُهُمْ امر
7 şura şuradır/danışmadır شُورَىٰ شور
8 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
9 ve mimma ve وَمِمَّا -
10 razeknahum rızıklandırdığımızdan رَزَقْنَاهُمْ رزق
11 yunfikune infak ederler/harcarlar يُنْفِقُونَ نفق
Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim

Şûrâ Suresi - Ayet 38

Sure 42 Ayet 38 - Şûrâ/Danışma

Sure 42: Şûrâ/Danışma

Ayet No: 38 | Kur'an Ayet No: 4308 | ٱلشُّورَى

Arapça Metin (Harekeli)

4308|42|38|وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

Latin Literal

38. Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne).

Türkçe Çeviri

Ve kimseler; cevap verdiler/icabet ettiler Rablerine4; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve işleri/emirleri şuradır/danışmadır aralarında; ve rızıklandırdığımızdan infak6 ederler.

Ahmed Samira Çevirisi

<p>42:38.&nbsp;Rabb’lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikâme<sup>1</sup>&nbsp;ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şûrâ<sup>2</sup>&nbsp;ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak<sup>3</sup>&nbsp;ederler.1-&nbsp;Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah’a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.&nbsp;2-&nbsp;İstişare, danışma. Ortak/kolektif akıl. Sözcük olarak toplamak, ortaya çıkarmak; kapalı olanı, örtülü olanı açığa çıkarmak demektir. Arının çiçeklerden bal çıkarmasın ve kovanlardan bal çıkarmaya da şûrâ denmektedir.&nbsp;3-&nbsp;Harcarlar; hayırlı işlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederler.42:38.&nbsp;And those who answered/replied to their Lord and they kept up the prayers, and their matter/affair (is by) consultation/advice between them, and from what We provided for them, they spend.</p>

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 stecabu cevap verdiler/icabet ettiler اسْتَجَابُوا جوب
3 lirabbihim Rablerine لِرَبِّهِمْ ربب
4 ve ekamu ve diktiler/ayağa kaldırdılar وَأَقَامُوا قوم
5 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
6 ve emruhum ve işleri/emirleri وَأَمْرُهُمْ امر
7 şura şuradır/danışmadır شُورَىٰ شور
8 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
9 ve mimma ve وَمِمَّا -
10 razeknahum rızıklandırdığımızdan رَزَقْنَاهُمْ رزق
11 yunfikune infak ederler/harcarlar يُنْفِقُونَ نفق

Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kavram 4:

Rab


Kısa Açıklama: 4 Efendi, komuta eden.
Detaylı Açıklama: Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Kavram 5:

Müminlerin  günlük vakitli salâtı.


Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Kavram 6:

infak


Kısa Açıklama: 6 Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.  
Kavram 572:

İkame etmek.


Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.