Sure 20: Tâ-Hâ/Tâ-Hâ Harfleri

Ayet Sayısı: 135
طه

Ayet 1

2347|20|1|طه
2347|20|1|طه
1. Tâ, hâ.
T H44*
Ahmed Samira: 1 T H .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 th Ta, Ha. طه -

Notlar

Not 1: *Tâ, Hâ.

Ayet 2

2348|20|2|مَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لِتَشْقَىٰٓ
2348|20|2|ما انزلنا عليك القران لتشقي
2. Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.
İndirmiş değiliz sana Kur’ân’ı850 şekâvete1119 düşmen için.
Ahmed Samira: 2 We did not descend the Koran on you to (to) be miserable/unhappy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değiliz مَا -
2 enzelna indirmiş أَنْزَلْنَا نزل
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 l-kurane Kur’ân’ı الْقُرْانَ قرا
5 liteşka mutsuz olman için لِتَشْقَىٰ شقو

Notlar

Not 1: *Şerefli Kur'ân'ın tek bir ayeti bile bir kimseye sıkıntı vermez, o kimseyi mutsuz etmez. Yüce Allah bu şerefli kitabın ayetlerini öyle esnek yapmıştır ki herkes kendi kapasitesine ve gücüne göre bu kitaba tabi olur ve her zaman mutluluk yaşar. Bu nedenle ayetleri tek tanrıcı bir kimsenin mealinden okuruz; anladığımıza ve nefsimize sıkıntı vermeyecek olana uyarız. Ayetleri uyduruk, şeytân öğretileri olan hadisler kalıbına sokmaya çalışanlar şerefli Kur'ân'ı bir mutsuzluk kitabı yapmışlardır. Bunun sevabını da cehenneme yanmak için sunulmalarıyla göreceklerdir.

Ayet 3

2349|20|3|إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَىٰ
2349|20|3|الا تذكره لمن يخشي
3. İllâ tezkireten li men yahşâ.
Ancak ki bir zikredendir78 kimseye (ki) haşyet53 duyar.
Ahmed Samira: 3 Except (as) a reminder to who fears.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa ancak ki إِلَّا -
2 tezkiraten bir zikir verendir تَذْكِرَةً ذكر
3 limen kimseye لِمَنْ -
4 yehşa haşyet duyar يَخْشَىٰ خشي

Ayet 4

2350|20|4|تَنزِيلًا مِّمَّنْ خَلَقَ ٱلْأَرْضَ وَٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلْعُلَى
2350|20|4|تنزيلا ممن خلق الارض والسموت العلي
4. Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.
Bir indirmedir kimseden (ki) yarattı yeri ve ulu/yüce* gökleri162.
Ahmed Samira: 4 Descent from who created the earth/Planet Earth and the skies/space, the high/elevated.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tenzilen bir indirmedir تَنْزِيلًا نزل
2 mimmen kimseden (ki) مِمَّنْ -
3 haleka yaratan خَلَقَ خلق
4 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
5 ve ssemavati ve gökleri وَالسَّمَاوَاتِ سمو
6 l-ula ulu/yüce الْعُلَى علو

Notlar

Not 1: *Gökler her biri milyarlarca yıldız içeren milyarlarca galaksiden, karanlık enerjiden ve karanlık maddeden oluşur. Gökler düzdür. Picard hunisi gibi bir şekli vardır. Yüzey alanı sonsuz ancak hacmi sonludur.

Ayet 5

2351|20|5|ٱلرَّحْمَٰنُ عَلَى ٱلْعَرْشِ ٱسْتَوَىٰ
2351|20|5|الرحمن علي العرش استوي
5. Er rahmânu alel arşistevâ.
Rahmân’dır1 arş66 üzerine (ki) istiva188 etti*.
Ahmed Samira: 5 The merciful on the throne He aimed to/sat on/straightened .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 er-rahmanu Rahmân’dır الرَّحْمَٰنُ رحم
2 ala üzerine عَلَى -
3 l-arşi Arş (ki) الْعَرْشِ عرش
4 steva istiva etti اسْتَوَىٰ سوي

Notlar

Not 1: *Rahmân.

Ayet 6

2352|20|6|لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ ٱلثَّرَىٰ
2352|20|6|له ما في السموت وما في الارض وما بينهما وما تحت الثري
6. Lehu mâ fis semâvâti ve mâ fîl ardı ve mâ beynehumâ ve mâ tahtes serâ.
O’nadır* göklerdeki162 ve yerdeki; ve ikisinin arasındaki; ve nemlinin/tavlının** altındaki.
Ahmed Samira: 6 For Him what (is) in the skies/space, and what (is) in the earth/Planet Earth, and what (is) between them (B), and what (is) below/beneath the moist dust/earth .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lehu O’nadır لَهُ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 ve ma ve وَمَا -
9 beynehuma ikisinin arasındaki بَيْنَهُمَا بين
10 ve ma ve وَمَا -
11 tehte altındaki تَحْتَ تحت
12 s-sera toprağın الثَّرَىٰ ثري

Notlar

Not 1: *Allah'adır.**Nemlenmiş, ekime hazır, bereketli ve tavlı toprak.

Ayet 7

2353|20|7|وَإِن تَجْهَرْ بِٱلْقَوْلِ فَإِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخْفَى
2353|20|7|وان تجهر بالقول فانه يعلم السر واخفي
7. Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirre ve ahfâ.
Ve eğer açığa vurursan (da) kavli/sözü; öyle ki doğrusu O* bilir sırrı ve daha hafiyeyi988.
Ahmed Samira: 7 And if you publicize/declare with the saying/word/opinion and belief , so that He truly knows the secret and (what is) more hidden.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 techer açığa vursan تَجْهَرْ جهر
3 bil-kavli kavli/sözü بِالْقَوْلِ قول
4 feinnehu öyle ki doğrusu O فَإِنَّهُ -
5 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
6 s-sirra sırrı السِّرَّ سرر
7 ve ehfa ve daha hafiyeyi وَأَخْفَى خفي

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 8

2354|20|8|ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ
2354|20|8|الله لا اله الا هو له الاسما الحسني
8. Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.
Allah (ki) yoktur ilâh74 O’nun* dışında; O’nadır** güzel*** esmâ1098.
Ahmed Samira: 8 God, no god except Him, for Him (are) the names the best/most beautiful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah (ki) اللَّهُ -
2 la yoktur لَا -
3 ilahe ilâh إِلَٰهَ اله
4 illa dışında إِلَّا -
5 huve O’nun هُوَ -
6 lehu O’nadır لَهُ -
7 l-esma'u isimler الْأَسْمَاءُ سمو
8 l-husna güzel الْحُسْنَىٰ حسن

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Allah'adır.***Rabbimiz güzel özelliklere/sıfatlara sahiptir.

Ayet 9

2355|20|9|وَهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
2355|20|9|وهل اتيك حديث موسي
9. Ve hel etâke hadîsu mûsâ.
Ve geldi mi sana Mûsâ’nın hadîsi89?
Ahmed Samira: 9 And did Moses’, information/speech come to you?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve hel ve وَهَلْ -
2 etake geldi mi sana أَتَاكَ اتي
3 hadisu hadisi حَدِيثُ حدث
4 musa Mûsâ’nın مُوسَىٰ -

Ayet 10

2356|20|10|إِذْ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى
2356|20|10|اذ را نارا فقال لاهله امكثوا اني انست نارا لعلي اتيكم منها بقبس او اجد علي النار هدي
10. İz reâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alen nâri hudâ(huden).
Gördüğü* zaman bir ateş; öyle ki dedi* ehline568: "Kalın/bekleyin; öyle ki ben sezdim bir ateş; belki ben gelirim sizlere ondan** bir korla ya da bulurum ateşin üzerinde*** bir kılavuz192."
Ahmed Samira: 10 When he saw a fire, so he said to his family: "Wait/remain/stay, that I , I perceived/saw a fire, maybe/perhaps I come to you from it with a fire’s flame/torch, or I find on (at) the fire guidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz إِذْ -
2 raa gördüğü zaman رَأَىٰ راي
3 naran bir ateş نَارًا نور
4 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
5 liehlihi ehline لِأَهْلِهِ اهل
6 mkusu kalın/bekleyin امْكُثُوا مكث
7 inni öyle ki ben إِنِّي -
8 anestu sezdim انَسْتُ انس
9 naran bir ateş نَارًا نور
10 lealli belki ben لَعَلِّي -
11 atikum gelirim sizlere اتِيكُمْ اتي
12 minha ondan مِنْهَا -
13 bikabesin bir korla بِقَبَسٍ قبس
14 ev ya da أَوْ -
15 ecidu bulurum أَجِدُ وجد
16 ala üzerinde عَلَى -
17 n-nari ateşin النَّارِ نور
18 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Ateşten.***Ateşe vardığımda belki doğru bir yol üzerinde olurum.

Ayet 11

2357|20|11|فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ يَٰمُوسَىٰٓ
2357|20|11|فلما اتيها نودي يموسي
11. Fe lemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.
Öyle ki ne zaman ki geldi* ona**; nida edildi*: "Ey Mûsâ!".
Ahmed Samira: 11 So when he came to it, (it) was called: "You Moses."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 etaha geldi ona أَتَاهَا اتي
3 nudiye seslenildi نُودِيَ ندو
4 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Ateşe.***Mûsâ'ya seslenildi.

Ayet 12

2358|20|12|إِنِّىٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
2358|20|12|اني انا ربك فاخلع نعليك انك بالواد المقدس طوي
12. İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk(na’leyke), inneke bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
"Doğrusu ben*; benim (senin) Rabbin4; öyle ki çıkar iki nalınını*; doğrusu sen mukaddes537 vadiylesin** (ki) bir tuvâdır1099."
Ahmed Samira: 12 That I, I am your Lord, so take off your two shoes , that you are at the Valley the Holy/Hallowed/Sanctified/Blessed Tuwan/wrapped within (itself) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inni doğrusu ben إِنِّي -
2 ena benim أَنَا -
3 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
4 fehlea' öyle ki çıkar فَاخْلَعْ خلع
5 nea'leyke iki nalınını نَعْلَيْكَ نعل
6 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
7 bil-vadi vadiylesin بِالْوَادِ ودي
8 l-mukaddesi mukaddes الْمُقَدَّسِ قدس
9 tuven bir tuvâ طُوًى طوي

Notlar

Not 1: *Yüce Allah bizzat seslenmektedir. Cibrîl olmadan. Mutlak ki yine arada başka bir perde mevcuttur. Aksi düşünülemez. **Sandalet. ***Vadiyle birliktesin. Vadidesin.

Ayet 13

2359|20|13|وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ
2359|20|13|وانا اخترتك فاستمع لما يوحي
13. Ve enahtertuke festemi’ li mâ yûhâ.
"Ve ben* (ki) seçtim seni**; öyle ki işit** vahy olunanı603."
Ahmed Samira: 13 And I, I chose you, so hear/listen to what is inspired/transmitted .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ena ve ben (ki) وَأَنَا -
2 htertuke seçtim seni اخْتَرْتُكَ خير
3 festemia' öyle ki işit فَاسْتَمِعْ سمع
4 lima لِمَا -
5 yuha vahyolunanı يُوحَىٰ وحي

Notlar

Not 1: *Nida eden Rabbimizdir.**Mûsâ.

Ayet 14

2360|20|14|إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدْنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكْرِىٓ
2360|20|14|انني انا الله لا اله الا انا فاعبدني واقم الصلوه لذكري
14. İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
"Doğrusu ben; benim Allah; yoktur ilâh74 benim dışında; öyle ki kulluk46 et bana; ve kıyam229 et salâtı5 zikrim78* için."
Ahmed Samira: 14 That I , I am God, no god except Me, so worship Me, and keep up/start the prayers for mentioning/remembering Me (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inneni doğrusu ben; إِنَّنِي -
2 ena benim أَنَا -
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 la yoktur لَا -
5 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
6 illa dışında إِلَّا -
7 ena benim أَنَا -
8 fea'budni öyle ki kulluk et bana فَاعْبُدْنِي عبد
9 ve ekimi ve dik/ayağa kaldır وَأَقِمِ قوم
10 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
11 lizikri zikrim (Kur’an) için لِذِكْرِي ذكر

Notlar

Not 1: *Kur’ân'ım.

Ayet 15

2361|20|15|إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا تَسْعَىٰ
2361|20|15|ان الساعه اتيه اكاد اخفيها لتجزي كل نفس بما تسعي
15. İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.
"Doğrusu sâat470 bir gelendir; neredeyse* hafiyelik988 ederim** ona***; cezalandırılması63 içindir her bir nefsin201 kovaladığıyla****."
Ahmed Samira: 15 That (E) the Hour/Resurrection is coming, I am about to/almost, I hide it, (so) each self (is) to be rewarded/reimbursed because (of) what it strives/endeavors

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 s-saate saat السَّاعَةَ سوع
3 atiyetun bir gelendir اتِيَةٌ اتي
4 ekadu neredeyse أَكَادُ كود
5 uhfiha hafiyelik ederim ona أُخْفِيهَا خفي
6 litucza cezalandırılması içindir لِتُجْزَىٰ جزي
7 kullu her كُلُّ كلل
8 nefsin bir nefsin نَفْسٍ نفس
9 bima بِمَا -
10 tes'aa kovaladığıyla تَسْعَىٰ سعي

Notlar

Not 1: *Fiil, geniş zaman 1. tekil şahıs, "neredeyse olurum".**Gizlerim onu.***Saate.****İlerlediğiyle, yürüdüğüyle, peşinden koştuğuyla.

Ayet 16

2362|20|16|فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَن لَّا يُؤْمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرْدَىٰ
2362|20|16|فلا يصدنك عنها من لا يومن بها واتبع هويه فتردي
16. Fe lâ yesuddenneke anhâ men lâ yu’minu bihâ vettebea hevâhu fe terdâ.
"Öyle ki alıkoymasın seni ondan* kimse (ki) iman47 etmez ona** ve tabi oldu hevâsına278; öyle ki perişan olursun."
Ahmed Samira: 16 So who does not believe with it and he followed his self attraction for desire does not object/prevent/obstruct you from it, so you fall/be destroyed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fela öyle ki فَلَا -
2 yesuddenneke alıkoymasın seni يَصُدَّنَّكَ صدد
3 anha ondan عَنْهَا -
4 men kimse مَنْ -
5 la لَا -
6 yu'minu iman etmez يُؤْمِنُ امن
7 biha ona بِهَا -
8 vettebea ve tabi oldu وَاتَّبَعَ تبع
9 hevahu hevasına هَوَاهُ هوي
10 feterda öyleyse perişan olursun فَتَرْدَىٰ ردي

Notlar

Not 1: *Sâatin mutlaka geleceğinden.**Sâatin mutlaka geleceğine.

Ayet 17

2363|20|17|وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَٰمُوسَىٰ
2363|20|17|وما تلك بيمينك يموسي
17. Ve mâ tilke bi yemînike yâ mûsâ.
"Ve* nedir şu sağ elindeki ey Mûsâ?"
Ahmed Samira: 17 And what (is) that at your right (hand) you, Moses?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve nedir? وَمَا -
2 tilke şu تِلْكَ -
3 biyeminike sağ elindeki بِيَمِينِكَ يمن
4 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Rabbimiz en iyi öğretmendir. Soru cevap bir öğretme tekniğidir.

Ayet 18

2364|20|18|قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخْرَىٰ
2364|20|18|قال هي عصاي اتوكوا عليها واهش بها علي غنمي ولي فيها مارب اخري
18. Kâle hiye asây(asâye), etevekkeu aleyhâ ve ehuşşu bihâ alâ ganemî ve liye fîhâ meâribu uhrâ.
Dedi*: "O a'sâmdır1100; dayanırım üzerine ve yaprak silkerim onunla* davarım*** üzerine; ve banadır onda**** başka ihtiyaçlar."
Ahmed Samira: 18 He said: "It is my stick/cane, I lean on/support myself on it, and I hit/move/shake with it on my sheep and goats, and for me in it others needs/purposes."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 hiye O هِيَ -
3 asaye a'sâmdır عَصَايَ عصو
4 etevekkeu dayanırım أَتَوَكَّأُ وكا
5 aleyha üzerine عَلَيْهَا -
6 ve ehuşşu ve silkerim وَأَهُشُّ هشش
7 biha onunla بِهَا -
8 ala üzerine عَلَىٰ -
9 ganemi davarım غَنَمِي غنم
10 veliye ve banadır وَلِيَ -
11 fiha onda فِيهَا -
12 maribu ihtiyaçlar مَارِبُ ارب
13 uhra başka أُخْرَىٰ اخر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**A'sâyla.***Koyun ve keçiden oluşan küçük baş.****A'sâda.

Ayet 19

2365|20|19|قَالَ أَلْقِهَا يَٰمُوسَىٰ
2365|20|19|قال القها يموسي
19. Kâle elkıhâ yâ mûsâ.
Dedi*: "At onu** ey Mûsâ."
Ahmed Samira: 19 He said: "Throw it away, you Moses."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 elkiha at onu أَلْقِهَا لقي
3 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Allah. Anlatım tekrar Cibrîl'e döndü.**A'sâyı.

Ayet 20

2366|20|20|فَأَلْقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ
2366|20|20|فالقيها فاذا هي حيه تسعي
20. Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.
Öyle ki attı* onu**; öyle ki (o) zaman o*** bir canlıydı**** (ki) gayret ediyordu*****.
Ahmed Samira: 20 So he threw it away, so then it is (a) quick moving snake/alive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feelkaha öyle ki attı onu فَأَلْقَاهَا لقي
2 fe iza öyle ki (o) aman فَإِذَا -
3 hiye o هِيَ -
4 hayyetun bir canlıydı (ki) حَيَّةٌ حيي
5 tes'aa gayret ediyordu تَسْعَىٰ سعي

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**A'sâyı.***A'sâ.****Hayat dolu, yaşayan.****Belirli bir hedefe, amaca yönelik hareket ediyordu.

Ayet 21

2367|20|21|قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلْأُولَىٰ
2367|20|21|قال خذها ولا تخف سنعيدها سيرتها الاولي
21. Kâle huzhâ ve lâ tehaf se nuîduhâ sîretehel ûlâ.
Dedi*: "Tut onu**; ve korkma; iade edeceğiz onu** ilk/evvel seyrine*** onun****."
Ahmed Samira: 21 He said: "Take it and do not fear, We will return it (to) its form , the first/beginning."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 huzha tut onu خُذْهَا اخذ
3 ve la ve وَلَا -
4 tehaf korkma تَخَفْ خوف
5 senuiyduha iade edeceğiz onu سَنُعِيدُهَا عود
6 sirateha seyrine onun سِيرَتَهَا سير
7 l-ula ilk/evvel الْأُولَىٰ اول

Notlar

Not 1: *Allah.**A'sâyı.***Gidişatına ; Levh-i Mahfûz'dan ilk evvelki gelen bilgi seyrini tekrar yürüteceğiz ki sicimlerin titreşimiyle yeni atomlar oluşacak ve yeniden tahtadan bir a'sâ olacak.

Ayet 22

2368|20|22|وَٱضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخْرَىٰ
2368|20|22|واضمم يدك الي جناحك تخرج بيضا من غير سو ايه اخري
22. Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ.
Ve topla elini* kanadına doğru; çıkar* beyaz olmaksızın bir kötülük/şer/zarar başka bir ayet287 (olarak).
Ahmed Samira: 22 And gather/join (fold) your hand to your wing/side, it appears/emerges white with no evil/harm , another evidence/sign .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vedmum ve topla وَاضْمُمْ ضمم
2 yedeke elini يَدَكَ يدي
3 ila doğru إِلَىٰ -
4 cenahike kanadına جَنَاحِكَ جنح
5 tehruc çıkar تَخْرُجْ خرج
6 beyda'e beyaz بَيْضَاءَ بيض
7 min مِنْ -
8 gayri olmaksızın غَيْرِ غير
9 su'in bir kötülük/şer/zarar سُوءٍ سوا
10 ayeten bir bir ayet ايَةً ايي
11 uhra başka أُخْرَىٰ اخر

Notlar

Not 1: *Daha önce ceyb içinde olan elini kanadına/yanına doğru topla.**El.

Ayet 23

2369|20|23|لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَٰتِنَا ٱلْكُبْرَى
2369|20|23|لنريك من ايتنا الكبري
23. Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.
Göstermek içindir sana* ayetlerimizden237 büyüğünü.
Ahmed Samira: 23 To show you/make you understand (E) from Our evidences/signs the greatest/biggest .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 linuriyeke göstermek içindir لِنُرِيَكَ راي
2 min مِنْ -
3 ayatina ayetlerimizden ايَاتِنَا ايي
4 l-kubra büyüğünü الْكُبْرَى كبر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 24

2370|20|24|ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
2370|20|24|اذهب الي فرعون انه طغي
24. İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
Git firavuna711 doğru; doğrusu o tâğûtlaştı442.
Ahmed Samira: 24 Go to Pharaoh, that he truly tyrannized .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 izheb git اذْهَبْ ذهب
2 ila doğru إِلَىٰ -
3 fir'avne firavuna فِرْعَوْنَ -
4 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
5 taga tâğûtlaştı طَغَىٰ طغي

Ayet 25

2371|20|25|قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى
2371|20|25|قال رب اشرح لي صدري
25. Kâle rabbişrah lî sadrî.
Dedi*: "Rabbim4! Aç bana göğsümü**."
Ahmed Samira: 25 He said: "My Lord expand/delight for me, my chest (innermost)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 şrah اشْرَحْ شرح
4 li bana لِي -
5 sadri göğsümü صَدْرِي صدر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Göğsümün daralmasını, sıkıntısını aç gider.

Ayet 26

2372|20|26|وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى
2372|20|26|ويسر لي امري
26. Ve yessir lî emrî.
"Ve kolaylaştır bana* emrimi**."
Ahmed Samira: 26 And ease/make flexible for me my matter/affair.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yessir ve kolaylaştır وَيَسِّرْ يسر
2 li bana لِي -
3 emri emrimi أَمْرِي امر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Bana verdiğin emri, işi.

Ayet 27

2373|20|27|وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى
2373|20|27|واحلل عقده من لساني
27. Vahlul ukdeten min lisânî.
"Ve çöz düğümü* lisanımdan**."
Ahmed Samira: 27 And untie/undo (the) difficulty/knot from my tongue/speech.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vehlul ve çöz وَاحْلُلْ حلل
2 ukdeten düğümünü عُقْدَةً عقد
3 min مِنْ -
4 lisani lisanımdan لِسَانِي لسن

Notlar

Not 1: *Bağ.**Dilimden.

Ayet 28

2374|20|28|يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى
2374|20|28|يفقهوا قولي
28. Yefkahû kavlî.
"Fıkıh770 ederler kavlimi/sözümü."
Ahmed Samira: 28 They understand/know my speech .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yefkahu fıkıh ederler يَفْقَهُوا فقه
2 kavli kavlimi/sözümü قَوْلِي قول

Ayet 29

2375|20|29|وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِى
2375|20|29|واجعل لي وزيرا من اهلي
29. Vec’al lî vezîren min ehlî.
"Ve yap bana* bir vezîr1101 ehlimden568."
Ahmed Samira: 29 And make/put for me a minister/supporter from my family/relation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vec'al ve yap وَاجْعَلْ جعل
2 li bana لِي -
3 veziran bir vezîr وَزِيرًا وزر
4 min مِنْ -
5 ehli ehlimden أَهْلِي اهل

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 30

2376|20|30|هَٰرُونَ أَخِى
2376|20|30|هرون اخي
30. Hârûne ahî.
"Hârûn'u; kardeşimi."
Ahmed Samira: 30 Aaron, my brother.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 harune Hârûn'u هَارُونَ -
2 ehi kardeşimi أَخِي اخو

Ayet 31

2377|20|31|ٱشْدُدْ بِهِۦٓ أَزْرِى
2377|20|31|اشدد به ازري
31. Uşdud bihî ezrî.
"Şiddetlendir onunla* arkamı."
Ahmed Samira: 31 Strengthen/support with him my power .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 aşdud şiddetlendir اشْدُدْ شدد
2 bihi onunla بِهِ -
3 ezri arkamı أَزْرِي ازر

Notlar

Not 1: *Hârûn'la.

Ayet 32

2378|20|32|وَأَشْرِكْهُ فِىٓ أَمْرِى
2378|20|32|واشركه في امري
32. Ve eşrikhu fî emrî.
"Ve ortak* et onu emrimde."
Ahmed Samira: 32 And share him/make him a partner in my matter/affair.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eşrikhu ve ortak et onu وَأَشْرِكْهُ شرك
2 fi فِي -
3 emri emrimde أَمْرِي امر

Notlar

Not 1: *Şirk. Tek olan bir şeye başka bir şeyi veya şeyleri dahil etmek, ortak etmek. Mûsâ görevine Hârûn'un da dahil edilmesini Rabbinden istiyor. Şirk kelimesi burada bize büyük bir işaret veriyor. Kur'an'ın emirlerine, hükümlerine onun astında hadis kitaplarının hükümlerini ortak etmek, dahil etmek de apaçık bir şirktir. En büyük günahtır.

Ayet 33

2379|20|33|كَىْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا
2379|20|33|كي نسبحك كثيرا
33. Key nusebbihake kesîrâ(kesîren).
"Tesbih31 ederiz diye seni çokça."
Ahmed Samira: 33 So that/in order that we praise/glorify you much.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 key diye كَيْ -
2 nusebbihake tesbih ederiz seni نُسَبِّحَكَ سبح
3 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Ayet 34

2380|20|34|وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا
2380|20|34|ونذكرك كثيرا
34. Ve nezkureke kesîrâ(kesîren).
"Ve zikrederiz78 seni çokça."
Ahmed Samira: 34 And we mention/remember you much.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nezkurake ve zikrederiz seni وَنَذْكُرَكَ ذكر
2 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Ayet 35

2381|20|35|إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا
2381|20|35|انك كنت بنا بصيرا
35. İnneke kunte binâ basîrâ(basîren).
"Doğrusu sen; sensin bize bir Basîr513."
Ahmed Samira: 35 That you were/are with us seeing/knowing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
2 kunte sensin كُنْتَ كون
3 bina bize بِنَا -
4 besiran bir Basîr بَصِيرًا بصر

Ayet 36

2382|20|36|قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَٰمُوسَىٰ
2382|20|36|قال قد اوتيت سولك يموسي
36. Kâle kad ûtîte su’leke yâ mûsâ.
Dedi*: "Muhakkak ki verildi sual ettiğin** ey Mûsâ."
Ahmed Samira: 36 He said: "You had been given your request/question, you Moses."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 kad muhakkak ki قَدْ -
3 utite verildi أُوتِيتَ اتي
4 su'leke sual ettiğin سُؤْلَكَ سال
5 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Allah.**Sorduğun.

Ayet 37

2383|20|37|وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰٓ
2383|20|37|ولقد مننا عليك مره اخري
37. Ve lekad menennâ aleyke merreten uhrâ.
Ant olsun minnet982 etmiştik sana* başka bir kere.
Ahmed Samira: 37 And We had blessed on you another time.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
2 menenna minnet etmiştik مَنَنَّا منن
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 merraten bir kere مَرَّةً مرر
5 uhra başka أُخْرَىٰ اخر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 38

2384|20|38|إِذْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ
2384|20|38|اذ اوحينا الي امك ما يوحي
38. İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
Vahy603 ettiğimiz zaman annene* vahy603 edileni.
Ahmed Samira: 38 When We inspired/transmitted to your mother what is being inspired/transmitted.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 evhayna vahy ettiğimiz أَوْحَيْنَا وحي
3 ila إِلَىٰ -
4 ummike annene أُمِّكَ امم
5 ma مَا -
6 yuha vahyedileni يُوحَىٰ وحي

Notlar

Not 1: *Rabbimiz Mûsâ'nın annesine de vahy etmiştir. Rabbimiz dilediği kimseye ilham eder; bazı şeyleri bildirir veya bazı yönlendirmeler yapar. Mûsâ'nın annesi vahy aldı diye nebi veya resûl olmadı. Çünkü ona verilen vahiy dinde hüküm koyucu bilgiler değildi. Dinde hüküm koyucu vahiyler ancak kutsal kitaplarda yazılı olanlardır. Tilavet edilmemiş vahy olarak nebilere yapılan vahiy dini kaynak olmuş olsaydı mutlaka şerefli kutsal kitaplara girmiş olurdu. Uyduruk hadisleri/söylentileri nebi Muhammed'e verilen tilavet edilmemiş vahiydir diyenler cehennemde yerini hazırlasın.

Ayet 39

2385|20|39|أَنِ ٱقْذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقْذِفِيهِ فِى ٱلْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ ٱلْيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّى وَعَدُوٌّ لَّهُۥ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّى وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِىٓ
2385|20|39|ان اقذفيه في التابوت فاقذفيه في اليم فليلقه اليم بالساحل ياخذه عدو لي وعدو له والقيت عليك محبه مني ولتصنع علي عيني
39. Enıkzifîhi fît tâbûti fakzifîhi fîl yemmi felyulkıhil yemmu bis sâhıli ye’huzhu aduvvun lî ve aduvvun leh(lehu), ve elkaytu aleyke mehabbeten minnî ve li tusnea alâ aynî.
Diye (ki) "At onu* tabuta; öyle ki at onu* yemme1107**"; öyle ki bırakır onu*** yemm1107**** sahile; edinir onu*** bir düşman bana ve düşman ona*****"; ve bıraktım senin****** üzerine bir muhabbet benden; ve işlenmen******* için gözümün önünde.
Ahmed Samira: 39 That throw/hurl him in the box/chest so throw/hurl him in the body of water (sea/river/lake), so the body of water (sea/river/lake) will throw him by the shore/(river) bank/coast. An enemy for Me, and an enemy for him takes/receives him; and I threw on you love/affection from Me, and to be made on My sight/watchfulness/protection.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eni diye أَنِ -
2 kzifihi at onu اقْذِفِيهِ قذف
3 fi فِي -
4 t-tabuti tabuta التَّابُوتِ -
5 fekzifihi öyle ki at onu فَاقْذِفِيهِ قذف
6 fi فِي -
7 l-yemmi suya الْيَمِّ يمم
8 felyulkihi öyle ki bırakır onu فَلْيُلْقِهِ لقي
9 l-yemmu su الْيَمُّ يمم
10 bis-sahili sahile بِالسَّاحِلِ سحل
11 ye'huzhu edinir onu يَأْخُذْهُ اخذ
12 aduvvun bir düşman عَدُوٌّ عدو
13 li bana لِي -
14 ve aduvvun ve düşman وَعَدُوٌّ عدو
15 lehu ona لَهُ -
16 ve elkaytu ve bıraktım وَأَلْقَيْتُ لقي
17 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
18 mehabbeten bir muhabbet مَحَبَّةً حبب
19 minni benden مِنِّي -
20 velitusnea ve işlenip şekillendirilen için وَلِتُصْنَعَ صنع
21 ala önünde عَلَىٰ -
22 ayni gözümün عَيْنِي عين

Notlar

Not 1: *Mûsâ'yı.**Nil nehrine.***Mûsâ'yı.****Nil nehri.*****Mûsâ'ya.******Mûsâ.*******Sanayi olarak işlenip üretilmen, yetiştirilmen.

Ayet 40

2386|20|40|إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَٰمُوسَىٰ
2386|20|40|اذ تمشي اختك فتقول هل ادلكم علي من يكفله فرجعنك الي امك كي تقر عينها ولا تحزن وقتلت نفسا فنجينك من الغم وفتنك فتونا فلبثت سنين في اهل مدين ثم جيت علي قدر يموسي
40. İz temşî uhtuke fe tekûlu hel edullukum alâ men yekfuluh(yekfuluhu), fe reca’nâke ilâ ummike key takarre aynuhâ ve lâ tahzen(tahzene), ve katelte nefsen fe necceynâke minel gammi ve fetennâke futûnâ(futûnen), fe lebiste sinîne fî ehli medyene summe ci’te alâ kaderin yâ mûsâ.
Yürüdüğü zaman kız kardeşin öyle ki diyordu*: "Delalet1102 edeyim mi sizlere kimseyi (ki) kefil olur ona**?"; öyle ki geri döndürdük seni annene 'sakinleşsin/kararlı olsun gözü ve hüzünlemesin' diye; ve katletmiştin35 bir nefsi201 öyle ki kurtarmıştık seni gamdan; ve fitnelendirdik610 seni bir fitne610 (-le); öyle ki kaldın senelerce Medyen ehlinde568; sonra geldin bir kadere*** ey Mûsâ!
Ahmed Samira: 40 And when your sister walks, so she says: Do I guide/lead you on (to) who maintains him ?" So We returned you to your mother, in order that her eye/sight delight/satisfy , and nor she be saddened/grieved, and you killed a self so We saved/rescued you from the grief/sadness/depression, and We tested you , testfully , so you stayed/remained years in Madya’s people , then you came on a predestiny you Moses."

Notlar

Not 1: *Kız kardeşin.**Mûsâ'ya.***Ölçüye.

Ayet 41

2387|20|41|وَٱصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسِى
2387|20|41|واصطنعتك لنفسي
41. Vastana’tuke li nefsî.
Ve işledim* seni** nefsime406.
Ahmed Samira: 41 And I made you for My self.

Notlar

Not 1: *Sanayi olarak işleyip üretmek, yetiştirmek.**Mûsâ.

Ayet 42

2388|20|42|ٱذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَٰتِى وَلَا تَنِيَا فِى ذِكْرِى
2388|20|42|اذهب انت واخوك بايتي ولا تنيا في ذكري
42. İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî.
Git sen* ve kardeşin** ayetlerimle677; ve asla gevşemeyin ikiniz zikrimde78.
Ahmed Samira: 42 Go, you and your brother with My evidences/signs/verses, and do not weaken/relax in mentioning/remembering Me.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 izheb git اذْهَبْ ذهب
2 ente sen أَنْتَ -
3 ve ehuke ve kardeşin وَأَخُوكَ اخو
4 biayati ayetlerimle بِايَاتِي ايي
5 ve la ve asla وَلَا -
6 teniya gevşemeyin ikiniz تَنِيَا وني
7 fi فِي -
8 zikri zikrimde ذِكْرِي ذكر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Hârûn.

Ayet 43

2389|20|43|ٱذْهَبَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
2389|20|43|اذهبا الي فرعون انه طغي
43. İzhebâ ilâ fir’avne innehu tagâ.
Gidin ikiniz* firavuna678; doğrusu o** tûğyân442 etti.
Ahmed Samira: 43 You (B) go to Pharaoh, that he truly, he tyrannized.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 izheba gidin ikiniz اذْهَبَا ذهب
2 ila إِلَىٰ -
3 fir'avne firavuna doğru فِرْعَوْنَ -
4 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
5 taga tûğyân etti طَغَىٰ طغي

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.**Firavun.

Ayet 44

2390|20|44|فَقُولَا لَهُۥ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ
2390|20|44|فقولا له قولا لينا لعله يتذكر او يخشي
44. Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşâ.
Öyle ki deyin ikiniz* ona** leyyin1103 bir kavil/söz; belki o zikreder78 ya da haşyet53 duyar.
Ahmed Samira: 44 So you (B) say to him a lenient/flexible saying/opinion and belief, maybe/perhaps he mentions/remembers, or fears.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe kula öyle ki deyin ikiniz فَقُولَا قول
2 lehu ona لَهُ -
3 kavlen bir kavil/söz قَوْلًا قول
4 leyyinen bir leyyin لَيِّنًا لين
5 leallehu belki o لَعَلَّهُ -
6 yetezekkeru zikreder يَتَذَكَّرُ ذكر
7 ev ya da أَوْ -
8 yehşa haşyet duyar يَخْشَىٰ خشي

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.**Firavuna.

Ayet 45

2391|20|45|قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَآ أَوْ أَن يَطْغَىٰ
2391|20|45|قالا ربنا اننا نخاف ان يفرط علينا او ان يطغي
45. Kâlâ rabbenâ innenâ nehâfu en yefruta aleynâ ev en yatgâ.
Dedi ikisi*: "Rabbimiz4! Doğrusu biz korkuyoruz ki ifratlaşır1018** bize ya da ki tûğyân442 eder."
Ahmed Samira: 45 They (B) said: "Our Lord, that we truly fear that he hastens/abuses on us or that he tyrannizes."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kala dedi ikisi قَالَا قول
2 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
3 innena doğrusu biz إِنَّنَا -
4 nehafu korkuyoruz نَخَافُ خوف
5 en ki أَنْ -
6 yefruta ifratlaşır يَفْرُطَ فرط
7 aleyna bize عَلَيْنَا -
8 ev ya da أَوْ -
9 en ki أَنْ -
10 yetga tûğyân eder يَطْغَىٰ طغي

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.**Firavun.

Ayet 46

2392|20|46|قَالَ لَا تَخَافَآ إِنَّنِى مَعَكُمَآ أَسْمَعُ وَأَرَىٰ
2392|20|46|قال لا تخافا انني معكما اسمع واري
46. Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ.
Dedi*: "Korkmayın**; doğrusu ben beraberim ikinizle; işitir ve görürüm."
Ahmed Samira: 46 He said: "Do not fear (B), that I am (E) with you (B), I hear/listen, and I see/understand."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 la لَا -
3 tehafa korkmayın تَخَافَا خوف
4 inneni doğrusu ben إِنَّنِي -
5 meakuma beraberim sizinle مَعَكُمَا -
6 esmeu işitir أَسْمَعُ سمع
7 ve era ve görürüm وَأَرَىٰ راي

Notlar

Not 1: *Allah.**Korku içgüdüsel bir duygudur. Onu yenmenin/bastırmanın yolunu Rabbimiz bize göstermiştir. Müminler evrenleri yaratan, kendisinin bilgisi olmadan 1.65x10-35 metre uzunluğundaki bir sicimin bile titreşemediği Yüce varlığın kendileriyle birlikte olduklarını bilmelidirler. İşiten ve gören Yüce Allah'ın gözünün önünde olduklarını bilen gerçek müminlere korku yoktur.

Ayet 47

2393|20|47|فَأْتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَٰكَ بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ
2393|20|47|فاتياه فقولا انا رسولا ربك فارسل معنا بني اسريل ولا تعذبهم قد جينك بايه من ربك والسلم علي من اتبع الهدي
47. Fe’tiyâhu fe kûlâ innâ resûlâ rabbike fe ersil meanâ benî isrâîle ve lâ tuazzibhum, kad ci’nâke bi âyetin min rabbik(rabbike), ves selâmu alâ menittebeal hudâ.
Öyle ki gelin ikiniz* ona**; öyle ki deyin ikiniz*: "Doğrusu biz* iki resûlüyüz418 (senin) Rabbinin4; öyle ki gönder bizimle İsrâîloğullarını197; ve zulmetme257 onlara***; muhakkak geldik sana bir ayetle287 Rabbinden4; ve selâm748 üzerinedir kimsenin (ki) tabi oldu kılavuza192."
Ahmed Samira: 47 So you (B) come to him, so you (B) say: We (E) are your Lord’s two messengers, so send with us Israel’s sons and daughters, and do not torture them, We had come to you with a sign/evidence from your Lord, and the greeting/safety/security on who followed the guidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe'tiyahu öyle ki gelin ona فَأْتِيَاهُ اتي
2 fe kula öyle ki deyin ikiniz فَقُولَا قول
3 inna doğrusu biz إِنَّا -
4 rasula iki resûlüyüz رَسُولَا رسل
5 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
6 feersil öyle ki gönder فَأَرْسِلْ رسل
7 meana bizimle مَعَنَا -
8 beni oğullarını بَنِي بني
9 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
10 ve la ve وَلَا -
11 tuazzibhum zulmetme onlara تُعَذِّبْهُمْ عذب
12 kad muhakkak قَدْ -
13 ci'nake geldik sana جِئْنَاكَ جيا
14 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
15 min مِنْ -
16 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
17 ve sselamu ve selâm وَالسَّلَامُ سلم
18 ala üzerinedir عَلَىٰ -
19 meni kimse مَنِ -
20 ttebea tabi oldu اتَّبَعَ تبع
21 l-huda doğru yola kılavuza الْهُدَىٰ هدي

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.**Firavuna.***İsrâîloğullarına.

Ayet 48

2394|20|48|إِنَّا قَدْ أُوحِىَ إِلَيْنَآ أَنَّ ٱلْعَذَابَ عَلَىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
2394|20|48|انا قد اوحي الينا ان العذاب علي من كذب وتولي
48. İnnâ kad ûhıye ileynâ ennel azâbe alâ men kezzebe ve tevellâ.
"Doğrusu biz (ki) muhakkak vahy olundu603 üzerimize ki yalanlamış ve yüz çevirmiş kimse üzerinedir azap."
Ahmed Samira: 48 We (E) had been inspired/transmitted to us that the torture (is) on who lied/denied/falsified and turned away.217

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 kad muhakkak قَدْ -
3 uhiye vahyolundu أُوحِيَ وحي
4 ileyna üzerimize إِلَيْنَا -
5 enne ki أَنَّ -
6 l-azabe azap الْعَذَابَ عذب
7 ala üzerinedir عَلَىٰ -
8 men kimsenin مَنْ -
9 kezzebe yalanladı كَذَّبَ كذب
10 ve tevella ve yüz çevirdi وَتَوَلَّىٰ ولي

Ayet 49

2395|20|49|قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَٰمُوسَىٰ
2395|20|49|قال فمن ربكما يموسي
49. Kâle fe men rabbikumâ yâ mûsâ.
Dedi*: "Öyle ki kimdir ikinizin Rabbi4 ey Mûsâ."
Ahmed Samira: 49 He said: "So who (is) your (B)’s Lord, you Moses?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 femen öyle ki kimdir فَمَنْ -
3 rabbukuma ikinizin Rabbi رَبُّكُمَا ربب
4 ya musa ey Musa يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Firavun.

Ayet 50

2396|20|50|قَالَ رَبُّنَا ٱلَّذِىٓ أَعْطَىٰ كُلَّ شَىْءٍ خَلْقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ
2396|20|50|قال ربنا الذي اعطي كل شي خلقه ثم هدي
50. Kâle rabbunellezî a’tâ kulle şey’in halkahu summe hedâ.
Dedi*: "Rabbimiz4; ki vermiş (olandır) her bir şeye onun* yaratılışını; sonra kılavuzlamış192*** (olandır)."
Ahmed Samira: 50 He said: "Our Lord (is) who gave/granted every thing its creation then He guided."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
3 llezi ki الَّذِي -
4 ea'ta vermiş (olandır) أَعْطَىٰ عطو
5 kulle her كُلَّ كلل
6 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
7 halkahu yaratılışını خَلْقَهُ خلق
8 summe sonra ثُمَّ -
9 heda doğru yola kılavuzlamış (olandır) هَدَىٰ هدي

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Her bir şey kendi yaratılış kuantum bilgisine göre yaratılır.***Rabbimiz her yarattığını doğru yola mutlaka kılavuzlar. Bilinç sahibi insanlar gibi sınava tabi olanlara o kılavuza uymamak izni verilmiştir.

Ayet 51

2397|20|51|قَالَ فَمَا بَالُ ٱلْقُرُونِ ٱلْأُولَىٰ
2397|20|51|قال فما بال القرون الاولي
51. Kâle fe mâ bâlul kurûnil ûlâ.
Dedi*: "Öyle ki nedir durumu** evvelki karınların***?"
Ahmed Samira: 51 He said: "So what (about the) affair/condition (of) the first/beginning generations/centuries ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fema öyle ki nedir فَمَا -
3 balu durumu بَالُ بول
4 l-kuruni karınların الْقُرُونِ قرن
5 l-ula evvelki الْأُولَىٰ اول

Notlar

Not 1: *Firavun.**Önemi.***Nesillerin.

Ayet 52

2398|20|52|قَالَ عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَٰبٍ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى
2398|20|52|قال علمها عند ربي في كتب لا يضل ربي ولا ينسي
52. Kâle ilmuhâ inde rabbî fî kitâb(kitâbin), lâ yadıllu rabbî ve lâ yensâ.
Dedi*: "İlmi onun** Rabbimin4 indindedir/katındadır; bir kitaptadır***; dalalete128 düşmez Rabbim4; ve unutmaz."
Ahmed Samira: 52 He said: "Its knowledge (is) at my Lord in a Book , my Lord does not misguide and nor forgets."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ilmuha ilmi onun عِلْمُهَا علم
3 inde indindedir/katındadır عِنْدَ عند
4 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
5 fi فِي -
6 kitabin bir kitaptadır كِتَابٍ كتب
7 la لَا -
8 yedillu dalalete düşmez يَضِلُّ ضلل
9 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
10 ve la ve de وَلَا -
11 yensa unutmaz يَنْسَى نسي

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Firavunun sorduğu sorunun ilmi/bilgisi.***Yazıttadır.

Ayet 53

2399|20|53|ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّن نَّبَاتٍ شَتَّىٰ
2399|20|53|الذي جعل لكم الارض مهدا وسلك لكم فيها سبلا وانزل من السما ما فاخرجنا به ازوجا من نبات شتي
53. Ellezî ceale lekumul arda mehden ve seleke lekum fîhâ subulen ve enzele mines semâi mââ(mâen), fe ahrecnâ bihî ezvâcen min nebâtin şettâ.
Ki yapmış (olandır) sizlere yeri bir beşik1104; ve geçirdi sizlere onda* yollar**; ve indirdi gökten bir su179; ve çıkardık onunla*** zevceler**** bitkiden çeşit çeşit.
Ahmed Samira: 53 Who made/put for you the earth/Planet Earth spread , and He threaded/passed for you in it roads/means , and He descended from the sky water, so We brought out with it pairs/spouses from different/various plants.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezi ki الَّذِي -
2 ceale yapmış (olandır) جَعَلَ جعل
3 lekumu sizlere لَكُمُ -
4 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
5 mehden bir beşik مَهْدًا مهد
6 ve seleke ve geçirdi وَسَلَكَ سلك
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 fiha onda فِيهَا -
9 subulen yollar سُبُلًا سبل
10 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
11 mine مِنَ -
12 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
13 maen bir su مَاءً موه
14 feehracna ve çıkardık فَأَخْرَجْنَا خرج
15 bihi onunla بِهِ -
16 ezvacen bir zevceler أَزْوَاجًا زوج
17 min مِنْ -
18 nebatin bitkiden نَبَاتٍ نبت
19 şetta çeşit çeşit شَتَّىٰ شتت

Notlar

Not 1: *Yerde.**Dağların arasından geçen yollar.***Suyla.****Eşler, çiftler.

Ayet 54

2400|20|54|كُلُوا۟ وَٱرْعَوْا۟ أَنْعَٰمَكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ
2400|20|54|كلوا وارعوا انعمكم ان في ذلك لايت لاولي النهي
54. Kulû ver’av en’âmekum, inne fî zâlike le âyâtin li ulîn nuhâ.
Yiyin ve otlatın en'âmınızı645; doğrusu bundadır mutlaka ayetler237 nuhâ1117 sahiplerine.
Ahmed Samira: 54 Eat and graze/pasture your camels/livestock, that truly in that (are) evidences/signs (E) to (owners) of the minds/reasoning/powers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kulu yiyin كُلُوا اكل
2 ver'av ve otlatın وَارْعَوْا رعي
3 en'aamekum enâmınızı أَنْعَامَكُمْ نعم
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 fi فِي -
6 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
7 layatin mutlaka ayetler لَايَاتٍ ايي
8 liuli sahiplerine لِأُولِي اول
9 n-nuha alıkoyan النُّهَىٰ نهي

Ayet 55

2401|20|55|مِنْهَا خَلَقْنَٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ
2401|20|55|منها خلقنكم وفيها نعيدكم ومنها نخرجكم تاره اخري
55. Minhâ halaknâkum ve fîhâ nuîdukum ve minhâ nuhricukum târeten uhrâ.
Ondan* yarattık sizleri; ve ona* geri döndürürüz sizleri; ve ondan*** çıkarırız sizleri öteki bir kez.
Ahmed Samira: 55 From it We created you, in it We return/repeat you, and from it We bring you out another once/again.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 minha ondan مِنْهَا -
2 haleknakum yarattık sizleri خَلَقْنَاكُمْ خلق
3 ve fiha ve ona وَفِيهَا -
4 nuiydukum geri döndürürüz sizleri نُعِيدُكُمْ عود
5 ve minha ve ondan وَمِنْهَا -
6 nuhricukum çıkarırız sizleri نُخْرِجُكُمْ خرج
7 taraten bir kez تَارَةً تور
8 uhra öteki أُخْرَىٰ اخر

Notlar

Not 1: *Yerden.**Yere.***Yerden; buradaki yer ahiret evrenindeki gezegeni işaret eder.

Ayet 56

2402|20|56|وَلَقَدْ أَرَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ
2402|20|56|ولقد ارينه ايتنا كلها فكذب وابي
56. Ve lekad ereynâhu âyâtinâ kullehâ fe kezzebe ve ebâ.
Ve ant olsun gösterdik ona* ayetlerimizi237; hepsini onun**; öyle ki yalanladı*** ve hoşlanmadı/reddetti****.
Ahmed Samira: 56 And We had shown him/made him understand from Our verses/evidences/signs all of it, so he denied/falsified and refused/hated.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 eraynahu gösterdik ona أَرَيْنَاهُ راي
3 ayatina ayetlerimizi ايَاتِنَا ايي
4 kulleha hepsini onun كُلَّهَا كلل
5 fekezzebe öyle ki yalanladı فَكَذَّبَ كذب
6 ve eba ve hoşlanmadı/reddetti وَأَبَىٰ ابي

Notlar

Not 1: *Firavuna.**Mûsâ'ya verilen 9 ayetin.***Gerçek/hak olanın üzerini örttü, kâfirlik etti ve kabul etmedi.****İblîs'in tarzı. Hak gerçeği değil de nefsine uygun olanı tercih etti.

Ayet 57

2403|20|57|قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ
2403|20|57|قال اجيتنا لتخرجنا من ارضنا بسحرك يموسي
57. Kâle e ci’tenâ li tuhricenâ min ardınâ bi sihrike yâ mûsâ.
Dedi*: "Geldin mi bize çıkarmak için bizi yerimizden** sihrinle*** ey Mûsâ?"
Ahmed Samira: 57 He said: "Did you come to us to bring us out from our land/Earth with your magic/sorcery, you Moses?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 eci'tena geldin mi bize أَجِئْتَنَا جيا
3 lituhricena çıkarmak için bizi لِتُخْرِجَنَا خرج
4 min مِنْ -
5 erdina yerimizden أَرْضِنَا ارض
6 bisihrike sihrinle بِسِحْرِكَ سحر
7 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *Firavun.**Mısır'dan.***Firavun Mûsâ'nın gösterdiği ayetleri sihir sanmaktadır. Sihir diyerek küçümsemektedir. Yalanlamaktadır. Bir şeyin gerçekliğinin hakkını vermemek de yalanlamaktır.

Ayet 58

2404|20|58|فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِّثْلِهِۦ فَٱجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَّا نُخْلِفُهُۥ نَحْنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًا سُوًى
2404|20|58|فلناتينك بسحر مثله فاجعل بيننا وبينك موعدا لا نخلفه نحن ولا انت مكانا سوي
58. Fe le ne’tiyenneke bi sıhrin mislihî fec’al beynenâ ve beyneke mev’ıden lâ nuhlifuhu nahnu ve lâ ente mekânen suvâ(suven).
"Öyle ki mutlak geliriz* sana** onun*** misli870 bir sihirle283; öyle ki yap aramıza ve arana bir vaat**** (ki) ihtilaf etmez***** ona biz ve ne de sen seviyeli/düzgün bir mekan (olarak)."
Ahmed Samira: 58 So we will come to you, with magic/sorcery equal/alike to it, so make/put between us and between you an appointment we do not break it, we and nor you, a place/position equally distanced/just .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felene'tiyenneke öyle ki mutlak geliriz sana فَلَنَأْتِيَنَّكَ اتي
2 bisihrin bir sihirle بِسِحْرٍ سحر
3 mislihi misli onun مِثْلِهِ مثل
4 fec'al öyle ki yap فَاجْعَلْ جعل
5 beynena aramızla بَيْنَنَا بين
6 ve beyneke ve arana وَبَيْنَكَ بين
7 mev'iden bir vaat yeri مَوْعِدًا وعد
8 la لَا -
9 nuhlifuhu ihtilaf etmez ona نُخْلِفُهُ خلف
10 nehnu biz نَحْنُ -
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 ente sen أَنْتَ -
13 mekanen bir mekan مَكَانًا كون
14 suven seviyeli/düzgün سُوًى سوي

Notlar

Not 1: *Firavun ve ahalisi.**Mûsâ.***Ayetin.****Zaman ve yer vaadi.*****Anlaşmazlık etmez.

Ayet 59

2405|20|59|قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحْشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًى
2405|20|59|قال موعدكم يوم الزينه وان يحشر الناس ضحي
59. Kâle mev’ıdukum yevmuz zîneti ve en yuhşeren nâsu duhâ(duhan).
Dedi*: "Vaadiniz** ziynet856 günüdür1105; ve ki haşredilir556 insanlar bir aydınlık*** (-la).
Ahmed Samira: 59 He said: "Your appointment (is) day (of) the decoration/beauty/ornament, and that the people be gathered at sunrise/daybreak ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 mev'idukum vaadiniz مَوْعِدُكُمْ وعد
3 yevmu günüdür يَوْمُ يوم
4 z-zineti ziynet الزِّينَةِ زين
5 ve en ve ki وَأَنْ -
6 yuhşera haşredilir يُحْشَرَ حشر
7 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
8 duhen bir aydınlık (-la) ضُحًى ضحو

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Zaman ve yer vaadi.***Güneş'in duhâsı yani Güneş'in ışıklarının ilk aydınlık zamanı.

Ayet 60

2406|20|60|فَتَوَلَّىٰ فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ
2406|20|60|فتولي فرعون فجمع كيده ثم اتي
60. Fe tevellâ fir’avnu fe cemea keydehu summe etâ.
Öyle ki yüz çevirdi firavun678; öyle ki topladı* stratejisini**; sonra geldi*.
Ahmed Samira: 60 So Pharaoh turned away, so he gathered/collected his plot/deceit then he came .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetevella öyle ki yüz çevirdi فَتَوَلَّىٰ ولي
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 fe cemea öyle ki topladı فَجَمَعَ جمع
4 keydehu stratejisini كَيْدَهُ كيد
5 summe sonra ثُمَّ -
6 eta geldi أَتَىٰ اتي

Notlar

Not 1: *Firavun.**Akıllıca entrika kurmak, planlama.

Ayet 61

2407|20|61|قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُم بِعَذَابٍ وَقَدْ خَابَ مَنِ ٱفْتَرَىٰ
2407|20|61|قال لهم موسي ويلكم لا تفتروا علي الله كذبا فيسحتكم بعذاب وقد خاب من افتري
61. Kâle lehum mûsâ veylekum lâ tefterû alallâhi keziben fe yushıtekum bi azâb(azâbin), ve kad hâbe menifterâ.
Dedi onlara Mûsâ: "Vay halinize! İftira883 atmayın Allah üzerine bir yalan402; öyle ki sürükler* sizleri bir azapla ve muhakkak heba1106** oldu iftira883 atmış kimse."
Ahmed Samira: 61 Moses said to them: "Your calamity/scandal/grief , do not fabricate/cut and split on (about) God lies/falsifications , so He destroys/uproots you with a torture, and who fabricated/cut and split had failed/despaired ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 veylekum vay halinize وَيْلَكُمْ -
5 la لَا -
6 tefteru iftira atmayın تَفْتَرُوا فري
7 ala üzerine عَلَى -
8 llahi Allah اللَّهِ -
9 keziben bir yalan كَذِبًا كذب
10 feyushitekum öyle ki sürükler sizleri فَيُسْحِتَكُمْ سحت
11 biazabin bir azapla بِعَذَابٍ عذب
12 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
13 habe heba oldu خَابَ خيب
14 meni kimse مَنِ -
15 ftera iftira attı افْتَرَىٰ فري

Notlar

Not 1: *Söker sürükler. **Heba kelimesinin seçilmesi de çok anlamlıdır. Ahiret evreninde Yüce Allah'a iftira atanlar yani kutsal kitapların astından uydurmalarla Allah adına din oluşturanlar samimiyetle umdukları bu başarıya asla ulaşamayacaklardır. Şerefli Kur'an'ın astında uyduruk söylenti/hadis kitaplarıyla Yüce Allah'ın biricik dinine uyduruk hükümler koyanlar da böyledir.

Ayet 62

2408|20|62|فَتَنَٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ
2408|20|62|فتنزعوا امرهم بينهم واسروا النجوي
62. Fe tenâzeû emrehum beynehum ve eserrûn necvâ.
Sonra çekiştiler* emirlerini** aralarında***; ve sırlaştırdılar fısıldaşmayı.
Ahmed Samira: 62 So they disputed/quarreled their matter/affair between them, and they kept the secret conversation secret.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetenazeu sonra çekiştiler فَتَنَازَعُوا نزع
2 emrahum emirlerini أَمْرَهُمْ امر
3 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
4 ve eserru ve sırlaştırdılar وَأَسَرُّوا سرر
5 n-necva fısıldaşmayı النَّجْوَىٰ نجو

Notlar

Not 1: *Çekişmeli tartışma; firavun ve adamları.**İşlerini.***Firavun ve adamları.

Ayet 63

2409|20|63|قَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ
2409|20|63|قالوا ان هذن لسحرن يريدان ان يخرجاكم من ارضكم بسحرهما ويذهبا بطريقتكم المثلي
63. Kâlû in hâzâni le sâhirâni yurîdâni en yuhricâkum min ardıkum bi sihrihimâ ve yezhebâ bi tarîkatikumul muslâ.
Dediler*: "Doğrusu bunlar** mutlak iki sihirbazdır283; arzularlar** ki çıkarsınlar** sizleri yerinizden sihirleriyle283 ve gidersinler** tarîkatınızı532 bir misal870****(olarak).
Ahmed Samira: 63 They said: "That those two (are) two magicians/sorcerers (E), they (B) want/intend that they (B) bring you out from your land/Earth with their (B)’s magic/sorcery, and they (B) go/eliminate with your way/religious approach/habit the best example.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 in doğrusu إِنْ -
3 hazani bu ikisi هَٰذَانِ -
4 lesahirani mutlak iki sihirbazdır لَسَاحِرَانِ سحر
5 yuridani arzular ikisi يُرِيدَانِ رود
6 en ki أَنْ -
7 yuhricakum çıkarsın ikisi sizleri يُخْرِجَاكُمْ خرج
8 min مِنْ -
9 erdikum yerinizden sizlerin أَرْضِكُمْ ارض
10 bisihrihima ikisinin sihriyle بِسِحْرِهِمَا سحر
11 ve yezheba ve gidersin ikisi وَيَذْهَبَا ذهب
12 bitarikatikumu tarîkatınızı بِطَرِيقَتِكُمُ طرق
13 l-musla bir misal (olarak) الْمُثْلَىٰ مثل

Notlar

Not 1: *Firavun ve ahalisi.**Mûsâ ve Hârûn. İkisi.***Sihir yapan kimse.****Örnek olsun.

Ayet 64

2410|20|64|فَأَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ ثُمَّ ٱئْتُوا۟ صَفًّا وَقَدْ أَفْلَحَ ٱلْيَوْمَ مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ
2410|20|64|فاجمعوا كيدكم ثم ايتوا صفا وقد افلح اليوم من استعلي
64. Fe ecmiû keydekum summe’tû saffâ(saffen), ve kad eflehal yevme menista’lâ.
Öyle ki toplayın stratejinizi*; sonra gelin bir saf** (olarak); ve muhakkak felaha326 erdi bugün kimse (ki) yüceleşti***.
Ahmed Samira: 64 So gather/collect your plot/deceit then come/bring (it in) a row/line , and had succeeded/won today who (is) defeated/overcame, and became dignified.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feecmiu öyle ki toplayın فَأَجْمِعُوا جمع
2 keydekum stratejinizi كَيْدَكُمْ كيد
3 summe sonra ثُمَّ -
4 tu gelin ائْتُوا اتي
5 saffen bir saf (olarak) صَفًّا صفف
6 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
7 efleha felaha erdi أَفْلَحَ فلح
8 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
9 meni kimse مَنِ -
10 stea'la yüceleşti اسْتَعْلَىٰ علو

Notlar

Not 1: *Akıllıca entrika kurmak, planlama.**Dizi, sıra.***Ululaştı.

Ayet 65

2411|20|65|قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ
2411|20|65|قالوا يموسي اما ان تلقي واما ان نكون اول من القي
65. Kâlû yâ mûsâ immâ en tulkıye ve immâ en nekûne evvele men elkâ.
Dediler*: "Ey Mûsâ! Ama ya sen at veya (da) ama biz* olalım evvel atmış kimse."
Ahmed Samira: 65 They said: "You Moses either that you throw , or that we be first who threw ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -
3 imma ama إِمَّا -
4 en ki أَنْ -
5 tulkiye sen at تُلْقِيَ لقي
6 veimma ve ama وَإِمَّا -
7 en ki أَنْ -
8 nekune olalım نَكُونَ كون
9 evvele evvel أَوَّلَ اول
10 men kimse (ki) مَنْ -
11 elka attı أَلْقَىٰ لقي

Notlar

Not 1: *Sihirbazlar.

Ayet 66

2412|20|66|قَالَ بَلْ أَلْقُوا۟ فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ
2412|20|66|قال بل القوا فاذا حبالهم وعصيهم يخيل اليه من سحرهم انها تسعي
66. Kâle bel elkû, fe izâ hıbâluhum ve ısıyyuhum yuhayyelu ileyhi min sıhrihim ennehâ tes’â.
Dedi*: "Evet! Atın"; öyle ki o zaman bağları/ipleri** ve asaları** (ki) tahayyül*** ettirildi ona**** sihirlerinden (dolayı) ki o***** yürüyor.
Ahmed Samira: 66 He said: "Rather you throw ." So then their ropes/ties and their sticks/canes is imagined/believed to him from their magic/sorcery that it hastens/moves quickly .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 bel evet! بَلْ -
3 elku atın أَلْقُوا لقي
4 feiza öyle ki o zaman فَإِذَا -
5 hibaluhum bağları/ipleri onların حِبَالُهُمْ حبل
6 ve isiyyuhum ve asaları onların وَعِصِيُّهُمْ عصو
7 yuhayyelu tahayyül ettirildi يُخَيَّلُ خيل
8 ileyhi ona إِلَيْهِ -
9 min مِنْ -
10 sihrihim sihirlerinden سِحْرِهِمْ سحر
11 enneha ki o أَنَّهَا -
12 tes'aa yürüyor تَسْعَىٰ سعي

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Sihirbazların.***Hayal ettirildi; zihinde beliren hayal, gerçek olmadığı halde gerçek algısı oluşturmak. ****Mûsâ'ya.*****Atılan ip ve asa.

Ayet 67

2413|20|67|فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ
2413|20|67|فاوجس في نفسه خيفه موسي
67. Fe evcese fî nefsihî hîfeten mûsâ.
Öyle ki hissetti* nefsinde201 bir korku Mûsâ.
Ahmed Samira: 67 So he felt inner horror/fear in himself hiddenly/secretly Moses.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feevcese öyle ki hissetti فَأَوْجَسَ وجس
2 fi فِي -
3 nefsihi nefsinde نَفْسِهِ نفس
4 hifeten bir korku خِيفَةً خوف
5 musa Musa مُوسَىٰ -

Notlar

Not 1: *İçinde bir ürperti hissetti, içine bir endişe düştü.

Ayet 68

2414|20|68|قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ
2414|20|68|قلنا لا تخف انك انت الاعلي
68. Kulnâ lâ tehaf inneke entel a’lâ.
Dedik: "Korkma; doğrusu sen*; sensin* daha yüce/ulu."
Ahmed Samira: 68 We said: "Do not fear, that you, you are the highest/mightiest ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kulna dedik قُلْنَا قول
2 la لَا -
3 tehaf korkma تَخَفْ خوف
4 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
5 ente sen أَنْتَ -
6 l-ea'la daha yüce/ulu الْأَعْلَىٰ علو

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 69

2415|20|69|وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ
2415|20|69|والق ما في يمينك تلقف ما صنعوا انما صنعوا كيد سحر ولا يفلح الساحر حيث اتي
69. Ve elkı mâ fî yemînike telkaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır(sâhırin), ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.
Ve at sağ elindekini (ki) kapar ürettiklerini*; ancak ki ürettikleri* bir sihirbaz283 stratejisidir; ve iflah326 olmaz sihirbaz283 her nereye geldi.
Ahmed Samira: 69 And throw/throw away what (is) in your right (hand), it snatches/swallows quickly what they made/performed , truly they made/performed a magician’s/sorcerer’s plot/deceit/manipulation , and the magician/sorcerer does not succeed/win where/when he came/destroyed.218

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve elki ve at وَأَلْقِ لقي
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 yeminike sağ elindekini يَمِينِكَ يمن
5 telkaf kapar تَلْقَفْ لقف
6 ma مَا -
7 saneu sanayi olarak ürettiklerini صَنَعُوا صنع
8 innema ancak ki إِنَّمَا -
9 saneu sanayi olarak ürettikleri صَنَعُوا صنع
10 keydu stratejisidir كَيْدُ كيد
11 sahirin bir sihirbaz سَاحِرٍ سحر
12 ve la ve وَلَا -
13 yuflihu iflah olmaz يُفْلِحُ فلح
14 s-sahiru sihirbaz السَّاحِرُ سحر
15 haysu her nereye حَيْثُ حيث
16 eta geldi أَتَىٰ اتي

Notlar

Not 1: *Sanayi olarak üretim.

Ayet 70

2416|20|70|فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ
2416|20|70|فالقي السحره سجدا قالوا امنا برب هرون وموسي
70. Fe ulkıyes seharatu succeden kâlû âmennâ bi rabbi hârûne ve mûsâ.
Öyle ki kapandı sihirbazlar secde12 edenler (olarak); dediler: “İman45 ettik Rabbine4 Hârûn'un ve Mûsâ'nın.”
Ahmed Samira: 70 So the magicians/sorcerers were thrown/thrown away prostrating, they said: "We believed with (in) Aaron’s and Moses’ Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feulkiye öyle ki kapandı فَأُلْقِيَ لقي
2 s-seharatu sihirbazlar السَّحَرَةُ سحر
3 succeden secde edenler/diz çöküp boyun eğenler (olarak) سُجَّدًا سجد
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 amenna iman ettik امَنَّا امن
6 birabbi Rabbine بِرَبِّ ربب
7 harune Harun'un هَارُونَ -
8 ve musa ve Musa'nın وَمُوسَىٰ -

Ayet 71

2417|20|71|قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَىٰ
2417|20|71|قال امنتم له قبل ان اذن لكم انه لكبيركم الذي علمكم السحر فلاقطعن ايديكم وارجلكم من خلف ولاصلبنكم في جذوع النخل ولتعلمن اينا اشد عذابا وابقي
71. Kâle âmentum lehu kable en âzene lekum, innehu le kebîrukumullezî allemekumus sihr(sihra), fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin ve le usallibennekum fî cuzûın nahli ve le ta’lemunne eyyunâ eşeddu azâben ve ebkâ.
Dedi*: "İman47 mı ettiniz ona** önceden ki izin veririm sizlere? Doğrusu o*** mutlak büyüğünüz kimsedir (ki) öğretti sizlere sihri283; öyle ki mutlak keserim ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazdan****; ve mutlak asarım sizleri hurma dallarına****; ve mutlak bilirsiniz hangimiz daha şiddetlidir bir azaba ve daha bakidir."
Ahmed Samira: 71 He said: "You believed to him before that I permit for you, that he truly (is) your biggest/greatest (E) who taught/instructed you the magic/sorcery, so I will cut off/sever (E) your hands and your feet from opposites (sides), and I will crucify you (E) in the palm trees’ trunks/stems, and you will know (E) which of us (is) stronger (in) torture and more lasting ."

Notlar

Not 1: *Firavun.**Mûsâ'ya.***Mûsâ.****Firavun döneminde uygulanan bir ceza yöntemi. İsrâîloğullarına da uygulandığını biliyoruz. Bak. Kavram No 539

Ayet 72

2418|20|72|قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ
2418|20|72|قالوا لن نوثرك علي ما جانا من البينت والذي فطرنا فاقض ما انت قاض انما تقضي هذه الحيوه الدنيا
72. Kâlû len nu’sireke alâ mâ câenâ minel beyyinâti vellezî fataranâ fakdi mâ ente kâd(kâdin), innemâ takdî hâzihil hayâted dunyâ.
Dediler*: "Asla tercih etmeyiz seni** üzerimize gelene (karşı) beyanatlardan620; ve yarana*** (karşı) bizi; öyle ki tamamla/bitir sen bir tamamlamanı/bitirmeni; ancak ki tamamlarsın/bitirirsin bu dünya hayatında."
Ahmed Samira: 72 They said: "We will never/not prefer/choose you over what came to us from the evidences, and who created/brought us into being , so order/execute what you are ordering/executing but you (only) destroy/end this the life the present/worldly life."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 len asla لَنْ -
3 nu'sirake tercih etmeyiz seni نُؤْثِرَكَ اثر
4 ala üzerine عَلَىٰ -
5 ma مَا -
6 ca'ena gelene bize جَاءَنَا جيا
7 mine مِنَ -
8 l-beyyinati beyanatlardan الْبَيِّنَاتِ بين
9 vellezi ve kimseye وَالَّذِي -
10 fetarana yarana bizi فَطَرَنَا فطر
11 fekdi öyle ki tamamla/bitir فَاقْضِ قضي
12 ma مَا -
13 ente sen أَنْتَ -
14 kadin bir tamamlamanı قَاضٍ قضي
15 innema ancak ki إِنَّمَا -
16 tekdi tamamlarsın/bitirirsin تَقْضِي قضي
17 hazihi bu هَٰذِهِ -
18 l-hayate hayatında الْحَيَاةَ حيي
19 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو

Notlar

Not 1: *Sihirbazlar.**Firavun.***Yarıp çıkarana.

Ayet 73

2419|20|73|إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ وَٱللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
2419|20|73|انا امنا بربنا ليغفر لنا خطينا وما اكرهتنا عليه من السحر والله خير وابقي
73. İnnâ âmennâ bi rabbinâ li yagfire lenâ hatâyânâ ve mâ ekrehtenâ aleyhi mines sihr(sihri), vallâhu hayrun ve ebkâ.
"Doğrusu biz* iman47 ettik Rabbimize4 mağfiret319 etmesi için bizlere hatalarımızı; ve üzerine kerhen697 ettiğini** bizleri sihirden283; ve Allah bir hayırlıdır; ve daha bakidir."
Ahmed Samira: 73 We (E) believed with our Lord, to forgive for us our sins/mistakes and what you compelled/forced us on it from the magic/sorcery, and God (is) best and more remaining (everlasting).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 birabbina Rabbimize بِرَبِّنَا ربب
4 liyegfira mağfiret etmesi içi لِيَغْفِرَ غفر
5 lena bizlere لَنَا -
6 hatayana hatalarımızın خَطَايَانَا خطا
7 ve ma ve وَمَا -
8 ekrahtena kerhen ettiğini bizlere أَكْرَهْتَنَا كره
9 aleyhi üzerine عَلَيْهِ -
10 mine مِنَ -
11 s-sihri sihirden السِّحْرِ سحر
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
14 ve ebka ve daha bakidir وَأَبْقَىٰ بقي

Notlar

Not 1: *Sihirbazlar.**Firavun sihirbazları kerhen de olsalar sihre zorlamaktadır.

Ayet 74

2420|20|74|إِنَّهُۥ مَن يَأْتِ رَبَّهُۥ مُجْرِمًا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
2420|20|74|انه من يات ربه مجرما فان له جهنم لا يموت فيها ولا يحيي
74. İnnehu men ye’ti rabbehu mucrimen fe inne lehu cehennem(cehenneme), lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.
Doğrusu o* (ki) kim gelir Rabbine4 bir mücrim674 (olarak); öyle ki doğrusu onadır** cehennem968; ölmez orada*** ve hayat bulmaz****.
Ahmed Samira: 74 That truly he, who comes (to) his Lord a criminal/sinner, so that to him (is) Hell he does not die in it and nor lives.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
2 men kim مَنْ -
3 ye'ti gelir يَأْتِ اتي
4 rabbehu Rabbine رَبَّهُ ربب
5 mucrimen bir mücrim (olarak) مُجْرِمًا جرم
6 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
7 lehu onadır لَهُ -
8 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
9 la لَا -
10 yemutu ölemez يَمُوتُ موت
11 fiha orada فِيهَا -
12 ve la ve وَلَا -
13 yehya hayat bulamaz يَحْيَىٰ حيي

Notlar

Not 1: *Kimse.**Kimseyedir.***Cehennemde.****Bir hayat yaşıyor denemeyecek kadar rezildir.

Ayet 75

2421|20|75|وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَٰتُ ٱلْعُلَىٰ
2421|20|75|ومن ياته مومنا قد عمل الصلحت فاوليك لهم الدرجت العلي
75. Ve men ye’tihî mu’minen kad amiles sâlihâti fe ulâike lehumud derecâtul ulâ.
Ve kim gelir O’na* bir mümin27 (olarak); muhakkak yapmıştı** sâlihât18; öyle ki işte bunlar; onlaradır yüce/ulu dereceler.
Ahmed Samira: 75 And who comes to Him believing, he had made/did the correct/righteous deeds, so those, for them the stages/degrees the high/elevated.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vemen ve kim وَمَنْ -
2 ye'tihi gelir O’na يَأْتِهِ اتي
3 mu'minen bir mümin (olarak) مُؤْمِنًا امن
4 kad muhakkak قَدْ -
5 amile yaptı عَمِلَ عمل
6 s-salihati saliha الصَّالِحَاتِ صلح
7 feulaike işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
8 lehumu onlkaradır لَهُمُ -
9 d-deracatu dereceler الدَّرَجَاتُ درج
10 l-ula yüce/ulu الْعُلَىٰ علو

Notlar

Not 1: *Allah'a.**Sâlihât müminlerin karakteridir; ayrılamaz.

Ayet 76

2422|20|76|جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ
2422|20|76|جنت عدن تجري من تحتها الانهر خلدين فيها وذلك جزا من تزكي
76. Cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve zâlike cezâu men tezekkâ.
Adn812 cennetleri970 (ki) akar altından onun* nehirler; ölümsüzlerdir orada**; ve işte bu; cezasıdır63*** kimsenin (ki) zekâtlaştı1063.
Ahmed Samira: 76 Treed gardens (as) eternal residence, the rivers/waterways flow/pass from beneath/below it, immortally/eternally in it, and that (is) who purified’s/corrected’s reward/reimbursement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 cennatu cennetleri جَنَّاتُ جنن
2 adnin Adn عَدْنٍ -
3 tecri akar تَجْرِي جري
4 min مِنْ -
5 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
6 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
7 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
8 fiha orada فِيهَا -
9 ve zalike ve işte bu وَذَٰلِكَ -
10 ceza'u cezası جَزَاءُ جزي
11 men kimsenin مَنْ -
12 tezekka zekâtlaştı تَزَكَّىٰ زكو

Notlar

Not 1: *Cennetin.**Cennette.***Karşılığı.

Ayet 77

2423|20|77|وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًا لَّا تَخَٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخْشَىٰ
2423|20|77|ولقد اوحينا الي موسي ان اسر بعبادي فاضرب لهم طريقا في البحر يبسا لا تخف دركا ولا تخشي
77. Ve lekad evhaynâ ilâ mûsâ en esri bi ibâdî fadrib lehum tarîkan fîl bahri yebesâ(yebesen), lâ tehâfu dereken ve lâ tahşâ.
Ve ant olsun vahy603 ettik Mûsâ’ya; "Yürü kullarımla907; öyle ki darp et* onlara bir tarîkat532 bir kuru bahrda236; korkma bir yetişmeye** ve haşyet53*** duyma".
Ahmed Samira: 77 And We had inspired/transmitted to Moses that walk/move with My worshippers/slaves so strike/move adry a path/way in the sea/ocean , do not fear over taking/pursuit , and nor you (should) fear."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 evhayna vahy ettik أَوْحَيْنَا وحي
3 ila إِلَىٰ -
4 musa Mûsâ’ya مُوسَىٰ -
5 en ki أَنْ -
6 esri yürü أَسْرِ سري
7 biibadi kullarımla بِعِبَادِي عبد
8 fedrib öyle ki darp et فَاضْرِبْ ضرب
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 tarikan bir tarikat طَرِيقًا طرق
11 fi فِي -
12 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
13 yebesen bir kuru يَبَسًا يبس
14 la لَا -
15 tehafu korkma تَخَافُ خوف
16 deraken bir yetişmeye دَرَكًا درك
17 ve la ve وَلَا -
18 tehşa haşyet duyma تَخْشَىٰ خشي

Notlar

Not 1: *Ortaya koy. **Firavunun ordusu size yetişemez.***Firavun'a ve ordusuna bir haşyet duyma.

Ayet 78

2424|20|78|فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ
2424|20|78|فاتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم
78. Fe etbeahum fir’avnu bi cunûdihî fe gaşiyehum minel yemmi mâ gaşiyehum.
Öyle ki tabi oldu onlara firavun678 ordularıyla; öyle ki kaplıyordu onları yemmden1107 bir kaplamış (olan) onları.
Ahmed Samira: 78 So Pharaoh followed them with his soldiers/warriors, so from the body of water covered/afflicted them what covered/afflicted them (so they drowned in the water).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feetbeahum öyle ki tabi oldu anlara فَأَتْبَعَهُمْ تبع
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 bicunudihi ordularıyla بِجُنُودِهِ جند
4 fegaşiyehum öyle ki kaplıyordu onları فَغَشِيَهُمْ غشو
5 mine -den مِنَ -
6 l-yemmi deniz- الْيَمِّ يمم
7 ma şey مَا -
8 gaşiyehum kaplayan onları غَشِيَهُمْ غشو

Ayet 79

2425|20|79|وَأَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ
2425|20|79|واضل فرعون قومه وما هدي
79. Ve edalle fir’avnu kavmehu ve mâ hedâ.
Ve dalalete128 düşürdü1108 firavun678 kendi kavmini/toplumunu; ve kılavuzlamış192 değildi1108.
Ahmed Samira: 79 And Pharaoh misguided his nation, and he did not guide.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve edelle ve dalalete düşürdü وَأَضَلَّ ضلل
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 kavmehu kavmini/toplumunu قَوْمَهُ قوم
4 ve ma ve değildi وَمَا -
5 heda doğru yola kılavuzlamış هَدَىٰ هدي

Ayet 80

2426|20|80|يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ قَدْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ عَدُوِّكُمْ وَوَٰعَدْنَٰكُمْ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ
2426|20|80|يبني اسريل قد انجينكم من عدوكم ووعدنكم جانب الطور الايمن ونزلنا عليكم المن والسلوي
80. Yâ benî isrâîle kad enceynâkum min aduvvikum ve vâadnâkum cânibet tûril eymene ve nezzelnâ aleykumul menne ves selvâ.
Ey İsrâîloğulları197! Muhakkak kurtardık sizleri düşmanınızdan; ve vaat ettik sizlere tûrun1086 sağ kanadını/yanını; ve indirdik üzerinize menne262 ve bıldırcın263.
Ahmed Samira: 80 You Israel’s sons and daughters, We had saved/rescued you from your enemy and We promised you the mountain’s right side/direction, and We descended on you the manna/sap , and the quail/amusement.

Ayet 81

2427|20|81|كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ
2427|20|81|كلوا من طيبت ما رزقنكم ولا تطغوا فيه فيحل عليكم غضبي ومن يحلل عليه غضبي فقد هوي
81. Kulû min tayyibâti mâ rezaknâkum ve lâ tatgav fîhi fe yahılle aleykum gadabî ve men yahlil aleyhi gadabî fe kad hevâ.
Yiyin temizlerinden rızıklandırdığımızın sizleri ve tâğûtlaşmayın442 onda*; öyle ki hulul917 eder üzerinize gazabım127; ve kimin üzerine hulul917 eder gazabım127; öyle ki muhakkak çökmüştür (o).
Ahmed Samira: 81 Eat from tasty/goodnesses what We provided for you, and do not tyrannize/exceed the limit in it, so My anger takes place/descends on you, and whom My anger descends on him, so he had fallen/dropped .

Notlar

Not 1: *Heva, istek, arzu.

Ayet 82

2428|20|82|وَإِنِّى لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا ثُمَّ ٱهْتَدَىٰ
2428|20|82|واني لغفار لمن تاب وامن وعمل صلحا ثم اهتدي
82. Ve innî le gaffârun li men tâbe ve âmene ve amile sâlihan summehtedâ.
Ve doğrusu ben* mutlak bir mağfiret319 edenim kimseye (ki) tevbe33 etti ve iman47 etti ve yaptı bir sâlih777; sonra kılavuzlandı192.
Ahmed Samira: 82 And that I am forgiving often/a forgiver (E) to who repented and believed and made/did correct/righteous deeds then was guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veinni ve doğrusu ben وَإِنِّي -
2 legaffarun mutlak bir mağfiret edenim لَغَفَّارٌ غفر
3 limen kimseye لِمَنْ -
4 tabe tevbe etti تَابَ توب
5 ve amene ve iman etti وَامَنَ امن
6 ve amile ve yaptı وَعَمِلَ عمل
7 salihen bir salih صَالِحًا صلح
8 summe sonra ثُمَّ -
9 hteda doğru yola kılavuzlandı اهْتَدَىٰ هدي

Notlar

Not 1: *Yüce Allah.

Ayet 83

2429|20|83|وَمَآ أَعْجَلَكَ عَن قَوْمِكَ يَٰمُوسَىٰ
2429|20|83|وما اعجلك عن قومك يموسي
83. Ve mâ a’celeke an kavmike yâ mûsâ.
"Ve ne acele ettirdi sana kavminden/toplumundan ey Mûsâ?"
Ahmed Samira: 83 And what made you hurry/hasten on from your nation, you Moses?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve ne وَمَا -
2 ea'celeke acele ettirdi sana أَعْجَلَكَ عجل
3 an عَنْ -
4 kavmike kavminden قَوْمِكَ قوم
5 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -

Ayet 84

2430|20|84|قَالَ هُمْ أُو۟لَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِى وَعَجِلْتُ إِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضَىٰ
2430|20|84|قال هم اولا علي اثري وعجلت اليك رب لترضي
84. Kâle hum ulâi alâ eserî ve aciltu ileyke rabbi li terdâ.
Dedi*: "Onlar**; işte bunlar** (ki) üzerinedir (benim) yürümem***; ve acele ettim sana Rabbim4 razı olman için."
Ahmed Samira: 84 He said: "They are, those on my track/trail, and I hurried/hastened to you, my lord, to approve/please (you)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 hum onlar هُمْ -
3 ula'i işte bunlar أُولَاءِ -
4 ala üzerinedir عَلَىٰ -
5 eseri yürümem أَثَرِي اثر
6 ve aciltu ve acele ettim وَعَجِلْتُ عجل
7 ileyke sana إِلَيْكَ -
8 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
9 literda razı olman için لِتَرْضَىٰ رضو

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Mûsâ'nın kavmi/toplumu.***İzimde.

Ayet 85

2431|20|85|قَالَ فَإِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنۢ بَعْدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ
2431|20|85|قال فانا قد فتنا قومك من بعدك واضلهم السامري
85. Kâle fe innâ kad fetennâ kavmeke min ba’dike ve edallehumus sâmiriyy(sâmiriyyu).
Dedi*: "Öyle ki biz muhakkak fitnelendirdik610 (senin) kavmini/toplumunu senden önce; ve dalalete128 düşürdü onları sâmiriyy1111."
Ahmed Samira: 85 He said: "So We had tested your nation from after you, and Elsamerey misguided them."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 feinna öyle ki biz فَإِنَّا -
3 kad muhakkak قَدْ -
4 fetenna fitnelendirdik فَتَنَّا فتن
5 kavmeke kavmini/toplumunu قَوْمَكَ قوم
6 min مِنْ -
7 bea'dike senden önce بَعْدِكَ بعد
8 ve edellehumu ve dalalete düşürdü onları وَأَضَلَّهُمُ ضلل
9 s-samiriyyu sâmiriyy السَّامِرِيُّ سمر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 86

2432|20|86|فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًا أَفَطَالَ عَلَيْكُمُ ٱلْعَهْدُ أَمْ أَرَدتُّمْ أَن يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَخْلَفْتُم مَّوْعِدِى
2432|20|86|فرجع موسي الي قومه غضبن اسفا قال يقوم الم يعدكم ربكم وعدا حسنا افطال عليكم العهد ام اردتم ان يحل عليكم غضب من ربكم فاخلفتم موعدي
86. Fe recea mûsâ ilâ kavmihî gadbâne esifâ(esifen), kâle yâ kavmi e lem yaıdkum rabbukum va’den hasenâ(hasenen), e fe tâle aleykumul ahdu em eredtum en yahılle aleykum gadabun min rabbikum fe ahleftum mev’ıdî.
Öyle ki geri döndü Mûsâ kavmine/toplumuna gazap* (-la) bir pişman** (olarak); dedi: "Ey kavmim/toplumum! Hiç vaat etmiyor muydu sizlere Rabbiniz4 güzel bir vaat? Öyle ki uzadı mı üzerinize ahit*** ya da razı mı oldunuz ki hulul917 eder üzerinize bir gazap127 Rabbinizden?; öyle ki halef kıldınız1109 vaadime."
Ahmed Samira: 86 So Moses returned to his nation, angry sorrowfully/angrily. He said: "My nation, did not your Lord promise you a good/beautiful promise, did the promise/contract become long/last long on you, or you wanted/intended that anger (be) placed on you from your Lord, so you broke my appointment?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feracea öyle ki geri döndü فَرَجَعَ رجع
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 ila إِلَىٰ -
4 kavmihi kavmine قَوْمِهِ قوم
5 gadbane gazap (-la) غَضْبَانَ غضب
6 esifen bir pişman أَسِفًا اسف
7 kale dedi قَالَ قول
8 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
9 elem hiç أَلَمْ -
10 yeidkum vaat etmiyor muydu sizlere يَعِدْكُمْ وعد
11 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
12 vea'den bir vaat وَعْدًا وعد
13 hasenen bir güzel حَسَنًا حسن
14 efetale öyle ki uzadı mı أَفَطَالَ طول
15 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
16 l-ahdu ahit الْعَهْدُ عهد
17 em ya da أَمْ -
18 eradtum razı mı oldunuz أَرَدْتُمْ رود
19 en ki أَنْ -
20 yehille hulul eder يَحِلَّ حلل
21 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
22 gadebun bir gazap غَضَبٌ غضب
23 min مِنْ -
24 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
25 feehleftum öyle ki ihtilaf edersiniz فَأَخْلَفْتُمْ خلف
26 mev'idi vaadime مَوْعِدِي وعد

Notlar

Not 1: *Öfke.**Onları bıraktığına da pişman olmuş olduğunu anlarız. ***Antlaşma çok mu uzun geldi size? Dayanamadınız mı? Sabredemediniz mi Rabbinizin fitnesine?

Ayet 87

2433|20|87|قَالُوا۟ مَآ أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلْنَآ أَوْزَارًا مِّن زِينَةِ ٱلْقَوْمِ فَقَذَفْنَٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلْقَى ٱلسَّامِرِىُّ
2433|20|87|قالوا ما اخلفنا موعدك بملكنا ولكنا حملنا اوزارا من زينه القوم فقذفنها فكذلك القي السامري
87. Kâlû mâ ahlefnâ mev’ıdeke bi melkinâ ve lâkinnâ hummilnâ evzâren min zînetil kavmi fe kazefnâhâ fe kezâlike elkâs sâmiriyy(sâmiriyyu).
Dediler*: "Halef kılmadık1109 senin vaadine malımızla; velakin/fakat taşıtıldık** yükleri ziynetden856 kavmin/toplumun; öyle ki attık/fırlattık*** onu****; öyle ki işte böyledir*****; bıraktı/koydu****** sâmiriy1111."
Ahmed Samira: 87 They said: "We did not break your appointment with our free will, and but we were burdened/made to carry 219weights/burdens from the nation’s decoration/beauty so we threw/hurled it, so as/like that Elsamerey/Samerey threw/threw away."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ma مَا -
3 ehlefna halef kılmadık أَخْلَفْنَا خلف
4 mev'ideke senin vaadine مَوْعِدَكَ وعد
5 bimelkina malımızla بِمَلْكِنَا ملك
6 velakinna velakin/fakat وَلَٰكِنَّا -
7 hummilna taşıtıldık حُمِّلْنَا حمل
8 evzaran yükleri أَوْزَارًا وزر
9 min مِنْ -
10 zineti ziynetden زِينَةِ زين
11 l-kavmi kavmin/toplumun الْقَوْمِ قوم
12 fekazefnaha öyle ki attık/fırlattık onu فَقَذَفْنَاهَا قذف
13 fe kezalike öyle ki işte böyledir فَكَذَٰلِكَ -
14 elka bıraktı/koydu أَلْقَى لقي
15 s-samiriyyu samiri السَّامِرِيُّ سمر

Notlar

Not 1: *Mûsâ'nın kavmi.**Pasif gelmiştir. Taşıtıldık. ***Taşıtıldığımız ziynet yükünü sadece yere attık.****Ziyneti.*****Biz sadece ziyneti taşıdık. Ondan bir put yapmadık.*******Sâmiriy ziynet eşyalarını eritip putu yaptı. Biz yapmadık.

Ayet 88

2434|20|88|فَأَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ فَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِلَٰهُكُمْ وَإِلَٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِىَ
2434|20|88|فاخرج لهم عجلا جسدا له خوار فقالوا هذا الهكم واله موسي فنسي
88. Fe ahrece lehum ıclen ceseden lehu huvârun fe kâlû hâzâ ilâhukum ve ilâhu mûsâ fe nesiy(nesiye).
Öyle ki çıkardı* onlara** bir buzağı258 cesedi; onadır*** bir böğürme; öyle ki dediler****: "Bu ilâhınızdır74; ve ilâhıdır74 Mûsâ'nın; öyle ki unuttu**** (o)."
Ahmed Samira: 88 So he brought out for them a body (of) a (M) calf, for him (is a) moo/bellow , so they said: "This (is) your god, and Moses’ god." So he forgot.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feehrace öyle ki çıkardı فَأَخْرَجَ خرج
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 iclen bir buzağı عِجْلًا عجل
4 ceseden cesedi جَسَدًا جسد
5 lehu onadır لَهُ -
6 huvarun bir böğürme خُوَارٌ خور
7 fe kalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
8 haza bu هَٰذَا -
9 ilahukum ilâhınızdır إِلَٰهُكُمْ اله
10 ve ilahu ve ilâhıdır وَإِلَٰهُ اله
11 musa Mûsâ'nın مُوسَىٰ -
12 fenesiye öyle ki unuttu (o) فَنَسِيَ نسي

Notlar

Not 1: *Sâmiriy.**Mûsâ'nın kavmine.***Buzağıya.****Mûsâ bunun böyle olduğunu sizlere söylemeyi unuttu.*****Sâmiriy ve Mûsâ'nın kavminden ona tabi olmuş olan müşrikler.

Ayet 89

2435|20|89|أَفَلَا يَرَوْنَ أَلَّا يَرْجِعُ إِلَيْهِمْ قَوْلًا وَلَا يَمْلِكُ لَهُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا
2435|20|89|افلا يرون الا يرجع اليهم قولا ولا يملك لهم ضرا ولا نفعا
89. E fe lâ yerevne ellâ yerciu ileyhim kavlen ve lâ yemliku lehum darren ve lâ nef’â(nef’an).
Öyle ki görmezler mi ki asla geri döndürmez* onlara bir kavil/söz; ve malik olmaz* onlara bir zarara ve bir menfaate.
Ahmed Samira: 89 So do they not see/understand that it (does) not return to them a saying/words , and nor own/possess for them harm, and nor benefit/usefulness?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efela öyle ki أَفَلَا -
2 yeravne görmezler mi يَرَوْنَ راي
3 ella ki أَلَّا -
4 yerciu geri döndürmez يَرْجِعُ رجع
5 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
6 kavlen bir kavil/söz قَوْلًا قول
7 ve la ve وَلَا -
8 yemliku malik olmaz يَمْلِكُ ملك
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 derran bir zarara ضَرًّا ضرر
11 ve la ve وَلَا -
12 nef'an bir menfaate نَفْعًا نفع

Notlar

Not 1: *Buzağı.

Ayet 90

2436|20|90|وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هَٰرُونُ مِن قَبْلُ يَٰقَوْمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحْمَٰنُ فَٱتَّبِعُونِى وَأَطِيعُوٓا۟ أَمْرِى
2436|20|90|ولقد قال لهم هرون من قبل يقوم انما فتنتم به وان ربكم الرحمن فاتبعوني واطيعوا امري
90. Ve lekad kâle lehum hârûnu min kablu yâ kavmi innemâ futintum bih(bihî) ve inne rabbekumur rahmânu fettebiûnî ve etîû emrî.
Ve ant olsun demişti onlara Hârûn önceden: "Ey kavmim/toplumum! Ancak ki fitnelendirildiniz332 onunla ve doğrusu Rabbiniz4 Rahmân'dır1; öyle ki tabi olun bana*; ve itaat edin emrime."
Ahmed Samira: 90 And Aaron had said to them from before: "You my nation, truly you were tested with it, and that (E) your Lord (is) the merciful, so follow me, and obey my order/command ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 kale demişti قَالَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 harunu Hârûn هَارُونُ -
5 min مِنْ -
6 kablu önceden قَبْلُ قبل
7 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
8 innema ancak ki إِنَّمَا -
9 futintum fitnelendirildiniz فُتِنْتُمْ فتن
10 bihi onunla بِهِ -
11 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
12 rabbekumu Rabbiniz رَبَّكُمُ ربب
13 r-rahmanu Rahmân'dır الرَّحْمَٰنُ رحم
14 fettebiuni öyle ki tabi olun bana فَاتَّبِعُونِي تبع
15 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
16 emri emrime أَمْرِي امر

Notlar

Not 1: *Hârûn.

Ayet 91

2437|20|91|قَالُوا۟ لَن نَّبْرَحَ عَلَيْهِ عَٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ
2437|20|91|قالوا لن نبرح عليه عكفين حتي يرجع الينا موسي
91. Kâlû len nebreha aleyhi âkifîne hattâ yercia ileynâ mûsâ.
"Dediler: "Asla ayrılmayız; üzerine onun yapışanlarız ta ki döner bizlere Mûsâ.""
Ahmed Samira: 91 They said: We will never/not leave/depart on it, devoting/dedicating until Moses returns to us."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 len asla لَنْ -
3 nebraha ayrılmayız نَبْرَحَ برح
4 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
5 aakifine yapışanlarız عَاكِفِينَ عكف
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 yercia döner يَرْجِعَ رجع
8 ileyna bizlere إِلَيْنَا -
9 musa Mûsâ مُوسَىٰ -

Ayet 92

2438|20|92|قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوٓا۟
2438|20|92|قال يهرون ما منعك اذ رايتهم ضلوا
92. Kâle yâ hârûnu mâ meneake iz reeytehum dallû.
Dedi:* "Ey Hûrûn! Ne mani oldu sana gördüğün zaman onları dalalete128 düştüler?"
Ahmed Samira: 92 He said: "You Aaron what prevented/forbid you when you saw/understood them misguided?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya harunu ey Hûrûn يَا هَارُونُ -
3 ma مَا -
4 meneake ne mani oldu sana مَنَعَكَ منع
5 iz zaman إِذْ -
6 raeytehum gördüğün رَأَيْتَهُمْ راي
7 dellu dalalete düştüler ضَلُّوا ضلل

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 93

2439|20|93|أَلَّا تَتَّبِعَنِ أَفَعَصَيْتَ أَمْرِى
2439|20|93|الا تتبعن افعصيت امري
93. Ellâ tettebian(tettebiani), e fe asayte emrî.
"Ki tabi olmazsın bana; öyle ki asilik mi ettin emrime?"
Ahmed Samira: 93 That you not follow me, did you disobey my order/command?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ella ki أَلَّا -
2 tettebiani tabi olmazsın bana تَتَّبِعَنِ تبع
3 efeasayte öyle ki asilik mi ettin أَفَعَصَيْتَ عصي
4 emri emrime أَمْرِي امر

Ayet 94

2440|20|94|قَالَ يَبْنَؤُمَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَتِى وَلَا بِرَأْسِىٓ إِنِّى خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلِى
2440|20|94|قال يبنوم لا تاخذ بلحيتي ولا براسي اني خشيت ان تقول فرقت بين بني اسريل ولم ترقب قولي
94. Kâle yebneumme lâ te’huz bi lıhyetî ve lâ bi re’sî, innî haşîtu en tekûle ferrakte beyne benî isrâîle ve lem terkub kavlî.
Dedi*: "Ey anamın oğlu! Tutma sakalımı ve ne de başımı; doğrusu ben haşyet53 duydum ki dersin "fırkalara böldün arasını İsrailoğullarının; ve asla gözetmedin kavlimi/sözümü."".
Ahmed Samira: 94 He said: "You son of my mother, do not take/receive by my beard , and nor with my head, that I, I feared, that you say: ’You separated between Israel’s sons and daughters, and you did not observe/guard my saying/word .’"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya abne umme ey anamın oğlu يَا ابْنَ أُمَّ امم
3 la لَا -
4 te'huz tutma تَأْخُذْ اخذ
5 bilihyeti sakalımı بِلِحْيَتِي لحي
6 ve la ve ne de وَلَا -
7 bira'si başımı بِرَأْسِي راس
8 inni doğrusu ben إِنِّي -
9 haşitu haşyet duydum خَشِيتُ خشي
10 en ki أَنْ -
11 tekule dersin تَقُولَ قول
12 ferrakte fırkalar böldün فَرَّقْتَ فرق
13 beyne arasını بَيْنَ بين
14 beni بَنِي بني
15 israile İsrailoğullarının إِسْرَائِيلَ -
16 velem ve asla وَلَمْ -
17 terkub gözetmedin تَرْقُبْ رقب
18 kavli kavlimi/sözümü قَوْلِي قول

Notlar

Not 1: *Hârûn.

Ayet 95

2441|20|95|قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَٰسَٰمِرِىُّ
2441|20|95|قال فما خطبك يسمري
95. Kâle fe mâ hatbuke yâ sâmiriyy(sâmiriyyu).
Dedi*: "Öyle ki nedir hutben1110 ey sâmiriy1111?"
Ahmed Samira: 95 He said: "So what (is) your concern/matter you Samerey/Elsamerey ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fema öyle ki فَمَا -
3 hatbuke hutben خَطْبُكَ خطب
4 ya samiriyyu ey sâmiriy يَا سَامِرِيُّ سمر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 96

2442|20|96|قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا۟ بِهِۦ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِّنْ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتْ لِى نَفْسِى
2442|20|96|قال بصرت بما لم يبصروا به فقبضت قبضه من اثر الرسول فنبذتها وكذلك سولت لي نفسي
96. Kâle basurtu bi mâ lem yabsurû bihî fe kabadtu kabdaten min eserir resûli fe nebeztuhâ ve kezâlike sevvelet lî nefsî.
Dedi*: "Baktım asla bakmadıklarıyla kendisine; öyle ki kavradım bir kavrama eserinden/izinden resûlün**; öyle ki attım/dışladım onu***; ve işte böyledir; ayarttı beni nefsim201.
Ahmed Samira: 96 He said: "I saw with what they did not see/know with it, so I grasped/clutched a handful/grasp from the messenger’s trace/mark , so I discarded/rejected it, , and as/like that my self enticed/tempted for me."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 besurtu baktım بَصُرْتُ بصر
3 bima بِمَا -
4 lem asla لَمْ -
5 yebsuru bakmadıklarıyla يَبْصُرُوا بصر
6 bihi kendisine بِهِ -
7 fekabedtu öyle ki kavradım فَقَبَضْتُ قبض
8 kabdeten bir kavrama قَبْضَةً قبض
9 min مِنْ -
10 eseri eserinden/izinden أَثَرِ اثر
11 r-rasuli resûlün الرَّسُولِ رسل
12 fenebeztuha öyle ki attım/dışladım onu فَنَبَذْتُهَا نبذ
13 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
14 sevvelet ayarttı سَوَّلَتْ سول
15 li beni لِي -
16 nefsi nefsim نَفْسِي نفس

Notlar

Not 1: *Sâmiriy.**Risâletten. Tüm resûllerin getirdiği Yüce Allah'ın mesajından.***Kavramayı. Risâletten kavradığım tek tanrıcılık kavramını çıkararak/dışlayarak müşrik bir din oluşturdum.

Ayet 97

2443|20|97|قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُۥ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا
2443|20|97|قال فاذهب فان لك في الحيوه ان تقول لا مساس وان لك موعدا لن تخلفه وانظر الي الهك الذي ظلت عليه عاكفا لنحرقنه ثم لننسفنه في اليم نسفا
97. Kâle fezheb fe inne leke fîl hayâti en tekûle lâ misâse ve inne leke mev’ıden len tuhlefeh(tuhlefehu), vanzur ilâ ilâhikellezî zalte aleyhi âkifâ(âkifen), le nuharrikannehu summe le nensifennehu fîl yemmi nesfâ(nesfen).
Dedi*: "Öyle ki git; öyle ki doğrusu sanadır hayatta ki dersin "yoktur temas"; ve doğrusu sanadır bir vaadilen (ki) asla ihtilaf edilmezsin ona; ve bak ilâhına1094 o** ki zulmettiğindir257 üzerine onun*** bir yapışma (-yla); mutlak yaklarız onu****; sonra mutlak ufalarız onu**** yemmde1107 bir ufalama (-yla)."
Ahmed Samira: 97 He said: "So go/go away , so then for you in the life that you say: ’No touch/desperate need .’And that for you (is) an appointment you will never/not break it, and look/see to your God whom you continue/remain on him devoting/dedicating , we will burn him (E), then we will uproot and disperse/destroy him (E) in the body of water uprooting and dispersing/destruction ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fezheb öyle ki git فَاذْهَبْ ذهب
3 fe inne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
4 leke sanadır لَكَ -
5 fi فِي -
6 l-hayati hayatta الْحَيَاةِ حيي
7 en ki أَنْ -
8 tekule dersin تَقُولَ قول
9 la لَا -
10 misase yoktur temas مِسَاسَ مسس
11 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
12 leke sanadır لَكَ -
13 mev'iden bir vaadilen مَوْعِدًا وعد
14 len asla لَنْ -
15 tuhlefehu ihtilaf edilmezsin ona تُخْلَفَهُ خلف
16 venzur ve bak وَانْظُرْ نظر
17 ila إِلَىٰ -
18 ilahike ilâhına إِلَٰهِكَ اله
19 llezi o ki الَّذِي -
20 zelte zulmetitiğindir ظَلْتَ ظلل
21 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
22 aakifen bir yapışma عَاكِفًا عكف
23 lenuharrikannehu mutlak yaklarız onu لَنُحَرِّقَنَّهُ حرق
24 summe sonra ثُمَّ -
25 lenensifennehu mutlak ufalarız onu لَنَنْسِفَنَّهُ نسف
26 fi فِي -
27 l-yemmi yemmde الْيَمِّ يمم
28 nesfen bir ufalama (-yla) نَسْفًا نسف

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Sözde ilâh buzağı heykeli.***Sözde ilâh buzağı heykelinin.****Sözde ilâh buzağı heykelini.

Ayet 98

2444|20|98|إِنَّمَآ إِلَٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَسِعَ كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا
2444|20|98|انما الهكم الله الذي لا اله الا هو وسع كل شي علما
98. İnnemâ ilâhukumullâhullezî lâ ilâhe illâ hûv(huve), vesia kulle şey’in ilmâ(ilmen).
"Ancak ki ilâhınız74 Allah'tır; o* ki olmayandır ilâh74 O’nun** dışında; kuşatmıştır her bir şeyi bir ilim1143 (-le)."
Ahmed Samira: 98 Truly your God (is) God who (there is) no god except Him, He widened over every thing (with) knowledge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 ilahukumu ilâhınız إِلَٰهُكُمُ اله
3 llahu Allah'tır اللَّهُ -
4 llezi o ki الَّذِي -
5 la olmayan لَا -
6 ilahe ilâh إِلَٰهَ اله
7 illa dışında إِلَّا -
8 huve O’nun هُوَ -
9 vesia kuşattı وَسِعَ وسع
10 kulle her كُلَّ كلل
11 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
12 ilmen bir ilim (-le) عِلْمًا علم

Notlar

Not 1: *Allah.**Allah'ın.

Ayet 99

2445|20|99|كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًا
2445|20|99|كذلك نقص عليك من انبا ما قد سبق وقد اتينك من لدنا ذكرا
99. Kezâlike nakussu aleyke min enbâi mâ kad sebak(sebaka), ve kad âteynâke min ledunnâ zikrâ(zikren).
İşte böyledir; kıssalaştırırız430 sana* haberlerden muhakkak gelip geçmiş (olan); ve muhakkak verdik sana* yanımızdan bir zikir78**.
Ahmed Samira: 99 As/like that We narrator/inform on (to) you from information/news what had preceded , and We had brought to you from at Us a reminder/remembrance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
2 nekussu kıssalaştırırız نَقُصُّ قصص
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 min مِنْ -
5 enba'i haberlerinden أَنْبَاءِ نبا
6 ma مَا -
7 kad muhakkak قَدْ -
8 sebeka gelip geçen سَبَقَ سبق
9 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
10 ateynake verdik sana اتَيْنَاكَ اتي
11 min مِنْ -
12 ledunna yanımızdan لَدُنَّا لدن
13 zikran bir zikir ذِكْرًا ذكر

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**Şerefli Kur'ân.

Ayet 100

2446|20|100|مَّنْ أَعْرَضَ عَنْهُ فَإِنَّهُۥ يَحْمِلُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وِزْرًا
2446|20|100|من اعرض عنه فانه يحمل يوم القيمه وزرا
100. Men a’rada anhu fe innehu yahmilu yevmel kıyâmeti vizrâ(vizren).
Kim yüz çevirirdiyse ondan*; öyle ki doğrusu o** taşır kıyamet günü148 bir yük***.
Ahmed Samira: 100 Who objected/opposed/turned away from it, so that he truly carries/bears (on) the Resurrection Day a weight/burden .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 ea'rade yüz çevirirse أَعْرَضَ عرض
3 anhu ondan عَنْهُ -
4 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
5 yehmilu taşır يَحْمِلُ حمل
6 yevme günü يَوْمَ يوم
7 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
8 vizran bir yük وِزْرًا وزر

Notlar

Not 1: *Şerefli Kur'ân'dan. Her türlü yüz çevirme. Şerefli Kur'ân'ı terk edip hadislere yönelen sapkın müşrikler de buna dahildir.**Kur'ân'dan yüze çevirmiş sapkın kimse.***Kaldırması mümkün olmayan bir yük.

Ayet 101

2447|20|101|خَٰلِدِينَ فِيهِ وَسَآءَ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ حِمْلًا
2447|20|101|خلدين فيه وسا لهم يوم القيمه حملا
101. Hâlidîne fîh(fîhi), ve sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ(hımlen).
Ölümsüzlerdir185 orada*; ve ne kötü oldu onlara kıyamet günü148 bir taşıma**.
Ahmed Samira: 101 Immortally/eternally in it, and it became (an) evil/harmful weight/burden for them (on) the Resurrection Day.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
2 fihi orada فِيهِ -
3 ve sa'e ve ne kötü oldu وَسَاءَ سوا
4 lehum onlara لَهُمْ -
5 yevme günü يَوْمَ يوم
6 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
7 himlen bir taşıma حِمْلًا حمل

Notlar

Not 1: *Ölümsüzlüğün kıyamet günü olan diriliş gününde başladığını anlarız. İki kez öldürülüp iki kez diriltilen kâfirler artık asla ölmeyeceklerdir.**Kıyamet günü yüklendikleri taşıma ne kötüdür.

Ayet 102

2448|20|102|يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ وَنَحْشُرُ ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًا
2448|20|102|يوم ينفخ في الصور ونحشر المجرمين يوميذ زرقا
102. Yevme yunfehu fîs sûri ve nahşurul mucrimîne yevme izin zurkâ(zurkan).
Gündür (ki) üflenir sûra64; ve haşrederiz556 mücrimleri674 o gün bir mavi* (olarak).
Ahmed Samira: 102 A day the horn/bugle is being blown in and We gather the criminals/sinners (on) that day blind/blue .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 yunfehu üflenir يُنْفَخُ نفخ
3 fi فِي -
4 s-suri sura الصُّورِ صور
5 ve nehşuru ve haşrederiz وَنَحْشُرُ حشر
6 l-mucrimine mücrimleri الْمُجْرِمِينَ جرم
7 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
8 zurkan bir mavi زُرْقًا زرق

Notlar

Not 1: *Gözleri, derileri mavi olmuş halde.

Ayet 103

2449|20|103|يَتَخَٰفَتُونَ بَيْنَهُمْ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا عَشْرًا
2449|20|103|يتخفتون بينهم ان لبثتم الا عشرا
103. Yetehâfetûne beynehum in lebistum illâ aşrâ(aşren).
Kısarlar seslerini aralarında "ki kaldınız ancak bir on*".
Ahmed Samira: 103 They converse quietly between them, that you stayed/remained except ten.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yetehafetune kısarlar seslerini يَتَخَافَتُونَ خفت
2 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
3 in ki إِنْ -
4 lebistum kaldınız لَبِثْتُمْ لبث
5 illa ancak إِلَّا -
6 aşran bir on عَشْرًا عشر

Notlar

Not 1: *Gün.

Ayet 104

2450|20|104|نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ إِذْ يَقُولُ أَمْثَلُهُمْ طَرِيقَةً إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا يَوْمًا
2450|20|104|نحن اعلم بما يقولون اذ يقول امثلهم طريقه ان لبثتم الا يوما
104. Nahnu a’lemu bimâ yekûlûne iz yekûlu emseluhum tarîkaten in lebistum illâ yevmâ(yevmen).
Biz daha iyi bileniz ne derler dediği zaman onların daha* emsali870 bir tarîkat532 "ki kaldınız ancak bir gün."
Ahmed Samira: 104 We are more knowledgeable with what they say, when their best example (in a) method/path says: "That (E) you stayed/remained except a day."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nehnu biz نَحْنُ -
2 ea'lemu daha iyi bileniz أَعْلَمُ علم
3 bima بِمَا -
4 yekulune ne derler يَقُولُونَ قول
5 iz zaman إِذْ -
6 yekulu dediği يَقُولُ قول
7 emseluhum daha emsali onların أَمْثَلُهُمْ مثل
8 tarikaten bir tarîkat طَرِيقَةً طرق
9 in ki إِنْ -
10 lebistum kaldınız لَبِثْتُمْ لبث
11 illa ancak إِلَّا -
12 yevmen bir gün يَوْمًا يوم

Notlar

Not 1: *Metot açısından doğruya en benzer tahmin edenler.

Ayet 105

2451|20|105|وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًا
2451|20|105|ويسلونك عن الجبال فقل ينسفها ربي نسفا
105. Ve yes’elûneke anil cibâli fe kul yensifuhâ rabbî nesfâ(nesfen).
Ve sual ederler* sana dağlar hakkında; öyle ki de ki: "Ufalar onu** Rabbim4 bir ufalama (-yla)"
Ahmed Samira: 105 And they ask/question you about the mountains , so say: "My Lord explodes/destroys it explosion/destruction."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yeseluneke ve sual ederler sana وَيَسْأَلُونَكَ سال
2 ani hakkında عَنِ -
3 l-cibali dağlar الْجِبَالِ جبل
4 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
5 yensifuha ufalar onu يَنْسِفُهَا نسف
6 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
7 nesfen bir ufalama (-yla) نَسْفًا نسف

Notlar

Not 1: *Sorarlar.**Dağı.

Ayet 106

2452|20|106|فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا
2452|20|106|فيذرها قاعا صفصفا
106. Fe yezeruhâ kâan safsafâ(safsafen).
Öyle ki bırakır onu* boş/düz bir taban**.
Ahmed Samira: 106 So He leaves it a plain and safe land even/level .220

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feyezeruha öyle ki bırakır onu فَيَذَرُهَا وذر
2 kaan bir taban قَاعًا قوع
3 safsafen bir boş/düz صَفْصَفًا صفصف

Notlar

Not 1: *Dağı.**Yere yani dağa göre taban olan seviyeye indirilir.

Ayet 107

2453|20|107|لَّا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًا وَلَآ أَمْتًا
2453|20|107|لا تري فيها عوجا ولا امتا
107. Lâ terâ fîhâ ivecen ve lâ emtâ(emten).
Görmezsin orada* bir eğrilik ve ne de bir tümsek.
Ahmed Samira: 107 You do not see in it crookedness/indirectness and nor difference in elevation/fault .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 tera göremezsin تَرَىٰ راي
3 fiha orada فِيهَا -
4 ivecen bir eğrilik عِوَجًا عوج
5 ve la ve ne de وَلَا -
6 emten bir tümsek أَمْتًا امت

Notlar

Not 1: *Dağların düz tabanlı edildiği yerde.

Ayet 108

2454|20|108|يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥ وَخَشَعَتِ ٱلْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا
2454|20|108|يوميذ يتبعون الداعي لا عوج له وخشعت الاصوات للرحمن فلا تسمع الا همسا
108. Yevme izin yettebiûned dâıye lâ ivece leh(lehu), ve haşeatil asvâtu lir rahmâni fe lâ tesmeu illâ hemsâ(hemsen).
O gün tabi olurlar davetçiye* (ki) yoktur eğrilik ona**; ve alçaldı sesler Rahmân’a1; öyle ki işitmezsin bir fısıltı dışında.
Ahmed Samira: 108 (On) that day they follow the caller/requester, no crookedness/indirectness for it, and the voices/sounds silenced/humbled to the merciful, so you do not hear except whispering/quiet or subdued voices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
2 yettebiune tabi olurlar يَتَّبِعُونَ تبع
3 d-daiye davetçiye الدَّاعِيَ دعو
4 la yoktur لَا -
5 ivece eğrilik عِوَجَ عوج
6 lehu ona لَهُ -
7 ve haşeati ve alçaldı وَخَشَعَتِ خشع
8 l-esvatu sesler الْأَصْوَاتُ صوت
9 lirrahmani Rahmân’a لِلرَّحْمَٰنِ رحم
10 fela öyle ki فَلَا -
11 tesmeu işitmezsin تَسْمَعُ سمع
12 illa dışında إِلَّا -
13 hemsen bir fısıltı هَمْسًا همس

Notlar

Not 1: *Çağırana. *Çağırana, davetçiye.

Ayet 109

2455|20|109|يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًا
2455|20|109|يوميذ لا تنفع الشفعه الا من اذن له الرحمن ورضي له قولا
109. Yevme izin lâ tenfauş şefâatu illâ men ezine lehur rahmânu ve radıye lehu kavlâ(kavlen).
O gün menfaat sağlamaz* şefâat114 dışında kimseye (ki) izin verdi ona** Rahmân1; ve hoşnut oldu ona** bir kavil/söz***.
Ahmed Samira: 109 (On) that day the mediation does not benefit/become useful, except whom the merciful permitted/allowed for him, and accepted/approved for him a saying/word .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
2 la لَا -
3 tenfeu menfaat sağlamaz تَنْفَعُ نفع
4 ş-şefaatu şefâat الشَّفَاعَةُ شفع
5 illa dışında إِلَّا -
6 men kimseye (ki) مَنْ -
7 ezine izin verdi أَذِنَ اذن
8 lehu ona لَهُ -
9 r-rahmanu Rahmân الرَّحْمَٰنُ رحم
10 ve radiye ve hoşnut oldu وَرَضِيَ رضو
11 lehu ona لَهُ -
12 kavlen bir kavil/söz قَوْلًا قول

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın şefâatinden bir fayda kazanamazlar. Yüce Allah'ın şefâatine temas edemezler; arada bir engel vardır.**Rabbimiz dilediği kimseye bizzat kendisi bizzat kendi şefâatinden faydalanmaya izni verir. ***Yüce Allah'ın meleklere o kimse ile kendi şefâatinin arasınındaki engeli kaldırın emri niteliğindeki sözü, kavli. Rabbimizin kendi sözü.

Ayet 110

2456|20|110|يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلْمًا
2456|20|110|يعلم ما بين ايديهم وما خلفهم ولا يحيطون به علما
110. Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhîtûne bihî ılmâ(ılmen).
Bilir ellerinin arasındakini ve arkalarındakini; ve kuşatamazlar O'nu* bir ilimle1143.
Ahmed Samira: 110 He knows what (is) between their hands and what (is) behind them, and they do not comprehend/envelope with (about) Him knowledge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
2 ma مَا -
3 beyne arasındakini بَيْنَ بين
4 eydihim ellerinin أَيْدِيهِمْ يدي
5 ve ma ve وَمَا -
6 halfehum arkalarındakini خَلْفَهُمْ خلف
7 vela ve وَلَا -
8 yuhitune kuşatamazlar يُحِيطُونَ حوط
9 bihi O'nu بِهِ -
10 ilmen bi ilimle عِلْمًا علم

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 111

2457|20|111|وَعَنَتِ ٱلْوُجُوهُ لِلْحَىِّ ٱلْقَيُّومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا
2457|20|111|وعنت الوجوه للحي القيوم وقد خاب من حمل ظلما
111. Ve anetil vucûhu lil hayyil kayyûm(kayyûmi), ve kad hâbe men hamele zulmâ(zulmen).
Ve alçaldı yüzler Hayy’a371; Kayyûm'a372; ve muhakkak heba oldu kimse (ki) taşıdı bir zulüm257.
Ahmed Samira: 111 And the faces/fronts submitted/humbled to the live/alive , the of no beginning and self sufficient , and who had carried/bore injustice/oppression had failed/despaired .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve aneti ve alçaldı وَعَنَتِ عنو
2 l-vucuhu yüzler الْوُجُوهُ وجه
3 lilhayyi Hayy’a لِلْحَيِّ حيي
4 l-kayyumi Kayyûm'a الْقَيُّومِ قوم
5 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
6 habe heba oldu خَابَ خيب
7 men kimse مَنْ -
8 hamele taşıyan حَمَلَ حمل
9 zulmen bir zulüm ظُلْمًا ظلم

Ayet 112

2458|20|112|وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا
2458|20|112|ومن يعمل من الصلحت وهو مومن فلا يخاف ظلما ولا هضما
112. Ve men ya’mel mines sâlihâti ve huve mu’minun fe lâ yehâfu zulmen ve lâ hadmâ(hadmen).
Ve kim yapar sâlihâttan18; ve o bir mümindir27; öyle ki korkmaz bir zulme257 ne de bir hezîmete1112.
Ahmed Samira: 112 And who makes/does from the correct/righteous deeds and he is believing, so he does not fear injustice/oppression, and nor anger/humiliation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vemen ve kim وَمَنْ -
2 yea'mel yapar يَعْمَلْ عمل
3 mine مِنَ -
4 s-salihati sâlihâttan الصَّالِحَاتِ صلح
5 vehuve ve o وَهُوَ -
6 mu'minun bir mümindir مُؤْمِنٌ امن
7 fela öyle ki فَلَا -
8 yehafu korkmaz يَخَافُ خوف
9 zulmen bir zulme ظُلْمًا ظلم
10 ve la ne de وَلَا -
11 hedmen hezîmete هَضْمًا هضم

Ayet 113

2459|20|113|وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ ٱلْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا
2459|20|113|وكذلك انزلنه قرانا عربيا وصرفنا فيه من الوعيد لعلهم يتقون او يحدث لهم ذكرا
113. Ve kezâlike enzelnâhu kur’ânen arabîyyen ve sarrafnâ fîhi minel vaîdi leallehum yettekûne ev yuhdisu lehum zikrâ(zikren).
Ve işte böyledir; indirdik onu* arabiy929 bir Kur'ân850 (olarak); ve sarflaştırdık1061 onda** vaatten***; belki onlar takvalı21 olurlar ya da hadîs89 eder1113 onlara bir zikir78****
Ahmed Samira: 113 And as/like that We descended it (as) an Arabic Koran, and We laid out/detailed linguistically in it from the threat, maybe/perhaps they fear and obey, or it initiates/originates/informs for them a reminder/remembrance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
3 kur'anen bir Kur'ân (olarak) قُرْانًا قرا
4 arabiyyen arabiyyen عَرَبِيًّا عرب
5 ve sarrafna ve sarflaştırdık وَصَرَّفْنَا صرف
6 fihi onda فِيهِ -
7 mine مِنَ -
8 l-veiydi vaatten الْوَعِيدِ وعد
9 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
10 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
11 ev ya da أَوْ -
12 yuhdisu hadis eder يُحْدِثُ حدث
13 lehum onlara لَهُمْ -
14 zikran bir zikir ذِكْرًا ذكر

Notlar

Not 1: *Kur'ân'ı.**Kur'ân'da.***Başlarına gelecek olandan.****Arşta Rabbimize verdiğimiz sözü hatırlatır.

Ayet 114

2460|20|114|فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِٱلْقُرْءَانِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَىٰٓ إِلَيْكَ وَحْيُهُۥ وَقُل رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًا
2460|20|114|فتعلي الله الملك الحق ولا تعجل بالقران من قبل ان يقضي اليك وحيه وقل رب زدني علما
114. Fe teâlallâhul melikul hak(hakku), ve lâ ta’cel bil kur’âni min kabli en yukdâ ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidnî ılmâ(ılmen).
Öyle ki yücelmiştir Allah; Melik’tir96; Hakk’tır1114; ve acele etme Kur’ân’a850 önceden ki tamamlanır sana vahy603 edilmesi onun*; ve de ki: "Rabbim! Ziyade et bana bir ilmi."
Ahmed Samira: 114 So high, mighty, exalted and dignified (is) God the owner/possessor/king, the truth , and do not hurry/hasten with the Koran from before that its transmission/revelation be carried out/executed to you, and say: "My Lord increase me knowledge."

Notlar

Not 1: *Kur’ân’ın.

Ayet 115

2461|20|115|وَلَقَدْ عَهِدْنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِىَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُۥ عَزْمًا
2461|20|115|ولقد عهدنا الي ادم من قبل فنسي ولم نجد له عزما
115. Ve lekad ahidnâ ilâ âdeme min kablu fe nesîye ve lem necid lehu azmâ(azmen).
Ve ant olsun ahit* yapmıştık Âdem'e** önceden; öyle ki unuttu*** ve asla bulmadık onda*** bir azim.
Ahmed Samira: 115 And We had promised/recommended to Adam from before so he forgot, and We did not find decisiveness/determination for him.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ahidna ahit vermiştik عَهِدْنَا عهد
3 ila إِلَىٰ -
4 ademe Adem'e ادَمَ -
5 min مِنْ -
6 kablu önceden قَبْلُ قبل
7 fenesiye öyle ki unuttu فَنَسِيَ نسي
8 velem ve asla وَلَمْ -
9 necid bulmadık نَجِدْ وجد
10 lehu onda لَهُ -
11 azmen bir azim عَزْمًا عزم

Notlar

Not 1: *Misak, antlaşma. **Önceki bedenlerimize. İlk cennet evreninde bulunan bedenlerimizdeki bilinçlerimize. Âdem insan demektir. ***Âdem'de. İnsan olarak bizler ilk cennetten azimli olmadığımız için, unutkan olduğumuz için kovulduk. Ancak hemen tevbe ettik. Rabbimiz tevbemizi kabul buyurdu. Şu an daha alçak bir evrende iblîs ve zürriyetiyle 2. round sınavımız devam etmektedir.

Ayet 116

2462|20|116|وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ
2462|20|116|واذ قلنا للمليكه اسجدوا لادم فسجدوا الا ابليس ابي
116. Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ.
Ve dediğimiz zaman meleklere48 secde70 edin Âdem'e50; öyle ki secde70 ettiler; ancak iblîs190 reddetti/geri çevirdi.
Ahmed Samira: 116 And when We said to the angels: "Prostrate to Adam." So they prostrated except Satan/Iblis refused/hated.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 kulna dediğimiz zaman قُلْنَا قول
3 lilmelaiketi meleklere لِلْمَلَائِكَةِ ملك
4 scudu secde edin اسْجُدُوا سجد
5 liademe Adem'e لِادَمَ -
6 fesecedu öyle ki secde ettiler فَسَجَدُوا سجد
7 illa ancak إِلَّا -
8 iblise İblis إِبْلِيسَ -
9 eba reddetti/geri çevirdi أَبَىٰ ابي

Ayet 117

2463|20|117|فَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلْجَنَّةِ فَتَشْقَىٰٓ
2463|20|117|فقلنا يادم ان هذا عدو لك ولزوجك فلا يخرجنكما من الجنه فتشقي
117. Fe kulnâ yâ âdemu inne hâzâ aduvvun leke ve li zevcike fe lâ yuhricennekumâ minel cenneti fe teşkâ.
Öyle ki dedik: "Ey Âdem50! Doğrusu bu* bir düşmandır sana ve eşine; öyle ki çıkarmasın ikinizi cennetten1115; öyle ki perişan/mutsuz olursun."
Ahmed Samira: 117 So We said: "You Adam, that (E) that (is) an enemy for you and to your wife/spouse, so let him not bring you (B) out from the Paradise, so you (will) be miserable/unhappy."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekulna öyle ki dedik فَقُلْنَا قول
2 ya ademu Ey Âdem يَا ادَمُ -
3 inne doğrusu إِنَّ -
4 haza bu هَٰذَا -
5 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
6 leke sana لَكَ -
7 velizevcike ve eşine وَلِزَوْجِكَ زوج
8 fela öyle ki فَلَا -
9 yuhricennekuma çıkarmasın ikinizi يُخْرِجَنَّكُمَا خرج
10 mine مِنَ -
11 l-cenneti cennetten الْجَنَّةِ جنن
12 feteşka öyle ki perişan/mutsuz olursun فَتَشْقَىٰ شقو

Notlar

Not 1: *İblîs.

Ayet 118

2464|20|118|إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ
2464|20|118|ان لك الا تجوع فيها ولا تعري
118. İnne leke ellâ tecûa fîhâ ve lâ ta’râ.
Doğrusu sana* ki acıkmazsın orada**; ve çıplak olmazsın/kalmazsın.
Ahmed Samira: 118 That (E) for you, that you do not starve/be hungry in it, and nor naked/obscenely harmed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 leke sana لَكَ -
3 ella ki أَلَّا -
4 tecua acıkmazsın تَجُوعَ جوع
5 fiha orada فِيهَا -
6 ve la ve وَلَا -
7 tea'ra çıplak olmazsın تَعْرَىٰ عري

Notlar

Not 1: *Âdem.**Cennette.

Ayet 119

2465|20|119|وَأَنَّكَ لَا تَظْمَؤُا۟ فِيهَا وَلَا تَضْحَىٰ
2465|20|119|وانك لا تظموا فيها ولا تضحي
119. Ve enneke lâ tazmeu fîhâ ve lâ tadhâ.
Ve ki sen susamazsın orada* ve kavrulmazsın**.
Ahmed Samira: 119 And that you do not be thirsty in it, and nor sun stricken/uncovered

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enneke ve ki sen وَأَنَّكَ -
2 la لَا -
3 tezmeu susamazsın تَظْمَأُ ظما
4 fiha orada فِيهَا -
5 ve la ve وَلَا -
6 tedha kavrulmazsın تَضْحَىٰ ضحو

Notlar

Not 1: *Cennet.**Bir yıldızdan çıkan ışıma/ışık nedeniyle derinin yanması, kavrulması. Dünya için Güneş. Başka bir gezegen için kendi yıldızı.

Ayet 120

2466|20|120|فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ ٱلشَّيْطَٰنُ قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَىٰ شَجَرَةِ ٱلْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَىٰ
2466|20|120|فوسوس اليه الشيطن قال يادم هل ادلك علي شجره الخلد وملك لا يبلي
120. Fe vesvese ileyhiş şeytânu kâle yâ âdemu hel edulluke alâ şeceretil huldi ve mulkin lâ yeblâ.
Öyle ki vesvese verdi* ona** doğru şeytân29; dedi***: "Ey Âdem! Kılavuz olayım mı sana ölümsüzlük ağacına691 karşı; ve bir mülke (ki) belalanmaz256?"
Ahmed Samira: 120 So the devil inspired and talked to him, he said: "You Adam, do I guide you on (to) the immortality’s/eternity’s tree, and possession and free will/kingdom (that) does not wear out?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fevesvese öyle ki vesvese verdi فَوَسْوَسَ وسوس
2 ileyhi ona doğru إِلَيْهِ -
3 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
4 kale dedi قَالَ قول
5 ya ademu ey Âdem يَا ادَمُ -
6 hel mi? هَلْ -
7 edulluke kılavuz olayım mı sana أَدُلُّكَ دلل
8 ala عَلَىٰ -
9 şecerati ağacına karşı شَجَرَةِ شجر
10 l-huldi ölümsüzlük الْخُلْدِ خلد
11 ve mulkin ve mülk وَمُلْكٍ ملك
12 la لَا -
13 yebla belalanmaz يَبْلَىٰ بلو

Notlar

Not 1: *Şeytân kendi paralel cennetinden Âdem'in yani bizlerin bulunduğu ilk cennet evrenine vesvese vermektedir. **Âdem'e.***Şeytân.

Ayet 121

2467|20|121|فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ
2467|20|121|فاكلا منها فبدت لهما سوتهما وطفقا يخصفان عليهما من ورق الجنه وعصي ادم ربه فغوي
121. Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.
Öyle ki yedi ikisi* ondan**; öyle ki ortaya çıkıp göründü ikisine kötülükleri***; ve hemen başladı ikisi ilmikleyip/bağlayıp örtmeye üstlerini cennet1115 varağından/yaprağından; ve asileşti1081 Âdem50 Rabbine4; öyle ki saptı/şaşırdı.
Ahmed Samira: 121 So they ate from it, so their (B)’s shameful genital private parts to be covered appeared to them (B), and they (B) started and continued (to) stick (B) on them (B) from the Paradise’s leaves , and Adam disobeyed his Lord, so he was misguided/failed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feekela öyle ki yedi ikisi فَأَكَلَا اكل
2 minha ondan مِنْهَا -
3 febedet öyle ki ortaya çıkıp göründü فَبَدَتْ بدو
4 lehuma o ikisine لَهُمَا -
5 sev'atuhuma kötülükleri ikisini سَوْاتُهُمَا سوا
6 ve tafika ve hemen başlası ikisi وَطَفِقَا طفق
7 yehsifani ilmikleyip/bağlayıp örttü ikisi يَخْصِفَانِ خصف
8 aleyhima üstlerini عَلَيْهِمَا -
9 min مِنْ -
10 veraki varağından/yaprağından وَرَقِ ورق
11 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
12 ve asa ve asi oldu وَعَصَىٰ عصي
13 ademu Âdem ادَمُ -
14 rabbehu Rabbine رَبَّهُ ربب
15 fe gava öyle ki saptı/şaşırdı فَغَوَىٰ غوي

Notlar

Not 1: *Âdem ve zevcesi (erkek ve kadın insanlar); hepimiz.**Ölümsüzlük ağacından.***Cinsel organ bölgeleri.

Ayet 122

2468|20|122|ثُمَّ ٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ
2468|20|122|ثم اجتبه ربه فتاب عليه وهدي
122. Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.
Sonra seçti* onu** Rabbi4; öyle ki tevbe33 etti üzerine***; ve doğru yola kılavuzladı.
Ahmed Samira: 122 Then His Lord chose/purified him, so He forgave on him, and guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 ctebahu seçti onu اجْتَبَاهُ جبي
3 rabbuhu Rabbi رَبُّهُ ربب
4 fe tabe öyle ki tevbe etti فَتَابَ توب
5 aleyhi üzerine (Âdem’in) عَلَيْهِ -
6 ve heda ve doğru yola kılavuzladı وَهَدَىٰ هدي

Notlar

Not 1: *İblîse karşı seçti, tercih etti. Rabbimiz erkekli kadınlı tüm insanları iblîse karşı tercih etmiştir. **Âdem'i.***Âdem’in.

Ayet 123

2469|20|123|قَالَ ٱهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًۢا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَاىَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَىٰ
2469|20|123|قال اهبطا منها جميعا بعضكم لبعض عدو فاما ياتينكم مني هدي فمن اتبع هداي فلا يضل ولا يشقي
123. Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
Dedi*: "İnin ikiniz** aşağıya oradan topluca***; bir kısmınız*** bir kısma*** bir düşman (olarak); öyle ki ne zaman geldi sizlere*** benden bir doğru yola kılavuz****; öyle ki kim tabi oldu doğru yola kılavuzuma*****; öyle ki dalalete128 düşmez; ve perişan/mutsuz olmaz."
Ahmed Samira: 123 He said: "You (B) descend/drop from it all together , some of you to some (you are to each other) an enemy, so when guidance from Me comes to you, so who followed My guidance, so he does not become misguided and nor become miserable/unhappy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 hbita inin ikiniz aşağıya اهْبِطَا هبط
3 minha oradan مِنْهَا -
4 cemian topluca جَمِيعًا جمع
5 bea'dukum bir kısmınız بَعْضُكُمْ بعض
6 libea'din bir kısma لِبَعْضٍ بعض
7 aduvvun bir düşman (olarak) عَدُوٌّ عدو
8 feimma öyle ki ne zaman فَإِمَّا -
9 ye'tiyennekum geldi sizlere يَأْتِيَنَّكُمْ اتي
10 minni benden مِنِّي -
11 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
12 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
13 ttebea tabi oldu اتَّبَعَ تبع
14 hudaye doğru yola kılavuzuma هُدَايَ هدي
15 fela öyle ki فَلَا -
16 yedillu dalalete düşmez يَضِلُّ ضلل
17 ve la ve وَلَا -
18 yeşka perişan/mutsuz olmaz يَشْقَىٰ شقو

Notlar

Not 1: *Allah.**Âdem ve zevcesi (erkek ve kadın insanlar); hepimiz.***Muhatap tüm insanlar olmuştur. ****Kutsal kitaplar. Sadece kutsal kitaplar.*****Kutsal kitaplarıma. Sadece kutsal kitaplarıma.

Ayet 124

2470|20|124|وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَعْمَىٰ
2470|20|124|ومن اعرض عن ذكري فان له معيشه ضنكا ونحشره يوم القيمه اعمي
124. Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim yüz çevirdi/kaçındı zikrimden78*; öyle ki doğrusu onadır dar/zor/zayıf/sefil bir yaşam; ve haşrederiz556 onu kıyamet günü148 âmâ (olarak).
Ahmed Samira: 124 And who objected/turned away from My remembrance/reminder, so then for him (is a) narrow tight/weak life/livelihood , and We gather him (on) the Resurrection Day blind/confused .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 ea'rade yüz çevirdi/kaçındı أَعْرَضَ عرض
3 an عَنْ -
4 zikri zikrimden ذِكْرِي ذكر
5 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
6 lehu onadır لَهُ -
7 meiyşeten bir yaşam مَعِيشَةً عيش
8 danken dar/zor/zayıf/sefil ضَنْكًا ضنك
9 ve nehşuruhu ve hasrederiz onu وَنَحْشُرُهُ حشر
10 yevme günü يَوْمَ يوم
11 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
12 ea'ma âmâ (olarak) أَعْمَىٰ عمي

Notlar

Not 1: *Sadece kutsal kitaplar demeyip onlardan yüz çevirenler.

Ayet 125

2471|20|125|قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِىٓ أَعْمَىٰ وَقَدْ كُنتُ بَصِيرًا
2471|20|125|قال رب لم حشرتني اعمي وقد كنت بصيرا
125. Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran).
Dedi*: "Rabbim! Niçin haşrettin556 beni âmâ (olarak) ve muhakkak olmuştum bir gören?"
Ahmed Samira: 125 He said: "My Lord why (have) you gathered me blind/confused and I had been seeing/understanding ?"221

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 lime niçin لِمَ -
4 haşerteni haşrettin beni حَشَرْتَنِي حشر
5 ea'ma âmâ (olarak) أَعْمَىٰ عمي
6 vekad ve muhakkak وَقَدْ -
7 kuntu olmuştum كُنْتُ كون
8 besiran bir gören بَصِيرًا بصر

Notlar

Not 1: *Rahmân'ın ayetlerini unutan kimse.

Ayet 126

2472|20|126|قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتْكَ ءَايَٰتُنَا فَنَسِيتَهَا وَكَذَٰلِكَ ٱلْيَوْمَ تُنسَىٰ
2472|20|126|قال كذلك اتتك ايتنا فنسيتها وكذلك اليوم تنسي
126. Kâle kezâlike etetke âyâtunâ fe nesîtehâ, ve kezâlikel yevme tunsâ.
Dedi*: "İşte böyledir; gelmişti sana ayetlerimiz1027; öyle ki unuttun1116 onu**; ve işte böyledir; bugün unutulursun."
Ahmed Samira: 126 He said: "Like that, Our verses/evidences/signs came to you so you forgot it, and like that today you be forgotten."

Notlar

Not 1: *Dedi.**Ayeti.

Ayet 127

2473|20|127|وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى مَنْ أَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنۢ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبْقَىٰٓ
2473|20|127|وكذلك نجزي من اسرف ولم يومن بايت ربه ولعذاب الاخره اشد وابقي
127. Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yu’min bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ.
Ve işte böyledir; cezalandırırız63 kimseyi (ki) israf463 etti; ve asla iman47 etmiyordu Rabbinin4 ayetlerine1027; ve mutlak ki azabı ahiretin daha şiddetlidir ve daha bakidir.
Ahmed Samira: 127 And like that We reimburse who extravagated/exceeded the limit, and did not believe with his Lord’s verses/evidences , and the end’s (other life’s) torture (E) (is) stronger (severer) and more lasting (everlasting) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
3 men kimseyi مَنْ -
4 esrafe israf etti أَسْرَفَ سرف
5 velem ve asla وَلَمْ -
6 yu'min iman etmiyordu يُؤْمِنْ امن
7 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
8 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
9 veleazabu ve mutlak ki azabı وَلَعَذَابُ عذب
10 l-ahirati ahiretin الْاخِرَةِ اخر
11 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
12 ve ebka ve daha bakidir وَأَبْقَىٰ بقي

Ayet 128

2474|20|128|أَفَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَٰكِنِهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ
2474|20|128|افلم يهد لهم كم اهلكنا قبلهم من القرون يمشون في مسكنهم ان في ذلك لايت لاولي النهي
128. E fe lem yehdi lehum kem ehleknâ kablehum minel kurûni yemşûne fî mesâkinihim, inne fî zâlike le âyâtin li ulîn nuhâ.
Öyle ki hiç kılavuzlamaz192 mı onları (ki) nicelerini helak ettik onlardan önce; karınlardan* (ki) dolaşıyorlardı onların meskenlerinde; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237 nuhâ1117 sahipleri için.
Ahmed Samira: 128 Did He not guide to them how many from the generations/peoples of eras before them We made die/destroyed , they walk in their residences, that (E) in that (are) verses/evidences/signs (E) to (owners) of the minds/reasoning powers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efelem öyle ki hiç أَفَلَمْ -
2 yehdi doğru yola kılavuzlamaz mı يَهْدِ هدي
3 lehum onları لَهُمْ -
4 kem nicelerini كَمْ -
5 ehlekna helak ettik أَهْلَكْنَا هلك
6 kablehum onardan önce قَبْلَهُمْ قبل
7 mine مِنَ -
8 l-kuruni karınlardan الْقُرُونِ قرن
9 yemşune yürüyorlardı يَمْشُونَ مشي
10 fi فِي -
11 mesakinihim onların meskenlerinde مَسَاكِنِهِمْ سكن
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 fi فِي -
14 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
15 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
16 liuli sahipleri için لِأُولِي اول
17 n-nuha nuhâ النُّهَىٰ نهي

Notlar

Not 1: *Nesillerden.

Ayet 129

2475|20|129|وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى
2475|20|129|ولولا كلمه سبقت من ربك لكان لزاما واجل مسمي
129. Ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kâne lizâmen ve ecelun musemmâ(musemmen).
Ve şayet bir kelime* öncelenmeseydi (senin) Rabbinden4; mutlak olmuştu bir lazım gelen** ve belirlenmiş bir ecel.
Ahmed Samira: 129 And was it not for a word/sermon preceded from your Lord, (it) would have been necessity/obligation and (a) named/identified term/time.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla ve şayet وَلَوْلَا -
2 kelimetun bir kelime كَلِمَةٌ كلم
3 sebekat öncelenmeseydi سَبَقَتْ سبق
4 min مِنْ -
5 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
6 lekane mutlak olmuştu لَكَانَ كون
7 lizamen bir lazım gelen لِزَامًا لزم
8 ve ecelun ve bir ecel وَأَجَلٌ اجل
9 musemmen belirlenmiş مُسَمًّى سمو

Notlar

Not 1: *Söz, kelam.**Gereği yerine getirilen.

Ayet 130

2476|20|130|فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ ءَانَآئِ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَىٰ
2476|20|130|فاصبر علي ما يقولون وسبح بحمد ربك قبل طلوع الشمس وقبل غروبها ومن اناي اليل فسبح واطراف النهار لعلك ترضي
130. Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kable gurûbihâ, ve min ânâil leyli fe sebbih ve etrâfen nehâri lealleke terdâ.
Öyle ki sabret51 üzerine ne derler onlar; ve tesbih31 et hamd3 ile Rabbini4; Güneş’in doğuşu öncesi; ve batışı öncesi onun*; ve gece171 vakitlerinden; öyle ki tesbih31 et; ve taraflarında/etrafında gündüzün170; belki sen razı olursun.
Ahmed Samira: 130 So you be patient on what they say, and praise/glorify with your Lord’s praise/gratitude/thanks, before the sun’s ascent/rising, and before its decline/setting , and from the night’s hours so praise/glorify, and the daytime’s ends/edges, maybe/perhaps you accept/approve.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fesbir öyle ki sabret فَاصْبِرْ صبر
2 ala üzerine عَلَىٰ -
3 ma ne مَا -
4 yekulune derler onlar يَقُولُونَ قول
5 ve sebbih ve tesbih et وَسَبِّحْ سبح
6 bihamdi hamd ile بِحَمْدِ حمد
7 rabbike Rabbini رَبِّكَ ربب
8 kable öncesi قَبْلَ قبل
9 tului doğuşu طُلُوعِ طلع
10 ş-şemsi Güneş’in الشَّمْسِ شمس
11 ve kable ve öncesi وَقَبْلَ قبل
12 gurubiha batışı onun غُرُوبِهَا غرب
13 ve min ve وَمِنْ -
14 ana'i vakitlerinden انَاءِ اني
15 l-leyli gece اللَّيْلِ ليل
16 fe sebbih öyle ki tesbih et فَسَبِّحْ سبح
17 veetrafe ve taraflarında/etfarında وَأَطْرَافَ طرف
18 n-nehari gündüzün النَّهَارِ نهر
19 lealleke belki sen لَعَلَّكَ -
20 terda razı olursun تَرْضَىٰ رضو

Notlar

Not 1: *Güneş'in.

Ayet 131

2477|20|131|وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
2477|20|131|ولا تمدن عينيك الي ما متعنا به ازوجا منهم زهره الحيوه الدنيا لنفتنهم فيه ورزق ربك خير وابقي
131. Ve lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ mettâ’nâ bihî ezvâcen minhum zehretel hayâtid dunyâ li neftinehum fîh(fîhi), ve rızku rabbike hayrun ve ebkâ.
Ve uzatma* iki gözünü kendisiyle metalandırdığımıza54 doğru; zevcelerdir** onlardan (ki) parıldamasıdır dünya hayatının; fitnelendirmemiz332 içindir onda**; ve rızkı (senin) Rabbinin4 bir hayırdır ve daha bakidir.
Ahmed Samira: 131 And do not extend/spread your two eyes to what We gave long life/made enjoy with it (to) spouses/couples from them, the life the present’s/worldly life’s flower/splendor , to test them in it, and your Lord’s provision (is) better and more lasting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 temuddenne uzatma تَمُدَّنَّ مدد
3 ayneyke iki gözünü عَيْنَيْكَ عين
4 ila doğru إِلَىٰ -
5 ma şeylere مَا -
6 mettea'na mtalandırdığımıza مَتَّعْنَا متع
7 bihi kendisiyle بِهِ -
8 ezvacen çiftlere/eşlere أَزْوَاجًا زوج
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 zehrate parıldaması زَهْرَةَ زهر
11 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
12 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
13 lineftinehum fitnelendirmek için لِنَفْتِنَهُمْ فتن
14 fihi onda فِيهِ -
15 ve rizku ve rızkı وَرِزْقُ رزق
16 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
17 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
18 ve ebka ve daha bakidir وَأَبْقَىٰ بقي

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed. Bu emir hepimizedir. Başka insanların parıltılı dünya hayatından kazandıkları bizi ilgilendirmemelidir.**Eşler. Metaların yani dünya hayatında faydalanılan şeylerin de eşler (çift çift) halinde olduğunu anlarız. ***Metada, meta içinde. Metanın yani dünya hayatında verilen parıltılı çiftler/eşlerin fitnelendirmek için olduğu apaçık bildirilir.

Ayet 132

2478|20|132|وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ
2478|20|132|وامر اهلك بالصلوه واصطبر عليها لا نسلك رزقا نحن نرزقك والعقبه للتقوي
132. Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuk(nerzukuke), vel âkıbetu lit takvâ.
Ve emret200 ahaline568 salâtı5; ve bağlan sabırla51 ona*; sual etmeyiz** sana bir rızık; biz rızıklandırırız seni; ve akıbet892 takvalılaradır21.
Ahmed Samira: 132 And order/command your family/people with the prayers and endure patience on it, We do not ask/question you (for) a provision/means of livelihood , We provide for you, and the end (result is) to the fear and obedience (of God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve'mur ve emret وَأْمُرْ امر
2 ehleke ahaline/halkına أَهْلَكَ اهل
3 bis-salati salatı بِالصَّلَاةِ صلو
4 vestabir ve bağlan sabırla وَاصْطَبِرْ صبر
5 aleyha ona (salata) عَلَيْهَا -
6 la لَا -
7 neseluke sormayız sana نَسْأَلُكَ سال
8 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
9 nehnu biz نَحْنُ -
10 nerzukuke rızıklandırırız seni نَرْزُقُكَ رزق
11 vel'aakibetu ve akıbet/son وَالْعَاقِبَةُ عقب
12 littekva takvalılaradır/sakınanlaradır لِلتَّقْوَىٰ وقي

Notlar

Not 1: *Salâta.**Sormayız.

Ayet 133

2479|20|133|وَقَالُوا۟ لَوْلَا يَأْتِينَا بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّهِۦٓ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ
2479|20|133|وقالوا لولا ياتينا بايه من ربه اولم تاتهم بينه ما في الصحف الاولي
133. Ve kâlû lev lâ ye’tînâ bi âyetin min rabbih(rabbihî), e ve lem te’tihim beyyinetu mâ fîs suhufil ûlâ.
Ve dediler*: "Oysa gelmez** bize bir ayetle (kendi) Rabbinden4"; ve hiç gelmez*** mi onlara beyanat620 evvelki sahifelerdeki?
Ahmed Samira: 133 And they said: "If only, he comes/brings to us with a verse/evidence/sign from his Lord." Did not an evidence (of) what is in the written leaves/sheets/pages (books/scriptures) the first/beginning come to them?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 levla oysa لَوْلَا -
3 ye'tina gelmez mi bizlere يَأْتِينَا اتي
4 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
5 min مِنْ -
6 rabbihi (onun) Rabbinden رَبِّهِ ربب
7 evelem ve hiç أَوَلَمْ -
8 te'tihim gelmez m تَأْتِهِمْ اتي
9 beyyinetu beyanat بَيِّنَةُ بين
10 ma مَا -
11 fi فِي -
12 s-suhufi sahifelerde الصُّحُفِ صحف
13 l-ula evvelki الْأُولَىٰ اول

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed'in kavmi.**Nebi ve resûl Muhammed.***Geniş zaman. Hiç gelmiyor muydu? Hiç gelmeyecek mi? Daha önce gelmiş olan beyanatlar ve gelmeye de devam eder.

Ayet 134

2480|20|134|وَلَوْ أَنَّآ أَهْلَكْنَٰهُم بِعَذَابٍ مِّن قَبْلِهِۦ لَقَالُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ مِن قَبْلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخْزَىٰ
2480|20|134|ولو انا اهلكنهم بعذاب من قبله لقالوا ربنا لولا ارسلت الينا رسولا فنتبع ايتك من قبل ان نذل ونخزي
134. Ve lev ennâ ehleknâhum bi azâbin min kablihî le kâlû rabbenâ lev lâ erselte ileynâ resûlen fe nettebia âyâtike min kabli en nezille ve nahzâ.
Ve şayet ki biz helak etseydik onları bir azapla ondan önce; mutlak derlerdi: "Rabbimiz4! Oysa gönderseydin bizlere bir resûl418; öyle ki tabi olurduk ayetlerine454 (senin) önceden ki (olmadan) zillete452 düşeriz ve hizyete1118 düşeriz"
Ahmed Samira: 134 And if that (E) We destroyed/made them die with torture from before it, they would have said: "Our Lord, if only you sent to us a messenger, so we follow your signs/verses/evidences, from before that we humiliate/disgrace, and we shame/scandalize (ourselves)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 enna ki biz أَنَّا -
3 ehleknahum helak etseydik onları أَهْلَكْنَاهُمْ هلك
4 biazabin bir azapla بِعَذَابٍ عذب
5 min مِنْ -
6 kablihi ondan önce قَبْلِهِ قبل
7 lekalu mutlak derlerdi لَقَالُوا قول
8 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
9 levla oysa لَوْلَا -
10 erselte gönderseydin أَرْسَلْتَ رسل
11 ileyna bizlere إِلَيْنَا -
12 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
13 fenettebia öyle ki tabi olur (-duk) فَنَتَّبِعَ تبع
14 ayatike ayetlerine (senin) ايَاتِكَ ايي
15 min مِنْ -
16 kabli önceden قَبْلِ قبل
17 en ki (olmadan) أَنْ -
18 nezille zillete düşeriz نَذِلَّ ذلل
19 ve nehza ve hizyete düşeriz وَنَخْزَىٰ خزي

Ayet 135

2481|20|135|قُلْ كُلٌّ مُّتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُوا۟ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ أَصْحَٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِىِّ وَمَنِ ٱهْتَدَىٰ
2481|20|135|قل كل متربص فتربصوا فستعلمون من اصحب الصرط السوي ومن اهتدي
135. Kul kullun muterebbisun fe terabbesû, fe se ta’lemûne men ashâbus sırâtıs seviyyi ve menihtedâ.
De ki: "Her biri bir gözetleyendir; öyle ki gözetleyin; öyle ki bileceksiniz kimdir düzgün yolun ashâbı194; ve kim kılavuzlandı192."
Ahmed Samira: 135 Say: "Each/all (is) waiting/remaining , so wait/remain , so you will know who (are) the road’s/way’s the straight/just owners/company , and who was guided."222

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 kullun her bir كُلٌّ كلل
3 muterabbisun bir gözetleyendir مُتَرَبِّصٌ ربص
4 feterabbesu öyle ki gözetleyin فَتَرَبَّصُوا ربص
5 fesetea'lemune öyle ki bileceksiniz فَسَتَعْلَمُونَ علم
6 men kimdir مَنْ -
7 eshabu ashâbı أَصْحَابُ صحب
8 s-sirati yolun الصِّرَاطِ صرط
9 s-seviyyi düzgün/seviyeli السَّوِيِّ سوي
10 ve meni ve kim وَمَنِ -
11 hteda doğru yola kılavuzlandı اهْتَدَىٰ هدي